# Varamayan - Ahmet Büke Kitap özeti, konusu ve incelemesi

> Varamayan kimin eseri? Varamayan kitabının yazarı kimdir? Varamayan konusu ve anafikri nedir? Varamayan kitabı ne anlatıyor? Varamayan PDF indirme linki var mı?  Varamayan kitabının yazarı Ahmet Büke kimdir? İşte Varamayan kitabı özeti, sözleri, yorumları ve incelemesi...

- Kaynak: Mardin Life
- URL: https://www.mardinlife.com/kitap/varamayan-ahmet-buke-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi
- Dil: tr-TR
- Yayın tarihi: 2022-05-11T04:00:03+03:00
- Güncelleme: 2022-05-11T04:00:03+03:00
- Yazar: Mardin Life
- Kategori: Kitap
- Görsel: https://cdn.mardinlife.com/2022/05/11/ahmet-buke-kimdir-ahmet-buke-kitaplari-ve-sozleri-219330.jpg

Kitap Künyesi
 Yazar: Ahmet Büke 
 Yayın Evi: Can Yayınları 
 İSBN: 9789750741289 
 Sayfa Sayısı: 88 
--reklam--
Varamayan Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Bak oğlum, dedi. İnsan dediğin yozdur. Hem de Kayacık kayasından daha karadır yüzü. İnsan ne işe yarar? Bir boka yaramaz. Ama karga dediğin mübarek hayvandır. Onu bunu ayırmaz, bulduğunu yer. Sonra bak insanlar ceviz dikmez. Fenalık getirir diye. Halbuki en büyük fenalık kendinden çıkar.

Ahmet Büke, doğup büyüdüğü yerleri ve insanları günlük hayatları üzerinden ustalıkla anlatan öyküleriyle başta Sait Faik Hikâye Armağanı olmak üzere çeşitli ödüllere layık görüldü. Yeni öykü seçkisi Varamayan’a adını veren uzun öykü kırılgan ve saf Ahmet’in askerden eve dönüş macerasını, yol boyunca karşılaştığı güçlükleri anlatıyor. Sıla arzusunu, yersiz yurtsuzluğu, özlemi, kederi ve günlük hayatın kalbindeki tuhaflıkları gözler önüne seren bu öyküler yaşadığı topraklarla bütünleşmiş bir yazarın duru üslubu ve benzersiz gözlem yeteneğiyle öne çıkıyor.
(Tanıtım Bülteninden)
--reklam--
Varamayan Alıntıları - Sözleri
Oysa eski bir hatırası, çok uzaktan rüzgarda ipini koparıp kaybolmuş bir uçurtma gibi çırpına çırpına ağaçlara doğru atmıştı kendini...
Cümle mahlukat varma telaşındaydı bir yerlere…
Bak oğlum, dedi. İnsan dediğin yozdur. Hem de Kayacık kayasından daha karadır yüzü. İnsan ne işe yarar ? Bir boka yaramaz. Ama karga dediğin mübarek hayvandır. Onu bunu ayırmaz, bulduğunu yer. Sonra bak insanlar ceviz dikmez. Fenalık getirir diye. Halbuki en büyük fenalık kendinden çıkar.
Biz bize Meryem diyelim, en iyisi.
Çünkü göğsümüz daralmıştı ve hepimizi yakan yangında bir ferahlığa gitmek istiyorduk.
Olsun, Tanrı kimi sevmeyeceğini bilir. Sevmedikleriyle daha çok ilgilenir ama.
Evladım, dedi. Bak yanılıyorsun. İnsan soğuğa dayanabilir ama açlık başka bir şeydir. Bir de yalnızlık dayanılmazdır.
Tanrı kimi seveceğini bilir. Sevmedikleriyle daha çok ilgilenir ama
"...Sigaralardan kalanları anlatmaya değer.Zira çöpler tarihi ele verir.Onlar zamanın peşinden koşup gelen yaramaz çocuklar gibidir..."
Beni sevmeye mecbur mu? Değil elbette ama düşünmeli. Bir insan bu denli çaresiz bırakılamaz.
"...Cümle mahlukat varma telaşındaydı bir yerlere..."
Bütün iyi yürekliler annemizden gelmez mi zaten?
"...Biliyor musunuz,içinde eser miktarda da olsa yiyecek olan bir buz dolabı gerçekten karşılıklı saygıyla yürüyen insan ilişkilerinin temelini oluşturuyor."
"Bak oğlum, dedi. İnsan dediğin yozdur. Hem de Kayacık kayasından daha karadır yüzü. İnsan ne işe yarar? Bir boka yaramaz."
--reklam--
Varamayan İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Öylü ödüllü Ahmet Büke’den okuduğum ilk kitap. On iki öyküden oluşuyor. Öykü severler için…

Varamayan Ahmet isimli öykü, içlerinden en uzunu. Kitaba da ismini o vermiş. Ahmet memleketine varamadı, yarım kaldı bir şeyler… (pinarliyorum) 
Kitabı 2 farklı şekilde ele almak lazım. İlk öykü olan "Varamayan" kitabın yarısını oluşturuyor ve mükemmel bir öykü. Bitmesine üzüldüğünüz hikayeler olur. Varamayan da varamadığınız bir durak gibi uzaklaşıyor sizden. Uzatıp roman yazsaydı keşke dedim çünkü "Varamayan Ahmet" pürüpak bir karakter. Kitabın diğer yarısından çok bahsedemiyorum çünkü yazılmak için yazılmış, sayfa doldurulmak için eklenmiş gibi geldi. Yazar belki doğa sevgisi, taşra kokulu öyküler eklemek istemiş ama anlaşılır bir tarafı yok. Hayvanlarla konuşma olayı yeni yazılmış bir kitap için müthiş bir keşif değil maalesef. Daha özgün ve anlatımı kuvvetli hikayelerle harika bir öykü kitabı çıkabilirdi. İlk kısım hatırına okunabilir. (Evren Erarslan) 
Yazarın okuduğum ilk kitabıydı. Ve ben kitaptaki hikayeleri sevdim. Hikayeler, incelikli bir kurgu barındırıyor. Yazarın anlatımı canlı, samimi, yalın. (rosse) 
--reklam--
Varamayan PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Ahmet Büke - Varamayan kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Varamayan PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Ahmet Büke Kimdir?
1997 yılında Dokuz Eylül Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi İktisat bölümünden mezun oldu. Ölümsüz Öyküler Yayımevinin düzenlediği "Xasiork 2002 Kısa Öykü Yarışması"nda “Kayıp Dua Kitabı” isimli hikâyesi birincilik ödülüne layık görüldü. 2008'de "Alnı Mavide" ile Oğuz Atay Öykü Ödülü'nü, 2011'de Kumrunun Gördüğü adlı kitabı ile Sait Faik Hikâye Armağanı'nı aldı.Öyküleri, e-edebiyat, AdamÖykü, Özgür Edebiyat ve Patika dergilerinde yayımlandı. Sosyal Ayrıntılar Ansiklopedisi ve Derkenar isimli internet dergilerinde kısa öyküler yazmaya devam ediyor.
--reklam--
Ahmet Büke Kitapları - Eserleri
Varamayan
Kumrunun Gördüğü
Yüklük
Ekmek ve Zeytin
Alnı Mavide
İzmir Postası'nın Adamları
Çiğdem Külahı
Deli İbram Divanı
İnsan Kendine De İyi Gelir
Cazibe İstasyonu
Kırlangıç Zamanı
Evde Kimse Yok
Mevzumuz Derin
Eyvah, Babam Şiir Yazıyor!
Gizli Sevenler Cemiyeti
Neşeli Günler
Annemle Uzayda
Gökçe'nin Yolu
Paspas Tepemde Kapiş Paçamda
Çayırın En Tuhaf Yuvası
100 Tuhaf Kitap
--reklam--
Ahmet Büke Alıntıları - Sözleri
"...Yalnız adamlar sürüsünü yitirmiş Afrika fillerine benzerler.Zihinlerinde kolektif hatıralar kazılıdır..." (Çiğdem Külahı)
"İnsan öleceğini bildiği halde neden bu kadar zalim?" (Gizli Sevenler Cemiyeti)
Uzun uzun geceyi ve ışıkları seyretti. Şimdi ondan uzak sokaklarda, gecenin serinliği ve nefeslerin kirli sıcaklığı birbirine karışıp duruyordu. Uslu bir kedi gibi kıvrılan bu şehir aslında hayatına nasıl da benziyordu. Sakince yatağında akan rutin yaşamı, yani uzun tuvalet anlarında okuduğu gazeteler, gazetelerdeki köşe yazıları, haftada bir çıkan çizgi roman ekleri, akşama doğru yediği kurabiyeler, gece Lamia’nın yarı aydınlık göbeğindeki kelebek dövmesi, kısaca doğum ve ölüm kadar normal olan her şey nasıl da değişivermişti. Artık yarısı çalışmayan vücudu, gidip gelen zihni ve anılarıyla sadece uzaktan aynı insandı.

Bilgisayarında yanıp sönen uyarı ışığı yapması gereken işi anımsattı. Puflayıp klavyeyi önüne çekti. Özel şifresiyle ana veri tabanına giriş için gereken ilk adımı attıktan sonra diğer onaylama işlemine gelmişti sıra. Bilgisayarına bağlı optik okuyucunun güç düğmesini çevirip aktif hala getirdi önce. Ardında retina taraması için kızıl zeminli küçük ekranın üzerine eğildi. İnce çizgi göz hattı boyunca dijital sesler çıkararak geçti. Başını geri çekmek üzere davrandığında ensesinden kavrayan bir el, hareketini bitirmesine engel oldu. Çırpınıp kurtuldu ve arkasından baskı yapan bileği kavrayıp yana doğru itti. Sendeleyen gölge yan masaya doğru geriledi. Heyecanla ayağa fırlamıştı ama kısık gülme sesiyle durakladı. Masa lambasının ışığı çevirdiğinde sesin sahibi ortaya çıkıverdi.

“Hala tavşan kadar korkaksın be Orkun...” (Evde Kimse Yok)
Zaman kesindir. Geri döndürülemez, tamir edilemez, her şeyden ve herkesten bağımsız halde sadece kendinde bir akışla dünyaya açar kendini. (Deli İbram Divanı)
“...ama insanı insana kilitlemek en iyi yol. Birbirlerini bog‌azlayamazlar, c‌u‌nku‌ kimse yanında bir cesetle yu‌ru‌yemez. Yaralamazlar da birbirlerini, aksayan adım birbirini bezdirir hayattan. En iyi yol ma‌hkumu ma‌hkuma bag‌lamaktır. (Ekmek ve Zeytin)
"Planların ve hedeflerin olmalı."
Şimdi kutsal kitaplar yeniden inebilseydi eğer, bu cümleyle başlardı galiba. (Mevzumuz Derin)
Çocuklar koşarken çizgi çizgi böldüler zamanı. Kı­zardı yollar. Elleri tutuştu hepsinin. (Yüklük)
Beni sevmeye mecbur mu? Değil elbette ama düşünmeli. Bir insan bu denli çaresiz bırakılamaz. (Varamayan)
Ölümün verdiği ağrının giderek azalması ve sonunda kül kadar hafiflemesi için tek ilaç geçmişle barışmaktı. (Alnı Mavide)
“Atlılar. Siyah örtülerine bürünmüş adamlar. Uzun bir şarkının ağır vuruşlarını andırırcasına yürüyorlardı.” (Evde Kimse Yok)
Uzaydan koptum geldim. Zımpara gibi havadan geçerken alev aldım kesin. En çok da ayaklarım yanıyor. Çıra kokusu.

 Kim fırlattı lan, beni? (Kumrunun Gördüğü)
"Kalbim, boş bir kağıt gibi duruyor önümde." (Gizli Sevenler Cemiyeti)
Bahçemizde nar vardır. Dallarına karıncalar basar güzün. Bal yapıyor ağlayan gözleri. Bu iyi değil onun için ama çaresini bulamadık. “İlaçlamak olmaz,” dedi babaannem. “Narın ne diyeceğini bilmiyoruz. Belki memnun karıncadan.” (İnsan Kendine De İyi Gelir)
Bilmek başka bir görmek haliymiş. (Yüklük)
‘Hayat, kapıya tek bir umudun gelme ihtimaliyle sürüp gidebiliyor bazen.’ (Gizli Sevenler Cemiyeti)
"...Romanın arkasına saklanabilir yazarlar.Trençkotla siste yürüyen insanlar gibi.Vücut kıvrımlarını göremezsiniz.Sadece gittiği yönü anlayabilirsiniz yazarın.Ama öykü öyle değil işte.En sevdiğiniz öyküyü usul usul yeniden okuyun.Yazarı sizden gözlerini kaçırmaya uğraşacaktır.Ama nafiledir bu da.Bir sarraf tartısı gibi anlarsınız onun kıymetini..." (Çiğdem Külahı)
Hayret yani, bu hayatta her şey oluyor. (Kumrunun Gördüğü)
İnsan dediğin ürperir. Üşür sonra. Üşüdükçe de rüya mı görür? Çölde soğuk rüzgârlar eser üzerine. Güneşe doğru açtıkça yüzünü sırtında soğuk, karlı bir dağ büyür. Dönmek ister, olmaz da olmaz. (Kumrunun Gördüğü)
"Her şey değişince ölüyor insan." (Cazibe İstasyonu)
Soru soran bir karınca. Dünyasını çözmeye çalışan bir imalat hatası. (Evde Kimse Yok)

---
Kaynak: [Mardin Life](https://www.mardinlife.com/kitap/varamayan-ahmet-buke-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi)