# Vefa Apartmanı - Sadık Yalsızuçanlar Kitap özeti, konusu ve incelemesi

> Vefa Apartmanı kimin eseri? Vefa Apartmanı kitabının yazarı kimdir? Vefa Apartmanı konusu ve anafikri nedir? Vefa Apartmanı kitabı ne anlatıyor? Vefa Apartmanı kitabının yazarı Sadık Yalsızuçanlar kimdir? İşte Vefa Apartmanı kitabı özeti, sözleri, yorumları ve incelemesi...

- Kaynak: Mardin Life
- URL: https://www.mardinlife.com/kitap/vefa-apartmani-sadik-yalsizucanlar-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi
- Dil: tr-TR
- Yayın tarihi: 2022-03-01T02:00:11+03:00
- Güncelleme: 2022-03-01T02:00:11+03:00
- Yazar: NASRETTİN GÜNEŞ
- Kategori: Kitap
- Görsel: https://cdn.mardinlife.com/2022/03/01/sadik-yalsizucanlar-kimdir-sadik-yalsizucanlar-kitaplari-ve-sozleri-164437.jpg

Kitap Künyesi
 Yazar: Sadık Yalsızuçanlar 
 Yayın Evi: Timaş Yayınları 
 İSBN: 9786051144351 
 Sayfa Sayısı: 320 

Vefa Apartmanı Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Allah var. Büyük Allah var. Her şeyi görüyor, biliyor. Gördüğüne ve bildiğine inanıyorum. Gerisi laf u güzaf. Yapılacak tek şey tebessüm etmektir. Size mal mülk, servet bırakmadım. Yalnız, size, şerefli, namuslu, erkek bir ad bırakabildim. Hiçbir zaman başınız yere bakmayacaktır. Bununla müteselliyim, siz de bununla iftihar edeceksiniz. Tevfik İleri
24.9.1961, Kayseri Cezaevi

Ulaştırma, Milli Eğitim ve Bayındırlık Bakanı olarak yıllarca başarıyla çalışmış, Adnan Menderesin yakınında bir devre tanıklık etmiş, Yassıada'da yargılanıp idama mahkûm edilmiş bir bürokrat
 İdam cezası ömür boyu hapse çevrilen, kanserin pençesinde kısa sürede mum gibi eriyen Tevfik İleri
 Ailesine yalnız şerefli, namuslu bir ad bırakan Hemşinli Tevfik

Tevfik İlerinin Hemşinden Vefa Apartmanına uzanan hikâyesinde yalnız bir adamın hayatı değil, bir ailenin, bir ülkenin tarihi gizleniyor satır aralarına. Çalışma hayatı boyunca tuttuğu günceler ile Yassıada ve Kayseri Cezaevi günlükleri, Tevfik İlerinin şahsında bir dönemin tarihini anlatıyor.

Vefa Apartmanı Alıntıları - Sözleri
Vaktin de bir eceli vardır. Uyku gaflettir. Uykuyu azaltırsanız zamanınız çoğalır.
İşin başı sağlıkta. O mevcut oldukça her türlü dertlenme, acele etme, hırs Allah'ın gücüne gidebilir.
Hiç Sensiz yaşamadım ki öleyim, derdimden gafil olmadım ki güleyim...
'durduğun yerde sağlam dur, gerileme.'
Başkasının acısına dokunmanın ne kadar tehlikeli olduğunu ne zaman öğreneceğim?
Her şeye rağmen hayatından razı bir insandı. En güç anında dahi tevekkülü bıraktığını hatırlamıyorum. Hiddetlendiği zamanlarda edebini bozmaz, dedikodudan nefret eder, bizi de men ederdi. Kimse hakkında kötü konuştuğu vaki değildi. Çocuklara büyükmüş gibi muamele ederdi. Onlarla konuşurken 'efendim' diye hitap ederdi. Bana ilk tavsiye ettiği kitap Samiha Ayverdi'nin Yusufçuk'u olmuştur. Bu kitabı başucumdan hiç eksik etmedim. İçinde babamın da hakikatini buldum. Evde pek az zaman geçirirdi ama o az vakitlerde hem sohbet eder hem neşeli anlar geçirir hem de okurduk. Babamı bir de, evde en çok okurken hatırlıyorum.
'Elem bırakan geçici lezzetlerdense, huzur veren acıları tercih ederim...'
Elimi tutarak, 'evladım' diyor, 'dünya hayatı, rüya içinde bir rüyadır. Aslolan, ebedi hayattır. Ona hazırlanınız. Dünyada uykudayız, ölünce uyanacağız...'
Adaletin O'nun huzurundan başka bir yerde tecelli edeceğine kani değilim.
Sevmenin tadı başka, sevilmeninki başka. Hangisi daha tatlı, bilmem, bilemem.
Bin defa karar verdiğimiz halde nasıl yine küçük şeylerle kendimizi yiyip bitiriyoruz.

Vefa Apartmanı İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Altmışlı yılların karanlık günlerine ışık düşüren bir ismin, hizmet bilinciyle kendini milletine adamasının göstergesidir, Sadık Yalsızuçanlar’ın kaleme aldığı bu eser. Hemşinli Tevfik’in yüreğinde filizlenen memleket sevdasının, Kayseri cezaevinde kurutulmaya çalışıldığı günlerin an an resmedilmesidir.

Yaşımızın yetmediği yıllar... Tevfik İleri’nin Yassı ada günlüklerinin açıldığı, eşi ve çocuklarıyla bir edebiyat şaheseri yaratırcasına mektuplaştığı zamanların, şimdiki zamana tanıklık etmesiyle açılan sayfalarda, bu sefer cümlelerle tanıklık edeceğimiz bir dönem seriliyor önümüze.

Hemşinli Tevfik’ten Ulaştırma, Milli Eğitim ve Bayındırlık bakanlığına uzanan, ömrünü milletine ve devletine hizmet etmeye vakfetmiş bir insanın hüzün dolu, imrendirici hayat hikâyesi...

Sadık Yalsızuçanlar’ın anı roman şeklinde kaleme aldığı bu kitabın roman kısmına vakıf olamamış olsam da anı kısmı fazlasıyla çekti içine beni. Okurken ezilip büzüldüğüm yerler oldu mesela. Kendimden, yaşadığım toplumdan ve idarecilerimden iğreti olduğum vakitler... Kaçımız okul formasını, bilmem kaç yıl giyinmek üzere birkaç beden bol alıyor ya da etek boyunu uzun tutuyor mesela? Çok azımız! İnanın çok azımız böylesi yaşıyor artık. Hız ve haz toplumunda, tüketici konumunda olan insan, sadece bugününü kurtarma derdinde o kadar! Kaçımız sadece şerefimiz ve milletimiz uğruna yaşıyor Hemşinli Tevfik gibi? Toplum daha çok kazanmanın derdine düştüğünden, manevi değerlerin bozdurulup maddiyat kapısından zorla sokulduğundan beridir, hayat madde kısmını tamamlayıp mana kısmına erişemiyor ne yazık ki! Devlet idarecilerinden tutun, sokak arasındaki hamallara kadar herkes cebini az çok doldurmanın derdinde. Kimse memleket sevdasının, vatan bilincinin manasına vakıf olabilmiş değil sanki! Bana dokunmayan yılan bin yaşasın sözüyle kardeş halinde yaşıyoruz adeta! Sözlerim, söz meclisinin içinde kendini hissedenlere tabii ki!

Tevfik İleri’nin zarif kişiliği gözünüze çarpıyor ilkin mektuplarını okuduğunuzda. Öyle zarif ki, eşine ve çocuklarına sınırlı kelime sayısıyla yazdığı kısacık mektuplarında bile bu özelliğinin farkına varabiliyorsunuz. Ailesine cümleleriyle sunduğu ve son nefesine kadar sürdürdüğü büyük aşksa imrenilecek nitelikte doğrusu. Babalarına “Sevgilim” diye hitap eden kızları ve mektuplarda sürekli üzeri çizilen bu hitap kelimesi, bu aşkın karşılıklı olduğunu da gösteriyor okuyucuya.

“Tek Varlığımız Milletimize Duyduğumuz Aşktır.”

Vatan ve Millet aşkı dediğimiz şey, insanın benliğini bir kere sarınca, tutku haline geliyormuş meğer. Tevfik İleri’nin milletine duyduğu bu sonsuz aşkın harf harf yazılışı, kitap da dinleyici konumunda olan Sadık Yalsızuçanlar’ı da derinden etkilemiş. Bunu, dinledikleri karşısında kısa kısa da olsa kitapta yer verdiği anlık tutumlarından anlamak mümkün. Ama iddia edebilirim ki kitabı okuyan herkes bu aşkın büyüklüğü karşısında hem şaşıracak hem de hayranlık duyacak. Öyle bir aşk ki, Tevfik İleri Yassı ada’daki duruşmada hâkim kendisi hakkında kararı verecekken, savunması alındığında şu sözleri sarf ediyor: “Ölüm belki de kurtuluştur. Memleketin huzuru, benim ölümüme veya hapishanelerde çürümeme bağlıysa kararınızı böyle verin. Memleketimin hayrı için buna da razıyım(...)” Bu sözleri söyleten vatana ve millete duyulan aşk değil de nedir?

Tevfik İleri’nin hayattan razı oluşu, milletinden de razı oluşuyla eş değer miydi acaba? Milleti aynı vefayı o ve onun gibilere gösterebilmiş miydi? Sorular, sorular... Hüzünle karışık yağan cümle güzellemeleri, zaman zaman gülümsediğiniz en çok da imrendiğiniz bir hayat hikâyesi. Memleket sevdasına bir dip not niteliğinde Vefa Apartmanı. Kitapta Vasfiye Hanım’ın (Tefik İleri’nin eşi) bir mektubunda şöyle deniyor: “ Allah sevgisi ve Memleket sevgisi, bu sevgilerin tadını bilmiyorlar, insanlar nelerden mahrum olduğunun farkında değil” ve bu halk için yorulmalarını eşi gibi helal ediyor Vasfiye Hanım da. Tevfik ileri Memleket sevdasını son demine kadar eşine ve çocuklarına da, aşılıyor.

Verilen her yeni görevle birlikte gittiği her ile sevgi ve şefkat götürme derdinde bir devlet memuru O. Cebinden çok gönlünü doldurma derdinde. En önemli özelliklerinden biriyse davasının adamı olduğudur kesinlikle. Bu uğurda çektiği tüm güçlükler kitapta açık seçik yer alıyor zaten. Kızı Cahide Hanım neredeyse hiçbir ayrıntıyı atlamadan her şeyi anlatıyor yazara.

Hizmetten İbadet Ahlakı Çıkarmak

Hizmetini ibadet ahlakıyla ahlaklandıran ve bunu özveriyle yapan bir insandan kime ne kötülük gelebilir? Hiç, hiç kimseye hem de! Ve çalışırken O ve O’nun gibiler “Yalnız insanlar değil kurdun kuşun, dikenin otun da hakkını görüp gözetenlerdendir” Her an ve vaziyette öncelikle kendini değil hizmet ettiği zümrenin hakkını koruyabilmek erdemi Mevlâ’nın herkese verdiği bir meziyet değildir. Her âdemin içinde bu davranış durumu konulsa da seçilmeksizin, pek azımız içimize konulan cevherin farkındayızdır. Ve ancak farkına varabildiğimiz kısmını kullanırız. Tevfik İleri içine konulan cevherin farkında olan bir Devlet Adamıydı. Ve ben okuduklarımdan eminim ki bu cevheri sonuna kadar da her hal ve durumda kullandı.

Tevfik; Allah’ın yardımının kula erişmesi demek. Kim bilir isminin muhtevasında kaç gönüle girdi Tevfik İleri? Kaç insanın gönlünde taht edindi kendine? Çalışırken hizmet ahlakını ve kendine has prensiplerinden hiçbir vakit taviz vermediğini gösteren sözlerden biri de kitapta şöyle yer alıyor: “ Bizim zihniyetimizde şark, garp tefriki yoktur. Bizim ölçümüzde imkan ve ihtiyaç vardır. Nerde ihtiyaç varsa, mevcut imkânlarla, mutlak o ihtiyacı karşılamak prensibimizdir. Vatanın dört bucağında, ne yaptıysak hep bu prensibe dayanarak yaptık...” Kendisine edilen zulüm derecesinde Allah’a yaklaştığına inanıyor hapishane günlerinde.

Onu rahatlatan tek şeyse üzerine aldığı tüm görev ve sorumlulukları hakkıyla yerine getirdiği inancıdır. Çünkü gerçek adalet yalnızca Yaratıcının huzurundadır. Ve Tefik İleri buna sorgusuz sualsiz inanmaktadır.

“Vaktin de Eceli Gelir”

Yarım yüzyıla sığdırılmış bir hayat hikâyesi, hizmetle geçen bir ömür ve hak etmediği bir sonla sonuçlanan yaşam süreci... Otuz bir Aralık bin dokuz yüz altmış bir günü, hakkıyla yaşanmış bir ömre nefesini son kez verişi... Hakkını alacağı ebedi âlemde Tefik İleri’de birçoğu gibi mahşer vaktini beklemektedir belki kim bilir...

Ve geride kalan şu cümlelerden ibarettir;

“Size mal mülk, servet bırakmadım. Bütün hayatım boyunca bir tekadüye maaşı bırakmaya çalıştım. Tecelli eden Adalet onu da kuşa çevirdi. Ne yapayım. Kader böyle imiş. Yalnız, size şerefli, namuslu, erkek bir ad bırakabildim. Hiçbir zaman başınız yere bakmayacaktır. Bununla müteselliyim. Siz de bununla iftihar edeceksiniz.”

Bu sözler, bir babanın evlatlarına bırakacağı en değerli şeylerin bile üstündedir.

***

İmrenilecek bir yaşam hikâyesi okumak istiyorsanız, tam da yerindesiniz. Vefa Apartmanın önünde duramasanız bile, sayfaları çevirmek elinizde. Kesinlikle okunması ve kütüphanenizde bulunması gereken bir kitap olduğu inancındayım ben. Sadık Yalsızuçanlar’a da bu değerli çalışması için teşekkürler.

Vefa Apartmanı
Sadık Yalsızuçanlar
301 Sayfa (Gülnaz Eliaçık Yıldız) 
Tevfik İleri unutamayacağım bir isim...
Allah'a inancı, memleketine bağlılığı, eşine muhabbeti, çocuklarına sevgisi .. muazzam
Kısa ve bereketli bir ömür. Ne güzel, vefalı insanlarla bağ kurmuş. Hayret ederek ve ağlayarak okudum.
Kitabı aslında 2016 yılında almıştım ama okumak bir türlü nasip olmadı. Elli Kelimelik Mektuplar filmine gittikten sonra zamanı geldi de geçiyor diye hemen başladım.
İçerisinde epey kitap ismi geçiyor, onları not aldım ve okumayı düşünüyorum. (Münzevî Okur) 
Vatanını,milletine gönülden bağlı bir adamın hikayesi bu adını sıkça gördüğümüz ama kimdir nedir diye merak etmediğimiz biridir çoğumuza göre . Tevfik İleri hakkında bilgim vardı ama yeterli değildi o yüzden kitaba başlamadan önce hakkında biraz araştırma yaptım.

Araştırmalarda gözüme çarpan bir şey oldu Tevfik İleri'nin eşi olan Vasfiye Hanım şöyle diyor ; Biz Tevfik ile nişanlandığımzda bana dedi ki ” Benden büyük aşk bekleme çünkü benim aşkım vatanıma ,milletime ” dedi . Böyle diyor ama Vasfiye Hanımıda öyle bağlanmışki yazıdığı mektuplarında o sevgiyi hissediyorsunuz . Vatanına , dinini seven birisi zaten öyle güzel sevebilir ancak . Yazdığı mektuplarda bile ilk önceliği hep vatanı, milleti , dini yani davası oluyor sonra çocuklarına , eşine olan özlemini yer alıyor.

50 kelimelik mektup yazma hakki var . Bu mektup sadece 50 kelime olacak . Ben kendimi düsündümde ne özlemimi , ne sevgimi o 50 kelime içinde analatmam ama Tevfik İleri öyle güzel anlatmışki okuyunca o hasreti , özlemi siz hissedebiliyorsunuz .

Ceza evinde yatarken kansere yakalanıyor ama doktorlar bir şey yoktur diye bakmıyorlar bile . Gün güne kötüye giderken hiç bir şey yokmuş gibi davranıyor . Mektuplarında hiç bir şekilde durumundan dolayı şikayetini dile getirmiyor her şey yolunda diyor. Bunu sadece o değil Vasfiye hanımda yansıtmıyor onlarda evdeki sorunları yansıtmadan özlemini , hasretini yansıtacak mektuplar yazıyor .

Aslında çok yazılacak şey var ama kısa keseyim yoksa uzun bir inceleme olacak .

Kitabı tavsiye üzerine başlamıştım sıra bende artık okudum , beğendim ve size tavsiye ediyorum . (Aybüke) 

Kitabın Yazarı Sadık Yalsızuçanlar Kimdir?
Sadık Yalsızuçanlar (d. 1962, Malatya), roman ve öykü yazarı, TRT Ankara Televizyonu'nda yapımcı.
İlk ve orta öğrenimini burada tamamladı. Hacettepe Üniversitesi Türkoloji Bölümünü bitirdi (1983). Bir süre yayıncılık ve öğretmenlik yaptı. Halen TRT Ankara Televizyonunda yapımcı olarak çalışıyor. Şehirleri Süsleyen Yolcu ve Rüya Sinemasıyla TYB öykü ve deneme ödülünü, Ozanın Kopuzu Aşığın Sazı ve Kırkambar belgeselleriyle TMKV ve TYB tv program ödüllerini kazandı.

Sadık Yalsızuçanlar Kitapları - Eserleri
Kerem İle Aslı
Vefa Apartmanı
Mem ile Zin
Gezgin
Cam ve Elmas
Anka

Yakaza
Diyamandi
Hiç
Hayyam
Dem
Allah'ın Adamları
Birdenbire

Gerçeği İnciten Papağan
Üstad
Aşk Kağıda Yazılmıyor
Kuş Uykusu
Mevlana'dan Öyküler
Garip
Aşkın Hâlleri

Muhsin Başkan
Kur'an'dan Öyküler
Deli Tomarı
Al Aşkını Ver Beni
Gönül Bekleme
Sufi Öyküler
Küf

Şehirleri Süsleyen Yolcu
Yolcu
Terk
Vadideki Balzac
Başçarşı’da Karşılaşmak
Kelimelerin Kalpleri
Evden Eve Gezen Ölüm

Rüya Sineması
Ali’nin Parçaları
Ayan Beyan
Bilgelik Kulesi
İlk Aşk
Huruf
Yok Bişey

Güzeran
Hikmet Burcundan Şiirler
Namaz Öyküleri
Şey
Masal İstasyonu
Anadolu Erenleri
Dünyanın Orta Yeri Sinema

Küçük Sırlar
Adı Güzel Kendi Güzel Muhammed
Sessizlik Diyarı
Ters Lale
İlk Harfi Elif’tir Son Harfi He
Ummi Sinan Halveti
Huzur Öyküleri

Kuş Uykusu Güzeran
Halvet Der Encümen
Erdem Öyküleri
Sırlı Tuğlalar
Kalpteki Akıl
Yüz
Cumhuriyet'in Gözü Yaşlı Çocukları

Saadet Çağından Öyküler
Rehber Öyküler
Muallakat-ı Seb'a
Aşka Dair Yalanlar
Dünya Durulmaz
Derviş Öyküleri
C’nin Hazırlanmış Hayatı

Varlığın Evi
Seyyahın Üç Serüveni
Edebiyat Ortamı Öykü Yıllığı 2012
Televizyon ve Kutsal
Dua Günlüğü
Korku ve Ümid ve Aşk
Simya

Sofra
Tarafsızlık Masalı
Efendiler Bağı
Öyküler Kitabı
Düş Gerçeklik ve Sinema
Geçen Gün Ömürdendir
Bir Yolcunun Halleri

Tövbe ve İstiğfar Günlüğü
Armağan Kulesi
Sepetteki Dünya
Aşkın Sesi
Gazzali
Gelecek Yakındır
The Thing

Haris
Köle ile Prens
Barsisa
Benlikten Hiçliğe
Aşıkların Sırrı
Düş kırığı
Kürtlerin Ateşle İmtihanı

Hayat Müzikle Devam Eder
Mavi Kanatlı Bir Kuş
Rahmet Peygamberinin Dilinden Dualar
Anne Kalbe Gizlenir
Düş Bahçesi
Hikmet Öyküleri
Yalnızlar Koridoru

Unsuru'l Belagat'a İlişkin Notlar
İletişim: Deveran mı? Kesik Devre mi?
Her Yer Kerbela

Sadık Yalsızuçanlar Alıntıları - Sözleri
"aklı ne yapacaksın, divanesin sen" (İlk Aşk)
Yeryüzüne sığmayan bir acıyız, içimize sığan yeryüzünden büyük acılarız. (Aşka Dair Yalanlar)
Kur'an, derin bir konuyu oldukça kısa anlatabilen, icazlı bir kitaptır. (Huruf)
An madem bölünebiliyor demişti dostum, o halde iki insanın, birine doğru yürüyen iki insanın birleşmesi imkansızdır. (Hayyam)
"Yeryüzünde yolculuk edenin ayağı; gökte yolculuk yapanın ise kalbi su toplar."

Ebu'l Hasan Harakani (Cam ve Elmas)
“Hakikat aşktır ayan görsün ol şebih beyan

Hakikat donun giyen ağır hil'at içinde”

Gerçeğin giysisini giyinen, onun ağır sorumluluğunu ve yükümlülüğünü taşımayı da göze almıştır ve esasen doğası ve sınırları da onu taşımaya elverişlidir.

Ahmed Cevdet Paşa, Mecelle'de, örneğin hakimin niteliklerini sayarken onu aşkın şeyden söz eder: “Hâkim, hakim olmalı, hikmet sahibi olmalı, her şeyi ölçüp biçmeli, tartmalı, kılı kırk yarmalı; âdil olmalı, âlim olmalı, müşfik olmalı, rahim olmalı.”

Bir giysiyi giymek- Bu; askeri, bilimsel, hukuki, idari, örfi veya sivil olabilir- giysinin ima veya temsil ettiği sımı taşımak demektir. Bilim, hukuk veya siyaset, hangi tür giysı giyersek giyelim, adil, nesnel, ahlaki ve vicdani bir ilkeye dayanmaksızın o giysinin hakkını vermemiz mümkün değildir. (Bilgelik Kulesi)

Hak'la Hak olmak. O'na yakın olmak. Hakikat dile gelemez. Gelen hakikatin suretidir. Sır dile dökülemez. Sızdıran bedelini öder. (Birdenbire)
Elim ayağım bağlı benim. Yüreğim bağlı değil. Gönlüm özgür olduktan sonra tutsak olmuşum ne çıkar! (Mevlana'dan Öyküler)
...
Sırrımı sende gözetiyorum. Sen kendini bende seyret.
Bende kim ben olduysa onu bende gözet. (Ayan Beyan)
'Hayırdır nereye yolculuk?'
'Aslımıza gidiyoruz...' (Birdenbire)
Ölüm habersiz olduğu kadar gerçektir. (Evden Eve Gezen Ölüm)
Dedemin özü ağlayınca, gözü de ağlardı. Onun özü, varlığın gözbebeğiydi. (Yüz)
Büyük bir hazinenin içindesin, iki dünyanın en büyük hazinesi. Onun ümmetinden biri olmak ne büyük bir nimettir. Bu hazineye iki elinle sıkı sıkı yapış, hiçbir şeyden korkma kızım. Şu gerçeğe kuvvetle iman ediyorum. Yükselmek için iki kanat lazım: aşk ve ibadet... İbadetsiz aşk ve aşksız ibadet tek kanattır. Tek kanatla asla yükselemeyiz. (Diyamandi)

Herkesin bir yolu varsa da gerçekte yol tektir. (Küçük Sırlar)
O'ndan gayrına başvurmam ve yönelmem. (Küçük Sırlar)
Hiç Sensiz yaşamadım ki öleyim, derdimden gafil olmadım ki güleyim... (Vefa Apartmanı)
Sevmenin tadı başka, sevilmeninki başka. Hangisi daha tatlı, bilmem, bilemem. (Vefa Apartmanı)
..dünyadan çok meleklerle konuşmayı nasıl başarıyordu... (İlk Aşk)
Biliyordu ki , en güzel anlar , en çok sevdiği şey , kendisiyle birlikte olmaktı. (Gezgin)
Seni beklerken geldiğini farketmemişim. Ben sana doğru bir adım atarken meğer sen bana koşarak gelmişsin. (Garip)

---
Kaynak: [Mardin Life](https://www.mardinlife.com/kitap/vefa-apartmani-sadik-yalsizucanlar-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi)