# Yanılsama Zinciri - Erich Fromm Kitap özeti, konusu ve incelemesi

> Yanılsama Zinciri kimin eseri? Yanılsama Zinciri kitabının yazarı kimdir? Yanılsama Zinciri konusu ve anafikri nedir? Yanılsama Zinciri kitabı ne anlatıyor? Yanılsama Zinciri PDF indirme linki var mı?  Yanılsama Zinciri kitabının yazarı Erich Fromm kimdir? İşte Yanılsama Zinciri kitabı özeti, sözleri, yorumları ve incelemesi...

- Kaynak: Mardin Life
- URL: https://www.mardinlife.com/kitap/yanilsama-zinciri-erich-fromm-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi
- Dil: tr-TR
- Yayın tarihi: 2022-05-29T19:00:23+03:00
- Güncelleme: 2022-05-29T19:00:23+03:00
- Yazar: Mardin Life
- Kategori: Kitap
- Görsel: https://cdn.mardinlife.com/2022/05/29/erich-fromm-kimdir-erich-fromm-kitaplari-ve-sozleri-233888.jpg

Kitap Künyesi
 Yazar: Erich Fromm 
 Çevirmen: Akın Kanat 
 Yayın Evi: İlya Yayınevi 
 İSBN: 9789758631292 
 Sayfa Sayısı: 173 
--reklam--
Yanılsama Zinciri Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Erich Fromm çağımızın en önemli düşünürlerinden biridir. En önemli eserlerinden biri olan "Yanılsama Zinciri"ni her okuyuşta yazarın görüş ve düşüncelerini daha iyi anlayacak, dünyayı bilimsel, hümanist ve barışçı bir bakış açısıyla değerlendireceksiniz.

Yazar bir de şöyle der: "Doğacak olan yeni dünyanın var olabilmesi için yeni bir insan tipi oluşmalıdır. Bu yeni insan modeli eski kan ve topraktan doğacak, kendini insanoğlu olarak tanımlayacak, insan ırkına ve yaşama bağlılığı azami derecede yaşayacak bir dünya vatandaşıdır.Memleket sevgisi insanlık sevgisinden ileri gelecek ve toplumla olan bağları nedeniyle çarpıklığa uğramayacaktır."

 
--reklam--
Yanılsama Zinciri Alıntıları - Sözleri
Eleştirinin vazifesi idealleri hor görmek değildir. İdeolojilere dönüştürülmüş olduklarını duyurmak ve söz konusu ideal namına ideoloji ile mücadele etmektir.
Yabancılaşmış toplumdaki bireylerin ihtiyaçları çarpıtılarak zaaflar haline getirilirler.
Lisan ve mantık, bazı yaşantıların bilinç alanında yer almalarını zorlaştıran ya da imkansızlılaştıran süzgecin iki unsurlarıdır. Üçüncü bir unsur duyguların bilinç alanına girmesini engeller ya da eğer girmişlerse onları buradan tekrar çıkartır. Bazı fikirlerin ve düşüncelerin uygunsuz, yasak ve tehlikeli olduğunu ifade eden toplumsal tabulardan meydana gelen bu unsur, bu gruba giren fikir ve duyguları bilinç alanına sokmaz
Frued, toplumsal nevrozlara duyduğu ilgiye rağmen, Marx'a göre farklı düşünmektedir. Marx'a göre insan toplum tarafından şekillendirilen bir varlıktır. Dolayısıyla hastalıkların kökenleri de toplumun çeşitli vasıflarında aranmalıdır. Oysa Frued'a göre insanı ilk başta biçimlendiren şey, aile içindeki deneyimlerdir. Freud, ailenin, toplumun bir unsuru ve temsilcisi olduğu gerçeğine aldırmaz. Toplumsal düzenlerin, söz konusu toplumlar ve bu toplumlardaki bireylerin düşünce ve duygularına yönelik etkilerini araştırmaz. Nitelikle değil nicelikle ilgilenir.
Sigmund Freud'a göre hür insan, annesine olan bağımlılığından kurtulabilmiş insandır.
Sigmund Freud'a göre hür insan, annesine olan bağımlılığından kurtulabilmiş insandır. Karl Marx'a göre ise doğaya olan bağımlılığından kurtulabilen insan hürdür.
İnsani yaşantıların bilinçli olarak fark edilebilmeleri için, farklı duygusal yaşantılar farklı kelimelerle anlatılabilmelidir. Genel bir ifadeyle söylemek gerekirse, sözcük karşılığı olmayan yaşantıların bilinç alanında pek yer almadıkları söylenebilir.
Freud'un hümanizmi ifade etmesi daha çok bilinçaltı alanda olmuştur. Ona göre herkes bilinçaltı fiillere müştereken sahiptir. Dolayısıyla söz konusu bilinçaltını inceledikleri taktirde birbirlerini anlayacaklardır.
O halde son yüzyıllara damgasını vurmuş olan kilise, devlet ve aile otoritesine, bunca mücadeleye rağmen, başka bir itaat şekli ile boyun egiyoruz. Artık kişilere değil, örgütlere itaat söz konusudur. Örgüt üyeleri kime itaat ettiklerini bilmezler. Sadece akılcı ve pratik olan konulara itaat ettiklerini sanırlar. Aslında örgütleri meydana getiren sisteme karşı gelmeleri imkansız hale gelmiştir. Hangi ideoloji olursa olsun, durum böyledir. Oysa baş kaldırmak, en az itaat etmek kadar şerefli bir harekettir.
Herkesin vatanlar icat ettiği bir çağda ön yargısız fikirlere sahip olup çağını aşabilen insanların vatanı her yer ve hiçbir yerdir.
Sigmund Freud sosyal oluşumlara karşı doğal insani dürtülerin yanında yer almıştır.
Yabancılaşmış insanın bir puta ihtiyacı vardır. Bu putu bulmaya çalışır. İşte o anda analizciyle karşılaşır. Çocukluk döneminin iki güçlü kişisi olan anne ve babasının kudretlerini analizciye yükler çoğunlukla. Bu doğrultuda aktarımın içeriği daha ziyade çocukluk dönemine ait olup, şiddeti de yabancılaşmanın derecesine bağlıdır. Aktarım sadece ruhsal analiz esnasında gerçekleşmez. Bunu anlatmaya dahi gerek yok herhalde. Toplumsal hayat dahilinde putlaştırılan politik, dini ve toplumsal idolleri değişik görünümler altında bulabiliriz.
Bolluk içinde yüzüyoruz fakat yaşama sevincinden yoksunuz. Anlam nerede? Hepimiz okuma yazma biliyoruz ve genelde herkes radyo ve televizyonlara sahiptir. Peki yakamızı bir türlü bırakmayan bu can sıkıntısı nereden kaynaklanmaktadır? Bu doğrultuda uzayıp giden ve Batılı yaşam tarzının çelişkilerini, kurgu ve akılsızlıklarını anlatan sayfalar dolusu soru sorabiliriz. Buna rağmen bu akılsızlıkları farkedenlerin sayısı azdır. Çoğu bu hususlara normal gözüyle bakmaktadır. Bunun sebebi ise, eleştirel gücümüzün yetersizliğidir. Zira insanların ve akılsızlıklarını bariz olarak görsek dahi, kendi kendimizi akılcı ve eleştirisel bir filtreden geçirmeyi beceremiyoruz.
Bugüne değin herhangi bir sıradan insandan bile daha az sevme yeteneğine sahipmiş gibi görünüyordun. Bu aşk nasıl olabiliyor? Madem bu kadar aşıksın, kadının fikirleriyle çelişen ilkelerinden neden vazgeçmiyor, fedakarlık yapmıyorsun? Neden daima kendinden ve kendi kaderinden söz ediyor, ama sevdiğin kadının duygularına pek aldırmıyorsun?
--reklam--
Yanılsama Zinciri İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Di vê pirtûkê de Erick Fromm behsa kesayetî, civakê û fikrên Marks û Freud yên li ser vê mijarê kiriye. Cihên wek hev difikirin û cûda difikirin dinivîse û dawiyê jî rexneyên xwe yê li ser mijarê bi awayekî zelal dinivîse. Fromm mijarê razber awayekî gelekî xweş şênber dike. Karakter, karakterên civakî, xwezaya mirov, sawên mirov û sedemên wê li gor fikrên Freud, Marks, sosyalîzm, kapîtalîzmê rave dike. Li gor min kêmaniya vê pirtûkê eve ku bi tu awayî ne erênî ne jî neyînî bi tu awayî behs nekirina Îslamê ye. Nivîskar behsa Freud, Marks, Schiller, Bûda, Hegel, Goethe, Xristiyanî, Mûsevîtî, faşîzm, sosyalîzm, kapîtalîzm, mîtên yewnan, feylesofên yewnanî û gelek kes û îdeolojiyan din dike lê behsa Îslamê nake.
Wekî pirtûka wî ya bi navê " hûnera hezkirinê" min vê pirtûka wî jî gelekî eciband. (Mehmet) 
#sltankeöneriyor: Marx ve Freud’un; insan kavramı ve insan yapısı, insanı yönlendiren hususlar, ruhsal hastalıklar bağlamında birey ve toplum gibi konular üzerine ortaklaştığı ve ayrıştığı noktalar ele alınmıştır. Oldukça zengin bir içeriğe sahip olan kitapta, dünyada gerçekleşmiş olaylar ve olayların insanı getirdiği nokta tartışılmıştır.
Nesnelerin insanlara hükmettiği, sistemlerin insanları ellerinde bir araç olarak kullandığı günümüz dünyasının “insan çağına” evrilmesi durumunun mümkün olma şartları ele alınmıştır.. Goethe der ki: Herkesin vatanlar icat ettiği bir çağda, ön yargısız fikirlere sahip olup, çağını aşabilen insanların vatanı her yer ve hiçbir yerdir... (Sultan Ateş) 
Erich Fromm bu kitabında temelde Karl Marx ile Sigmund Freud'un öğretilerini karşılaştırıyor, bu iki düşünürün öğretilerinin ortak noktalarını ve farklılıklarını ele alıyor. Zengin bir düşünce içeriği olan kitapta aynı zamanda barışın, evrensel düşünmenin, bireyselliğin önemi vurgulanıyor. Erich Fromm yaşadığı dönemin politik, ekonomik ve kültürel sorunlarını anlatırken, bu sorunları tarihsel bağlamıyla ele alıyor. Emek-sömürü ilişkisi ve yabancılaşma kavramı bu iki düşünürün öğretileriyle zenginleştirilerek anlatılıyor. Kitapta Erich Fromm'un düşünce derinliğini ve evrensel insan sevgisini hissedebiliyorsunuz. Popüler kültüre mesafeli olanlara Erich Fromm'un bütün kitaplarını tavsiye ediyorum. (Erol Tekel) 
--reklam--
Yanılsama Zinciri PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Erich Fromm - Yanılsama Zinciri kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Yanılsama Zinciri PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Erich Fromm Kimdir?
Erich Fromm (23 Mart 1900, Frankfurt - 18 Mart 1980), Musevi kökenli Almanya doğumlu Amerikalı ünlü bir psikanalist ve sosyologdur. Ruh bilimine Marksist - Sosyalist ve insancıl yaklaşımın en önemli temsilcilerindendir.
Hayatı 

Heidelberg ve Münih Üniversiteleri'nde toplum bilim ve psikanaliz eğitimleri gördü. 1922 yılında Heidelberg Üniversitesi'nde doktora öğrenimini tamamladı. Münih'te ruh hekimliği ve ruh bilim üzerine ek incelemeler yaptıktan sonra, Berlin Psikanaliz Enstitüsü'nde eğitim gördü ve 1931 yılında mezun oldu.
30'lu yılların başlarında Almanya'da Nazi hareketinin güçlemesi nedeni ile İsviçre'nin Cenevre şehrine yerleşti. 1933 yılında Chicago Ruh çözümleme Enstitüsü'nden aldığı davet üzerine Amerika Birleşik Devletleri'ne gitti. 1934 yılında , 1938'e kadar kadrosunda bir uzman olarak görev aldığı Frankfurt Toplumsal Araştırma Enstitüsü ile birlikte New York'a taşındı. Özel çalışmalarını sürdürdü ve Columbia Üniversitesi'nde öğretim görevlisi olarak çalıştı.
1946 yılında William Alonson White Ruh Hekimliği , Ruh Çözümleme ve Ruh Bilim Enstitüsü'nün kurucuları arasında yer aldı. Yale Üniversitesi , New York Üniversitesi Bennington Koleji , Michigan Eyalet Üniversitesi'nde öğretim görevlisi olarak çalıştı.
1949 yılında Meksika Ulusal Özerk Üniversitesi'nden gelen bir profesörlük önerisini kabul etti ve tıp fakültesi lisansüstü bölümünde ruh çözümleme şubesini kurdu , 1965 yılında emekli olana kadar orada çalıştı.
Emeklilik yıllarını geçirdiği 1980 yılında İsviçre'de öldü.
Marxist ve sosyalist , insancıl dünya görüşünü benimseyen Fromm , batı kapitalizmi ve SSCB komünizmini reddetmiştir.
Biyofili hipotezine olan katkıları, evrimsel psikoloji konusundaki araştırmalara temel sağlamıştır.
Erich Fromm'un çalışmaları birçok dile çevrilmiştir.
--reklam--
Erich Fromm Kitapları - Eserleri
Kendini Savunan İnsan
Sahip Olmak ya da Olmak
Sevme Sanatı
Özgürlükten Kaçış
Barışın Tekniği ve Stratejisi
İnsandaki Yıkıcılığın Kökenleri
İnsandaki Yıkıcılığın Kökenleri (İkinci Kitap)
Freud Düşüncesinin Büyüklüğü ve Sınırları
Hayatı Sevmek
Sağlıklı Toplum
İtaatsizlik Üzerine
Özgürlük Korkusu
Sevginin ve Şiddetin Kaynağı
Umut Devrimi
Psikanaliz ve Din
Psikanalizin Bunalımı
Psikanaliz ve Zen Budizm
Rüyalar, Masallar, Mitler
Çağımızın Özgürlük Sorunu
Marx'ın İnsan Anlayışı
Yaşama Sanatı
Yanılsama Zinciri
Yeni Bir İnsan Yeni Bir Toplum
Erdem ve Mutluluk
Cinsellik ve Cinsel Sapmalar
Tanrılar Gibi Olacaksınız
Olma Sanatı
Sigmund Freud’un Misyonu
İsa Dogması
İnsan Bilgisi ve Hümanist Planlama
Çağdaş Toplumların Geleceği
Psikanalize Yeni Bir Bakış
Toplumsal Bilinçaltının Araştırılması
Dinleme Sanatı
Anaerkil Toplum ve Kadın Hakları
İnsan Olmak Üzerine
Çağımızda Kişilik Sorunu
İnsanlık Başarabilecek mi?
Die Kunst des Liebens
Kendini Savunan İnsan - Ahlak Felsefesinin Psikolojisine İlişkin Bir Araştırma
Psixoanaliz ve Din
Liebe, Sexualität und Matriarchat
--reklam--
Erich Fromm Alıntıları - Sözleri
Ama eğer yaşamıyorsam nasıl erdemli olabilirim? Ve eğer hiçbir şeyin bilincinde değilsem nasıl iyi bir törelbilincim olabiillir? (Yeni Bir İnsan Yeni Bir Toplum)
Peygamber hakikati vahiy eder, Lao-tse ve Buda da böyle yapmıştı. Ancak peygamber aynı zamanda siyasal bir liderdir, siyasal eylem ve sosyal adaletle çok yakından ilgilenmektedir. (Tanrılar Gibi Olacaksınız)
"... anaerkil ilke; hayat, birlik ve huzurdur... anaerkilliğin ilkesi evrenselliktir." (Anaerkil Toplum ve Kadın Hakları)
Cinsel sevgi iki kişilik yalnızlıktır. Oysa sevdiği kişide insan tüm insanlığı, yaşayan ne varsa hepsini sever. (Sevme Sanatı)
Verilen şey yitirilmez, tam tersine sıkı sıkıya tutulan şeylerdir biten ve yok olanlar. (Sahip Olmak ya da Olmak)
İnsanlar yeni tanıştıkları kişiler hakkında ilk anda çoğunlukla doğru olan görüşler elde ederler ve o esnada oluşan karmaşık bireysel işleyişlerin de hiç farkına varmazlar. (Rüyalar, Masallar, Mitler)
Bugüne değin herhangi bir sıradan insandan bile daha az sevme yeteneğine sahipmiş gibi görünüyordun. Bu aşk nasıl olabiliyor? Madem bu kadar aşıksın, kadının fikirleriyle çelişen ilkelerinden neden vazgeçmiyor, fedakarlık yapmıyorsun? Neden daima kendinden ve kendi kaderinden söz ediyor, ama sevdiğin kadının duygularına pek aldırmıyorsun? (Yanılsama Zinciri)
"Bütün dünyayı yargılayan adil olmalı." (Tanrılar Gibi Olacaksınız)
Yoksa zihinsel olarak 20.yüzyılda ama duygusal olarak taş devrinde mi yaşıyoruz? (İnsan Olmak Üzerine)
Erkek kibri neler yapabileceğini, hiçbir zaman başarısız olmayacağını gösterir. Buna karşı kadınlara özgü kibir esas olarak cezp etme ve kendi kendine cazip olduğunu kanıtlama ihtiyacından kaynaklanmaktadır. (İsa Dogması)
Biz neden her ay yeniden âşık olmuyoruz ? Çünkü her ayrılıkta , yüreğimizden bir parça da birlikte ayrılıp gidiyor . Biz neden herkesle arkadaş olmuyoruz ? Çünkü onun kaybı ve mutsuzluğu da bizi derinden etkileyecektir . (Sigmund Freud’un Misyonu)
“karakter insanın kaderidir”. (Çağımızın Özgürlük Sorunu)
Özgür insan ölümü, her şeyden az düşünür; onun bilgeliği, ölüme değil yaşama yoğunlaşmasından doğar (Sevginin ve Şiddetin Kaynağı)
Insan bir nesneye dönüştürülüp nesne gibi yönetildiğinde onun yöneticileri de nesne haline gelir; nesnelerin iradesi yoktur, vizyonu yoktur, planı yoktur. (İnsanlık Başarabilecek mi?)
... canlı bir varlığı acıya tahammül etmeye zorlamaktan daha büyük bir güç gösterisi yoktur. (Cinsellik ve Cinsel Sapmalar)
İnsan nesnelliğini ne ölçüde geliştirirse, gerçeklikle ne ölçüde ilişki kurabilirse, ne denli olgunlaşırsa, içinde rahat edebileceği insancıl bir dünya yaratmaya o denli yaklaşmış olur. (Sağlıklı Toplum)
“Geçmişe yönelik tutum minnettarlık, âna yönelik tutum hizmet, geleceğe yönelik tutum sorumluluk olmalıdır.
Zen’de yaşamak … yolunuza çıkan her şeyi ekonomik ve ahlaki açıdan eksiksiz kullanmak demektir.
Zen’in amacı … eksiksiz bir emniyet ve korkusuzluğa erişmek, esaretten özgürlüğe ilerlemektir.
Zen … akıl değil karakter meselesidir, bu da Zen’in yaşamın ilk prensibi olarak iradeden doğması demektir.” (Psikanaliz ve Zen Budizm)
Artık yabancılaşma yalnızca el emeği ile çalışan insanlarda görülmüyor; yabancılaşma memurlar, pazarlamacılar ya da profesyonel yöneticiler arasında bile hızla yayılıyor. Hatta bunlar belki de basit bir ustabaşından daha çok yabancılaşmış insanlardır. Çünkü bir ustabaşının emeği, yine de beceri, güvenilirlik ve benzeri kişisel özelliklere bağlıdır. Yetenekli bir ustabaşı; kişiliğini, gülümseyişini ve kendi fikirlerini, demin saydığımız insanların aksine, iş sözleşmeleri nedeniyle satmak durumunda değildir. Öte yandan, insanları ve toplumsal değerleri (simgeleri) etkileyip bunları yönlendirmekle görevli kişiler, kendilerini işverenlerine yalnızca becerileri için satmaz. Ayrıca onlardan uyumlu ve "istenilen kişilik tipi"ni taşımaları, rahat yönlendirilip etkilenebilir olmaları da beklenir. İşte bunlara, "örgütlenmiş (organize edilmiş) insanlar" diyoruz. Bu insanların kendilerine özgü belirli bir idealleri yoktur; idealleri, çalıştıkları şirketlerin çıkarları ve idealleri ile aynı olmuştur. Günümüzde bir el emekçisi ile bir masa başı emekçisinin (çalışanının) tüketim kalıp ve davranışlarında bir benzerlik görülmektedir. Çünkü bu insanların hepsi tek bir arzuyla yanıp tutuşmaktadır. O da, daha yeni eşyalara ya da piyasaya çıkan en son şeylere sahip olmak ve bunları kullanıp tüketmek arzusudur. Bu insanlar; edilgen, kabul edici ve tüketicidir. Onlar, yapay olarak yaratılan ihtiyaçlarını tatmin eden eşyaların buyundurukları altına girmiş olan güçsüz insanlardır. (Marx'ın İnsan Anlayışı)
Ve ilerleyen yaşımızla beraber, hayret etme yeteneğimiz de giderek azalır. Genelde önem verdiğimiz husus, her zaman en doğru cevabı vermektir. Ama doğru soruları sormayı bilmek, sanki daha az önemsizmiş gibi gelir bize. (Rüyalar, Masallar, Mitler)
" Çoğa sahip olabilen değil de, çok şey olabilen insan, bütünüyle gelişmiş ve gerçekten beşeri olan insandır." (Çağımızda Kişilik Sorunu)

---
Kaynak: [Mardin Life](https://www.mardinlife.com/kitap/yanilsama-zinciri-erich-fromm-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi)