# Yazı, İmge ve Gerçeklik - Rasim Özdenören Kitap özeti, konusu ve incelemesi

> Yazı, İmge ve Gerçeklik kimin eseri? Yazı, İmge ve Gerçeklik kitabının yazarı kimdir? Yazı, İmge ve Gerçeklik konusu ve anafikri nedir? Yazı, İmge ve Gerçeklik kitabı ne anlatıyor? Yazı, İmge ve Gerçeklik PDF indirme linki var mı?  Yazı, İmge ve Gerçeklik kitabının yazarı Rasim Özdenören kimdir? İşte Yazı, İmge ve Gerçeklik kitabı özeti, sözleri, yorumları ve incelemesi...

- Kaynak: Mardin Life
- URL: https://www.mardinlife.com/kitap/yazi-imge-ve-gerceklik-rasim-ozdenoren-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi
- Dil: tr-TR
- Yayın tarihi: 2022-05-08T20:00:28+03:00
- Güncelleme: 2022-05-08T20:00:28+03:00
- Yazar: Mardin Life
- Kategori: Kitap
- Görsel: https://cdn.mardinlife.com/2022/05/08/rasim-ozdenoren-kimdir-rasim-ozdenoren-kitaplari-ve-sozleri-217604.jpg

Kitap Künyesi
 Yazar: Rasim Özdenören 
 Yayın Evi: İz Yayıncılık 
 İSBN: 9789753554763 
 Sayfa Sayısı: 181 
--reklam--
Yazı, İmge ve Gerçeklik Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
"Hiçbir yazı anlaşılmasın diye yazılmaz. Okunsun, anlaşılsın diye yazılır. Bazı yazıların anlaşılması zor olabilir. Bazı yazıların şifresini çözmek emek ve çaba gerektirebilir. Ama gene de, son tahlilde, yazar, yazdığı yazının anlaşılmadan kalmasını amaçlamaz. Yazının zor anlaşılır olması, yazarla okur arasında var bulunması gereken parola ve işaret üzerinde tam bir mutabakatın sağlanamamış olmasıyla ilişkilendirilebilir. Taraflar parola ve onun işareti üzerinde mutabık kalmışlarsa, anlaşma zemini de sağlanmış olur. Eğer şifreler (parola ile onun işareti veya ortak kodlar veya edebiyat diliyle konuşursak mazmunlar) üzerinde mutabakat yoksa, bu durumda, yazı da anlaşılmaz olarak kalmaya hükümlü bulunur."
(Tanıtım Bülteninden)
--reklam--
Yazı, İmge ve Gerçeklik Alıntıları - Sözleri
W.Faulkner: “Şunu anladım ki yaşamanın her türlüsüyle, yazmanın her türlüsü arasında kapatılmaz bir uçurum uzanır… Yaşayabilenler yaşar, yaşayamamanın acısını çekenler de bu acıyı yazarlar…”
Kelimeyle ifade edilmemiş bir imge, aslında bir imge olarak varbulunamaz.
“Sadece gelecek rastlantısaldır. Geçmiş, muhtemele yer bırakmayan bir veridir.”
Yazar, bizzat kendi yaşantısı bile olsa, acaba gerçeği olduğu gibi yansıtabilir mi? Bir anlık bir gülüşün, bir anda dökülüveren bir göz yaşının, bir anda ağızdan çıkmış olan bir dil sürçmesinin. anlatılması halinde, gerçeğe ne kadar sadık kalınabilir?
Bir korkunun üstesinden gelebilmek korkuya rağmen mümkün kılınabiliyorsa, orada bir başarının sözü edilmelidir.
Bir yazarın yazma gerekçesi, yazdığı yazıların toplamında içkindir.
Aslında, bir bakıma, yazarın yaptığı anlatılmaz olanın anlatılmazlığını belirtmek değil midir? Onun anlattığı ya da anlatmaya teşebbüs ettiği şey, anlatılamaz olanı ortaya koymak değil midir?
Oysa gidenler her daim geç kalmıştır. Gitmek derdine bir kez düşen için artık kalmak da yaradır.
Yazı yazmak için böyle özel yerler arayanlar, otellerde yer ayırtanlar aklıma geldikçe, sormaktan kendimi alamamışımdır: acaba bu adamlar cevahir mi yumurtluyorlar, diye... Dostoyevski de kendine ait odası olmayanlardan. Bu yüzden zengin, asaletli, malikâne sahibi Turgenyev’e içerleyip dururmuş. Bir gün onun ziyaretine gitmiş. Uşaklar, bu hırpani kılıklı adamı içeriye almak istememişler. O da: “Efendinize söyleyin, Dostoyevski ziyaretine geldi.” demiş. Mesajı alan Turgenyev, büyük yazarı bizzat karşılamak için kapıya kadar “teşrif etmiş.” Dostoyevski’nin bu ziyaretini kendisi için lütuf saydığı besbelli. Etrafta uşaklar, hizmetçiler, belki seyisler dolanırken, Dostoyevski, güler yüzle kendisine: “Hoş geldin” demek üzere elini uzatan Turgenyev’e: “ Seni ziyarete geldim, ama oturmak için değil; sana hakaret için geldim” demiş ve Turgenyev’in elini sıkmadan geri dönüp gitmiş. Bir rivayette, Turgenyev’in yüzüne: “Tuh!” dediği de söyleniyor.
Yazarın çapı yaşadıklarıyla değil, fakat anlattıklarını tanıyıp tanımamasıyla, nazarının nüfuzuyla ortaya çıkar diyorum.
Referans noktası bir kez yitirilince, neyin neye bağlanacağı da açıkta kalır.
Allah’ın Resulü (s.a.), bir defasında, önüne getirilen bir dava konusunda şu mealde bir beyanda bulunmuş, taraflara demiş ki: “Ben, hanginizin haklı olduğunu bilemem, ancak önüme getirilen delillere bakarak hükmederim.” Bu demektir ki, işin aslı farklı bile olsa, mahkeme, önüne getirilen delillere göre kararını verir. İnandırıcılık deliller muvacehesinde değerlendirilir. Bazen de, bu bağlamda, deliller bizi bir şeye inanmaya doğru sürüklese ve ibraz edilen delillere itiraz edilemese bile, biz, hakikatin delillerin bizi yönlendirdiği noktada değil, başka bir yerde olduğu hususundaki kanaatimizi koruyabiliriz. Buna rağmen, aslolan, olayın temellendirilmesi zımnında öngörülen delillerin bizi ikna edip etmemesidir. Delillerin zatında kuşku yoksa onlara itibar etmek gerekir.
Akif İnan’ın odasında Yunus Emre’den söz açılır. Nuri Pakdil, Erdem Bayazıt, Akif İnan ve Zübeyir, derler ki, hadi her birimiz yarım saat içinde Yunus üzerine bir yazı yazalım. Herkes bir odaya çekilir, yarım saat sonra yeniden Akif’in odasında buluşulacaktır. Yarım saat sonra odaya döndüklerinde, yalnızca Zübeyir’in beş on sayfalık bir yazı ile geldiği görülür, ötekilerinin kâğıtları boştur!
Yazının kendisi bir yorumdur. Yazarın aklındaki ya da dış dünyadaki gerçekliğin yazar tarafından meydana getirilmiş bir yorumu. Okuyucu o yazıyı okuduğunda, bu kez, kendi kafasındaki yorumu meydana getiriyor. Ne var ki, okuyucunun bu yorumu, bir bakıma, yeni bir ürün de sayılabilir: bir önceki metinden ilham alınarak meydana getirilmiş bir ürün. Böylece bu süreç ilânihaye ilerler ve tüketilemez.
--reklam--
Yazı, İmge ve Gerçeklik İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Kapıldım bir Rasim Özdenören rüzgarına, gidiyorum. En çok okuduğum yazarlardan olacak bu gidişle. Okumaktan bıkmayacağım muhtemelen.
Nasıl yazdığı, yazarken nelere dikkat ettiği, neler yazdığı, yazı imge ve daha birçok şey üzerine düşüncelerini barındırdığı denemelerinden oluşan zengin bir eser. Arada anılarına da yer veriyor-dört gözle o anıları bekliyorum aslında-. Çok faydalı buldum kendi adıma. Rasim Özdenören'i sevdiyseniz, onu tanımak istiyorsanız ve edebiyatla ilgileniyorsanız bu eseri okuyun derim. (Ayşe) 
Kelimelerin gizemi...: Rasim Özdenören, bu kitabına aldığı kısa denemeleriyle, yazın hayatının şifrelerini bizlere satır aralarında veriyor... Şiir veya nesir, nihayetinde iç dünyada oluşan bir duygu halinin dışa yansıması... İşte bu duygu halinin ve o anların dışavurumunun çeşitli yönleriyle irdelendiği kısa kısa lokum tadında denemeler var önümüzde... (Mesut) 
Yazılar birbirini kovaladı adeta, bir yazı bir sayfa diyerek çok akıcı bir şekilde kitap okundu, bitti. Kitap , Rasim Özdenören 'in yazma işini nasıl yaptığını anlattığı denemelerden oluşan bir tür tavsiye, başucu kitabı denilebilir. Her denemesinde yer yer ele aldığı konu ve o konuya verdiği örneklerle yazıyı, yani savunduğu tezi vurguluyor. (Penbegül Yılmaz) 
--reklam--
Yazı, İmge ve Gerçeklik PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Rasim Özdenören - Yazı, İmge ve Gerçeklik kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Yazı, İmge ve Gerçeklik PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Rasim Özdenören Kimdir?
Rasim Özdenören (d. 1940, Maraş), Türk öykü ve deneme yazarı. İlk ve orta öğrenimini Maraş, Malatya, Tunceli gibi Güney ve Doğu şehirlerinde tamamladı. İ.Ü. Hukuk Fakültesini ve İ.Ü.Gazetecilik Enstitüsü'nü bitirdi. Devlet Planlama Teşkilatı'nda uzman olarak çalıştı. Bir ara araştırma amacıyla ABD'nin çeşitli eyaletlerinde, 1970-1971'de iki yıl kadar kaldı. 1975 yılında Kültür Bakanlığı Bakanlık Müşavirliği görevine geldi. Aynı bakanlıkta bir yıl da müfettişlik yaptı. 1978'de istifa ederek ayrıldığı devlet memurluğuna bir süre sonra tekrar döndü. Çok Sesli Bir Ölüm ve Çözülme adlı hikayeleri ayrıca TV filmi yapılmış, bunlardan ilki, Uluslararası Prag TV Filmleri Yarışmasında jüri özel ödülünü almıştır.

Rasim Özdenören'in, Türk edebiyatında adını duyurmaya başladığı yıllar, köy romancılığının etkisinin artık azalmaya başladığı, varoluşçu yazarların etkisinin daha fazla hissedildiği yıllardır. O yıllarda roman ve öykü yazarları genel olarak Batı kaynaklı bir anlayışla, sanki dışarıdan bakan bir gözle eserlerini yazmışlardır. Özdenören ise daha çocukluğunda Anadolu'nun birçok ilini gezerek, orada yaşayarak, köyünü, kasabasını, şehrini tanıyarak, kendisine ';ayrıntı avcısı' dedirtecek bir özellik ve güçlü bir tasvir yeteneğiyle, insanın evrensel yanlarını öne çıkararak yazmıştır öykülerini. Yazar, gençliğinin ilk yıllarından itibaren kendine edebiyatı ciddi bir meşale olarak seçen insanlardan oluşan bir arkadaş grubuna dahil olmakla, sonraki yıllarda şekillenecek edebi şahsiyeti için çok önemli bir zemin bulmuştur. Bu arkadaş grubu Özdenören'in anlaşılmasında kilit konumdadır. Çünkü Özdenören'in okumaları, edebi ilgileri büyük oranda bu arkadaş grubunda şekillenmeye başlamış; sonraki yıllarda tanıştığı Sezai Karakoç'un etkisiyle bir bütünlük kazanmıştır. Özdenören'in Amerika'ya gidip orada iki yıla yakın bir süre kalması vesilesiyle çağdaş dünyanın en önemli merkezini tanımasının da eserlerine olumlu yansımaları olmuştur. O, yerli olmak nedir, bu nasıl gerçekleştirilir, sorularının cevabını öyküleriyle vermiş bir yazardır. Hikayelerinin kahramanları, çevremizde rahatlıkla görebileceğimiz, dokunabileceğimiz kişilerdir.

Rasim Özdenören, gerek denemelerinde gerekse öykülerinde, meselenin anlatmak olduğunu ilk öykülerinden başlayarak kavramış bir yazardır. O, İslami kimliğiyle tanınan bir öykücü olmasına rağmen öykülerinde hiçbir zaman, dönemindeki birçok yazarda görüldüğü gibi, inandığı şeyleri okuyucusuna dayatmamış, vermek istediği mesajı öyküyü örselemeden, akışı ve yapıyı bozmadan anlatmayı bilmiştir. Anlatırken de dili ustaca kullanmış, yer yer de adeta şiir yazmıştır.
--reklam--
Rasim Özdenören Kitapları - Eserleri
Gül Yetiştiren Adam
Müslümanca Düşünme Üzerine Denemeler
Müslümanca Yaşamak
Kafa Karıştıran Kelimeler
Çok Sesli Bir Ölüm
Yeniden İnanmak
Kuyu
Ansızın Yola Çıkmak
Çözülme
Aşkın Diyalektiği
Denize Açılan Kapı
Yumurtayı Hangi Ucundan Kırmalı
İpin Ucu
Eşikte Duran İnsan
Uyumsuzlar
Ben ve Hayat ve Ölüm
Hastalar ve Işıklar
Acemi Yolcu
Yeni Dünya Düzeninin Sefaleti
Hışırtı
Toz
Yaşadığımız Günler
Köpekçe Düşünceler
Yüzler
Çarpılmışlar
İmkansız Öyküler
Ruhun Malzemeleri
Düşünsel Duruş
Red Yazıları
Çapraz İlişkiler
Edebiyat ve Hayat
Açık Mektuplar
Kent İlişkileri
İki Dünya
Hadislerin Işığında Hz. Muhammed
Yazı, İmge ve Gerçeklik
Siyasal İstiareler
İmkânsız Öyküler
Elli Yılın Öyküsü
Çözülme
--reklam--
Rasim Özdenören Alıntıları - Sözleri
Çünkü bir sevgi daima, inanılmaz bir durum, ama, daima tahammül edilemez bir şeydir, insanca bir şey.. uzaklıklar, unutmalar.. bunlarla diri kılınabilirdi sevgi.. (Hışırtı)
Kısır niyetler, kısır sonuçlar doğurur.Niyete bir aşkınlık yükleyerek, daha doğrusu aşkın niyetlerle yola çıkarak bereket ülkesine ulaşmak mümkünken, kendi nefsanîliğinin dar sınırları içinde kalmak onu eşya ile kendi nefsi arasındaki çorak bir alanda bırakır. (Yeniden İnanmak)
"Senden uzak kalan tesellisini hasret yaşlarında bulur; düşünelim, ya seni bulan ne olur?" (İmkansız Öyküler)
“Sevginin içinde o alevi söndürecek
Tükenmekte olan fitil gibi bir şey vardır.”
Shakespeare (İmkânsız Öyküler)
"Kalplerimizi dinin üzerine sabit kıl" (İmkansız Öyküler)
kentin bu derin uğultusu, bu sürgünlük ve krallık bir gün silinip gidecektir. ne tuhaftır ki, ebedîlik iştiyakı da bu sürgün hayatının ve bu fena olma halinin içinden sökün ediyor. (Kent İlişkileri)
Ne zaman elimi ona doğru uzatsam elim boşlukta kalıyor. (Uyumsuzlar)
Hakkın hiçbir zuhuratı yoktur ki, mümin için iman tazelemesine yol açmasın. (Müslümanca Yaşamak)
Ve şimdi, öyle düşünüyorum ki, tecrübe denilen şey, insanın hayatında yer etmiş olan hayal kırıklıklarının toplamıdır. (İpin Ucu)
O sıralarda ben kendim miyim, değil miyim, sorusunu tartışıyordu kafasında. Diyordu ki, ben kendimsem, benim benden ayrılmam, benim benden kaçmam mümkün olmamalı: ama ben kendim değilsem, ben kendimden kaçıp kurtulabilirim. (Elli Yılın Öyküsü)
İnsanın, sevgisi ne türden olursa olsun, onun dışına çıkması diye bir şey söz konusu olmaz ki, onu denesin. Ve zaten böyle bir şey denenebilecek bir şey olsa, o deney o sevginin bitirilmiş olduğu yerde başlar. (Aşkın Diyalektiği)
Hayatı elde tutmak ölümü ele geçirmekle, mümkün oluyor ve ölümün ele geçirilişi, onu ele geçirenin kendi ölümünü sonuçluyor. (Eşikte Duran İnsan)
Durmak her zaman beklemek anlamına gelmez. (Toz)
Onun görmesinden nereye kaçacaksın diye fısıldadı kadın... (Çarpılmışlar)
Günümüzde kendisine Müslümanım diyenlerin çoğu "çağın gözüyle İslam'a bakma" yaklaşımını benimsemiş durumdadır..
Oysa Müslüman, çağın gözüyle İslam'a bakmaz, İslam'ın gözüyle çağa bakar.. (Müslümanca Düşünme Üzerine Denemeler)
Dünya kendi dışında cebinde duran herhangi önemsiz yabancı bir nesne gibiydi. (Çarpılmışlar)
İnsan, yeryüzünü kendisi için kötü bir döşek haline getirmiştir. (Red Yazıları)
Özgürlüğümü yitirdiğim yalan. (Ansızın Yola Çıkmak)
zaman zaman, dön dolaş aynı noktaya gelip takıldığımı, belki daha isabetli bir ifadeyle hiçbir yere kıpırdamamış olduğumu hissediyor; yalnız bunu hissetmekle de kalmıyor, bu hissi de daha önce yaşamış olduğum hissine yakalanıyorum. (Kent İlişkileri)
"İslâm diyalektiğinin dışında kalan birine her çeşit izahın yetersiz ve kısır kalacağı aşikârdır. Böyle bir hükmün sırrını ancak bir mümin kavrayabilir." (Müslümanca Düşünme Üzerine Denemeler)

---
Kaynak: [Mardin Life](https://www.mardinlife.com/kitap/yazi-imge-ve-gerceklik-rasim-ozdenoren-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi)