# Yedi Kapılı Kırk Oda - Murathan Mungan Kitap özeti, konusu ve incelemesi

> Yedi Kapılı Kırk Oda kimin eseri? Yedi Kapılı Kırk Oda kitabının yazarı kimdir? Yedi Kapılı Kırk Oda konusu ve anafikri nedir? Yedi Kapılı Kırk Oda kitabı ne anlatıyor? Yedi Kapılı Kırk Oda kitabının yazarı Murathan Mungan kimdir? İşte Yedi Kapılı Kırk Oda kitabı özeti, sözleri, yorumları ve incelemesi...

- Kaynak: Mardin Life
- URL: https://www.mardinlife.com/kitap/yedi-kapili-kirk-oda-murathan-mungan-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi
- Dil: tr-TR
- Yayın tarihi: 2022-02-09T02:04:48+03:00
- Güncelleme: 2022-02-09T02:04:48+03:00
- Yazar: Mardin Life
- Kategori: Kitap
- Görsel: https://cdn.mardinlife.com/2022/02/09/murathan-mungan-kimdir-murathan-mungan-kitaplari-ve-sozleri-147900.jpg

Kitap Künyesi
 Yazar: Murathan Mungan 
 Yayın Evi: Metis Yayıncılık 
 İSBN: 9789753426275 
 Sayfa Sayısı: 336 

Yedi Kapılı Kırk Oda Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Murathan Mungan'ın Kırk Oda kitabı ilk kez 1987'de yayımlanmıştı. Yazar daha o sıralar, zaman içinde kırk öyküden oluşacak bir büyük toplama çalıştığını söylüyordu. 1999'da Üç Aynalı Kırk Oda, ilk kitaptan tam yirmi yıl sonra şimdi de Yedi Kapılı Kırk Oda geldi. 

Kitapta yedi öykü yer alıyor: "Dumrul ile Azrail", "Kan Kalesi", "Robenson ile Cruose", "Mavisakal", "Hamlet ile Hitler", "Wagner Körfezi", "Güvercin Gömleği". 
Varoluşun, kendini var etmenin yedi kapısına işaret etmeyi, giz düşürmeyi amaçlayan bu öyküler, Murathan Mungan'ın sadık okurlarını sevindirecek izlerle dolu. 
(Tanıtım Yazısından)

Yedi Kapılı Kırk Oda Alıntıları - Sözleri
Kendi yazısını giyinmemiş hayatlar, başkalarının ellerine kalır.
İnsan ölürken değil yaşarken kimsesiz kalıyor. Bense, hayatta hiç kimsem olmadığını anlayacak kadar yaşadım.
Herkesin, gerçeğin kendisine yetecek kadarıyla ilgilendiği bir dünyada, gerçek ne işe yarardı ki?
Aşk kalbi yorar, zeka beyni. İnsan hepsini.
Hayatımız hatırladığımız kadardır.
Bu dünyadaki hiçbir ayrıntı sıradan ve rastgele değildi .
Öncesini kör yaşamış ölümle açılan gözler bunlar, diye düşündü. Ölümle açılan gözlerdeki düşleri tanırdı, bilirdi. Dünyanın hülyasını en iyi onlar görür.
İnsanın kendini başka ağızlardan dinlemesi ne tuhaf geliyor akla, kulağa... insan başkalarının gözünde ne kadar başkalaşıyor. Başkalarının hatırladığı kadarıyla olanımızla, kendimiz ne kadar farklıyız birbirinden.
Birkaç karış kelime yerine, sessizlikte kavranmış doğrular, çok daha iyi bir bağ sağlar yalnızlar arasında. İkimiz de şimdi çok yalnızız. O ölüm karşısında yalnız, ben hayat karşısında.
Dünyadaki duygular ve görüntüler, kelimelerden daha çoktur. Bu yüzden renkler ve sessizlikler daha çok şey anlatır.
Ağır ağır geçen yıllardır; insan birçok şeyi birdenbire öğrenir.
İnsan söyleyemediklerinin dilsizidir. Dilsizliğimizin anlaşılması için bize verilmiş bir cezadır dil. Tabiatın bize gaddar bir oyunudur!
Ölümsüzlük dedikleri şeyin, bir hatırlanma gücü olduğunu unutmamalı insan.
Sevmeyi bilmeyenler, bağışlamayı da bilmezler. Bağışlamayı bilmek için, kaybetmek gereklidir, yenilmek değil.
İktidara dünya yetmez, o ölümü de ister. Ölüm korkusunu yenmenin en iyi yolunun ölümün yerine geçmek olduğunu en çok iktidar bilir.

Yedi Kapılı Kırk Oda İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Yedi Kapılı kırk oda da yedi anahtarla kırk kapıyla karşılaşıyorsunuz ..Mungan i Şairin Romanıyla tanımış , o efsunlu cümlelerine hayran kalmıştım.Bu metinde de derinlikli cümlelere hazır olun.
Kitap dört ana bölümden yedi hikayeden oluşuyor.Hani hepimizin o bildiği Dumrul , Robinson Crusoe, Hamlet..ancak baktığımız başka bir bakışla..
Yazarın daha öncede okuduğum kitaplarından edindiğim deneyimle, öyle bir sona yüklüyor ki okuyucuyu roman başka bir tad bırakıyor sanki okuyucuya..
Masallar arasında kaybolmak için iyi bir seçenek
Kitapla .. (Beyhan) 
Yedi Kapılı Kırk Oda: 7 ayrı öykü 7 yeni yorum Bildiğimiz öyküleri yeniden yorumlamış Sayın Mungan, tabi ki bir dolu altı çizilecek, alıntı yapılacak şahane cümle ile . Her öyküyü ayrı değerlendirebilir , konuşabiliriz ama ben " Dumrul ve Azrail " den söz etmek isterim. Öykü zaten bildiğimiz Korkut Ata öyküsü , Sonu bildiğimiz son değil. Annenin , babanın, sevgilinin Dumrul için can vermemeye yaptıkları açıklamalar bizi başka pencerelerden düşünmeye zorluyor .Özellikle gençler arasında 'Senin için ölürüm.' 'Seninle ölüme varım' ' Sensiz yaşayamam.' gibi vaatlerin havada uçuştuğu bu dönemde Azrail e can teslim etmenin öyle söylendiği gibi kolay olmadığı gerçeğini bize bir kere daha hatırlatıyor Yani neticede ,zaten söz konusu öykü olunca okumaya değer bulduğum yazarlardan biri olan Murathan Mungan'ın okumaya değer bir kitabı, okumak isteyene duyurulur.
Sürçü lisan ettiysem aşk ola... (Zeliha ATASELİM) 
Sevgili Murathan Mungan, seni daha önce tanıyamamak benim keşkem olsa da şimdi bana kattığın şeyler hep iyikim olacak diyerek söze girmek isterim.

Deli Dumrul öyküsüyle öyle noktalara temas ediyor ki kitap insanın bazı cümlelerden sonra şöyle nefes almayı unutup birkaç saniye durmaması mümkün olamıyor. İnsanlardan, insanların içinde unutulup giden kaderlerinden, çaresizliklerden, sevgisizliklerden geçiyor öykü. Ama en çok sevgisizliklerden galiba. Bizi alıyor Deli Dumrul’un yaşamının en kalbine koyuyor ve bırakıp gidiyor. Elimiz yanağımızda acıklı bir Türk filmini seyreder gibi okuyoruz öyküyü.
Sonra Robinson Crusoe öyküsüne geliyoruz. Elimiz kalbimizde. O romanın perde arkasını aralıyoruz. Bundan daha iyi bir arka plan yazılamazdı çağlar öncesinde kaleme alınmış bu esere. İçimiz gidiyor Robinson’a. Onun bu kederli ve yalnız hali içimize oturuyor.
Sonrasında gelen Mavisakal öyküsü.. Tempoyu hiç düşürmeyen, sizi içine çekip bazı noktalarda göğsünüzü sıkıştıran, iç çektiren, korkutan ve merak ettiren bir öykü. Polisiyenin en baba örneklerinden biri olmaya aday.
Tüm kitap bittiğinde durup şöyle diyorsunuz kendinize “ Daha iyisi yazılamazdı. “ Bir yazar her türü iyi yazabilir mi ? Sorusuna milyon kere yanıtınız oluyor 7 kapılı 40 oda..
Çok başka bir ruh halinin eseri olmalı ki siz de satır aralarında yitip gidiyorsunuz.
Şunu da ifade etmeden geçemem: 30 ve 31 hayatımda okuduğum en uzun soluklu muazzam ötesi sayfalardı. Nefes almadım denebilir. O ne güzelliktir yarabbi.. Bir de Oğuzcum Atay okurken böyle hissediyorum. Her zaman. Her ne kadar Hakan Günday ve Sait Faik Abasıyanık’ı çok sevsem de uzun soluklu güzellikler yazmak bambaşkaymış, okuyunca fark ettim..
Sevgili yazar, iyi ki varsın. Sen bu dünyada varlığı anlam ifade eden birkaç ruhtan birisin.. (Habibe) 

Kitabın Yazarı Murathan Mungan Kimdir?
Murathan Mungan, 21 Nisan 1955'te İstanbul'da doğdu.

Çocukluğu ve ilk gençlik yılları, memleketi olan Mardin'de geçti. Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Tiyatro Bölümü'nü bitirdi. Aynı bölümde master'ını tamamladı.

Ankara'da Devlet Tiyatroları'nda ve Istanbul'da Şehir Tiyatroları'nda 'Dramaturg' olarak çalıştı. 1987'de günlük gazete olarak yayımlanan Söz gazetesinde,'Kültür-Sanat Sayfası' editörlüğü yaptı.

1988'ten beri serbest yazar olarak çalışmakta ve halen Istanbul'da yaşamaktadır.

1991'de Remzi Kitabevi'ne 'Çilek' amblemli kırk kitaplık özel bir koleksiyon dizisi hazırlayarak bu diziyi yönetti.

Mungan, çeşitli dergi ve gazetelerde şiirler, öyküler, metinler, deneme, eleştiri ve incelemeler yayımlayarak adını duyurdu.

İlk kitabı 1980'de yayımlandı. Aynı zamanda ilk oyunuydu bu:Mahmud ile Yezida.

Şehir Tiyatroları'nda çalışırken, 'Gençlik Günleri' adını verdiği daha sonra her yıl tekrarlanacak olan kapsamlı bir şenliğin yöneticiliğini yaptı; programlar sundu, yönetti.

Murathan Mungan'ın sahnelenen ilk oyunu, Orhan Veli'nin şiirlerinden kurgulayarak oyunlaştırdığı Bir Garip Orhan Veli'dir. İlk kez 1981'de sahnelenen bu oyun, yirmi küsur yıl boyunca sahnelendi ve 1993'te kitap olarak basıldı.

Yazarın Mezopotamya Üçlemesi adını verdiği ve üç oyundan oluşan üçlemesinin ilk oyunu Mahmud ile Yezida yurtiçinde ve yurtdışında birçok topluluk tarafından sahnelendikten sonra, profesyonel olarak ilk kez 1993'te Ankara Devlet Tiyatroları tarafından oynandı. Üçlemenin ikinci halkası olan Taziye ise, ilk olarak 1984'te Ankara Sanat Tiyatrosu tarafından sahnelenmiştir. 1992'de, halkanın üçüncü oyunu olan Geyikler Lanetler' in tamamlanmasıyla birlikte, Metis Yayınları, üçlemeyi oluşturan bu oyunları, üç ayrı kitap olarak aynı anda yayımlamıştır. 1994'te bu üç oyun bir yıl boyunca Devlet Tiyatroları tarihinde ilk kez olmak üzere arka arkaya Antalya Devlet Tiyatroları tarafından sahnelenmiş, gene aynı yıl Istanbul Uluslararası Tiyatro Festivali'nde, üç oyun ardı ardına tam 'on bir saat süren bir gösteri' olarak iki kez tekrarlanmıştır. 1999 yılında Ankara Devlet Tiyatroları yapımı Geyikler Lanetler, aynı yıl Berlin'de, uluslararası bir tiyatro şenliği olan 'Theater der Welt'e çağrılmış ve Schaubühne'de gösterilmiştir. Aynı oyun 2003 yılında Yunanistan'da Selanik Devlet Tiyatrosu'nda sahnelenmiştir.

Geyikler Lanetler oyununa kaynaklık eden yazarın Cenk Hikayelerikitabındaki 'Kasım ile Nasır' adlı öyküsü, 1994'te İtalya'da 'La Mamma Umbria'da sahnelenmiştir. Aynı öykü 2004'te farklı bir yorumla Diyarbakır Sanat Merkezi tarafından sahnelenmiştir. Gene aynı kitapta yer alan 'Şahmeran'ın Bacakları' adlı uzun hikayesi, çeşitli topluluklar tarafından sahneye uyarlanmıştır.

Yazarın Lal Masallar adlı öykü kitabındaki 'Muradhan ile Selvihan ya da Bir Billur Köşk Masalı' adlı öyküsü, 1987'de, ilkin Fransa'da, Lulu Menase yönetiminde Théater Des Arts de Cergy-Pontoıse'da, ardından Nurhan Karadağ yönetiminde Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Tiyatro Bölümü Sahnesi'nde sahnelenmiştir. Aynı öykü, Amerika'da Penguen Books'un 'Dünya Hikayeleri Antolojisi'ne seçilmiştir. Bosna-Hersek'te yayımlanan Türk öykücülerini içeren bir seçkideyse bu öykünün Boşnakça çevirisi yer almıştır.

Yazarın gene Cenk Hikayeleri kitabında yer alan'Binali ile Temir' adlı bir diğer öyküsü, 1991'de Ankara Deneme Sahnesi tarafından, 1999'da ise Adana Tiyatro Atölyesi tarafından sahnelenmiştir.

2000'de yazarın bir öyküsü daha sahneye aktarılmış, bu kez de Beşinci Sokak Tiyatrosu, 'Dumrul ile Azrail'i, İstanbul Festivali'nden sonra, dünyanın önemli tiyatro festivallerinde, Avusturya, Almanya ve Tunus'un yanı sıra Hollanda'nın çeşitli kentlerinde sahnelemiştir.

2003 yılında Kopenhag'daki 'Bette Nansen Theater'da, yazarın 'Sayfadaki Gibi'adlı kısa oyunu, bazı Doğulu yazarları bir araya getiren ortak bir proje olan 'Bin Bir Gece' içinde yer almış, aynı oyun 2005 yılında İngiltere'de '1001 Nights now' adıyla Nottingham Playhouse'da sahnelemiştir.

Murathan Mungan 1989'da, İngiliz yazar Nell Dunn'ın 'Steamin' adlı oyununu 'Kadınlar Hamamı' sahneye koymuştur.

Mungan'ın döneminde Ankara İl Radyosu'nca seslendirilen iki tane de radyo oyunu vardır: Dört Kişilik Bahçe ve Öümburnu.

Mungan bir tanesi filme alınan üç tane de film senaryosu yazmıştır. 1984'te Atıf Yılmaz tarafından filme alınan Dağınık Yatak'ın yanı sıra Dört Kişilik Bahçe ve Başkasının Hayatı adlı iki senaryosu daha vardır. Bu üç senaryo 1997'de üç ayrı kitap olarak aynı anda yayımlanmıştır.

Gazete ve dergilerde İlk yazıları 1975'de yayımlanan Mungan, yirmi yıllık yazı serüveninin çeşitli ürünlerinden yaptığı bir derlemeyi kırkıncı yaşı nedeniyle Murathan'95 adlı bir kitapta toplamıştır.

Bu kitapla birlikte başlayan özel toplama kitapları, şiirlerinden kendinin yaptığı özel bir seçmeyi içeren numaralanmış tek baskı olarak yayımlanmış Doğduğum Yüzyıla Veda ile sürmüş, bunu,13+1'de şiirlerini, 7 mühür'de kimi öykülerini bir kutu içinde bir araya getirdiği toplamlar ve Türk şiirinde şimdiden bir 'kült kitap' olmuş olan Yaz Geçer'in onuncu yılı nedeniyle yapılan büyük boy özel baskı izlemiştir. Ellinci yaşı için hazırladığı ve yalnızca 2005'te yayımlanıp baskısı bir kez daha tekrarlanmayacak Elli Parça kitabı da bu özel kitaplardandır.

Beş bölümden oluşan ve her bölümü ayrı bir yazar tarafından kaleme alınan bir Bülent Erkmen projesi olarak 2004'te yayımlanan 5 peşe romanında da yer almıştır.

Murathan Mungan, bu arada yabancı yazarların öykülerinden ve yazılarından oluşan çeşitli seçkiler yayımlamayı sürdürmektedir. İlk öykü seçkisi Ressamın Sözleşmesi'ni, daha sonra Çocuklar ve Büyükleri, Yazıhane, Yabancı Hayvanlar, Erkeklerin Hikayeleri ve Kadınlığın 21 Hikayesi adlı öykü ve yazı seçkileri izlemiştir.

Bütünüyle özyaşamöyküsel bir malzemeden yola çıkan ilk anlatı kitabı Paranın Cinleri'ni 1997'de yayımlamıştır.

Şiir ve öykü arası bir dil ve kıvam tutturduğu yazınsal metinlerini bir araya topladığı Metinler Kitabı ise, 1998'de yayımlanmıştır.

Mungan'ın kimi şiirlerinin Kürtçeye çevirisinden yapılan bir toplam Li Rojhilate Dile Min (Kalbimin Doğusunda) adıyla 1996'da yayımlanmıştır.

Mungan, bugüne değin çoğu 'Yeni Türkü' topluluğu tarafından seslendirilmiş olan şarkı sözleri yazmıştır. Yazdığı şarkıların Türkiye'nin önemli şarkıcıları, toplulukları tarafından yeniden seslendirilmesiyle oluşan ve 'tribute' sayılabilecek Söz vermiş şarkılar adlı 'cover' albümü 2004'te yayınlanmıştır.

2006'da bugüne dek yazdığı tüm şarkı sözlerini gene aynı ad altında bir araya getirerek kitaplaştırmıştır.

Yazıları, şiirleri ve kimi kitapları bugüne değin İngilizce, Almanca, Fransızca, İtalyanca, İsveççe, Norveççe, Yunanca, Fince, Boşnakça, Bulgarca, Farsça, Kürtçe ve Hollanda diline çevrilerek çeşitli dergi, gazete ve antolojilerde yayımlanmıştır.

Murathan Mungan, 1985'ten bu yana İstanbul'da yaşamaktadır.

İlk kitapları farklı yayınevleri tarafından yayımlandıktan sonra, 1986'da Remzi Kitabevi'ne, 1992'de de Metis Yayınları'na geçmiştir. Halen aynı yayınevindedir.

Murathan Mungan Kitapları - Eserleri
Aşkın Cep Defteri
227 Sayfa
Bazı Yazlar Uzaktan Geçer
Başkasının Hayatı
Yüksek Topuklar
Üç Aynalı Kırk Oda

Paranın Cinleri
Kaf Dağının Önü
Kadından Kentler
Yaz Geçer
Şairin Romanı
Mahmud ile Yezida
Lal Masallar

Kırk Oda
Bir Garip Orhan Veli
Tuğla
Meskalin 60 Draje
Kibrit Çöpleri
Erkekler İçin Divan
Elli Parça

Çador
Eldivenler, Hikâyeler
Mırıldandıklarım
Geyikler Lanetler
Cenk Hikayeleri
Eski 45'likler
189 Sayfa

Mutfak
Doğu Sarayı
Doğduğum Yüzyıla Veda
Yedi Kapılı Kırk Oda
İskambil Destesi
Kullanılmış Biletler
Başkalarının Gecesi

Dağ
Stüdyo Kayıtları
Dağınık Yatak
Dört Kişilik Bahçe
Metal
Oda, Poster ve Şeylerin Kederi
Son İstanbul

Timsah Sokak Şiirleri
Mezopotamya Üçlemesi
Kum Saati
Omayra
Yazıhane
Eteğimdeki Taşlar
Soğuk Büfe

Güne Söylediklerim
Gelecek
Harita Metod Defteri
Metinler Kitabı
Söz Vermiş Şarkılar
Yaz Sinemaları
Balgifa Mar - Yılan Yastığı

Mürekkep Balığı
Solak Defterler
Bir Kutu Daha
Hayat Atölyesi
İkinci Hayvan
Oyunlar, İntiharlar, Şarkılar
Küre

Sahtiyan
Taziye
Kağıt Taş Kumaş
Aşk İçin Ne Yazdıysam
Dokuz Anahtarlı Kırk Oda
Li Rojhilatê Dilê Min - Kalbimin Doğusunda
7 Mühür

Şahmeran'ın Bacakları
Ulak ile Sadrazam
Makas
Kağıttan Kaplanlar Masalı
Aynalı Pastane
Kapan Metin
Dumrul ile Azrail

Osmanlı'ya Dair Hikayat
Murathan'95
Çağ Geçitleri
Hamamname
Aile Albümü
Ressamın Sözleşmesi
Kum Saati

Devam Ağacı
Erkekler Yalnızlıklar

Murathan Mungan Alıntıları - Sözleri
ben çoktan geldim, o varmış mıdır? (Bazı Yazlar Uzaktan Geçer)
İnsan dediğin kainatın her söylediğinin pek azını duyar, birazını sezer, sezdiğininse çoğunu anlamaz. Alıp da o sözü dünyadaki yerine koyamaz. (Hamamname)
ve son bir uyarı sana:
Ait olmadığın her iki dünyadan da
Bir sentez yapmaya kalkma

makas değiştirmez son trenler (Metal)
Kalbi katildir bazılarının
Kimseyi öldürmeseler de... (Solak Defterler)
Güzellik, başlı başına bir faşizmdi;
Dünyanın en adaletsiz dağıtılan şeylerinden biriydi. (Murathan'95)
Durup Baktığında

Azalmış zaman demlenmiş kıymet
Günde kimi gördün, elde neyi sevdin
Ne kaldı sende, neye geçit verdin (Çağ Geçitleri)

"Kentlerde,kasabalarda,her yerde,yazarlar yalnız kişilerdir.Her yerde ve her zaman,öyle olmuşlardır." (Yazıhane)
“Yitirerek kazanırsın. Kazanmanın başka yolu yoktur.” (Makas)
Dünya bir kaybetme yeridir. Her birinin zamanı diğerinin elinde tükenmiştir. (Dokuz Anahtarlı Kırk Oda)
Sanki yaşamım durmuş, ancak anımsadıklarımla yaşamamı sürdürebiliyordum. Parçalanmış bir dünya karşısında yüreğimin duyduğu korkuları hiçbir yere sığdıramıyordum. Hiç kimseye anlatamıyordum. Nesnelerin büyütülmüş dünyasında yaşıyordum. (Kırk Oda)
ben ne zaman yalnız kaldım, bilmiyorum
her zaman yalnızdım, bunu biliyorum (Timsah Sokak Şiirleri)
kimsenin kimsesi yok ki
herkesin elmasında kendi diş izleri... (Oda, Poster ve Şeylerin Kederi)
"İnsan bilmediği şeye el uzatmamalı, el uzatıyorsa bilmeyi göze almalı, bilmeyi göze almak zordur İlyas." (Şahmeran'ın Bacakları)

Konuşamıyordum, hiç kimseyle konuşmamıştım. Hiçbir şeyimi, hiç kimseyle... (Son İstanbul)
yaşarken ve yazarken
yarım kalmış şiirler
yarım kaldılar (Mırıldandıklarım)
"Ben,mimarlığın gündelik hayatın içinde bir güzellik değeri olarak, bizi ağlatacak kadar hayatımıza sızmasını istiyorum. Sonuçta, hepimiz evlerden çocukluğumuzu geri isteriz." (Soğuk Büfe)
"Hafızayı diri tutan adalettir. " (Hayat Atölyesi)
"Gelecek", ümidimiz, sanımız olabilir, ama gerçeğimiz olamaz. (Küre)
her ülkenin anaları vardır. bunlar ki esirgeyendir, koruyandır. dağlardır.
mardin kal'asının alnına düşen leke,
-dağlardan izinsiz, nurdan murakıp-
güneşten hükümsüz dört kanadını salıp dört yöne
ve arsız dönüp duran dev bir çelik aygıt
bakıp utancından ışımayan geceye
kini usul bir mayın gibi bırakıp çekilirse, yanlıştır hüzün. yanlıştır yas. (Balgifa Mar - Yılan Yastığı)
Hayat, bazılarına mutsuz olmakla, duygusuz olmak arasında bir tercih hakkı tanır, daha fazlasını değil. (Yüksek Topuklar)

---
Kaynak: [Mardin Life](https://www.mardinlife.com/kitap/yedi-kapili-kirk-oda-murathan-mungan-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi)