# Vatan Borcu - Oğuz Özdeş Kitap özeti, konusu ve incelemesi

> Vatan Borcu kimin eseri? Vatan Borcu kitabının yazarı kimdir? Vatan Borcu konusu ve anafikri nedir? Vatan Borcu kitabı ne anlatıyor? Vatan Borcu PDF indirme linki var mı?  Vatan Borcu kitabının yazarı Oğuz Özdeş kimdir? İşte Vatan Borcu kitabı özeti, sözleri, yorumları ve incelemesi...

- Kaynak: Mardin Life
- URL: https://www.mardinlife.com/kitap/vatan-borcu-oguz-ozdes-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi
- Dil: tr-TR
- Yayın tarihi: 2022-05-20T20:00:03+03:00
- Güncelleme: 2022-05-20T20:00:03+03:00
- Yazar: Mardin Life
- Kategori: Kitap
- Görsel: https://cdn.mardinlife.com/2022/05/20/oguz-ozdes-kimdir-oguz-ozdes-kitaplari-ve-sozleri-227393.jpg

Kitap Künyesi
 Yazar: Oğuz Özdeş 
 Yayın Evi: Tekin Yayınevi 
 İSBN: 9789754789409 
 Sayfa Sayısı: 256 
--reklam--
Vatan Borcu Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Oğuz Özdeş bu romanında, milli gayretin en güzelini göstererek Okuyucularına, Türk Alman ve İngiliz casusları arasındaki amansız mücadelede, kurt gibi çevik, vatan uğrunda aşkını feda eden gayretli bir Türk Subayının maceralarını dile getiriyor.
--reklam--
Vatan Borcu Alıntıları - Sözleri
Türkiye'den ayrılmadan önce kendisinin muhtelif kılık kıyafette resmini almışlar, ve dosyasına eklemişlerdi.
Şimdi o resimlerden birisi, sahte pasaportla ve vesikadarda mühürlü olarak duruyordu. Yarından itibaren artık adı ne (Ümit), ne de (Filip)'ti kendisine verilen yeni görev icabı artık o Felemenkli topçu ustası Gerard Bell'di.
"Bilirsin ki, düşmanını iyi anlayan, onu kolay yenebilir. Bu casusun ödevi yalnız yanlış haber vermek ve düşmanının esrarını öğrenip merkeze bildirmek değildir. Düşmanını şaşırtmak, düşmanının hareketlerine engel olacak zararlar vermek gibi görevleride vardır."

General sözlerini bitirirken ayağa kalktı:
- Kaybedilecek vaktimiz yok Ümit. Hemen bu akşam görev için yola çıkacaksın!..
Küçük bir motor, suları yararak Selanik sahiline doğru ilerliyordu. Motorun içinde Ümit de vardı. Fakat o artık Yüzbaşı Ümit değil, İngiliz Entelliecens Servisi'ne mensup K -315 rumuzlu Filip'ti.

İstanbul'dan ayrılalı 34 saat olmuştu.
Generalin söyledikleri kulaklarında çınlıyordu.
"Sana verilen bu görevi yaparken arkanda TÜRK milletinin olduğunu unutma Ümit!"
-Dönmeniz şerefine!

Ümit hayretle Izabel'e bakıyordu. Bir genç kız annesinin karşısında, ne de olsa kendileri için yabancı olan bir erkekle birlikte kadeh kaldırıyor, viski içiyordu.! Şu İngilizler, ne aristokrat insanlardı!
Size Çanakkale Savaşı hakkında kısaca bilgi vereyim.Verdiğiniz Çanakkale planı üç gün sonra bir İngiliz uçağı ile ingiliz Genelkurmayına ulaşmış bulunuyordu. İngilizler Fransızlarla uzun görüşmeşinden sonra 18 Mart günü Çanakkale'ye denizden hücuma karar verdiler. Öğleden önce saat 11 de, Quin Elizabeth. Tiriyof, Prens George, Lord Nelson, Enflesibl, Agamemnun İngiliz zırhlıları ile beş torpido Bogaz'a girdi, az sonra da bunları dört Fransız zırhlısı takip etti. Her ne kadar güçlü olsalarda, her ne kadar zorladılarsada, Türkler onları karaya ayak basdırmadılar. Ve aldıkları ağır darbe yedikleri tokat ile dönüp gittiler...
Liza, delikanlının gözlerine manalı bir şekilde baktıktan sonra kalktı ve bir kadeh viski doldurup Ümit'e uzattı.
- Buyurmaz mısınız ?
- Teşekkür ederim. Siz içmiyor musunuz?
- Ben az önce başka bir şey kullandım.
Ümit hayretle sordu:
-Ne kullandınız?
Sarışın kadın güldü. Yüzünde garip bir ifade vardı.
- Morfin diye mırıldandı. Ümit genç kadının bu cevabı karşısında o kadar şaşırmıştı ki: Morfin mi? diye Liza'nın sözünü tekrar etmekten kendini alamadı.
"Aldığım bir emir üzerine yarın sabah erkenden Selanik'e gidiyorum. Bu akşam muhakkak görüşmemiz gerek. Sizin için yeni bir talimat aldım. Pusulayı okuduktan sonra derhal yakınız ve evden ayrılırken makul bir sebep söyleyiniz"

-Ümit pusulayı okuduktan sonra bir saat sonra orada olacağımı söyleyiniz dedi ve elindeki kağıt parçasını çakmağıyla tutuşturdu!
-Ümit, mükemmel tam istediğimiz yere çıkmışız cepanelik tam yanımızda dedi. Ve bir gece önce getirdiği benzin tenekesini dehlizin ağzına koydu ve cebinden çıkardığı dinamiti de tenekenin kulpuna bağladı.
Biraz sonra kıyamet kopunca Yunanlılar şaşıp kalacaklar! diye söylendi.Sırtlarında asılı bulunan torbadan çıkardığı bir fitile dinamitleri geçirdi. Ümit çakmağıyla fitilini bir ucunu atesledikten sonra, kaçalım Liza infilak olduğu zaman burasıda yıkılabilir...
Tam dışarı çıkmışlardı ki, arkalarından korkunç bir patlama duyuldu. Cepanelik ateş almış şiddetli patlama sonucunda her yer sallanıyor adeta kıyameti andıran bir olay yaşanıyordu.
"Ümit kendisine verilen bu görevi de yerine getirmişti!"
İsabel, heyecanlı ve korku dolu bir sesle:
-Aşağıya inme Filip belki sana bir şey olur dedi.
-Merak etme sen!
-Filip! yalvarırım gitme Belki seni seni vururlar!
-Sevgilim, korkma yanımda tabancam var! Hem sebep yokken beni niçin öldürsünler?
Yunan subayı, ihtimal baygın kıza acımıştı. İsabel'e yaklaştığı sırada Ümit şiddetle subayı itti. Bunu arka arkaya atılan üç el silah sesi takip etti. Yunan subayı kanlar içinde yere yuvarlanmıştı.
Jandarma hemen silahına sarılmak istemiş, fakat telaş ve acele ile, tüfegin kayışını bir türlü boynundan çıkaramamıştı. Umit anlaşılamaz bir hızla tabancasını Jandarmaya çevirdi ve arka arkaya üç elde ona ateş etti...
İdam müfrezesinin komutanı olan teğmen kılıcını havaya kaldırdı.
Ve komutu verdi:
-Ateş! On tüfek birden patladı ve Liza, olduğu yere yıkıldı.Vücudunda ne bir titreme, ne bir hareket, hiçbir şey yoktu. Kalbine isabet eden iki kurşun derhal ölümüne sebep olmuştu. Ebedi karanlığını hududu eğilmiş olan başı kan içindeydi.
O sırada Liza'yı bu hayattan ebediyen uzaklaştıran silah seslerine cevap vermek ister gibi beş kilometre ilerisindeki askeri fabrikanın bulunduğu yerden müthiş bir infilak sesi duyuldu. Ümit, Liza'nın ölümünden haberdar değildi ama Yunan cepaneligini havaya uçuracak sanki misliyle intikamını almıştı.
Ümit yolun yarısına kadar gayet ihtiyatlı ilerledigi ve bir pusuya düşmekten çekindiği halde, çiftliğe yaklaşınca her şeyi unutmuştu. Sanki her adım atışta, bütün tehlikelerden uzaklaşıyor ve izabel'in görünmez gizli cazibesine kapılıyordu. Bu çiftlik ve bu yerler, bir zamanlar, aşkının ve mutluluğunun mabedi olmuştu.

"Evet! Aşkının büyük bir ruh mücadelesinden sonra yenemediği aşkının mabedi!"
İzabel'i uyandırmamaya gayret ederek, yatağın bir ucuna oturdu.ve uzun uzun sevgilisinin yüzüne baktı.
Evet, ona bakmak ona saatlerce bakıp, duyduğu sonsuz özlemi gidermek istiyordu!
Birden İzabel uyanıverdi. Ümit'i başucunda görünce ilk önce korku ile doğruldu. Ay ışığında iyice fark edilen yüzünü ve gözlerini görünce, bir sevinç çığlığı atarak senmisin? dedi Ümit senmisin? dedi.
-Ümit benim canım diye cevap verdi.
Zavallı İzabel gördüklerine inanamıyorudu. -Ve tekrar sordu gerçekten senmisin? Yoksa hayal mi?
Hayır sevgilim hayal değil yanındayım...
Galiçya, Kafkasya, Sina, Çanakkale ve Irak cephelerinde, Ümit'in ve binlerce Mehmetçiğin yarattığı Şahikalar tablosu, kaderin kötü sonucuna boyun eğdi, ama Türk ruhu ve Türk kuvveti asla yenilmedi ve ölmedi. Ümit ve binlerce Mehmetçik , savaş boyunca cephelerde destanlar yaratırken, cephe gerisinde, sırtlarında mermi taşıyan, Türk kadınlarının kahramanlığı'da unutulmadı.
Sevr muahedesi imzalanmış , fakat Türk ruhu, Mustafa Kemal'in komutası altında yeniden hakkına ve özgürligüne kavuşmak için mücadeleye atılmak olanağı bulmuştu.
Böylece kahramanımız, İstiklal Savaşı'nda tekrar silaha sarılan İzmir'in, Manisa'nın ve Ödemiş'in efeleri başında çeteci ÜMİT olarak, daha sonra Sakarya'da ve Başkumandanlık Meydan Muharrebesi'nde Tabur Komutanı Binbaşı ÜMİT olarak, her zaman vatan için yılmadan, kahramanca çarpıştı.
Türk ruhunun bir destanı olan "İstiklal Marşı" 1 Mart 1921 günü, Büyük Millet Meclisi'nde okunurken coşkun bir heyecan içinde dinlenirken, sanki binlerce Mehmetçigin ruhu ve ÜMİT'in kahramanlığı dile gelmişti.
--reklam--
Vatan Borcu İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Harika: Kitabi cok eskiden okumustum hala atasemiliter ile umit subayimin arasinda gecen bazi diyaloglari hatirlarim. Harika bir kitap. Birden fazla ayni kitabi okudugum ender yapitlardan birisi. Hele ki ailenizde asker mensubu varsa daha şevkle ve empati yaparak okuyorsunuz. (necrosmash) 
Vatan Borcu

Çanakkale savaşları bütün şiddetiyle sürerken ele geçirilen bir İngiliz ajanının yerine Yüzbaşı Ümit'in geçmesiyle başlıyor eserimiz.

Yaşadığı dönem itibariyle vatandan başka sevgili, vatandan başka aşk bilmeyen bir nesle mensup Yüzbaşı Ümit de..

Görevi gereği Alman, İngiliz ve Yunan ajanlarının arasına dalıyor, en zorlu ve en tehlikeli görevlerin üstesinden cesareti, zekası ve gözü pekliği ile alnının akıyla çıkıyor.

Bütün bu karmaşa, savaş, kan ve barut kokusu arasında hiç de beklemediği bir anda menekşe gözlü bir güzele gönlünü kaptırıyor Türk casusu.. "İzabel olmasa her şey daha kolay olacak" diyor Ümit, yani Filip.. Ama İzabel var işte, aklında, kalbinde, ruhunda...

Bu arada savaş tüm şiddetiyle devam ediyor. Ümit'e Anadolu'ya doğru yol görünüyor, ateş cehennemleri içinde yeni görevler düşüyor tabi kahramanımıza.. Bu da sevgiliden, menekşe gözlü güzelden ayrılmak demek. Yıllar sürüyor İzabel'i yataklara düşüren bu ayrılık.. Mustafa Kemal Paşa önderliğinde Türk milletinin kurtuluş savaşı zaferle taçlanıyor, sonra Yarbay Ümit bu kez barışta tekrar Selanik'e yeni bir görevle geliyor. Aradan on yıl geçmiş, hiçbir şey bıraktığı gibi değil. Ama duyguları aynı, ayrı geçen yıllar boyunca bir an bile aklından kalbinden çıkmayan sevgiliyi aramaya koyuluyor. İşte, idam mangasının "ateş!" emri ile aynı anda mahkûmun kalbine saplanan kurşunları gibi kitabın okuru tam kalbinden vuran bölümü de burada başlıyor.

Ah Ümit diyorsunuz gayri ihtiyari, iki satır yazıp gönderemez miydin sanki.. Ah..

Sözün özü vatan ve aşk temasını okura çok güçlü bir şekilde hissettiren bir eserdi. Açık söyleyeyim, Bekir Büyükarkın ve Barbaros Baykara tadında değilse de, güzel bir eserdi, okunmalı derim. (Bozkırdaki Ağaç) 
Insanın vatan borcu dediği zaman hani hem madi hem manevi borç olur yaa bu vatan borcu ikisinide kapsar allahtan gelen 5 vakit namaz nasıl emretmişse bu vatan borcu da öyle emredilmiştir vatan borcu herşey Den önce gelir unutma ki şehitlerin bu bendende hakları var (Toprak) 
--reklam--
Vatan Borcu PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Oğuz Özdeş - Vatan Borcu kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Vatan Borcu PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Oğuz Özdeş Kimdir?
Kırşehir’de doğdu. Ankara Erkek Lisesi’ni bitirdi, Gazetecilik, sekreterlik ve yazı işleri müdürlü­ğü yaptı. İstanbul’da öldü.

Özdeş çok roman yazan sanatçılardandır. Eserlerinin ko­nusunu aşk ve tarihî olaylar teşkil eder.
Bâzı romanları: 1. Aşk Istıraptır (1939), 2. Hasret (1940), 3. Gizlenen Istıraplar (1940), 4. Coşkun Gönüller (1941), 5. Memnu Meyva (1945), 6. Şafak Sökerken (1958), 7. Vatan Borcu (1959), 8. Dağ Başım Duman Almış (1960), 9. Gece­kondu Rüzgârı (1960), 10. Oğuz Han (1964), 11. Kara pençe Estergon’da (1966), 12. Karapençe’nin İntikamı (1966), 13. Karapençe Voyvoda’ya Karşı (1967), 14. Karapençe’nin Oğlu (1967), 15. Şebnem (1970), 16. Reyhan (1970), 17. Aşka Susa­yan Dudaklar (1970), 18. Herkesten Uzak (1973). Romanları­nın sayısı kırk civarındadır. Hikayeleri de vardır.
--reklam--
Oğuz Özdeş Kitapları - Eserleri
Liseli Bir Kız Sevdim
Vatan Borcu
Yavuz'un Pençesi
Kara Pençe
Tuna Nehri Akmam Diyor
Karapençe'nin Oğlu
Hülya
Kara Pençe Estergonda
Reyhan
Kıbrıs Kanı
Şafak Sökerken
Kara Pençe Voyvoda'ya Karşı
Kara Pençe'nin İntikamı
Kartal Başlı Kadırga
Dağ Başını Duman Almış
Yerdeki Bulutlar
Çölde Açan Zambak
Gurbet
Aşk Istıraptır
Gülmeyi Unutanlar
Hasret
Kadınım
Ağlayan Kadın
Oğuz Han
Gizli Sevda
Kızım ve Ben
Gizlenen Iztıraplar
--reklam--
Oğuz Özdeş Alıntıları - Sözleri
Size Çanakkale Savaşı hakkında kısaca bilgi vereyim.Verdiğiniz Çanakkale planı üç gün sonra bir İngiliz uçağı ile ingiliz Genelkurmayına ulaşmış bulunuyordu. İngilizler Fransızlarla uzun görüşmeşinden sonra 18 Mart günü Çanakkale'ye denizden hücuma karar verdiler. Öğleden önce saat 11 de, Quin Elizabeth. Tiriyof, Prens George, Lord Nelson, Enflesibl, Agamemnun İngiliz zırhlıları ile beş torpido Bogaz'a girdi, az sonra da bunları dört Fransız zırhlısı takip etti. Her ne kadar güçlü olsalarda, her ne kadar zorladılarsada, Türkler onları karaya ayak basdırmadılar. Ve aldıkları ağır darbe yedikleri tokat ile dönüp gittiler... (Vatan Borcu)
İnanamıyorum... Gerçekten bu mutlu geceyi yaşıyor muyuz, yoksa rüyada mıyız? Şu gökyüzüne bak... Milyonlarca yıldız bizi seyrediyor... Ayın yüzü bize dönük... Karşı sahildeki ışıklar bize göz kırpıyor sanki... Yok, hayır hayır, belki de alay ediyorlar benimle... Yıldızlar da, ay da, sahildeki ışıklar da, hepsi, hepsi benimle alay ediyor. Kavuşamayacağım bir mutluluğa sahip çıkmaya kalkıştığım için benimle eğleniyorlar... (Gülmeyi Unutanlar)
İdam müfrezesinin komutanı olan teğmen kılıcını havaya kaldırdı.
Ve komutu verdi:
-Ateş! On tüfek birden patladı ve Liza, olduğu yere yıkıldı.Vücudunda ne bir titreme, ne bir hareket, hiçbir şey yoktu. Kalbine isabet eden iki kurşun derhal ölümüne sebep olmuştu. Ebedi karanlığını hududu eğilmiş olan başı kan içindeydi.
O sırada Liza'yı bu hayattan ebediyen uzaklaştıran silah seslerine cevap vermek ister gibi beş kilometre ilerisindeki askeri fabrikanın bulunduğu yerden müthiş bir infilak sesi duyuldu. Ümit, Liza'nın ölümünden haberdar değildi ama Yunan cepaneligini havaya uçuracak sanki misliyle intikamını almıştı. (Vatan Borcu)
-Korku ile hükmetmeye çalışanlar, bir gün korku ile can verirler. (Karapençe'nin Oğlu)
Galiçya, Kafkasya, Sina, Çanakkale ve Irak cephelerinde, Ümit'in ve binlerce Mehmetçiğin yarattığı Şahikalar tablosu, kaderin kötü sonucuna boyun eğdi, ama Türk ruhu ve Türk kuvveti asla yenilmedi ve ölmedi. Ümit ve binlerce Mehmetçik , savaş boyunca cephelerde destanlar yaratırken, cephe gerisinde, sırtlarında mermi taşıyan, Türk kadınlarının kahramanlığı'da unutulmadı.
Sevr muahedesi imzalanmış , fakat Türk ruhu, Mustafa Kemal'in komutası altında yeniden hakkına ve özgürligüne kavuşmak için mücadeleye atılmak olanağı bulmuştu. (Vatan Borcu)
"Memleketimizde müzikle para kazanmak, havadan gıda almaya benzer… Havadan gıda almak mümkünse tabi…" (Kadınım)
-Dönmeniz şerefine!

Ümit hayretle Izabel'e bakıyordu. Bir genç kız annesinin karşısında, ne de olsa kendileri için yabancı olan bir erkekle birlikte kadeh kaldırıyor, viski içiyordu.! Şu İngilizler, ne aristokrat insanlardı! (Vatan Borcu)
"Hayat bir uyku, aşk da onun rüyasıdır." (Alfred de Musset) (Kadınım)
Liza, delikanlının gözlerine manalı bir şekilde baktıktan sonra kalktı ve bir kadeh viski doldurup Ümit'e uzattı.
- Buyurmaz mısınız ?
- Teşekkür ederim. Siz içmiyor musunuz?
- Ben az önce başka bir şey kullandım.
Ümit hayretle sordu:
-Ne kullandınız?
Sarışın kadın güldü. Yüzünde garip bir ifade vardı.
- Morfin diye mırıldandı. Ümit genç kadının bu cevabı karşısında o kadar şaşırmıştı ki: Morfin mi? diye Liza'nın sözünü tekrar etmekten kendini alamadı. (Vatan Borcu)
-Güle güle Vildancığım,dedi.Mesut olan ıstırabı da ögrenmelidir.
Vildan acı acı güldü.
-Aşkın acısı da insana saadet verir Meral! (Çölde Açan Zambak)
Tanrı insanları herhalde birbirlerine kin gütsünler diye yaratmadı. Bazen bir hayvan kadar olamıyoruz....Hangi hayvanda kin gütme diye bir şey vardır? Üzerine gelen düşmanı, hayvan ya o anda yok eder ya da kaçar gider. Ne öldürdüğünü ne de kendisini öldürmek isteyeni birdaha düşünmez. Mücadele o an içindir ve orada kapanır gider. (Karapençe'nin Oğlu)
Türkiye'den ayrılmadan önce kendisinin muhtelif kılık kıyafette resmini almışlar, ve dosyasına eklemişlerdi.
Şimdi o resimlerden birisi, sahte pasaportla ve vesikadarda mühürlü olarak duruyordu. Yarından itibaren artık adı ne (Ümit), ne de (Filip)'ti kendisine verilen yeni görev icabı artık o Felemenkli topçu ustası Gerard Bell'di. (Vatan Borcu)
İsabel, heyecanlı ve korku dolu bir sesle:
-Aşağıya inme Filip belki sana bir şey olur dedi.
-Merak etme sen!
-Filip! yalvarırım gitme Belki seni seni vururlar!
-Sevgilim, korkma yanımda tabancam var! Hem sebep yokken beni niçin öldürsünler? (Vatan Borcu)
"Ağır ağır çıkacaksın bu merdivenleri
Eteklerinde güneş rengi,bir yığın yaprak. "
"Ve bir gün bakacaksın semaya ağlayarak" (Kızım ve Ben)
Gözyaşları, fırtınaya tutulmuş bir ağacın meyvalarını yere dökmesi gibidir. Fırtına geçtikten sonra nasıl ağaç, eski halini alırsa, insan da öyledir. (Gülmeyi Unutanlar)
"Aldığım bir emir üzerine yarın sabah erkenden Selanik'e gidiyorum. Bu akşam muhakkak görüşmemiz gerek. Sizin için yeni bir talimat aldım. Pusulayı okuduktan sonra derhal yakınız ve evden ayrılırken makul bir sebep söyleyiniz"

-Ümit pusulayı okuduktan sonra bir saat sonra orada olacağımı söyleyiniz dedi ve elindeki kağıt parçasını çakmağıyla tutuşturdu! (Vatan Borcu)
Gençler ümitle ,ihtiyarlar ise hatıra ile yaşarlar,değil mi? (Çölde Açan Zambak)
"Bilirsin ki, düşmanını iyi anlayan, onu kolay yenebilir. Bu casusun ödevi yalnız yanlış haber vermek ve düşmanının esrarını öğrenip merkeze bildirmek değildir. Düşmanını şaşırtmak, düşmanının hareketlerine engel olacak zararlar vermek gibi görevleride vardır."

General sözlerini bitirirken ayağa kalktı:
- Kaybedilecek vaktimiz yok Ümit. Hemen bu akşam görev için yola çıkacaksın!.. (Vatan Borcu)
Ruhun çölleri olduğu gibi, göklerin de çölleri vardır. Zira, ruhun gidebileceği son yer göklerdir. (Ağlayan Kadın)
Ümit yolun yarısına kadar gayet ihtiyatlı ilerledigi ve bir pusuya düşmekten çekindiği halde, çiftliğe yaklaşınca her şeyi unutmuştu. Sanki her adım atışta, bütün tehlikelerden uzaklaşıyor ve izabel'in görünmez gizli cazibesine kapılıyordu. Bu çiftlik ve bu yerler, bir zamanlar, aşkının ve mutluluğunun mabedi olmuştu.

"Evet! Aşkının büyük bir ruh mücadelesinden sonra yenemediği aşkının mabedi!" (Vatan Borcu)

---
Kaynak: [Mardin Life](https://www.mardinlife.com/kitap/vatan-borcu-oguz-ozdes-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi)