# Ulu Ağaç - Susanna Tamaro Kitap özeti, konusu ve incelemesi

> Ulu Ağaç kimin eseri? Ulu Ağaç kitabının yazarı kimdir? Ulu Ağaç konusu ve anafikri nedir? Ulu Ağaç kitabı ne anlatıyor? Ulu Ağaç kitabının yazarı Susanna Tamaro kimdir? İşte Ulu Ağaç kitabı özeti, sözleri, yorumları ve incelemesi...

- Kaynak: Mardin Life
- URL: https://www.mardinlife.com/kitap/ulu-agac-susanna-tamaro-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi
- Dil: tr-TR
- Yayın tarihi: 2022-02-16T20:00:18+03:00
- Güncelleme: 2022-02-16T20:00:18+03:00
- Yazar: NASRETTİN GÜNEŞ
- Kategori: Kitap
- Görsel: https://cdn.mardinlife.com/2022/02/16/susanna-tamaro-kimdir-susanna-tamaro-kitaplari-ve-sozleri-154423.jpg

Kitap Künyesi
 Yazar: Susanna Tamaro 
 Çevirmen: Eren Yücesan Cendey 
 Orijinal Adı: Grange Albero 
 Yayın Evi: Pegasus 
 İSBN: 9786054456086 
 Sayfa Sayısı: 120 

Ulu Ağaç Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Bu, hem yüzlerce yıl uzunlukta hem de birkaç günlük bir öykü. Bu, köklerden görülmüş ve dallar arasında yaşanmış dünyanın öyküsü. Ama en çok da sevginin ve umudun öyküsü. Yüreğiyle ve aklıyla konuşmayı bilen bir yazarın yalın, neşeli ve şefkat dolu anlatımıyla, tam da şu sıralar ihtiyaç duyduğumuz kitap. "Bu kitabı yazarkenki duygularım ve heyecanım, ancak bundan on yedi yıl önce Yüreğinin Götürdüğü Yere Git'i yazarken hissettiklerime benzetilebilir. Edebiyatın ruha hitap etmesi gerekir. Kriz anlarında ve hiçbir şeyin net olmadığı hallerde aydınlığa ihtiyaç duyulur."
 

Ulu Ağaç Alıntıları - Sözleri
Kader bizim düşmanımız değildir; yalnızca gelişmemiz için bize fırsatlar sunar.
Güzellikten kendini beğenmişliğe uzanan yol pek kısadır.
Ama eğer bozulan hamursa, hamur böceklendiyse maya yine de işe yarayabilir mi?
Kader bizim ne isteyip ne istemediğimizi hiç sormaz. Koca bir tekerlek gibi her şeyin üzerinden geçer.
Şimdi bir fare gibi saklanma, bir köstebek gibi derinlere inme. Kader bizim düşmanımız değildir, yalnızca gelişmemiz için bize fırsatlar sunar.
Şunu unutma:
“Sevgi her şeyi yener.”
“Ama eğer bozulan hamursa, hamur böceklendiyse, maya yine de işe yarayabilir mi..?”
"Bir muharebeyi yitirmek, savaşı yitirmek anlamına gelmez."
“O halde şunu unutma” dedi ses yok olmadan önce. “Sevgi her şeyi yener.”
"Bir muharebeyi yitirmek, savaşı yitirmek anlamına gelmez."
Bir muharebeyi yitirmek, savaşı yitirmek anlamına gelmez.
Kader bizim düşmanımız değildir, yalnızca gelişmemiz için bize fırsatlar sunar.

Ulu Ağaç İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Üç yüz yıllık köknar, bu köknarı yuva bilen sincap ve bir mucize...
İnsanoğlunun değişen yaşamını, doğadan kopuşunu köknarın gözlerinden göreceğiniz bir kitap. Yuvasından kopmak istemeyen sincabın mucizelere inanarak başardığı bir masal. Aslında bildiğimiz ama artık fark edemediğimiz arada bir hayıflandığımız doğadan kopuşumuz çok iyi anlatılmış. 10 yaş ve üzeri herkes okuyabilir. Bir kaç saatte bitirebilirsiniz. Ayrıca sahaflarda çok uygun fiyata bulabilirsiniz (aydınelif) 
Susanna Tamaro’nun okuduğum üçüncü kitabı Ulu ağaç.Dev bir ağacın ve ona arkadaşlık eden minik bir sincabın başından geçen olayları konu alıyor.Ulu Ağaç, doğanın,dostluğun,huzurun gerçek anlamını ,sevginin ve mucizenin gücünün gerçekliğini hatırlatarak bizleri başladığımız noktaya,tabiata çağırıyor! Yine ruha dokunan Harika bir öyküSayende artık çizmeye başladım @yesimdemir34 ️ (Deniz Gürçay) 
Çocukluğumun hayaller kurduran, sımsıcak masallarına götürdü bu kitap beni.
Doğanın öyküsü, mücadele, azim, mucize, şehrin karmaşası, doğanın huzuru... Hayata dair bir çok şey var bu kitapta.
Doğadan şehire göçün insanda yarattığı kötü dönüşümü anlatması için sözü yazara bırakalım:
“Kimse ilkbaharın sessizliğinden yakınmıyor, kimse artık hayatı yansıtmayan gün doğumlarını ve gün batımlarını fark etmiyor bile. Kırlangıçlar yok oldu ve biz hala güç ve kudret hayallerimizin peşinde koşuyoruz. Onların cıvıldamalarını dinlemeden, kırlarda dolaşmadan, papatyaları görmeden, ıhlamurların kokusunu duymadan, arıların vızıltılarını işitmeden de yaşayabileceğimizi sanıyoruz. Yıldızlı bir göğün altına uzanmadan, kendimize sorular sormadan iyi yaşadığımızı sanıyoruz. Ben kimim? Ne yapıyorum? Neden buradayım? Bu karanlık neden bu kadar derin?” (Pafuli) 

Kitabın Yazarı Susanna Tamaro Kimdir?
Susanna Tamaro, İtalyan kent soylu bir ailenin kızı. Trieste'de 1957 yılında doğdu, Orvieto yakınlarında kedileri ve köpeğiyle birlikte yaşamaktadır. Zor bir çocukluk dönemi geçiren Tamaro, 18 yaşındayken, bir depreme tanık olur, 25 yaşındayken ölümcül bir hastalık geçirir ve 27 yaşında yazmaya başlar.

Her başarıya ulaşmış yazarın yaşamış olduklarını o da yaşar. İlk denemelerinde başarısız olur ama bunlara aldırmadan yoluna devam eden Tamaro “Tek Bir Ses İçin” adlı kitabıyla büyük ses getirir. ”Yüreğinin Götürdüğü Yere Git” adlı bu eser de ona daha büyük bir ün kazandırır. (Bu kitap aylarca İtalya'da liste başı olmuştur.) Genelde günlük ya da mektuplar şeklinde yazar. Olayları birinci ağızdan anlatır. Eserlerinde hep bir hüzün vardır. Kahramanları genellikle ölümün eşiğine gelmiş ama bu durumu kabullenmiş; hayatta aradığını bulamamış insanlardır.

Susanna Tamaro Kitapları - Eserleri
Yüreğinin Götürdüğü Yere Git
Kitaplardan Korkan Çocuk
Yüreğimin Sesini Dinle
Kökler, Yollar ve Yitik Benler
Anima Mundi
Luisito: Bir Sevgi Öyküsü

Sonsuza Kadar
Sevgili Mathilda, İnsanın Yürümesini Dört Gözle Bekliyorum
Tek Ses İçin
Kaplan ve Cambaz
Her Melek Korkunçtur
Aklı Bir Karış Havada
Düşünen Bir Yürek

Büyülü Çember
Daha Çok Ateş Daha Çok Rüzgar
Yanıtla Beni
Rüzgar Ne Diyor
Tombul Yürek
Ulu Ağaç
Her Sözcük Bir Tohumdur

Bakışınla Aydınlanır Dünya
Büyük Bir Aşk Hikâyesi
Sessizlik Bir Erdemdir
Var Olan Ada
Tobia ve Melek
Atla, Bart!
Eve Doğru

Rüzgar Ne Diyor

Susanna Tamaro Alıntıları - Sözleri
Benim için gerçekten her kitap son kitaptı. Sonuncuydu çünkü ufka baktığımda hiçbir şey göremiyordum, belki de yazmanın bıraktığı yorgunluk ve halsizlik içindeydim; öte yandan- belirişi ve işlenişiyle- her kitabın çevresinde bir mucize halesi oluyordu. Bilindiği üzere mucizenin, buyrukla yaratılması mümkün değildir. (Her Melek Korkunçtur)
O ekim ayında, bir parçam- umut etmiş, hayal kurmuş olan parçam- bütünüyle ölmüştü. O günden sonra artık onunla birlikte yaşamayı öğrenmem gerektiğini biliyordum. Belki bir süreliğine gizli tutabilirdim ama sonra güçlü çürüme kokusu gerçek durumumu başkalarına da açık edecekti. (Her Melek Korkunçtur)
"Uyku sırları ortaya çıkartıyor." (Rüzgar Ne Diyor)
(...)
"Eh, en azından senin bir sürü kardeşin var."
"O kadar çok olunca yok sayılır. Zaten artık yoklar."
"Nereye gittiler?"
"Derin donduruculara herhalde."
O anda yeniden utanç yüklü bir sessizlik oldu. Bart, Zoe'nin akrabasını yemiş olma olasılığını düşündü.
 (...) (Atla, Bart!)
Sakin, korunaklı ve ufuksuz. Kesinlikle benden, senden daha iyi yaşayacaklardır ama hayat gerçekten o mudur? Bu, arzu duyulacak bir yaşam mıdır? Ölüm döşeğinde "Bu olağanüstü bir serüven miydi?" diye sordurabilecek bir yaşam mıdır? Yoksa bir yaşam putu mudur? Gizemi olmayan —ve bununla karşılaşma hevesi taşımayan— hayat bitmek bilmeyen esnemelerden başka nedir ki? (Luisito: Bir Sevgi Öyküsü)
Gerçekte insan hayatı nedir? İki karanlık arasındaki ışıklı bir yarılmadır... Nereden geliyoruz? Nereye gidiyoruz? (Var Olan Ada)

Düzen ve saygı bizi hayvanlardan ayıran biricik değerlerdi. (Rüzgar Ne Diyor)
Sözcüklerin arkasında sözcükler gizlidir, ama sessizliğin içinde "herhangi bir şey" yuvalanmış olabilir. (Rüzgar Ne Diyor)
Büyüklerin dünyasında yasalar, sevgiden daha ağır basar.. (Luisito: Bir Sevgi Öyküsü)
Ansızın kollarını göğe doğru kaldırdı, ellerini bir orkestra şefi gibi sallayarak şöyle dedi: " Ve sonra hayata şükrediyorum! Ağaçlara, çuha çiçeklerine, boraya, üveyiklere ve serçelere, çocuklara, otlara şükrediyorum ve tümünü kutsuyorum! Çünkü her şey kutsaldır ve bir lütuftur." (Her Melek Korkunçtur)
‘Eğer’ler dünyası bir girdap, bir hortum, bir kara deliktir. İnsan bir an dengesini yitirirse, içine yuvarlanmaması olanaksızdır. (Daha Çok Ateş Daha Çok Rüzgar)
Demekle yapmak arasında uçurumlar var. (Büyük Bir Aşk Hikâyesi)
Sonra, belki de ölmeden bir an önce, hayatımızı bir an için seyredeceğiz ve gerçekten bizim olan, gerçekten dolu geçen anların farkına varacağız;bunlar belki de bir çiçeğe bakarak,bir ağacın biçimini seyrederek,yanımızdan geçen bir çocuğun başını okşayarak zaman yitirdiğimiz anlar olacaklar. (Her Sözcük Bir Tohumdur)

“ Bilgelik dolu yazılara bakarsanız işin hoş yanı da sürprizlerdir ama hele bunu gerçekte yaşayın da görün. “ (Tombul Yürek)
Bir hayvan neydi gerçekten? Günlük konuşmanın küçümseyici tavrında bu sözcüğün kökeninde yatan öz kolayca unutuluyordu. Can. Evet, hayvan can sahibi olan biriydi. İnsanların büyük bölümü için aynı şeyin söylenebileceğinden ise emin değildi. (Luisito: Bir Sevgi Öyküsü)
"Gitmek ya da gitmemek, beslediğin ateşe bağlıdır."

"Ateş beslenir mi?"

"Yakıp yok eden buz gibi bir ateş vardır, bir de sıcak, yeniden yapan bir ateş. Her ikisi de bizim yüreğimizdedir. Hangisinin alevleneceğine biz karar veririz." (Kaplan ve Cambaz)
"Gerçek yüzlerini en baştan gösterseler, büyük bir olasılıkla hiçbir zaman evlenemezler." (Anima Mundi)
"Boşuna yaşadım, ölümümde boşuna olacak " (Tek Ses İçin)
"Her şeye içine girmeden yukarıdan bakabilmenin ne güzel olacağını düşündü." (Rüzgar Ne Diyor)
“Kovalayandan kaçarım, kaçanı kovalarım.” (Büyük Bir Aşk Hikâyesi)

---
Kaynak: [Mardin Life](https://www.mardinlife.com/kitap/ulu-agac-susanna-tamaro-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi)