# Üniversiteler ve Felsefe - Arthur Schopenhauer Kitap özeti, konusu ve incelemesi

> Üniversiteler ve Felsefe kimin eseri? Üniversiteler ve Felsefe kitabının yazarı kimdir? Üniversiteler ve Felsefe konusu ve anafikri nedir? Üniversiteler ve Felsefe kitabı ne anlatıyor? Üniversiteler ve Felsefe kitabının yazarı Arthur Schopenhauer kimdir? İşte Üniversiteler ve Felsefe kitabı özeti, sözleri, yorumları ve incelemesi...

- Kaynak: Mardin Life
- URL: https://www.mardinlife.com/kitap/universiteler-ve-felsefe-arthur-schopenhauer-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi
- Dil: tr-TR
- Yayın tarihi: 2022-03-01T10:00:12+03:00
- Güncelleme: 2022-03-01T10:00:12+03:00
- Yazar: Mardin Life
- Kategori: Kitap
- Görsel: https://cdn.mardinlife.com/2022/03/01/arthur-schopenhauer-kimdir-arthur-schopenhauer-kitaplari-ve-sozleri-164585.jpg

Kitap Künyesi
 Yazar: Arthur Schopenhauer 
 Çevirmen: Ahmet Aydoğan 
 Orijinal Adı: Über die Universitäts-Philosophie 
 Yayın Evi: Say Yayınları 
 İSBN: 9789754687255 
 Sayfa Sayısı: 125 
--reklam--
Üniversiteler ve Felsefe Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Üniversiteyi kuran felsefe bugün üniversitenin neresinde? Bir zamanlar üniversitenin kapısından neyin içeri alınıp neyin alınmayacağına tek başına karar veren felsefe bugün içeri alınmak için kimlerin kapısında bekliyor? Kendisine zoraki tahsis edilen ve pek kimsenin itibar etmediği izbe köşede felsefe sevdalılarına felsefe adı altında ne sunuluyor?
Henüz var olmayan ve hedefine henüz erişmemiş, onun yolunu dahi kesin bilmeyen bir bilgi dalı – hatta bizzat olabilirliği hâlâ tartışma konusu olan, dolayısıyla karşılaştığı her engelde her seferinde dönüp varlığını sorgulama ihtiyacı duyan bir bilgi dalı bugün orada nasıl katılaşıp donmuştur? Ama aynı zamanda bütün bilimlerin temelinde yer alması ve bu yüzden en başta ulaşılması gereken, bilimden bilgiden öte bir şey olan felsefenin yerini bugün ne almıştır?
Bu sorular her şeyin altüst olduğu ve yerinden edildiği bugünün dünyasının soruları değildir. Geçmişi hayıflanarak hatırlayan sorular hiç değildir. Felsefenin en görkemli çağlarından biri olarak görünen 19. yy. Almanyası’nda, her ne kadar doğrudan bu sorular için yola çıkılmamışsa da yol üzerinde sorma ihtiyacı duyulan sorulardı ve daha o zaman felsefenin üniversitelerle, üniversitelerin devletle ilişkisini irdelemeyi amaçlıyordu.
Schopenhauer, Fichte, Schelling ve Hegel felsefelerine karşı en keskin polemik yazılarından birinde, bugün muhatabını dahi bulamayacak dolayısıyla naiflikten öteye gidemeyecek bu soruların cevaplarını aramaktadır. Ve dizinin diğer kitaplarında olduğu gibi bunda da meseleyi laf kalabalığına boğmadan, olabildiğince yalın, doğrudan, diğer yandan soyut form içinde kalmaksızın bolca misallendirerek, vurucu, çarpıcı hatta kışkırtıcı bir dille yapmaktadır bunu.
--reklam--
Üniversiteler ve Felsefe Alıntıları - Sözleri
"Bir kimse hızla düşünmeye koyulduğunda çoğu kez en asgari düzeyde düşünür."
Dar kafalılık ve ahmaklık her zaman ve her yerde, bütün durum ve koşullarda, anlayıştan, zekâdan ve yetenekten nefret ettiği kadar şu dünyada başka hiçbir şeyden böylesine içten ve yürekten nefret etmez.
"Felsefe bir bütün, dolayısıyla bir birliktir; o güzeli değil, hakikati hedefler. Güzelliğin çok çeşitli türleri olabilir, ama buna karşı tek bir hakikat vardır."
İnsan dışında hiçbir varlık varoluşuna hayret etmez; hepsi için bu öylesine doğal bir şeydir ki ona dikkat bile etmezler.
Orada yerde yatıyor erdem, şandan şöhretten yoksun bırakılmış olarak.
"Felsefede gerçek ve hakiki başarıların ilk koşulu, şiirde ve güzel sanatlarda olduğu gibi, bütünüyle sıradışı bir yaradılıştır."
"Kant doğanın şimdiye dek ürettiği belki de en özgün kafaya sahiptir."
Ister yanlış bir görüş üzerine otursun, ister hiçbir kıy­meti olmayan bir amaçtan kaynaklanmış olsun yanlış bir ·öğreti her zaman sadece özel koşullar, dolayısıyla belli bir zaman için düşünülüp tasarlanmıştır; fakat hakikat bütün zamanlar içindir, her ne kadar bir müddet yanlış anlaşılabilir veya örtbas edilebilirse de. Çünkü içeriden küçük bir ışık demeti ya da dışarıdan bir miktar hava sı­zar sızmaz onu ilan edecek ya da savunacak birisi çıka­caktır. Dolayısıyla o herhangi bir tarafın (hizbin) tasarı ya
da amacından kaynaklanmadığı için herhangi bir seçkin kafa herhangi bir zamanda onun savunucusu (bayrakta­rı) olacaktır. Çünkü o her zaman ve her yerde mutlak olarak tek bir yönü işaret eden mıknatıs gibidir; diğer yandan yanlış öğreti bir heykele benzer ki eliyle başka bir heykele işaret eder, ama o oradan kaldırıldığında (bu işaret) bütün anlamını kaybeder.
Dinler, kısmen dogmalarını erken yaşlarda aşılamak suretiyle onu felç ederek, kısmen onun her türlü özgür ve önyargısız ifadelerini yasaklayıp tabulaştırarak insanın metafizik eğilimini zorla elinden almıştır.
"Saf ve masum gençler üniversiteye çocuksu kanıcılıkIa giderler ve her türlü bilgiye sahip sözde profesöre, hatta varoluşumuzun küstah sorgulayıcısına, şöhretinin bin dilden coşkuyla duyurulduğunu işittikleri ve derslerini yaşlı başlı devlet adamlarının takip ettiğini gördükleri adama korkuyla karışık hayranlıkla bakarlar. Dolayısıyla onlar oraya öğrenmeye, inanmaya ve saygı duymaya hazır olarak giderler. Şimdi bu yargı gücünden yoksun masum gençlere felsefe adı altında tepetaklak edilmiş tam bir düşünce karmaşası, varlık ve hiçliğin özdeşliği öğretisi, sağlam bir kafadan her türlü düşünceyi silip çıkaran bir sözcükler halitası, kaçıklar yurdunu hatırlatan saçma sapan lakırdı sunulursa ve Hegel'in öğrenciler için hazırladığı ders kitabından hareketle çürütülmez ve karşı konulmaz biçimde gösterdiğim gibi, bütün bunlar su katılmadık cehalet ve görülmedik bir ahmaklığın çeşnileriyle süslenmişse, o zaman bu gençler böyle bir boş laf kalabalığına bile ·saygı göstereceklerdir. Sözünü ettiğim kanıtlamayı Danimarka Akademisinin, bu beceriksizlerin aşılanmış övgücüsü ve felsefe dünyasının şarlatantarının hamisinin, onu summus philosophusunun (en yüksek felsefe) yüzüne karşı söylemek için Etik'imin önsözünde yaptım.

Bu gençler felsefenin gerçekten böyle bir abrakadabradan ibaret olması gerektiğini düşünürler ancak ve bundan ötürü salt sözcüklerin düşüncelerin yerini tuttuğu felç olmuş kafalarla birlikte yürürler; bu yüzden hiçbir zaman gerçek düşünceler üretemeyecek ve dolayısıyla zihinsel olarak iğdiş edilmiş olacaklardır. Sonuçta iktidarsız, huysuz, ama görülmedik derecede tafralı düşüncelere sahip bir nesil yetişiyor; bunlar tıpkı bugün önümüzde gördüğümüz gibi, tasan ve niyetlerle şişinirler ve zihinsel olarak cansız mecalsizdirler. Bu suretle tanık olduğum.uz binlerce kişinin düşünsel tarihidir ki, bu düzmece bilgelik onların gençliklerine ve en soylu yetilerine bir hastalık gibi bulaşmıştır, halbuki onlar da doğanın kuşaklar boyunca hazırladığı ve Kant'ınki gibi bir kafayı yetiştirdiğinde başarıya ulaştığı faydadan pay almalıydılar."
Eğer hayatımız sonsuz ve ıstırapsız olmuş olsaydı dünyanın neden var olduğunu ve neden tam da bu şekilde var olduğunu sormak muhtemelen kimsenin aklına gelmez,her şey tamamen doğal olarak kabul edilirdi.
"Bir bilim olarak felsefenin, inanılabilecek, inanılacak yahut inanılması gereken şeyle hangi türden olursa olsun hiçbir alıp vereceği yoktur, o sadece bilinebilir olanla ilgilenir. "
İnsan zihninin en yüksek çabaları karla kazançla yan yana getirilemez; onların soylu doğaları böyle bir alaşımı kabul etmez.￼
Yoksulluğun bunalttığı herkes istediğini söyleyemez, yapamaz. Onun dili artık özgür değildir.
 #Theognis
--reklam--
Üniversiteler ve Felsefe İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Aslında kitap hakkında inceleme yapma amacım yoktu lakin bu kadar ıssız olması pek içime sinmedi ve bir şeyler yazabilirim diye düşündüm.Yazarı çoğumuz biliyoruz zaten onun için yazarın yaşamına çok fazla girmeden Üniversiteler ve Felsefe hakkında düşündüklerimi yazacağım.

Kitabın ana konusu isminden de anlaşılacağı gibi Üniversite ve Felsefe ikilemi.Üniversitelerdeki felsefe adı altında filozof kılığındaki profesör ünvanlı insanların para uğruna felsefeyi ayaklar altına aldığı üzerinde epey durulmuş.Tabiki bunların parasız bu işi yapmasını bekleyemeyiz lakin bu tarz insanların paranın yanında bilgisizliklerini de diğer kuşaklara aktardığını çünkü oraya gelen masum gençlerin o üniversitedeki kişileri bir ilah bir uzman olarak gördüklerine şahit oluyoruz.Peki ama o zaman bu gençler gerçekten bu kadar savunmasız mı?Maalesef evet savunmasız buna Boyalı Kuş incelememde değinmiştim.Çünkü onlar hayatın gerçeğiyle pek ilişkili değildir hatta Marxın deyimiyle küçük burjuvalar ve aileleri çoğu zaman onların iyiliği adı altında bir çok kararırlarını vermekterdirler.

Burada biraz bizim sözde filozoflarımızdan bahsetmek istiyorum.Onlar bi devlet memurundan pek bir farkları olmayan bir avuç gerizekalıdan başka bir şey değilller.Neden mi çünkü bilgisizliklerini ağdalı,şaşalı bir dille kapatacaklarını düşünüp görüntüden ibarettirler.Oysaki gerçekten filozof en açık cümlelerle derdini anlatmaya meyilllidir.Çünkü felsefe çoğu zaman basit ,yalın ve net düşünmektir.Örneğin bir çocuğun tanrı nerede demesi misali.Oysaki sözde filozofumuz kullandığı dille öğrencilerde bir etki uyandırmak,aldatmak ve onları şaşırtmakla meşguldur.Burada bir şeyin daha ayrımına varmalıyız felsefe öznel bir eylemdir oysaki üniversitedeki felsefe öğrenmekten çok öğretmek üzerine kuruludur.Sözde filozof kendinden önce olan sözde filozofların kitaplarını okutur ki bilgizliği ortaya çıkmasın asla gerçek bir filozofun kendi şahsına ait kitabına el sürdürtmez.Çünkü o kitap ucu bucağı olmayan bir bilgi okyanusudur.Buna kalkışmak öleceğini bilerek bir uçurumdan atlamakla eşdeğerdir.Sahte filozofumuz sağdan soldan öğrendiği iki üç bilgiyi art arta sıralar ve öğrencilere tüketmelerini söyler.Gerçek filozof biraz Don Kişotluk oynar cevaplardan çok sorulara odaklıdır.Sürekli soru sorar bilgisizliğini gizlemeye çalışmaz.Aslında belli kalıplara oturtmak çok doğru gelmiyor bana lakin belirgin özelliklerini ifade etmek doğru olacaktır.

Diğer önemli nokta kitap felsefenin doğası gereği statükoya karşı olduğuna lakin üniversitelerde statükoyu felsefenin sağladığını çünkü vatana ,millete hayırlı evlat kavramının her şeyi kabullenmekle eşdeğer tutulduğu üzerinde durmuş.Dinle pek arası olmayan felsefenin birbirlerini eleştirmekten uzak tutulduğu çünkü o üniversite varolmak istedikleri ve tabiki bu da sözde filozoflarımız aracılığıyla gerçekleşmektedir.Üniversitelerde sürekli Dinin Metafiziği üzerinde durulduğu ve sanki başka bir felsefe yokmuş gibi davranıldığı söylenmiiş.
Daha çok şey yazılabilir tabiki lakin merak edenler bi zahmet kitabı temin etsin.:) Kitapla kalın. (bhmflzf) 
Felsefe Öğrenmenin Koşul Dillerinden: Almanca.: Schopenhauer'in iki ciltlik son büyük eserinin küçük bir parçasının kitap diye piyasaya sürüldüğü ancak yalnızca bir eserin bir kısmı olan ve bunun bilinci-sırasıyla okunması gereken eser. Düzgün bir çevirisi olsaydı da keşke ondan okusaydım. Ancak bu beş para etmez çeviriden (Piyasada iki ciltlik başka bir yayınevinden çıkmış tam metin hali çok daha beter) utanarak okudum. İlk satırlara bakarken okuma niyetinde değildim ama bu yüce insanın birkaç sözüne bakınca devamını getirmek zorunda kaldım. Önümüzdeki yıllarda Kant, Schopenhauer ve Nietzsche'yi iyice okuyabilmek için Almanca'mı geliştirmek en büyük hedeflerimden biri olacak.

Schopenhauer'ın kendisine gelirsek... Söylenecek çok şeyi buraya yazmamayı seçiyorum, sakinlikle şunu söyleyip bitiriyorum; iyi ki varsın büyük insan. (Hasan Furkan Efeoğlu) 
Schopenhauer'un üniversitelerdeki felsefe eğitimi üzerine derin eleştirisi...

Felsefenin herhangi birşeye bağımlı olarak yapılmasını mümkün görmeyen 19. yy filozofu Schopenhauer, üniversitelerdeki felsefe eğitiminin devletin bir bakanlığı tarafından denetlenmesini, felsefenin ilk kanununa (özgürlük) ters olarak değerlendiriyor ve bu eğitimin devletin isteklerine göre şekillendiğini, özgür olamadığını, tanrıbilime odaklandığını düşünüyor. Ve bu nedenle felsefe profesörlerinin asla birer filozof olmadıklarını aksine bu işi hakikat için değil para için yapan sofistlerin yeni versiyonu olduklarını savunuyor. Özellikle Hegel'e ve Hegelcilere karşı sert bir tavır takınıyor ve felsefenin değerini düşüren, ona engel olan, kendini bilmezler olduklarını her fırsatta söylemekten kaçınmıyor. Hegel'in felsefesinin anlaşılmaz, boş sözlerden ibaret olduğunu ve gerçek bir filozofun asıl amacının "anlaşılmak" olması gerektiğini bunun sonucunda Hegel'in kesinlikle bir filozof olmadığını, akıldan yoksun bir ayak takımı üyesi olduğunu savunuyor. Bu arada Schopenhauer'in baskın düşüncelerinden biri de "seçkinler" ve "ayak takımı" ayrımının doğa tarafından yapılıyor olması ve doğanın her zaman "seçkin" kesimi seçmesi üzerine...

Schopenhauer, üniversitelerdeki eğitimin kesinlikle felsefe yapmak üzerine değil de, felsefe tarihi ve filozofların genel öğretileri üzerine olması gerektiğini savunuyor.

Genel olarak bu düşünceler üzerine kurulu olan eser, okunması kolay, akıcı ve anlaşılır bir dile sahip. Çevirisinin de fena olmadığını düşünüyorum. Okumanızı öneririm. (Murekkeq) 
--reklam--
Kitabın Yazarı Arthur Schopenhauer Kimdir?
Arthur Schopenhauer (d. 22 Şubat 1788, Danzig - 21 Eylül 1860, Frankfurt), Alman filozof, yazar ve eğitmendir. Aynı zamanda Immanuel Kant'ın en çok değer verdiği öğrencisiydi. Schopenhauer, Alman felsefe dünyasındaki ilklerdendir ve dünyanın anlaşılmaz, akılsız prensipler üzerine kurulu nedenselliklerinin olduğunu söyleyerek dikkatleri çekmiştir.Ayrıca Schopenhauer, Nietzsche'nin ilk akıl hocasıdır.
--reklam--
Arthur Schopenhauer Kitapları - Eserleri
Bilmek ve İstemek
Düşüncenin Çağrısı
Yaşam Bilgeliği Üzerine Aforizmalar
İnsan Doğası Üzerine
Okumak, Yazmak ve Yaşamak Üzerine
Bilim ve Bilgelik
--reklam--
Felsefe Tarihinden Kesitler
Hayatın Anlamı
Aşkın Metafiziği
Fikirlerin Bilgisi Üzerine
Eristik Diyalektik
Akıl Sağlığı
Ölümün Anlamı
--reklam--
Din Üzerine
İdeal ve Gerçek
Seçkinlik ve Sıradanlık Üzerine
Güzelin Metafiziği
Okumaya ve Okumuşlara Dair
Ölüm ve İçsel Doğamızın Yok Edilemezliği ile Olan İlişkisi
İstencin Özgürlüğü Üzerine
--reklam--
Merhamet
Üniversiteler ve Felsefe
Hiçliğin Mutlu Sessizliği - Aforizmalar
Arthur Schopenhauer - Bir Filozofun Huzurunda
Hukuk, Ahlak ve Siyaset Üzerine
Hayatın Bilgeliği
İsteme ve Tasarım Olarak Dünya
--reklam--
Okumak Yazmak ve Düşünmek Üzerine
Akıl Zayıflığı
Varolmanın Acısı
Aşk ve Cinnet
Mantıksal Düşünce Doktrini
Edebiyat Dersleri
Parerga ile Paralipomena
--reklam--
Arthur Schopenhauer - Toplu Eserler 2
Arthur Schopenhauer - Toplu Eserler 1
Kişilik Oluşumu ve Sorunları
Yaşamın Bilgece Deneyimleri
Aforizmalar
Ruh Görme Üzerine
Dünyanın Istırabı Üzerine
--reklam--
İrade Felsefesi
Mutlu Olma Sanatı
Kötümserlik Üzerine
Fikir Mimarları Dizisi 19
On Women
Müxtəlif Predmetlər Haqqında Düşüncələr
The Horrors and Absurdities of Religion
--reklam--
Yeterli Temel İlkesinin Dörtlü Kökü Üzerine
Studies in Pessimism
Parerga ve Paralipomena 2
Seçme Yazılar
Mutluluk Kendi Kendine Yetenlerindir
Düşünceler
Kadınlar ve Diğer Konular
--reklam--
The Art of Literature
Aklın Yolu
Writings Of Schopenhauer On Various Themes, Vol. 1
Aşkın Metafiziği
Həyat Müdrikliyi Aforizmləri
Cinsel Aşkın Metafiziği
Metafizik İhtiyacı
--reklam--
Doğadaki İsteme Üzerine
Yaşam Bilgeliği Üzerine Aforizmalar
Kant Felsefesi Eleştirisi
--reklam--
Arthur Schopenhauer Alıntıları - Sözleri
les grandes pensées viennent du coeur*
Büyük düşünceler kalpten gelir. (Dünyanın Istırabı Üzerine)
“Her şeyin niçin olduğunun bir temeli vardır.” (Yeterli Temel İlkesinin Dörtlü Kökü Üzerine)
Güzelin nadiren yararlı olanla birleştiğini görürüz. Uzun ve narin ağaçlar meyve vermez, meyve ağaçları ufak tefek, bodur ve çirkindir... En güzel binalar, kullanışlı, işe yarar binalar değildir; bir tapınak barınacak bir mesken değildir. (Seçkinlik ve Sıradanlık Üzerine)
Hafıza düşünülmüş bir şeyi düşünür. (Düşüncenin Çağrısı)
Okumaksızın geçen boş zaman bir tür ölüm, insanın canlı canlı gömülmesidir(Seneca, 82) (Okumak, Yazmak ve Yaşamak Üzerine)
Bir düşüncenin esas yaşamı sadece kelimelerin sınır noktasına varıncaya kadar sürer. Orada taşa dönüşür, donakalır ve hayatı sona erer, fakat hayvan ve bitki fosilleri gibi ölümsüzdürler. Geçirdikleri kısa yaşamları bir kristalin kesilme anına benzer. Çünkü düşüncemiz kelimeleri bulduğu andan itibaren içtenliğini kaybettiği gibi ciddi olmaktan da çıkar. Başkaları için varolmaya başladığı andan itibaren içimizde yaşamaya devam etmesi son bulur, tıpkı bir bebeğin annesinden kopup kendi benliğine adım atmaya başlaması gibi. Şairin de dediği gibi: "Beni itirazla şaşırtmayın! İnsan konuşmaya başladığı anda yanılmaya da başlar." (Edebiyat Dersleri)
--reklam--
Dünya cehennemin ta kendisidir ve insanlar da bir yandan zulüm gören ruhlar, öte yandan cehennemdeki şeytanlardır (Dünyanın Istırabı Üzerine)
Dar kafalılık ve ahmaklık her zaman ve her yerde, bütün durum ve koşullarda, anlayıştan, zekâdan ve yetenekten nefret ettiği kadar şu dünyada başka hiçbir şeyden böylesine içten ve yürekten nefret etmez. (Üniversiteler ve Felsefe)
Kendisinin görgül karakterine dair edindiği kesin bilgi kişiye edinilmiş karakter denilen şeyi sağlar. O kişi iyi ya da kötü kendi özelliklerini ve bu yüzden kendisine ne için inanıp inanamayacağı ya da kendisinden ne beklenip beklenemeyeceğini kesinlikle bilir. Görgül karakteri sayesinde önceden sadece doğallıkla oynadığı rolünü artık artistik ve yöntemli bir şekilde ciddiyet ve kayrayla, söylendiği gibi karakterine hiç vefasızlık etmeden oynar. Kişi ne zaman karakterine sadık kalmazsa kendisi hakkında yanılır. (İstencin Özgürlüğü Üzerine)
Doyum dilenciye atılan sadaka gibidir, sadaka onu bugün canlı tutar, böylece onun sefaleti yarına uzatılabilir. (İsteme ve Tasarım Olarak Dünya)
“Yaptığımız her eylemde ilk önce “İnsanlar ne der?” diye düşünmekteyiz. Hayat sıkıntılarının neredeyse yarısı sırf bu yüzden oluşmaktadır.” (Yaşam Bilgeliği Üzerine Aforizmalar)
Keder içerisinde neşe, neşe içerisinde keder. (Seçkinlik ve Sıradanlık Üzerine)
Hayat. hayat ismiyle anılır, ama gerçekte ölümdür o. (Hayatın Anlamı)
--reklam--
Voltaire “Saadet sadece bir rüyadan ibarettir.” der ve ekler:Sinekler örümcekler tarafından,insanlarsa acılar tarafından yenilmek üzere vardırlar. (Merhamet)
Kavrayışı bir suç, doğumu bir ceza, yaşamı bir iş ve ölümü de bir gereklilik olan bir insan, kendi­siyle nasıl gurur duyabilir ki? (İnsan Doğası Üzerine)
Çünkü her nesne gölge verir; her cisim kesinlikle özgül ağırlığına karşılık gelen bir ağırlıkla düşer... (Ruh Görme Üzerine)
Hayal gücü mahsulü olan her eser işkenceler içerisindeki insan yüreğinin kasılmalarını ve çırpınmalarını seyrettiğimiz bir gösteri kutusudur. (Hayatın Anlamı)
Zihinsel bir uğraşı içermeyen boş zaman ölümdür ve diri diri gömülmektir." (Aforizmalar)
Felsefe, sığınılacak bir limandan çok çıkılan bir yolculuğa benzer. (Yeterli Temel İlkesinin Dörtlü Kökü Üzerine)
Bu sıkılma hali varoluşun kendi içinde değersiz olduğunun dolaysız bir kanıtıdır, çünkü sıkılma hali varoluşun boşluğunu algılamaktan başka bir şey değildir. (Dünyanın Istırabı Üzerine)

---
Kaynak: [Mardin Life](https://www.mardinlife.com/kitap/universiteler-ve-felsefe-arthur-schopenhauer-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi)