# Ümmet Coğrafyası - Adem Özköse Kitap özeti, konusu ve incelemesi

> Ümmet Coğrafyası kimin eseri? Ümmet Coğrafyası kitabının yazarı kimdir? Ümmet Coğrafyası konusu ve anafikri nedir? Ümmet Coğrafyası kitabı ne anlatıyor? Ümmet Coğrafyası kitabının yazarı Adem Özköse kimdir? İşte Ümmet Coğrafyası kitabı özeti, sözleri, yorumları ve incelemesi...

- Kaynak: Mardin Life
- URL: https://www.mardinlife.com/kitap/ummet-cografyasi-adem-ozkose-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi
- Dil: tr-TR
- Yayın tarihi: 2022-02-18T02:51:41+03:00
- Güncelleme: 2022-02-18T02:51:41+03:00
- Yazar: Mardin Life
- Kategori: Kitap
- Görsel: https://cdn.mardinlife.com/2022/02/18/adem-ozkose-kimdir-adem-ozkose-kitaplari-ve-sozleri-155496.jpg

Kitap Künyesi
 Yazar: Adem Özköse 
 Yayın Evi: Pınar Yayınları 
 İSBN: 9789753523714 
 Sayfa Sayısı: 248 

Ümmet Coğrafyası Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Ümmet Coğrafyası kitabı, farklı ülkelere yapılan seyahatler esnasında gerçekleştirilen birbirinden önemli görüşmelerin bir araya getirilmesiyle oluştu.

Kitapta Filistin’den Fas’a, Moro’dan Suriye’ye, Libya’dan Makedonya’ya, Kosova’dan Suud’a, Tunus’dan Yemen’e, İran’dan Patani’ye, Nepal’den Malezya’ya, Cezayir’den Pakistan’a, Latin Amerika’dan Arakan’a kadar uzanan güzergâhta nelerin olup bittiği, Müslümanların neler yaşadıkları, tecrübeleri, hangi imkân ve zaaflara sahip oldukları, Müslüman toplulukların umutları, beklentileri, gelecek perspektifleri, Türkiye’ye nasıl baktıkları konu ediliyor. Kitap bu yönüyle ümmetten haberler getiren bir çalışma olma özelliği taşıyor.

Kitabın amaçlarından bir diğeri de Arap isyanlarıyla başlayan süreçle ilgili okuyucuya bizzat kaynağından, bu sürecin önemli aktörlerinden doğru bilgiler aktarmak. İslam dünyasının nerelerden geldiğini, hangi acıları çektiğini, hangi bedelleri ödediğini hatırlatarak içinden geçtiğimiz günlerin daha da iyi anlaşılmasını sağlamak.

Hasan el Benna, Seyyid Kutup, Erbakan Hoca, Şeyh Ahmet Yasin, Malcom X, Rantisi, Abdulhamid Han, Ömer Muhtar, Ali Şeriati, Aliyaİzzetbegoviç ve Mevdudi’den arda kalan düşünsel ve mücadele mirasının izleri de kitabın bir başka konusu.

Ümmet Coğrafyası Alıntıları - Sözleri
Abdülhamid’in torunları Filistin’i, Kudüs’ü asla terk etmediler ve etmeyecekler…
'Filistin davası başlangıçta bir Arap davasıydı. Daha sonra İslâmî davaya dönüştü. Şimdi ise bir insanlık davasına dönüşüyor. Filistin davasının geçirdiği evreler bize özgürlüğün mutlaka geleceğini müjdeliyor ve bizi Filistin konusunda daha bir umutlandırıyor.'
'Müslüman bir direnişçi savaşırken asla İslâm'ın sınırlarını, ölçülerini çiğnememeli. Çünkü ölçüsüz cihad olmaz.'
'Abdülhamid'in torunları Filistin'i, Kudüs'ü asla terk etmediler ve etmeyecekler.'
'Biz Filistinliler olarak hayatı sevmeyen insanlar değiliz. Biz de diğer insanlar gibi yaşamak istiyoruz. Fakat evlerimiz, topraklarımız işgal altında... Yahudiler elimizden özgürlüğümüzü ve vatanımızı aldılar. Bundan dolayı işgal altındaki topraklarımızı geri alıp Kudüs'e geri dönünceye kadar ödenmesi gereken bütün bedelleri ödeyeceğiz. Birgün Filistin karadan denize kadar özgür olacak ve İsrail işgali sona erecek. Allah bize Kuran'da bir gün özgür olacağımız vaat ediyor. İnanıyoruz ki Allah'ın vaadi Amerika'nın ve İsraillilerin silahlarından ve ordularından çok daha güçlüdür. '
"Düşünce özgürlüğüne önem veren, kimsenin hakkının yenmediği yeni bir devletin kurulmasını istiyoruz."
"Suskunluk yerini direnişe, çaresizlik ise umuda bıraktı."
"Yeni nesiller ruh köklerinden uzaklaştırılmak istendi."
"Bir bedendeki organlar birbirlerinin acılarını hissederler ve hissetmeliler."
İslam dünyası Osmanlı'nın yıkılmasıyla birlikte toparlanmak, ilga edilen Hilafeti yeniden canlandırmak için girişimlere başladı. Hasan el Benna ve hareketi de bu amaçla ortaya çıktı. Hasan el Benna ve benzeri Müslüman önderlerin yıllar önce attıkları tohumlar bugün ürün veriyor. Arap baharını İslam dünyasınm yeniden ümmet konseptine oturması içinbir fırsat olarak görmeliyiz. Müslümanlar kendi haritalarını, geleceklerini, sınırlarını yeniden çizmek için büyük bir fırsat yakaladılar. Tabi bu süreci etkisizleştirmek isteyenler mutlaka olacaktır. Özellikle de küresel güçler. .. Fakat küresel güçlerin oyunlarına karşı Allah oyun kuranların en hayırlısıdır.

Adnan İsmaili
Mart 2013
İnsan şirkin karanlığını gördükçe tevhidin hak olduğunu daha iyi anlıyor.
Hilafet’in sona ermesine rağmen Türkiye’nin İslâm dünyasındaki etkisi hala devam ediyor.
~Morolu bir Müslüman~
Kamuoyuna Ebu Garip'teki Iraklı kadınlara tecavüz edildiği yönünde bilgiler de yansıdı. Sizin bu bilgileri doğrulayıcı bir tanıklığınız oldu mu?

Birçok defa esir kadınlara saldırdılar. Iraklı kadınlar tecavüze uğrarken onların yardım isteyen çığlıkları hücrelerimize kadar geliyordu. Biz hücrelerimizde tekbir getirirken, kapılara, duvarlara vururken Amerikalı askerler kadınlara tecavüz ediyorlardı. Elimizden hiçbir şey gelmiyordu. Gerçekten çaresizdik. .. Kadınların çığlıkları da dayanılacak gibi değildi.

Hacı Ali Kaysi
"Malcom X'in dediği gibi diktatörler ve işgalciler size hiç bir zaman özgürlük ikram etmezler. Özgürlüğü onlardan siz almalısınız."
Batılı emperyalistler Islam dünyasını terk ederken arkalarında da yerli dostlarını bıraktılar. İslam topraklan yıllarca bu diktatörler eliyle esir alındı. Müslümanların tarihi, kültürü , değerleri aşağılandı, hakir görüldü. Topraklarımızdaki zenginliklerimiz yağmalandı , sömürüldü. Ümmet-i Muhammed'in kutsalları çiğnendi, özgürlüklerine prangalar vuruldu . Kimiülkelerde askeri ve siyasi, kimi ülkelerde de kültürel ve fikri kuşatmalar oluşturuldu. Yeni nesiller ruh köklerinden uzaklaştırılmak istendi . Bütün bunlara başkaldıranlar ise ya hapsedildi ya da idam sehpalarına gönderildi .
Fakat İslam topraklarına musallat olan sömürgeciler her şeyin aslına rücü edeceğini unuttular. Hangi mesafeleri kat
ederse etsin, hangi engellerle karşılaşırsa karşılaşsın suyun bir gün yatağını bulacağını hiç hesaba katmadılar. Ümmet Coğrafyası'nın halkları , aralarına sınırlar konulan kardeşler sonunda sessizliklerini bozdular. Kahire'den, Şam-ı Şerif'den,
İstanbul'dan, Gazze'den, Bingazi'den yükselen özgürlük çığlıkları İslam dünyasının yüzyıldır süren suskunluğunu sonunda yerle bir etti. Suskunluk yerini direnişe, çaresizlik ise umuda bıraktı. İslam dünyası küllerinden yeniden doğmaya , dirilmeye başladı. Artık rüzgar tersine dönüyor. Bir çağ kapanıyor ve yeni bir çağ açılıyor. Teslimiyet kültüründen direniş kültürüne geçiliyor. İslam dünyasının minarelerinden özgürlük sesleri yükseliyor. Yıllardır ezilen Müslümanlar adalet temelli yeni bir İslam dünyası kurmak istiyorlar. Müslüman
halkların kararlılık ve cesareti tarihin kapılarını yeniden zorluyor.

Ümmet Coğrafyası İncelemesi - Şahsi Yorumlar
yazar/adem-ozkose Bir süredir takip ettiğim ve yaptığı işleri takdir ettiğim bir yazar kendisi. Bu okuduğum ilk kitabıydı ve eminim ki son olmayacak.
Kitaba gelecek olursak; yaşanmışlıklarla dolu, İslam coğrafyasının farklı ülkelerinden, kültürlerinden çıkmış olmalarına rağmen tek bir ideal uğruna hayatlarını feda etmiş nice yiğit insanın hayat hikayeleri yer alıyor.
Kitabın adıyla içeriğinin bu kadar uygun olması inanılmaz güzel. Adından da anlaşılacağı üzere kitap sizi ümmet coğrafyasında gezdiriyor. Bir Filistin'e uğruyor, bir Yemen’e, oradan Gazze'ye geçiyor, oradan Fas'a uzanıyor yetmiyor Suudi Arabistan topraklarına ayak basıyor oradan da afrika kıtasına uzanıyorsunuz. Makedonya'da, kosava'da, Bosna'da bulunan müslüman kardeşlerimizin Türk kimliklerini korumak için verdikleri mücadeleye şahit oluyor, oradan Arakan’a geçip yaşadıkları şiddetli zulümlere gözyașınızı bırakıyorsunuz. Ve her gittiğiniz yerde İslam için ümmet için canını, malını, ailesini feda etmiş kimi zaman bir islami cemaatin lideriyle kimi zaman büyük bir komutanla muhabbet ediyorsunuz.
Kitaptan bol miktarda alıntı paylaştım zira bunları yazmak ve birilerine ulaştırmak gerektiğini düşünüyorum. Hilafet'in kaldırılmasıyla İslam coğrafyasının nasıl parçalandığına ve toparlanabilmek için nelerin feda edildiğine şahit olmak gerekir.
Kitap soru cevap şeklinde ilerliyor. Adem özköse soruyor karşısındaki kişi cevaplıyor. İnanılmaz şeyler duyuyor ve bu ümmet ne acılar yaşamış neler görmüş demekten kendinizi alamıyorsunuz. Kardeslerimiz böylesine büyük imtihanlardan geçerken tüm dünyanın ve hatta müslümanların bile seyirci kalmaları ne acı!
Biz köklü bir devletin Osmanlı'nın torunları olarak ecdadımızın bize emaneti olan İslam ümmetine ve İslami değerlerimize geçmişte olduğu gibi şimdi ve gelecekte de sahip çıkmalıyız. Ümmeti yeniden bir araya getirmek ve Müslüman halkların refah ve huzur içinde yaşamaları için gayret göstermeliyiz. Zira ümmet biz Türkiye'den bunu bekliyor. Rabbim bu yolda olmayı, ümmetin bizden beklediği birlikteliği sağlayabilmeyi bize nasip eylesin inșaAllah.
Okuyun okutun efendim.. (Hüray Bzbyk) 
Kitap çok özel bir emeğin ürünü . Açıkçası yaklaşık bi 10 sene öncesinde yazıldığı için tarihe ışık tutan bir tarafı da var , günümüzde nelerin gerçekleşip gerçekleşmediğini de anlamanızı sağlıyor. Kitabın dili de gayet anlaşılır hiç sıkmıyor. Siyasi islami bir kitap olabilecegi için sıkılırım sanmıştım ama zevk alarak okudum. Okurken de dünyadaki tüm müslümanların bu kitabı okuyabilme imkanına sahip olabilmesini istedim, inşallah ingilizce çevirisi vardır.
Şahsi not: iyiki Adem Özköse abi var, seviyoruz kendisini. Rabbim cümlemizi Hakkın Hakikatin Adaletin yanında olan cesur müslümanlardan eylesin, amin. (yerim olmadı kendi mezarımdan başka) 
Çok güzel bir kitaptı. Çoğu yerinde heyecanım yenilendi. O güzel şahsiyetlerin yaptıklarını okuyunca insan boş geçirdiği zamanından utanıyor. Örnek şahsiyetlerin hayatlarını kendi ağızlarından dinlemek, yakınlarından yaşantılarının dinlemek çok güzel bir şey. Bilmediğim coğrafyadaki bilmediğim müslüman kardeşler ile tanışmış oldum. Allah yaşantılarını yaşantılarımıza benzetsin inşallah. (Acer Belina) 

Kitabın Yazarı Adem Özköse Kimdir?
Gazeteci, yazar. 1978 yılında Samsun’un Çarşamba ilçesinde doğdu. Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik Bölümünden mezun oldu. Gazeteciliğe 2004 yılında Vakit gazetesinde başladı. Başta Irak, Afganistan, Patani, Keşmir, Suriye, Güney Lübnan, Gazze, Arakan, Darfur ve Moro olmak üzere dünyanın birçok savaş ve kriz bölgesinde gazetecilik yaptı.

2007-2011 yılları arasında Suriye’nin başkenti Şam’da dört sene kalarak Gerçek Hayat dergisinin Ortadoğu Temsilciliği’ni yürüttü. Sancaktar dergisini çıkaran kadroda yer aldı. Diriliş Postası’nda günlük yazılar yazdı. Dünyanın dört bir tarafına yaptığı uzun yolculuklar belgesellere dönüştü. Bu belgeseller başta TRT olmak üzere birçok televizyon kanalında gösterildi. Kitapları farklı dillere çevrildi.

ESERLERİ:
Cennete Otostop (2011, 2017), Söz Direnişçilerde (Söyleşiler, 2011), Ümmet Coğrafyası (Gezi, 2017), Seyyah (Gezi, 2014), Rotamız Alem-i İslam (Gezi, 2017), Kaçak Yolcu (Gezi, 2017), Esir & Gerçek Bir Esaret Hikayesi (Roman, 2019)

Adem Özköse Kitapları - Eserleri
Cennete Otostop
Kaçak Yolcu
Esir
Ümmet Coğrafyası
Seyyah
Söz Direnişçilerde

Rotamız Alem-i İslam
Sefer

Adem Özköse Alıntıları - Sözleri
Ey Gazze! Sen bizim özgürlüğümüzsün ve Sen özgür olmadan kendimizi asla özgür hissetmeyeceğiz. (Rotamız Alem-i İslam)
Hilafet’in sona ermesine rağmen Türkiye’nin İslâm dünyasındaki etkisi hala devam ediyor.
~Morolu bir Müslüman~ (Ümmet Coğrafyası)
'Müslüman bir direnişçi savaşırken asla İslâm'ın sınırlarını, ölçülerini çiğnememeli. Çünkü ölçüsüz cihad olmaz.' (Ümmet Coğrafyası)
Mülteci kamplarındaki çocukların her biri gözüme tıpkı bataklıkta açmış bir çiçek gibi gözüküyor. Kamplardaki şartlar nasıl olursa olsun çocuklar güldükçe sanki kampları bir bahar havası kaplıyor. Bu kamplarda tebessüm etmek özgürlük; tebessümü ve umudu kaybetmekse gerçek esarettir. (Sefer)
Niçin Müziği bıraktın Müslüman olduktan sonra? İslam'ın müziği yasakladığını mı düşünüyorsun?

Alman Julia Jawairiyah(Hanımefendi):
Müslüman olmadan önce müziği ruhum için bir ihtiyaç olarak görüyordum. İçimdeki mutsuzluktan, karışıklıklardan müzik sayesinde kurtulmaya çalışıyordum. Fakat şu an çok huzurlu ve mutluyum. Müziğe artık ihtiyacım yok. Ruhuma en çok huzur veren şey ise Kur'an okumak ve dinlemek. (Cennete Otostop)
Çocuklara işkence edenler, insanları acımasızca öldürenler küçük bir kuşa merhamet eder miydi ? (Esir)

"Bulmak, keşfetmek için çıktığım seyahatlerde yolda olmak daha da anlamlı hale gelmeye başlamış, yollar düşünsel arayışımız güç vermişti. Dervişlerin pirlerinden Feridüddin Attar'ın dediği gibi belki de "Menzili maksud yolculuğun ta kendisiydi." (Sefer)
Batı insanların hayatlarını kolaylaştırmak için gerçekten iyi imkânlar ve güç markalar üretmiş. Fakat hep daha fazla kazanıp daha fazla tüketmek insan için asla gerçek gaye olamaz. Çünkü insanın hayatı anlamlandırabilmesi için her şeyden önce insani, vicdani ve ilahi amaçlara sahip olması gerekir. (Sefer)
Abdülhamid’in torunları Filistin’i, Kudüs’ü asla terk etmediler ve etmeyecekler… (Ümmet Coğrafyası)
Sınırsız özgürlük mü, sınırlı ve düzenli bir hayat mı?
Red Light Districh'i gördükten sonra uzun uzun özgürlük üzerine düşündüm. İslam'a göre insan sınırlarını bildikçe özgürleşirken bugünkü Batı medeniyetine göre sınırlarından kurtuldukça özgürleşiyor. Oysaki insan kendi benliğini, evini, toprağını ancak sınırlarına önem vererek koruyabilir. Sınırları aştığında rahatsız ve huzursuz olur; sınırlarına tekrar geri döndüğünde rahatlar. Sınır insan için aslında vazgeçilmez bir kalkandır. Fakat bu meselede Batı'nın ahlâki sınırsızlığına dikkat kesilip kendimizi de temize çıkaramayız. (Sefer)
Amman Batılılar tarafından Âlem-i Islam'ı bölüp parçalara ayırmak için uygulanan ulusçu projelerin doğurduğu bir şehirdir. Ulusçu zihinler ancak Amman gibi şehirler kurabilirler. Ümmetçi zihinler ve kalpler ise Saraybosna, İstanbul, Şam-ı Şerif ve Kudüs gibi şehirler... (Seyyah)
"Çocuklar her geçen gün daha da çirkinleşen bu dünya da benim için huzur adası gibiydiler." (Kaçak Yolcu)
Hayatımda ilk ezan sesini Nil Nehri'nin kenarında gezinirken duydum. Ezan okunurken neler söylendiğini anlamıyordum; fakat ezan sesi tıpkı üniversitedeki dinler tarihi hocamızi etkilediği gibi beni de çok etkiledi. O an içimden Allah'a secde etmek geldi ve bir camiye giderek dakikalarca Allah'a secde ettim. (Cennete Otostop)

“Yavaş yavaş ölürler,
Alışkanlıklara esir olanlar,
Her gün aynı yolları yürüyenler,
Ufuklarını değiştirmeyen ve genişletemeyenler…” (Sefer)
Batılı emperyalistler Islam dünyasını terk ederken arkalarında da yerli dostlarını bıraktılar. İslam topraklan yıllarca bu diktatörler eliyle esir alındı. Müslümanların tarihi, kültürü , değerleri aşağılandı, hakir görüldü. Topraklarımızdaki zenginliklerimiz yağmalandı , sömürüldü. Ümmet-i Muhammed'in kutsalları çiğnendi, özgürlüklerine prangalar vuruldu . Kimiülkelerde askeri ve siyasi, kimi ülkelerde de kültürel ve fikri kuşatmalar oluşturuldu. Yeni nesiller ruh köklerinden uzaklaştırılmak istendi . Bütün bunlara başkaldıranlar ise ya hapsedildi ya da idam sehpalarına gönderildi .
Fakat İslam topraklarına musallat olan sömürgeciler her şeyin aslına rücü edeceğini unuttular. Hangi mesafeleri kat
ederse etsin, hangi engellerle karşılaşırsa karşılaşsın suyun bir gün yatağını bulacağını hiç hesaba katmadılar. Ümmet Coğrafyası'nın halkları , aralarına sınırlar konulan kardeşler sonunda sessizliklerini bozdular. Kahire'den, Şam-ı Şerif'den,
İstanbul'dan, Gazze'den, Bingazi'den yükselen özgürlük çığlıkları İslam dünyasının yüzyıldır süren suskunluğunu sonunda yerle bir etti. Suskunluk yerini direnişe, çaresizlik ise umuda bıraktı. İslam dünyası küllerinden yeniden doğmaya , dirilmeye başladı. Artık rüzgar tersine dönüyor. Bir çağ kapanıyor ve yeni bir çağ açılıyor. Teslimiyet kültüründen direniş kültürüne geçiliyor. İslam dünyasının minarelerinden özgürlük sesleri yükseliyor. Yıllardır ezilen Müslümanlar adalet temelli yeni bir İslam dünyası kurmak istiyorlar. Müslüman
halkların kararlılık ve cesareti tarihin kapılarını yeniden zorluyor. (Ümmet Coğrafyası)
Kendi olamayan insanların başkası olmaya çalışırken nasıl da komikleştiklerini seyretmek insanı güldürse de aslında acı vericidir. (Seyyah)
“Dünya İslamla özgürleşecektir”

Çakal Carlos (venezuela’lı aktivist-halen fransız hapishanelerinde) (Söz Direnişçilerde)
İslam'a girdikten sonra Müslümanlara dair hiç hayal kırıklıklarınız oldu mu?

- Evet, hem de çok. Önceleri, Müslümanların hepsinin kapitalizmin sunduğu hayat tarzına karşı çıktıklarını düşünüyordum. Fakat Müslüman olduktan sonra tanıştığım Müslümanların bazılarının yaşamları beni şaşırttı. Bir Müslüman hem İslam'a inanip hem de nasıl bu kadar lüks yaşayabilir? Bunu aklim bir türlü almıyor. Çünkü Hz. Muhammed (s.a.v) hayatı boyunca hiç lüks yaşamadı. İsa Mesih de aynı şekilde lüks yaşayanların sonlarının iyi olmayacağı ni söylüyor. İkinci hayal kırıklığım ise Müslümanların Kur'an'ı çok az okumaları oldu. Bu da beni oldukça şaşırtıyor. Çünkü Allah bize sürekli olarak Kur'an okumamızı, ancak Kur'an okuyarak doğru yola ulaşabileceğimizi haber veriyor. (Cennete Otostop)
'İstanbul sadece bir şehir değil; aynı zamanda bir manadır... Âlem-i İslâm'ın geleceği de, yüzyıl önce elimizden alınan İstanbul'un sahip olduğu bu manada gizlidir.' (Rotamız Alem-i İslam)
Çocukların katledildiği dünyada biz yaşamasak da olur (Esir)

---
Kaynak: [Mardin Life](https://www.mardinlife.com/kitap/ummet-cografyasi-adem-ozkose-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi)