# Tut Elimden Rovni - Aziz Nesin Kitap özeti, konusu ve incelemesi

> Tut Elimden Rovni kimin eseri? Tut Elimden Rovni kitabının yazarı kimdir? Tut Elimden Rovni konusu ve anafikri nedir? Tut Elimden Rovni kitabı ne anlatıyor? Tut Elimden Rovni kitabının yazarı Aziz Nesin kimdir? İşte Tut Elimden Rovni kitabı özeti, sözleri, yorumları ve incelemesi...

- Kaynak: Mardin Life
- URL: https://www.mardinlife.com/kitap/tut-elimden-rovni-aziz-nesin-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi
- Dil: tr-TR
- Yayın tarihi: 2022-02-16T12:00:44+03:00
- Güncelleme: 2022-02-16T12:00:44+03:00
- Yazar: Mardin Life
- Kategori: Kitap
- Görsel: https://cdn.mardinlife.com/2022/02/16/aziz-nesin-kimdir-aziz-nesin-kitaplari-ve-sozleri-153863.jpg

Kitap Künyesi
 Yazar: Aziz Nesin 
 Yayın Evi: İstanbul Matbaası 
 İSBN: --- 
 Sayfa Sayısı: 78 

Tut Elimden Rovni Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
1970 yılında Aziz Nesin tarafından kaleme alınan ''Tut Elimden Rovni''; akrobat bir çiftin evliliğini konu alır. Nesin; Mela ve Rovni'den yola çıkarak tüm ikili ilişkileri ''denge'' unsuru ile birer cambaza benzetir. Mela ve Rovni ayrılacaklar mı? Yoksa barışıp birlikte mi kalacaklar? Bundan sonra ne olacak?

Tut Elimden Rovni Alıntıları - Sözleri
ROVNİ'nin iç sesi --- Üstünde durduğum dünyayı sırtıma yüklemişler sanki.
Benim için tasarlamakla yapmak arasında ayrım yok da ondan. Yalnız yüreksizler tasarladıklarını yapamazlar. İhanetler de öyle, ha düşünmüşsün, ha yapmışsın… Düşündüklerini gerçekleştirebilenler, yani ihanet edenler, hiç olmazsa yürekli insanlar…
Haberimiz olmadan, kendiliğinden olan bi şey mutluluk . . . Uyku gelmesi gibi, güneş ışınları, ılıklık, yağmur sonrası ferah­lığı ya da esinti gibi . . .
ROVNİ --- Korkularını yenmek için böyle bağırıyorlar. Hani geceleyin bir karanlık yerden geçen insan korkusunu yenmek için türkü söyler ya... Bunlar da hiçliklerini unutmak, var olduklarını kendi kendilerine duyurmak için bağırıyorlar.
ROVNİ --- Trenlerin, vapurların olduğu gibi, bence, insan yaşamının da bir tarifesi var. Ama kendi tarifemizi bilmediğimizden son istasyona varmak için acele ediyoruz.
ROVNİ --- Yorulmadan, kendiliğinden elde ettiğin senin olmaz ki...
Ne yararı var acı anıları, eski günleri anmanın?
MELA --- Bütün karıkocalar bir denge kurmaya çalışıyorlar farkına varmadan da ondan bana öyle geldi, hepsi de canbazmış gibi... Denge kurabilenler birlikte yaşayabiliyorlar. Çünkü, iki kişinin denge kurabilmesi demek, birbirlerine gereksiniyorlar demektir. Tıpkı tel üstünde olduğu gibi... Biri düşse, öbürünün de dengesi bozulur.
ROVNİ --- Eğer karıkocalık, kendi yalnızlıklarıyla arkadaş olamayanların ayrı cinsten biririne gereksinmesiyse, bu yanlış... Çünkü değerini bilmedikleri yalnızlıklarını nasıl olsa özleyecekler bir gün...
MELA --- İstiyorsun, hep istiyorsun. Ama ne istediğini bildiğin yok. O ne olduğunu bilmeden istediğin şeyi versem sana, sen daha başka bir şeyler istersin, sonra daha başka şeyler...
Çocukmuş!.. Oysa... Bizler her gün yeniden kendi kendimizi yaratmak zorundayız.
ROVNİ --- Her anımda, sanki sahnede güçlü adam rolüne çıkmışım gibi, rol
yapmaktan, dimdik durmaktan, kendi kendim olamamaktan yorgunum.
Yanılgılarımla, eksiklerimle, suçlarımla, güçsüzlüğümle, yani olduğum gibi görünmek, nasılsam öyle yaşamak istiyorum. Bırakın beni kendime!
ROVNİ --- Hep böyle oluyor... Aynı kelimeleri kullanıyoruz ama başka dillerden konuşuyoruz.
Sıçramak isteyen hız almak için geriye gider biraz.

Tut Elimden Rovni İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Bu kitap üzerine söz alıp birkaç şey yazmak istiyordum ama bu ancak uzun bir yazının konusu olabilir. Okuyup bitirince bunu daha iyi anladım. Bu yapıta ilişkin yapılan değerlendirmeler aksi halde pek bir şey açıklayamayacak sığ ve yüzeysel kalacaktır. Çok boyutlu ele almak gerekiyor. Yani ilişkilerin kendi mantığı içerisinden yola çıkılarak yapılan değerlendirmeler eksik kalacaktır. Gerçek mutluluk nedir? İnsan gerçek anlamda nasıl mutlu olabilir? Hayatın pek çok alandaki olumsuzluklarından tümüyle bireyler mi sorumludur? Vs. Bu ve benzeri pek çok soru sorulmalı, cevaplar üretilmelidir. Yazar yalnızca bu ve benzeri soruları sormaya teşvik etmiştir, kanımca. Kitabın sonundaki 'Bu Oyunun Rejisör Ve Oyuncularıyla Söyleşi' adlı bölümü hikayenin ne anlattığı üzerine ipuçları vermekle birlikte asıl kararı okuyucuya bırakmıştır. Dram ağırlıklı olmasına rağmen hiciv ve mizah unsurları da yapıtı tamamlayan öğeler arasındadır. Keyifle okuduğumu söyleyebilirim, tavsiye ederim. (Selim) 
Türk yazınının mizah alanında piri,Madımak'ın cehennem olduğu odada parlayan yıldızı ateşi söndüren aydın,softaların "aşağılık,dinsiz,vatansız"şeytan rehberi,aydınların,sol fraksiyonun göz nuru!
Bu tanımlamalarım epey uzar.Aziz Nesin'e başka sohbetlerimizde ek bir başlık açıp değinirim.Sizlerle bu harikulade tiyatro eseri hakkında konuşmak istiyorum.Özellikle incelememi titizlikle sürdürmemin yegane sebebi eserin beni ziyadesiyle etkilemiş olmasıdır.İçimde hasıl olan duygu; merak,okudukça bitmemesi için duyduğum ümit,sosyolojik gözlem yetisi vs.Keyifle okudum.İyi ki okudum.

Nedir kitabımızın konusu?Detaylar verip kitabımızın muhtevasının ve emeğinin tadını kaçırmak istemem.Dikkatle yorumlayayım.Gerisini sizin anlayış yetinize bırakayım;

Tut Elimden Rovni, aynı evi paylaşan ama birbirlerine yabancılaşmaya yüz tutmuş
bir çiftin hikâyesidir. Uzun süren evlilik yıllarına rağmen, aralarında gerçek bir iletişim kurmayı başaramayan Melâ ve Rovni çifti için yalnızlık, artık kaçınılmaz bir son olarak ortaya çıkar.
 Oyunda yalnızlık, iki farklı cinsin ortak sorunu olarak görünse de, insana özgü temel bir sorundur. Özellikle günümüz modern yaşamında insanların farkında olmadan birbirlerinden uzaklaştıkları hatta yabancılaştıkları bir ortamda iletişimsizlik ve bunun
sonucu olarak yalnızlık kendini acımasızca hissettirmektedir. Aziz Nesin, Melâ ve Rovni‟nin bireysel yalnızlık sorunundan yola çıkarak, aslında evrensel bir soruna işaret
ediyor. Her ne kadar, oyunda yalnızlığı, karıkoca arasındaki iletişimsizliğe,
güvensizliğe, kuşkulara, büyük başarıları arzulatan hırslara bağlasak da, Nesin bir
noktada yalnızlığın insana özgü olduğunu, insanların bundan kurtulmak için birbirlerine
ihtiyacı olduğunu ve birbirlerine sıkı tutunmaları gerektiğini vurgulamak ister.

Kitap içinde çok beğendiğim alıntılara da değinmek istiyorum.Aksi taktirde
 incelemem aslına ulaşmaz:
"Alkışlarından doğan suçluluklarını bize ödetecekler. Bu nasıl bir duygu, biliyor musun? Hani işlek bir yoldan bir küçük çocuk karşıdan karşıya geçecektir de tam o sırada son hızla gelen bir araba ... Çocuğa çarpacak . . . (Kulak tırmalayıcı,
iç gıcıklayıcı, çok keskin ve uzun firen sesi duyulur. Rovni anlattıklarını yaşayarak ve kendine uygulayarak konuşur) Acı bir firen ... yolcuların çığlıkları duyulur.
O güzel yavrunun tekerlekler altında sürüklenerek parçalanışını görmemek için ellerimizle yüzümüzü kaparız. Ama ... ( Gülümser) içimizin en derin bir yerinde de, kendimize bile hiçbir zaman itiraf edemiyeceğimiz
bir gizli istek vardır: Çocuğun nasıl ezilip parçalandığını bütün ayrıntılarıyla seyretmek. Onun için yüzümüzü kapadığımız parmaklarımızın arasından, kendimizden bile gizliyerek, çocuğun ezilişini gözetleriz.
Seyircilerimiz de, biz gösteri yaparken yere düşünce, çığlıklar atarak ellerini yüzlerine kapayacaklar sonra da, parmaklarının arasından, göllenen kanlarımız
içinde nasıl çırpınarak canverdiğimizi gözetliyecekler;
sonra da o korkunç olayı yana yakıla başkalarına anlatacaklar. İşte buyüzden, alkışlara yenilmemek için kendimizi durmadan yenilememiz, aşmamız gerekiyor."
İnsanlara yönelik; ne denli müthiş gözlem gücü ve saptama yetisine sahip aydınlardan olduğu anlaşılır Aziz Nesin'in harikulade alıntısı üzerinden.
Peki şu tirad nasıl?
"Ama gerçekte onlar alkışlamıyor beni, ben onlara kendimi alkışlatıyorum. Kendimi alkışlatmak zorundayım; çünkü bu alkış durunca beni
parçalıyacaklar ... Parçalanmamak için kendi canavarlarıma kendimi alkışiatmak zorundayım. Benim neden hep böyle alkışianmak istediğimi anlamıyorsunuz. Bunu, doyumsuz bir tutku, sonsuz bir bencillik sanıyorsunuz. Oysa değil öyle ... Kendimi savunuyorum. Canımı korumak için, kendimi hep alkışiatacak güçte tutmak zorundayım. Seyircilerimin maskelerinin altındaki gerçek suratlarını görüyorum: Aç kurtlar. .. Hepsi de, hepiniz de ... Maskelerin altından kurt hırıltılarını, ateşli kurt solunumlarını duyuyorum; alevii kurt gözlerini, kama parıltısındaki dişlerini görüyorum; beni paralamaya hazırlanan ağızlarından sızan sıcak salyalan görüyorum.Alkışlayan elleri değil, pençeleri; pençelerinin yanıp sönen yalazlı tırnaklarını görüyorum. Bir sezseler yorgunluğumu, bitkinliğimi, hep birden saldırıp üstüme beni paramparça edecekler. Yanılıp da kendimi bir bıraksam, koyversem, başım şöyle bir düşse önüme, hele bir kollarım gevşeyip sarksa, gözlerim bir kapansa uykudan, bir sürçse ayağım da tökezlesem, işte o zaman
azönce ((Bravool» diye bağıranlar, maskelerini yüzlerinden sıyırıp üstüme çullanacaklar sürü sürü, beni bitirmek, ezmek, parçalamak için ... işte bunun için her zaman dik-diri durmak, her yerde tetikte bulunmak zorundayım. Ne korkunç durum benimkisi ..."

Çok uzun incelemelerden biri olmasını isterken bir yandan da sizleri bu değerli ve yetkin esere yönelik sıkmak,boğmak,darlamak istemiyorum.
Tek temennim;umarım bir an evvel bu kitabı edinir ve okursunuz. (Furkan Güreci) 

Kitabın Yazarı Aziz Nesin Kimdir?
20 Aralık 1915’te İstanbul’da doğdu. İki yıl Darüşşafaka Lisesinde öğrenim gördü. Kuleli Askeri Lisesini bitirdi. Kara Harp Okulu ve Askeri Fen Okulundan mezun oldu. Üsteğmen rütbesindeyken "görev ve yetkisini kötüye kullanmak" suçlamasıyla yargılanıp ordudan uzaklaştırıldı. Bir süre bakkallık yaptı. Ardından gazeteciliğe başladı. Yedigün, Karagöz ve Tan Gazetesinde çalıştı. Cumhuriyet adlı bir magazin dergisi yayınladı. Sabahattin Ali ile birlikte, Marko Paşa, Malum Paşa, Merhum Paşa, Alibaba mizah dergilerini çıkardı. 1951de bir kitapçı dükkanı, ardından bir fotoğraf stüdyosu açtı. 1954ten itibaren Akbaba mizah dergisinde takma isimlerle mizah öyküleri yazdı. Yazın yaşamı boyunda 100ün üzerinde takma isim kullandı. Kemal Tahirle birlikte Düşün Yayınevi’ni kurdu.Yeni Gazete, Akşam ve Taninde köşe yazıları yazdı. Yazarlığı, Öncü, Yeni Tanin ve "Ustura" isimli bir mizah eki de hazırladığı Günaydın gazetesinde sürdürdü. 1962de Zübük isimli mizah dergisini çıkardı. 1963te yayınevinin yanmasının ardından sadece yazmaya başladı. 1972de Çatalcada kimsesiz çocukların eğitimini gerçekleştirmeyi amaçlayan Nesin Vakfını kurdu. Kitaplarının tüm gelirini bu vakfa bağışladı. 1976-1980 arasında her dalda edebiyat ödülleri veren Nesin Vakfı Edebiyat Yıllığını çıkardı. 1979da seçildiği Türkiye Yazarlar Sendikası Başkanlığı görevini yıllarca sürdürdü. Sadece Türk edebiyatının değil dünya mizah edebiyatının da sayılı isimleri arasında yer alan Aziz Nesin, düşünceleri ve yazıları nedeniyle siyasi iktidarlardan sürekli baskı gördü, tutuklandı, yargılandı, sürgün edildi, cezaevlerinde kaldı. 6 Temmuz 1995 tarihinde yaşamını yitirdi. Öykülerinde Türk toplumunu ayrıntılarıyla yansıtır. Anlatımında halk edebiyatının ana öğelerinden yararlanır. Yer yer masal temasıyla ve mizah aracılığıyla günlük olayları, toplumsal aksaklıkları eleştirir. Türk edebiyatında çağdaş mizah yazarlığı tekniklerini geliştiren, genç mizah yazarlarının doğmasına yolaçan yazardır.

Aziz Nesin Kitapları - Eserleri
Zübük
Şimdiki Çocuklar Harika
Ölmüş Eşek
Nazik Alet
Gözüne Gözlük
Biz Adam Olmayız

Yaşar Ne Yaşar Ne Yaşamaz
Yol
Yokuşun Başı
Yokuş Yukarı
Sizin Memlekette Eşek Yok mu
Tatlı Betüş
İt Kuyruğu

Koltuk
Toros Canavarı
Pırtlatan Bal
Geriye Kalan
Memleketin Birinde
Havadan Sudan
Gıdıgıdı

Aferin
Surname
Merhaba
Az Gittik Uz Gittik
Ben de Çocuktum
Yüz Liraya Bir Deli
Yedek Parça

Aşkım Dinimdir
Sivas Acısı
Fil Hamdi
Zübüklüğün Sonu Yok
Adamı Zorla Deli Ederler
Anıtı Dikilen Sinek
Kördöğüşü

Bir Sürgünün Anıları
İstanbul'un Halleri
Yurt Gezileri
İhtilali Nasıl Yaptık
Hayvan Deyip de Geçme
Deliler Boşandı
Şehirden İndim Köye

Memurlar Memurlar
Gerçeğin Masalı
Bay Düdük
Hoptirinam
Gol Kralı
Bu Yurdu Bize Verenler
Mahmut ile Nigar

Ah Biz Ödlek Aydınlar
İnsanlar Uyanıyor
Tek Yol
Leyla ile Mecnun
Gözünüz Aydın Efendim
Bir Tutam Aydınlık
Nutuk Makinesi

Hangi Parti Kazanacak
Ah Biz Eşekler
Yeşil Renkli Namus Gazı
İnsanlar Konuşa Konuşa
Büyük Grev
Benim Delilerim
Nah Kalkınırız

Poliste
Damda Deli Var
Şimdi Avrupa
Sosyalizm Geliyor Savulun
Rüyalarım Ziyan Olmasın
Kalpazanlık Bile Yapılamıyor
Okuma Güncesi

En Masumlar İçerde
Rıfat Bey Neden Kaşınıyor
Mahallenin Kısmeti
Yetmiş Yaşım Merhaba
Bütün Oyunları - 1
Bütün Oyunları 2
Halimiz Hal Değil

Borçlu Olduklarımız
Aziz Nesin - Ali Nesin Mektuplaşmaları
Aziz Nesin'den Sıra Dışı
% Kaç Aptalız
Yazarlık, Edebiyat ve Dil Üstüne
Aşk Şiirleri
Birlikte Yaşadıklarım Birlikte Öldüklerim

Çuvala Doldurulmuş Kediler
Kalem Yapın Beni Kalem!...
Eğitim Üstüne
Batı'ya Giden Yoldayız
Bir Koltuk Nasıl Devrilir
Vatan Sağolsun
Seyyahatname

Türkiye Şarkısı Nazım
Okuduğum Kitaplar
Korkudan Korkmak
Salkım Salkım Asılacak Adamlar
Üçü Birden
Bütün Şiirleri 1
Kazan Töreni

Bütün Şiirleri 2
Seviye On Ölüme Beş Kala - Kendini Yakalamak
Hayvanlar Takımı
Maçinli Kız İçin Ev
Sondan Başa
Sora Sora Cennet Bulunur
Uyusana Tosunum

Aziz Nesin'den Çocuklara En Güzel Öyküler
Hazret-i Dangalak
Aziz Nesin'in Güncesi Mum Hala
Mum Hala 1
Aziz Nesin'den Darbeler Kitabı
Sanat Yazıları
Gülmekten Öldüren Öyküler-1

Gülmekten Öldüren Öyküler 2
Alamanya Alamanya Bizden Aptal Bulaman Ya
Mum Hala 2
Soruşturmada
Aziz Nesin'in Anıları: Böyle Gelmiş Böyle Gitmez
Herkesin İşi Gücü Var
Suçlanan ve Aklanan Yazılar

Arkadaşım Badem Ağacı
Bir Dokun Bin Dinle
Cumhuriyet Dönemi Türk Mizahı
Unutulmayan Rüyalar
Bekârlık Sultanlıktır
Irak ve Mısır
Taşlamalar

Çocuklara En Güzel Masallar
Aziz Dede'den Masallar
Nasrettin Hoca Gülütler
Okullar İçin Kısa Oyunlar
Sporcu Milletiz Vesselam
Bursaname - Aziz Nesin'in Bursası
Laiklik, Dincilik ve Atatürkçülük

Bayan Aynur ile Bay Buyur
Bilmem Ne Adası
Bir Vicdan Davası
Onursal Doktor Olamamanın Büyük Onuru
Bulgaristan'da Türkler Türkiye'de Kürtler
Aşk Öyküleri
Aydınlar Üstüne

Büyüklere Masallar 1
Büyüklere Masallar 2
Türkiye Toplumu ve Demokrasi
Bütün Oyunları - 3
Bütün Oyunları 4
Aziz Nesin - Klaus Liebe Harkort Mektuplaşmaları
Aziz Nesin - Saliha Scheinhardt Mektuplaşmaları

Aziz Nesin - Tahsin Saraç Mektuplaşmaları
Tut Elimden Rovni
Erkek Sabahat
Çiçu
Hadi Öldürsene Canikom
Dört Kitap Tek Ciltte
Ölümü Hak Eden Ölümsüz Aziz Nesin Cilt: 1

Ölümü Hak Eden Ölümsüz Aziz Nesin Cilt: 2
Azizname
Saçkıran
Gübre Kralı
Şiirin Tam Zamanıdır
Biraz Gelir misiniz?
Bir Aşk Var Bir De Ölüm

Hoşça Kalın
Bişey Yap Met
Qum Qalalar
Hekayələr
Azîz Nesin - Meral Çelen Mektuplaşmaları
Gülmece Öyküleri 9
Bizim Memleket

Gülmece Öyküleri 5
Gülmece Öyküleri 2
Memleketin Birinde - Hoptirinam
Deniz Aslanı
Baba Mirası
Berber Nonoş
Gülmece Öyküleri 3

Üç Kitap Birarada
Nutuk Makinası, Az Gittik Uz Gittik
Gülmece Öyküleri 8
Aziz Nesin Bütün Kitapları
Kendini Yakalamak
Boyalı Tilki Masalı
İstanbul'dan Ne Haber

Aziz Nesin Ali Nesin Mektuplaşmaları 2
Aziz Nesin Ali Nesin Mektuplaşmaları 1
Seçilmiş Satırlar
Aziz Nesin Ali Nesin Mektuplaşmaları 3
Aziz Nesin Ali Nesin Mektuplaşmaları 4
Sosyalizm Geliyor Savulun

Aziz Nesin Alıntıları - Sözleri
İslamlıktan sonra da .. şimdi de kız çocukları pek makbul sayılmıyor, başlık parasını saymazsan. Müslümanlarca … (Bay Düdük)
Sen insanların zahirine değil zamirine bak. (Toros Canavarı)
Yoksular yaşamları boyunca yalnız bir kez kolaylık görürler, o da öldükten sonra; cenazeleri hemen kalkar, çabucak. (Ben de Çocuktum)
Muayeneye giren çocuğu, içi kül dolu bir kaba yellendirirlermiş. Yel ne denli çok kül kaldırırsa o denli iyi, o denli yiğitlik sayılıyor. Yel hiç kül kaldırmazsa, çok kötü..." Mangalda kül bırakmaz" sözü, sonradan bir alay sözü olarak kullanılmış olsa bile, kabadayılığı, yiğitliği anlatmak için söylenir. (Yokuşun Başı)
Sen artık bu kitapta: noktaları , virgülleri , satırları taşımıyorsun..
Sen artık bu kitapta : koşmuyor , bağırmıyor , alnını kaşımıyorsun..
 Sen artık bu kitapta yaşamıyorsun. (Aşk Şiirleri)
Ayağını sıcak tut, başını serin,
Kendine bir iş bul, düşünme derin. (Nasrettin Hoca Gülütler)

Önce bir sayımdöküm yapmalıyım
Neleri götüreceğim
Geri dönüp alamam
Kendimden hiç bırakmamalıyım geride
Gölgemi de gölgesizliğimi de
Söyleyemediklerim yazamadıklarım Verilemeyen yanıtlarım
Benimle olmalı üzünçlerim acılarım
Utançlarım gözyaşlarım
Söyletilmeyen şarkılarım
Hiç bir kötülüğüm kalmamalı arkamda Aldatmaları sevdiğim kadınların
Kurnazlıkları çıkarcıkları küçük küçük
Zaman zaman kurnazlıklarım
Düşlerimi hiç mi hiç bırakamam
En değerli varlıklarım
Hele sonsuz tasalarım ki yaşama sığmayan
Ve hiç sönmeyen harlı tutkularım
Ne kalır benden geriye
Hiç
O hiçi de kendimle almalıyım (Seviye On Ölüme Beş Kala - Kendini Yakalamak)
Aslında Sayın Başkan Hoobert iyi insandı. Sayın Başkan
iyiydi ama, ne yazık ki çevresindekiler kötüydü. Nedense bu iyi
başkanların çevresini de hep kötü kişiler alıyordu. (Kalpazanlık Bile Yapılamıyor)
Yabancı bir kentte insanın yalnızlığı daha bir katmerleniyor. (Sizin Memlekette Eşek Yok mu)
"Zenginlik sermaye birikimidir; uygarlık kültür birikimidir.Bizde böyle birikimler olmadığı için de , toplumumuz tutarsızdır.
 Ulusal zenginliğin , uygarlığın birikim demek olduğu bizde , daha 19. yüzyıl sonunda anlaşılmıştır.Ama bu bir TERS anlamadır.Bizde bu birikim , devlet gücüyle zengin yetiştirmek diye anlaşılmıştır.TERS işleyen mantık şudur: 'Yurdun kalkınması için zenginlik gerekir. Bizde kendiliğinden zengin yetişmediğine göre , devlet yardımıyla zengin yetiştirmeli , sermaye birikimi saglanmalıdır.'
 ...Devlet zengin yetiştirmeye kalkarsa kimleri seçer? Elbet kendisini devlet yapanları, kendinden olanları... " (Suçlanan ve Aklanan Yazılar)
Bakınız, neden olmaz, izah edeyim. Affedersiniz, ismiâliniz Beyfendi?
Ulvi Bey... Müşerref olduk efendim. Benim adım
Şâzi. Çok memnun oldum. Evet... ne diyorduk?
Ol­maz.. Katiyen olmaz. Çünkü efendim, herşeyden
önce bir maarif plânımız yok. Bendiniz uzun yıllar
maarifte hizmet ettiğimden bu işleri gayet iyi bili­rim. Plânsız, programsız hiçbir iş olmaz efendim.
Affedersiniz Beyfendi, ismiâlinizi öğrenebilir miyim?
Ulvi Bey... Çok güzel, memnun oldum. Benim
adım da Şâzi... Çünkü efendim bizde herşeyden ön­
ce bir tedrisat sistemi yok. Onun içindir ki, biri… (Kördöğüşü)
Bu pis burjuvaların Allah bin türlü belalarını versin!.. (Aziz Nesin'in Güncesi Mum Hala)
"Sarılmak neden güzeldir bilir misin? Çünkü sağ tarafta kalp yoktur, ve orası hep boştur.
Sarılınca, sağ yanını onun kalbi doldurur..."

| (Ah Biz Eşekler)

Amerikada otuzaltı gazeteye birden yazan bir başyazar,
— Sizde, dedi, bir başyazar, kaç gazeteye yazar?
— Bizde, dedim, her gazetenin ayrı bir başyazarı vardır, ama, hepsi de aynı şeyleri yazar!..
— Ayrı ayrı insanlar nasıl aynı şeyi yazarlar?
— Bizde ayrı gayrı yoktur. Birlik, beraberlik falan... İşte öyle...
— Sizde demokrasi var mı?
— Az bişey vardı, ama son zamanlarda yedek parçası kalmadığından kullanamıyoruz? (Yedek Parça)
İnsan, sevebilir miyim diye düşünüyorsa sevemeyecek demektir. İyi ki sevide düşünce yok;yoksa kimse kimseyi sevmezdi. (Aşkım Dinimdir)
Gece yatakta bir elimi attığım zaman, elimin tuttuğu yalnızlık... Korkudan öbür elimi atıyorum, kendimi tutuyorum, soğuk, ıslak, titreşik... (Çiçu)
"Ben ölmüşüm baba,
neden bana hiç demediniz?" (Yaşar Ne Yaşar Ne Yaşamaz)
“İster altından olsun, ister demirden, kafes kafestir!” (Memleketin Birinde)
Sizin sevdiğiniz her şeyi ben de severim. (Gol Kralı)
İnsanın kendini olduğundan başka göstermek için harcadığı çabalar onu gülünç yapar. Hele bu para konusunda ise gülünçlüğün derecesi daha da artar. (Aziz Nesin'den Çocuklara En Güzel Öyküler)

---
Kaynak: [Mardin Life](https://www.mardinlife.com/kitap/tut-elimden-rovni-aziz-nesin-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi)