# Yarınki Türkiye - Nurettin Topçu Kitap özeti, konusu ve incelemesi

> Yarınki Türkiye kimin eseri? Yarınki Türkiye kitabının yazarı kimdir? Yarınki Türkiye konusu ve anafikri nedir? Yarınki Türkiye kitabı ne anlatıyor? Yarınki Türkiye kitabının yazarı Nurettin Topçu kimdir? İşte Yarınki Türkiye kitabı özeti, sözleri, yorumları ve incelemesi...

- Kaynak: Mardin Life
- URL: https://www.mardinlife.com/kitap/yarinki-turkiye-nurettin-topcu-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi
- Dil: tr-TR
- Yayın tarihi: 2022-02-18T02:40:31+03:00
- Güncelleme: 2022-02-18T02:40:31+03:00
- Yazar: Mardin Life
- Kategori: Kitap
- Görsel: https://cdn.mardinlife.com/2022/02/18/nurettin-topcu-kimdir-nurettin-topcu-kitaplari-ve-sozleri-155450.jpg

Kitap Künyesi
 Yazar: Nurettin Topçu 
 Yayın Evi: Dergah Yayınları 
 İSBN: 9789759952488 
 Sayfa Sayısı: 344 

Yarınki Türkiye Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Yarınki Türkiye'nin kurucuları, yaşama zevkini bırakıp yaşatma aşkına gönül verecek, sabırlı ve azimli, lakin gösterişsiz ve nümayişsiz çalışan, ruh cephesinin maden işçileri olacaklardır. Bu ruh amelesinin ilk ve esaslı işi, insan yetiştirmektir. Hünerleri hep fedakarlık olan bu hizmet ehli gençler, hizmetlerinin mükafatını da hizmet ettikleri insanlardan beklemiyecekler, sonsuzluğa sundukları eserin sesinin akislerini yine sonsuzluktan dinleyeceklerdir. Yarınki Türkiye'nin kurucuları, millet ve cemaat uğrunda fedakarlıklar kabullenenlerin artık bulunmadığı cemiyetimizde, muhtelif simada insanları şahıslarında birleştireceklerdir. Onlarda Yunus Yavuz'la birleşecek; Sinan Akif'e uzanacak; Ebu Hanife Hüseyin Avni'yi tebrik edecektir. Ve onların eseri olan yarınki Türkiye, şu temellerin üstünde kurulacak: Anadolu'nun toprağından kaynayan bir kan, cemaat için harcanan emek, bin yıllık bir tarih, otoriteli bir devlet ve ebedi olduğuna inanmış bir ruh...

Yarınki Türkiye Alıntıları - Sözleri
Kur'an'ı çok okuyor ve az düşünüyoruz
Olduğumuzla, olmak istediğimiz arasındaki boşluğu doldurma için, kâinat sadece bir vasıtadır.
Îmânsızlık asrımızın hastalığıdır.
Öyle cemiyetler ve öyle insanlar vardır ki, onlar ne yapsalar dinsizdirler, ne olsa ruhsuzdurlar.
Anadolu’nun kurtuluş savaşı, ruh cephesinde henüz yapılmadı.
Bizde henüz insan yok, aydın-cahil, ilerici-gerici var.
"Kur'an'ı çok okuyor ve az düşünüyoruz. Büyük kitap bir musiki güftesi midir? Ne münasebet! Onu karşılayacak kalbimiz mi yok? Buna da inanılmaz."
Gençliğimizin kaybettiği en kıymetli şey, şahsiyet oldu. Bizim zavallı neslimiz, kendi kendisine düşünebilme kabiliyetini kaybetti. Hep başkalarının kafasıyla, kendisine aşılanan bunca zehirlerin, emirlerin kumandasiyla düşünebiliyor.
Cemiyet, düşünmekten nefrer eder; taklitlere, alışkanlıklara can atar.
Yol üstünde yorulup zâhirde yıkılanlar çok.
Nedir bu insan ki hayvanların hepsi ondadır; öyle iken Allah'a götüren yol da ondadır.
İlim âdeta insan zekâsının demir bir örs üzerinde dövüle dövüle asırlar içinde eskimesi, parlaması ve yığılan düşüncelerin parıltısını kazanmasıdır.
Ferdî olarak yaşamasını bilen insan isyana âşıktır; hakkın çiğnendiği yerde, haykırmak ister.
Bir cemiyetin mesut insanları, onun felsefesinin mirascılarıdır.
Gökyüzüne açılan bir kapı aradım,yok.

Yarınki Türkiye İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Klasikler ve romanlardan sonra temayül ettiğim kitapları peyderpey okumaya mesul hissediyorum kendimi. Artık memleketle alakadar kitapları okumalıyım, bilinçli bir vatandaş olabilmek adına.
 Girizgâhta zihnim kısmen hercümerç oldu. Bu kitabı anlama olgunluğuna erişip erişmediğime karar verememiştim fakat şimdi “iyi ki okumuşum” diyorum. Fikir edindim, Türkçeme müspet katkıları oldu ve bu tür kitaplar ürkütmüyor artık beni.

 Neslin gidişatına, inkişafına nasıl katkıda bulunulabileceği, dubaracı cemiyetleri, ferdîn hür olup ruhun kudretini inkâr edenlerden olmaması gerektiğini, inkılâbı garpta değil, kendi tarihimizde aramamız lazım geldiğini Nurettin Hoca dile getiriyor: “Yeniliğin ve inkılâpçılığın gerçek mânası, kendi milli müesseselerimize asırlık olgunluğu kazandırmak olmalıdır; asırlar içinde elde edileni yıkıp devirmek, yok etmek değil.”

 Bütün ümit biz gençlerdedir, gençliğin ise “imanı mübadele olunmuş; gerçek dünyası kalmamış; kalbi kurutulmuş, ümitleri boğazlanmış; korkusu çok, karanlığa katı; hayatı gayesiz, yuvası emelsiz, iradesi bedelsiz, zamanı değersizdir.”

 Ruh cephesinde birbirimize yoldaşlık edip “şu fâni hayatımıza sonsuzluğun sahnesini getirmemizin” zamanı gelmiştir. (Sıla) 
Anadolu'nun Kurtuluş savaşı henüz ruh cephesinde yapılmadı.: Öncelikle, Anadolu düşünce dünyasının önemli mütefekkirlerinden Nurettin Topçu hocamızı rahmetle yad etmek gerekir. Düşünce esaslı ve ağır bir dille yazılmış olması okumamı biraz zorladı. Hocamız yaşadığı dönemin Anadolu'sunun sosyolojik ve psikolojik tahlillerini her açıdan değerlendirmiş ve anadolu insanının kendi benliklerinde neleri taşıdığını, tarihi kişiliklerini, mimaride, edebiyatta, resimde aslında ne kadar da büyük bir kaynağa sahip olduğunu, Batı hayranlığından vazgeçip kendi tarihsel bağlarımızı yeniden tesis edilmesini ancak bu şekilde büyük bir millet olabileceğimizi biz genç nesillere göstermiştir.
Bu dava uğrunda nice üstadlar ömür feda etmişler kulak vermek lazım gelir. (Beytullah) 
Yarınki Türkiye: Yarınki Türkiye ağır bir dille yazılmıştı , yarın gördüğünüz Türkiye nedir , nasıldır ? konulu bir kompozisyon yazdırmıştı edebiyat hocam , sözlüme yüksek verdi allahtan kalıyodum yoksa . Kompozisyonda da değindiğim gibi biz okumayı sevmiyoruz , düşünmeyi , sorgulamayı vs
Bunlar bizim için bir külfet :(
Gelecekte Türkiye’yi en gelişmiş ülkeler arasında görmek istiyoruz şüphesiz hepimiz . Ama bunun İçin yaptığımız hiçbir şey yok . Diyorum ya okumayı , düşünmeyi ,çalışmayı sevmiyoruz en büyük eksiklerimizden biri de bu değil mi zaten ? (Ayşegül Türkkan) 

Kitabın Yazarı Nurettin Topçu Kimdir?
Nurettin Topçu, 1909 yılında İstanbul’da doğdu. Asıl adı Osman Nuri Topçu’dur. Nurettin Topçu’nun babası Topçuzâde Ahmet Efendi Erzurumlu, annesi Fatma hanım ise Eğinlilidir. (Erzincan’ın Kemaliye ilçesinin eski adı) Topçu ailesi Topçuzâdeler diye tanınmaktadır. Dedesi Osman Efendi, Erzurum’un Ruslar tarafından işgali sırasında Türk ordusunda topçuluk yapmıştır, bu lâkap da oradan gelmektedir.

Eğitimi

Nurettin Topçu, öğrenim hayatına altı yaşında Bezmiâlem Velide Sultan Mektebi’nin ana kısmında başladı. İlkokulu Büyük Reşid Paşa Numûne Mektebi’nde okudu.İlkokuldan sonra Vefa İdadisi’nde öğrenimini sürdüren Nurettin Topçu, birinci sınıfta iken babasını kaybetmiştir. Lise tahsilini İstanbul Lisesi’nin Edebiyat Bölümü’nde pekiyi derece ile tamamlamıştır. (1927-28) Mehmet Akif’in medeniyet telakkisini kavramış ve ilmini almak için Akif’in oğlu Asım’ı niçin Batı’ya göndermiş olduğunu idrak etmiş olan Nurettin Topçu, daha iyi bir eğitim alabilmek için Avrupa’da tahsil görmek gerektiğinin farkında olarak liseyi bitirdikten sonra kendi imkanlarıyla Milli Eğitim Bakanlığı’nın açmış olduğu Avrupa imtihanlarına girmiş ve kazanmıştır. Fransa’nın Türkiye’deki liselerin denkliğini kabul etmemesinden dolayı Topçu buradaki eğitimine Paris’teki Bordeaux Lisesi’nde başlamıştır. İki sene sonra Strazbourg’a giden (1930) Topçu, burada üniversite tahsiline başlamış; psikoloji ve güzel sanatlar, genel felsefe ve mantık, çağdaş sanat tarihi, sosyoloji ve ahlak, ilk zaman sanat ve arkeolojisi dersleri almıştır. Strazbourg’da tamamladığı doktorasını 1934 yılında Sorbonne Ünivesitesi’nde vermiştir. Sorbonne Üniversitesi’nde okuyan ilk Türk öğrenci olmuştur. Çalışması Sorbone Üniversitesi Felsefe Jürisi tarafından yılın en başarılı doktora tezi seçilir. Üniversitenin geleneklerine göre birinci olan öğrenciler mutlaka ödüllendirilir. Bunun üzerine yetkili Profesör, Nurettin Topçu’nun yanına gelerek durumu anlatır ve ödül olarak neyi istediğini sorar:

- Efendim, bir altın saat mi? Amerika veya Kuzey Avrupa’ya bir mavi yolculuk mu?

Hangisini tercih edecekseniz onu alacaksınız veya o ülkeye ziyarete gideceksiniz!

Nurettin Topçu, kararlı ve gayet kendinden emin bir şekilde bu soruya şöyle cevap verir:

- Hiçbiri değil!

- O zaman ne istiyorsunuz?

- Sorbonne Üniversitesi’nin giriş ve çıkış kulelerinde yirmi dört saat ay-yıldızlı Türk bayrağının dalgalanmasını istiyorum!

- Derhal bu isteğiniz yerine getirilecektir!

Nurettin Topçu kendine yapılan teklife verdiği cevabı duyan herkes hayret ve hayranlık içinde kalmıştır. Vatan ve bayrak sevgisinin gurbet illerde okuyan bir öğrencinin yüreğinde böylesine yüceldiği az görülmüştür. Ayrıca bu olay, onun düşünce yapısını, vatan ve millet sevgisi ile hayat felsefesini yansıtan önemli bir ayrıntıdır.

Öğretmenliği

Avrupa’dan döndükten sonra 1935 yılında Galatasaray Lisesi’nde felsefe öğretmenliğine başladı. Topçu İzmir’de öğretmenliğinin henüz daha dördüncü yılında, Türk düşünce tarihinde önemli bir yeri olan “Fikir ve Sanatta Hareket Dergisi”ni yayınlamaya başlar. (1939)

Denizli’den sonra İstanbul’a tayin edilen Topçu, Haydarpaşa Lisesi, Vefa Lisesi, Robert Koleji, İstanbul İmam Hatip Lisesi ve İstanbul Lisesi’nde öğretmen iken yaş haddinden emekli olmuştur. Nurettin Topçu, Bergson’dan hareketle hazırlamış olduğu Sezgiciliğin Değeri isimli çalışmasıyla İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi’nde doçent ünvanı almıştır.

Milletimizin son dönemde yetiştirmiş olduğu önemli fikir ve aksiyon adamlarından biri olan Nurettin Topçu’nun hayatını, sık sık idealize ettiği mesuliyet duygusunun yoğun baskısı altında Anadolu’da Türk Milletinin yeniden dirilişinin ilham kaynaklarını arayacak, münevver bir zümre meydana getirmeye çalışmıştır. Bu münevver kadroyla aklın saltanatını yönetimde, eğitimde, sanatta ve bilimde hâkim kılacak bir “Türk Rönesansı”nı gerçekleştirme çabası içerisinde olmuştur. Hayatı, bunun mücadelesi ile geçmiştir. Ahlâk alanında doktora yapmış olan Topçu, imanlı, ahlâklı debdebeden ve gösterişten uzak hayatı, doğru bildiğini söylemekten ve yaşamaktan çekinmeyen tavizsiz karakteri ile örnek bir şahsiyettir. Ömrünü her an büyük mahkemenin huzurundaymış gibi hesap vermeye hazır, hiçbir otoritenin etkisinde kalmaksızın milletinin meseleleriyle ve ahlâk dersi vermekle geçmiştir. Sınıfta, öğretmenler odasında, sokakta, camide, evde, konferans salonunda, kısacası hayatın her alanında ve her aşamasında… Kendisine maddenin ve servetin fethini değil, ruhların fethini gaye ettiği gibi, insanlara da onu hedef olarak göstermiştir. Felsefeden sanata, dinden ekonomiye ve eğitime kadar pek çok sahada kendine has tahlilleri, bakış açıları ve önerileri olan Topçu, hem Batı’yı çok iyi tahlil eden, gözlemleyen ve Batı düşüncesini bilen hem de ailesi ve muhiti dolayısıyla geleneksel yapı ve değerleri tanıyan, bilen ender düşünürlerden biridir. Birçok kaynaktan etkilenmiş olan Topçu’nun eserlerinde bu etkilerin izlerini görmek mümkündür.

Başlıca Eserleri

Yarınki Türkiye, İslam ve İnsan, Ahlak Nizamı, İradenin Davası, Mehmet Akif, Felsefe, Büyük Fetih, Devlet ve Demokrasi, Sosyoloji

Nurettin Topçu Kitapları - Eserleri
Var Olmak
Ahlak Nizamı
İslam ve İnsan - Mevlana ve Tasavvuf
İsyan Ahlakı
Taşralı
Ahlak

Amerikan Mektupları / Düşünen Adam Aranızda
Bergson
Türkiye'nin Maarif Davası
Büyük Fetih
Mehmet Akif
Yarınki Türkiye
Kültür ve Medeniyet

Millet Mistikleri
Felsefe
Mantık
Psikoloji
Sosyoloji
Reha
İradenin Davası / Devlet ve Demokrasi

Varoluş Felsefesi - Hareket Felsefesi
Milliyetçiliğimizin Esasları
Garbın İlim Zihniyeti ve Ahlak Görüşü
Mevlana Ve Tasavvuf
Devlet ve Demokrasi

Nurettin Topçu Alıntıları - Sözleri
"Kötülük bir bilgisizliktir, hiç kimse bilerek kötülük etmez." (İsyan Ahlakı)
Yorgundum; varlıktan sıyrılan bir sonsuzlukta sanki binlerce yıl dinlenmeye muhtacım. (Taşralı)
İnsanlık kadar eski olduğu halde, insanların pek azına nasip olan bu nesne aşktır... (Mehmet Akif)
Kendi tarihlerini tanımayan ve inkâr eden milletler için, yıkılıp yok olma tehlikesi vardır. (Ahlak)
Yumuşak başlı isem, kim demiş uysal koyunum? (Mehmet Akif)
Herkes bir medenî yaşayışa sahip olduğu halde, herkes kültürlü değildir. (Sosyoloji)

kendimden başkasına bağlanmak istemiyorum (Varoluş Felsefesi - Hareket Felsefesi)
Tarih kronolojiden ibaret değildir; olayları zaman sırasına koyarak nakletmekle yetinmez. Onları doğurmuş olan sebepleri araştırır; tenkit süzgecinden geçirilen olaylar arasında sebep-sonuç bağıntılarını meydana çıkarır. (Mantık)
Hamal eşyanızı eve getirdikten sonra çok yorulduğunu söyleyerek pazarlıktan fazlasını koparmak için kapınızda bağırıp çağırmaya koyulur. Ev sahibi hava parası dilenir, kiracı, kirayı ödememek için kırk dereden su getirir. Ve her yerde, her adım başında, meyhanede veya mabed kapısında o klâsik tavırlı, mel’un endamlı profesyonel dilenciler el açıp yalvarırlar: “Allah rizası için!” Allah'ın dilenciliği en çok levm ettiği bir dinin halkı ne kadar da dilencilere düşkün, bunlar ne kadar da hürmetsizce dileniyorlar! (Amerikan Mektupları / Düşünen Adam Aranızda)
Milliyet, en kısa ifadesiyle tarih ve toprak şuûrudur. (Mehmet Akif)
… Allah bir fikir değildir ki, ispat edilsin.” O kendisine bağlanılarak yaşanan bir varlıktır.” (Varoluş Felsefesi - Hareket Felsefesi)
“İnsan için bütün bir ömür kendini aramaktan başka bir şey değilse, acaba sonunda aradığımızı buluyor muyuz? (Millet Mistikleri)
Anadolu'nun kapısını Malazgirt'te açarak bu ülkeyi altıyüz sene bahtiyar Islâm beldesi yapan kuvvet, Alparslan'ın ruhundaki merhametten taşan âlicenâplik hamlesi idi. Asıl fetih bu kalp ve ruh hamlesinindir. Kılıç onda, şâirin elindeki kalemin yaptığından fazlasını yapmış değildir. Haçlı seferlerinde Kudüs'ü elde eden barbar Ingiliz kralı Arslan Yürekli Rişar'ın bu şehirde yediden yetmişe kadar bütün müslümanları kılıçtan geçirmesine karşılık, büyük İslâm mücahidi Selahaddin-i Eyyübi'nin ertesi sene şehri tekrar aldıktan sonra bir tek hıristiyanın burnunu kanatmayışı, bu olayın insanlık âlemine örnek verdiği merhametten fışkırarak haçlılan bu topraklarda perişan eden kuvvet olmuştur. Onlar yine bu kuvvetlerle perişan edileceklerdir. Büyük fethi ebedi yapan kuvvet kılıçla tankın değil, atomdan daha kuvvetli olan ulu ecdadın ruhundaki adalet kuvveti idi. (İslam ve İnsan - Mevlana ve Tasavvuf)

Izdırap dostluğu ne teselli verici şeydir! (Reha)
Hocalık mesleği, şüphesiz ki kitap sayfalarındaki bilgileri gençlerin dimağına aktarmaktan ibaret değildir; hocanın şahsiyetinden körpe ruhlara aşı vermesini bilmektir. (Millet Mistikleri)
Ruh için en yüksek iyilik ve en büyük erdemlilik, Allah'ın bilinmesidir. (Ahlak)
Kanayan bir yara gördüm mü yanar ta ciğerim... (Mehmet Akif)
“Ben bir insanım “ dediğim zaman bu ifadeye girmiş olan “ben…im” kelimesi varlığı ifade ettiği halde “insan” kelimesi öz ifade etmektedir. Yalnız Allah’ta varlıkla öz birleşmiş bulunur, birbirinden ayrılamaz. (Varoluş Felsefesi - Hareket Felsefesi)
Bu insanlar arasında kalbim, sık bir ormanda dolaşan kelebek gibi, ne tarafa uçsa ağaçlara çarpıyor. (Var Olmak)
İnsanın affedilmez şaşkınlığı, düşmanı kendi dışında aramasıdır. (Var Olmak)

---
Kaynak: [Mardin Life](https://www.mardinlife.com/kitap/yarinki-turkiye-nurettin-topcu-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi)