# Tutsak - Mehmed Alagaş Kitap özeti, konusu ve incelemesi

> Tutsak kimin eseri? Tutsak kitabının yazarı kimdir? Tutsak konusu ve anafikri nedir? Tutsak kitabı ne anlatıyor? Tutsak kitabının yazarı Mehmed Alagaş kimdir? İşte Tutsak kitabı özeti, sözleri, yorumları ve incelemesi...

- Kaynak: Mardin Life
- URL: https://www.mardinlife.com/kitap/tutsak-mehmed-alagas-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi
- Dil: tr-TR
- Yayın tarihi: 2022-02-13T18:00:05+03:00
- Güncelleme: 2022-02-13T18:00:05+03:00
- Yazar: Mardin Life
- Kategori: Kitap
- Görsel: https://cdn.mardinlife.com/2022/02/13/mehmed-alagas-kimdir-mehmed-alagas-kitaplari-ve-sozleri-151407.jpg

Kitap Künyesi
 Yazar: Mehmed Alagaş 
 Yayın Evi: İnsan Dergisi Yayınları 
 İSBN: 2880000050391 
 Sayfa Sayısı: 142 

Tutsak Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Nusret hoca hiç cevap vermeden yerinden kalktı. Salonun kenarındaki döner merdivenlerden çıkarak yatak odasının önüne geldiler. Kapının önündeki kilitli demir parmaklık, sanki yeni yapılmış gibiydi. Önce demir parmaklığı ve daha sonra kapıyı açarak içeri girdiler. Odada tek kişilik bir yatak, bir buzdolabı ve mukavva kutu içinde bisküvi, sandviç ekmeği gibi hazır yiyecekler vardı. Oğluyla beraber dışarıya çıkan Murat bey, odanın kapısını kapatmaya gerek duymadan demir parmaklığı kapatarak kilitledikten sonra "Odanın penceresi yok. Bu kapıyı istersen açık tutabilirsin" dedi. Bu soruyu cevapsız bırakarak ayağa kalkan Nusret hoca, demir parmaklıkların arkasından baba ile oğulun merdivenlerden aşağıya inişini seyretti. Sonra kapıya yaklaşarak sağ eliyle demir parmaklığa dokundu. İçini hafifçe ürperten demirin soğukluğu, Nusret hocaya ne durumda olduğunu açıkça hissettiriyordu. Murat bey kendisini misafir edeceklerinden söz etmesine rağmen bir misafir değil, adeta bir tutsak, akibeti meçhul bir tutsak olduğunu anlamıştı.

Tutsak Alıntıları - Sözleri
Hakkın bir kısmını gizleyip, bir kısmını konuşmak, hakkı konuşmak değildir.
Hakkın bir kısmını gizleyip, bir kısmını konuşmak, hakkı konuşmak değildir.
Sakın ola ki eşcinsel kimselerin, eşcinsel olarak yaratıldıklarını düşün meyin!. Şayet onlar eşcinsel olarak yaratılsaydı, bu sapıklıklarının mazur görülmesi ve aynı sapıklığı yaşayan Lut kavminin helak edilmemesi gerekirdi. Oysa mesele böyle değildir. Eşcinsel duygular, kadın veya erkek birçok normal insanda da bulunması ve kendisini hissettirmesi mümkün duygulardır. Çünkü her insanda bulunan nefis, kötülüğe ve cinsel sapmalara meyyal olan bir nefistir. Birçok insan kendi nefsinde hissettiği cin sel sapkınlık dürtüsünü, kendi kişisel ahlakıyla fazla zorlanmadan bastırabilir. Ancak bazı insan ların kişisel ahlak anlayışı, bu sapık duyguları bastırmaya yetmeyebilir. Böyle bir durumda, için de yaşanılan toplumun ahlaki baskısı devreye girerek, o insanın cinsel sapkınlığının açığa çıkmasını ve pratiğe yansımasını engeller. Mesela Van'da veya Diyarbakır'da bir kimsenin kendisini eşcinsel olarak tanımladığını ve sokakta gezerek müşteri aradığını göremezsiniz. Çünkü toplumda ki ahlaki baskı, böyle bir sapıklığa, böyle bir rezilliğe müsaade etmez.
-Verilecek cezanın suça uygun olması gerekir. Önce suçumun ne olduğunu konuşmalıyız.

-Senin suçun belli!. Benim seninle konuşacak bir şeyim yok.

-Bildiğiniz gibi Allah (c.c.), İlahi emrine rağmen Adem (a.s.)'a secde etmeyen İblis'e söz hakkı vermiş ve onun secde etmeme nedenini çok iyi bildiği halde "Ey İblis, seni secdeden alıkoyan şey nedir?" diye sormuştu. Şimdi soruyorum size, inandığınız Allah şeytana dahi söz hakkı verirken, siz bana söz hakkı vermeyecek misiniz?
-Soğuk bir kış günü motorsikletiyle köyüne gitmekte olan bir genç, göğsüne vuran rüzgardan çok üşümeye başlayınca motorunu durdurur. Önünü yeterince kapatamadığı ceketini çıkararak, bu ceketi arkası öne gelecek şekilde ters giyer. Daha sonra yoluna devam ederken, kaza yaparak şarampole yuvarlanır. Olay yerine gelen iyiliksever köylüler, yerde baygın yatmakta olan gencin başını tersine dönmüş zannederek "Haydi, bir el verin de, şu gencin başını düzeltelim" derler. Ve büyük bir iyilikseverlikle acil müdahalede bulunarak, baygın yatmakta olan gencin başını "Katır, kütür" sesleri arasında düzeltiverirler!..

Bu halka cumhuriyet döneminden bu yana batı kaynaklı ters bir elbise giydirilmiştir. Bu tersliği ve aykırılığı herkes farketmesine rağmen, herkesin bu meseleye yaklaşımı farklı olmuştur. Devleti dikkate alan ve yaptırım gücüne sahip olan resmi ağızlar "Elbiseler düz, kafaları değiştirmek gerekir" derken; Allah'ı ve fıtratı dikkate alan bazı ihlaslı ağızlar da, kısık bir sesle de olsa "Kafalar düz, elbiseleri değiştirmek gerekir" demişlerdir. Netice olarak devletten korkup, devletle karşı karşıya gelmek istemeyenler "Katır, kütür" sesleri arasında kafalarını düzeltirlerken; sadece Allah'tan korkup, Allah ile karşı karşıya gelmek istemeyenler istemeyenler üzerlerindeki elbiseyi değiştirmeyi tercih etmişlerdir!.
Halkın parasını düşük faizle alıp, bu parayı yüksek faizle yine bu halkın insanlarına veren bankacılar, tefeciler para kazanırken; faizle hiçbir işleri olmayan milyonlarca insanın bu faizin getirdiği pahalılığa katlanmaları ve bu faizin bedelini ödemek zorunda bırakılmaları açık bir zulümdür.
Demokratlık denilen şey, çoğunlupun görüşü yanlıs da olsa bunu saygıyla karsılamak ve bu görüşe katılım göstermek şeklinde tarif ediliyorsa, ben elbetteki demokrat değilim. Çünkü benim doğruluk ölçümde çoğunluk değil, hak esastır
Oysa İslâm dini, bir sevgi ve akıl diniydi.
Din denilen gerçek bütün bir hayata, bütün bir yaşama müdahale eder. Bir yaşam tarzı, bir dünya görüşüdür din. Zaten bu nedenle "her yaşam tarzı bir din, her din bir yaşam tarzıdır" denilmiştir.
Böyle bir ülkede Allah ve Resulü adına konuşan ilim adamları, nasıl olur da kadınların imamlığı caiz midir-değil midir meselesinden bahsederler de, kafirlerin müslümanlar üzerindeki velayetinden hiç bahsetmezler!. Nasıl olur da sakız çiğnemenin orucu bozup bozmadığını uzun uzun konuşurlar da, Allah'ın hükümlerini çiğnemenin Allah'a kulluğu bozup bozmadığını hiç konuşmazlar!. Nasıl olur da geleneksel dindarlardaki bazı bidat ve hurafeleri koskoca dilleri dışarı sarkarcasına eleştirirler de, din düşmanlarının apaçık küfürleri konusunda küçük dilleriyle bile hiç bir şey söylemezler!. Şimdi ben bunlarda Allah korkusunun, şimde ben bunlarda İslam'a göre gündem bilincinin olduğunu nasıl söyleyebilirim!.
-Dünya hayatındaki kısacık yolum bir hayvanat bahçesinden geçse, bazı hayvanlara uymam ve bu hayvanlar gibi anırmam mı gerekecek?
Medya ve reklam ile ilahlaştırılan her şey, insanların tapınarak peşinden koştuğu, tapınarak elde etmek istedikleri şeyler oluyordu. Mutluluğu ve "mutmain"liği bu putlarda arayan insanlar, elde ettikleri her puttan sonra bulamadıkları mutluluğu, bulamadıkları tatmini, henüz elde edemedikleri diğer putlarda bulacaklarını zannederek, bir puttan diğer putlara doğru koşturuyorlardı!
Çünkü benim doğruluk ölçümde; çoğunluk değil, hak esastır.

Tutsak İncelemesi - Şahsi Yorumlar
80'li yılların sağ sol çatışmalarında ortada kalan, islami çalışmaları yapmakta olan bir grubun temsilcilerinden olan yazar, anılarını anlatmaktadır
 Yanlış bir dil anlayışının hüküm sürdü O dönemlerin, doğru bir İslam anlayışını anlatan, bundan dolayı yaşamış oldukları sıkıntıları dile getirmektedir (Recep İLAN) 
Mehmed Alagaş romanları o kadar lezzetli ki peşpeşe okuyorum, bitsin istemiyorum...

Her romanında sürprizler ve ufuk açan bahisler, yaklaşımlar, soru cevaplar, analizler var.

Bu kitabın final kısmında ana karakterimiz Nusret hocanın, kendisini öldürmek üzere olan Murat Bey'e karşı takındığı son dakika tavrı mümince bir davranıştı ve harikaydı.

Mehmed Alagaş romanları edebi birer yapıt aynı zamanda. İçerikler ve kurgu her defasında beni şaşırtacak kadar profesyonelce diyebilirim.

Mehmed Alagaş kitapları ile geç tanıştım, o yazdıkça ben de okuyacağım inşaallah. (Mehmet Erturan) 

Kitabın Yazarı Mehmed Alagaş Kimdir?
Mehmet Alagaş,güzel bir müslüman olmak için nasıl düşünülmesi ve nasıl yaşanılması gerektiği sorusunu Kuran-ı Kerimde arayan ve bulduğu Kurani gerçekleri insanlarla paylaşmaya çalışan Allahın bir kuludur.

Mehmed Alagaş Kitapları - Eserleri
Taş
Alnımdaki Işık
Tapusuz Süleyman
Cumali
Divane
Tevhid ve Şirk

Kimlik Tercihi
Dünden Bugüne Şeytan ve Dostları
Yaşama Fırsatı
Tutsak
Kadının Onuru
Cumaya 5 Kala
Aynalar Ve İnsanlar

Yoldaki Musibetler
Din Gerçeği ve İslam
Şafak Mektupları
Kişiye Özel
İşaret Yazıları
Kur'an'a Yönelirken
İki Fecr Arasında

Şeytanizme Rağmen İslami Uyanış
Tartışılan Sorular
Beklenen Müslümanlara Yaratılış ve İnsanlık Tarihi 1
Rahmete Yolculuk
Yaşama Fırsatı
Beklenen Müslümanlara Yaratılış ve İnsanlık Tarihi 2
Vahdete 7 Adım

Beklenen Müslümanlara Yaratılış ve İnsanlık Tarihi 3
Beklenen Müslümanlara Yaratılış ve İnsanlık 4
Sona Son Kala
2012 ve İki Deniz Arası
Müteşabih Müslümanlar
23 Mesele

Mehmed Alagaş Alıntıları - Sözleri
Fakat ne gariptir ki, insanlara rızık verici yani Rezzak olan Allah, insanları açlık ile korkutmazken; kendi rızıkları için dahi Allah'a muhtaç olan yaratıklar, insanları açlık ile korkutabilmektedirler! (Kur'an'a Yönelirken)
Size güzel gelen bir kadının ,
Bacaklarına veya göğüslerine hangi duygularla bakıyorsanız, hiç şüpheniz olmasın ki,
Karınızı güzel kabul eden bir erkek de,
Karınızın bacaklarına ve göğüslerine aynı duygularla bakacaktır. (Kadının Onuru)
Hakim ideolojilere bağlı bir yazar değilseniz ve bunun da ötesinde kaleminizle hakim ideolojilerin çürük tahtalan na dokunuyorsanız, mutlaka ve mutlaka dayanıklı bir yazar olmanız gerekmektedir.

Çünkü ne zaman, neyle karşılacağınız pek belli olmaz. Dokunduğunuz çürük tahtalardan ortaya çıkan tahta kurulan "Sen bizim düzenimizi mi yıkmak istiyorsun?" diyerek size hücum edebilirler!. (Aynalar Ve İnsanlar)
Şeytan bir tağuttur,
meydanlara dikilen ve kendisine saygı gösterilmesi istenen putlar ve putperest davetçiler bir tağuttur,İnsanları, Allah'ın hükümlerini inkara dayanan kanunlara çağıran kişi ve kuruluşlar bir tağuttur,İnsanları Allah'a isyana ve kendilerine kulluğa davet eden bütün kişiler, bütün kuruluşlar, bütün devletler birer tağuttur.
İşte tevhid gerçeği,
hakkı kabulle birlikte legal veya illegal olan bütün bu tağutları inkar etmekte ve insanları bu inkara davet etmektedir. (Tevhid ve Şirk)
Bizler dünyaya 'sahip' olmak için değil, 'şahit' olmak için geldik. (Divane)
Netice olarak Allah ile kul arasına giren şeytandan değil de, insanları hakka davet eden salih müslümanlardan rahatsız olan bu çığırtkanlar, böylesi yaklaşımlar ile Allah'ı değil şeytanı memnun etmekte ve şeytanın dostu olmaktadır... (Kimlik Tercihi)

Brüt olarak dağlarca ağırlığı olan nice insanın mal, makam ve şöhrete dayalı darasını çıkarırsanız, ne yazık ki geriye net olarak önemli bir şeyin kalmayacağını göreceksiniz! (Cumali)
Kur'an'ı Kerim'in hayır olduğuna iman eden bütün Müslümanlara şunu sormak istiyoruz:
Başlı başına hayır olan Kur'an'ı Kerim'in, size, sizin yaşantınıza, sizin düşüncelerinize, sizin eylemlerinize şimdiye kadar ne hayrı oldu?
İşte bu soruya yeterli ve olumlu cevap veremeyen kimseler, başlı başına hayır olan Kur'an'ı Kerim'in hayrına ulaşamayan, bu hayırdan nasiplenemeyen kimselerdir. (Kur'an'a Yönelirken)
Yarınlar uzak gerçekten uzak mıdır ?
Oysa uzak olan, yarın değil dündür. Yirmi yıl sonramız değil, yirmi saniye öncemiz uzaktır, uzaklaşmıştır bizden. Yirmi yıl yol gitsek, yirmi saniye öncemize varabilmemiz mümkün değildir.
Fakat yarınlar,
yarınlar durmak bilmeyen adımlarla üzerimize doğru gelmektedir.Yarınlardan kaçmak, yarınlardan uzaklaşabilmek, durmayan zamandan korkanlar için dermansız bir derttir. (Tevhid ve Şirk)
Geçmişteki hıristiyanlar, rahiplerine birkaç kuruş vererek cennet tapusu alıyorlardı. Herkesin yadırgadığı bu durumu, ben pek yadırgamıyorum.
 Hem neden yadırgayım ki!
 Birkaç kuruş menfaat için gerçek cennetlerini satan milyonlarca insanla bir arada yaşarken, onları nasıl yadırgayabilirim?
 Birkaç kuruş karşılığında cennet umudu alanlar mı yadırganmalı,
 yoksa birkaç kuruş karşılığında gerçek cennetlerini satanlar mı? (Tevhid ve Şirk)
Allah için ölmek ne kadar güzel ise Allah için yaşamak da o kadar güzeldir. (Cumali)
Camideki cemaatın durumunu tekrar gözden geçirdi. Kelime-i tevhidi açıklarsa, cemaatten itiraz edenler olacaktı. Çünkü kelime-i tevhidin gereği olarak, insanlara ilahlık taslayan bütün politikacıların, insanlara ilahlık taslayan bü­tün İdeolojilerin, bütün sistemlerin, bütün devletlerin red­dedilmesi gerekecekti.

Tevhid, sadece ve sadece Allah'a kulluk etmekti.

Hakim olarak, hüküm koyucu olarak sadece Allah'ı kabul etmekti. Allah'ın hükmüne rağmen hüküm koyan kişiler, hüküm koyan merciler varsa, Allah'ın hukukuna tecavüz ederek insanlara ilahlık taslayan bu kişilerin, bu mercilerin redde­dilmesi gerekirdi. (Cumaya 5 Kala)
Gözyaşı, yaraları yıkar, mikrop kapmasını engeller, gönül yangınını söndürür. (Kimlik Tercihi)

Dünyanın artık bekleyen değil, beklenen müslümanlara ihtiyacı var (Beklenen Müslümanlara Yaratılış ve İnsanlık Tarihi 1)
"İnsan ölümle karşılaştığı zama geçmişinin bir film şeridi gibi gözünün önünden geçtiği söylenirdi. " (Yaşama Fırsatı)
Müslüman bir erkeğin karısının haklarına riayet etmesi ve onun ihtiyaçlarını gidermesi,
Müslüman bir kadının kocasının haklarına riayet etmesi ve onun hizmetini görmesi ,
Allah'ın rızası gözetilerek yapıldığı sürece ,
Allah'a kulluk içine girmekte ve karşılığı ecir olmaktadır . (Kadının Onuru)
“Mü’minin her yaşı güzeldir” buyuruyor. (Cumali)
"Sınırlı bir menzili ve keyfiyeti olan gôrme duyumuzdan hareket ederek herşeyi hakkıyla gören "Basir'ı" tanımlayacağımız gibi, şimdiki zamana bağlı sabrımız dan hareketle zamandan ve mekandan münezzeh olan Rabbimizin sabrını tanımlayamayız. Rabbîmizi kendimize göre "tanımlamaktan" sakınmamız ise elbetteki bizleri Rahmân olan Allah'ı âyetlerden hareketle tanımaya- anlamaya çalışmaktan alıkoymamalıdır."

23 MESELE // Mehmed ALAGAŞ, sh,74 - Insan Dergisi Yayınları (23 Mesele)
Mesela duyduğu bir rahatsızlıktan dolayı doktora giden ve muayenesi sonucu öleceğini öğrenen insanın durumu ne olur hiç düşündünüz mü?

Bu insanın dünyası ve dünyaya bakışı bir anda değişir! Sevdiği bir çok şeye karşı, sevgisini yitiriverir. Anlamlı gördüğü birçok şey anlamsızlaşıverir. Şu an dert edindiği birçok şey, dert olmaktan çıkar. Korktuğu birçok şeyden korkmaz olur. Elli yıl çalışarak biriktirdiği milyarları, elli gün daha fazla yaşamak için vermek ister.

Bu insan müslümansa, ne yazık ki bu müslümanda da değişiklikler olur. Ölüm haberine her an hazır olan, bu haberi her an bekleyebilen bir müslümanda olmayacak, olmaması gereken değişiklikler, zamanımızdaki birçok müslümanda oluverir.

Ölüm haberini alan bu müslüman bir anda kendisine geliverir. Öldükten sonra hesaba çekileceğini bildiği için, başını arkaya çevirerek hesap vereceği yaşantısına bakar.

Sevdiği Rabbi için yapmadığı, ertelediği, geciktirdiği bütün güzel eylemler bir dağ gibi yığılır gözlerinin önüne!

Ağlamaya, hüngür hüngür ağlamaya başlar..

Öleceği için değil, amel heybesini, güzel amellerle dolduramadığı için, göğsünü ve gönlünü gere gere "Ey güzel Allah'ım, ey güzel Rabbim, bana lûtfettiğin ömrümle sana bu amellerimi getirdim" diyemeyeceği için ağlar ve ağlar ve ağlar...

Tabi ki gecikmiş bir idrak, gecikmiş bir gözyaşlarıdır bunlar.

O halde sizler,
sizler geç kalmayın canlar, geç kalmayın arkadaşlar!
Şimdi gülüp, ölürken ağlayanlardan değil,
şimdi ağlayıp,ölürken gülenlerden olun...

Vakit öldüren ölülerden değil, dipdiri eylemlerle vakitlerini dirilten, dirilerden olun..

Çünkü sizlere bir doktor, bir profosör, bir kahin değil, sizleri yaratan Allah ve O'nun Rasulü bildiriyor.

ÖLECEKSİNİZ...! (Kişiye Özel)
Gündüzleri genellikle başkaları için çalışan geceleri televizyon karşısında başkalarının hayatını izleyip başkalarını dinleyen bu insanlar, yaşayamadıkları kendi hayatlarını başkalarına veren kendilerine başkalaşan insanlardı!. (Yaşama Fırsatı)

---
Kaynak: [Mardin Life](https://www.mardinlife.com/kitap/tutsak-mehmed-alagas-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi)