# Yarım Kalan Yürüyüş - Mehmet Eroğlu Kitap özeti, konusu ve incelemesi

> Yarım Kalan Yürüyüş kimin eseri? Yarım Kalan Yürüyüş kitabının yazarı kimdir? Yarım Kalan Yürüyüş konusu ve anafikri nedir? Yarım Kalan Yürüyüş kitabı ne anlatıyor? Yarım Kalan Yürüyüş kitabının yazarı Mehmet Eroğlu kimdir? İşte Yarım Kalan Yürüyüş kitabı özeti, sözleri, yorumları ve incelemesi...

- Kaynak: Mardin Life
- URL: https://www.mardinlife.com/kitap/yarim-kalan-yuruyus-mehmet-eroglu-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi
- Dil: tr-TR
- Yayın tarihi: 2022-03-02T06:00:07+03:00
- Güncelleme: 2022-03-02T06:00:07+03:00
- Yazar: Mardin Life
- Kategori: Kitap
- Görsel: https://cdn.mardinlife.com/2022/03/02/mehmet-eroglu-kimdir-mehmet-eroglu-kitaplari-ve-sozleri-165308.jpg

Kitap Künyesi
 Yazar: Mehmet Eroğlu 
 Yayın Evi: İletişim Yayıncılık 
 İSBN: 9789750516597 
 Sayfa Sayısı: 288 
--reklam--
Yarım Kalan Yürüyüş Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Sağcı ve faşist partiler koalisyonu 1. Milliyetçi Cephe hükümeti döneminde, bir laboratuvar yangınından dolayı aranırken 1975'te yurt dışına kaçan Korkut Laçin, iki yıl sonra Uzak Doğu'da birlimanda, onu Portekizli bir gemicinin ölümünden sorumlu tutan arkadaşlarınca bıçaklanır ve ada polisi tarafından Türkiye'ye iade edilir. Olaylar, Korkut Laçin'in cezaevinde 6 yıl yattıktan sonra 20 Temmuz 1983'te, hayatı boyunca koruyup göz kulak olduğu çocukluk ve okul arkadaşı Sedat Bender'i aramak için Çeşme'ye gelişiyle başlar ve 9 gün sonra bir hastane odasında sona erer.
...
(Arka Kapak'tan)

80. Adım adıyla 1996 Uluslararası İstanbul Film Festivali "En İyi Türk Filmi" ve "Uluslararası Sinema Yazarları ve Eleştirmenleri-Fibresci" Ödülleri
--reklam--
Yarım Kalan Yürüyüş Alıntıları - Sözleri
"Acının dili yoktur.
lnsan ya da hayvan, fark etmez; hepsi aynı biçimde bağırır. "
"Sözcüklerle mutlu olup sözcüklerle acı çekmeyeli çok uzun
zaman oldu."
Bir keresinde, 'Beni anlamaya çalışma,' dediğini hatırlıyorum.

Ama onu dinlemedim, anlamaya çalıştım..
Sürekli bir eksiklik duygusu, zaman zaman akla gelen, uysal bir diş ağrısına benzeyen acı: Unutmak buydu.
Sürekli bir eksiklik duygusu, zaman zaman akla gelen, uysal bir diş ağrısına benzeyen acı: Unutmak buydu.
İnsanın hiç affetmediği tek kişi kendisidir.
..hepimiz insanız ve belki de bundan daha büyüleyici bir gerçek, daha gizemli bir sır yok. ..
"İnsanın hiç affetmediği tek kişi kendisidir."
Gülmek tüm insanlık ideallerinin varmak istediği en son noktadır.
İnsanlar tamamıyla kendilerine ait olan ve kimsenin elinden alamayacağı bir
şeyden, o şey değersiz bile olsa vazgeçemezler.
Acının dili yoktur. İnsan ya da hayvan, fark etmez; hepsi aynı biçimde bağırır.
İnsanlar gerçeği değil, görüntüsünü severler.
Gülmek tüm insanlık hayallerinin varmak istediği en son noktadır.
Gülmek tüm insanlık hayallerinin varmak istediği en son noktadır.
"Bazı psikologlar cesaretin, ki cesaret bir anlamda insanın hayatını sürekli tehlikeye atmasıdır, özünde intihar dürtüsü olduğuna inanırlar."
--reklam--
Yarım Kalan Yürüyüş İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Mehmet Eroğlu, başarılı olduğu sularda yüzmeye devam ettiği bu romanında; geçmişin yüklerini polisiye bir kurgu ile dinamik ve gizemli bir şekilde anlatmayı başarmış.

Hep başarılı olduğu edebi becerisini de sık sık göstermekten sakınmamış. Okuyucusuna keyifli bir yolculuk vaat eden bu eseri, iyi edebiyatın peşindeki her okura öneririm. (Erkan Demirci) 
Gülmüşsün Türko, duymuşlar.: Yarım Kalan Yürüyüş, bir grup arkadaşın ve bir cinayetin romanı.

İnsanız biz. Kimi gücün ve güçlünün peşine takılır. Kimi saf cesaretin insanı kör eden ışığının peşine düşer. Kimi de bir sevgi kırıntısının peşindedir. Uzun bir yürüyüş olan ömürde sürekli bir arayış içindedir insan. Neyi aradığını bilir de mi arar, neyi aradığını bilmeden bir yürüyüş müdür bu?

Korkut Laçin çok farklı, kaybedecek bir şeyi olmadığı için sevilmeyen, insanlara her şeyi yapabilecek ve hiç ölmeyecek izlenimi veren bir kahraman. Farklı diyorum çünkü bu güçlü yenilmez kişiliğin altında sevgi isteyen küçük bir çocuk var. Kitap okurken tam belirli bir kişi olmasa da aklınızda biri canlanır. Korkut’u sadece maddesel olarak değil ruhuyla, duygularıyla canlandırabildim okurken. Yalnızlığı, cesareti, sevgisizliği, düşünceleri ile Korkut Laçin benim için unutulmaz bir karakter artık.

Mehmet Eroğlu’nun kalemi o kadar içten ve başarılı ki Korkut’u benimsemem, o kalın kabuğunun altındaki Korkut’u hissetmem için yalnızca birkaç sayfa yetti. Kitap sadece Korkut’dan ibaret değil elbette. Diğer karakterler de insanın en derin ve karanlık yanlarının su üstüne çıkmış haliydi.

İlgiyi canlı tutan bir anlatım vardı kitapta. Sözcükler ve sayfalar bir film izler gibi akıyor insanın zihninden. Karakterlerin psikolojik tahlilleri, kurgu ve işlenişi, edebi olarak dimağda bıraktığı etki çok güzel ve başarılıydı. Tüm kitaplarını okumak istediğim bir yazar Mehmet Eroğlu. Benim gibi ilk kez okuyacaklar için güzel bir başlangıç olacaktır.

Tüm içtenliğimde tavsiye ediyorum bu romanı.

https://www.instagram.com/p/BwC3URlpA3H/?utm_source=ig_share_sheet&igshid=ti03rkmxbfgi (nihal) 
Yarım Kalan Yürüyüş başta isminden dolayı bana yarım kalan bir hayat ya da amacı çağrıştırdığı için okumayı tercih ettiğim bir kitaptı ki ziyadesiyle tahminim doğru çıktı. Yarım Kalan Yürüyüş, kurgusu oldukça güzel ve sürükleyici bir kitaptı. ayrıca varoluşun nedenlerini sorguladığım ve bana birden fazla bakış açısı sunan zengin bir kitaptı. Kitaptaki karakterleri birbirleriyle çatışmaları, diyalogları, kompleks ilişkileri kitabı sürükleyici bir hale getirmişti. Üstelik kahramanımız çok değişik bir insandı ya da kitapta bahsedildiği gibi o kadar "olağandı ki" bize çok değişik geliyordu. Yazar kitapta o değişik karakterin trajik ölümü sırasında ortaya çıkan bir gülüşün gizlediği gerçeği ve varoluşunun gizlerini keşfetmek isteyen bir kurtarıcıyı anlatıyor.

(Kim bir insanı tam olarak anlayabilir? Çünkü insan, gördüğümüz gibi değil, görmek istediğimizle sınırlıdır ve genellikle de gördüğümüzün ve anlatıldığının dışındaki her şeydir. Hele Korkut: "Geçmişi öyle acı vericiydi ki, cesaretini acılarını unutturan bir uyuşturucu gibi kullanıyordu... Aslında onu olağanüstü yapan alışmadığımız kadar olağan olmasıydı.")

Beni saran bir kitap oldu, hayatımdaki bazı değişikliklerden ötürü biraz bitirme sürecim geç oldu ama bu süreçte bile kitabı her elime alıp okumaya başladığımda beni kaldığım yerden yürütebilecek kapasiteye sahipti ve bu durum beni mutlu etti. Ama kitap kurgusu ve üslubu bakımından beni çok etkilemedi yine de kötü bir eser diyemem. İnsanlara, olaylara farklı bakış açıcı kazanmak ve bulunduğunuz durumdan, ruh halinden çıkmak amacıyla okunmak için ideal bir kitap olduğunu söyleyebilirim. (Ebru) 
--reklam--
Kitabın Yazarı Mehmet Eroğlu Kimdir?
Mehmet Eroğlu (d. 2 Ağustos 1948, İzmir) Türk yazar, senarist, romancı.

Yazar, 2 Ağustos 1948 günü İzmir'de dünyaya geldi. Edebiyat öğretmeni olan babası Farik Eroğlu'nun tayinleri sebebiyle ilkokul döneminde birkaç şehir ve okul değiştirdikten sonra İzmir Karşıyaka'daki Ankara İlkokulu'nu 1960 yılında bitirdi. Daha sonra İzmir Maarif Koleji'nde (bugünkü adıyla Bornova Anadolu Lisesi) 7 yıl boyunca kesintisiz olarak yatılı okudu. Liseyi bitirdiği 1967 yılında ODTÜ Müh. Fak. İnşaat Mühendisliği Bölümüne girdi; öğrenciliği sırasında Öğrenci Derneği Başkanlığı yaptı.

1971 yılında üniversiteden mezun olan Eroğlu, mezun olduğu sırada 12 Mart Darbesi sonucu kurulan sıkıyönetim mahkemesinde Dev-Genç Davası nedeniyle yargılanmaya başladı. 1972 yılında dava devam etmekteyken evlendi. İki yıl süren dava sonucunda TCK'nın 141-142 maddesine muhalefetten 8 yıl ağır hapis ve 2 yıl sürgün cezasına mahkûm edildi. Sonuç kesinleşmeden 1974 genel affıyla mahkumiyeti ortadan kalktı. Bu tarihten sonra mühendislik yapmaya ve roman kaleme almaya başladı, 1974 yılında bir kızı dünyaya geldi. 1989 yılında bir devlet bankası olan Turizm Bankası'ndaki 15 yıl sürdürdüğü görevinden siyasi baskılar sonucu ayrıldıktan sonra mühendislik kariyerine ve yazarlığa devam etti. Sadece yazmak ve bir sivil toplum örgütünde gönüllü çalışmak amacıyla mühendislik yaşamını 1999'da noktaladı. 1999'dan bu yana Uğur Mumcu Gazetecilik Araştırmaları Vakfı'nda yazarlık seminerleri vermeyi sürdüren yazar, romanlarının yanı sıra televizyon dizisi ve sinema filmi senaryoları yazmıştır.

İlk romanı Issızlığın Ortasında 1976 yılında tamamlandı ve 1979'da Milliyet Roman Ödülü'nü kazandı ancak 1980 Darbesi sonucunda kitap sakıncalı bulunarak yayınevi tarafından basımına son verildi. Birincisinin devamı niteliğindeki ikinci kitabı Geç Kalmış Ölü de aynı gerekçeyle uzn süre basılamadı. Her iki kitap da 1984 yılında yayımlandı ve ikisi birlikte hem Orhan Kemal Roman Armağanı'na hem de Madaralı Roman Ödülü'ne layık bulundular.

Yazar, 1968 kuşağını anlatmaya "Yarım Kalan Yürüyüş" (1968); "Adını Unutan Adam"(1989) kitaplarıyla devam etti. 1994'te yayımlanan "Yürek Sürgünü" adlı romanından sonra roman yazmaya 5 yıl ara verdi, senaryo yazmaya eğildi ancak senaryo çalışmalarının sonuçlarından memnun kalmadığını ifade etmiştir. 2000 yılından itibaren art arda romanlar yayımlamayı sürdürdü.

Yazar, kendisini "İnsan yaratılışının gölgeli alanlarında boy atan temaları yazan bir yazar olarak tanımlamaktadır."
--reklam--
Mehmet Eroğlu Kitapları - Eserleri
Adını Unutan Adam
Issızlığın Ortası
Kusma Kulübü
Belleğin Kış Uykusu
Düş Kırgınları
Yüz: 1981
--reklam--
Fay Kırığı - 1: Mehmet
Zamanın Manzarası
Yarım Kalan Yürüyüş
İyi Adamın On Günü
Geç Kalmış Ölü
Kıyıdan Uzakta
Fay Kırığı - 2: Emine
--reklam--
Fay Kırığı - 3: Rojin
Yürek Sürgünü
9,75 Santimetrekare
Kötü Adamın On Günü
Meraklı Adamın On Günü
Mermer Köşk
Edebi Aforizmalar
--reklam--
Kendi Hayatında Ölme Vakti
Devlet Adamı ve Güvenilirlik
--reklam--
Mehmet Eroğlu Alıntıları - Sözleri
Sürekli bir eksiklik duygusu, zaman zaman akla gelen, uysal bir diş ağrısına benzeyen acı: Unutmak buydu. (Yarım Kalan Yürüyüş)
"Budalalarla bozuk saatler birbirlerine benzerler," dedim. "Doğruyu bulmaları sadece bir rastlantıdır." (Kusma Kulübü)
"Sözcüklerin önce seslerini, ardından anlamlarını yitirdim; tıpkı ateşin üstüne dökülen su damlaları gibi beynimde buharlaşıp
yok oldular.." (Yürek Sürgünü)
Her insan ,sanki yazgisina hukmedecekmis gibi ,kendi hayatinin en önemli varlığı olmayı dener !!!! (Yüz: 1981)
Işığı perdeleri kapattıktan sonra açtım. (Geç Kalmış Ölü)
"Bazı psikologlar cesaretin, ki cesaret bir anlamda insanın hayatını sürekli tehlikeye atmasıdır, özünde intihar dürtüsü olduğuna inanırlar." (Yarım Kalan Yürüyüş)
--reklam--
"Yalnızlığa katlanamayan birisinin Tanrı’yı kıskanmaya yeltenmesi affedilmez bir budalalık değil mi sence?" (Kusma Kulübü)
Çoğu aşkın büyüsü, cinsel merakın giderilmesiyle sona erer (Fay Kırığı - 3: Rojin)
“Amaçsız bir insan eninde sonunda değersiz insana mı dönüşür? Bizleri insan yapan nedir?” (Belleğin Kış Uykusu)
Yalnızlıkla yoğrulmuş bir ıssızlığın ortasındaydım.. (Kusma Kulübü)
"Anlamını çözdüğümüzde bir işe yaramadığını keşfettiğimiz yararsız bir
bilmece. " (9,75 Santimetrekare)
İnsan kendine acımaktan vazgeçince gerçek acımayı öğreniyor olmalıydı. (Kusma Kulübü)
Geçmişin sessizliği, servi ağaçlarının arasında -belki de her şeye rağmen yaşayabileceğimizi hatırlatırcasına- öylece duruyor. (Kıyıdan Uzakta)
--reklam--
“Ya leyn, ya ayn”
“Karışmış birbirine gecem ve düşüncem, demek. Hatırladın mı?” (Adını Unutan Adam)
Saklamayacaktım: Eninde sonunda her insan kalbi kırık bir palyaço değil midir? (İyi Adamın On Günü)
İnsanın en değerli şeyi özgürlüğüdür. Bu yüzden herkes ona saldırır. (Kıyıdan Uzakta)
Bazen birini o kadar çok severiz ki, kendimizi sevmeyi unuturuz. (Edebi Aforizmalar)
Dilsiz sanılır ama ruh kendini hep beden yoluyla ifade eder (Fay Kırığı - 3: Rojin)
Kendimi zamanın her şeyi unutturan kollarına bıraksam beynimdeki sorulardan kurtulabilir miydim? (Geç Kalmış Ölü)
İnsan mezarının yerini seçince yurdunu da seçmiş olur.. (Zamanın Manzarası)

---
Kaynak: [Mardin Life](https://www.mardinlife.com/kitap/yarim-kalan-yuruyus-mehmet-eroglu-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi)