# Türkiye ve Ortodokslar - Aytunç Altındal Kitap özeti, konusu ve incelemesi

> Türkiye ve Ortodokslar kimin eseri? Türkiye ve Ortodokslar kitabının yazarı kimdir? Türkiye ve Ortodokslar konusu ve anafikri nedir? Türkiye ve Ortodokslar kitabı ne anlatıyor? Türkiye ve Ortodokslar PDF indirme linki var mı?  Türkiye ve Ortodokslar kitabının yazarı Aytunç Altındal kimdir? İşte Türkiye ve Ortodokslar kitabı özeti, sözleri, yorumları ve incelemesi...

- Kaynak: Mardin Life
- URL: https://www.mardinlife.com/kitap/turkiye-ve-ortodokslar-aytunc-altindal-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi
- Dil: tr-TR
- Yayın tarihi: 2022-07-05T15:00:11+03:00
- Güncelleme: 2022-07-05T15:00:11+03:00
- Yazar: Mardin Life
- Kategori: Kitap
- Görsel: https://cdn.mardinlife.com/2022/07/05/aytunc-altindal-kimdir-aytunc-altindal-kitaplari-ve-sozleri-262503.jpg

Kitap Künyesi
 Yazar: Aytunç Altındal 
 Yayın Evi: Alfa Yayıncılık 
 İSBN: 9786051066936
 
 Sayfa Sayısı: 300 
--reklam--
Türkiye ve Ortodokslar Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
İlk Hıristiyanlık'la ve kilise babalarıyla derin bir bağlılığı sürdürmeye devam eden Ortodokslar, Osmanlı'da "İstanbul'un fethiyle" başlayan ve Kurtuluş Savaşı'na, oradan günümüze kadar süren önemini korumuştur. XI. yüzyılda Hıristiyan aleminde gerçekleşen ayrılıktan bu yana İstanbul'daki Fener Patrikhanesi onursal önceliğe sahiptir. 

Aytunç Altındal, Türkiye ve Ortodokslar'da, Sovyetler Birliği'nin çökmesinden sonra oluşturulan ve Türkiye'yi hedef alan "Ortodoks İttifakı"nı, Vatikan ile Fener Patrikhanesi arasındaki ilişkileri ve Patrikhane'nin karıştırdığı bazı olayları, Bizans'ı yeniden canlandırma faaliyetlerini ve Cumhuriyet rejimi için hayati önem taşıyan "ekümeniklik" olgusunu gözler önüne seriyor. Çağdaş misyonerlik faaliyetlerinin araçlarından olan "Dinlerarası Diyalog", "İbrahimi Dinlerin Birliği" ve "Hoşgörü/Tolerans" toplantılarının perde arkasına gizlenen karanlık emelleri ayrıntılarıyla açıklanıyor. Ve uyarıyor:

"On yıl önce bu yazılarda öngörülen tehditlerin hepsi günümüzde AB aracılığıyla Türkiye'nin kapısına dayanmış durumda..."
(Tanıtım Bülteninden)
--reklam--
Türkiye ve Ortodokslar Alıntıları - Sözleri
Yalnız Ortodoks dini kurtulacaktır. Yalnız Hristiyan Ortodokslar cennete gideceklerdir. Diğer dinler örneğin, Hristiyan Katolikler, Protestanlar, Budistler, İslamiyet ve bütün diğer dinler, tabi başta Yahudiler, hiçbir din cennete giremeyecektir.
Yunanistan mali yardımını, Ortodoks dininin esaslarına uydurarak ihraç etmektedir. Yeri gelmişken belirtmek gerekiyor ki, Türkiye'yi her fırsatta
"demokrasi yok" diye AB'ye şikayet eden Yunanistan'da da "laiklik" yoktur! Yunanistan'ı, resmi bürokrasisiyle birlikte kilise bürokrasisi yönetmektedir. Yunanistan, İrlanda'yla birlikte AB'ye üye olan, ama "laik olmayan" ülkedir. Türkiye' den her fırsatta laiklik elden gidiyor diye yakınan AB, işine gelmediği için Yunanistan' daki olmayan "laikliği" görmezden gelmektedir.
Türkiye' de sık rastlanan bir talihsizlik vardır. Ortaya çıkan bir kavram bir süre sonra bilir bilmez kişilerce kullanılır ve 'malapropizm' e (yanlış yerde kullanılan kavram) uğrar. Delinin biri kuyuya bir taş atar, sonra kırk akıllı bunu çıkartamaz.
En tipik cihat orduları, Haçlı Seferleri'dir. Bir din ordusu olan Haçlılar, gerçekte cihatı uygulamaktaydılar. Örneğin I.Haçlı Seferi başta din adamları olmak üzere öncelikle Hıristiyan mezheplerinin katılımıyla gerçekleşmişti. Kudüs'ü Müslümanlardan geri alan bu cihat ordusu, Müslümanları kızartarak yemişti!
Yine Müslümanlara atfedilmiş olan el kesme cezasıysa eski bir Yahudi geleneğiydi. Ama en çok Hıristiyanlar tarafından uygulanmıştı. Yahudiler kendilerinin eski Şeriat yasasında var olan bu cezayı uygulamaktan vazgeçmişlerdi. El kesme cezası, Hıristiyanlık tarihine 1.Jüstinyen'le birlikte 6.yüzyılda girmişti. Jüstinyen'in, daha önce sözünü ettiğim Anayasası'nda el keserek cezalandırmaya öngören çeşitli suçlar vardı. Bu şekilde cezalandırılması yasalarla istenmiş olan suçlardan biri hırsızlıktır herhalde diye düşünmüş olabilirsiniz, ama değildir. Bizans'ta hırsızlar kırbaçla dövülürler, sonra hapse atılırlardı. El kesme cezası ise, şaşıracaksınız ama, "İnanç ve Düşünce Suçları" için düşünülmüştü. 1.Jüstinyen'in Anayasası, Corpus Juris Civilis'te, aykırı düşünceleriyle ünlenmiş bir din adamı olan Severus'un eserlerini okumak yasaklanmıştı. Bunları gizlice çoğaltanlarınsa elleri bileklerine kadar kesilmekteydi!.. Rahip Severus, bir dönem Bizans'ta el üstünde tutulmuş ve Monofisit denilen bir mezhep kurmuştu. Bu mezhebin Papalık tarafından tehlikeli görülmesi üzerine Severus mahkum edilmiş, taraftarları da kılıçtan geçirilmişlerdi. Bizans'ta dil kesme, burun kesme cezaları da vardı.
Her zaman Müslümanların üstüne atılmıştır, ama Kutsal Savaş olsun "el kesme" cezası olsun, bu ikisi de Hıristiyan aleminin keşfidir. Evet, yanlış okumuyorsunuz şu ünlü "cihat" fikri, İslamiyet'ten çok önce bizzat Hıristiyanlar tarafından uygulanmıştı!(3) Cihatın başlatıcısı, İstanbul'u ve Bizans'ı kuran I.Konstantin'di. Konstantin tek imparator olabilmek için rakibi Maxentius'u yenmek zorundaydı. Onlardan bir "Din Ordusu" kurmalarını istemiş ve o güne kadar savaşa karşı olduklarını öne sürerek Bizans ordusunda askerlik yapmayı reddeden Bizanslı Hıristiyanlar, İmparator'un emriyle tarihteki ilk Tek-Tanrılı Din Ordusu'nu kurmuşlardı. Böylelikle asker eksikliği çeken Konstantin, mızraklarında kutsal kitaptan sayfalar taşıyan bu askerleriyle rakibini yenerek amacına ulaşmıştı. Mızrakların ucuna kutsal kitaplardan alınma bölümlerin geçirilerek savaş edilmesi fikri de ilk kez işte bu savaşta uygulanmıştı(İS 312). Benzer şekilde cihat, papalar tarafından da defalarca ilan edilmişti.
---------------------
Dipnot: (3)Yine Müslümanların üzerine atılmış olan bir başka suçlama da "Din Değiştirene Ölüm" cezası vermektir. Bu idam cezasının mucidi de 1.Konstantin'di. Yeni Roma'da Hıristiyanlıktan çıkıp Yahudi olanların, din değiştirdikleri için idam edilmeleri tarihte ilk kez Konstantin tarafından yasal hale getirilmişti.
Bizans, tam bir "Polis Devlet"iydi. Yerine ve zamanına göre devlet terörünü uygulamıştı. İmparator II.Basil bu amaçla tam 15.000 Bulgar'ı kör ettirmiş ve kendisine karşı çıkılması halinde isyancıları nasıl cezalandıracağını bu girişimiyle göstermiş ve kanıtlamıştı.
Tarihçi W.H.McNeill, Batı'nın Yükselişi adlı ünlü kitabında çok ilginç bir tespitte bulunmuştur. McNeill'e göre İslamiyet, Türkleri ve Moğolları kendi bünyesine kazanınca, Bizans ve onun temsil ettiği Ortodoks Hıristiyanlığının çöküşü de kaçınılmaz olmuştu.
Türkler ve Moğollar, edindikleri yeni dinlerini yayabilmek için hiçbir engel tanımamakta kararlıydılar. İşte Türklerin İslamiyet' e geçtikleri 9-10.yüzyıllarda Bizans da yaklaşan Türk ve İslam tehditlerine karşı kendisini güçlendirmenin çarelerini ve yollarını aramaktaydı. Öte yandan Roma Kilisesi de Avrupa'da yeni ittifaklar kurarak Bizans'ı sıkıştırmaya ve kendi üstünlüğünü Bizans'a ne pahasına olursa olsun kabul ettirmeye uğraşıyordu.
Ünlü tarihçi Petrac'ın yazdığı gibi, "Türkler düşmandırlar, ama Yunanlılar din fitnecisidirler ve düşman olan Türkler'den bile daha kötüdürler."
Rusların Ortodoksluğa geçmeleriyle, Bizans kuzey bölgelerini bir süre için güvenlik altına almış oldu. Ne var ki Ruslar, Dinyeper Nehri çevresinde yaşayan ve hala Pagan inançlarına bağlı olan halkları kılıç zoruyla Ortodoksluğa kazanmak için büyük kıyımlar yapmaya başladılar. Bu bölgelerde yaşayan halklar 12.yüzyılın başlarında zorla Ortodoks dinine sokuldular.
Yüzyıllar boyunca süren bu mezhepler arası kavgalar, Rus Ortodoksluğunun en belirleyici özelliği olmuştur. Birbirlerine amansızca saldıran bu mezheplerin mensupları kanlı kıyımlar yapmışlardır. Örneğin 17.yüzyılda patlak veren bir mezhepler arası savaşta geleneğe bağlı kalmak isteyen "Eski Müminler" tarikatının üyeleri, bizzat Rus Ortodoks kiliseleri tarafından suçlanmışlar ve işkence edilerek öldürülmüşlerdi.
Bu mezhep ve tarikatın üyeleri o günlere kadar alışageldikleri tarzda, yani gelenekleri gereği, Haç işaretini iki parmaklarını kaldırarak yapmaktaydılar. Ama kilise bunun üç parmağın kaldırılmasıyla yapılması gerektiğini öne sürünce, "Eski Müminler" mezhebini üyeleri, işkencede ölmektense topluca intihar etmeyi yeğlemişlerdi.
İstanbul'un fethi 'Salı' gününe rastladığı için haftanın bu zavallı (!) günü tüm Ortodoks âlemi için 'lanetli gün' olarak tescil edilmiştir. Hiçbir patrik 1453'ten bu yana Salı günü önemli bir karar almaz, gelenek gereği alamaz.
Tek-Tanrılı dinlerde kimin neye inandığı önemli değildi. Önemli olan Monoteizmin Tanrısı'na inanıyor olmak ya da olmamaktı.
--reklam--
Türkiye ve Ortodokslar İncelemesi - Şahsi Yorumlar
--reklam--
Türkiye ve Ortodokslar PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Aytunç Altındal - Türkiye ve Ortodokslar kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Türkiye ve Ortodokslar PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Aytunç Altındal Kimdir?
Aytunç Altındal asıl ismi Aytun Altındal (d. 12 Ocak 1945, Bakırköy, İstanbul), tarih ve politika alanında faaliyet gösteren Çerkez asıllı Türk gazeteci, yazar ve araştırmacı. Dinler, felsefe, gizli örgütler ve sair konularda birçok makale ve kitap yazmıştır.

Öğrenimi

İlkokulu İstanbul'da, ortaokulu Diyarbakır'da (1956) bitirdi. Haydarpaşa, Kabataş ve Pendik liselerinde okuyarak liseyi tamamladı.

Aile Hayatı

Aytunç Altındal'ın babası Cavit Altındal, Beşiktaş kulübünde futbol oynamış aynı zamanda Haysiyet Divanı Başkanlığı yapmıştır. Annesi Fatma hanım ise ev hanımı. Aytunç Altındal, 4 kardeş içinde en küçük olanıdır.

Siyasi Hayatı ve Çalışmaları

Aytunç Altındal 1973 yılında Partizan adlı şiir kitabı nedeniyle 7.5 yıl hapse mahkum oldu ve yurtdışına kaçtı. 1975 yılında İsviçre'de "Marksist Yaklaşımla Türkiye'de Kadın" adlı kitabı çıkardı. 1977'de Havass ve1984'de Süreç yayınlarını kurdu. 1982'ye kadar Süreç dergisini yönetti. Daha sonra 1989'da Zürich'te Modus Vivendi Yayınevi ve Sanat Galerisini yönetti. Yine 1989 yılında Rusya'da Kültür Danışmanlığı görevini yaptı. 1992'de İngiltere Edinburg'da ki International Academy For European and Christian Studies kuruluşunda Project Academic Board (Akademik Proje İdari Heyeti) üyeliğine seçildi. Aynı yıl İngitere'de yayınlanan Three Faces Of Jesus(Üç İsa) adlı kitabı dünya basınında geniş yankı buldu. Daha sonra 1993'de Rusça'ya çevrildi.

1993'te International Society For The Study Of European Ideas (Uluslararası Avrupa Düşünce Çalışmaları Topluluğu) Bilimsel Kuruluna üye oldu. Aynı yıl Avusturya'nın Graz şehrindeki Karl- Franz Üniversitesi tarafından düzenlenen European Seculer Legacy (Avrupa'nın Laik Vasiyeti)adlı uluslararası konferansta Oturum ve Bölüm Başkanlığına seçildi.

1995'te merkezi New York'ta bulunan Carnagie Council On Ethics And International Affairs örgütüne davet edilen, ilk ve tek Türk Konuşmacı oldu.

Aynı sene, New York'ta Birleşmiş Milletler bağlantılı Global Forum Of Spiritual And Parliamentary Leaders Or Human Survival (İnsan Yaşamından Sorumlu Ruhani ve Siyasi Liderler Global Forumu)'nda Uluslararası Danışman üyesi oldu.

Ünlü Fizikçi Isaac Newton'un bugüne kadar hiç bilinmeyen bir kitabını da yayınlayan Altındal, Uğur Mumcu'nun "Sakıncasız" adlı eserinin de yapımcılığını üstlendi.

Şiir dışında deneme ve inceleme türlerinde eserler verdi. 1964'ten başlayarak Haber, Akşam, Cumhuriyet, Yeni Halkçı, Ulus, Yenigün gibi gazetelerde yazılar yazdı. Çeviri yaptı. Dokuz çeviri kitabı yayımlandı. Yedi kitabı yasaklandı. Fransa ve İsviçre'de bazı yazıları yayımlandı. Şiirleri Sanat Edebiyat, Varlık, Süreç, Bilim-Sanat gibi dergilerde yayımlandı. Bazı şiirleri Amerika ve İzlanda dergilerinde yer aldı.
--reklam--
Aytunç Altındal Kitapları - Eserleri
Bilinmeyen Hitler
Vatikan ve Tapınak Şövalyeleri
Gül ve Haç Kardeşliği
Bir Türk Casusunun Mektupları
Üç İsa
Kehanetler Kitabı
Hangi İsa
Yoksul Tanrı Tyanalı Apollonius
Türkiye'de ve Dünyada Casuslar
Devlet ve Kimlik
Dünün Belgeleriyle Yarının Tarihi
Tanrı Neden Fikir Değiştirdi?
Bilinmeyen Vatikan
Türkiye ve Ortodokslar
Kültür Emperyalizmi
Papa 16. Benedikt
Laiklik - Enigma'ya Dönüşen Paradigma
Türkiye'de Kadın
Haşhaş ve Emperyalizm
Elvedasız
Çağların Sorumluluğu
Siyasal Kültür ve Yöntem
Kültür Savaşları - II
Elvedasız Ayrılık
Meryem ve Hilal
--reklam--
Aytunç Altındal Alıntıları - Sözleri
Cizvitler Hitler'den tutun da Kenny'nin öldürülmesine kadar sayısız '' konspirasyon teorisinde '' baş rolü oynamışlar ve oynamaya da devam etmektedirler . (Papa 16. Benedikt)
Türkiye'de, gerçekte, "Şeriat"a bağlı bir Devlet düzeni kurabilmek hayalden de öte bir halüsinasyondur. Din'i Devlet işlerine alet edebilmek ise, öncekinden daha Zırva bir iddiadır. Siz 1990'lar Türkiyesi'nde, bir yetkilinin örneğin baştan aşağı zemzem suyuyla yıkanmış, namazında niyazında "Tam" Müslüman bir Devlet yetkilisi IMF ile, Dünya Bankasıyla, AET ile, NATO ile islami Şeriat'a uygun anlaşmalar imzalayabileceğini düşünebiliyor musunuz? Sadece Türkiye'de değil, dünyanın hiçbir ülkesinde -İran dahil - taraflardan biri, dinsel esaslara göre hazırlanmış bir "Petrol" ya da "Teknoloji" ya da "Ticaret" anlaşması imzalatmayı isteyemez. Bu koşullar altında "Şeriat Devleti" bir aldatmaca ve umacı işlevini görmektedir, o kadar. (Laiklik - Enigma'ya Dönüşen Paradigma)
kimi niçin seveceğimi, biliyorum
aştım duygusallığı, sıyrıldım düşlerden... (Elvedasız)
Vatikan’a bağlı olan gizli örgüt OPUS DEİ (Tanrının işleri) gittiği her ülkede ilkin mesleğimde çabuk yükselmek isteyen hırslı, yerleşik, ahlaki değerlere önem vermeyen şahıslarla, kendileri çok önemseyen fakat nedense adlarını duyuramamış aydınları avladı. Özellikle basın ve tv ile bunları destekledi. Sonra bunları kullanarak ülkelerde her istediğini yaptırır hale geldi. (Vatikan ve Tapınak Şövalyeleri)
Dünya Müslümanları bir konuda şaşmaz bir istikrara sahipler; ''şaşkınlıkta''. Müslümanlar kadar şaşırmayı seven insanlara az rastlanır doğrusu! (Dünün Belgeleriyle Yarının Tarihi)
"Öğrenebileceğin kadar öğren,fakat kimliğini hiçbir zaman açıklama..." (Bilinmeyen Hitler)
Eğer başınıza bir despot geçmişse bunun sorumlusu sizlerisiniz.Yüce Yaradan alnınıza diktatörleri yazmamıştı,bunu sizler kendi kendinize yazıyorsunuz.(23 Ağustos 1974. & Milliyet Sanat (Kültür Emperyalizmi)
Yüzyıllar boyunca süren bu mezhepler arası kavgalar, Rus Ortodoksluğunun en belirleyici özelliği olmuştur. Birbirlerine amansızca saldıran bu mezheplerin mensupları kanlı kıyımlar yapmışlardır. Örneğin 17.yüzyılda patlak veren bir mezhepler arası savaşta geleneğe bağlı kalmak isteyen "Eski Müminler" tarikatının üyeleri, bizzat Rus Ortodoks kiliseleri tarafından suçlanmışlar ve işkence edilerek öldürülmüşlerdi. (Türkiye ve Ortodokslar)
İnanç, bilgiyi dışlar. Aslolan inanmaktır.
"Credo quia absurdum est."(Saçma olduğunu ben de biliyorum ama içimden inanmak geliyor, yapılacak birşey yok!!!) (Hangi İsa)
Sözün özü; Türkiye'nin AB'nin tarihinde vardır ama kültüründe yoktur. (Gül ve Haç Kardeşliği)
1600 yılına kadar Engizisyon Mahkemesi'nin, ajanlar kullanarak yakılarak öldürttüğü insan sayısı on binlerle sayılmıştır. (Türkiye'de ve Dünyada Casuslar)
Bu mezhep ve tarikatın üyeleri o günlere kadar alışageldikleri tarzda, yani gelenekleri gereği, Haç işaretini iki parmaklarını kaldırarak yapmaktaydılar. Ama kilise bunun üç parmağın kaldırılmasıyla yapılması gerektiğini öne sürünce, "Eski Müminler" mezhebini üyeleri, işkencede ölmektense topluca intihar etmeyi yeğlemişlerdi. (Türkiye ve Ortodokslar)
Bir şeyi bilmenin alameti doğru soru sormaktır. (Vatikan ve Tapınak Şövalyeleri)
Her insan da doğuştan Kimlik vardır ve sonradan Kişilik oluşur.. (Devlet ve Kimlik)
Sorunlardan ''mucizevi'' girişimlerle, olağanüstü şahısların önderliğinde -bir anlamda çağın Mesih'leri aracılığıyla- kurtulmaya şartlandırılmış olan Türkiye toplumunda... (Dünün Belgeleriyle Yarının Tarihi)
17 temmuz 2000 de New Yorker dergisinde Hitler'in amerika'da yaşayan üvey kardeşinin ailesiyle ilgili bir inceleme yayımlandı. Yazar Timothy W. Ryback , bu aileden adını vermediği bir adamla görüştüğünü ve bu kişinin kendisine " Hitler Ailesin'de yahudi kanı vardır. Hatta bir amcamız şimdi Tel aviv'de yaşıyor dediğini aktarmıştır. (Bilinmeyen Hitler)
Hem Tevrat hem de Torah Avrupa'da özellikle de ortaçağ boyunca daima lanetlen­miş ve yakılmıştı. Tıpkı Teocide=Tanrı Katili diye tanım­lanan Yahudiler gibi! Kilise'nin dilinde Yahudi, Tanrı İsa'yı öldürmüş olan katildi. (Hangi İsa)
Tarih boyunca kendilerinin toplum tarafından sefil bir yaşama mahkûm edilmiş oldukları duygusuna kapılmış olan birçok fahişe, intikam, nefret, garaz gibi duygularla hareket edebildikleri için düşman ülkelerin istihbarat örgütlerince elde edilebilecek ilk kişiler arasında sayılmışlardır. (Türkiye'de ve Dünyada Casuslar)
Filistin, İsa'nın yaşadığı dönemde Roma'nın egemen­liği altında bir Teokrasiydi. Yahudi Şeriatı acımasız bir şekilde uygulanıyordu, bunu ihlâl en hafifinden ağır hapis veya "Dışlanma" cezasını öngörüyordu. Ve İsa, bunu gö­ze alarak Sinagoga=Havra'ya gitti ve avluda para ticareti ve tefecilik yapan Yahudilerin masalarını devirdi, onlara faizciliğin ve tefeciliğin "Caiz" olmadığını söyledi. Oysa para ticareti ve diğer yollardan Havra her yıl büyük para­lar kazanıyordu. Yazar Jim Bishop'un yaptığı hesaba gö­re, Filistin'deki 3 milyon Yahudi her yıl sadece "Bağış" olarak, 1959 verilerine göre, 420.000 Pound para ödüyordu.
Ve bu paraların büyük kısmı da en güçlü Ya­hudi Ailelerinin ve Cemaat Önderlerinin arasında pay edi­liyor ve Sinagog'un avlusundaki tefeciler/aracılar tarafın­dan çoğaltılıyordu. (Hangi İsa)
İbranice İsrael adı, "Tanrı'yla mücadele eden" anlamına gelmekteydi. (Üç İsa)

---
Kaynak: [Mardin Life](https://www.mardinlife.com/kitap/turkiye-ve-ortodokslar-aytunc-altindal-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi)