# Ümmet Bilinci - Atasoy Müftüoğlu Kitap özeti, konusu ve incelemesi

> Ümmet Bilinci kimin eseri? Ümmet Bilinci kitabının yazarı kimdir? Ümmet Bilinci konusu ve anafikri nedir? Ümmet Bilinci kitabı ne anlatıyor? Ümmet Bilinci PDF indirme linki var mı?  Ümmet Bilinci kitabının yazarı Atasoy Müftüoğlu kimdir? İşte Ümmet Bilinci kitabı özeti, sözleri, yorumları ve incelemesi...

- Kaynak: Mardin Life
- URL: https://www.mardinlife.com/kitap/ummet-bilinci-atasoy-muftuoglu-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi
- Dil: tr-TR
- Yayın tarihi: 2022-08-23T21:00:03+03:00
- Güncelleme: 2022-08-23T21:00:03+03:00
- Yazar: Mardin Life
- Kategori: Kitap
- Görsel: https://cdn.mardinlife.com/2022/08/23/atasoy-muftuoglu-kimdir-atasoy-muftuoglu-kitaplari-ve-sozleri-296637.jpg

Kitap Künyesi
 Yazar: Atasoy Müftüoğlu 
 Yayın Evi: Denge Yayıncılık 
 İSBN: 9789755500317 
 Sayfa Sayısı: 125 
--reklam--
Ümmet Bilinci Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Modern zamanlar bütün insanlık ikliminin tehdit altında bulunduğu zamanlardır. Özellikle 20. yy. boyunca askeri yatırımlar, harcamalar, silahlanma yarışı, kitle imha silahları, insani iklimi bütünüyle yoksullaştırmıştır.

Modern yüzyıllar boyunca yaşanan insanlık dışı olaylar, özellikle Müslümanlar için "Ümmet Bilinci"nin evrensel bir zorunluluk olduğunu göstermektedir. Ümmet Bilinci imani bir zorunluluktur, ahlaki bir zorunluluktur.

Günümüzde "İslami İdealler" ile yaşanan gerçekler arasında çok büyük boşluklar bulunmaktadır. Günümüzde İslam Ümmeti kendisini kanıtlayamamaktadır. İslam Ümmeti kendisini ve sorunlarını ifade edememektedir. İslam Ümmeti, islami anlamları temsil edememektedir. İslam Ümmeti örnek olamamaktadır.

Ümmet Bilinci adını taşıyan, kuramsal herhangi bir iddia taşımayan bu kitabımızda öncelikle, içerisinde yaşadığımız dünyanın, içerisinde yaşadığımız tarihsel dönemin ve islam insanıyla birlikte insanlığın vicdani olmaya çalışılmıştır.

KİTABIN BÖLÜMLERİ

* Evrensel bir aile
* İslam Ümmeti'nin ortak dili ve söylemi
* İslam Ümmeti'nin ortak düşünce, kültür ve değerleri
* İslam Ümmeti çapında dayanışmanın gerçekleştirilmesi
* Ümmet Bilinci bir bütünlük bilincidir
* Ümmet Bilinci'ni yeniden inşa etmek gerekir
--reklam--
Ümmet Bilinci Alıntıları - Sözleri
Müslümanlar nazarında ırksal üstünlük bir safsatadan ibarettir.
Geçmişte cesetler köleleştirilirken, günümüzde ruhlar köleleştirilmektedir...
İslam, tüm etnik sınırları aşmaya son derece elverişli insani bir öz taşır.
Müslümanlar nazarında bütün insanlığın hayrını ve çıkarını düşünmeyen bir dünya görüşü ve hayat anlayışı, ahlaki ve insani olamaz
Modern ideolojiler, insanlığın, insani/ruhi/manevi/ahlaki ihtiyaçlarına hiçbir yolla cevap veremediler.
Geçmişte cesetler köleleştirilirken, günümüzde ruhlar köleleştirilmektedir...
Müslüman olmak demek vicdanı Hak'ka dayalı olmak demektir.
Atasoy müftüoğlu
Ümmet bilinci
Medya dili, egemenlerin çıkarlarına göre düzenlenen bir dildir.
İslam, dünya hayatından vazgeçmemizi istemiyor.
İslam; geçmişe, geleneğe, politik liderlere, toplumsal liderlere, imkan ve iktidar sahiplerine körü körüne bağlılığı, gurur ve kibri, dünyevi makam, mevki, şan, şöhret tutkusunu, nefse ve zan’a tutsaklığı cehalet olarak tanımlıyor.
--reklam--
Ümmet Bilinci İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Atasoy Müftüoğlu'nun okuduğum ilk kitabı. Kitap adı üzerine Ümmet bilincinin gücünden ve öneminden haliyle ümmet bilincinin oluşması gerektiğinden bahsediyor.
Bunun dışında Modernizme, Batı'ya ve Lâikliğe net şekilde karşı çıkıyor.

Kafamda soru işareti bırakanlar

1-Ümmet bilincinden bahsediyor ama bu bilincin içeriğine dair pek malûmat vermiyor. Burada fikrini açık açık söylemediğini düşünüyorum. Verdiği malûmat; rkı, ulusu, kavmi, milliyetçiliği terk edip halkların ümmet olması gerektiği. Yani ümmet olma yolunda engel olarak Atasoy bey bunları görüyor.

2- Ümmet olma yolunda Batıya, abd'ye, lâikliğe kadar uzanan yazılarda Sünnet konusuna değinmemiş oluşu soru işareti oluşturuyor. Olumlu yada olumsuz bu konuda da fikrini beyan etmeliydi diye düşünüyorum.

3- Beni en çok şaşırtan Millet kavramını kötülemesi oldu. Daha garibi Millet kavramını ümmet olma önünde engel olarak görürken Halk kavramını olumlaması garip. Millet kavramı Kur'an da Din'i ifade eder, Halk kavramıyla ise aynı halk içindeki tüm dinleri içine alabilir.

Yazar burada Milleti, ırk veya kavim anlamında kullanmış olabilir diyemiyorum. Çünkü Millet kavramının geçtiği her cümlede Irk kavramı da geçiyor.

Biz Vatanımızın sınırlarını çizerken buna Misak-ı Milli dedik, ve bu sınırları gâvurlara teslim etmeyeceğimizi ilân ettiğimizde buna Millî Mücadele dedik. Burada ki Millî'lik kavramı ırk değildir. Bu toprakları gâvura teslim etmek istemeyen ve bu uğurda savaşan herkes hangi ırktan olursa olsun bu Milletin bir parçasıdır.
Dolayısıyla Millet bölücülük değil bütünleştirici bir kavramdır. Öyle de olmuştur. İçi boş ve başıboş bir kavram değildir. Türk Milleti dendiğinde İslâm idealini savunan ve bu uğurda birleşmiş insanlardan oluşur.

Dolayısıyla Millet kavramını kötüleyip Halk kavramını öne çıkarması. Halk kavramını İslâma Millet kavramından yakın görmesi beni çok şaşırttı.

 Bu ülkede hepimizin malumu Halk kavramını seven ve kullanan bir oluşum var. Bu oluşum yani HDP Türkiye'yi özerkleştirmek isteyen bir parti. Bu Parti, Türkiye Halkı demek yerine Türkiye Halkları ifadesini kullanıyor. Bu bağlamda Yazar Halk kelimesinde Heleki İslâm ümmeti olma yolunda nasıl bir birleştirici güç görmüş merak ediyorum. Keşke bunu da açokşadaydı.

4-Kitabın sonlarında Müslüman ülkelerin - İran ve Sudan dışında - Batıya teslim olduğunu, özüne, halkına yabancılaştığını falan söylüyor. (Oldi) 
Bilinç serisinin elimdeki tek kitabı Ümmet Bilinci. Atasoy Müftüoğlunun da okuduğum tek kitabı. Oldukça kısa ve öz kitap. Sizi silkeliyor, zihninizi arındırıyor. Ümmet denince ne anlamalıyız sorusunun cevabı niteliğinde. Yalın ve net hakikati gözler önüne seriyor Müftüoğlu. Okunmalı. Tekrar tekrar okunmalı. (Habibe) 
Önemli yerlerin altını çizeyim dedim.Baktım ki her yer önemli.Kesinlikle okunması gereken bir kitap.Ümmet olmanın önemini ve ümmet bilincinin oluşması için izlenmesi gereken yolu gösteren muhteşem bir eser. (Usame) 
--reklam--
Ümmet Bilinci PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Atasoy Müftüoğlu - Ümmet Bilinci kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Ümmet Bilinci PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Atasoy Müftüoğlu Kimdir?
Atasoy Müftüoğlu, 1942 yılında Trabzon'un Çaykara ilçesinde doğdu.

Mehmet Akif, Necip Fazıl, Sezai Karakoç ve daha bir çok müslüman yazar ve şairin kuşatıcı bir medeniyet söylemine yöneldiği bir dönemde yetişti. Çocukluğundan itibaren Sebilürreşad, Büyük Doğu, Diriliş ve Millet gibi düşünce çevreleriyle tanıştı.

1960 yılında Trabzon'da başladığı yazarlık hayatına, Eskişehir'de bir han odasındaki daktilosundan güçlü, sorumlu üslubuyla müslümanları beslemeyi sürdürerek devam etti.

Zamanla Büyük Doğu lehine bir tercihte bulunan Müftüoğlu, uzun yıllar bu tercihi heyecanlı ve bilinçli bir biçimde korudu.

Müftüoğlu, sağlıklı bir anlayışa ve kavrayışa ancak, ümmeti kuşatan bir perspektif ile ulaşabileceğini düşünerek, ulusalcı düşünce çevrelerine mesafeli durmaya başladı. Edebiyat Dergisi'ne uzun aralıklarla, Mavera Dergisi'nde ise kısa aralıklarla deneme yayınladı. Daha sonra yazarlık ve yazarlar konusunda farklı bir tavır ortaya koyan Müftüoğlu, düşünsel hareketliliğin yaşandığı dergilerin etrafından uzaklaştı. Bu seçiminden sonra Müftüoğlu İslam'ın ve müslümanların üstünlüğü için bir etkinliği fiilen ortaya koyan her düşünceye, her eğilime, her kişiliğe zihnini ve yüreğini sonuna kadar açtı.

Yüreğine çokça müslüman adresi ve geniş bir coğrafya sığdıran Atasoy Müftüoğlu, giderek daralan kuşatmanın algılarımızı parçalamasına, bilincimizi yok etmesine ve bütün coğrafyamızı işgal etmesine karşı direnmeyi kendisine şiar edinen bir mücadele insanı oldu.

Başta Büyük Doğu, Yeni İstiklal, Yeni İstanbul, Yeni Devir, Yeni Şafak olmak üzere kimi günlük gazetelerde aralıklı olarak köşe yazarlığı yaptı ve bazılarında hala yazılarına devam etmektedir.

Yazıları ve sohbetleriyle İslam ümmetinin ve insanlığın esenliğini samimi duygularla savunan Atasoy Müftüoğlu, kendisinin bir çok ulusal derginin dışında Anadolu'dan gelen davetlere de icabet etti.

Diriliş, Deneme, Edebiyat, Mavera, Selam, Edebi Pankart, Vuslat, Umran ve Bilge Adam dergileri başta olmak üzere pek çok edebiyat, sanat, düşünce, kültür ve siyaset dergisinde denemeler yazdı ve bir çok dergide yazılarını sürdürmektedir.

Müftüoğlu hayatının her döneminde, insanın ufkunu genişleten ilkeli bir şahsiyeti, derviş merşreb bir kişilikle siyasal bir duruş ortaya koydu. Bir aktivist olarak, kendisine ulaşan her haberin, her eylemin peşinde koşan, yanında olmak isteyen biri olarak; ülkesindeki bir muhitin her zaman ufkunu açmış, gönlünü genişletmiştir. Onun heyecanıyla heyecanlanan, onun öfkesiyle öfkelenen bu muhit, İngiltere'den, Çeçenistan'a; İran'dan, Afganistan'a; Somali'den, Bosna'ya kadar geniş bir İslam coğrafyasına duyarlılık gösterdi.

Atasoy Müftüoğlu, kendine ait durusu ve söylemi ile Afrika, Kudüs, Kandahar, Moro, Hayfa, Isfahan, Halep, Harlem, Peşver, Keşmir, Taşkent, Grozni, Doğu Türkistan'ı ve daha nice İslam coğrafyasını kelimeleri ile kucakladı.

Müftüoğlu bununla da kalmayarak, uluslararası konferanslarda ve seminerlerde tebliğler yayınladı.

Bu dönemde yaşanan iki olay onu derinden etkiledi; Biri Şeyh Abdülkadir Es-Sufi ile tanışması, diğeriyse İran İslam Devrimi. Es-Sufi ve cemaatini tanıyınca öylesine sarsıldı ki, izlenimlerini layıkıyla anlatamamaktan çekindi. Ayrıca İran İslam Devrimi'ni büyük bir heyecanla karşılamakla kalmadı o heyecanı edebiyat inceliği ve mü'mince dikkatiyle çevresindekilere de taşıdı.

Atasoy Müftüoğlu'nun yoğunluğunu en çok gösterdiği 80'li ve 90'lı yılarda Türkiye'de yükselen İslamcılık eğiliminin temelinde hayatın tüm alanlarına yöneltilmiş sağlam bir 'tevhit' algısı ortaya koydu. Kitaplarında tevhit, mücadele, ahlak, hikmet ve merhamet eksenli denemeler yazan Müftüoğlu, hemen her müslümanın duygu ve düşünce dünyasında bu kavramların yerleşmesinde büyük pay sahibi oldu.

Atasoy Müftüoğlu, kendi kuşağı içinde Rasim Özdenören'le birlikte tercihini net olarak ortaya koyan bir insandır. Necip Fazıl Kısakürek ve Sezai Karakoç hemen her alanda ürün verirlerken Rasim Özdenören 'öykü'yü, Atasoy Müftüoğlu da 'deneme'yi tercih etmiş ve tercihlerinde derinleştiler. Öyle ki, Atasoy Müftüoğlu deneme dili ile din dilini birleştiren; üsluptan, mesajdan taviz vermeden yazı serüvenini aralıksız sürdürdü.

Uzun yıllar ara verdiği dergi yazılarına Vuslat, Umran ve Bilge Adam dergileriyle yeniden başlayan Müftüoğlu, bir mü'min yürekten kocaman bir coğrafyayla bütünleşmeye devam etmektedir.

Atasoy Müftüoğlu'nun, Kur'an'ın, hadislerin, Gazali'nin, İmam-ı Rabbani'nin, Hasan el-Benna'nın, Malik Bin Nebi'nin, Mevdudi'nin, Seyyid Kutub'un terimleriyle örülü dili, modern ve batılı bir yapı taşımaktadır. Bu nedenle konuşmalarında ve yazılarında edebiyat ilgililerini muhatap almakta, mesajlarını imkan bulduğu sürece edebiyat dergileri üstünden iletmeyi seçmektedir.

Kuşağının moralini ve umudunu diri tutan Atasoy Müftüoğlu'nun en önemli özelliği okurunu eleştirinin sonuçlarıyla baş başa bırakması değil oradan bir adım daha öteye giderek, çözüm yolu göstererek yardımcı olmasıdır.

2005 yılının Kasım ayında yayınlanan Kitap Postası'nda ise özel olarak hayatı ve fikirleri irdelendi.

2008'de Hece Yayınları'nda çıkan, Hayatın Kareleri, Dilden Dünyaya, Armağan Yazılar, Kalplere Kablo Döşemek, Mektuplar, Kaynakça ve Albüm bölümlerinden oluşan 'Irmağın İçli Sesi: Atasoy Müftüoğlu Kitabı' yazarın hayatını çeşitli yönleri ile okuyucuya sunmaktadır.

Müftüoğlu'nun müstesna kişiliğini; ağabeyliği, kadirşinaslığı, vefakarlığı, çilekeşliği, dostluğu, arkadaşlığı, mürebbiliği, eğitmenliği, aydınlatıcılığı, üretkenliği, paylaşmacılığı ile kendisini göstermektedir.
--reklam--
Atasoy Müftüoğlu Kitapları - Eserleri
Ümmet Bilinci
Vakti Kuşanmak
Zamanın Sınavından Geçmek
Firak
Hakikat Bilincinin Kaybı
Tarihin Taşrasında Yaşamak
Tevhidi Gerçekliğin Işığında
Yeni Bir Dilin İnşası
Sahte Mutlakların Hükümranlığı
Putlarını Kıramayan Kabileler
Farkındalığın Dili
Ağır Hasarlı Algılar
Küresel Çağda Kaybolmak
Rahmanın Ayetleri Karşısında
Varoluşsal Belirsizlikler
Evrensel Vicdanın Sesi Olmak
Varoluşsal Kaygılar
Küresel İhtiraslar ve Küresel Kuşatma
İnsansız Dünyalar İnsansız Hayatlar
Teslimiyetçilik Kader Değildir
Göklerin ve Yerin Dili
Küresel Çağda Varolmak
Yeni Bir Tarih Şafağı
Evrensel Yalanlarla Yüzleşmek
Barbarlığa Dönüş
Evrensel Ufkun İmkanları
Popülist Zamanlar Ölümcül İyimserlikler
Geleceği Özgürleştirmek
Furkan Günleri
Onurumuzla Yaşamak
Düşsel Ufuklardan Gerçek Ufuklara
Umut ve Sorumluluk
Yeni Bir Zamanı Başlatmak
Bunca Tuğyan Bunca Issızlık
Vahyin Kılavuzluğu Altında
İlahi Şiarları Özgürleştirmek
Sözün Erimi
--reklam--
Atasoy Müftüoğlu Alıntıları - Sözleri
Özkisiligini yitirenin geride bıraktığı bir şey kalmamıştır. Yetenekleri yitmistir, özgürlüğü de . Bir insanın ve bir toplumun özkişiliğinı yitirmesi demek başkalarının kişiliğine bürünmesi anlamına gelir. (Firak)
Uyumlu ve itaatkâr toplumlar hiçbir zaman sorgulama yapma ihtiyacı duymazlar. (Farkındalığın Dili)
Çünkü herkes kendisini zihinsel bir hapishaneye kapatmış durumda. ... (Düşsel Ufuklardan Gerçek Ufuklara)
"Bir insanın bir insana kulluğu nasıl fıtrata aykırıysa, bir toplumun diğer topluma kulluğu, bir ülkenin diğer ülkeye kulluğu da o ölçüde fıtrata aykırıdır."

Atasoy Müftüoğlu // Bunca Tuğyan Bunca Issızlık (Bunca Tuğyan Bunca Issızlık)
Herhangi bir toplumda anormallikler, normalleşmişse o toplum her türlü ahlâkî ilke ve duruşu terk etmiş demektir. Bir propaganda, halkla ilişkiler ve çıkar aracı olarak kullanılan hoşgörü klişesi bugün merhametsizlik ölçüsünde bir hoşgörüsüzlüğe dönüşmüştür. (Varoluşsal Kaygılar)
bireysel anlamda da toplumsal anlamda da her aşırılık ilgili bireyin ya da toplumun kesinlikle olgunlaşmadığını gösterir. (Rahmanın Ayetleri Karşısında)
"Bize gelmeyin, kendinize gelin. Kendiniz olun, düşünmeye cesaret edin." s.32 (Yeni Bir Dilin İnşası)
"Bekleyerek umutlanmak yerine, eylemde bulunarak umutlanmayı öğreneceğiz.." (Barbarlığa Dönüş)
Küreselleşmenin bütün kültürlerin lehine geliştiğini söyleyebilir miyiz?

Hayır, tabii ki... Küreselleşme yoluyla güçlü kültürler güçsüz kültürleri ilhak ediyor ya da etkisiz hale getiriyor. Televizyon, internet, medya, sinema, tiyatro vs. yoluyla güçsüz kültürleri eritiyor, zayıflatıyor, güçsüzleştiriyor, marjinalleştiriyor hatta gayrimeşru hale getiriyor.

Bugünlerde Ortadoğu'da meydana gelen gelişmeleri de bu kanallar aracılığıyla izliyoruz...

Evet. Bu sebeple olaylar hakkında biz daha çok yüzeylerde gördüklerimiz etrafında konuşuyoruz. Yüzeyleri görmek kolaydır, yüzeysel olanı herkes görür. Yüzeyleri bir kamera, fotoğraf makinesi görür. Bunun için bir uzman olmaya gerek yoktur. Ama aslolan derinlikleri fark etmektir. Olayları hazırlayan derinliklerde ne olduğunu görmektir. (Umut ve Sorumluluk)
Kağıt üzerinde bağımsız oldukları söylenen ülkeler Batı modeline bağlılıklarını tartışma konusu bile yapamıyor (Sahte Mutlakların Hükümranlığı)
İman, insanda her şeyi yalnızca Allah'a bağlayan nihai bir emniyet duygusudur. (Tevhidi Gerçekliğin Işığında)
"İdeolojik ya da hizipsel körleşme, bütün toplumlarda insani her şeyi yok etti. İnsani sorunlar unutturuldu, konuşulamadı, tartışılamadı.
İdeolojik dil sebebiyle insanın dini, manevi, ahlâkî, ruhi boyutu insandan uzaklaştırıldı.." (Barbarlığa Dönüş)
İnsanı amaçların yerini, ekonomik amaçlar alınca; değerleri esas alan toplumun yerine, çıkarları esas alan toplum geçince; insani akılcılık da yerini ekonomik akılcılığa bırakıyor. (İnsansız Dünyalar İnsansız Hayatlar)
Modern dünya sistemi Müslümanların varlığını, modern dünya sistemi lehine feragat ve fedakârlıkta bulunmaları koşuluyla kabul ediyor.
Atasoy Müftüoğlu / Bunca Tuğyan Bunca Issızlık (Bunca Tuğyan Bunca Issızlık)
Vicdani ölümlerin kitleselleştiği bir çağda yaşıyoruz. (Yeni Bir Zamanı Başlatmak)
Hayatın ve tarihin içersinde kullanabileceğimiz, güçlü ve etkili bilgilere sahip olmaya çalışmalıyız. Metalar ve gösteriler dünyasının dışında yaşamaya özen göstermeliyiz. (Yeni Bir Zamanı Başlatmak)
İslam toplumlarında, Türkiye'de de somut olarak tecrübe ettiğimiz üzere, muvafık ya da muhalif kesimler, toplumu, entelektüel-ahlaki anlamda ikna etmek yerine, ya duygusal olarak ya da ideolojik olarak ikna etmeye çalışıyor. Bu nedenle, toplumlarımızda kültürel iklimin yerini, ikili karşıtlıklara dayalı önyargılar ve nefret duyguları alıyor. Sloganlara, duygusallıklara, hamasete ve ideolojik klişelere hapsedilen toplumlar, anlam/fikir/bilgelik/dayanışma ve felsefi içerik üretemiyor. Bu tür toplumlarda iktidarlar, toplumlara ya resmî yorumları ya da ideolojik yorumları dayatıyor. Bu yorumlarla toplumlar sistematik bir biçimde kontrol ediliyor. (Evrensel Yalanlarla Yüzleşmek)
Teslimiyetçi bir kültür, koşulları dönüştüremez, koşullar tarafından dönüştürülür. (Küresel İhtiraslar ve Küresel Kuşatma)
Karşımızda yasadışı bir dünya var. (Küresel İhtiraslar ve Küresel Kuşatma)
Zihinsel bir devrim için zihinsel cesarete ihtiyacımız var. (Umut ve Sorumluluk)

---
Kaynak: [Mardin Life](https://www.mardinlife.com/kitap/ummet-bilinci-atasoy-muftuoglu-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi)