# Vişnenin Cinsiyeti - Jeanette Winterson Kitap özeti, konusu ve incelemesi

> Vişnenin Cinsiyeti kimin eseri? Vişnenin Cinsiyeti kitabının yazarı kimdir? Vişnenin Cinsiyeti konusu ve anafikri nedir? Vişnenin Cinsiyeti kitabı ne anlatıyor? Vişnenin Cinsiyeti PDF indirme linki var mı?  Vişnenin Cinsiyeti kitabının yazarı Jeanette Winterson kimdir? İşte Vişnenin Cinsiyeti kitabı özeti, sözleri, yorumları ve incelemesi...

- Kaynak: Mardin Life
- URL: https://www.mardinlife.com/kitap/visnenin-cinsiyeti-jeanette-winterson-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi
- Dil: tr-TR
- Yayın tarihi: 2022-05-06T02:00:08+03:00
- Güncelleme: 2022-05-06T02:00:08+03:00
- Yazar: Mardin Life
- Kategori: Kitap
- Görsel: https://cdn.mardinlife.com/2022/05/06/jeanette-winterson-kimdir-jeanette-winterson-kitaplari-ve-sozleri-215601.jpg

Kitap Künyesi
 Yazar: Jeanette Winterson 
 Çevirmen: Pınar Kür 
 Orijinal Adı: Sexing The Cherry 
 Yayın Evi: Sel Yayınları 
 İSBN: 9789755707143 
 Sayfa Sayısı: 174 
--reklam--
Vişnenin Cinsiyeti Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Vişnenin Cinsiyeti, hayal gücüne yazılmış bir güzellemedir. Olup bitenler arasındaki boşlukları ve o boşluklar arasındaki tanımlanmayan zamanları dert edinen, zamanla derdi olan, okumanın bize okumamaktan daha çok zaman kazandıracağını öğütleyen bir eser; özlemi çekilen, hayali kurulan şeylere dair, katı cisimlerden oluşmuş dünyaya bir meydan okumadır. Bizi bir içsel yolculuktan diğerine taşırken, zamanın ve belleğin doğası üzerine de baş döndürücü sorgulamalara götürür.

Jeanette Winterson, tarih ve gerçeklik, aşk ve cinsellik, yalan ve gerçek gibi kavramların algılanışı üzerinden oyunlar oynayarak ustalıkla kaleme aldığı Vişnenin Cinsiyeti'nde on iki prensesin hikâyesini anlatır; bu prensesler sonsuza kadar mutlu yaşamışlardır ama kocalarıyla değil...
--reklam--
Vişnenin Cinsiyeti Alıntıları - Sözleri
Herkes aynı fikirde olunca hayatın keyfi kaçıyor.
İnsanlar her şeye inanır. Galiba doğru olandan başka her şeye.
"Tanrı insanın kalbine bakar, yoksul bir kadının entarisi­ne değil"
Hiçbir tutar yanı olmayan bu hayaller nerden gelip yerle­şir insanın kafasına?
Umut içinde yaşayıp nefret içinde ölebilirdim.
"Sizin kendi istatistikleriniz gösteriyor ki, savunma bütçesinin yüzde üçü, önümüzdeki on yıl boyun­ca ABD'deki yoksulluk sorununa harcansa, sorun falan kal­mayacak, yoksulluk ortadan kalkacak."
“Rüzgârdan savrulan ağaçlar yine de güneşe doğru dönerler; o da yaşamını bana doğru döndürse olmaz mıydı?”
Okumak bize okumamaktan daha çok zaman kazandırır.
Kendimi beğenmişliğim de yoktur, ama beni seven bir yüz görsem te­selli bulabilirim.
Sana yanaşıp mırıl mırıl dostluk fısıldadıklarında aslında kafaları başka yerde, kendi çıkarlarında.
Onu aşk konusunda eğitemem, çünkü o konuda tümden tecrübesizim ama aşksızlık konusunda eğitebilirim onu, dünyada yalnızlıktan daha kötü şeyler olduğuna da inandırabilirim.
Annem bir matematik denklemi gibi: hep var ve olmadığını kanıtlamak imkansız. ￼
“Bir yerin haritada olmaması ne farkeder ben orayı tarif edebildiğim sürece?”
Balonlar da büyük görünür, ama hiç ağırlıkları yoktur.
aşkı unutmak aşkın peşini sürmekten yeğdir, çünkü en yabani bir kızın izini sürmek kalbin çizdiği yoldan gitmekten daha kolaydır.
--reklam--
Vişnenin Cinsiyeti İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Son zamanlarda okuduğum en etkileyici kitaplardan biri Vişnenin Cinsiyeti.
Nereden olduğunu hatırlayamadığım bir kitap ya da tavsiyeden listeme aldığım bir eserdi. İyi ki de ilgimi çekmiş dedirtti.
Biraz masalsı, biraz tarihi… Aslında içsel bir yolculuğun öyküsü. Bölüm bölüm ilerliyor, bazılarında zaman kavramı sorgulanıyor, bazısında toplumsal sorunlar ortaya dökülüyor, 12 prenses öyküsü kısmında bildiğimiz prenses öyküleri yeni bir yorumla karşımıza çıkıyor, kimisinde Gulliver’in Gezilerinde’ki gibi yeni dünyalara yılculuğa çıkarıyor bizi.
Ben çok severek okudum, bir bakmanızı öneririm (Betül Arslan) 
Vişnenin Cinsiyeti, hem kendine has büyülü gerçeklik hem de tarih ve zaman algısını parçalayarak, değiştirerek postmodernist tarzda yazılan oldukça eğlenceli ve düşündürücü bir metin.

17. yüzyıl İngiltere'sinde Times nehrinde bulduğu ve adını Jordan koyduğu oğlu ve köpeklerle yaşayan oldukça iri, erkeksi bir kadının ekseninde dönen hikayede Püritenler ve Kral Charles arasındaki çatışma, kralın tutuklanması ve idamı sonrasında yaşananlar, veba salgını ve büyük Londra yangını gibi tarihsel gerçeklikler, fantezi, hayal, mitler, masallar ile yeniden yapılanmıştır. Burada da kitaptan şu alıntı yerinde olacaktır: “yeniden yazılmayacak hiçbir tarih yoktur, en eski günlerse zaten görülmeyecek kadar uzakta kalmışlardır.'' (syf 161) Bu anlatı düz bir tarihsel çizgide ilerlememekle birlikte tek bir anlatıcı da yoktur. Zaman zaman Jordan (ananas) zaman zaman köpekli kadın (muz) anlatıcı rolünü üstlenir.
Köpekli kadın Londra'da tarihi süreç içerisinde mücadele ederken Jordan ise gelecekte, geçmişte, şimdide fizik yasalarına uymayan kentler, evrenlerde gezer.
Kitabın bir bölümünde günümüzde var olan bir kadın ve bir gencin öyküsüne geçtiğimizde ise yazarın zaman ve algı meselini daha iyi kavrıyoruz.
''Gelecek de, şimdi de, geçmiş de yalnızca bizim kafamızda vardır” (syf 176)
 “Tüm zamanlarda var olunabilir, her mekanda bulunulabilir” (syf 96)

Bir başka mesele ise hem köpekli kadın ve Jordan hem de 12 prenses öyküsü, toplumsal cinsiyet dayatmalarını reddeden karakterler olmasıdır. Köpekli kadın toplumun bir dişiden beklemediği ölçüde iri, güçlü, macera sever olmakla birlikte bu özelliklerinin yanında sevgi dolu, anaç bir kişi iken Jordan ise hayalci, narin bir karakter. Jordan gezilerinde kralın bahçelerinde olmayan egzotik fideler, tohumlar getirir. Vişne de bu tohumların, fidelerin birleşiminden oluşan aşılanan yeni, diğer türlerden meydana gelmeyen bir ''şey'' oluşturuluyor. Toplumsal cinsiyet kapsamında muzun erkeği, ananasın kadını çağrıştırdığı düşünülürse vişnenin cinsiyeti ne olur?

Sonuç olarak yaklaşık 160 sayfa olan kitap bize daha neler neler anlatmıyor ki. İçinde ufacık tefecik pek çok güzel hikaye, çıkarım, fizik, felsefi, dini, mitolojik metinler barındırıyor. Okuyacak olanlar kısalığına aldanıp 1-2 güne sığdırmamasını öneririm, her ne kadar akıcı bir dili olsa da çok katmanlı bir metin. (selen atar) 
Tesadüf eseri karşılaştığım bu kitabı hiç düşünmeden okuma listeme eklememin sebebi yazarın ön sözüne vurulmuş olmam. Anladım ki çok farklı tarzda bir kadınla ve güzel bir eserle karşı karşıyayım. Sanatı ve okuma anlayışını öyle güzel tarif etmiş ki incelememde ön sözünden bir kesit paylaşmadan rahat edemeyeceğim:

"Sanatın yaptığı garip şey, zamanı hem sıkıştırması hem de genişletmesi. Örneğin bir roman okuduğunuzda, birkaç saatlik bir okuma süresi içinde çok büyük olaylar, çok uzun zamanlar geçip gider. Şiir belki bir anlıktır ama yaşamın tümünü içerebilir. Ciddi bir klasik müzik parçası dinlediğimizde zamanın hiç farkında olmayız. Sanatın bize sunduğu iyileştirme etkeni yalnızca ne dediği, ya da ne yaptığı ile sınırlı değildir -neye izin verdiği önemlidir. Gündelik zaman bir süreliğine önemsizleşir. "Zamanın geçtiğini fark etmedim," dediğimizde özgürlüğümüzü hissederiz. Aşık olduğumuzda da aynı şey olur. Yaptığımız işe tamamen daldığımızda da, şöyle rahatça oturup kitabımızı açtığımızda da aynı şey olur.
Okumak bize okumamaktan daha çok zaman kazandırır."

Zaman içinde nerede olmak isterse orada olmayı seçmekten yana olan yazar kitabında da zaman kavramını tamamen yok ederek yaptığı yolculuklardan çok, başka yerde başka zamanda yapmış olabileceği yolculuklarla karşımıza çıkıyor.
Hikayenin içine girdiğimiz andan itibaren boş uzam ve ışık noktaları arasında kitabında var olan "dans eden on iki prenses" gibi rüzgara kapılıp sürükleniyoruz.

Köpekleriyle birlikte yaşayan devasa büyüklükte bir kadının Jordan adında bir çocuğu Thames nehrinde bulmasıyla başlıyor roman. Kadının kaba tavırlarından sevilecek bir özelliği yokmuş gibi görünüyor ama zamanla sevdiriyor kendini. Jordan ise denizlere aşık. Yaptığı yelkenleri ırmakta yüzdürmek onun en sevdiği uğraşı. Gemilerin batabileceğine inanmayan bu çocuk, kalbinin -belki de kendinin- arayışı içine sürükleniyor. Bazen buluşup bazen ayrı düşüyorlar kendi hikayeleri içinde.

Eser tamamen fantastik diyemiyorum çünkü yazar bu kitabın tarihi bir roman sayılabileceğini söylüyor, bir kısım doğru. 17. yüzyılın İngilteresi'nde I.Charles krallığı dönemini kapsıyor. Muz ülkeye geliyor ve ananas ile tanışıyor sonraki yıllarda halk. Diğer taraftan tamamen masalsı. "Dans eden on iki prenses" bizim bildiğimiz masal kahramanlarından oluşsa da isimler ve olay kurgusu tamamen farklı. Yazarın yarattığı "sözcükler kenti"ne ise özellikle hayran kaldım. Kocaman bir balona bindiğinizi ve insanların ağzından çıkan sözcüklerin havaya karışmasıyla yarattığı olumlu/olumsuz tüm etkiyi sopalı yer beziyle temizlediğinizi düşündürüyor yazar sonra da o balonla uçup götürüyor hayal gücünün uç noktalarına.

"Vişnenin Cinsiyeti aslında meyvelere dair değil. Daha önce hiç görülmemiş ama özlemi çekilen, hayali kurulan şeylere dair. Yaşamı yolculuk ve riziko olarak görmeye dair."

Zamanın içinde kaybolmak isteyenlere şimdiden keyifli okumalar. (Kıvılcım Y.) 
--reklam--
Vişnenin Cinsiyeti PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Jeanette Winterson - Vişnenin Cinsiyeti kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Vişnenin Cinsiyeti PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Jeanette Winterson Kimdir?
JEANETTE WINTERSON, 1959'da Manchester, İngiltere'de doğdu. Pentekostal Kilise'ye mensup ebeveynler tarafından 1960'ta evlat edinilip misyoner olmak üzere yetiştirildi. Kitapların gücünü erken keşfeden ve kendini bir lezbiyen olarak tanımlayan Winterson 16 yaşında evden ayrılıp küçük bir arabada yaşamaya başladı. Bu süre içinde eğitimini devam ettirdi ve Oxford Üniversitesi İngilizce bölümünde okurken ek işler yaparak geçimini sağladı. Mezun olduktan sonra bir süre tiyatro alanında çalıştı. 25 yaşındayken yayınlanan ilk romanı Tek Meyve Portakal Değildir, 1985'te En İyi İlk Roman dalında Whitbread Ödülü'ne layık görüldü.

Yetişkinler için on romanın yanı sıra çocuk kitapları, öyküler, denemeler, senaryolar ve bir anı kitabı yazdı. Ağırlıklı olarak fizikselliğin ve hayalgücünün sınırlarını, cinsiyet kutuplaşmalarını ve cinsel kimlikleri işleyen eserleriyle John Llewellyn Rhys Ödülü'ne, E.M. Forster Ödülü'ne ve Cannes Film Festivali'nde Gümüş Ödül'e layık görüldü. 2006 yılında ise edebiyata hizmetleri için kendisine Britanya Kraliyet Onur Nişanı verildi. Düzenli olarak The Guardian gazetesine yazan Winterson, Manchester Üniversitesi'nde Yaratıcı Yazarlık profesörü olarak görev yapmaktadır.
--reklam--
Jeanette Winterson Kitapları - Eserleri
Vişnenin Cinsiyeti
Normal Olmak Varken Neden Mutlu Olasın
Tek Meyve Portakal Değildir
Atlas'ın Yükü
Tutku
Bedende Yazılı
Sanat Başkaldırır: Coşku ve Cüretkarlık Üzerine
Günışığı Kapısı
Fener Bekçisi
Zaman Boşluğu
Frankissstein
Dizüstü
Boating for Beginners
The Stone Gods
Christmas Days
Noel Günleri
--reklam--
Jeanette Winterson Alıntıları - Sözleri
Özgür insan kaçmayı hiç aklına getirmez. (Atlas'ın Yükü)
İkinci Dünya Savaşı. Tüm savaşları bitirmek için bir savaş daha. Özgürlük. Sonra... evlere ve işyerlere izin belgesi olmadan girebilmenin hakkı (The Stone Gods)
hayat değiştiren şeyler için riske girmek zorundasın. (Normal Olmak Varken Neden Mutlu Olasın)
"Tanrı insanın kalbine bakar, yoksul bir kadının entarisi­ne değil" (Vişnenin Cinsiyeti)
Ona neden papaz olduğunu sorduğumda, insan çalışmak zorundaysa, işyerine uğramayan bir patrona sahip olmak en iyi sidir demişti. (Tutku)
Aşk kendine aittir, yalvarışlara kulak asmaz ve şiddeti umursamaz. Aşkın pazarlığını edemezsin. Aşk arzudan daha güçlü olan tek şey ve baştan çıkarılmaya direnmenin tek yerinde nedenidir. (Bedende Yazılı)
Sevdiğimizi sandığımız şeyi seviyor muyuz? (Normal Olmak Varken Neden Mutlu Olasın)
... önemli bir seçim yaptığınız her seferde geride bıraktığınız parçanız yaşayabileceğiniz öteki hayatı devam ettirir. (Tek Meyve Portakal Değildir)
Tezgâhtara, "Bu kitabı alacak param yok ama bırakamam da çünkü çok seviyorum," dedim. Hiç duygulanmamıştı. Bir şeyi satın almamız ya da bırakmamız gereken bir dünyada yaşıyoruz. Sevgi bir şey ifade etmiyor. (Fener Bekçisi)
Annem bir matematik denklemi gibi: hep var ve olmadığını kanıtlamak imkansız. ￼ (Vişnenin Cinsiyeti)
Hayatla ilgili beni delirten şey onun mantıksızlığıdır. Planlar yapıyoruz. Kontrol etmeye çalışıyoruz, ama herşey rastgele gidiyor.

Bu bir kuantum evrenidir, ne rastgele bir şey ne de kesindir. Her saniyenin bir potansiyeli vardır. Yapabileceğin tek şey araya girmektir. (The Stone Gods)
Bir gece dışarı çıktı ve hayatını düşündü , neyin mümkün olacağını düşündü. Yapamayacağı şeyleri düşündü. (Tek Meyve Portakal Değildir)
Was there no justice in the world? No. She thought about an article she had once seen on mind control. Apparently if there was a person fiendish enough to set about interfering with your life, the only thing you could do was to concentrate hard on someone they were unlikely ever to have heard of called Martin Amis. (Boating for Beginners)
"Yaşamımda pişmanlığını duyduğum şeyler, verdiğim yanlış kararlar değil, hissetmeyi başaramadığım duygular." (Normal Olmak Varken Neden Mutlu Olasın)
“Sanıyorum, bizler insan biçimi alacak şekilde küçültülmüş dünyalarız.” (Günışığı Kapısı)
Hayatlarımıza ne oldu böyle? (Sanat Başkaldırır: Coşku ve Cüretkarlık Üzerine)
O zamandan beri temas edebileyim diye gerçeğin ne olduğunu bulmaya çabalıyorum. (Fener Bekçisi)
O konuşurken senin elini tutuyordum.Yaşam çok kısa,küçük ve şansa bağlı.Karşılaşırız,karşılaşmayız,yanlış dönemeçten döneriz ama gene de birbirimize toslarız.Özenle”doğru yolu”seçeriz ve o yol hiçbir yere çıkmaz. (Fener Bekçisi)
Televizyonu kapatın ve tüyün.. (Sanat Başkaldırır: Coşku ve Cüretkarlık Üzerine)
İnsanlar unutur,sıkılır,yaşlanır,başını alıp gider. (Tek Meyve Portakal Değildir)

---
Kaynak: [Mardin Life](https://www.mardinlife.com/kitap/visnenin-cinsiyeti-jeanette-winterson-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi)