# Yapı Taşları ve Kaderimizin Çağrısı 2 - Sezai Karakoç Kitap özeti, konusu ve incelemesi

> Yapı Taşları ve Kaderimizin Çağrısı 2 kimin eseri? Yapı Taşları ve Kaderimizin Çağrısı 2 kitabının yazarı kimdir? Yapı Taşları ve Kaderimizin Çağrısı 2 konusu ve anafikri nedir? Yapı Taşları ve Kaderimizin Çağrısı 2 kitabı ne anlatıyor? Yapı Taşları ve Kaderimizin Çağrısı 2 kitabının yazarı Sezai Karakoç kimdir? İşte Yapı Taşları ve Kaderimizin Çağrısı 2 kitabı özeti, sözleri, yorumları ve incelemesi...

- Kaynak: Mardin Life
- URL: https://www.mardinlife.com/kitap/yapi-taslari-ve-kaderimizin-cagrisi-2-sezai-karakoc-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi
- Dil: tr-TR
- Yayın tarihi: 2022-02-13T00:00:46+03:00
- Güncelleme: 2022-02-13T00:00:46+03:00
- Yazar: NASRETTİN GÜNEŞ
- Kategori: Kitap
- Görsel: https://cdn.mardinlife.com/2022/02/13/sezai-karakoc-kimdir-sezai-karakoc-kitaplari-ve-sozleri-150751.jpg

Kitap Künyesi
 Yazar: Sezai Karakoç 
 Yayın Evi: Diriliş Yayınları 
 İSBN: 3002567100239 
 Sayfa Sayısı: 223 

Yapı Taşları ve Kaderimizin Çağrısı 2 Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Bu kitap, 21 Temmuz 1989-5 Şubat 1992 tarihleri arasında, Haftalık Diriliş Dergisi`nde yayınlanan Başyazılar`dan oluşmuştur.

Yapı Taşları ve Kaderimizin Çağrısı 2 Alıntıları - Sözleri
"... durum ne kadar vahim olursa olsun ümitsizliğe kapılmamak gerekir. İnsanoğluna Allah yeni bir çıkış yolunu bulabileceği tükenmez bir yetenek hazinesi bahşetmiştir."
Dışa bakmakla dışa teslim olmak aynı şey değildir. Dışa bakmak, hele çağımızda, yaşamak için zaruridir. İki yüzyıldır dışa bakmıyoruz, adeta körlemesine onu içeri davet ediyoruz.
Dünya tabiatı, tarihi ve insanlığı kirletenlere, materyalistlere insanlığı ve değerleri
sömürenlere mi kalacaktır?
Hayır onlara bu dünya sınavı gereği zaman zaman fırsat verilirse de, nöbet sırası saf ve temiz yüreklere, Allah için çarpan kalplere, merhametle, fedakarlık ve feragatla kendini aradan çıkaran insanlara, ferasete, idrake gelecektir.

YIKIM BİTECEK YAPIM DÖNEMİ BAŞLAYACAKTIR!
Önce, ne olduğumuzu ve ne olmadığımızı, başkalarından nerede ayrıldığımızı yeniden tespit etmeliyiz.
[...] Avrupa'ya ya da Amerika'ya giden bir yurttaşımız orada ezan sesine, camiye, bayrağa memlekette iken duyduğundan çok daha gereksinme duymaktadır. Çünkü memlekette bu manevi değerleri hissetmesi için bir şuura malik olması gerekir. Bu şuur verilmemişse bu manevi atmosferi farkında olmadan solur. Ne zaman ki onun dışına çıkar, nefessiz bir insanın boğuluşu gibi bir his içinde kalır.
Trene bindirdiler, gidiş boyunca bizi ineceğimiz yere alıştırmaya çalışıyorlar. Onların planına göre biz, trenden indiğimizde bambaşka bir topluluk olarak ineceğiz, ya da trenden hiç inmeyeceğiz, son istasyonda tren bizimle birlikte havaya uçup herhava olacak.
İslam Dünyası, Allah'ın kendisine lütfettiği büyük imkanlardan yararlanmadığı için, akıl almaz bir hareketsizlik, etkisizlik içinde çürüyor.
Hitler öldü nazizm ve faşizm yok edildi ama onu yok edenler, aynı kendini üstün görme illetine yakalandılar. Amerikalısı da, Rusu da, Avrupalısı da, Çinlisi de, Yahudisi de bu hastalıktan malüller. Zorla başka halkları yönetimleri altlarına almak ve ezmek istiyorlar.
[...]ne zamana kadar?
Tarihin yeni bir yaprağı çevrilince ye kadar.

Allah'ın gazabı onları yerle bir edecek insani kudretin doğuşu, hakikat kudretinin dirilişi için harekete geçinceye değin.
Bir halk ancak kendi kültür ve medeniyetinin bir atılımı sonucunda başka bir medeniyet çevresi ile ilişkiye girebilir. Yoksa kendi medeniyetini, kültürünü inkar ederek, yıkarak başka bir medeniyet veya kültür çevresine girmeye çalışmanın adı ölümdür, intihardır ve en onursuz bir ölüm ve özürsüz bir intihardır.
İslam'ı sadece bir inanç sistemi gibi görmek ve göstermek, tarihe de, sosyoloji ye de uymayan, realiteyi inkar eden, hayali hakikat sanan, temenniyi gerçek gibi gösteren tarihi bir yanılgıdan başka bir şey değildir.
İslam, çekirdeği iman olan insanlık medeniyeti, hakikat medeniyetidir.
İslam mutlak hükümdarlığı kabul etmez. devletin başında olan kişi ister seçimle ister babadan oğula geçmek suretiyle orada olsun, hareketlerinde İslam düzeninin kuralları ile bağlıdır. İslam'ın idare ve siyaset hukukunda "huruç allesSultan" denilen bir hak vardır. Sultan İslam'ın kurallarını uygulamazsa ona karşı başkaldırı hakkı doğar İslam'ın bu sahadaki bilginlerine göre. Osmanlı devleti'nde de böyleydi.
Düşünelim, o genişlikteki devlette sadece iç güvenliği sağlamak için bugün nasıl bir ağ kurulması gerekir? Telefon, telgraf, telsiz, uçak, otomobil, tren, tank bulunmayan bir çağda at sırtında uçsuz bucaksız ülkelere dağılan az sayıda askerle o düzeni sağlamak elbet mümkün olmazdı. Neydi o düzeni devam ettiren?
[...] Dilleri, mezhepleri, adetleri farklı da olsa, ruhları ve kalpleri aynı dili konuşan ve aynı heyecanlarla coşan, aynı sevinç ve kederlerle kaynayan, TEK BİR MİLLET vardı.
[...]Üst üste yığılıp meydana getirdikleri din, bilgi, ahlak ve sanat zevkinden oluşan manevi alem, insanoğlunun içinde nefes alacağı, yaşayacağı toplum ocağını teşkil eder. İçinde bulunulduğu zaman birçok insanın farkında olmadığı bu alem, maddi bir alem gibi adeta fiziki varlığı olan bir âlemdir ve insan toplumunuda toplum yapan asıl bu göze görünmeyen dünyadır. Dışına çıkıldığı zaman insanın adeta sudan çıkmış balığa döndüğü bir dünya.
[...] Avrupa'ya ya da Amerika'ya giden bir yurttaşımız orada ezan sesine, camiye, bayrağa memlekette iken duyduğundan çok daha gereksinme duymaktadır. Çünkü memlekette bu manevi değerleri hissetmesi için bir şuura malik olması gerekir. Bu şuur verilmemişse bu manevi atmosferi farkında olmadan solur. Ne zaman ki onun dışına çıkar, nefessiz bir insanın boğuluşu gibi bir his içinde kalır.
İslam toplumu kötülük doğsun da ona çare arayalım psikolojisini kabul etmez. Önce kötülüğün hiç doğmamasını ister. Kötülüğü doğuracak şartları taşımayacak bir toplum kurar. Kötülüğe engel olan bütün önlemleri alır. Buna rağmen doğan kötülükleri de ortadan kaldıran işleyen bir mekanizma ya bir hukuk ve toplum düzenine sahiptir.
Ün için menfaat için yiğitlik, kahramanlık yapmakla sırf Tanrı rızası için gösterilen yiğitlik ve kahramanlık arasında mahiyet farkı vardır.

Yapı Taşları ve Kaderimizin Çağrısı 2 İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Diriliş Dergisi 7. Dönem başyazılarının bir arada olduğu bu eser iki ciltlik serinin ikinci kitabı olarak İslam'da devlet mefkuresi özelinde ferd ve cemiyet hayatımızın modernleşme bir nevi ıslahat ve inkılap yoluyla nasıl aslından saparak sahte bir hayata dönüştüğünü anlatıyor.
Hakiki hayat ve memat gayemizin yeniden diriliş yoluyla İslam'a dönüş olması gerektiğini bütün yolları Peygamber Aleyhisselam'a çıkaran tahlil, tenkit, teşhis uslübuyla izah ve beyan ediyor.
İslam'ın hakim dava ve fikir telakkisinin cemiyet hayatında ve ferd planında her zaman miheng olması için de dün yazılan yazılar olmasına rağmen bugünün meselelerine çözümler sunuyor. Velhasıl okunası... (Ömer Faruk Zorlu) 
Sezai Karakoç... Ülkemizde onuruyla varlığını sürdüren, bu toprakların dilini bilerek ve ilkelerinden taviz vermeyerek yaşayan bir hikmet ehli. Baskın politik dilin esiri olmayarak ülkemizin siyasetine yön verme vizyonuna sahip çok kıymetli bir aydın. Bu kitabında da ülkemizin geçtiği politik süreçleri, bu coğrafyanın kaderini etkileyen tüm olayları ısrarlı umudunu kaybetmeyen, güç veren ve müslümanlara, imanın gücüne şüphe etmeksizin inanan bakış açısını sürdürmüş. Anlatımlarında boğucu bir gerçekliği değil bu toprakların ruhu ile yoğrulmuş ince bir dili kullanmayı tabii ki ihmal etmemiş. Okurken ülkemizin politik günceline ve geçmişine dair zengin bir birikime sahip değilseniz çok fazla kitabın içine girmeniz mümkün olmayabilir. Yine de yazarla kurduğum bağ odaklanmaya ve zihnimi zorlayarak anlamaya teşvik etti beni diyebilirim. Ömrün bereketli olsun Sezai Karakoç... (Sena Kübra Çataloğlu) 

Kitabın Yazarı Sezai Karakoç Kimdir?
Rivayetlere göre babası Yasin Efendi'nin Muhammed Sezai adını verdiği, ancak ismi nüfus kayıtlarına yanlışlıkla Ahmet Sezai olarak geçirilen Karakoç, 1933'te Ergani'de dünyaya geldi.

İlkokul ve ortaokulu Diyarbakır ve Maraş'ta parasız yatılı okuduktan sonra, lise öğrenimini Gaziantep'te tamamladı.

Ahmet Sezai Karakoç, liseyi bitirdikten sonra çok istediği felsefe bölümünde okumak üzere İstanbul'a geldi, ancak bu bölüme kayıt yaptırdığı halde, maddi zorluklar nedeniyle girdiği sınavını kazandığı Ankara Siyasal Bilgiler Fakültesi'ne burslu öğrenci olarak yerleşti ve 1955'te Mülkiye'den mezun oldu.
Karakoç, 1959-1965 yılları arasında Maliye Müfettiş Yardımcılığı ve Gelirler Kontrolörlüğü görevlerinde bulundu, vatani görevini yedek subay olarak yaptı, 1973'te memurluk görevinden ayrıldı ve ayrıca 1967 yılında ''İslamın Dirilişi'' adlı kitabından dolayı yargılandı.

Sezai Karakoç Kitapları - Eserleri
İslam
Yitik Cennet
Gün Doğmadan
Monna Rosa - Şiirler 1
Samanyolunda Ziyafet
Düşünceler 1 - Kavramlar

Düşünceler 2 - Kurumlar
Diriliş Muştusu
Ruhun Dirilişi
Diriliş Neslinin Amentüsü
Mevlana
Hızırla Kırk Saat - Şiirler III
Şiirler II - Şahdamar - Körfez - Sesler

Taha'nın Kitabı - Gül Muştusu - Şiirler IV
Ayinler / Çeşmeler - Şiirler VI
Leyla ile Mecnun - Şiirler VII
Ateş Dansı - Şiirler VIII
İslam Toplumunun Ekonomik Strüktürü
Edebiyat Yazıları 1
Edebiyat Yazıları 2

Edebiyat Yazıları 3
Çıkış Yolu 1
Çıkış Yolu 2
Çıkış Yolu 3
Zamana Adanmış Sözler
Yunus Emre
Yapı Taşları ve Kaderimizin Çağrısı 1

Yapı Taşları ve Kaderimizin Çağrısı 2
Unutuş ve Hatırlayış
Tarihin Yol Ağzında -İki Röportaj
Piyesler 1
Meydan Ortaya Çıktığında - Hikayeler 1
Mehmed Akif
Makamda

Kıyamet Aşısı
İslamın Şiir Anıtlarından
İnsanlığın Dirilişi
Portreler - Hikayeler II
Gündönümü
Dirilişin Çevresinde
Fizikötesi Açısından Ufuklar ve Daha Ötesi 1

Fizikötesi Açısından Ufuklar ve Daha Ötesi 2
Fizikötesi Açısından Ufuklar ve Daha Ötesi 3
Armağan
Batı Şiirlerinden
Çağ ve İlham 1
Çağ ve İlham 2
Çağ ve İlham 3

Çağ ve İlham 4
Alınyazısı Saati - Şiirler IX
İslamın Dirilişi
Çağdaş Batı Düşüncesinden
Günlük Yazılar 2 - Sütun
Ölümden Sonra Kalkış
Varolma Savaşı 1

Günlük Yazılar 1 - Farklar
Günlük Yazılar 3 - Sûr
Günlük Yazılar 4 - Gün Saati
Üç Kaside
Körfez
Mağara ve Işık
Sesler

Sezai Karakoç Alıntıları - Sözleri
Ben günah kadar beyazım, o tövbe kadar kara... (Monna Rosa - Şiirler 1)
"İnsan öldükten sonra nasıl dirilecekse, ölmeden önce de dirilebilir." (Günlük Yazılar 2 - Sütun)
İçimde Nuh'un en yeni tufanı
Dünyaya ayak basıyorum yeniden.. (Körfez)
Bir gün öleceğim düşüncesi ve ondan ötesinin muamması, şuurumu alt üst ediyor, kökünden sarsıyor... (Çağdaş Batı Düşüncesinden)
"Siz bilmezsiniz, size anlatmak da istemem. " (Gün Doğmadan)
Divan Edebiyatını tanımayan, divanları okumamış bulunan kişilerin Osmanlı tarihini de hakkiyle bildikleri söylenemez.. (Edebiyat Yazıları 3)

Özgürlük isteyenler, özgürlüğü yok edecek, bağımsızlık! diye bağıranlar, esaretin en koyusuna gömecek öğreti ve güçlerin fedaisi kılınıp cepheye, ölünceye kadar savaş! cephesine sürülüyorlar. (Çağ ve İlham 3)
Selam, gönlü gamlarla dolu olan sana. Selam, tahammül edilmez çileleri yüklenmiş olana! (Armağan)
Anlatacaktım ölümlerini bir sonbahar eşliğinde
Bir kış güneşliğinde
Fakat baktım bu ölüm değil diriliştir
Tabiatı aşan bir bildiriştir
Ne güz ne sarı renk bu göçü anlatır
Bu kan rengi bu kıpkızıl öçü anlatır
Görünüşte kırmızı gerçekte yeşil
Görünüşte öç hakikatte değil
Faninin sonsuzla barışması
Affın mağfiretle yarışması
Yaprağın düşüşü değil bu toprağa (Ölümden Sonra Kalkış)
Namık Kemal’in, bütün batıcılığına ve tanzimatçılığına rağmen, yazılarında kimi kez İslâm birliğinden bahsetmesi ve genellikle İslama karşı saygılı
görünmesi hususu oldu. (Edebiyat Yazıları 3)
Kaç aç varsa hepsi ben
Kaç hasta varsa hepsi ben
Kaç liman önlerinde dönen
İşsiz hamal hepsi ben

Kaç aşktan ters yüz edilmiş
Aşık varsa hepsi ben
Bütün çiçeklerle donanıp
Bütün insanlarla ölen
... (Körfez)
Umutsuzluk geleceği, umursamazlık geçmişi unutturur. (Fizikötesi Açısından Ufuklar ve Daha Ötesi 3)
Bu dünya, kışların geçmesi gibi geçer. Ve öbür dünya, yazların gelmesi gibi gelir. İnsanlar, sararıp toprağa karışan,çöl otları gibi ölürler... (İslam)

İslam dünyası, medeniyet açısından ölüm sularında yüzüyor… (Düşünceler 1 - Kavramlar)
İnkar tutsaklık, inanç özgürlüktür. (Diriliş Neslinin Amentüsü)
“Derdim vardır inilerim.” (Yunus Emre)
Oku okuyabildiğin kadar ölüm dersinden (Taha'nın Kitabı - Gül Muştusu - Şiirler IV)
Tarif edilmez güllerin yankısı gözlerin (Şiirler II - Şahdamar - Körfez - Sesler)
İdealini yitirmiş ruh,
yetersiz beslenen bir vücut gibi, giderek pörsür, solar ve ölür. (Çağ ve İlham 3)
Ne olup ne bitiyor
Gün nereye gidiyor (Alınyazısı Saati - Şiirler IX)

---
Kaynak: [Mardin Life](https://www.mardinlife.com/kitap/yapi-taslari-ve-kaderimizin-cagrisi-2-sezai-karakoc-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi)