# Varolma Anları - Virginia Woolf Kitap özeti, konusu ve incelemesi

> Varolma Anları kimin eseri? Varolma Anları kitabının yazarı kimdir? Varolma Anları konusu ve anafikri nedir? Varolma Anları kitabı ne anlatıyor? Varolma Anları kitabının yazarı Virginia Woolf kimdir? İşte Varolma Anları kitabı özeti, sözleri, yorumları ve incelemesi...

- Kaynak: Mardin Life
- URL: https://www.mardinlife.com/kitap/varolma-anlari-virginia-woolf-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi
- Dil: tr-TR
- Yayın tarihi: 2022-03-09T02:00:15+03:00
- Güncelleme: 2022-03-09T02:00:15+03:00
- Yazar: Mardin Life
- Kategori: Kitap
- Görsel: https://cdn.mardinlife.com/2022/03/09/virginia-woolf-kimdir-virginia-woolf-kitaplari-ve-sozleri-171083.jpg

Kitap Künyesi
 Yazar: Virginia Woolf 
 Çevirmen: İlknur Özdemir 
 Orijinal Adı: Moments of Being 
 Yayın Evi: Kırmızı Kedi 
 İSBN: 9786059799362 
 Sayfa Sayısı: 252 
--reklam--
Varolma Anları Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Bu tür tartışmalardan Vanessa ile ben, arkadaşları olacak kişilerle ilk kez tanışan üniversite öğrencilerinin alacağı zevki alırdık. Booth’ların ve Maxse’lerin dünyasında beyinlerimizi fazla çalıştırmamız istenmezdi bizden. Buradaysa salt beynimizi kullanıyorduk. O perşembe akşamlarının cazibesinin bir kısmı, şaşırtıcı derecede soyut olmalarından geliyordu. Nedeni, sadece Moore’un kitabının hepimizi felsefe, sanat, din üzerinde konuşmaya yöneltmesi değildi; atmosferin aşırı derecede soyut olmasıydı. Adını verdiğim genç adamlar, Hyde Park Gate’in kabul ettiği anlamda “terbiyeli” değildiler. Bizim iddialarımızı da kendilerininki kadar sert eleştiriyorlardı. Nasıl giyindiğimizin de, güzel görünüp görünmediğimizin de farkına varmıyorlardı. George’un ilk yıllarda, görünüşümüz ve davranışımız konusunda sırtımıza yüklediği o muazzam yükümlülük ortadan kalkmıştı. Artık davetlerden sonraki o korkunç işkenceye ve “Çok hoş görünüyordun” sözüne katlanmak zorunda değildik. Bell, Strachey, Hawtrey ve Sydney-Turner’in dünyasında bütün bunların ne önemi ne de yeri var gibiydi.

O dünyada, konuklar gittikten sonra yayılıp oturduğumuzda yapılan tek yorum “Görüşünü çok iyi savundun” olurdu; ya da “Bence saçma sapan konuştun.” Muazzam bir basitleştirmeydi bu.

Bu kitapta yer alan metinler, Woolf’un hayattayken yayımlatmadığı, dosyalarda kalmış, terekesinde bulunan otobiyografik yazıları. Yaşasaydı, hep yaptığı gibi mutlaka üzerlerinden tekrar geçer, bir kitap bütünlüğüne getirirdi. Yine de Varolma Anları, ölümünden sonra yayınlanmış en önemli kitabı olma özelliğini koruyor.
--reklam--
Varolma Anları Alıntıları - Sözleri
Hayatlarımızı en baştan başlayarak yeniden yaşamanın yolu, o duygulara yeniden nasıl bağlanabileceğimizi keşfetmektir.
Görünüşe bakılırsa en zeki insanların en büyük çabaları olumsuz sonuç veriyor;insan hiçbir şey olamıyor.
Sözcükler biziz; müzik biziz; biz meselenin kendisiyiz.
Kendimi akarsudaki bir balık gibi görüyorum; sürüklenen; yerinde tutulan; ama akarsuyu tanımlayamıyorum.
Pek çok parlak renk; pek çok belirgin ses; bazı insanlar, karikatürler; gülünçlü sahneler; birkaç sert varolma anı, içinden çktıkları olayın bir halkasını hep içeriyorlar ve hepsinin çevresinde geniş bir alan - bu, çocukluğun kaba, görsel bir tanımı.
Ben hayatta pratik olarak öğrendiğimden çok daha fazlasını kitaplardan, teorik olarak öğrenmiştim.
Sanki büyük bir saatin tiktaklarını sürekli duyarmış ve günün birinde o saatin hepimiz için duracağını aklından çıkaramazmış gibi çevresindeki bütün değişikliklere karşı müthiş tetikteydi.
...,bir insan hakkında doğru hüküm vermek isterseniz, şu tarafın nasıl sıkıştırıldığını, öbür tarafın nasıl yontulduğunu, üçüncü bir tarafın nasıl genişletildiğini ve hiçbirinin aslında birbirinden kopuk olmadığını dikkate almalısınız.
Dünyanın tamamı bir sanat eseri; bizler de sanat eserinin parçalarıyız.
Yüksek sesle söyleyemeyeceğim şeyler içimin ne kadar derinine girmişler.
Bedensiz bir, bir ışıktı; bir esrimeydi. Ama aynı zamanda olağanüstü kalıcıydı.
Geleceğe bakarken tamamıyla geçmişin hükmü altındaydık.
Bütün bunlardan müzmin ve kalıcı bir fikir edindim; bencillik kadar korkulacak bir şey yoktur. İnsanı onun kadar acımasızca inciten bir şey yoktur; onunla temasa zorlananlar kadar yara alan yoktur.
Kendimin pek farkında değilim, sadece hissettiklerimin farkındayım.
Toplumun her birimizin üzerinde hangi muazzam güçleri uyguladığını, o toplumun onyıldan onyıla nasıl değiştiğini bir düşünün; sınıftan sınıfa da; eh, biz bu görünmez varlıkları çözümleyemezsek anılar konusunda pek az şey biliyoruz demektir; ve yaşam öyküsü yazmak boşuna olur
--reklam--
Varolma Anları İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Virginia Woolf’u okurken gerçekten heyecanlandım. 'Varolma Anları'nı okurken kendimi buldum. Virginia Woolf’ un ölümünden sonra basılmış bu kitabı.Başta yeğenine olan bitenleri anlatma anlamında mektup tarzı bir yazısı ile başlıyor.Ve daha sonrasında Virginia Woolf’un günlükleri şeklinde devam ediyor.Kitabı okumanızı tavsiye ederim.
”İnsan hayatının bedeniyle, yaptıklarıyla, söyledikleriyle sınırlı olmadığı kanıtlanıyor; insan, hayatı boyunca arka plandaki bazı planlara veya ölçütlere ya da kavramlara göre yaşıyor.Benim kavramım,pamuğun arkasında bir motifin gizli olduğu.Ve bu fikir beni her gün etkiliyor.Bunu şimdi her sabah yazarak kanıtlıyorum, oysa gezintiye çıkabilirim,mağaza açabilirim ya da savaş patlarsa birçok şey öğrenebilirim.Yazmakla her şeyden çok daha elzem bir şey yaptığımı hissediyorum.” (Kinem Aktaş) 
Virginia'yı takip eden arkadaşların okumasını tavsiye ederim: Yazmanın dayanılmaz acısı! Virginia yazarken acı çektiğini biliyoruz, özellikle bazı eserlerinin yazımında bu acıyı derinden hissetmiş, Varolma Anları’nda da buna değiniyor. Bir taraftan bu anılarını yazarken diğer taraftan başka eserlerin yazımı devam ediyor; ilk yazmaya başladığında masasında Roger Fry’in biyografisinin yazımı var ve sık sık da dile getiriyor, Roger Fry beni çok yordu diye, sonlara doğru da -aynı zamanda son eseri olan- Perde Arası’nı yazıyor. Varolma Anları yazımı devam eden o eserlerin molasında yazılmış. Tabii sancılı yazım işlemi bittikten sonra da doğal olarak rahatlıyor. Açıkçası ben de yazarken benzer şeyleri hissetmeye başladım son zamanlarda. Bunun üzerine biraz düşündüm, insan yazarken neden acı çeker diye -tabii ki herkeste aynı şeyi beklemek akıllıca olmaz- aklıma ilk gelen şey o düşüncelerin insanın bir parçasına dönüşüyor olması ve siz bu parçaları kendinizden koparıyorsunuz bu da doğal olarak acı veriyor; bir doğum gibi de düşünülebilir ve buradaki acı da doğum esnasında çekilen acı olur. Sonrasındaki rahatlama ise o yükten kurtulmanın rahatlığı. Virginia on üç yaşındayken annesini kaybediyor ve hatta iki yıl sonra da annesinin yerine geçen ablası Stella’nın ölümüne şahit oluyor. Biraz sonra bunlara değineceğim ancak bu bağlamda annesinin ölümü âdeta onu derin bir çukurun için atmış ve yıllarca o çukurdan çıkmaya çalışmış. Bu eserinde buna da değiniyor on üç yaşından kırk dört yaşıma kadar annem hep benimleydi, benimle konuşurdu, yaptığım şeylerde tavrını ortaya koyardı yani hep zihnimdeydi, ta ki Deniz Feneri’ni yazana kadar. Deniz Feneri’nden sonra benden uzaklaştığını hissettim, der. “Nedeni ne olursa olsun ben geçmişi sahneler yaratarak elimde tutabiliyorum.” Yazım işlemi gerçekleşirken bu sahnelerde yıkılıyor böylece hem o sahnelerin ağırlığından kurtuluyor hem de o sahnelerin yıkılışı ona acı veriyor.

Varolma Anları, üç ana başlıktan oluşuyor; Anımsamalar, Memoir Club İçin Katkılar ve Geçmişe Dair Bir Taslak. Kitap Virginia’nın kalemiyle hem kendisi hem de ailesi hakkında birçok bilgi veriyor. Virginia’yı daha iyi tanımak için okunması gereken temel eserlerinden biri. Hayatına değer katan ya da hayatını şekillendiren birçok önemli anısını hisleriyle yoğurarak paylaşıyor. Geçmişe Dair Bir Taslak bölümünde var olma anları ve var olmama anlarını yorumlayarak aktarıyor. Ama son bölüme geçmeden önce genel olarak kitabı baz alarak hayatını değerlendirmek istiyorum. Ailesinde sevdiği kişiler ve acı çekmesine sebep olduklarını düşündüğünden dolayı sevmediği kişiler var. Annesi, annesinin ilk evliliğinden olan ablası Stella, öz kardeşleri Vanessa ve Thoby sevdiklerinden; sevmediklerinin başında hiç kuşkusuz George geliyor bunun yanında da babası ve Gerald. George ve Gerald annesinin ilk evliliğinden olan çocukları yani anne bir, baba farklı kardeşleri. Şimdi bunların kendisi için ne ifade ettiğine bakalım...

Annesi yedi kız kardeşten biri ve güzel bir kadın, yirmili yaşlarda aşık olduğu bir avukatla evleniyor ve evlilikleri dört yıl sürüyor. Bu evlilikten de üç çocuğu oluyor ve kocası ölüyor. Bu ölüm annesinde derin yaralar açıyor sonra yazar Sir Leslie Stephen ile tanışıp evleniyor ve bu evlilikten doğan dört çocuktan biri de Virginia oluyor. Yani annesi toplamda yedi çocuk doğuruyor. Hasta Odalarından Notlar diye bir kitabı da çıkıyor onun incelemesini de yazmıştım merak edenler ona göz atabilir. O kitaptan da anlaşılır annesinin ne kadar yardımsever biri olduğu, hastalarla nasıl ilgilendiği. Julia (Virginia’nın annesi) yıllarca yatalak annesine bakar, hastaneleri ziyaret eder orada yardıma muhtaç olanlarla ilgilenir ve genel olarak başı derde girenlerin başvurduğu, kendisinden maddi-manevi yardım istediği bir kadın. Kısacası başkasının derdiyle dertlenmesini bilen bir kadın. Virginia annesini evin direği olarak görür ve on üç yaşındayken annesi öldüğünde (49 yaşında ölür) evlerinin başlarına çöktüğünü hisseder. Annesi hayatının sonuna kadar zihnini meşgul etmeye devam eder. Annesinin ölümünden sonra evin direği ablası Stella olur, bayrak devri Stella’ya geçer.

Stella, diğergâm, kendini düşünmeyi en sona bırakan, aynı annesi gibi her şeye koşturan, hassas ama bu hassaslığını içinde yaşayan bir genç kız. Virginia’nın annesi öldüğünde artık yeni anne Stella olmuştu bir taraftan kederli babasını teselli ediyor diğer taraftan kardeşlerine bakıyor bu şekilde iki yıl geçiyor. Stella kendisini seven Jack ile evlenir altı aylık bir nişandan sonra, ancak evliliği sadece üç ay sürer ve Apandisitten ölür. Yani Virginia on beş yaşına geldiğinde ikinci darbeyi alır hayattan anne gibi görmeye başladığı ablasını da kaybeder.

Vanessa, Virginia’dan karakter olarak farklı olmakla birlikte onun dert ortağı birçok şeyi onunla paylaşır, onunla yaşar. Stella’nın ölümünden sonra Vanessa o sorumluluğu alır. Babası Vanessa’ya sert davrandığında Virginia’nın nefretini kazanmaya başlar ve babasını düşüncesiz olarak görür hatta böyle anlardan sonra babası Virginia’ya dönüp beni ahmak olarak görüyorsundur der, Virginia sesini çıkarmaz ancak onu ahmak olarak değil, zalim olarak görmeye başlar. Yedi sene sonra 1904 yılında babaları öldükten sonra Vanessa kaldıkları evi satar ve hep birlikte Bloomsbury taşınırlar. Hayatları tamamen değişir, Thoby, erkek arkadaşlarını getirir ve yeni bir pencere açılır onlar için. Şiir, edebiyat, felsefe gibi alanlar üzerine sabahlara kadar tartışırlar. Bu arada başta tacizci George olmak üzere çevreleri onları yargılar, yaftalar. Ama onların bunlara pek kulak astıkları yok! Virginia için hayat tam olarak güzel giderken Vanessa bir gün çıkıp evleneceğini söyler. Vanessa evlendikten sonra Virginia ve Thoby yeni bir eve tanışır tabii Virginia Vanessa ile temelini attığı bu işi devam ettirir ama tacizci George yine rahatsız olur:

“Mrs. Whitehead öfkeden deliye döndü. Vanessa ile benim neredeyse çırılçıplak olduğumuzu söyledi. Annemin ruhu bir kez daha çağrıldı - Violet Dickinson tarafından-nedeni de benim Brunswick Meydanı'nda bir ev kiralayıp onu genç erkeklerle paylaşmak istememi anneme şikâyet etmekti.? George Duckworth bu fikirden beni vazgeçirmesini Vanessa'dan istemek için ta Charles Street'ten kalkıp geldi, ama Vanessa ona, ne de olsa Sokak Çocuklarının Hastanesi yakınımızda yanıtını verince içi pek rahat etmemiş olabilir. Herkesin ortasında çıplak dolaştığımız partiler verildiğine dair söylentiler çıktı. Logan Pearsall Smith, Ethel Sands'e Maynard'ın Vanessa ile salonun ortasındaki kanepede seviştiğine emin olduğunu anlattı. Kalpsiz, ahlaksız, kinik bir topluluk dediler bizim için; bizler ahlaksız kadınlardık ve arkadaşlarımız da beş para etmez genç erkeklerdi.”

Thoby, gerçek anlamda kız kardeşlerine sahip çıkan onlarla iyi anlaşan benzer düşünceler paylaşan özkardeşi. Vanessa’nın evliliğinden sonra Virginia’nın tek dayanağı. Ancak Thoby 26 yaşında tifodan ölür. Ölümü Virginia’yı derinden üzer. Hatta Jacob’un Odası'ndaki Jacob'un, Thoby olduğu söylenir. Virginia artık tek başınadır.

Babası, kendi zamanında İngiltere’de önde gelen yazarlardan biridir. Aynı zamanda felsefe ve dağcılık sporuyla uğraşır. İki evlilik yapar ikinci evliliğinde Virginia’nın annesiyle evlenir. Kimileri tarafından eleştirilen ama genelde bir dâhi olarak görülen ve örnek alınan entelektüel biri. Egosu gelişmiş, her şeyin kendisine göre şekillenmesini isteyen, buyurgan ve baskıcı bir kişiliğe sahip. Virginia ve kardeşlerinin hayatını daha çekilmez kılanlarda başrol oynar. 72 yaşında (1904) kanserden ölür. Virginia babasına olan kızgınlığı Deniz Feneri’ne kadar devam eder. O eserde babasına dair içinde taşıdıklarını dökme fırsatı bulmuş olacak ki, eserden sonra babasına olan kızgınlığı geçmiş olur.

Ve son olarak George (diğerleri baskın olmadıkları için onlara değinmeyeceğim). George 1.85 boyunda vücut ölçüleri orantılı yakışıklı biri. Ortamlara akan, hatta annesinin ölümünden sonra bu ortamlara Virginia’yı ve Vanessa’yı da tabiri caizse zorla süsleyip götüren, Virginia’nın deyimiyle cinselliğe düşkün, nam, şöhret peşinde olan ahmağın teki (bu arada günümüzde de böyle kişiler eskiden olduğu gibi el üstünde tutulur). İki kız kardeşine de küçük yaşlarından itibaren tacizde bulunur ama öyle anlaşılıyor ki bu durum Vanessa’da büyük bir hasar oluşturmazken Virginia’yı derinden yaralar. Enteresandır böyle karaktersiz insanlar söz konusu ahlak olunca en fazla ahkâm kesen kişiler oluyorlar. Yukarıda alıntı da yaptım, zamanında kız kardeşlerine tacizde bulunur sonra onları erkeklerle aynı eve çıkıyorlar diye eleştirir. Tabii Virginia kitabın başından sonuna kadar sıfatlandırmalarla bunu iyice eziyor. O tacizlerini alıntılayarak son bölüme geçeceğim

“Bir keresinde, ben çok küçükken Gerald Duckworth beni kaldırıp oraya oturttu ve ben orada otururken o benim bedenimi keşfetmeye koyuldu. Giysilerimin altına soktuğu elini hatırlayabiliyorum; hiç titremeden, kararlı bir biçimde aşağılara inmişti. Buna bir son versin diye nasıl umut ettiğim de aklımda; eli mahrem yerlerime yaklaşırken nasıl da kasılmıştım ve kıvrılıp bükülmüştüm. Ama eli durmamıştı. Eli mahrem yerlerimi de kurcalamıştı. Kızdığımı, hoşlanmadığımı hatırlıyorum - bu kadar şaşkın ve karmaşık bir duyguya ne ad verilebilir? Güçlüydü herhalde, çünkü hâlâ unutmadım onu.”

“Neredeyse uyumak üzereydim. Oda karanlıktı. Ev sessizdi. Sonra, kapı usulca gıcırdayarak açıldı; ihtiyatla yürüyerek biri girdi içeri. "Kimsiniz?" diye bağırdım. "Korkma" diye fısıldadı George. "Işığı da yakma, canım. Canım-" ve kendini yatağıma attı, beni kollarına aldı.
Evet, Kensington ve Belgravia'nın ihtiyar hanımefendiler George Duckworth'ün Stephen'ların zavallı kızlarına sadece anne ve baba değil, erkek ve kız kardeş değil, sevgili de olduğunu asla öğrenmediler.”

Varolma anları ve var olmama anları… Bunları şöyle yorumlayabiliriz, zihnimizde yer edinen, hayatımızı şekillendiren şeyler ve hayatımızın bir parçası olarak gelip geçmesine rağmen kendi zamanında yok olup giden şeyler. Diğer bir ifadeyle bilince takılan şeyler ve takılmayan şeyler. Hayatımızda, günlük olarak birçok şey yaparız ama bunların çocuğu ezbere yaptığımız ve bizim için hiçbir şey ifade etmeyen şeyler olur; yeriz, içeriz, alışveriş yaparız, ihtiyaç gideriz, biriyle yolda selamlaşırız, bir davete katılırız, okuruz, konuşuruz ama bunların tamamı İnstagram’daki yok olan mesajlar gibi yaşandıktan sonra yok olurlar. Ama bazı şeyler de var ki onları hayatımızın sonuna kadar taşırız, yok olmazlar hayatımızın rotası olurlar. Kendi zamanlarından tamamen bağımsızdırlar. Aslında bizi, biz yapan bu anlardır, bunlar varolma anlarıdır. Şimdi kendiniz de oturup varolma anlarınızı düşünebilirsiniz. (RA) 
Varolma Anları: Merhaba...
Varolma Anları, farkındalığımızın arttığı ve anın bilincine varabildiğimiz noktada, günlük hayatın ardına saklamış donuk gerçekliklerin ayrımına varabilmenin tadıdır. Basitleştirmeye karşı bir direniştir. Modernist edebiyatın en önemli öğesi bilinçakışı tekniğini James Joyce, Vladimir Nabokov, William Faulkner, Marcel Proust, Dorothy Richardson gibi yazarlarla birlikte en güzel, en sarsıcı biçimde ören büyülü bir yazardır Virginia Woolf. Varolma Anları, Woolf'un hayattayken yayımlamadığı birçok otobiyografik metnin ve ünlü edebiyat topluluğu Bloomsbury çevresi üzerine kaleme aldığı yazıların bir araya gelmesinden oluşuyor.
İyi okumalar diliyorum. (Şiir Ceketli Adam) 
--reklam--
Varolma Anları PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Virginia Woolf - Varolma Anları kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Varolma Anları PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Virginia Woolf Kimdir?
Virginia Woolf (25 Ocak 1882 - 28 Mart 1941) İngiliz feminist, yazar, romancı ve eleştirmen.

1882'de Londra'da dünyaya gelen Virginia Woolf, Victoria devri'nin tanınmış yazarlarından Sir Leslie Stephen'ın kızıydı. Annesi ve babası daha önce başkalarıyla evlenmişler, dul kaldıktan sonra ise bir araya gelmişlerdi. Her ikisinin de ilk eşlerinden çocukları vardı. Sir Leslie Stephen'ın ilk eşi, ünlü romancı William Makepeace Thackeray'nın kızıydı. Thackeray'nın eşi akıl hastası olduğundan, Leslie Stephen'ın bu kadından olan kızı Laura, anneannesine çekmiş, yirmi yaşında bir akıl hastahanesine kapatılmıştı. Virginia'nın annesi Julia Duckworth ile Leslie Stephen'ın beş çocukları oldu. Yaş sırasıyla Vanessa, Julian, Thoby, Virginia ve Adrian. Virginia on üç yaşındayken annesi ansızın ölmüştür. Woolf, o yıllarda kadınların ikinci planda kalması nedeni ile okula gönderilememiş fakat babası yardımı ile kendini geliştirmiştir.

Kızkardeşi Vanessa Bell daha küçük bir yaşta iken bir ressam olmaya, Virginia Woolf ise bir yazar olmaya karar verir. Kendisini babasının kütüphanesinde geliştiren Virginia Woolf, 1895'de bir gazetede kısa hikâyelerini yayınlatır.

Özellikle, Viktorya tarzı yaşamaya karşı olan Virginia Woolf, yazılarında da bundan bahseder.

Bloomsbury Grubu
1904'te babasının ölümünden sonra kardeşleriyle Bloomsbury'ye taşınması ise hayatında ciddi bir dönüm noktası olmuştur. Bloomsbury grubu içinde birçok ünlü edebiyatçıyı barındıran ve cinsel konulardaki özgürlükçü tavırlarıyla tanınan bir grup entelektüelden oluşuyordu. Grupta bulunan birçok kişi eşcinsel ya da biseksüeldi. İnsanlar onları etik bir grup olarak görüyorlardı. Grupta John Maynard Keynes, E. M. Forster, Roger Fry, Duncan Grant ve Lytton Strachey gibi ünlü kişiler vardı. Woolf, 1909'da bir süreliğine Lytton Strachey ile nişanlanmıştır.

Evliliği
Virginia Woolf 1912 yılında Leonard Woolf ile evlenmiştir. Evlilikleri cinsel açıdan yeterli olmasa da, Virginia Woolf için çok önemli olmuştur. Leonard Woolf eşi için bir basımevi kurmuştu ve bu da Virginia Woolf'un yazdığı kitapları yayımlatması için bir fırsat olmuştu.

Ölümü
Perde Arası romanını yazdığı sıralarda artık kendini yeterince yetenekli hissetmiyor, yeteneğini kaybettiğini düşünüyordu. Her gün savaş korkusu ve yeteneğini kaybetmenin vermiş olduğu stres, dehşet ve korku sonucu ruhsal bunalıma girmiş, 28 Mart 1941'de içinde bulunduğu duruma daha fazla dayanamayıp evlerinin yakınlarında bulunan Ouse nehrine ceplerine taşlar doldurarak atlayıp intihar etmiştir. Virginia Woolf, geride iki intihar mektubu bırakmıştır. Birisi kardeşi Vanessa Bell'e diğeri ise kocası Leonard Woolf'a.

"Sevgilim, yine çıldırmak üzere olduğumu hissediyorum. O korkunç yeniden yaşayamayacağımı hissediyorum. Ve ben bu kez iyileşemeyeceğim. Sesler duymaya başladım. Odaklanamıyorum. Bu yüzden yapılacak en iyi şey olarak gördüğüm şeyi yapıyorum. Sen bana olabilecek en büyük mutluluğu verdin. Benim için her şey oldun. Bu korkunç hastalık beni bulmadan önce birlikte bizim kadar mutlu olabilecek iki insan daha düşünemezdim. Artık savaşacak gücüm kalmadı. Hayatını mahvettiğimin farkındayım ve ben olmazsam, rahatça çalışabileceğini de biliyorum. Bunu sen de göreceksin. Görüyorsun ya, bunu düzgün yazmayı bile beceremiyorum. Söylemek istediğim şey şu ki, yaşadığım tüm mutluluğu sana borçluyum. Bana karşı daima sabırlı ve çok iyiydin. Demek istediğim, bunları herkes biliyor. Eğer biri beni kurtarabilseydi, o kişi sen olurdun. Artık benim için her şey bitti. Sadece sana bir iyilik yapabilirim. Hayatını daha fazla mahvedemem. Bizim kadar mutlu olabilecek iki insan daha düşünemiyorum."
--reklam--
Virginia Woolf Kitapları - Eserleri
Kendine Ait Bir Oda
Dalgalar
Deniz Feneri
Yıllar
Mrs. Dalloway
Yaşlı Kadın ve Papağan
Flush
Dışa Yolculuk
Bir Okur Olarak
Granit ve Gökkuşağı
Üç Gine
Bir Yazarın Günlüğü
Gece ve Gündüz
Jacob'un Odası
Virginia Woolf&Vita Sackville - West Mektuplaşmaları
Güvenin Ölümü
Bütün Öyküleri
Kitap Nasıl Okunmalı? - Bir Okur Olarak 2
Dadının Perdesi
Perde Arası
Varolma Anları
Bir Hava Taarruzu Sırasında Barış Üzerine Düşünceler
A Haunted House
Benlik Üzerine Denemeler
Kew Gardens
Orlando
Hasta Olmaya Dair - Hasta Odalarından Notlar
Kadının Toplumsal İşlevi
Pazartesi ya da Salı
Londra Manzaraları
Yorum Yorar
Aforizmalar
Romanları Tekrar Okuma Üzerine
The Mark on the Wall
The Shooting Party
An Unwritten Novel
Mr. Bennett and Mrs. Brown
Yazınsal Ustalık
--reklam--
Virginia Woolf Alıntıları - Sözleri
Hayır, dünya yüzünde istediği tek şey vardı; temiz su. (Flush)
Life's what you see in people's eyes (A Haunted House)
Şimdi bana söyler misin, şiir nereye gidiyor, yoksa artık öldü mü? (Yazınsal Ustalık)
"İnsanın kusurlarını itiraf etmesi kolay iş. Ama hangi akşam karanlığı, insanın erdemlerini saklayacak kadar koyudur? (Bütün Öyküleri)
...she spent most of her time in the London Library, reading. (A Haunted House)
Ama bu adamın yıpranmış yüz çizgilerinden her keresinde gizem duymuştu, suskunluğunaysa, tutku. (Perde Arası)
--reklam--
Okuma sürecinin ikinci aşaması olan, yargılamanın, okumanın kendisi gibi basit bir işlem olduğunu düşünmek ahmaklık
olur, kitabı zihninin içinde tartışmayı, kitabı bıraktığında bile onu okumaya devam etmeyi ve bir kitabı diğeri ile uygun bir şekilde karşılaştırabilecek kadar okumuş olmak, işte bu zordur. Bundan daha zor olan şey ise "Sadece bu tarz bir kitap değil, aynı zamanda bu değerdedir, burada yetersiz; burada yeterli olur, burası kötü; burası iyi," demek. Okur, bunu yapabilmek için bilgi, iç görü ve hayal gücü sahibi olan biri olmalıdır. (Romanları Tekrar Okuma Üzerine)
Hayata ne ile başlarsan başka elinde çok az şey kalıyor. Gurur ve aptallık...
Kaç kez yaşadığımız anın değerini bilmediğimiz için geleceği reddetmişizdir, kaç kez kıymetini anlayamadığımız bir anda yaşadığımızdan çok parlak olabilecek bir geleceği elimizden kaçırmışızdır. Halbuki her şeyi istemiştik değil mi? (Aforizmalar)
Başkalarının gözleri bizim için birer hapishane ; düşünceleri de kafeslerimiz. (Pazartesi ya da Salı)
"Bak, uyuyormuş gibi dudaklarında aşk var" (Romanları Tekrar Okuma Üzerine)
Ah! Aman Tanrım, yaşamın gizemi bu; düşüncenin doğruluktan sapması! (Bütün Öyküleri)
.
Kırdaki tepelerin üzerinden hızla geçen rüzgar, yeniden yeşile dönen geniş gölge halkaları savurdu.

Ama Londra'da sokaklar bulutları daralttı; Doğu Yakası'nda nehir kıyısında yoğun bir sis asılıydı. 'Satılacak eski bir demir, herhangi bir eski demir' diye bağıran adamların seslerini uzaktan geliyordu; ve banliyölerde organlar susturuldu.

Rüzgar dumanı savurdu çünkü hala son birkaç sardunyayı barındıran sarmaşıklarla kaplı duvarın köşesindeki her arka bahçede yapraklar yığılmıştı; keskin sivri alevler onları yiyordu sokağa, sabahları salonda açık duran pencerelere.

Çünkü yılın doğum günü olan Ekim ayıydı.

... (Yıllar)
Hiçbir yazar kendi sefil kişiliğini sırlarını ve kötü huylarını okuyucuya yansıtmak istemez herhalde (Bir Hava Taarruzu Sırasında Barış Üzerine Düşünceler)
--reklam--
Oh, is this your buried treasure? The light in the heart. (A Haunted House)
Evet, toplum dışı biriydi kendisi. Doğa ne yapmışsa yapmış, onu türdeşlerinden ayrı bir yere koymuştu. (Perde Arası)
Bir silah sesi kulaklarda patlar: Romantizmin devri kapandı. Realizmin devri başladı. (Yazınsal Ustalık)
Tansley bir çekiç kaldırıp olanca hızıyla havada salladı; ama aşağı doğru indirmeye başladığı anda, böyle bir aletle bu kelebeği ezmenin elinden gelmeyeceğini anlayarak, sadece, ömründe kendisini hiç deniz tutmadığını söyledi. (Deniz Feneri)
baska bir sey düsünen kisinin yarı bilincli-yarı bilincsiz tekrar tekrar baktıgı herhangi bir cisim, düsüncelerin malzemesiyle öyle ic ice gecer ki, asıl bicimini kaybeder, biraz farklı, ideal bir bicim alarak yeniden olusur ve hic beklemedigimiz bir anda beynimize girer. (Pazartesi ya da Salı)
￼ I want to think quietly, calmly, spaciously, never to be interrupted never to have to rise from my chair, to slip easily from one thing to another, without any sense of hostility, or obstacle. (A Haunted House)
Biz ki çöl nesliyiz. Biz, yani daha özgür daha eşit bir dünyayı düşlemeden yaşamayı beceremeyen yetimler. Çaresiz bir yandan özgürlüğün ve eşitliğin vahasına ulaşıncaya değil çölde başıboş dolaşıyoruz (Yorum Yorar)

---
Kaynak: [Mardin Life](https://www.mardinlife.com/kitap/varolma-anlari-virginia-woolf-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi)