# Yaşama Sanatı - Ayhan Aydın Kitap özeti, konusu ve incelemesi

> Yaşama Sanatı kimin eseri? Yaşama Sanatı kitabının yazarı kimdir? Yaşama Sanatı konusu ve anafikri nedir? Yaşama Sanatı kitabı ne anlatıyor? Yaşama Sanatı PDF indirme linki var mı?  Yaşama Sanatı kitabının yazarı Ayhan Aydın kimdir? İşte Yaşama Sanatı kitabı özeti, sözleri, yorumları ve incelemesi...

- Kaynak: Mardin Life
- URL: https://www.mardinlife.com/kitap/yasama-sanati-ayhan-aydin-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi
- Dil: tr-TR
- Yayın tarihi: 2022-09-28T02:00:05+03:00
- Güncelleme: 2022-09-28T02:00:05+03:00
- Yazar: Mardin Life
- Kategori: Kitap
- Görsel: https://cdn.mardinlife.com/2022/09/28/ayhan-aydin-kimdir-ayhan-aydin-kitaplari-ve-sozleri-321924.jpg

Kitap Künyesi
 Yazar: Ayhan Aydın 
 Yayın Evi: Pegem Akademi Yayıncılık 
 İSBN: 9786054282784 
 Sayfa Sayısı: 272 
--reklam--
Yaşama Sanatı Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Bu kitap insan düşüncesinin ufuklarına doğru yapılan gizemli bir yolculuğun öyküsüdür. En eski mitolojik anlatılardan günümüz sanat ürünlerine dek yaşamı ve insanı konu alan onlarca başyapıttan damıtılmış bir sevda öyküsü... Buna insanın var olma sevdası da denebilir. Zor, acılı, keyifli, alaycı, içtenlikli, onurlu, korkusuz ve şiirsel bir dille anlatılmış bir öykü ya da şöyle diyelim: İnsana, var olma sanatını insanca anlatan bir insanlık manifestosu.

--reklam--
Yaşama Sanatı Alıntıları - Sözleri
İnsan yaşamın sorumluluklarından kaçarsa, seçme hakkından ve özgürlükten de kaçıyor demektir. Bu gidişin doğal sonucu, fareli köyün kavalcısının sürüsüne katılmaktır.
Hayatı kaybetmekten daha kötü bir şey vardır:Hayatın anlamını kaybetmek.
"Acı çekmek bilinçliliğin tek kaynağıdır."
Dostoyevski
...
Sonra dedim ki, söz ver kendine
Denizleri seviyorsan dalgaları da seveceksin.
Sevilmek istiyorsan, önce sevmeyi bileceksin.
Uçmayı seviyorsan, düşmeyi de bileceksin.
Korkarak yaşıyorsan, yalnızca hayatı seyredersin.
Öyle bir hayat yaşadım ki, son yolculukları erken tanıdım.
Öyle çok değerliymiş ki zaman
Hep acele etmem bundandı,
Anladım...
Nasıl kalsiyum eksikliği kemik gelişimini olumsuz yönde etkiler, kişiyi zayıf ve güçsüz bırakırsa, sevgisizlik de insanı edilgen, kırılgan ve sayrılıklı yapar.
"Bilinç derecesinde her artışla, umutsuzluğun yoğunluğu da aynı artış oranında artar. Bilinçlilik ne kadar çoksa umutsuzluk da o kadar yoğundur.
Kierkegaard
Bahçıvan bir gül fidanını besleyebilir de, kurutabilir de; ama onun gül fidanı değil de, bir meşe palamudu olmasına karar veremez.
“Bahçıvan bir gül fidanını besleyebilir de, kurutabilir de; ama onun gül fidanı değil de, bir meşe palamudu olmasına karar veremez.”
Fromm'a göre ortalama insan kısaca yaşadığı toplumun ürünüdür. Kendi ürünü olan tek insan, yapıcı karakterli insandır.
--reklam--
Yaşama Sanatı İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Kitapta bir çok konudan söz ediliyor. Ağırlıklı olarak sevgi, saygı, merhamet, güven gibi insanlarla beraber yaşamanın anahtarları olan konular işlenmiş. Yazar apaçık ufkumuzun genişletmeyi hedeflemiş. Bir çok konuda yazara katılıyorum. Çünkü insan olabilmemiz için oluşması gereken durumlara önemle vurgu yapmış. Tarihin ilk dönemlerinden bugüne kadar bir çok iyiliği, sevgiyi, düşünmeyi konu alan farklı hikayelerle hayatımıza yön vermek amaçlanmış olmalı.
 Teoman Karadeniz adında bir yazar der ki: “Amacım insanların benim gibi düşünmesi değil; benim gibi, düşünmesi”. Müthiş bir vurgu! Ayhan hoca da aynı konuya vurgu yapıyor. Toplumumuzda herkes edindiği bilgiyi olduğu gibi kabul ediyor. Hiç mi hiç sorgulamıyor. Hâlbuki inancımızda bile ilk emir “İkra/oku!” değil midir? Öyleyse neden okumuyoruz? Neden araştırmıyoruz? Neden sorgulamıyoruz? M. Arnold der ki: ”Fazla hırs ve çok az beyin… İşte dinozorlar neslinin tükenme nedeni. Bence düşünmememiz eğitim sistemimizin dayattığı bir şey. Sistemimiz tüm öğrencileri tek tipleştiriyor. Herkesin aynı düşünüp, başka fikirlere kafa yormamasını istiyor sistem. Neden? Çünkü sistemin başındakiler devrilebilir de ondan. Sonra da “Neden gelişmiyor bu ülke?” gibi sorular artıyor. Milyonlarca öğrencinin okul okuması ya da üniversite mezunu olması ülkemizin gelişmiş olduğunu, ülkemizde kültürlü insanların çok olduğunu göstermez! Çünkü küçüklükten farklı düşüncelere kapatılan beynimiz büyüdükten sonra farklı düşünme ihtiyacını duymaz. Ve üniversite öğrencisi dört yıllık eğitiminde bir kitap bile okumaz. Neden okusun? Sistem okumasını istemiyor. Sistem farklı düşünmesini istemiyor. Çok karşılaştım üniversitede, sınıf ortamında: herhangi bir konu hakkında fikrimi söylediğimde sınıfta gülüşmeler oluyor ve hocalarım da pek söz hakkı vermiyor fikrimi söylemek istediğimde. Neden? Çünkü müfredata göre bugün işlediği konu bitmeli! Tartışma olursa konuyu bitiremez. Çok komik bir durum. Aynı zamanda utanç verici. Eğitim sistemimizin olumsuz yönleri konusunda çok doluyum. Çünkü bizim yararımıza olan tek bir şey bile eğitim sistemimizde göremiyorum. Sisteme girdiğimiz anda, yanlış başlıyor. Çocuğu 6 yaşında, altı bezli halde okula gönderiyor sistem. Bilimsel olarak da kanıtlandı. Sabah saat ondan önce insanların öğrenme düzeyi çok düşük. Saat 10-11’den sonra algılarımız daha açık. Bizde ise aklı yatakta kalan 6 yaşındaki çocuklarımızı okula gönderiyoruz. Ve bu nesilden bir şeyler bekliyoruz. Okula böyle başlatan bir sistem nasıl devam ettirilebilir ki? Hal böyle iken yeni nesilden yeni şeyler, yaratıcı işler, farklı düşünceler beklemek mantıklı olmaz. Walter Lipmann’ın bizi çok iyi anlatan bir sözü vardır: “Herkes aynı şeyi düşünüyorsa, hiç kimse fazla bir şey düşünmüyor demektir”. Konfüçyus: “Unutmayın; sorgulamayan yaşam, yaşamaya değmez… Düşünmek beynin hastalığıdır.”.
 Eflatuna iki soru sormuşlar:1.insanoğlunun sizi en çok şaşırtan davranışları nelerdir? Eflatun tek tek sıralamış: Çocukluktan sıkılırlar ve büyümek için acele ederler. Ne var ki çocukluklarını özlerler. Para kazanmak için sağlıklarını yitirirler ama sağlıklarını geri almak için para öderler. Yarından endişe ederken bugünü unuturlar. Dolayısıyla ne bugünü nede yarını yaşarlar. Hiç ölmeyecekmiş gibi yaşarlar ancak hiç yaşamamış gibi ölürler. Sıra gelmiş ikinci soruya: Peki sen ne öneriyorsun? Bilge yine sıralamış: kimseye kendinizi sevdirmeye kalkmayın. Yapılması gereken tek şey sadece kendinizi sevilmeye bırakmaktır. Öyle değil midir? Neden çok sevilmek amaç olsun? Biz zaten insanları sevip işimizi iyi yaparsak seviliriz. Ayhan hoca der ki ”Bir insan bir konudan çok bahsedip kendini övüyorsa o adamın o konuyla ilgili sıkıntısı vardır.” Çok doğru. Toplumda “ben ülkemi çok seviyorum, ben bayrağımı çok seviyorum, ben Türküm, ben yüceyim, ben uluyum…” diye çok konuşan insanlara bakıyoruz ki askerlik yapmamış. Trajikomik. Halbuki ülkesini en çok seven işini en iyi yapandır dememiş midir Atatürk? İlk önce işimizi iyi yapmalıyız. Sonra insanlar bizi zaten sever de sayar da.
 Yeryüzündeki en büyük ve insanı insan yapan değerlerden biri sevmek ve sevilmektir hiç şüphesiz. İnsanları sevmek ve bu sevginin karşılığını bulmak kadar kıymetli ve güzel bir duygu yoktur hayatta. Sevmek ve sevilmek duygusu bir birey için çok şey ifade eder. Seven insan merhamet ve acıma gibi insani duygulara da sahip bir insandır. Sevebilen insan insanlara yardım eder, empati kurma yeteneğine sahip olur. Az önce de belirttiğimiz gibi sevebilmek insani bir özelliktir. Hiçbir insanı ve hiçbir şeyi sevemeyen bir kişi insanlığını yitirmiş olur. Her ne kadar sevmek kıymetli ise sevilmek de kıymetlidir. Sevilen insan kendini önemli ve değerli hisseder. Sevilen insan sevmeyi de öğrenir. Hem sevmek hem de sevilmek insani değerler ve bireylerin mutluluğu açısından oldukça önemlidir. Sevmek ile ilgili B.Pascal diyor ki ”Sevmeye başlayınca bambaşka bir insan olduğumuzu anlarız.” Aynı zamanda R.Necdet Evrimer de sevilenin sevenden daha mutlu olduğunu diyor. Gerçekten de hayat sevince güzel.
 İnsanlara içinizden geldiği şekilde rol yapmadan gülümsediğinizde onlarında size güldüğünü göreceksiniz. Yüzünüzü asarsanız çevrenizdeki insanlar da yüzlerini asacaklardır. Tıpkı aynanın karşısındaki yüz ifadenizin aynısının size dönmesi gibi… İçten bir gülümseme, insanlar tarafından kabul edilmenizi sağlar. Ne kadar samimi olduğunuzu ortaya koyar. Size içten davranan insanlara güvenirsiniz. Güven hisleri aranızda sevgi bağlarının oluşmasını sağlar. İçten bir gülümseme bu güven hislerinin oluşmasının en etkili yollarından biridir. Güler yüzlü insanlar, mutluluk hisleriyle yaşarlar. Asık suratlı olan insanlar servet sahibi olsalar bile huzur ve mutluluk adına istedikleri sonuca ulaşamayacak ve çevrelerinde kimseyi bulamayacaklardır. İnsanın sosyal zekasının güçlü olması, güler yüzlü olmasını gerektirir. Olumlu ve etkili iletişim içten bir gülümsemeyle başlamış olur. İletişimde devamlılığı sağlar. Kitaptaki ‘Mutlu Prens’ hikayesinde kuşun insanlara yardım ettikçe mutlu olduğunu, gülümsediğini ve içinin rahatladığını görüyoruz. Heidegger’e göre insanın dünyasal varoluşu endişe ve kaygıyla mayalanmıştır. Bireyin bu tür olumsuz duygulardan ve kişisel anlamsızlık gibi sorunlardan kurtulmak için yapması gereken tek şey, insanlarla ilgilenmektir. İlgi varlığın tüm gizil güçlerini ortaya çıkarmasının ön koşuludur. “Çok malınız olmayabilir ama gülümseyen bir simaya sahipseniz hayat da size gülecek şikayet etmeden huzurla yaşayabileceksiniz” demiş bir yazar.
 Sonuç olarak kitabın genelinde gerek filmlerle, gerek kitaplarla okuyucunun ufkumuz açılmaya çalışılmış, belki de hiç düşünmediği olaylar karşısında düşünmeye sevk edilmiştir. Gerçekten insanın düşünce ufkunu genişleten sorular hayatın anlamını bir kez daha düşünmemize yardımcı olmaktadır. Fromm’un da dediği gibi ‘Hayatı kaybetmekten daha kötü bir şey vardır; hayatın anlamını kaybetmek’. Bunun yanında kitap hayatın anlamı üzerine düşünmemizi sağlıyor. Hayatın anlamını kaybetmek demek; neden yaşadığını bilmemek demektir. Neden yaşadığını bilmeyen bir insan hayatta neler yapması gerektiğini bilemez. Geçenlerde bir yerde okuduğum şu söz aklımın bir köşesinde yer edindi. ‘Rotası olmayan gemiye hiçbir rüzgâr yardım edemez’. Onun için biz de hayatta kendimize ait bir rota belirlemeliyiz ve bu yolda sağlam düşüncelerle ilerlemeliyiz. İleride arkamıza dönüp baktığımızda boş geçen bir ömür değil, ne kadar yol kat ettiğimizi görmeliyiz.
 Kitap bana çok şey kattı. En önemlisi ise insanları, bizden farklı olanları sevebilmeyi öğretti kitap. Bu kitapla farklı bakış açılarına sahip olduğumu kesinlikle diyebilirim. Ufkum açıldı başka bir deyişle. İyi ki okumuşum ve iyi ki bire bir yazarla, Ayhan Aydın hocamla tanışıp öğrencisi olmuşum. Yazardan çok şey öğrendim. Eğitim hayatımda bir eğitici olarak öğrendiklerimi elimden geldikçe, kendimi daha çok geliştirip öğrencilerime aktarmayı planlıyorum. İnşallah istediğim olur. Bunun için daha çok çalışmam gerektiğini de biliyorum. Herşeyden önce farklı olacak olan öğrencilerime, diğer öğrencilerime baktığım gibi saygı ve sevgiyle bakmam gerektiğini biliyorum. Bunu başaracağıma inanıyorum. Çünkü biliyorum ki “Beni ben yapan, benden olmayandır!”
Saygılarımla…
Yazar: PROF.DR. AYHAN AYDIN
TANER ÇİÇEK (Seyyâh Ubeydالله) 
Hem klasik kitaplardan hem filmlerden hem felsefeden bahseden harika bir kitap. Kısa kısa olması sizi sıkmıyor. Keyifle okudum. Insana yaşamanın bir sanat olduğunu ve yaşamı bir sanata dönüştürmenin elimizde olduğunu, kendi sanatımızın sanatçısı olduğumuzu gösteren bir yapıt. (D') 
“Farklı konulara değinip, her konuda insan doğasına bir şeyler katan, değindiği konularda dünyaca tanınmış yazarlara, düşünürlere ve onların felsefelerine yer vererek okura ilham verici denemeler sunan, gayet akıcı bir dille yazılmış olup her okurun verim alacağını düşündüğüm nadide bir eser... (Metin İşcan) 
--reklam--
Yaşama Sanatı PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Ayhan Aydın - Yaşama Sanatı kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Yaşama Sanatı PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Ayhan Aydın Kimdir?
Ankara ve Hacettepe Üniversiteleri mezunu olan yazar, İngilizce ve Eğitim Bilimleri alanında yüksek öğrenim görmüştür. Bir süre İngilizce öğretmeni olarak görev yapan Aydın, bu dönem içinde bir yandan lisansüstü öğrenimini sürdürürken öte yandan M.E.B.’in çeşitli komisyon ve kurullarında görev almıştır. Doktora öğreniminden sonra Hacettepe Üniversitesi Eğitim Fakültesi’nde part-time öğretim elemanı olarak çalışmıştır. Halen Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Eğitim Fakültesi’nde öğretim üyesi olarak çalışan yazar ayrıca Eğitim Bilimleri Bölüm Başkanlığı görevinde bulunmaktadır. Kendisini kısaca yaşamsever olarak tanımlayan yazarın 80 dolayında yayınlanmış makalesi, ayrıca ikisi araştırma kitabı olmak üzere (M.E.B. Merkez Örgütünde Yetki Devri Sorunu, Milli Eğitim Politikaları ve Şuraları) toplam 10 yayımlanmış kitabı vardır. Yayımlanmış kitapları şunlardır: Sınıf Yönetimi, Eğitim Psikolojisi, Felsefe: Düşünce Tarihi, Eğitim Sevgidir, Yaşama Sanatı, Yaşadığımız Dünya, Hayat Neden Güzeldir, Eğitim Hikayedir (Derleme), Öğretmen Yetiştirme ve Eğitim Fakülteleri (Ortak Yazarlı). Yazar psikoloji ve felsefeye ilgi duymakta ve bu alanlarda ürünler vermektedir.
--reklam--
Ayhan Aydın Kitapları - Eserleri
Eğitim Sevgidir
Hayat Neden Güzeldir
Yaşama Sanatı
Mutluluk...
Felsefe Düşünce Tarihi
Yaşadığımız Dünya
Eğitim Hikayedir
İnsanca Varolma Sanatı
Sınıf Yönetimi
Düşünce Tarihi ve İnsan Doğası
Eğitim Psikolojisi
Yaşamın ve Sevginin Anlamı
Gelişim ve Öğrenme Psikolojisi
Umut
--reklam--
Ayhan Aydın Alıntıları - Sözleri
İnsan kendi yaşamından sorumlu olmayı öğrenemediği sürece insanlaşamaz. (Eğitim Sevgidir)
Bazı insanlar hayvanları öldürmenin bir spor hatta sanat olduğunu düşünürler. Oysa öldürmekle sanat ve spor kavramlarını bir arada kullanmak bile sakıncalıdır... Çocuklarımıza ilk öğretmemiz gerken doğru; bütün canlıların yaşama hakkına sahip olduğu gerçeğidir... Çünkü hayvanların ölümü karşısında kayıtsız kalmayı başaranlar, insanların ölümüne de kayıtsız kalmayı başarıyorlar! (Eğitim Hikayedir)
Yaşamın bir ilkesi ya da yasası yoktur. Her şeyin değeri göreli ve kişiseldir. Onu ancak siz bilebilirsiniz. Size kaça mal olduysa onun değeri odur. (İnsanca Varolma Sanatı)
Huxley, Cesur Yeni Dünya kitabını, insanlığı kendi ürünü olan toplum biçimine karşı uyarmak amacıyla yazmıştır. (Yaşadığımız Dünya)
"Boş bir adamın ne olduğunu düşünmek bile insana ürtüntü verir." diyor Aristoteles (Felsefe Düşünce Tarihi)
Sınıfta öğrenci sayısının genel olarak 30'un üstünde olması, istenmeyen bir durumdur. (Sınıf Yönetimi)
Kötülük insanın bencil ve yıkıcı bir istenci sonucudur. (Düşünce Tarihi ve İnsan Doğası)
Sosyal yaşam bir sıçan yarışı gibidir. İnsanlar numaralanmış, sayılaştırılmış ve sınıflanmıştır. Tek tek bireyler olarak değil, etnik ve dinsel kökenlere veya sosyo ekonomik değişkenlere göre sınıflanan insanlar, bunların nedenleri üzerinde düşünmekle değil, sıralamada üstte olmaya çalışmakla yükümlüdürler. Çünkü altta kalanların canı çıkar. Dolayısıyla modern yaşamda paylaşma ve dayanışma yerine, çekişme ve rekabet vardır. (Eğitim Sevgidir)
Birey, içinde yaşadığı toplumun değerlerine uygun bir kişilik yapısı geliştirebilmek için, öncelikle kendini ve toplumu tanımalıdır. (Sınıf Yönetimi)
Başkalarının sorunlarına ilgi duymayan ve onlarla ilgilenmeyen insanlar, asla yeterince insanlaşamazlar. (Eğitim Hikayedir)
"Hırsız, aç olduğu için fırından ekmek çalan değil, hayatın amacını ve diğer insanların geleceğini çalan hırsızdır." (İnsanca Varolma Sanatı)
Ortaçağ felsefesine göre insanın kötülüğe karşı koyması, aslında kendini, doğaya karşı savunmasıdır. Varsayılan insan doğası kötüdür. (Felsefe Düşünce Tarihi)
Nasıl kalsiyum eksikliği kemik gelişimini olumsuz yönde etkiler, kişiyi zayıf ve güçsüz bırakırsa, sevgisizlik de insanı edilgen, kırılgan ve sayrılıklı yapar. (Yaşama Sanatı)
"Büyük insanların hedefleri vardır, diğerlerinin arzuları." (Yaşadığımız Dünya)
Başkalarına yaptığın her şeyi, aynı zamanda kendine de yapmış olursun. (Eğitim Hikayedir)
Göz kendini göremezmiş misali. (Mutluluk...)
Bozulduğu zaman, insandan daha korkunç bir yaratık yoktur.

Sofokles (Hayat Neden Güzeldir)
Hatırlar mısın doğduğun zamanları? Sen ağlarken herkes sevinçle gülümsüyordu. Öyle bir ömür yaşa ki, öldüğün zaman herkes ağlasın, sen mutlulukla gülümse. (Hayat Neden Güzeldir)
Hiç kimse varoluşunu toplum dışında bulamaz. (Eğitim Sevgidir)
İyi insanlar; baktıklarında iyi görürler, dinlediklerinde iyi işitirler, görünüşleri sıcaktır, davranışları zariftir, doğruları konuşurlar, mesleklerinde ciddidirler, kuşku duyduklarında doğru soruları sorarlar, öfkelendiklerinde nedenlerini bilirler, kazandıklarında da kaybettiklerinde de asla adaletten vazgeçmezler. (Umut)

---
Kaynak: [Mardin Life](https://www.mardinlife.com/kitap/yasama-sanati-ayhan-aydin-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi)