# Yanan Ormanlarda Elli Gün - Yaşar Kemal Kitap özeti, konusu ve incelemesi

> Yanan Ormanlarda Elli Gün kimin eseri? Yanan Ormanlarda Elli Gün kitabının yazarı kimdir? Yanan Ormanlarda Elli Gün konusu ve anafikri nedir? Yanan Ormanlarda Elli Gün kitabı ne anlatıyor? Yanan Ormanlarda Elli Gün kitabının yazarı Yaşar Kemal kimdir? İşte Yanan Ormanlarda Elli Gün kitabı özeti, sözleri, yorumları ve incelemesi...

- Kaynak: Mardin Life
- URL: https://www.mardinlife.com/kitap/yanan-ormanlarda-elli-gun-yasar-kemal-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi
- Dil: tr-TR
- Yayın tarihi: 2022-02-16T14:00:18+03:00
- Güncelleme: 2022-02-16T14:00:18+03:00
- Yazar: Mardin Life
- Kategori: Kitap
- Görsel: https://cdn.mardinlife.com/2022/02/16/yasar-kemal-kimdir-yasar-kemal-kitaplari-ve-sozleri-154086.jpg

Kitap Künyesi
 Yazar: Yaşar Kemal 
 Yayın Evi: Yapı Kredi Yayınları 
 İSBN: 9789750807121 
 Sayfa Sayısı: 230 

Yanan Ormanlarda Elli Gün Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Romanlarında Anadolu insanının gerçek dünyasını destansı boyutlara taşıyan, yaşanmış ve yaşanan gerçeği mitlerin, efsanelerin evreninde çoğaltan Yaşar Kemal, sadece bir romancı ve halkbilimci değil, gazetelerimizde modern röportaj yazarlığının da kurucusudur. Onun, her biri yayımlandığı dönemde olay yaratan röportajlarında gerçek, hayat buldu ve okuyucuyu sarstı.
Bu Diyar Baştanbaşa dörtlüsünün ikinci kitabı Yanan Ormanlarda Elli Gün "Doğuda İnanılmaz Şeyler Gördüm" başlıklı bir röportajla başlar. İnanılmaz ve acı şeyler Yaşar Kemal'in satırlarında masalsı bir güzelliğe bürünür, İçimize işler. Hayat kaynağımız doğaya yaptığımız kötülüklerle bizi yüzleştirir.
(Arka Kapak)

Yanan Ormanlarda Elli Gün Alıntıları - Sözleri
Var olan, kişiliği olandır.
Ama orman gidince, toprak da gidiyor. Yurdun iklimi, bereketi gidiyor. Toprak gidiyor, kayalar kalıyor. Bu giden toprak bir daha gelmemek üzere gidiyor. Yağmurlarla, sellerle gidiyor. Vatan parçası sabun gibi elimizden kayıp kayıp gidiyor. Orman davasının bir kurtuluş davasından daha üstün olduğunu anlatabildim mi efendim?
"Dünya bir anlıktır, gözünü kapatırsın biter."
"Ama orman gidince, toprak da gidiyor. Yurdun iklimi, bereketi gidiyor. Toprak gidiyor, kayalar kalıyor. Bu giden toprak bir daha gelmemek üzere gidiyor. Orman davasının bir kurtuluş davasından daha üstün olduğunu anlatabildim mi efendim?"
“Memleket yanıyor, biz seyirci kalıyoruz.”
"Urfada, bir kadın pahalıdır, bir de asil at. Bir ağa kızı otuz bine kadar yükselebilir. Bir at on bine kadar."
Ve yangın devam ediyor karşıda. Şimdi İzmirde, Kemalpaşada, Karaağaçta, İçelde, Silifkede, Anamurda, Antalyada, Manavgatta, Gündoğmuşta, Alanyada, Korkutelinde, Elmalıda, Kaşta, Muğlada, Fethiyede, Köyceğizde, Aydında, Karacasuda, Manisada, Balıkesirde, Dursunbeyde, Bandırmada… Adanada, Kadirlide, Kozanda… Eskişehirde… Velhasıl yedi iklim dört bucakta… bir memleket ormanları tutuşmuş yanıyor.
“Dünyada hiçbir şey yoluna ağaç öldürülmemelidir.”
‘Orman gidince, toprak gidiyor. Yurdun iklimi, bereketi gidiyor. Toprak gidiyor, kayalar kalıyor. Bu giden toprak bir daha gelmemek üzere gidiyor. Yağmurlarla, sellerle gidiyor. Vatan parçası sabun gibi elimizden kayıp kayıp gidiyor. Orman davasının bir kurtuluş davasından daha üstün olduğunu anlatabildim mi efendim?’￼
Bazı insan vardır, birden gidince onun gittiğini hiç kimse fark etmez, yokluğunu kimse duymaz. Bazı kimse de vardır, bir yerde olmayınca, yani bir yerden azıcık uzaklaşınca yokluğu insanın yüreğine bıçak gibi saplanır.

Yanan Ormanlarda Elli Gün İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Hız kesmeden serinin ikinci kitabini da okumak istedim. Bu seri Yaşar Kemal'in röportajlarından oluşuyor. Yani her bir satırı acı ama gerçek.

Doğuda İnanılmaz Şeyler Gördüm başlığı altında anlatılanları okurken kanım dondu. Din altında olmadık şeyler yapan mı dersiniz yoksa öğretmeni Yezid olarak gören mı! İnanamadım o satırları okurken. Halk, çocukları okula ilim irfan öğrensin diye göndermek yerine her birini zorla Kur'an kurslarına gönderiyor ve okulu düşman olarak görüyor. Kur'an ogrenmeyenlere nerdeyse kafir diyecekler. Dağların en zorlu yerlerinde ayinler falan yapıyorlar.

Orman yangınları ile olan kısımlar da ayrı acı idi. Ağaçları yakıp kendilerine tarla yapıyorlar. Savunmaları ise ayrı acı. Başka geçim kaynağı mı var kimse bize el uzatmiyor bu şekilde hayatta kalıyoruz diyorlar. Hangisine yanarsın ki? 50'li yıllar gerçekten çok acı yıllarmış.

#parlakmeltemkitapligi (Meltem Parlak Aydın) 
Yaşar Kemal Türk edebiyatının mihenk taşlarındandır. Yaşar Kemal gibi bir yazara sahip olduğumuz için çok şanslıyız. Yanan ormanlarda elli gün 1953-1955 arası röportajlarından oluşan bir eser. Anadolunun sorunlarını birinci ağızdan dinliyorsunuz. Şeyhlerin insanları nasıl kullandığına hayatın ne kadar zor olduğuna tanıklık ediyorsunuz. Yoksul ve cahil bırakılmış köylülerin hayatlarını okumuyor yaşıyorsunuz. (fatma) 
Yanan Ormanlarda Elli Gün: Bu Diyar Baştanbaşa serisinin ikinci kitabında yine ülkemizde farklı yerlerde cereyan eden olaylar anlatılmaktadır. Kitap ‘Doğuda inanılmaz şeyler gördüm’ başlıklı bir röportaj ile başlar. Özellikle kitabın başlığına konu olan orman yangınları ve ormancıların bu yangına müdaheleleri ve çabaları çok güzel bir dille anlatılmaktadır. (cloudsssd) 

Kitabın Yazarı Yaşar Kemal Kimdir?
Yaşar Kemal (d. Kemal Sadık Gökçeli,] 1923; Gökçedam, Osmaniye), Kürt asıllı Türk romancı, senaryo ve öykü yazarı. Türk edebiyatının en önde gelen kalemlerinden biridir. İlk öykü kitabı Sarı Sıcak'ta da yer alan Bebek öyküsü ile ilk romanı İnce Memed, Cumhuriyet'te tefrika edildi. İnce Memed, yaklaşık kırk dile çevrilerek yayımlandı ve kitaplarının yurtdışındaki baskısı yüz kırktan fazladır.

Yaşar Kemal pek çok yapıtında Anadolu'nun efsane ve masallarından yararlanmıştır. PEN Yazarlar Derneği üyesidir. Nobel Edebiyat Ödülü'ne aday gösterilen ilk Türk yazardır.

Çocukluğu
Yaşar Kemal, Nigâr Hanım ile çiftçi Sadık Efendi'nin oğlu olarak aslen Van-Erciş yolu üzerinde ve Van Gölü'ne yakın Muradiye ilçesine bağlı Ernis (bugün Ünseli) köyünden olan bir aileden dünyaya geldi. Kendi anlatımına göre bir Türkmen köyünde tek Kürt ailenin çocuğu olarak doğup büyüyen Yaşar Kemal, evde sadece Kürtçe köyde ise Türkçe konuşurdu. Ailesi, Birinci Dünya Savaşı'ndan dolayı Adana'nın Osmaniye ilçesine bağlı Hemite (bugün Gökçedam) köyüne yerleşti. Beş yaşındayken, babasının camide öldürülüşüne tanık oldu. Orta okul döneminde çeşitli işlerde çalıştı. Kuzucuoğlu Pamuk Üretme Çiftliği'nde ırgat kâtipliği (1941), Adana Halkevi Ramazanoğlu kitaplığında memurluk (1942), Zirai Mücadele'de ırgatbaşlığı, daha sonra Kadirli'nin Bahçe köyünde öğretmen vekilliği (1941-42), pamuk tarlalarında, batozlarda ırgatlık, traktör sürücülüğü, çeltik tarlalarında kontrolörlük yaptı.

Sanat hayatı

1978 yılındaki yaptığı bir söyleşide sanat çalışmalarına ilkokula başlamadan önce şiirle işe koyulduğunu ve okula başladığında "yaşlı halk şairleriyle çakıştığını" anımsadığını belirtti. İlkokulun son sınıfındayken arkadaşı Aşık Mecit, çok iyi saz çalarken kendisi annesinden ötürü sazı "berbat" çalmaktaydı. Bunun nedenini şu sözlerle dile getirdi:

"Benim saz çalamamamın sebebi var, anam aşık olacağım da diyar diyar dolaşacağım diye saza, aşıklığa düşman olmuştu. Onun tek çocuğuydum ve gözünden ayırmıyordu beni. Okulda, düğünlerde bayramlarda beni hep Aşık Mecitle çakıştırırlardı. Aşık Mecitle Kadirlide bir kahvede bir gece sabaha kadar çakıştığımı şimdi iyice anımsıyorum."

Ortaokuldan ayrıldıktan sonra folklor derlemelerine başladı ve 1940-1941 yılları arasında Çukurovadan ile Toroslardan derlediği ağıtları içeren ilk kitabı olan Ağıtlar, Adana Halkevi tarafından 1943 yılında yayınladı. 1944 yılında ilk hikâyesi Pis Hikâye'yi yayınladı. Bunu, Kayseri'de askerlik yaparken yazmıştı. Bebek, Dükkâncı, Memet ile Memet öyküleri 1950'lerde yayımlandı.

Kemal Sadık Göğceli adı ile çeşitli yayımlarda yazarken Yaşar Kemal adını Cumhuriyet gazetesine girince kullanmaya başladı. 1952 yılında yayımlanan ilk öykü kitabı olan Sarı Sıcak'ta da yer alan Bebek öyküsü burada tefrika edildi.

1947'de İnce Memed'i yazdı fakat yarım bıraktı ve 1953-54’te bitirdi. Romanı yazma nedeni eşkiya olan ve dağda vurulan amcasının oğlunun vurulması olduğunu 1987 yılındaki bir söyleşisinde belirtti. Ayrıca aynı söyleşide, çocukluğunun eşkiyalığın içinde geçtiğini, dayısının "en büyük" eşkiyalardan biri olduğunu, o çevrede 1936'lara kadar beş yüze yakın eşkiya bulunduğunu ve bunlardan birinin de Kurtuluş Savaşı'nda Kadirli'yi ilk örgütleyenlerden olan Karamüftüoğlu ailesinden ünlü Remzi Bey olduğunu söyledi. Remzi Bey'in kendisine, ilk İnce Memed hikayesinde "Çakırdikeni" diye yer alan diken hikâyesini anlattı ve Yaşar Kemal'le "eşkıyalığın felsefesini" yaptı.

Yaşar Kemal'in dünyada ilk kez yayımlanan seri, Bebek öyküsüdür ve önce Fransızcaya, sonra İngilizceye, İtalyancaya, Rusçaya, Romenceye ve diğer dillere çevrildi.

Siyaset

17 yaşından bu yana sosyalist politikanın içindedir. 1961 Anayasası'ndan sonra kurulan Türkiye İşçi Partisi'ne 1962'de katıldı. Emekçi sınıfının tamamen yönetime gelmesini isteyen Kemal, TİP'te sekiz yıl çalıştı ve yöneticilerden biriydi. 1987'deki bir söyleşisinde Türkiye'de bir Marksist partiye ihtiyaç olduğunu belirtmiştir. Aynı söyleşideki "Nasıl bir sol modelden yanasınız?" sorusuna, şu cevabı vermiştir:

"Her ülke sosyalist modelini kendisi kurar. Sovyetlerin 70 yıldır yaşama geçmiş modelini kabul edemeyiz. Yüzde yüz bağımsızlıktır sosyalizm. Kişi bağımsızlığı, ülke bağımsızlığı, politik bağımsızlık, ekonomik bağımsızlık, özellikle de kültürel bağımsızlık... Sosyalizmin başka bir anlamı yok benim için. Bu çağa gelinceye kadar kültürler birbirlerini beslemişlerdir, yok etmemişlerdir. Oysa çağımızda, kültürler kültürleri yok etmek için, bilinçli olarak kullanılmışlardır, emperyalistler tarafından. Benim için dünya bin çiçekli bir kültür bahçesidir; bir çiçeğin bile yok olmasını, dünya için büyük bir kayıp sayarım."

TİP'ten ayrılan yazar, nedenini partinin niteliğini yitirmesine, bürokratların eline geçmesine ve emekçilerden kopmasına bağladı. Sovyetler Birliği çökmesinin, sosyalizmin de çökmesi değil, tam tersine dünya sosyalizminin zaferi olduğunu 1993'teki bir söyleşisinde dile getirmiştir.

Temalar
« Halka kim zulmediyorsa, etmişse, halkı kim eziyor, ezmişse, onu kim sömürmüş, sömürüyorsa, feodalite mi, burjuvazi mi... Halkın mutluluğunun önüne kim geçiyorsa ben sanatımla ve bütün hayatımla onun karşısındayım. [...] Ben etle kemik nasıl biribirinden ayrılmazsa, sanatımın halktan ayrılmamasını isterim. Bu çağda halktan kopmuş bir sanata inanmıyorum. »

Yaşar Kemal'im edebi çalışmalarında halka dönük bir düşünce hakim oldu ve bunu, bir yerde politik düşünce ile birleştirerek yürüttü. Yapıtlarıda halk şiirinde, epopelerde olduğu gibi insan değerlerinden kopmamaya çalıştı. Yaşar Kemal, siyasi görüşü ile sanatının paralel olduğunu, "halk ve doğa"ya inandığını, sanatının proletaryanın çıkarlarının emrinde olduğunu dile getirmiştir.

Yaşar Kemal Kitapları - Eserleri
Teneke
Çakırcalı Efe
İnce Memed 1
İnce Memed 2
İnce Memed 3
İnce Memed 4

Ağacın Çürüğü
Ağıtlar
Ağrıdağı Efsanesi
Al Gözüm Seyreyle Salih
Yılanı Öldürseler
Çıplak Deniz Çıplak Ada
Fırat Suyu Kan Akıyor Baksana

Karıncanın Su İçtiği
Tanyeri Horozları
Demirciler Çarşısı Cinayeti
Yusufçuk Yusuf
Allahın Askerleri
Hüyükteki Nar Ağacı
Zulmün Artsın

Üç Anadolu Efsanesi
Binboğalar Efsanesi
Ortadirek
Denizler Kurudu
Kuşlar da Gitti
Deniz Küstü
Tek Kanatlı Bir Kuş

Filler Sultanı ile Kırmızı Sakallı Topal Karınca
Yağmurcuk Kuşu
Kale Kapısı
Kanın Sesi
Ölmez Otu
Yer Demir Gök Bakır
Gökyüzü Mavi Kaldı

Sarı Sıcak
Yanan Ormanlarda Elli Gün
Nuhun Gemisi
Peri Bacaları
Bir Bulut Kaynıyor
Neredesin Arkadaşım
Sevmek, Sevinmek, İyi Şeyler Üstüne

Baldaki Tuz
Bugünlerde Bahar İndi
Yolda
Yağmurla Gelen
Binbir Çiçekli Bahçe
Pis Hikaye
Kalemler

Ustadır Arı
Bu Bir Çağrıdır
Yüzler
Yaşar Kemal Kendini Anlatıyor
Dağın Öte Yüzü
Beyaz Pantolon
Sarı Defterdekiler

Don Quijote ve Roman Sanatı
Bu Diyar Baştan Başa
Röportaj Yazarlığında 60 Yıl
Yeşil Kertenkele
İnce Memed
Taş Çatlasa
Çukurova Yana Yana

Teneke, Sarı Sıcak, Pis Hikaye ve Ötekiler
Bütün Hikayeler
Memed, mein Falke
Van

Yaşar Kemal Alıntıları - Sözleri
" Keşke zelzelede ölseydik de bu hallere düşmeseydik." (Nuhun Gemisi)
İçinden her şeyi bırakıp kaçmak geldi. Yapamadı. (Beyaz Pantolon)
Kaçamıyordu kimseden, kendini yitirip gitmişti. (Yılanı Öldürseler)
Cehennem yerinde hiç ateş yoktur, herkes ateşini buradan götürür... (Kuşlar da Gitti)
Ve sonra Sait Faik… Yeşil, çocuksu gözleri vardı. Onulmaz öfkesi vardı. Hikayeleri kadar da, kendi kişiliğinin tadı vardı. Küfürleri vardı. Ve İstanbul Sait Faiksiz edemezdi.￼ (Peri Bacaları)
"Oğlum, diyordu.Sen sen ol görünüşe aldanma.
İnsanlar iki yüzlüdür..." (Teneke)

Şu insanoğluna akıl ermez. (Ağrıdağı Efsanesi)
Yeni yüzler, yeni dünyalar görmek onu kendine çekiyordu. Yeni yeni insanlara, yeni yeni şeyler söylemek. (Üç Anadolu Efsanesi)
İnsana ne olursa olsun, başına ne gelirse gelsin, insan umudunu kesmemeli. Yalnız kalmış, umudunu yitirmiş insan yarı ölü bir insandır. Bana kalırsa insan yaratım gücünü hiçbir yerde yitirmemelidir. (Çıplak Deniz Çıplak Ada)
Korku, insanın yerleşmiş, büyük duygularından bir tanesi… Bana göre, insanlar korkuyu inkar ettikçe korkuyorlar. (Ağacın Çürüğü)
İnsan doğar, büyür ve ölür. Sınıf da doğar, büyür ve ölür. Ama büyük insanlık ölmez. Doğada da böyle bir oluşum var. Doğanın parçaları da doğar, büyür, ölürler. (Binbir Çiçekli Bahçe)
Çöplükler, şehirlerin tıpa tıp aynasıdır. (Yolda)
insanın katlandığına dağlar katlanmaz. (Bu Bir Çağrıdır)

"Benim Ustam," dedi, "benim ustamda böyle yapardı.Emek varsa yemek vardır" (Yağmurla Gelen)
“Bir insan ne ka­dar yürekliyse, o kadar korkaktır. Ya da bir insan ne kadar kor­kaksa o kadar yüreklidir. Bunun böyle olduğunu bir insan an­cak seksenine gelince anlar.” (İnce Memed 2)
"Bugünlerde öğretmenlik, doğru dürüst vicdanlı öğretmenlik bir kahramanlık değil mi, bu kadar kıyımdan, sürgünden, zulümden sonra… Ve aldıkları para ayın on beşine kadar yetmezken… Baskı, baskı, baskı… Bugünlerde öğretmenlik yapılır mı?" (Baldaki Tuz)
Tanışmadan görüşmeden bir insan bir ıssız ada gibidir.. (Tek Kanatlı Bir Kuş)
"Susmak sövmektir." (İnce Memed 4)
Çok özlem çeken insanlardır çocuklar (Neredesin Arkadaşım)
Umutsuzluk,kötülüğe karşı savasma gücünü yokeden, kıran en büyük silahtır. (Taş Çatlasa)

---
Kaynak: [Mardin Life](https://www.mardinlife.com/kitap/yanan-ormanlarda-elli-gun-yasar-kemal-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi)