# Türkçenin Karanlık Günleri - Necmettin Hacıeminoğlu Kitap özeti, konusu ve incelemesi

> Türkçenin Karanlık Günleri kimin eseri? Türkçenin Karanlık Günleri kitabının yazarı kimdir? Türkçenin Karanlık Günleri konusu ve anafikri nedir? Türkçenin Karanlık Günleri kitabı ne anlatıyor? Türkçenin Karanlık Günleri PDF indirme linki var mı?  Türkçenin Karanlık Günleri kitabının yazarı Necmettin Hacıeminoğlu kimdir? İşte Türkçenin Karanlık Günleri kitabı özeti, sözleri, yorumları ve incelemesi...

- Kaynak: Mardin Life
- URL: https://www.mardinlife.com/kitap/turkcenin-karanlik-gunleri-necmettin-hacieminoglu-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi
- Dil: tr-TR
- Yayın tarihi: 2023-01-20T09:00:12+03:00
- Güncelleme: 2023-01-20T09:00:12+03:00
- Yazar: Mardin Life
- Kategori: Kitap
- Görsel: https://cdn.mardinlife.com/2023/01/20/necmettin-hacieminoglu-kimdir-necmettin-hacieminoglu-kitaplari-ve-sozleri-380433.jpg

Kitap Künyesi
 Yazar: Necmettin Hacıeminoğlu 
 Yayın Evi: Türk Edebiyat Vakfı Yayınları 
 İSBN: 9789757594871 
 Sayfa Sayısı: 164 
--reklam--
Türkçenin Karanlık Günleri Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Macaristan ortalarından başlayıp Çin içlerine... Balkanlar'dan kalkıp Sibirya steplerine... 

Kırım'dan hareketle Kudüs, Mısır, Yemen ve tâ Cezayir'e kadar uzayıp giden, milyonlarca kilometre karelik bir alanda konuşulan ve anlaşılan bir dildi Türkçe. Hem de daha düne kadar! 

Sadeleştirme bahanesiyle bu güzelim dil tam bir soykırıma uğratıldı. Hiçbir dile reva görülmeyen katliam bu dile en amansız bir şekilde tatbik edildi. 

Bir millet dili oldukça vardır. Uydurma dilli bir millet, millet olamaz. Tarihten silinmeye mahkûmdur öyleleri. 

Bu eser Türkçe'ye kurulan tuzakları ortaya çıkaran ve ne yapmamız gerektiğini aydınlatan ciddî ve ilmî çalışmadır.
Türkçenin Karanlık Günleri Alıntıları - Sözleri
Nitekim, tarih göstermiştir ki bir milletin kurmuş olduğu devlet yıkılabilir, oturduğu vatan elinden alınabilir, fakat dili yaşıyorsa, o millet dağılmamıştır, kaybolmamıştır, ayaktadır.
.
 Fakat, Türk milletinin asırlardan beri işlediği ve bugünkü olgun hale getirdiği Türkçeyi yıkmak isteyenleri milli vicdan affetmeyecektir. Çünkü bu hareket, şu veya bu yabancı kelimeye değil, aslında milli bütünlüğe indirilmek istenen bir darbedir. Türk milletinin tarihini ancak elli yıl içinde arayanların, milli tarihimize vurmak istedikleri bir «tekme»dir. Türk milletini 36 milyondan ibaretmiş gibi göstermek isteyenlerin ve öyle olmasını temenni eden bedbahtların milli kültürümüze salladığı hoyrat bir çekiçtir.
 Türk milletinin bütünlüğüne kasteden bu kirli eller elbette kırılacaktır.
.
.
 Dilin varlığı, millet bütünlüğünün geleceği için yegane teminattır. Dil yaşadığı müddetçe millet ayaktadır. Türklüğün can düşmanları bunun için milli dilimizi yıkmaya çalışmaktadırlar.
.
.
 Konunun ilgi çekici bir yönü daha var: Son yirmi yıl içinde dilde aşırı özleşmeyi savunan aydın zümresi hiç bir zaman milliyetçi bir grup değildir. Hayat görüşleri, millet, milliyet ve kültür anlayışları bakımından son derece serbest düşünceli, hatta milliyetçilik yerine beynelmilelciliği benimseyen bir kısım aydınların dil konusunda böyle aşırı Türkçeci oluş sebeplerini izah etmek bizce imkansızdır. Hiç bir konuda Türkçü ve milliyetçi olmayan, hatta bu düşüncelere karşı çıkan kimseler dil meselesinde nasıl Türkçeci oluyor, nasıl bir dil ırkçısı kesiliyorlar?
.
.
 İlk olarak Kaşgarlı Mahmut 1072 yılında yazdığı Divanü Lugati't-Türk adlı büyük eseri ile Türk dilinin Arapça kadar zengin bir dil olduğunu, on beşinci yüzyılda da Ali Şir Nevayi Muhakemetü'l-Lugateyn adlı eseri ile Türkçenin Farsçadan daha güzel ve zengin bir dil olduğunu iddia ederek, bunu isbata çalışırlar. Her iki müellif de iddialarını sadece dil sahasına inhisar ettirmekle yetinmeyip, aynı zamanda Türklerin üstün ve ileri bir millet olduklarını da belirtmek suretiyle, bin yıl sonra Atatürk'ün «Ne mutlu Türküm diyene!» «Bir Türk dünyaya bedel!» «Yüksel Türk, senin için yüksekliğin hududu yoktur!» sözleri ile ifade ettiği Türk milliyetçiliği ülküsünün de öncüsü olurlar.
.
" Yüzyıllar boyunca sayısız imparatorluklar kurmuş bir milletin dili, hiç, himayesine aldığı kavimlerin diline esir olabilir mi? "
Yaşayan ve kullanılmakta olan bir kelimenin hüviyetini sormak, soyunu-sopunu araştırmak hiçbir mantıkî delil ile müdafaa edilemez.
.
 Batı dillerinden gelen ve henüz halk tarafından benimsenmemiş olan «komüsyon, delege, personel, kontrol, enformasyon, konsorsiyum, konsumasyon, solist, mönü, seksiyon, sektör, tekstil, protokol, brifing, enstantane, deklerasyon» gibi kelimelere ses çıkarmayıp da, Türk milletinin iliğine işlemiş, ruhuna sinmiş «hayat, ömür, cesaret, vicdan, ahlâk» gibi yüzlerce kelimeyi dilden atmaya kalkışmak önce ahmaklık, sonra barbarlıktır.
.
" Ne yapalım yani?
Nesiller birbirini anlasınlar diye çocuklarımıza ' al yuvarlar, ak yuvarlar ' yerine ' küreyvât-ı hamrâ, küreyvât-ı beyzâ' yı mı öğretelim?
 Dilimiz bu Osmanlı uydurması sözlerle mi zenginleşiyordu? "
Milletinin heyecanını, milletinin zevk ve temayüllerini terennüm etmeyen sanatçı da, beynelmilel bir şöhret olabilir fakat Türk milletinin gönlünde taht kuramaz. Bir Yunus'u, bir de Mevlâna'yı düşününüz. Mevlâna elbette dünya çapındadır. Ama milli değildir. Ya Yunus, ya o "Türkmen Kocası"? İşte o millidir. Türk ruhunu, Türk imanını o dile getirmiştir. Çünkü Türk milletinin dili ile seslenmiştir. Gerçi Yunus bir zirvedir; bu sebeple müstesna sayılabilir. Fakat milletinden kopmamış küçük büyük bütün sanatçılar ölmemiş, unutulmamıştır. Halk onları gönlünde ve zihnin yaşatmıştır.
Türkçenin Karanlık Günleri İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Kitap, Türkçenin son 600 yıldır yaşadığı sorunları dile getiriyor. Üzülerek belirtmem gerekir ki bugüne değin okuduğum en “sığ düşünceli” dil kitabıydı... Yazarın ideolojik saplantıları eserin bilimsel hazinesine bir gölge düşürmüştür. Bir çırpıda Mevlâna’yı bile yeren bir düşünce ile kendi havuzundan birkaç yazarı arşa çıkarıyor. Alfabe hakkındaki görüşleri elle tutulur değil. Tasfiyecilik hakkında sürekli tekrara düşmüş. Tüm bunların yanı sıra 70’lerde “tasfiye tilcikler” olarak düşündüğü/gördüğü “yaşam, onur, yerel, bölgesel vb. “ kelimelerin bugün de dilimizde fazlası ile yer alması da oldukça manidar. (Emin Erdoğan) 
Elbetteki Prof. Dr. Necmettin Hacıeminoğlu Hoca'nın yanında bizlerin esamesi okunmaz lâkin "alfabe devrimi"ni çok acımasızca eleştirmesi kitabını biraz gölgeliyor.

Alfabe devrimi ile Türkçe yeni bir boyuta geçmiştir. Tabii ki sonradan gelen uydurukça kelimeler furyası tam bir rezalettir fakat bu rezalet alfabe devrimi ile yapılmak istenen doğru düşünceyi gölgelemez. (Murat ÇALIK) 
Türkçenin Karanlık Günleri PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Necmettin Hacıeminoğlu - Türkçenin Karanlık Günleri kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Türkçenin Karanlık Günleri PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Necmettin Hacıeminoğlu Kimdir?
1932 yılında Kahramanmaraş’ta doğdu. İlköğrenimini Darende’­nin Aşuda köyünde, orta öğrenimini Darende ve Osmaniye’­de yaptı. 1954 yılında Adana Erkek Lisesi’nden mezun oldu. İstanbul Üniversi­tesi Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü’nü bi­tirdi (1959). Bitlis ve Osmaniye liselerinde öğret­menlik yaptı. 1960 yılında mezun olduğu fakültede asistan, 1963 yılında doktor, 1970 yılında doçent ve 1982 yılında profesör oldu. 1972 yılında Bağdat Üniversitesi’nde Türkçe dersleri verdi. Trakya Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi’nde öğre­tim üyesi oldu. Türk Dili, Türk Yurdu, Türk Kültürü, Töre, Devlet, Hisar ve Türk Edebiyatı dergilerinde, Hergün, Ortadoğu, Tercüman ve Yeni Düşünce gazetelerinde yazıları yayınlandı.
--reklam--
Necmettin Hacıeminoğlu Kitapları - Eserleri
Türkçenin Karanlık Günleri
Yeni Bir Dünya
Milliyetçilik Ülkücülük Aydınlar
Milliyetçi Eğitim Sistemi
Millet Ve Aydınlar
Karahanlı Türkçesi Grameri
Fuzûlî
Edebiyat Tahlilleri
Türk Dilinde Edatlar
Türk Dilinde Yapı Bakımından Fiiller
Kutb'un Husrev ü Şirin'i ve Dil Hususiyetleri
--reklam--
Necmettin Hacıeminoğlu Alıntıları - Sözleri
Ehl-i temkînem meni benzetme ey gül bülbüle
Derde yoh sabrı anun her lâhza min feryâdı var

(Ben temkinliyim, beni bülbüle benzetme ey gül. Onun derde tahammülü yok, her an binlerce feryadı var.) (Fuzûlî)
Ben üçüncü sınıf otellerde daha iyi dinleniyor, daha rahat uyuyorum. Oraların havası bana daha samimî, daha temiz geliyor; yataklarını daha sıcak ve yumuşak buluyorum. Birinci sınıf otellerde bir resmîlik, bir yapmacıklık havası vardır, serbest olamaz insan. O otellerde kendimi, samimî olmadığım yabancı bir evde, sığıntı kabilinden bir bir misafir sanırım. Kısık sesle konuşur, ürkek adımlarla yürür, çekine çekine sual sorarım. Bu resmîlik, bu çekingenlik uykumun içine kadar girer. Rüyalarımda bile soğuk, korkak ve ikiyüzlü bir insan gibi hareket ederim. Oysaki burada evimdeymişim gibi hür, serbest ve rahatım. (Yeni Bir Dünya)
”Ne senden bana rükû,

Ne de benden sana kıyam.

Bundan sonra;

Selamün aleyküm,

Ve aleyküm selam.”(*)

(*) Fuzuli (Fuzûlî)
Birbirine sançılub her yan tenümde ohlarun
Murg-u rûhum kaydına olmuş müretteb bir kafes

(Vücudumdaki oklar tenimde artık yer kalmadığı için - birbirine saplanmaktadır. Böylece, ruhumun kuşunu tutmak için yapılmış bir kafes meydana gelmiştir.) (Fuzûlî)
Milletinin heyecanını, milletinin zevk ve temayüllerini terennüm etmeyen sanatçı da, beynelmilel bir şöhret olabilir fakat Türk milletinin gönlünde taht kuramaz. Bir Yunus'u, bir de Mevlâna'yı düşününüz. Mevlâna elbette dünya çapındadır. Ama milli değildir. Ya Yunus, ya o "Türkmen Kocası"? İşte o millidir. Türk ruhunu, Türk imanını o dile getirmiştir. Çünkü Türk milletinin dili ile seslenmiştir. Gerçi Yunus bir zirvedir; bu sebeple müstesna sayılabilir. Fakat milletinden kopmamış küçük büyük bütün sanatçılar ölmemiş, unutulmamıştır. Halk onları gönlünde ve zihnin yaşatmıştır. (Türkçenin Karanlık Günleri)
" Ne yapalım yani?
Nesiller birbirini anlasınlar diye çocuklarımıza ' al yuvarlar, ak yuvarlar ' yerine ' küreyvât-ı hamrâ, küreyvât-ı beyzâ' yı mı öğretelim?
 Dilimiz bu Osmanlı uydurması sözlerle mi zenginleşiyordu? " (Türkçenin Karanlık Günleri)
"onu, sisli bir sonbahar akşamı, o günlerde çok sevilen 'Kapıldım gidiyorum bahtımın rüzgârına' şarkısını söyliyerek Anadolu'ya uğurladılar..." (Yeni Bir Dünya)
.
 Konunun ilgi çekici bir yönü daha var: Son yirmi yıl içinde dilde aşırı özleşmeyi savunan aydın zümresi hiç bir zaman milliyetçi bir grup değildir. Hayat görüşleri, millet, milliyet ve kültür anlayışları bakımından son derece serbest düşünceli, hatta milliyetçilik yerine beynelmilelciliği benimseyen bir kısım aydınların dil konusunda böyle aşırı Türkçeci oluş sebeplerini izah etmek bizce imkansızdır. Hiç bir konuda Türkçü ve milliyetçi olmayan, hatta bu düşüncelere karşı çıkan kimseler dil meselesinde nasıl Türkçeci oluyor, nasıl bir dil ırkçısı kesiliyorlar?
. (Türkçenin Karanlık Günleri)
Onun için rahmetli Remzi Oğuz Hoca'ya hak veriyorum. Gurbet acısı, sıla ve vatan hasreti bizim alnımızın yazısı olmasaydı, evinden hiç ayrılmamış nice şairlerimiz en güzel gurbet şiirlerini yazabilirler miydi? (Yeni Bir Dünya)
.
 Batı dillerinden gelen ve henüz halk tarafından benimsenmemiş olan «komüsyon, delege, personel, kontrol, enformasyon, konsorsiyum, konsumasyon, solist, mönü, seksiyon, sektör, tekstil, protokol, brifing, enstantane, deklerasyon» gibi kelimelere ses çıkarmayıp da, Türk milletinin iliğine işlemiş, ruhuna sinmiş «hayat, ömür, cesaret, vicdan, ahlâk» gibi yüzlerce kelimeyi dilden atmaya kalkışmak önce ahmaklık, sonra barbarlıktır.
. (Türkçenin Karanlık Günleri)
Kendisine, kusur arayıcı yabancı gözlerin baktığını hisseden insan, bütün huzurunu kaybeder. (Yeni Bir Dünya)
"aslında kendi irademle Mozard ve Beethoven'i beğendiğim halde, bir Itrî'yi, bir Dede'yi inkâr eden zihniyete karşı, ben de onları reddediyorum" (Yeni Bir Dünya)
.
 Fakat, Türk milletinin asırlardan beri işlediği ve bugünkü olgun hale getirdiği Türkçeyi yıkmak isteyenleri milli vicdan affetmeyecektir. Çünkü bu hareket, şu veya bu yabancı kelimeye değil, aslında milli bütünlüğe indirilmek istenen bir darbedir. Türk milletinin tarihini ancak elli yıl içinde arayanların, milli tarihimize vurmak istedikleri bir «tekme»dir. Türk milletini 36 milyondan ibaretmiş gibi göstermek isteyenlerin ve öyle olmasını temenni eden bedbahtların milli kültürümüze salladığı hoyrat bir çekiçtir.
 Türk milletinin bütünlüğüne kasteden bu kirli eller elbette kırılacaktır.
. (Türkçenin Karanlık Günleri)
.
 Dilin varlığı, millet bütünlüğünün geleceği için yegane teminattır. Dil yaşadığı müddetçe millet ayaktadır. Türklüğün can düşmanları bunun için milli dilimizi yıkmaya çalışmaktadırlar.
. (Türkçenin Karanlık Günleri)
Eyle bed-hâlem ki ahvâlüm görende şâd olur
Her kimün kim devr cevrinden dil-i nâ-şâdı var

(Öyle kötü durumdayım ki, zamanın cefasından dolayı gönlü kederli olanlar, benim bu halimi görünce kendi hallerine şükrederek sevinirler.) (Fuzûlî)
Bebek bile, beşiği veya odası değiştirilince uyuyamaz, ağlar durur. Kuşlar da öyle değil mi? Demek ki canlıların en basitinde bile bir yurt sevgisi, bir muhit sevgisi, içgüdü halinde mevcuttur. İnsanda ise bu duygu, şuur ve mana kazanıyor. Canlılarda müşterek olan diğer birçok içgüdüler gibi, vatan sevgisi de insanda gelişiyor, derinleşiyor. Bir meziyet, bir fazilet seviyesine yükseliyor. Bir aşk ve ihtiras halini alıyor. İnsan hayatının mühim gayelerinden biri oluyor. Şehvetten hareket eden insanın, sonra ilâhî aşka kadar yükselebildiği gibi... (Yeni Bir Dünya)
Gezme ey gönlüm gâfil fezâ-yi 'ışkda
Kim bu sahrânun güzer-gehlerde çoh sayyâdı var

(Ey gönlümün kuşu aşkın fezasında gafil gafil gezme. Zira bu sahranın güzergâhında dolaşan çok avcılar vardır.) (Fuzûlî)
" Yüzyıllar boyunca sayısız imparatorluklar kurmuş bir milletin dili, hiç, himayesine aldığı kavimlerin diline esir olabilir mi? " (Türkçenin Karanlık Günleri)
Her çeşit yapmacığın, ve aldatışların tek vasıtası olan ''dil''i aradan çıkararak, yalnız gözlerle konuşmak ve sevişmek... İşte, yalansız, riyasız ve katkısız aşk... (Yeni Bir Dünya)
Yaşayan ve kullanılmakta olan bir kelimenin hüviyetini sormak, soyunu-sopunu araştırmak hiçbir mantıkî delil ile müdafaa edilemez. (Türkçenin Karanlık Günleri)

---
Kaynak: [Mardin Life](https://www.mardinlife.com/kitap/turkcenin-karanlik-gunleri-necmettin-hacieminoglu-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi)