# Yastıkname - Sei Şonagon Kitap özeti, konusu ve incelemesi

> Yastıkname kimin eseri? Yastıkname kitabının yazarı kimdir? Yastıkname konusu ve anafikri nedir? Yastıkname kitabı ne anlatıyor? Yastıkname PDF indirme linki var mı?  Yastıkname kitabının yazarı Sei Şonagon kimdir? İşte Yastıkname kitabı özeti, sözleri, yorumları ve incelemesi...

- Kaynak: Mardin Life
- URL: https://www.mardinlife.com/kitap/yastikname-sei-sonagon-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi
- Dil: tr-TR
- Yayın tarihi: 2022-09-11T05:00:02+03:00
- Güncelleme: 2022-09-11T05:00:02+03:00
- Yazar: Mardin Life
- Kategori: Kitap
- Görsel: https://cdn.mardinlife.com/2022/09/11/sei-sonagon-kimdir-sei-sonagon-kitaplari-ve-sozleri-309365.jpg

Kitap Künyesi
 Yazar: Sei Şonagon 
 Çevirmen: Kolektif 
 Editör: Müge Gürsoy Sökmen 
 Derleyen: Tuncay Birkan 
 Tasarımcı: Semih Sökmen 
 Yayın Evi: Metis Yayınları 
 İSBN: 9789753425674 
 Sayfa Sayısı: 372 
--reklam--
Yastıkname Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Japon kültürünün bin yıllık klasiği şimdi Türkçe'de. Bütün gerçek edebiyat klasikleri gibi bugün bile bizlere söyleyecek çok şeyi olan, benzersiz üslupta bir kitapYastıkname. Sarayda imparatoriçenin nedimeliğini yapan Sei Şonagon, hep başucunda tuttuğu "defterine" aklına esen her şeyi yazmış: Tanık olduğu küçük, sıradan olayları, anılarını, önemli bulduğu konulardaki fikirlerini; hoşuna giden gitmeyen, muhteşem ya da moral bozucu bulduğu, kalp atışını hızlandıran ya da asabını bozan, "gıcık" ya da hayran olduğu şeyleri... Özel bir duyusallığı ve gözlem yeteneği var Şonagon'un: Kayıt düştüğü inanılmaz ayrıntılara, özgür ve kadınca bir bireyselliğin damgasını vurmayı başarabildiği için olmalı, yüzyılların ötesinden hala bizleri şaşırtmayı sürdürebiliyor. 
Yastıkname, Kitap Çevirmenleri Girişimi'nden 83 çevirmenin çalışmasıyla Türkçe'ye çevrildi. Dünyada bir ilk niteliği taşıyan bu ortak çalışma aynı zamanda kitap çevirmenlerinin bir meslek birliği içinde bir araya gelişlerini simgeliyor. Çevirmenler birbirine yabancı dil ve kültürler arasında köprü işlevi görürler. Bu kez de öyle oldu: Uzak bir ülke ve uzak bir geçmiş onlar sayesinde şimdi daha yakınımızda...
--reklam--
Yastıkname Alıntıları - Sözleri
Bir insan nasıl olur da kendisi başkalarına rahat rahat kusur bulurken kendi zaaflarının sessizce geçiştireleceğine inanacak kadar saf olabilir?
Gerçekten de insanın bir erkeğe olan muhabbeti büyük ölçüde ayrılışındaki zarafete bağlıdır.
Öğrenmeden önce,
Dünyanın ne kadar hüzünlü ve fâni bir yer olduğunu,
Gözyaşı dünyasını öğrenmiştik bile.
Yazla kış. Geceyle gündüz. Yağmur ile güneş ışını. Gençlikle yaşlılık. Sevinç ile öfke. Siyahla beyaz. Sevgiyle nefret. Küçük civit fidanı ile filkulağı. Yağmurla sis.
İnsan birini sevmez oldu mu başka biri haline geldiğini zanneder, halbuki hâlâ aynı kişidir.
İnce zevkli bazı erkekler, mektup zarflarının içine uzun zambak kökleri koyarlar. Aldıkları mektupların içinden çıkanları arkadaşları ile tartışan, yazdıkları cevapları birbirine gösteren kadınları izlemek de ayrı bie zevktir. Soylu bir aileden gelen bir genç kıza ya da saray içinden üst düzey bir beyefendiye mektup göndermek için bayram gününü seçenler ayrı bir zarafet saçarlar.
Küçük çocuklar ile bebeklerin tombul olmaları iyidir. Taşra valilerin gibi yaşça büyük insanların da öyle; çünkü zayıf ve çelimsiz görünürlerse insan onların huysuz olduklarından şüphelenir.
Özel bir yakınlığın olmayan biri bilmediğin eski bir şiir veya öyküden bahseder. Sonra aynı şeyden bir başkasının da bahsettiğini duyduğunda onu biliyor olmanın mutluluğunu yaşarsın. Çok sonraları bir kitapta ona rast geldiğinde, “Ah, işte bu o!” der ve ondan ilk kez bahseden kimseyi sevinçle anarsın.
Ahlaksızca olduğunu biliyorum ama hoşlanmadığım birinin başına kötü bir şey gelince sevinmeden edemiyorum .
Sevdiğim birinin başına iyi bir şey gelirse , benim başıma geldiğinde sevineceğimden daha çok sevinirim.
Hatırlıyorum da Uzun Gece ayında bütün bir gece süren yağmur nihayet dinmişti ve parlak güneş bahçenin üzerinde ışıldıyordu artık. Kasımpatı yapraklarının üzerine sayısız çiy taneleri saçılmıştı. Bambu çitlerin ve küçük bahçe kapısının üzerine asılı bölük pörçük örümcek ağlarının tellerine gümüşten inciler diziliydi. Müthiş bir heyecan ve sevinç duydum.
Bana gel diyorsun ya,
Geçmek için öyle acı dolu bir dünyaya
Nasıl geçerim çiy damlalı nilüfer yapraklarından?
--reklam--
Yastıkname İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Yastıkname: Osmanlı Edebiyatıyla anoloji kurup Yastıkname adıyla çevrilen ve bir nevi Başucu Kitabı olarak nitelendirilen Makura no Sōşi,Japon edebiyatında "zuihitsu"adı verilen türün ilk örneklerindendir. "Kalemi izle" anlamına gelen bir çeviri çerçevesinde hangi konuda olursa olsun içinden nasıl yazmak geliyorsa öyle yaz felsefesini taşıyor zuihitsu...
Şonagon"un kaleme aldığı bu eser türünde tek örnek olabilir. Japonya'nın Heian döneminin adeta altın çağını anlatan bir eser olabilir. Özellikle bu dönemde kadınların birer edebiyat öncüsü olduğu düşünülürse epey olağanüstü bir dönem. Şonagon saraydaki bütün günlerini muzip bir dürüstlük ile anlatmış. Özellikle bazen zarif şeyler, sevimsiz şeyler, kıymetsiz şeyler olarak nitelendirdiği bölümler inanılmaz keyifli. Kitap tam 83 çevirmenin iş birliği ile büyük bir emeği ortaya çıkarmış. Ayrıca Şonagon'un aşağı sınıflar hakkındaki yorumları da dönemin bakış açısını çok güzel yansıtmış. Bambaşka bir coğrafyada bambaşka bir sarayın içinde, mor ve kızıl harmaniyelerin içinde , imparatoriçenin dizinin dibinde nakış işleyen bir kadın gibi buluyorsunuz kendini. An ve zaman duruyor. Kiraz çiçeklerinin güzel görüntüsü aklınızdan hiç çıkmıyor. Bugüne değin dipnotlarına defalarca yıldız attığım tek anlatı oldu Yastıkname. (Seda Yendekoğlu Aksoy) 
Kitabın yazarı Sei Şonagon, yazarın gerçek ismi bile değil. İsmi bilinmiyor. Bu yıllar Heian dönemi olarak adlandırılmış ve o zamana kadar çeşitli alanlarda yoğun bir hakimiyeti olan Çin etkisini azaltmak için çabalanmiş. Ama yine de devletin üst kademelerinde görev alanların Çin dil ve kültürüne hakim olmasına önem verilmiş. Kadınların Çin kültürüne hakim olması için daha az imkan olduğundan Çin etkisinin bilinçli şekilde azaltılmaya çalışıldığı bu zaman diliminde saray kadınları Japonya'nın yaygınlaşmasına katkıda bulundular.
Kitap , sarayda imparatoriçenin nedimelerinden üst sınıf olan Şonagon'un gördüğü, hoşlandığı, gıcık olduğu şeylerden oluşuyor. Günümüzde bize farklı ve rahatsız edici gelebilecek söylemler var. Alt sınıfa haşerat gözüyle baktığını Şonagon kendisi yazıyor. Dönemin kültüründe estetik, şiir, gösteriş büyük yer kaplıyor. Mektplaşmalar ve çeşitli şiir atışmaları ,yarışmaları görülüyor. Her konuda dikkat edilmesi gereken ince noktalar var. Üst sınıfların için bunlar çok önemliydi. Japonya'nın ada oluşundan kaynaklı savaştan uzak güvenilir konumu bu keyfi tavırlar desteklemiştir. İmparator ve imparatoriçe yalnızca görünüşte yüksek konumda. Asıl yönetici kadro Fujivara ailesinden seçiliyordu.
Kitapta yer alan sanatsal konuşmalar ve zarafet çoğunlukla etkiledi beni. Ayrıca o dönemin saray yaşamını içeriden bir gözle okumak oldukça keyifliydi. Birçok dipnotla kitabı bütüncül şekilde anlamak mümkün hale getirilmiş. Kitabın sonunda yer alan ekler ve çeşitli görseller ile daha da faydalı ve bilgilendirici olmuş.
Kitabın tasarımıyla ilgili beni zorlayan tek şey dipnotların sayfa altında değil sonda verilmesi oldu. 356 dipnot yaklaşık 50 sayfada verilmiş. Ve her seferinde arkaya dönmek biraz dikkat dağıtıcı oldu. Bunun dışında kitaba olumsuz bir şey söylemem mümkün değil. :]
Böyle bir “Yastıkname” yani “Makura no Soşi” yazmak isterim.
-Tebrikler Sei Şonagon , ne kadar üstten bakan bir üslup olsa da senin yaşadığın dönem ve ortamda bu vardı ,ne diyebiliriz ki!? (Burcu A) 
“Uzak ama aslında yakın şeyler:
Cennet
Bir geminin seyri
Bir erkek ile bir kadının arasındaki ilişkiler.”
.
Bu liste bin yıl önce yaşayan bir kadına ait. İmparatoriçenin nedimesi olan,sarayda on yıl kalıp, pek çok şeye tanıklık eden Sei Şonagon’a. Heian Dönemi’nin tüm renkleriyle~
.
Zuihitsu (kalemi izle) tekniğinin ilk örneği olan Yastıkname hem bir günlük hem hatırat..Daha çok türe de dahil edilebilir aslında. Ama benim için Yastıkname’yi özel kılan 10.yüzyılda yaşayan bir kadının anlatımındaki cesaret oldu. Evet bu kadın eğitimli ve kendini ayrıcalıklı hissediyor, bu kadın sınıf ayrımını içtenlikle destekliyor, bu kadının takıntılı olduğu konular var.. Bunlara rağmen; rüzgarın esişini-ağaçların sürgün verişini-yapılan şenlikleri öyle coşkun anlatıyor ki..
Tabii kibarlıktan nasibini almamışları-estetikten ve şiirden anlamayanları da sivri diliyle eleştiriyor. Ve ortaya bir klasik çıkıyor..
.
Yastıkname’nin diğer bir özelliği yayımlanma sürecindeki incelikler. Öncelikle çevirisi 83 çevirmenin ortak çalışması ve bölümler arasındaki uyum göz dolduruyor(Kitap yayıma hazırlanırken diğer dillerdeki versiyonlarından da faydalanılmış).
Tuncay Birkan’ın sunuş yazısı ise enfes. Kitabı okumaya başlarken; eserin tarihi ve özellikleri hakkında tereddütlerim olmasına rağmen; sunuş yazısını okuduktan sonra artık Sei Şonagan’a hazırdım.
Kitap içerisinde kullanılan resimler, kitabın sonuna eklenen detaylı notlar da okuma zevkini katlayan unsurlar.
.
Velhasıl çok sevdim (Hülya Açılan) 
--reklam--
Yastıkname PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Sei Şonagon - Yastıkname kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Yastıkname PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Sei Şonagon Kimdir?
Sei Şonagon'un 965 ya da 966 yılında doğduğu tahmin ediliyor, ölüm tarihiyse bilinmiyor, ama o dönemki kaynaklar tarandığında 1017 yılına kadar kesinlikle yaşamış olduğu anlaşılmış. Yastıkname'de yazdıkları dışında hayatı hakkında pek fazla bilgi yok. Ön adı bile bilinmiyor; "Sei", soyadı Kiyovara'nın ilk karakterinin Çince'deki okunuşu, "Şonagon" ise o dönemin Japon sarayında belli işlerle görevli nedimeler için kullanılan genel bir unvan. Yastıkname'de anlatmadığı halde hakkında bilinenler şunlardan ibaret denebilir: Anakronizme düşmeyi göze alarak günümüze ait bir kavramı kullanacak olursak "üst orta sınıftan" bir aileden geliyormuş; birçok sanatçı yetiştirmiş bu ailede (mesela babası Heian döneminin en ünlü şiir antolojilerinden birini hazırlayanlar arasında yer almış) o zamanki standartlara göre son derece iyi bir eğitim almış (genellikle soylu erkeklerin ayrıcalık ve statü simgesi olarak kullandıkları Çince'yi ve Çin kültürünü gayet iyi bildiği ve bu bilgisiyle saraylı erkekleri şaşırttığı kitapta anlatılan birkaç olayda da görülüyor); 983 yılında Taçibana Norimitsu ile evlenmiş, o yıl ve 986 yılında yapılan edebiyat toplantılarında dikkat çekmiş, 990 yılı civarında hizmetine girdiği İmparatoriçe Sadako (ya da Teişi) 1000 yılında ölünce saraydan ayrılmış ve Fujivara Muneyo ile evlenmiş.

Hakkında birçok ayrı yerde çeşitli efsane ve dedikodular üretilmiş olduğunu gören uzmanlar Sei Şonagon'un hayatının son yıllarında bol bol seyahat etmiş olduğu tahmininde bulunuyorlar.
--reklam--
Sei Şonagon Kitapları - Eserleri
Yastıkname
--reklam--
Sei Şonagon Alıntıları - Sözleri
Küçük çocuklar ile bebeklerin tombul olmaları iyidir. Taşra valilerin gibi yaşça büyük insanların da öyle; çünkü zayıf ve çelimsiz görünürlerse insan onların huysuz olduklarından şüphelenir. (Yastıkname)
Ahlaksızca olduğunu biliyorum ama hoşlanmadığım birinin başına kötü bir şey gelince sevinmeden edemiyorum .
Sevdiğim birinin başına iyi bir şey gelirse , benim başıma geldiğinde sevineceğimden daha çok sevinirim. (Yastıkname)
Yazla kış. Geceyle gündüz. Yağmur ile güneş ışını. Gençlikle yaşlılık. Sevinç ile öfke. Siyahla beyaz. Sevgiyle nefret. Küçük civit fidanı ile filkulağı. Yağmurla sis.
İnsan birini sevmez oldu mu başka biri haline geldiğini zanneder, halbuki hâlâ aynı kişidir. (Yastıkname)
Öğrenmeden önce,
Dünyanın ne kadar hüzünlü ve fâni bir yer olduğunu,
Gözyaşı dünyasını öğrenmiştik bile. (Yastıkname)
Bana gel diyorsun ya,
Geçmek için öyle acı dolu bir dünyaya
Nasıl geçerim çiy damlalı nilüfer yapraklarından? (Yastıkname)
İnce zevkli bazı erkekler, mektup zarflarının içine uzun zambak kökleri koyarlar. Aldıkları mektupların içinden çıkanları arkadaşları ile tartışan, yazdıkları cevapları birbirine gösteren kadınları izlemek de ayrı bie zevktir. Soylu bir aileden gelen bir genç kıza ya da saray içinden üst düzey bir beyefendiye mektup göndermek için bayram gününü seçenler ayrı bir zarafet saçarlar. (Yastıkname)
Gerçekten de insanın bir erkeğe olan muhabbeti büyük ölçüde ayrılışındaki zarafete bağlıdır. (Yastıkname)
Bir insan nasıl olur da kendisi başkalarına rahat rahat kusur bulurken kendi zaaflarının sessizce geçiştireleceğine inanacak kadar saf olabilir? (Yastıkname)
Özel bir yakınlığın olmayan biri bilmediğin eski bir şiir veya öyküden bahseder. Sonra aynı şeyden bir başkasının da bahsettiğini duyduğunda onu biliyor olmanın mutluluğunu yaşarsın. Çok sonraları bir kitapta ona rast geldiğinde, “Ah, işte bu o!” der ve ondan ilk kez bahseden kimseyi sevinçle anarsın. (Yastıkname)
Hatırlıyorum da Uzun Gece ayında bütün bir gece süren yağmur nihayet dinmişti ve parlak güneş bahçenin üzerinde ışıldıyordu artık. Kasımpatı yapraklarının üzerine sayısız çiy taneleri saçılmıştı. Bambu çitlerin ve küçük bahçe kapısının üzerine asılı bölük pörçük örümcek ağlarının tellerine gümüşten inciler diziliydi. Müthiş bir heyecan ve sevinç duydum. (Yastıkname)

---
Kaynak: [Mardin Life](https://www.mardinlife.com/kitap/yastikname-sei-sonagon-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi)