# Yalan Dünyayı Adımlarken - İhsan Süreyya Sırma Kitap özeti, konusu ve incelemesi

> Yalan Dünyayı Adımlarken kimin eseri? Yalan Dünyayı Adımlarken kitabının yazarı kimdir? Yalan Dünyayı Adımlarken konusu ve anafikri nedir? Yalan Dünyayı Adımlarken kitabı ne anlatıyor? Yalan Dünyayı Adımlarken kitabının yazarı İhsan Süreyya Sırma kimdir? İşte Yalan Dünyayı Adımlarken kitabı özeti, sözleri, yorumları ve incelemesi...

- Kaynak: Mardin Life
- URL: https://www.mardinlife.com/kitap/yalan-dunyayi-adimlarken-ihsan-sureyya-sirma-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi
- Dil: tr-TR
- Yayın tarihi: 2022-02-18T02:53:31+03:00
- Güncelleme: 2022-02-18T02:53:31+03:00
- Yazar: Mardin Life
- Kategori: Kitap
- Görsel: https://cdn.mardinlife.com/2022/02/18/ihsan-sureyya-sirma-kimdir-ihsan-sureyya-sirma-kitaplari-ve-sozleri-155507.jpg

Kitap Künyesi
 Yazar: İhsan Süreyya Sırma 
 Yayın Evi: Beyan Yayınları 
 İSBN: 9789754735079 
 Sayfa Sayısı: 320 

Yalan Dünyayı Adımlarken Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Yaratıcımız olan Allah, ibret almamız için yeryüzünü gezmemizi emrediyor.

Gerçekten, O nun biz insanlar için yaratmış olduğu şu dünyanın her köşesinde ayrı güzellikler, ayrımın hazineleri gizlidir. Biraz geçip gördükten hemen sonra, gördüğümüz yerlerin, coğrafya kitaplarında yazılı olanlardan tamamen farklı olduklarını, haritalarda gösterilmeye çalışılan tabiatın, gerçekte çok daha değişik, çok daha anlamlı olduğunu keşfedersiniz.

Bu kitap size bu ülkelere gitmeden de gitmiş olmanın hazzını tattıracaktır. Kitabı elinize aldığınızda, onun sistematik bir kitap olmadığını göreceksiniz. Onun için kafanıza göre takılın ve istediğiniz yerden başlayın okumaya... Çünkü okumaya başladığınız her bölüm, sizi ayrı bir ülkeye, ayrı bir iklime götürecek; bilmediğiniz, tanımadığınız insanlarla, doğanın başka güzellikleriyle tanıştıracak...

Yalan Dünyayı Adımlarken Alıntıları - Sözleri
Ne gariptir şu insanlık tarihi?
Neden biz insanlar, birbirimizi yemeden, hepimiz için en iyi olanında anlaşamadık babamız Adem’in çocukları Hâbil’den ve Kâbil’den bu yana?
Hey gidi yalan dünya, sana neden bu kadar bağlanıyor, çadırımızın kazıklarını derinlere çakıyoruz ki? Neden düşünemiyoruz en derin çadır kazıklarının da bir gün yerlerinden söküleceklerini ve sahibinin alınıp götürüleceğini..
Kur'an ve sünnet senin geçiciliğini anlatıp dururken, kimler kafamıza işledi, "hiç ölmeyecekmiş gibi sana çalışacağımız" hurafelerini? Zaten bütün kayıplarımız bu yüzden, yâni her şeyimizle sana bağkanmamızdan kaynaklanmıyor mu?...
Zira "doğru müslüman", "doğru öğretmen"in yanında yetişir.
İslâmi tebliğ şekli Amerikalıların kafasında o kadar yanlış yer etmiş ki, ne zaman bir yerde "Allahu Ekber" denilerek tekbir getirilse, veya Ezan içindeki "Allahu Ekber" duyulsa, müslümanların birilerine bomba atacağı akla geliyor. Ve tabii bu iğrenç propagandayı, daha ziyade yahudi lobilerinin elinde bulunan medya yapıyor. işte bu menfî propaganda iledir ki, Amerika'da insanlar İslam ile terörü eşdeğer olarak görmektedirler.
Mekke Devletinin bütün baskılarına rağmen, Allah'ın kendisine vermiş olduğu görevi, canı pahasına yerine getiren Hz. Muhammed (s.a.s) "yiğitlerin yiğidi" ydi Kureyş'in "devlet terörü"ne karşı..
... kendilerini "demokrat" diye kandırmaya çalışan bir kısım medyanın, ve onun emrinde hareket eden siyasilerin nefret ettikleri "cihâd"a sarılarak, İstiklâl Savaşı'nı gerçekleştiren ve müstevli düşmana karşı bağımsızlık mücadelesi veren "isimsiz kahramanlar" birer "yiğit" idiler.
"Yalaka", "doğru"yu bildiği hâlde, çıkarı uğruna "yanlış"ı doğru diye görmeye ve göstermeye çalışan, kişiliğini bulmamış, eskilerin deyimiyle "raşit" olmamış zavallılardır.

"Yalakalık" kolay, "yiğitlik" zordur.
Nitekim yapılan istatistikler de göstermiştir ki, gelişmişlik, ya da geri kalmışlık, insanların okuyup okumamalarıyla orantılıdır.
Sultan Abdulhamid'in, kendinden önceki Osmanlı Sultanlarıyla olan en bariz farkı, onun dış siyasetinin bel kemiğini teşkil eden İttihad-ı İslam (panislamizm) hareketidir. O bu siyaseti ile, idare ettigi devletin yıkılmasını otuz üç sene geciktirmiş ya da kızının tabiriyle, "batmakta olan Osmanlı Devleti gemisini, batmaktan kurtaramamışsa da, en azından karaya oturtabilmistir."
Konu hep aynıydı:

Müslümanlardaki TEMBELLİK ve ATALET, onları sömürenlerdeki CİDDİYET ve ÇALIŞKANLIK...
Yaratıcımız olan Allah,ibret almamız için yeryüzünü gezmemizi emrediyor.Gerçekten,Onun biz insanlar için yaratmış olduğu şu dünyanın her köşesinde,ayrı güzellikler,ayrı mânâ hazineleri gizlidir.
Gum Tree denen ağaç,yetişmesi kolay olduğu için,toprak gordüğü yerde hemen oracıkta bitiveriyor.Onun için bu ağaçla tanışınca içinden,'bizim Anadoluya işte böyle bir ağaç türü lazım,biz yangınlarla yakıp yok edeceğiz,o,yaktığımız yerden yine bitecek.Bakalım bu zorlu inatlaşmada hangi taraf galip gelecek
Ölüm meleği hergün bir tanıdığımızı alıp götürürken,ardından aynı sözleri söylemiyor muyuz?Zaten böyle olmazsak,nasıl anlaşılır ki ilahi yazgıya karşı olan gafletimiz?
Hay gidi yalan dünya,sana neden bu kadar bağlanıyor,çadırımızın kazıklarını derinlere çakıyoruz ki?Neden düşünemiyoruz en derin çadır kazıklarının da bir gün yerlerinden söküleceğini ve sahibinin alınıp götürüleceğini?
Oruca sarılan bu insanlar,neden Allahın diger emirlerini dinlemiyor,hatta dışlıyorlar,hatta Allahın bazı emirlerinin yerine getirilmemesi için de,laiklik ilahesinin akaidi gereğince,mucadele veriyorlar

Yalan Dünyayı Adımlarken İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Büyüklerimiz,"Bir insanı tanımak için ya alışveriş etmeli,ya yola gitmeli." demişler.Ne kadar yerinde bir söz olduğunu bu kitabı okuyunca daha iyi anladım.İhsan hocayla fiilen yanında olmasam da ruhen yaptığım yolculuk onun dünya görüşüne tanıklık etmemi ve kendisini daha bir sevmemi sağladı.
Yalan Dünyayı Adımlarken bir gezi kitabı.Bu türde okuduğum diğer kitaptan farklı olarak İhsan hoca kitabında,davet üzerine gittiği seminerleri,oradaki izlenimlerini,özgürlük anlayışının ülkemizden nasıl da farklı olduğuna dair notlarını ve düşüncelerini de eklemiş.
Kitap 2000 yılından önceki döneme ait gezi notlarından oluşuyor.Tabi ki o zamanın siyasetçileri de İhsan hocanın eleştirilerinden nasibini almış.
Baktığı her toprakta,her ağaçta,her hayvanda insanları,özellikle müslümanları görmüş ve ne yönden benzerlikleri bulunduğunu sade ve anlaşılır bir dille bizlere aktarmış.Özellikle koala üzerinden yaptığı müslüman tasviri muazzam.
Daha önce hiç İhsan Süreyya Sırma okumadıysanız bu kitabıyla başlayabilirsiniz.Çünkü dünya görüşünü bildiginiz bir yazarın diğer kitaplarını daha bir hevesle okuyacağınızı düşünüyorum. (Yeliz Erol) 
Bir şehre, ülkeye gitmeyi niçin isteriz. Gezelim, tozalım, keyfini çıkaralım, oranın değişik lezzetlerini tadalım..
Peki bunlar yeter mi ya da yetmeli mi! Elbette hayır. İhsan hoca bize gezerken yeryüzünden nasıl ibret alacağımızı, baktığımız yerlere boş bakmamamız gerektiğinin mesajı veriyor aslında.
Baktığından ibret alamıyorsan o göz neye yarar?
Kitapta geçen ülke ve şehirlerinin tamamına konferans vermek için kısıtlı imkanlarla gittiğini de buraya not düşelim. Denizi değil de daha çok dağları seven İhsan hocanın dağlara bakışına hayran olmadım değil. Tarihe, tabiata ve Müslümanlığa dair çok güzel tespitlerde bulunmuş bizlerde okurken istifade etmiş olduk.
Gittiğimiz ülkelerde şehirlerde gezip dolaşırken orada müslümanların nasıl bir mücadele verdiğini, insanların nasıl müslüman olduğunu ve hayatlarını bu minvalde nasıl devam ettirebildiklerini düşünüyor muyuz ya da aklımıza geliyor mu! Biz keyfiye müslümanlık yaparken bir çok ülkede insanların nasıl mücadele ettiğini, İslamiyeti yaymak için nasıl gayret gösterdiklerinden haberdar mıyız? Sözde müslüman İslamiyeti yaşamaya bile üşenirken gayri müslim bir ülkede insanların İslamiyeti kabul ediş ve arayışları oradaki müslümanların İslamiyeti yaymak adına gösterdiği çabalar, gayretler.
Kimliksizleştirilmiş olduğumuzu, müslüman bir ülkede ne derece hür olduğumuzu, gayri müslim bir ülkede nasıl hür olunduğunu çok güzel anlatmış İhsan hoca. Konuşacak anlatacak çok fazla şey var aslında kitap hakkında ama burası yeri mi orasını bilemediğimden susmak daha isabetli olacak kanaatindeyim.
İyi ki okumuşum dediklerimden.

 kitap/yalan-dunyayi-adimlarken--108941 yazar/ihsan-sureyya-sirma (Yağmur) 
Genel itibariyle yurtdışı gezileri, izlenimleri ve yabancı memleketlerdeki İslam algısı, müslümanların yaşayışı ve yurtdışından Türkiye müslümanlarına bakış anlatılıyor. Bu eser bilhassa 1990lı dönemlerin müslümanlarına değinmesi ile 2019 yılına kadar ki İslami yaşantıyı sorgulamamıza imkan veriyor.
İhsan Süreyya Sırma Hoca'nın kalemi ile tanışmak isterseniz bu eser ideal (Afife) 

Kitabın Yazarı İhsan Süreyya Sırma Kimdir?
Prof. Dr. İhsan Süreyya SIRMA, 10 Temmuz 1944 yılında, Siirtin Pervari ilçesinde doğdu. İlk öğrenimini Pervaride yaptıktan sonra; Orta ve lise öğrenimini Siirtte tamamladı. 1962 yılında girdiği Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesini, 1966 yılında bitirdi. Üniversite öğrenimi sırasında, bir müddet Batmanda, Türk Petrollerinde işçi, bir müddet de Diyanet İşleri Başkanlığında memur olarak çalıştı.

Üniversite mezuniyetinden sonra, orta öğrenimini yapmış olduğu Siirt Lisesine öğretmen olarak atandı. 1967 baharında, devlet doktora burs sınavını kazanarak, İslâm Tarihi dalında doktora yapmak üzere Fransaya gitti. Aslında o, İngilizceden sınavı kazanıp İngilterede doktora yapması gerekirken, yetkililer, bilinmez bir sebepten dolayı onu Fransaya gönderdiler. Bundan dolayı bir senesini Fransızca öğrenimine harcadı. Pariste, College de Franceda Prof. Dr. Jacques Berquele başladığı doktora öğreniminin yan çalışmaları içerisinde, Arapça öğrenimi için 1969-1970 ders yılında Tunusta bulundu; ve Zeytuna Üniversitesinde, Arapçanın yanı sıra, Büyük sosyolog Fadıl b. Aşurun derslerine devam etti.

1973 mayısında, İslâmî İlimler dalında doktor olarak Türkiyeye döndü. 1973-74 ders yılında Erzurum Yüksek İslam Enstitüsünde İslam Tarihi hocalığı yaptı. 1974 yılında Atatürk Üniversitesi İslâmî İlimler Fakültesinde İslam Tarihi Doktoru olarak göreve başladı. 1980 yılında Doçent, 1989 yılında Profesör oldu. 1993 yılında naklen Sakarya Üniversitesine geçti; ve 1995 yılına kadar bu Üniversitenin İlahiyat Fakültesinde İslam Tarihi öğretim üyeliği yaptı; ve aynı yıl zorla bu üniversiteden emekli edildi. 1995-1997 yılları arasında İstanbul Büyükşehir Belediyesi Başkan Danışmanlığı görevinde bulundu.

İslam Tarihi dalında 30 kitabı, ve 200ü aşkın ilmî makalesi yayınlandı. Ulusal, ve uluslar arası bir çok konferansa katılarak tebliğler sundu; Zaman, Yeni Devir, Milli Gazete, Yeni Şafak gibi gazete; ve İslâm Mecmuası, Yeni Dünya, Bilgi ve Hikmet, Tarih Dergisi, Tarih Enstitüsü Dergisi, Tarih ve Toplum gibi değişik dergilerde, tarihle ilgili makaleler yazdı. Kanal 7de dört seneyi aşkın bir süreyle Seyahatnâme adı altında tarih programları yaptı. Kendi alanındaki araştırmalarını takip edip sürdürecek derecede Fransızca, İngilizce, Arapça, ve Farsça bilmektedir. İhsan Süreyya Sırma evli olup, üç çocuk babasıdır.

İhsan Süreyya Sırma Kitapları - Eserleri
İslami Tebliğin Mekke Dönemi ve İşkence
İslam Öncesi Mekke Dönemi ve Hz. Muhammed
İslami Tebliğin Medine Dönemi ve Cihad
Emeviler Dönemi
İslami Tebliğin Örnek Halifeler Dönemi
Nehirlerin Dili

Abbasiler Dönemi
Nasıl Sömürüldük
Peygamberler Tarihi
Ah Endülüs
Müslümanların Tarihi (1. Cilt)
Sömürü Ajanı İngiliz Misyonerleri
Pakia Mektupları

2. Abdülhamid`in İslam Birliği Siyaseti
İşte Önderimiz Hz. Muhammed
Tarih Şuuru
Tanzimat'ın Götürdükleri
Müslümanların Tarihi (2. Cilt)
Dağların Sırrı
Müslümanların Tarihi (3. Cilt)

Müslümanlarda Yanlış Din Anlayışları
İslam ve Tarih
Haçlı Seferleri
Müslümanların Tarihi (4. Cilt)
Medine Vesikası Işığında Yahudi Meselesi
Müslümanların Tarihi (5 Cilt Takım)
Bir Garip Tarih

Ezan Ya Da Ebedi Kurtuluşa Çağrı
Müslümanların Tarihi 5. Cilt
Neler Sordular
Yalan Dünyayı Adımlarken
Sömürü Ajanı Amerikan Misyonerleri
Belgelerle 2. Abdülhamid Dönemi
Selahaddin Eyyûbî

Hz.Muhammed
Halname
Çin Müslümanları ve Çin'e Seyahat
Alaturka Demokrasi Alaturka Laiklik
Seyahatname-i Süreyya
Osmanlı Devletinin Yıkılışında Yemen İsyanları
Sen Geldin

Ano Yemen'dir
Müslümanların Tarihi'ne Giriş
Türkiye'de Yanlış Din Anlayışı
II. Abdülhamid'in İslam Birliği Siyaseti
Viyana Günleri

İhsan Süreyya Sırma Alıntıları - Sözleri
Allah, Tûr'a çağırdığı Peygamberi Mûsâ'ya "ayakkabılarını çıkar! Çünkü sen mukaddes Tuvâ vadisindesin!" buyurmuştu... (Seyahatname-i Süreyya)
Fransızca'da bir atasözü var: Öğretmek ikinci defa öğrenmektir. (Neler Sordular)
Seven sevdiğine sevdiğini söylesin. (Hz.Muhammed)
Ne yazık ki Müslümanlar onun içtihadını unutup davranışını gözardı ettiler ve hayatlarını sultanları alkışlamakla geçirdiler. Bir dönem “Padişahım çok yaşa!" dediler, bir başka dönem de “Bizi kim, nasıl ve hangi rejimle yönetirse yönetsin; bize düşen itaat etmektir!” zihniyetinin öncüleri oldular. Böylece Müslümanları zalim yöneticelere ve Batı uşaklarına kul ettiler. Sonuçta da Müslümanlar, asırlar boyu kul oldukları sultanlar ve yöneticiler tarafından sömürüldüler, sömürüldüler... (Müslümanların Tarihi (4. Cilt))
Hira üniversiten, Sevr dağı akademin,
Hicret menzillerine, ilim ile sen geldin (Sen Geldin)
Şu göğe doğru yükselen ince uzun yapılar nedir?
-şoför : minare .dedi.
Prof.yine sordu: ne için kullanılır bu minareler?
-şoför: ezan okumaya. Dedi.
Miyahara sordu: ezan ne için okunur?
-şoför: namaz bildirmek için dedi .
Prof: Namaz Müslümanlığın şartlarından biri ,bunu mazeretsiz terk eden müslümanlar ehli sünnet imamlarından üçüne göre de müebbed hapisle cezalandırılırlar,değilmi şoför efendi?
Diye sordu.
-şoför gayri memnun bir tavırla : bilmiyorum.dedi.
Prof: affedersinüz sizi müslüman sanmıştım da.! Deyince şoför parladı.
: tabii Müslümanım babam dört defa Hacca gitti; her sene kurban keseriz ,ama namaz kılmam ,bazen de içerim.Allah affeder be kafanı takma abi yeter ki için temiz olsun !Ehli sünnet dedin ya ; çocuklarımızı da sünnet ederiz tabi ,hem de en pahalı salonlarda ,en pahalı içkilerle ...profesör sustu.. (Pakia Mektupları)

"Evet, gerçekten ortakların çoğu, birbirlerinin haklarına tecavüz ederler. İnanan ve sâlih ameller yapanlar bunların dışındadır. Ama onlar da ne kadar azdır!" dedi. Dâvûd, kendisini imtihân ettiğimizi sanarak Rabbinden bağışlanma diledi ve rüku ederek yere kapandı; tövbe etti. (Peygamberler Tarihi)
insanların değil, insanları yaratanın emirlerine bağlanmayı kendimize ilke edindiğimiz gün, adımımızı kurtuluş dünyasının kapısından içeri atmış sayılırız. (Türkiye'de Yanlış Din Anlayışı)
Müslümanların tarihinde öylesi dönemler var ki, İslam ile ilgisi bulunmamaktadır, ihanet dolu olaylar olduğu gibi, bizlere kahraman olarak tanıtılan mücrimler ve hainler de mevcut bu tarihte. (Neler Sordular)
İnsan kendisini zenginleşmiş (bir makama gelmiş, imza yetkisine sahip olmuş, saltanatı eline geçirmiş) görünce sapıtır. Alak suresi 6-7 (Müslümanların Tarihi (5 Cilt Takım))
Yoktur bu vücudun i'tibârı,
Hakk âyinedir cihan ğubâri. (Sömürü Ajanı İngiliz Misyonerleri)
Adem'in şahsında Allah'a secde etmeyip isyan et­tiğinden, melekler arasında olmasına rağmen şeytanlaşıvermiştir. O halde melek ve şeyta n olmak; insan olmak veya olmamak, Allah'a karşı takınılan tavra bağlıdır. (İslam Öncesi Mekke Dönemi ve Hz. Muhammed)
Urbain’in iddialarına göre Müslümanlar hen Hristiyan Hacılarına, hem de Kudüs’teki mukim olan Hristiyanlara zulmediyorlardı ki bu, Hristiyan yazarlarının da kabul ettikleri gibi bir iftiraydı (Haçlı Seferleri)

İslâm ordusunun içinde münafıklar da vardı. Dilleriyle imân ettiklerini söyleyip, İslâm düşmanlığı yapanlar... İslâm toplumunun kanser kaynağı tipler!... Bunlar, namaz da kılarlar, hatta kıldırırlar, oruç da tutarlar, Hacc'a giderler; hatta ve hatta cihada bile katılırlar. Kur'an okurlar!.. Ne var ki bunlar, İslâm'a savaş açmış devletlerin emrinde olan Allah düşmanlarıdırlar... (İşte Önderimiz Hz. Muhammed)
"Dünya insanları üzdüğü kadar sevindirmez. Yani az sevindirir, çok üzer." (Emeviler Dönemi)
Bütün tarih boyunca ve günümüzde, ne zaman ki Müslümanlar birbirleriyle uğraşmışlar; bundan yararlananlar düşmanlar olmuş ve fırsattan istifade ederek savaş açmış ve de galip gelmişlerdir. (Abbasiler Dönemi)
"La" sı olmayanın, "illa" ile gerçekleştirilecek bir inkılabı yoktur. (Nasıl Sömürüldük)
Haydi Filistin'de çocuk katleden Siyonist'e hesap sormaya! Haydi Eba Gurayb hapishanesinde masum kadınların ırzına geçen işgalci Amerikalının igrenç ihtirasını durdurmaya! (Ezan Ya Da Ebedi Kurtuluşa Çağrı)
Aslında Islahat Fermanı , gayr-i Müslimlere hak ve imtiyazları verme fermanıdır . (Tanzimat'ın Götürdükleri)
Dünya da bir gün yaşayacaksak, şahsiyetli yaşayalım o günü! (Pakia Mektupları)

---
Kaynak: [Mardin Life](https://www.mardinlife.com/kitap/yalan-dunyayi-adimlarken-ihsan-sureyya-sirma-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi)