# Yaşam Kullanma Kılavuzu - Georges Perec Kitap özeti, konusu ve incelemesi

> Yaşam Kullanma Kılavuzu kimin eseri? Yaşam Kullanma Kılavuzu kitabının yazarı kimdir? Yaşam Kullanma Kılavuzu konusu ve anafikri nedir? Yaşam Kullanma Kılavuzu kitabı ne anlatıyor? Yaşam Kullanma Kılavuzu PDF indirme linki var mı?  Yaşam Kullanma Kılavuzu kitabının yazarı Georges Perec kimdir? İşte Yaşam Kullanma Kılavuzu kitabı özeti, sözleri, yorumları ve incelemesi...

- Kaynak: Mardin Life
- URL: https://www.mardinlife.com/kitap/yasam-kullanma-kilavuzu-georges-perec-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi
- Dil: tr-TR
- Yayın tarihi: 2022-04-05T10:00:11+03:00
- Güncelleme: 2022-04-05T10:00:11+03:00
- Yazar: Mardin Life
- Kategori: Kitap
- Görsel: https://cdn.mardinlife.com/2022/04/05/georges-perec-kimdir-georges-perec-kitaplari-ve-sozleri-193667.jpg

Kitap Künyesi
 Yazar: Georges Perec 
 Çevirmen: İsmail Yerguz 
 Orijinal Adı: La Vie mode d’emploi 
 Yayın Evi: İmge Kitabevi 
 İSBN: 9789755336176 
 Sayfa Sayısı: 633 
--reklam--
Yaşam Kullanma Kılavuzu Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
On yıl boyunca tasarlanan, iki yılda yazılan, belki bir günde bir solukta okunacak, belki bir haftada hazmedilemeyecek, herkesin istediğini bulabileceği bir yapıt olan Yaşam Kullanma Kılavuzu düzensiz büyük bir düzen ya da son derece düzenli bir düzensizlik... Yani yaşamın kendisi... Edebiyat türleri açısından sınıflandırılması oldukça zor bir yapıt... Betimlemeler, sıradan öyküler, olağanüstü yazgılar, kataloglar, bilgelik dolu egzotik olaylar, mükemmel biçimde tasarlanmış cinayetler, karanlık kara büyüler, mucize bir eski kitap, bir seyahat kitabı, kapsamlı bir sözlük, şefkatin hiç eksik olmadığı bir ironi... Perec'in her şeyi tıkıştırdığı bu kitap büyük bir yapboz! Kaba güldürüyle atbaşı giden barok bir gerçekçilik!

Paris'te kuşaklara yayılan kiracıları ve sahipleriyle bir bina... Bunların parça parça, kat kat yaşamları, kimi zaman ayrıntılarla, bir yığın gereksiz şeyle birlikte ve de gerçek öyküleriyle anlatılıyor. Bu romanda bir servis merdiveninin, bir asansörün bile tarihi vardır. Bunların tümü bir yapboz oluşturur ama bir yapboz hiçbir zaman onu oluşturan unsurların tek tek irdelenmesiyle anlaşılamaz ve parçaların tümü yapbozun nihai amacı konusunda hiçbir fikir vermez. Her parça için gerçekten olası tek bir yer mi vardır? Perec hesapları ve kuralları olan bir yazar olmasına rağmen okuyucuyu kesinlikle rahatsız etmez! 

Şaşırtıcı, olağanüstü bir çağdaş romanın bilinçli, sistemli bir biçimde örüldüğü bu binaya girmek dünya seyahati yapmaktır! Başınız dönecektir belki ama roman bittiğinde çok hafiflemiş hissedeceksiniz kendinizi. 
--reklam--
Yaşam Kullanma Kılavuzu Alıntıları - Sözleri
Fiziksel acıyı yeterince tanıdığımı sanıyorum. En kötüsü insanın ruhunun ölmekte olduğunu hissetmesidir ...
Göz, yapıtta kendisi için hazırlanmış yolları izler.
... kesin gerçeğin yakalanması hayali bir umuttur ...
“Fiziksel acıyı yeterince tanıdığımı sanıyorum.
En kötüsü insanın ruhunun ölmekte olduğunu hissetmesidir…”
... ben artık bu yalan yaşamı sürdürme gücünü, acı çekmemize ve umut etmemize olanak veren müthiş enerjiyi nefretten mi yoksa aşktan mı aldığımız sorusunu kendi kendime sormayı uzun zamandır bırakmış durumdayım.
Kendini ıskalayan bu bakışta boşluktan daha şiddetli bir şey, yalnızca gurur ya da nefretten ibaret olmayan bir şey vardı, korku gibi, çılgınca bir umut gibi, yardım çağrısı gibi, tehlike gibi bir şey vardı.
Bu proje baştan sona denetim altında tutulacak, buna karşılık kendisini ona adayanın yaşamını bütün ayrıntılarıyla yönetecekti.
Kendisini ıskalayan bu bakışta boşluktan daha şiddetli bir şey, yalnızca gurur ya da nefretten ibaret olmayan bir şey vardı, korku gibi, çılgınca bir umut gibi, yardım çağrısı gibi, tehlike gibi bir şey vardı.
Kimi zaman dayanılmaz bir hüzün çökerdi içine; başkalarını, artık gitmiş olanları, yaşam ya da ölüm tarafından yutulmuş olanları düşünürdü o zaman...
Aynı zamanda sonsuzu ve geçici olanı arıyorum.
Merdivenlerden, bir zamanlar orada yaşamış olanların gizli gölgeleri geçiyor.
Biraz suçlu olmadan gerçek bir iş başarılamaz.
--reklam--
Yaşam Kullanma Kılavuzu İncelemesi - Şahsi Yorumlar
TUZAĞA DÜŞTÜK!!: Nereden başlayalım?:)

Plaine Monceau Semtinde, 17. Arrondissement'da, Médéric, Jadin, De Chazelles ve Léon Jost sokaklarının oluşturduğu dörtgeni yanlamasına kesen Simon Crubellier Sokağı'nın aşağı yukarı ortasındaki binadayız.

 Serdik bütün parçaları önümüze. Elimizdeki yapboz tamamen bitince anlam kazanacak, biliyoruz.

Tıpkı Perec'in söylediği gibi, tek kişilik bir oyun değil yapboz. Çünkü o, yapabileceğimiz her yerleştirme hareketini daha biz oyuna başlamadan hesaplamış hatta kararlaştırmış. Bütün kombinasyonları incelemiş.

Daha başlarda öyle bir tasvir yeteneğiyle karşılaşıyoruz ki, Perec'in o hiçbir ayrıntıyı atlamayan zihninin alnından öpmek geliyor içimizden.

Başta söylediğim gibi nereden başlamak lazım acaba. Çünkü kitabın sonunda (553. sayfada) binanın bir planı yer alıyor. Baştan itibaren daire daire, oda oda, en ince ayrıntısına kadar tasvir ettiği mekanları, bu planlara bakarak zihnimizde canlandırmamız daha kolay olacak.

Kitabın başında da Jules Verne'in muhteşem bir sözü var;
"BAK, BÜTÜN GÖZLERİNLE BAK. "
Zira başka türlü; odalar, tablolar, kirişler, duvarlar, küllük, kitap, rom şişesi, lavabodaki açılır kapanır iskembe, bilekteki bileklik, patates soyucu, Vergi Hukuku kitabı...hatta ve hatta sol elin işaret ve baş parmağı arasında tüten sigaraya kadar, atladığı hiçbir ayrıntı olmadığını ancak bu şekilde anlamaya yaklaşabiliriz. Eminim yerde, duvar dibinde bir karınca olsaydı, hayal dünyasında, renginden kaç bacağı olduğuna kadar her şeyi tek tek, hiç atlamadan yazardı.

Bu kadar ayrıntı ne işimize yarayacak, diyebilirsiniz. Aslında bence bütün bu detayları zihnimizdeki resme oturtmamız çok ama çok zor. Buna rağmen belki bir yerinden yakalayacağımız bu parça,tüm diğerleri gibi, yapbozumuzun şekillenen ilk kısmı olabilir.

92 yıllık bir zaman dilimini 99 bölüme sığdıran altı kısıma ayrılmış bir kitaptan söz ediyorum. Içerisinde sayısız öykü, sayısız hayat, sayısız insan, sayısız eşya ve sayısız detayla acayip bir düzensizlik barındırıyor.
Bize gereksiz gibi görünen her şeyin on yıl boyunca tasarlanmış olduğunu bilmek, tahammül eşiğimizi bir nebze daha yükseltiyor. Önce çerçeveyi çizip (ne kadar mümkünse artık) sonra iç dizaynın keyfine varmak gerekiyor. Yer yer gülerek, gömülerek en çok da sorgulayıp anlamaya çalışarak. Elimizden gelenin kesinlikle en iyisi bu.

Ilk kısımda ayrıntının ayrıntısının tasvirlerini okuyoruz. Tamamına yakını mekan ve eşya tasvirleri. Mesela bir ilk yardım çantasının içerisindeki hidrofil kompreslerden anlatmaya başlıyor ta ki kaç yıl garantili olduğuna kadar. Sürücü avadanlığı mı dersiniz kampçılar için kamping konteyneri mi, gördüğü hiçbir şeyi atlamıyor.

Sürekli tasvir okumak oldukça zorlayıcı. Fakat kitabın bölümlere (99 bölüme) ayrılmış olması en azından zorluğu parçalara ayırmamızı sağlıyor.

Ikinci kısımdan itibaren kişilik tasvirlerine ışık tutan kısa öyküler yoğunlaşıyor. Bunca karmaşanın içerisinde duygu yüklü bir şeyler de var mıdır acaba derken Sven Ericsson'un öldürdüğü Elizabeth de Beaumont'un hikayesiyle karşılaşıyorum. Birbirlerine yazdıkları mektuplar, aradığımdan çok daha fazlasını sunuyor bana.

Nelerle karşılaşacağımızı önceden kestirmemiz çok zor.
Mesela Üç Adam Tarikatı bunlardan biri. Katılmak için ne yapmamız gerekli acaba?:) 2020 yılında hepimiz katılmış olacakmışız çünkü. Şaka bir yana ayrıntının ayrıntısını mı arıyorsunuz?
Doğru adrestesiniz.

Beş yüz değişik limanda, beş yüz değişik manzara yapmak için yola çıkan Bartlebooth'un hikayesinden, resimli tabakta tasvir edilen sütlü kakao içmeye hazırlanan ropdöşambrlı adama, hatta Dinteville Usulü Çağanoz Salatasına kadar daldan dala konarak ilerliyorsunuz. Çok farklı ve bağımsız parçaların arasında gezinip duruyorsunuz.

Mesela 50. bölümde oldukça keyifli bir polisiye öykü karşımıza çıkıyor. Skandal ve intihar arasına gerilmiş bir ip gibi. O ip, Zeitgeber'in mi boynuna dolanıyor, yoksa okurun mu, bilemiyorsunuz..

Hadi, biraz daha zorlayalım hayal gücümüzü; Binbir Gece Masallarına, Sultan Şehriyar'a ne derdiniz?
Ya da duvarda asılı olan besmelenin, anlamıyla birlikte tasvir edilişine?

Dile gelecek olursak, büyük çoğunluğu, sonuna 'var' sözcüğünü getirerek tamamlayabileceğimiz türden isim cümleleri. Geniş zamanda yapılan tasvirler, şimdiki zamanda geçen olaylar, dilek-şart kipleri derken, rahatsız edici olmayan ama karmakarışık bir zaman çıkıyor ortaya.

Franz Kafka'dan Marcel Proust'a, Stendhal'dan James Joyce'a kadar otuz edebiyat devinden hafifçe değiştirilmiş alıntılar içerdiği , kitabin hamiş kısmında belirtilen metinin dili, onca karışıklığa rağmen akıcı.
Kitabın her sayfasında başka bir öyküyle karşılaşmanız mümkün. Içerisinden bambaşka hayatların fışkırdığı böyle bir kitaba daha önce rastlamamıştım.

Çözdük çözdük çözdük..bütün parçaları yerleştirdik, son bir tane kaldı geriye. Bitirdik mi?..
Hayır! Tuzağa düştük..

"Tarih 23 Haziran 1975 ve saat akşamın sekizine yaklaşmakta.."
Madam Berger için de, Cinoc için de, Matmazel Crespi ve Doktor Dintevelli için de.

Herkes için kitabın sonu.

Özellikle yapbozun başında ölen Bartlebooth için. Elinde eksik olan son parça var. Yapbozdaki son boşluk X şeklinde ama Bartlebooth'un cansız parmakları arasında bir W var..

Dedim size, tuzağa düştük! Başa dönüyoruz..

Keyifli okumalar..:) (Liliyar) 
Yaşam Kullanma Kılavuzu, OuLiPo (Ouvroir de Littérature Potentielle - Potansiyel Edebiyat Atölyesi) grubunun üyesi George Perec’in başyapıtı ve dünya edebiyatında yazılmış en sıradışı metinlerden biri. Hayatını, öncesinde suluboyayla çalıştığı resimleri önce yapboz haline getirip sonra tekrar yok etmeye adayan bir baş karakteri ve onun yaşadığı binanın hikayesini anlatıyor kitap. Her ne kadar bu yapboz meraklısı kahramanımıza baş karakter desem de aslında kitabın baş karakteri Paris’in bir sokağındaki bu apartman. Perec bu apartmanın ve dairelerinde oturanların 1933-1974 yılları arasındaki hikayelerini -aslında bir gün içinde- anlatıyor. Kitap dili itibarıyla kolay okunuyor, sade bir anlatıma sahip. Sadece kitapta çok fazla karakter ve her karakterin hikayesiyle ilgili çok fazla detay var. Ayrıca yalın ve basit cümlelerle de olsa oldukça fazla mekan ve obje tasviri mevcut. Alışana kadar tüm bu detaylar biraz yoruyor ama alışınca inanılmaz keyifli bir okuma oluyor. Perec, bir sürü karakteri ve bunların hikayesiyle ilgili birçok detayı ince ince oya gibi işlemiş ve nerdeyse birbirine görünmez iplerle bağlı bu hikayeleri olağanüstü bir incelikle kurgulamış. Kitap boyunca, birbirinden enteresan karakterlerle bambaşka dünyalara yolculuk ediyorsunuz adeta, bir dünyadan alıp bir diğerine götürüyor sizi yazar ve her biri öyle sürükleyici, eksiksiz inşa edilmiş, okuru içine alan dünyalar ki bunlar, tam biten hikayeye üzülüp etkisinden nasıl çıkacağınızı düşünürken sıradakinin etkisi altında buluyorsunuz kendinizi. Bu kadar fazla muazzam hikayeyi nasıl kurgulamış, bunca detayı nasıl düşünmüş, aklında tutmuş ve bu kalınlıkta bir kitapta tekrara düşmeden ama hiçbir şeyi de atlamadan nasıl böyle bir ağ ortaya çıkarmış, ince detayları okurun gözüne gözüne sokmadan ama onu yoracak kadar da zorlamadan, bu kadar ustalıklı nasıl serpiştirmiş, nasıl kurguya dahil etmiş, hayran kalmamak mümkün değil. Edebiyat dehası gerçekten Perec ve aynı zamanda belli ki sıradışı bir hayal gücüne sahip. Benim en sevdiğim kitaplardan biri oldu. Öncesinde Perec’in tarzını ve dünyasını anlamak açısından Şeyler’i okumak iyi bir fikir. Yaşam Kullanma Kılavuzu’nu okuyacak olanlara, okurken mutlaka karakterler ve onların hikayeleriyle ilgili not almalarını tavsiye ederim. Her edebiyatseverin okuması gereken bir başyapıt. (İpek Dadakçı) 
Beyin fırtınası yaratan çok keyifli bir kitaptı. Dikkatli olmazsanız ne zaman karakterlerden bahsediyor ne zaman bir resmi betimliyor kaçırabilirsiniz. (Zhk T) 
--reklam--
Yaşam Kullanma Kılavuzu PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Georges Perec - Yaşam Kullanma Kılavuzu kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Yaşam Kullanma Kılavuzu PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Georges Perec Kimdir?
Şaşırtıcı özgünlükteki yapıtlarıyla, anlatı üslubuna ve şiire getirdiği yeniliklerle edebiyat dünyasında ayrı bir yer edinen Georges Perec, 7 Mart 1936'da Paris'te doğdu, 3 Mart 1982'de Ivry'de öldü. Neredeyse tüm yaşamı boyunca Paris'te yaşadı. İkinci Dünya Savaşı'na katılan babası 1939'da öldürüldü. Almanlar Fransa'yı yavaş yavaş ele geçirirken, Perec akrabaları tarafından kırsal bölgeye götürüldü. 1942 yılı sonlarında Paris'te kaybolan annesinin de daha sonra Auschwitz'de ölmesiyle, altı yaşında öksüz kaldı ve halasıyla eniştesi tarafından büyütüldü. Yahudi kökenli oluşunu ve anne babasını savaşta kaybetmesini hiçbir zaman açıkça irdelemese de, bunlar yapıtlarında alttan alta her zaman var olan unsurlar oldu.

Perec eğitimini tamamladıktan sonra, bazı dergilere yazılar yazmaya başladı. 1965'te ilk romanı Les Choses. Une histoire des années soixante (1965; Şeyler - Altmışlı Yılların Bir Hikayesi, çev.: Sevgi Tamgüç, Metis Yay., 1998) ile Renaudot Ödülü'ne layık görüldü. O tarihten itibaren birbiriyle hiçbir benzerlik taşımayan yirmiden fazla kitap yayımladı.

Perec, 1960'ta Raymond Queneau ve François Le Lionnais tarafından kurulan, Paris merkezli OuLiPo'nun (Ouvroir de Littérature Potentielle-Potansiyel Edebiyat Atölyesi) üyelerindendi. Italo Calvino, Harry Matthews, şair ve matematikçi Jacques Roubaud'nun da üyesi olduğu, matematik, mantık ya da satranç gibi başka alanlardan biçimsel olarak yararlanan, edebiyatı bu alanlardan ödünç aldığı yeni yapılar ve örneklerle genişletmeye çalışan OuLiPo'nun başını çeken edebiyatçılardan biri oldu. 

Perec, romanlardan toplu çapraz bulmacalara, denemelerden taşlamalara, şiirlerden sözcük oyunlarına çeşitlilik gösteren yapıtlara imza attı. Tersinir sözler, evirmeceler, sözcük oyunları Perec'in yapıtlarından hiç eksik olmadı.

1969'da hiç "e" harfi kullanmadığı La Disparition (Kayboluş) adlı romanı yazdı. Kayboluş bir adamın ortadan kayboluşunun hikâyesidir ve adamın kaybolduğu dünyada "e" harfi de kaybolmuştur, ancak romanın hiçbir karakteri dildeki yer değiştirmelerin, benzetmelerin, tahrif etmelerin ve böyle bir evrenin boşluğu doldurmak için giriştiği sonu gelmeyen hilelerin farkına varmaz. Böyle bir dünyada arkadaşları Anton Ssliharf'i boşuna arar ve birer birer yok olurlar.

İnsanın yaşadığı ortamı keşfe çıkan Perec, kimi zaman sivri dilli bir alaycılıkla, kimi zaman da takıntılı bir yöntemcilikle romanlar yazdı. Özel hayatı konusunda her zaman ketum olsa da, yapıtları otobiyografik unsurlarla doludur. 1973 yılında yazdığı La Boutique Obscure, 1975'te kaleme aldığı W ou le souvenir d'enfance (W Ya da Bir Çocukluk Hatırası, çev.: Sosi Dolanoğlu, Metis Yay., 2001), 1978'de yayımlanan Je me souviens, otobiyografik özellikleri daha öne çıkan yapıtlarıdır.

Perec'in en önemli yapıtlarından biri de, 1978'de yayımlanan ve Medici Ödülü'ne layık görülen La vie mode d'emploi'dır (Yaşam Kullanma Kılavuzu, çev.: İsmail Yerguz, Yapı Kredi Yayınları, 2001). 

Harflerle ve sözcüklerle oynamayı çok seven Perec, dili neşeli bir oyun ve keşif alanına, kapıları şiire olduğu kadar derin felsefi düşüncelere de açılan bir laboratuvara çevirmiştir.
--reklam--
Georges Perec Kitapları - Eserleri
Uyuyan Adam
Şeyler
Kayboluş
Doğdum
Bahçedeki Gidonları Kromajlı Pırpır da Neyin Nesi?
Bir Paris Semtinin Tüketilme Denemesi
W ya da Bir Çocukluk Hatırası
Saraybosna Suikastı
Yaşam Kullanma Kılavuzu
Paralı Asker
Harikalar Odası
Mekan Feşmekan
Ellis Adası
Karanlık Dükkan
Ücret Artışı Talebinde Bulunmak İçin Servis Şefine Yanaşma Sanatı ve Biçimi
Olağan-içi
Her Durumda Yapmam Gereken Şeylerden Bazıları
Cantatrix Sopranica L. ve Diğer Bilimsel Yazılar
Kış Yolculuğu
Doğdum
Kış Yolculuğu ve Peşindeki Öyküler
İncelikli Go Sanatını Keşfetmeye Çağıran Küçük Kitap
A Void
--reklam--
Georges Perec Alıntıları - Sözleri
her şey, herkes tehditkar hale geliyor. geçtiğim yerlerin hepsi bana yabancı. (Karanlık Dükkan)
servis şefinizin karşısına geçmiş alçak sesle yaşam koşullarınızın yavaş yavaş bozulmakta olduğunu anlattığınızda sizi sempatik ve neredeyse heyecanlı bir dikkatle dinlemeyeceğini ve size gelecekte bir ücret artışı umudu vermeyeceğini düşünmeniz için hiçbir neden yoktur (Ücret Artışı Talebinde Bulunmak İçin Servis Şefine Yanaşma Sanatı ve Biçimi)
bir servis şefi astlarından birini hiçbir zaman tebrik etmez. (Ücret Artışı Talebinde Bulunmak İçin Servis Şefine Yanaşma Sanatı ve Biçimi)
Yaşamak hoşuna gidecek mi? Evet desene. Evet ve yine evet. Güneşte yürümenin hazzı, yağmurda yürümenin hazzı, yolculuğa çıkmanın, yemenin hazzı. Yüzmenin. Tren sesi duymanın? (Paralı Asker)
Saat dördü beş geçiyor. Göz yorgunluğu.
Sözcük yorgunluğu. (Bir Paris Semtinin Tüketilme Denemesi)
Binet, kralın perukacısı
Rigaud'ya bir tablo ısmarladı.
Ressam bu işten hiç memnun kalmadı
Çünkü küçümserdi fırçası tarakları
Ama Rigaud, peki ya olmasaydı
Modellerin perukları
Ne renkleri kalırdı ne ruhsarları
O vakit çok arardın perukacıları! (Harikalar Odası)
"Zaman geçiyor, ama sen saati bilmiyorsun..." (Uyuyan Adam)
Herkes ayağa kalkar ve hiçbir şey ol­maz. (Doğdum)
Geçtiğim yerlerin hepsi bana yabancı. (Karanlık Dükkan)
Küçük bir şişe Vittel su içiyorum oysa dün kahve içiyordum (bu durumun meydan üzerinde dönüştürücü bir etkisi var mı?) (Bir Paris Semtinin Tüketilme Denemesi)
"Dönüşsüz bu gidiş uzak kadere teslim hep başka kıyılara doğru sürükleniriz bari bir gün sonsuz sularında senelerin demirleyemez miyiz ey göl daha bir sene anca geçti aradan doyamadığı maruf dalgaların başında bak oturduğu taşta yapayalnız bir adam benim o bir başıma." (Saraybosna Suikastı)
Ey edebiyat! Senin o kutsalların kutsalı süreklilik aşkın yüzünden ne ezalar, ne cefalar çekiyoruz!... (Bahçedeki Gidonları Kromajlı Pırpır da Neyin Nesi?)
Anlam ortada aslında. Ortada ama az ya da çok uzağımızda. Az ya da çok bulanık, az ya da çok muğlak ama orada. (Kayboluş)
"Yatak: Tanımlanmamış tehdidin meskeni, tezatların meskeni, fani haremleriyle dolu yalnız bedenin mekânı, arzuya yasak mekân, bağlılığın umulmadık mekânı, düşün ve ödipal özlemin mekânı:

Ne mutlu uyuyabilene korkmadan kahırlanmadan
O heybetli, o kutsal yatağında babanın
Soyundan gelenlere hem beşik hem mezar olan.

José Maria de Heredia
Trophées" (Mekan Feşmekan)
Nasıl ulaşmalı sıradan olana, basit olana, gündelik olana, olağan olana, her gün olup bitene? (Ellis Adası)
Birçok şey değişmemiş, yerinden bile hareket etmemiş (harfler, semboller, çeşme, toprak alan, banklar, kilise vb.), ben de aynı masada oturuyorum (Bir Paris Semtinin Tüketilme Denemesi)
“Arkanda maskeler var. İçinde hiçbir şey yok . Yaşama arzusu. Ölme arzusu.Bir boşluk hissi , hoyrat bir anlayışsızlık .Ya sonra ? ” (Kayboluş)
“Mışıl mışıl uyumak burnumda tütüyor. Dalmak, uyumak, top patlasa duymamak istiyorum. Ama imkânsız.” (Kayboluş)
İnsan bir ad, bir sözcük istiyor. Haykırmak istiyor: Çözümü bulduğunu, bunalımının kaynağına indiğini haykırmak istiyor. Bu abuk sabuk karmaşık laf yığınından sıçrayıp çıkmak, bu sözcük bataklığından kaçıp kurtulmak istiyor insan. Ama artık bir sıçrama taşı da yok, tutunacak bir dal da. Hayal gücünün dibini boylamaktan başka yol yok. Bir başlangıç noktası yakalamak istiyor insan: Ama bütün noktalar çok uzaklarda, çok bulanık...

"KAYBOLUŞ" GEORGES PEREC️ (Kayboluş)
Her yapıt başka bir yapıtın aynasıdır. (Harikalar Odası)

---
Kaynak: [Mardin Life](https://www.mardinlife.com/kitap/yasam-kullanma-kilavuzu-georges-perec-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi)