# Uygarlıkların Grameri - Fernand Braudel Kitap özeti, konusu ve incelemesi

> Uygarlıkların Grameri kimin eseri? Uygarlıkların Grameri kitabının yazarı kimdir? Uygarlıkların Grameri konusu ve anafikri nedir? Uygarlıkların Grameri kitabı ne anlatıyor? Uygarlıkların Grameri PDF indirme linki var mı?  Uygarlıkların Grameri kitabının yazarı Fernand Braudel kimdir? İşte Uygarlıkların Grameri kitabı özeti, sözleri, yorumları ve incelemesi...

- Kaynak: Mardin Life
- URL: https://www.mardinlife.com/kitap/uygarliklarin-grameri-fernand-braudel-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi
- Dil: tr-TR
- Yayın tarihi: 2022-10-12T02:00:04+03:00
- Güncelleme: 2022-10-12T02:00:04+03:00
- Yazar: Mardin Life
- Kategori: Kitap
- Görsel: https://cdn.mardinlife.com/2022/10/12/fernand-braudel-kimdir-fernand-braudel-kitaplari-ve-sozleri-331703.jpg

Kitap Künyesi
 Yazar: Fernand Braudel 
 Çevirmen: Mehmet Ali Kılıçbay 
 Yayın Evi: İmge Kitabevi 
 İSBN: 9789755331560 
 Sayfa Sayısı: 613 
--reklam--
Uygarlıkların Grameri Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Düne ait olaylar, şimdinin dünyasını hem tek başlarına açıklamakta, hem de açıklamamaktadır. Aslında şimdiki zaman, çok daha eski deneylerin farklı derecelerdeki uzantısı olmaktadır. Şimdiki zaman, geçmiş yüzyıllardan, hatta "insanlığın günümüze kadar yaşadığı tarihsel evrim'in tümünden beslenmektedir. Hepimizin, kendiliğinden bir şekilde, bizi çevreleyen dünyayı yalnızca kendi hayatımızın çok kısa süresi içinde ele alma ve dünya tarihini herşeyin (savaşlar, çarpışmalar, zirve toplantıları, siyasal bunalımlar, devrim günleri, devrimler, ekonomik düzensizlikler, fikirler, entellektüel ve sanatsal modalar) birbiri ardına geldiği veya birbirine çarptığı hızlı bir film gibi görme eğitimine sahip olmamıza rağmen, şimdiki zamanın böylesine bir yaşanmış zaman boyutunu içermesi size saçma gelmemelidir.
-Fernand Braudel-
--reklam--
Uygarlıkların Grameri Alıntıları - Sözleri
İslam alemi, biraz utançla üçüncü dünya adını verdiğimiz, yaşayan insanlarının şu cehenneminin veya şu tarafının içine, gerileye gerileye girmiştir, çünkü eskiden hiç kuşkusuz nisbeten daha iyi bir konumda olmuştur.
Az veya çok geç, ama net olan bu gerileme, XIX. yüzyılda İslam aleminin aşağılanmasına, acı çekmesine, sonra da yabancı egemenliğinin genelleşmesine neden olmuştur. Olgular iyi bilinmektedir. Bir tek Türkiye ortak kaderin dışında kalacaktır. Mustafa Kemal Paşa ve onun gösterdiği ani ve parlak tepki (1920-1938), bu bağımlı olmama durumundan kaynaklanmıştır. Bu tepki, daha sonraki ulusal kurtuluş hareketlerinin örneği olacaktır. İslam alemi bugün tamamen (veya hemen hemen) kurtulmuş durumdadır.
Fakat bağımsızlığını kazanmak başka birşey, dünyaya ayak uydurmak ve geleceğe huzur içinde bakabilmek daha başka birşeydir.
Fransa'dan yola çıkan uygarlık kelimesi, çabucak Avrupa turu yapar. Kültür kelimesi ona eşlik eder.
...nüfus artış hızı ekonomik büyümeden daha yüksek olduğunda, zararlı hale dönüşmektedir. Örneğin Avrupa'da, XVI. yüzyılın sonundan önce herhalde böyle olmuştur. Bugün de, azgelişmiş ülkelerin çoğunda böyle olmaktadır. Dünün dünyasında, böylesine bir durumun sonucu olarak ortaya kıtlıklar, gerçek ücret gerilemesi, halk ayaklanmaları, karanlık gerileme günleri çıkmıştır.
Japonya, bizim alışılmış ölçülerimize göre, fazla dindar değildir, öte dünyayla fazla meşgul olmaz, bu konularda Hind'in zıddındadır. Onu esas yönlendiren, belli bir toplum, eğitim, şeref ve öyle söylenmesinde hiçbir sakınca olmadığı üzere bir uygarlık (kendi uygarlığı) kural bütünüdür.
...birinin zıddında düşünmek, onun ekseni içinde kalmaktır.
Japonya kendini hep başkasının aynasında yaratmış veya yeniden yaratmıştır.
Moğol Çin'i, 1274 ve 1281'de iki kez Japonya'ya karşı deniz seferi düzenlemiş, ama "tanrısal rüzgâr" (Kamikaze) bir fırtına estirerek, istilacıyı yoketmiştir.
Çin, takımadaya adını bile verecek, onu "Doğan Güneş Ülkesi" olarak vaftiz edecektir.
Çincesi Je-pon olan bu ad, Batı dillerine Japon (Türkçesi Japonya) olarak geçmiştir. Aynı Çin harflerinin Japoncadaki telâffuzu ise Nippon adını vermektedir.
Türkiye'de Mustafa Kemal'in katı ve dahiyane eseri;...kadın özgürleşme hareketi. Çokeşliliğin yokolması, kocanın karısını tekyanlı boşamasına sınır getirilmesi, peçenin kalkması, kadınların üniversitelere ve kültüre girebilmeleri, çalışabilmeleri, oy verebilmeleri; bütün bu ayrıntıların muazzam sonuçları olmuştur.
Kapitalizm, belli bir kapitalizm hep vardır; hatta bankacılar, uzak işlemlere girişmiş tüccarlar ve bütün kredi araçlarını bilen eski Babil'den beri vardır. Babil'de bilinen kredi araçları: Kambiyo senedi, hamiline senet, çek...'tir. Kapitalizmin tarihi bu anlamda "Hammurabi'den Rockefelier'e" gider.
--reklam--
Uygarlıkların Grameri İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Dünya Tarihi: Kitap basit anlamda bir dünya tarihi kitabı.Braudel dünya tarihini genel olarak uygarlıklar üzerinden okuyor ve değerlendirmelerde bulunuyor. Eleştiri noktası şu olabilir : Yazar geleneksel batılı tarih anlayışının aksine Avrupa (veya Batı) merkezli bir tarih modeli sunmuyor.Fakat yine de Avrupa'yı hem bir referans noktası hem de bir hedef noktası olarak görüyor. Dünya'nın diğer uygarlıkları açımlarken de Batılı perspektiften yine kurtulamadığını hissettiriyor. Kitap, genel uygarlık tarihine giriş babında,20.yy ortalarında yazıldığı unutulmadan okunabilir. (Cihat) 
Medeniyetleri Avrupalı olmayan, Avrupalı, Uzak Doğu, Kara Afrika gibi başlıklarda Batılı bakış açısıyla inceleyen Braudel’in kült eseri. Başlangıçta İslam medeniyetini Antik Yakın Doğu medeniyetlerini canlandırmaktan ibaret saymaktadır. İslam aleminin can damarının Akdeniz ve Hint Okyanus’u olduğunu ve bunların arasında bulunan Müslümanların ticaret ağıyla daima hareket halinde olduklarını söylemektedir. İslam kentli bir dindir ve Orta Çağ’da daima hareket halindedir. (Betül Erkoyuncu) 
Tüm kıtalarda geçmişten yakın tarihe kadar yer alan kültürel, dini, siyasi, ekonomik güç merkezleri ve odaklarının tarihsel perpektif içinde geçirdikleri evrimsel sürecin tam derinlemesine olmasa da belirli fikirlerin altyapısını oluşturabilecek yoğunlukta bir araştırma.

İki olumsuz yan mevcut. İlki çok sayıda basım hatasının mevcut olması, diğeri de klasik tarih yazımında karşılaşılan subjektiflik-objektiflik ikilimenin belirli konularda subjektiflik yöne kayması. Bir batılı gözünden örneğin sömürgüceliğin bazı noktalarda bir lütuf gibi olumlu anlamda anlamlandırılması.

İyi okumalar. (ercanscgn.) 
--reklam--
Uygarlıkların Grameri PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Fernand Braudel - Uygarlıkların Grameri kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Uygarlıkların Grameri PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Fernand Braudel Kimdir?
Ünlü Fransız tarihçi Braudel 1902'de Meuse'de doğdu. Sorbonne'un tarih bölümünden 1923'te mezun olduktan sonra Cezayir, Paris ve Brezilya'da dersler verdi. İkinci Dünya Savaşı'nda Almanlara esir düştü ve 1945'e kadar Lübeck'te bir kampta tutuldu; II. Felipe Döneminde Akdeniz ve Akdeniz Dünyası başlıklı doktora tezini bu esir kampında yazdı. Marc Bloch ve Lucien Febvre' nin kurduğu Annales dergisinin yayın kuruluna seçildiğinde, serbest bırakılalı henüz bir yıl olmuştu. 1947'de tarihçiler arasında büyük sarsıntılar yaratan teziyle doktorasını alan Braudel Collège de France'da hocalık yaptı ve 1962'de de Maison Sciences de l'Homme'un yöneticisi oldu. Diğer büyük eseri olan üç ciltlik Maddi Uygarlık, Ekonomi ve Kapitalizm'i 1979'da yayımlanan yazar, 1985'te aramızdan ayrıldı.

Braudel'in gerek Annales'te gerekse başka dergilerde pek çok makalesi yayımlanmıştır. Yazarın diğer başlıca eserleri şunlardır: Histoire Economique et Sociale de la France (1976-82), Tarih Üzerine Yazılar (1992), L'Identité de la France (1986-7)
--reklam--
Fernand Braudel Kitapları - Eserleri
Kapitalizmin Kısa Tarihi
Uygarlıkların Grameri
Akdeniz
Akdeniz ve Akdeniz Dünyası 1. Cilt
Bellek ve Akdeniz :Tarihöncesi ve Antikçağ
Tarih Üzerine Yazılar
Akdeniz Mekan ve Tarih
Akdeniz ve Akdeniz Dünyası 2. Cilt
Maddi Uygarlık: Gündelik Hayatın Yapıları
Medeniyet ve Kapitalizm
Maddi Uygarlık: Dünyanın Zamanı
Maddi Uygarlık: Mübadele Oyunları
Akdeniz, İnsanlar ve Miras
Akdeniz ve Akdeniz Dünyası 3
A History of Civilizations
--reklam--
Fernand Braudel Alıntıları - Sözleri
Bütün dünyada, büyük tacirlerden oluşan bir grubun sıradan satıcılar kitlesinden açık biçimde ayrılıp göze çarptığı ve bu grubun bir yandan çok küçük olduğu, diğer yandan da başka faaliyetleri arasında her zaman için uzun mesafeli ticaretle bağlantılı olduğu rastlantı değildir.
Bu adamlar işleri kendi lehlerine çevirmenin bin bir yolunu biliyorlardı: Kredi manipülasyonu ve kârlı para oyunları, iyi ve kötü paraların yerine göre kullanılması: “iyi” gümüş veya altın paraların Sermaye yığmak için büyük iş­lemlerde, “kötü” bakır paraların ise en düşük maaşlarda ve günlük ücretlerde, başka bir deyişle Emek karşılığı olarak kullanılması. Üstün bir bilgi, zekâ ve kültüre sahiptiler. (Medeniyet ve Kapitalizm)
Japonya, bizim alışılmış ölçülerimize göre, fazla dindar değildir, öte dünyayla fazla meşgul olmaz, bu konularda Hind'in zıddındadır. Onu esas yönlendiren, belli bir toplum, eğitim, şeref ve öyle söylenmesinde hiçbir sakınca olmadığı üzere bir uygarlık (kendi uygarlığı) kural bütünüdür. (Uygarlıkların Grameri)
Kırılgan uygarlıkların tepesinde asılı duran dağlı insanlarla birlikte, bir diğer kalıcı tehlikede bu göçebe halklardır. Akdeniz civarındaki her muzaffer uygarlık, dağlıyı veya göçebeyi kullanmanın ve zaptetmenin, her ikisiyle de dolambaçlı yollardan ilişki kurmanın, hatta her ikisini de belli uzaklıkta tutmanın bir biçimi olarak tanımlanacaktır zorunlu olarak. (Bellek ve Akdeniz :Tarihöncesi ve Antikçağ)
Akdeniz rengârenk bir mozaiktir. İşte bu yüzden, üzerinden bu kadar yüzyıl geçtikten sonra birçok anıtın, eskinin gelgitlerini işaret eden bu sınır taşlarının kutsallığına yapılmış olan saygısızlıklara hoşgörüyle bakabiliriz: Ayasofya'nın dört bir yanında yüksek minareler nöbet tutar; Palermo'daki San Giovanni Degli Eremiti manastırı, eski bir caminin kırmızı ya da kırmızımsı kubbeleri arasına yerleşmiştir; Kurtuba'da, dünyanın en güzel camisinin kemerlerden ve sütunlardan oluşan ormanının ortasında, Şarlken'in buyruğuyla yapılmış sevimli, küçük, gotik Santa Cruz Kilisesi yer alır. (Akdeniz Mekan ve Tarih)
"Tek bir Tanrı, tek bir iman, tek bir cemaat; Müslümanlar için gerçek birlik işte budur. İman, ünlü bir hadise göre, Tanrı'ya, meleklere, Kitaplar'a, Gönderilenler'e, Ahiret Günü'ne, iyi ya da kötü önceden belirlenmiş olan şeylere inanmaktır. Öyle görülüyor ki, böyle bir inançta, tek Tanrı'ya inanan herkesin birleşmesi gerekirdi." (Akdeniz, İnsanlar ve Miras)
Herşeyden önce, 1590'ların ötesinde Sicilya'daki kötü hasatlar ve açlıklar. Hiç kuşku yoktur ki 1591'de adada kıtlık kol gezmektedir. Duyulmamış fiyatlar söz konusudur, buğday Palermo'da 70 tari 1O'a satılmaktadır: Heryerde si trovanno le persone morte nelle strade per la fame. Bunun nedeni, o çağın insanlarına göre hem fazla kullanım, hem de kötü hasattır. Buğdayın salme'si sonunda 40 eküye çıkmıştır ki, böyle bir fiyat olduğunu kimse hatırlamamaktadır. Altın fiyatına, zamanın diliyle a peso di sangre buğday satılacak zenginler bulunmuştur. Cari fiyatın altından buğday satışı yapan Palermo ve Messina korkunç bir şekilde borçlanmışlardır, Messina'nın borcu 100.000 dükayı geçmektedir (Akdeniz ve Akdeniz Dünyası 1. Cilt)
"İtalya, yazgısının anlamını burada bulur: Denizin orta ekseni odur ve kim ne derse desin, İtalya her zaman bir yüzüyle Batı'ya, bir yüzüyle de Doğu'ya dönüktür. Zenginliğini uzun zaman buradan sağlamamış mıdır? Bütün Akdeniz'e egemen olma olanağı doğal olarak ona verilmiştir; o da doğallıkla bunu düşlemiştir." (Akdeniz Mekan ve Tarih)
Sultana karşı oldukça serbesttirler(Sultan kendine eşit kişiler arasında birinciden başka bir şey değildir). (Akdeniz ve Akdeniz Dünyası 2. Cilt)
Özel evlerdeki banyo odaları uzun zaman dayanacaklardır.Ama banyo yavaş yavaş bir temizlik adeti olmaktan çıkarak tedavi edici bir şey olarak görülecektir. (Maddi Uygarlık: Gündelik Hayatın Yapıları)
Artan üretim potansiyeli, belirli büyük ülkelerin hepsinin değil tabii insanlarının şimdi kıtlık ve zahmet merhalesinin ötesine geçtikleri ve gündelik geçimlerini teminat altına almada ciddi güçlük içinde olmadıkları gerçeği, dev ve çoğunlukla çok uluslu şirketlerin mantar gibi büyümesi bütün bu dönüşümler her şeye gücü yeten piyasanın, müşterinin ve piyasa ekonomisinin eski düzenini tersine çevirdi. Piyasa kanunları, çok etkili reklamlarıyla talebi etkileyebilen ve fiyatları diledikleri gibi belirleyebilen dev şirketler için artık geçerli değildir. (Medeniyet ve Kapitalizm)
Açıkçası, onun dışındaki hiç kimse, tarihin komşu toplum­sal bilimlerle çatışma ve uyumlarının arasındaki yolumuzu saptamaya ehil olamazdı. Mesleğimiz ve etkinliği konusun­daki özgüven duygusunu bize ondan daha iyi kimse veremezdi. Makalelerinden birinin başlığı «Yaşasın Tarih» idi; güzel bir başlık ve bir program. Tarih onun için asla kısır bir allamelik, bir cins sanat için sanat, kendi kendine yeterli bir allamelik olmamıştır. Tarih ona her zaman, sadece biz tarihçilerin kullanmasını bildiğimiz ve o olmasaydı ne geçmiş veya şimdik zaman toplumlarının, ne de bireylerin hayatın edasına ve sıcaklığına sahip olabilecekleri şu değerli, ince ve karmaşık koordinattan -zaman- hareketle, insanın veya toplumsalın bir açıklaması olarak gözükmüştür. Lucien Febvre'in bütünler, insanın her cepheden görülen toplam tarihi karşısında tamamen hassas kalmayı sürdürür­ken, tarihin yeni yeni olanaklarını berrak bir şekilde kav­ramışken, aynı zamanda bir hümanistin incelmiş kültürüyle, her bireyin zihinsel macerasında özel ve yegane olan şeyi his­setme ve ifade etme yeteneğini de korumuş olması, Fransız ta­rihçiliği için hiç kuşkusuz bir lütuf olmuştur. (Tarih Üzerine Yazılar)
"Osmanlı sultanlarının göçebe Türkmen kabilelerini Balkanlar'a aktarıp orada yerleştirilmeleri konusundaki gayretlerine karşın, Rumeli'deki Türk toplulukları imparatorluklarının toprak kaybetmesi sırasında hiçbir direnç göstermedi." (Akdeniz, İnsanlar ve Miras)
Gerçekten de sanayi öncesi ekonomide bana göre en önemli unsur sınırlı ve küçük hareketlenmelerle henüz başlangıç aşamasında ama katı özellikleri, durgunlukları ve ağırlık noktalarıyla canlı ve güçlü bir ekonomi ile modern bir büyümenin birlikte görülmesidir. Bir yanda köylerinde neredeyse özellik içinde ve kendi ihtiyaçlarını kendileri karşılayarak yaşayan köylüler; öbür yanda yayılan, yavaş yavaş üreten, içinde yaşadığımız dünyayı belirlemeye başlayan bir pazar ekonomisi ve gelişmekte olan bir kapitalizm. (Kapitalizmin Kısa Tarihi)
Büyük felaketler her zaman gerçek devrimlere yol açmazlar, ama onları haber verirler ve her zaman da dünyanın düşünülmesine veya daha doğrusu yeniden düşünülmesine bir imkân sunarlar. (Tarih Üzerine Yazılar)
Eğer İÖ 5. yüzyılda yaşamış olan tarihin babası Herodotos bugün bir turist
kafilesine katılıp geri gelseydi şaşkınlıktan şaşkınlığa düşerdi. Lucien Febvre şöyle yazar: "Onun Doğu Akdeniz gezisine şimdi çıktığını düşünüyorum. Şaşıp kalacağı ne kadar çok şey olurdu! Bu koyu yeşil yapraklı bodur ağaçların altın renkli meyvelerini, portakalları, limonları, mandalinaları ömründe
gördüğünü hatırlamıyordu.Elbette, çünkü bunları Araplar Uzakdoğu'dan getirdiler. (Akdeniz)
Doğu ile Batı, Germaine Tillion'un terimiyle
"birbirlerini tamamlayan düşmanlardır." (Akdeniz Mekan ve Tarih)
Dünyanın geri kalanı, tıpkı Avrupa gibi, yüzyıllardır üretim yapma gereklilikleri, mübadele zorunlukları, paranın acelecilikleri tarafından işlenmiştir. Bu bileşimlerin ortasında, belli bir kapitalizmi haber veren veya gerçekleştiren bazı işaretleri aramak saçma mıdır? Deleuze ve Guatteri gibi “kapitalizmin hiçbir toplum biçiminin, belli bir tarzda olmak üzere, yakasım bırakmadığı”nı istekle söyleyeceğim, en azından kavradığım biçimi ile kapitalizmin. Ama kıvırtmadan kabul edelim ki, inşa Avrupa'da başarıya ulaşmış, Japonya’da taslağı ortaya çıkmış, adeta tüm diğer yerlerde başarısız olmuştur (istisnalar kuralı teyid ederler), ama buralarda tamamlanamadığını söylemek daha iyi olacaktır.
Bunun iki büyük açıklaması vardır, bunlardan biri ekonomik ve mekânsal, diğeri de siyasal ve toplumsaldır. Bu açıklamaların ancak taslağı çizilebilir. Ama Avrupalı ve Avrupalı olmayan tarihçiler tarafından iyi planlanmamış ve yeterli ölçüde toplanmamış veriler çerçevesinde yürütülecek, böylesine bir araştırma ne kadar yetersiz ve sonuçta olumsuz olursa olsun, bu araştırma aşikâr başarısızlıkları, kapitalizm hakkında hem bütünsel sorun olarak, hem de Avrupa’nın özel sorunu olarak tanıklıklar getirmektedir. (Maddi Uygarlık: Mübadele Oyunları)
Bir XVIII. yüzyıl nüfus bilimcisi " uyuz , kellik ve pislikten kaynaklanan tüm deri hastalıkları , eskiden çamaşır kullanılmadığından çok sık ortaya çıkardı" diye belirtmektedir. (Maddi Uygarlık: Gündelik Hayatın Yapıları)
Bir tüccar her zaman alıcılar,mal sağlayıcıları,borçlular ve alacaklılarla ilişki halindedir.Bu ajanların ikamet yerlerini bir haritaya aktarırsınız bütünü bizzat tüccarın hayatına hükmeden bir mekan resmi olacaktır. (Maddi Uygarlık: Mübadele Oyunları)
Sosyal bilimlerin hepsinin tek ve aynı manzarayla ilgilendiğini varsayalım : İnsanın geçmiş , şimdiki ve gelecek eylemlerinin manzarası. Bu manzaranın bir de üstelik tutarlı olduğunu - tabi ki bunu kanıtlamak gerekecektir - varsayalım. Bu manzara karşısında , ne kadar sosyal bilim varsa o kadar gözlem noktası olacak ve bunlar kendilerine özgü bakış açıları , farklı perspektif krokileri , farklı renk ve kronikleriyle konuya yaklaşacaklardır. Her birinin kesip aldığı manzara parçası ne yazık ki birbiriyle bitiştirilir cinsten olmayıp tek bir bütünsel resim içeren bir yapboz parçaları gibi olan ve ancak bu önceden oluşturulmuş görüntünün işlevinde değeri olan unsurlar gibi birbirlerini davet etmemektedirler. İnsan her seferinde , bir gözlem noktasından diğerine farklı gözükmektedir ve böylece tanınan her kesim , gözlemci temkinli olsa bile - çoğunlukla öyledir - manzaranın bütününe teşmil edilmektedir. Bu arada gözlemcinin kendi açıklamaları onu çok uzaklara götürmektedir. İktisatçı ekonomik yapıları ayırmakta ve onları çevreleyen , taşıyan , zorlayan ekonomik olmayan yapıları tahmin etmektedir. Bundan daha zararsız ve görünüşte daha meşru bir şey olamaz. Ama bu arada o da yap-bozu kendine göre yeniden yapmıştır. Her şeyi yalnızca kendi kıstasları ile denetlediğini ve hatta açıkladığını iddia eden nüfusbilim de farklı davranmamaktadır. Onun da kendine özgü yararlı testleri vardır ; bunlar ona insanı bütünselliği içinde canlandırması için veya en azından bütünsel veyahut esas insan olarak kavradığı insanı sunması için yeterli olmaktadır. Sosyolog , tarihçi , coğrafyacı , psikolog, etnograf çoğu zaman daha da saftırlar : Her sosyal bilim , öyle olmayı kendine yasaklıyor olsa bile emperyalisttir ; sonuçlarını insanın bütünsel bir kavranışı olarak sunma eğilimindedir. (Tarih Üzerine Yazılar)

---
Kaynak: [Mardin Life](https://www.mardinlife.com/kitap/uygarliklarin-grameri-fernand-braudel-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi)