# Yarının İnsanı - Carl Rogers Kitap özeti, konusu ve incelemesi

> Yarının İnsanı kimin eseri? Yarının İnsanı kitabının yazarı kimdir? Yarının İnsanı konusu ve anafikri nedir? Yarının İnsanı kitabı ne anlatıyor? Yarının İnsanı PDF indirme linki var mı?  Yarının İnsanı kitabının yazarı Carl Rogers kimdir? İşte Yarının İnsanı kitabı özeti, sözleri, yorumları ve incelemesi...

- Kaynak: Mardin Life
- URL: https://www.mardinlife.com/kitap/yarinin-insani-carl-rogers-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi
- Dil: tr-TR
- Yayın tarihi: 2022-08-11T05:00:04+03:00
- Güncelleme: 2022-08-11T05:00:04+03:00
- Yazar: Mardin Life
- Kategori: Kitap
- Görsel: https://cdn.mardinlife.com/2022/08/11/carl-rogers-kimdir-carl-rogers-kitaplari-ve-sozleri-287180.jpg

Kitap Künyesi
 Yazar: Carl Rogers 
 Çevirmen: F. Cihan Dansuk 
 Orijinal Adı: A Way Of Being 
 Yayın Evi: Okuyan Us Yayınları 
 İSBN: 9786054054923 
 Sayfa Sayısı: 345 
--reklam--
Yarının İnsanı Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
İnsan odaklı psikoloji hareketinin kurucusu Carl Rogers'tan temel bir kaynak kitap daha.

 Carl Rogers'ın daha önce yayımladığımız "Kişi Olmaya Dair" isimli kitabında, ondan söz ederken, "Rogers inandığı kuramları sadece terapistlere değil, sokaktaki herkese anlatabilmeyi amaçlar" demiştik. Yazar bu kez de aynı sade dille, "yarının insanını" nasıl yaratacağımızı anlatıyor. Nasıldır yarının insanı? Kendini var ederek nesneler dünyasından sıyrılmayı başaran ve karşısındaki insanı sahiden duyarak onu nesneler arasından çıkaran.

 "Yıllar önce intihar etmiş, çok incelenmiş bir hasta olan Ellen West ile ilgili akademik sempozyumda, Rogers tepkisinin derinliği ve yoğunluğu ile seyircileri irkiltmişti. Ellen West hakkında sanki onu iyi tanıyormuş, sanki West kendini dün zehirlemiş gibi konuşuyordu. Rogers, yalnızca onun trajik biçimde ziyan olmuş hayatına dair üzüntüsünü ifade etmiyor, aynı zamanda onu bir nesneye dönüştüren, kişisel olmaktan uzak ve zihinleri kesin bir tanıyla meşgul olan hekimlerine ve psikiyatrlarına olan öfkesini de dile getiriyordu. Bunu nasıl yapabildiler diye soruyordu Rogers. Keşke bir insanı, nesne olarak görmenin başarılı bir terapiye her zaman engel olacağını bilselerdi. Keşke onunla bir insan olarak ilişki kursalardı, kendilerini riske atsalar, onun gerçekliğini ve dünyasını tecrübe etselerdi, o zaman onun ölümcül yalnızlığını çözebilirlerdi."
-Irwin D.Yalom'un Önsözüyle-

Bu kitabı Rogers 80'lerin başında yazdı. Ancak bugün görüyoruz ki, onun sözleri, sadece bugünün gerçekleri değil, aynı zamanda yarını aydınlatan birer kehanet.
 (Arka Kapak)
--reklam--
Yarının İnsanı Alıntıları - Sözleri
Kendimi bulana kadar başkaları için pek bir şey yapabileceğimi hissetmiyorum.
Aslında belki de günbatımından gerçekten zevk alabilmemizin sebebi, ona hükmedemememizdir.
Sürekli içimde uyanan duygulara, düşüncelere ve hedeflere güvenmeyi öğrendim yavaşça. Bu öğrenmesi kolay bir ders değildi, ancak sürekli ve en değerli olanıydı.
Hepimiz kendimizin en kötü düşmanlarıydık.
Çoğumuz, zihin ile beden, duygular ile akıl arasındaki farkların silineceği, bütünlüklü bir bedende çaresizce bir araya gelmeye çalışan iki ayrı parçadan oluşuruz.
Kısacası, organizmalar hep bir şey arar, başlatır, hep "bir şey peşindedir". İnsan organizmasında bir merkezi enerji kaynağı vardır. Bu kaynak, bütün sistemin -bir parçası olmaktan çok- güvenilir bir işlevidir. Yalnızca organizmanın devamını değil, güçlenmesini de içeren, kendini gerçekleştirmeye, tatmine yönelik bir eğilim olarak basitçe kavramsallaştırılır.
Değer gördüğüm zaman, çiçek açıyorum, büyüyorum, ilginç bir birey oluveriyorum.
Empati, kişinin kimliği olan ayrı ve değer verilen bir kimse olarak var olduğuna dair gerekli onayı sağlar.
Şöyle hissediyordu: hayat ona o kadar gaddar davranmıştı ki, yalnızca iş hayatında değil, aynı zamanda sosyal hayatta ve en acısı da ailesinin içinde hayatını duygu olmadan yaşamaya zorlanmıştı.
Bir başkasında gerçeklikle karşılaşmak ışıltılı bir şeydir.
Yüksek sesle şunu sordum, güvenimizi insan olarak sahip olduğumuz niteliklere ve yetkinliğe mi dayandıracağız yoksa duvarımıza astığımız sertifikalara mı?
Neden bu kadar çok genç insan, hayatı anlamsız ve kafa karıştırıcı buluyor? Kısmen; tutkuyla düşüncenin, duyguyla zihnin ve merakın bir arada var olduğu bir insan olarak yaşamanın mümkün olduğunu bilmedikleri için.
Ruhsal açıdan sıkıntı içinde olduğunuz zaman, birinin sizi yargılamadan, sizin için sorumluluk üstlenmeye, size şekil vermeye çalışmadan gerçekten duymasının müthiş bir his olduğuna şahitlik ederim!
Pekçokları gibi, duygularımı göstermekten korkma tuzağına kapılmıştım. "Ona değer verirsem, bana hükmedebilir." "Onu seversem, ona hükmetmeye çalışırım." Bu açıdan daha az korku dolu olma yolunda çok mesafe kaydettiğime inanıyorum.
Kısacası, organizmalar hep bir şey arar, başlatır, hep "bir şey peşindedir". İnsan organizmasında bir merkezi enerji kaynağı vardır. Bu kaynak, bütün sistemin -bir parçası olmaktan çok- güvenilir bir işlevidir. Yalnızca organizmanın devamını değil, güçlenmesini de içeren, kendini gerçekleştirmeye, tatmine yönelik bir eğilim olarak basitçe kavramsallaştırılır.
--reklam--
Yarının İnsanı İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Hümanistik psikolojinin babası Carl Rogers, bu kitabında ekolünü kendi yaşamından bizlere aktarıyor. İnsanın gelişimine, potansiyeline, ruhuna olan yaklaşımıyla insanı bir makineden ayırmayı ve onu nasıl tam olarak bir insan olarak görebileceğimizi bizlere gösteriyor.

Psikanalizin tanı koymaya dayalı nevrotik bakış açısının insanın gelişimine en büyük engel oluşturduğunu bizlere gösteriyor. Birini o şizofren, o paranoyak, o depresif diye etiketlemek onu insan kategorisinden çıkarmak, onun içindeki potansiyeli yok saymak, tamamiyle hastalığı gözünden görmektir. Hümanistik terapiyi bunlardan faktörlere ve örneklere yer veriyor.

Benim Rogers’tan en önemli öğrendiğim ve hayatımda yavaş yavaş uygulamakta olduğum bir konu var : Dinleme ve Empati. Bir insan ile sohbette onun gerçekten iç sesine kulak verdiğim, duygularını ve fikirlerini ortaya döktüğünde onlara yargılayıcı olmadığım, hatta içinde olup adlandıramadığı duyguları da ona yansıttığım zaman gerçekten çok zengin bir ana şahit olunuyor. İnsanın gerçekten dinleyen ve anlayan biriyle konuşması kendini daha çok insan hissettiriyor ve sonsuz yalnızlıktan çıkarıyor.

Bir arkadaşınız derdiyle geldiğinde ona destek olurken bol bol tavsiye dayayabiliyor, onun göremediği konuları onun yüzüne vurabiliyoruz. Ama Carl Rogers’ın bu tekniğiyle ona müdahale etmeden kendini daha geniş ifade etmesine imkan tanıdıkça, derindeki duygularına ulaşacak sorularla onu karşılaştırdıkça (olabildiğince ima etmeden), insan bir noktada kendini daha iyi kavrıyor ve yoluna nasıl devam edeceğini içinden gelen sesle buluyor. Neler yapması gerektiğini ona direkt söylediğimizde, hatalarını yüzüne vurduğumzda bir gelişim ve aydınlanma söz konusu olmuyor. Bunu gerçek hayatta denemenizi kesinlikle tavsiye ederim.

Kitabın son bölümünde Rogers eğitim sistemi konusunda altın niteliğinde fikirler sunuyor. Türkiye’de hala devam etmekte olan duygulara ve gelişime yer verilmeyen, not ve sıralamaya dayalı geleneksel eğitimin ne kadar sıkıntılı bir sistem olduğunu gözler önüne seriyor. Bunun kendi hümanistik sistemini örneklere ve kanıtlara dayanarak anlatıyor.

Bu konuda düşündüğümde kendisine sonuna kadar hak verdiğimi hissettim. Korku ve sevgi ; bir insana bir şeyler yaptırabilecek iki duygudur. Sonuçta aynı eylem yapılır ama temelde hangisinin olduğu çok şey değiştirir.

İki sevgiliyi ele alalım. Kız oğlanın istediğini onu kaybetme korkusu ile yapmasıyla, onu sevdiği için yapması arasında ciddi bir fark var. Eğitim sisteminde de aynısı söz konusu. Neden sürekli not, ceza ve katı kural üstüne kurulu bir sistemde eğitim görüyoruz. Bizi çalışmaya iten şey neden sevgi değil de korku oluyor.

Carl Rogers sadece teori kurmakla kalmıyor bu konuda imkan verilmesi dahilinde bu hümanistik temelli eğitim sistemini nasıl uygulayacağını detaylaryla anlatıyor. Başta ütopya gibi gelse de sonradan gelenekçi sistemin içinde yetişmekten dolayı zihninizde sınır koyduğumuzu farkettim.

Neyse ki son yıllarda Rogers’ın bu kuramının yavaş yavaş uygulanmaya başladığını görmek beni mutlu ediyor. Tıp fakültesi eğitiminde iletişim becerileri, eleştirel düşünce gibi derslerin olması ve bunun yaygınlaşması geleceğe umutla bakmamı sağlıyor. Umarım bir gün tamamiyle bunun üstüne kurulu bir eğitim sistemini görebiliriz. (Mehmet Altuntaş) 
"Yalnızca insan olarak ilişki kurduğumuzda, ilişkide insan olarak kendimizi riske attığımızda, öteki insanı kendisi olarak yaşadığımızda, derinden faydalı oluruz. Ancak bu şekilde hem danışan hem de terapist olarak yalnızlığın acısını söküp atacak kadar derinden bir buluşma gerçekleşir."

Yarının insanı, aslında hepimizin danışmalarımızda kullandığımız insancıl kuramı anlatıyor. Kuramın ortaya çıkış hikayesi, kuramda yer alan temel kavramlar ve dönemine göre karşılaştığı karşıtlıklar kitabı oluşturan ana tema. Bunların yanında Rogers'ın düzenlemiş olduğu çalıştaylar ve etkileşim gruplarından kesitlere de yer vermiş. Özellikle son kısımlarında insancıl kuramın kuramın eğitime entegresinde geleneksel eğitime karşı verdiği savaş birçok yönden günümüz eğitim sistemindeki çatışmaları çağrıştırıyor.

İnsancıl kuramı ve Rogers'ın bakış açısını daha yakından tanımak isteyenler için okunabilir ve anlaşılabilir bir kaynak (Esma Akyol) 
Otobiyografik kısımları ağır basan bir kitap. Rogers, çoğunlukla vermiş olduğu seminerlerden ve yapmış olduğu terapilerden örnekler vererek hümanistik kuramın gelişimini anlatmış. Psikolojiye ilgisi olanlara tavsiye edebilirim. (Furkan Camcı) 
--reklam--
Yarının İnsanı PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Carl Rogers - Yarının İnsanı kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Yarının İnsanı PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Carl Rogers Kimdir?
Carl Ransom Rogers (Ocak 8, 1902 – Şubat 4, 1987) psikolojide humanistik yaklaşımın kurucularından ve psikoterapi araştırmaları yapan psikologlar içinde en önemlilerinden birisi olarak görülen ABD'li psikolog. Rogers, 20.yüzyılın en çok etkilenilen altı psikoloğundan biri ve Sigmund Freud'dan sonra en önemli klinikçi olarak gösterilmektedir.
--reklam--
Carl Rogers Kitapları - Eserleri
Kişi Olmaya Dair
Yarının İnsanı
--reklam--
Carl Rogers Alıntıları - Sözleri
Hepimiz kendimizin en kötü düşmanlarıydık. (Yarının İnsanı)
Pekçokları gibi, duygularımı göstermekten korkma tuzağına kapılmıştım. "Ona değer verirsem, bana hükmedebilir." "Onu seversem, ona hükmetmeye çalışırım." Bu açıdan daha az korku dolu olma yolunda çok mesafe kaydettiğime inanıyorum. (Yarının İnsanı)
Bir başkasında gerçeklikle karşılaşmak ışıltılı bir şeydir. (Yarının İnsanı)
Kişilerle ilişkilerimde, olmadığım bir şeymiş gibi davranmanın, uzun vadede, faydasız olduğunu gördüm. (Kişi Olmaya Dair)
Kısacası, organizmalar hep bir şey arar, başlatır, hep "bir şey peşindedir". İnsan organizmasında bir merkezi enerji kaynağı vardır. Bu kaynak, bütün sistemin -bir parçası olmaktan çok- güvenilir bir işlevidir. Yalnızca organizmanın devamını değil, güçlenmesini de içeren, kendini gerçekleştirmeye, tatmine yönelik bir eğilim olarak basitçe kavramsallaştırılır. (Yarının İnsanı)
"ben ne zaman içimdeki gerçekliği ortaya çıkarırsam, karşımdaki kişi de o zaman kendi içindeki gerçekliği arayıp bulmayı başarabilir." (Kişi Olmaya Dair)
Bizim kültürümüzde şöyle bir görüş var. "Diğer insanlar da tıpkı benim gibi hissetmeli, düşünmeli ve inanmalı. (Kişi Olmaya Dair)
Yüksek sesle şunu sordum, güvenimizi insan olarak sahip olduğumuz niteliklere ve yetkinliğe mi dayandıracağız yoksa duvarımıza astığımız sertifikalara mı? (Yarının İnsanı)
"Gerçek ilişkiler hayat ve anlam dolu olmanın heyecan veren bir şeklidir." (Kişi Olmaya Dair)
Başkalarının benim için yaptığı değerlendirmeler bana yol gösteremez. (Kişi Olmaya Dair)
Şöyle hissediyordu: hayat ona o kadar gaddar davranmıştı ki, yalnızca iş hayatında değil, aynı zamanda sosyal hayatta ve en acısı da ailesinin içinde hayatını duygu olmadan yaşamaya zorlanmıştı. (Yarının İnsanı)
Gerçekten de olduğun kişi olmak, bir ilişkiyi ve bir hayatı kurtarabilir. (Kişi Olmaya Dair)
Aslında belki de günbatımından gerçekten zevk alabilmemizin sebebi, ona hükmedemememizdir. (Yarının İnsanı)
İyi hayat bir süreçtir, bir oluş durumu değil.
Bir yöndür, bir istikamet değil. (Kişi Olmaya Dair)
Çoğumuz dinlemeyi başaramaz; kendimizi değer biçmeye mecbur hissederiz çünkü dinlemek bize çok tehlikeli gelir. İşte bu nedenle cesaret gereklidir ve bu hepimizin sahip olduğu bir özellik değildir. (Kişi Olmaya Dair)
Sürekli içimde uyanan duygulara, düşüncelere ve hedeflere güvenmeyi öğrendim yavaşça. Bu öğrenmesi kolay bir ders değildi, ancak sürekli ve en değerli olanıydı. (Yarının İnsanı)
Değer gördüğüm zaman, çiçek açıyorum, büyüyorum, ilginç bir birey oluveriyorum. (Yarının İnsanı)
Var olan birey sürekli bir oluş sürecindedir. (Kişi Olmaya Dair)
Kendi benliğine sadık ol! (Kişi Olmaya Dair)
Çoğumuz, zihin ile beden, duygular ile akıl arasındaki farkların silineceği, bütünlüklü bir bedende çaresizce bir araya gelmeye çalışan iki ayrı parçadan oluşuruz. (Yarının İnsanı)

---
Kaynak: [Mardin Life](https://www.mardinlife.com/kitap/yarinin-insani-carl-rogers-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi)