# Yalan Satıcısı - Attila Şenkon Kitap özeti, konusu ve incelemesi

> Yalan Satıcısı kimin eseri? Yalan Satıcısı kitabının yazarı kimdir? Yalan Satıcısı konusu ve anafikri nedir? Yalan Satıcısı kitabı ne anlatıyor? Yalan Satıcısı PDF indirme linki var mı?  Yalan Satıcısı kitabının yazarı Attila Şenkon kimdir? İşte Yalan Satıcısı kitabı özeti, sözleri, yorumları ve incelemesi...

- Kaynak: Mardin Life
- URL: https://www.mardinlife.com/kitap/yalan-saticisi-attila-senkon-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi
- Dil: tr-TR
- Yayın tarihi: 2022-06-29T10:00:06+03:00
- Güncelleme: 2022-06-29T10:00:06+03:00
- Yazar: Mardin Life
- Kategori: Kitap
- Görsel: https://cdn.mardinlife.com/2022/06/29/attila-senkon-kimdir-attila-senkon-kitaplari-ve-sozleri-257572.jpg

Kitap Künyesi
 Yazar: Attila Şenkon 
 Editör: Duygu Çayırcıoğlu 
 Tasarımcı: Deniz Karagül 
 Yayın Evi: İletişim Yayınları 
 İSBN: 9789750525889 
 Sayfa Sayısı: 119 
--reklam--
Yalan Satıcısı Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
“Yalan satıcısı” olarak çıktığım yolun yıllar sonra ulaştığım bu durağında “yalnız bir deli” diye anılmak incitmez beni. Fikrim sorulsa; deli yerine çılgını tercih ederim elbette. Neyse, önemli değil. Sıfatların üzerinde durmaya değmez. Deliliği de, çılgınlığı da severim. Gereğinden fazla ciddiyet insan bünyesine zararlıdır. Başa ağrı, mideye gaz, kalbe spazm yapar. Bu yüzden, ölümlü dünyada aklın ipini biraz salmakta yarar var bence.

Yarattığı karakterlerle hayatı paylaşan bir yazar.
Namı diğer Yalan Satıcısı… Ankara’nın müşfik mekânı Kıtır’ın masalarında yazılmaya başlanıp biber gazına bulanmış meydanlarına taşan bir hikâye.

Attilâ Şenkon, romanın kâğıtta durduğu gibi durmadığını hatırlatıyor.

Edebiyata tutkun bir oyunbaz.

Yalan Satıcısı, Nilüfer’in güzel sesinden dinlemeye doyamadığımız şarkılar gibi…
--reklam--
Yalan Satıcısı Alıntıları - Sözleri
“Harfler donsun, sözcükler sussun.
Derin bir sessizlik istiyorum.”
“Hayatın yeni dalgası, yüreğimin kıyısına vurup geri çekiliyor usulca.
Bir taş daha yerine oturur.
Romanın bittiğini anlarım.”
“Bizimle dalga geçen hayattır. Her zaman. Hep.”
"... az önce açtığı yarayı kendi örten bir yara bandıydı o an."
“Kıskançlık, başkasının balını kendi ağzına zehir etmektir.”
“Dilediğimiz şeyleri unutabilseydik keşke. Unutmanın verdiği hafiflikle ne kadar kolaylaşırdı hayat.”
“Yüreğinin müziği susarsa hayat seni dansa kaldırmaz…”
“Oysa sınıf farkı gözetmeden zengine de yoksula da aynı hızla akıyor zaman.
Saat hepimiz için dört buçuk.”
“Hayatla dalga geçmenin kitabını yazmışsınız,” diyor kahkaha atarak. “Bana da öğretsenize. Öyle ihtiyacım var ki.”
"Mutlu sonlara öyle ihtiyacımız var ki.”
“Dünyayla, hayatla, kendiyle derdi olan insanları severim.”
“Hayatla dalga geçmeye başlarsam yenilir miyim acaba?”
“Yüreğin yeryüzündeki bütün haksızlıklara isyan etmekten yorulmadı mı hâlâ? Sakinleş, içinin azgın sularını durult artık.”
“Söylenmemiş sözler kuyusu değil miyiz hepimiz? diye soruyor Hayri. “Bazen saygıdan, bazen kaygıdan, bazen de parasızlıktan...Hep sustuklarımız yüzünden.”
"Gereğinden fazla ciddiyet insan bünyesine zararlıdır. Başa ağrı, mideye gaz, kalbe spazm yapar. Bu yüzden, ölümlü dünyada aklın ipini biraz salmakta yarar var bence."
--reklam--
Yalan Satıcısı İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Altı çizilecek afilli, hakkını yemeyeyim, çok güzel cümlelerle dolu bir kitap daha okumuş olmanın hüznü içindeyim. Ne zaman böyle bir kitap okusam, kitabın üstü çizilmiş olarak kalkıyorum masadan.

Ankara’da bir süre yaşamış herkesin en az bir defa girdiği Kıtır’da kurgulanıyor roman. Masaya Orhan Veli oturuyor, Cumartesi Anneleri oturuyor tüm vakurluklarıyla. Sonra Gezi Ayaklanmasının mimarları, Tekel işçileri, Ethem Sarısülük, Ali İsmail Korkmaz, Berkin Elvan, KHK’larla işlerinden atılanlar..”Van Minut’lar, “Ananı da al git” ler de gelip oturuyor. Hatta gezi parkında gazdan etkilenen köpek dostlarımız gelip oturuyor. Hüzün doldu bu masa, bir sandalye de ben çekeyim diyorsunuz.

Yazarımız tüm bunları unutturulmaya çalışılan değerler, insanlar unutulmasın diye kaleme almış olabilir. Niyetine saygı duyarım. Ama edebiyat, bir şeylerin farklı söylenme ihtiyacından doğmamış mıdır? Siyasi bir içeriğin bile, slogan atmadan, basın açıklaması metnine benzemeden yazılması gerekmez mi?

Mesela, imgelere ne oldu, okurun aralaması gereken perdeleri kim kaldırdı da camdan dışarı dimdirek, buz gibi bakarken bulduk biz kendimizi? Azıcık buğu da mı kalmadı, şöyle elimizle hafifçe silelim de, okur olarak biz de işin ucundan tutalım?

Ülkesi, halkı acıyla sınanırken mutlu olamayan, kendine mutlu olmayı yakıştıramayan bir karakterimiz var. Yazar eğer baştan yenilmiş, bilincinin yarattığı çaresizlikten kurtulamamış, tutunamayan birini yaratmak istediyse evet yaratmış. Ama tutunamayanı önce yazar/Yusuf-Atilgan ,sonra yazar/oguz-atay öyle bir yarattı ki, kimsenin tutunamamayanı tutunamıyor artık. Artık biz başka bir şey mi yaratsak? Edebiyatımızı bu kıskaçtan çıkarsak, yeni insan hallerine, ihtiyaçlarına cevap versek? Olmaz mı?

Gelelim kitabı yorumlayan edebiyat sayfalarının bile değinmeden geçemediği Ankara kasvetine !!! “Birçok insan için denizden yoksun kasvetli bir memur şehri olan Ankara”.. diye başlayan cümleye yaslanarak kurulan cümleleri de bi savurup atasım var. Ben Ankara’da da İstanbulda’da yıllarca yaşadım. Arkadaşlar, Ankara’nın grisi İstanbul’un grisinden daha koyu falan değil. Kasvet mi? E o ikisinde de var. İçinde Ankara geçen, Ankara’da geçen her şey kasvetli olmak zorunda değil ki.

Son niyetine; ortaklaştığımız duygu ve düşüncelerin edebiyatta kendini bulmasını çok değerli. Ama bunlar bence edebiyatın içinde öyle bir erimeli ki, okurun kendi çabasıyla bulunup çıkarılabilmeli.

Yazarın diğer kitaplarını merak edenlere DİPNOT:

Yazarın kitap/telef--78452 kitabı, Cumartesi Anneleri’ne atfen yazılmış. Şiir biçiminde, masal kalıplarıyla kaynaşan bir kitap. Yer yer bilindik kalıp cümlelerden sıyrılamasa da, Yalan Satıcısı’na göre daha iyiydi.

kitap/her-gun-persembe-olsa--222858 kitabı, ilk öykülerinden oluşuyor. Birkaç öyküsünü sevdim, özellikle fantastik kurguladıklarını. Ama genel olarak yüzeysel buldum açıkçası.

Keyifli okumalar.. (Emel Keleş) 
Yazar kitabını yazıp bitirdiğinde ben de kitabı okuyup bitirdim: Ankaralı yazar Attila Şenkon’la ve bu kitabıyla tanışmama vesile olan sevgili arkadaşıma çok teşekkür ediyorum.
Değerli arkadaşımın sayesinde, kitabı yazarın kendi sözleriyle dinledim ve çok mutlu oldum.
İyi ki varsın arkadaşım...

‘Yalan Satıcısı’; buram buram Ankara kokan, yakın tarihimizle iç içe, unutturmamak adına yazılmış direnişin, dayanışmanın ve yaşanmışlıkların öyküsü...
Ankara’nın en eski mekanlarından Kıtır’da bir masa da romanına başlayan ana karakter Işık’ın ve o masadaki karakterlerin yaşama dair kurgusu...
Okurken kitaba katılan herkes gibi ben de romanın kurgusunun bir anlatıcısı oldum.
O masa da benden çok şey vardı, ortak dertlerimiz, yalanlarımız, gerçeklerimiz vardı...
Ve bu roman bana yalnız olmadığımı hissettirdi.
Kimi heyecan kimi hüzün duyduğum ve bir solukta okuduğum benim için çok farklı olan bu kitabı, siz okurlara tavsiye ediyorum.

“ ‘Söylenmemiş sözler kuyusu değil miyiz hepimiz?’ diye soruyor Hayri.
‘Bazen saygıdan, bazen kaygıdan, bazen de parasızlıktan... Hep sustuklarımız yüzünden.’ “
İşte kitabın hayata dair en can alıcı sözleri...

KitaplaKalın (AsiRuh) 
“Eski günlere değinen bi kaç noktadan fazlası yoktu, çok beğenmedim. Sıradan bir insanın sıradan anıları. Okunması, hiç okunmamış olmasıyla aynı etkiyi bırakıyor. “ (Yağmur elverişli) 
--reklam--
Yalan Satıcısı PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Attila Şenkon - Yalan Satıcısı kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Yalan Satıcısı PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Attila Şenkon Kimdir?
Attilâ Şenkon, 21 Ağustos 1962'de Ankara'da doğdu. İlk, orta ve liseyi bu kentte tamamladı. 1987'de Orta Doğu Teknik Üniversitesi Mimarlık Fakültesi Mimarlık Bölümü'nden yüksek lisans derecesiyle mezun oldu. Dostluk ve insan ilişkilerini fantastik bir anlatımla sorgulayan öykülerini 1990'da Her Gün Perşembe Olsa adıyla kitaplaştırdı. Bu ilk kitabı ile 1991 Akademi Kitabevi Öykü Özendirme Ödülü'ne değer görüldü. 1993'te ikinci öykü kitabı Uykusuz Gece Düşleri, 1995'te Ten Yükü, 1998'de ise Nazlı Eray'ın yaşamöyküsünden yola çıkarak yazdığı ilk romanı Bütün Düşler `Nazlı'dır yayınlandı. Güldane Ayaoku Yiğit tarafından filme alınan Ten Yükü, 19. İFSAK Ulusal Kısa Film Yarışması'nda dördüncü oldu.
--reklam--
Attila Şenkon Kitapları - Eserleri
Gökkuşağına İki Bilet
Hoş Bulduk Hayat
Yalan Satıcısı
Her Gün Perşembe Olsa
Telef
Ten Yükü
On Üç Büyülü Öykü
Bıyık İzi Yalanları
Bütün Düşler Nazlı'dır
Aykırı Üçgenler
Sustum Duydun mu?
Bahar Temizliği
Geveze Kitap Tatilde
--reklam--
Attila Şenkon Alıntıları - Sözleri
Biliyorum ki, dostluklar var oldukça sevgi tükenmez. (Her Gün Perşembe Olsa)
“Bizimle dalga geçen hayattır. Her zaman. Hep.” (Yalan Satıcısı)
“Benim yaşadıklarım kaderdi. Kadere ancak boyun eğilir. Halka yaşatılan zulme ise baş kaldırmak gerekir.” (Telef)
“Hayatın yeni dalgası, yüreğimin kıyısına vurup geri çekiliyor usulca.
Bir taş daha yerine oturur.
Romanın bittiğini anlarım.” (Yalan Satıcısı)
Unutma, insanın kendini tanımasından daha önemli şey yoktur yaşamda. Kendini tanımayan başka insanları anlayamaz. Başka insanlar anlaşılmadan da yaşam anlatılamaz. (Gökkuşağına İki Bilet)
“Yaşama bir ucundan tutunmazsak hızlı bir tren gibi bizi almadan yanımızdan geçip gider.” (Bütün Düşler Nazlı'dır)
Seninseyemezsin çocuk. Sevgi, hoşgörü, özveri bolca konmuşsa hamuruna ve sen yirmi küsur yıl böyle pişmişsen, olmak istediğin bu kişiyi seninseyemezsin. Değişmeye karar verdiğimde sen yaşlardaydım. Beni de bezdirmişti insanlar. Tek çıkar yolun oyunu onların kurallarıyla oynamak olduğuna inanmıştım. Başlangıçta zorlandıysam da, sonunda kaskatı bir maske takabildim yüzüme. Ne var ki, içimdeki benle yüzümdeki maske hâlâ iki yabancı. (Her Gün Perşembe Olsa)
"... az önce açtığı yarayı kendi örten bir yara bandıydı o an." (Yalan Satıcısı)
Korkuyordum hayattan. Ben küçücüktüm, o ise çok büyük. Tırmanmam gereken yüksek bir dağ gibi dikiliyordu karşımda. Eteklerine çocukluk, aradaki kısmına gençlik, zirvesine de yaşlılık adı verilen üç katmanlı bir dağ idi bu. (Hoş Bulduk Hayat)
Kısaca, payına düşeni yaşayan her fani gibi ben de dersimi aldım, yükümü sırtladım; biraz kırgın, biraz dargın, yorgun argın gidiyorum. (Hoş Bulduk Hayat)
"İnsan, yaşamını temize çekebilir mi?" öykünün sonunda da şöyle cevap veriyor: "Yaşam temize çekilemiyor. Bir tek ölüm her şeyin üstünü örtebilir. Yalnız ölüm." (Ten Yükü)
"Dünyaya gelirken herkesin yüreğine bir armağan paketi yerleştirir Tanrı. Kimileri bu paketin farkına bile varmadan yaşayıp gider, kimileri açmakta geç kalır, açanların çoğu ise içinden çıkan şeyi ne yapacağını bilemez. Sen, paketini çok küçük yaşında açan şanslılardan ve sunulmuş armağanın değerini anlayanlardansın." (Gökkuşağına İki Bilet)
"Mutlu sonlara öyle ihtiyacımız var ki.” (Yalan Satıcısı)
Ayrılık zamanı hızla yaklaşıyordu, bizse hâlâ susuyorduk. Söylemek istediğim ne çok şey vardı oysa. Neden korkuyordum ki ağlamaktan? (Ten Yükü)
İki tümce arasında bunca değişir mi insan? (Her Gün Perşembe Olsa)
Ölmeye gör...
Yazdığın kitaplara, yaptığın iyiliklere ve yardımlara rağmen hemen unutuyorlar. (Hoş Bulduk Hayat)
Yaşamak güzeldi.
Bazen yanarak, bazen sönerek; kimi gün ağlayıp kimi gün gülerek geçtim içinde.
Onu kısaydı, ben mi aceleciydim anlayamadım.
Tam öğrenmişken, tam alışmışken sonu göründü.
Şimdi aklımda baştan başlasam, her şeyin çok daha kolay olacağından eminim.
Ama insan bir filmi ikinci izleyişinde ondan aynı zevki alabilir mi , kararsızım.
Yaşamak acemilikleriyle güzeldi.
Teşekkürler Tanrım . (Hoş Bulduk Hayat)
“Çivi çıkarmış, ama yeri kalırmış gerçekten.” (Telef)
"İlkokul müsameresinde saçları pudrayla beyazlaştırılıp zorla dede rolüne çıkartılmış öğrenci gibiyim. Dışım kış, içim bahar." (Hoş Bulduk Hayat)
"Yazdıkça kendini daha iyi tanır, yüreğini kazıdıkça içindeki gizli bene ulaşırsın. Kendi psikiyatrın olursun giderek. Unutma, insanın kendini tanımasından daha önemli şey yoktur yaşamda. Kendini tanımayan başka insanları anlayamaz. Başka insanlar anlaşılmadan da yaşam anlatılamaz. Belki de bu yüzden, kimi yazarlar yaşama duyarlı bir şekilde dokunurken, kimileri ona tecavüz ederler." (Gökkuşağına İki Bilet)

---
Kaynak: [Mardin Life](https://www.mardinlife.com/kitap/yalan-saticisi-attila-senkon-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi)