# Yeşil Çeşme - Metin Savaş Kitap özeti, konusu ve incelemesi

> Yeşil Çeşme kimin eseri? Yeşil Çeşme kitabının yazarı kimdir? Yeşil Çeşme konusu ve anafikri nedir? Yeşil Çeşme kitabı ne anlatıyor? Yeşil Çeşme PDF indirme linki var mı?  Yeşil Çeşme kitabının yazarı Metin Savaş kimdir? İşte Yeşil Çeşme kitabı özeti, sözleri, yorumları ve incelemesi...

- Kaynak: Mardin Life
- URL: https://www.mardinlife.com/kitap/yesil-cesme-metin-savas-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi
- Dil: tr-TR
- Yayın tarihi: 2022-06-18T09:00:10+03:00
- Güncelleme: 2022-06-18T09:00:10+03:00
- Yazar: Mardin Life
- Kategori: Kitap
- Görsel: https://cdn.mardinlife.com/2022/06/18/metin-savas-kimdir-metin-savas-kitaplari-ve-sozleri-249321.jpg

Kitap Künyesi
 Yazar: Metin Savaş 
 Yayın Evi: Ötüken Neşriyat 
 İSBN: 9789754378276 
 Sayfa Sayısı: 146 
--reklam--
Yeşil Çeşme Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Açıklama

Beni o büyük çocuklar karşında koruyan diyemem ama hiç olmazsa teselli eden bir kız vardı: Polika! Kasabaya taşındığımız gün gavur diye horladığım için bana darılmasının ardından artık çok zaman geçmişti. Aramızda sarsılmaz bir dostluk kurulmuş, adeta ayrılmaz ikili olmuştuk. Nasıl bir kızdı Polika? Kara saçlı, kara gözlü, hafiften esmer tenli, kâh mahmur bakışlı, kâh kahraman duruşlu, bazen delişmen ve bazen uysal garip bir Rum dilberiydi. Kasabamız düşman işgaline uğradığında şehvet düşkünü palikaryalara nasıl diş bilediğini görmeliydiniz. Namusu söz konusu olduğunda canavar kesilirdi Polika. Kasabanın en varlıklı tüccarı olan Kızıl Kostanın biricik evladıydı. Bu halim selim adama niçin Kızıl lâkabının takıldığını bilmiyorum ama bıyıklarının belli belirsiz de olsa kızıla çaldığını söyleyebilirim. Babacan, mert yufka yürekli bir tüccardı.
--reklam--
Yeşil Çeşme Alıntıları - Sözleri
Hangi parlak söz bağrı yanık bir anneyi avutabilir?
Her insan az-çok çıkarcıdır.￼
Gurur ve üstünlük eğilimi!￼
Ana yüreği günah işlemez. Acınız büyük. Bizler üç gün ağlarız sizse ömür boyu.
Babam Kuva-yi milliye hatlarına casus olarak gidip gelirdi., bizim mahalledeki Rumlarımız vatanseverdi, hiç görmedik ihanetlerini
Kimi duygulanmalar vardır ki, en usta ediplerin kalemleri bile bir noktadan sonra yetersiz kalır ve o duygulanmaları anlatmak maharetini sergileyemez. Belki de bu sebepten bir takım okur yazarlar anlatılanmayan hayat parçalarını bulabilmek umuduyla ciltler dolusu kitap karıştırırlar ömürleri boyunca. Ve yine aynı sebeple bir takım yazarlarlar şairler sezinleyip de anlatamadıklarını hiç olmazsa kırık dökük ihsas edebilmek kaygısıyla ardı ardına romanlar, öyküler, hatıratlar, denemeler vezinli vezinsiz şiirler kaleme alırlar. Fakat beyhude gayretler değildir onların bu ızdırapları. Hayat belirli bir yaştan sonra fazlasıyla anlamsız görünsede, kaderimizdir bizim. Ve biz kaderimizi yalnızca yaşamakla yetinmez, hatırlamakta isteriz. Hatırlarken de başkalarıyla paylaşmak! Çünkü geçmiş zaman kutsal hazinemizdır bizim.
Babamın ölüm haberi geldi günler geçti babamın yokluğuna alışmıştık. Istiklâl savaşında olduğumuz günler babamın Kuva-yi Milliye casusu olduğu anlaşılmış ve tutuklanmış ve bilinmeyen biryere kapatılmış.
Bütün bunlar olurken annemin ağasının kahrından vefat haberi gelmisti, O'na herkes "saraylı" derdi. Sultan Hamidin muhafiz alayında bulunmuş, Annem tarafı ne ninem gibi macırdi, ne kasabalı gibi Kılaz'dı. Karakeçili aşiretine mensuptular, annem soyu sopuyla övünür, Ertugrul Gazinin soyundan olduğunu söyler dururdu. Mektep sıralarında ders kitaplarında ve Aşıkpaşaoğlu Tarihinden okuduğum kuruluş anlatılarını ezberden bilirdi annem. Caber Kalesinde yatan Sulaymanşah'ı, Bilecikteki kartal yuvasına benzeyen tekkesini,, yıllar sonra görme şansına ettiğim Şeyh Edepalı'yı, bembeyaz topak evlerin piri Hayme Ana'yı hep tanırdı. Tanırdı diyorum çünkü uzak geçmişi değilde onlardan bahsederken bizzat tanıştığı, onlarla yaşamış kahramanlari arasında yaşamış gibi anlatırdı.
Milli Mücadelenin olduğu günler olumlu olumsuz haberler gelmeye başlamıştı. Millette Kâh yeis, kâh sevinç ve gurur... kimin samimi kimin ikiyüzlü olduğu anlaşılmayan günlerdi.
Hayat bir nevi tutsaklıktı.
Her an bir şeylerin mahkûmuyuz.
Bizler bugün oturduğumuz yerden ve bilgicligin garip keyfiyle kâh padişahlarımızdan kâh Musatafa Kemal Paşa hakkinda ileri geri konuşuyoruz, fakat ogunlerin bulanıklığını hiç hesaba katmıyoruz. Kadim Oguznamelerin ifadesiyle ev başına karahan olduğu günlerdi. Milliyet fikrinin çakıştığı bulanık bir havanin doğal sonuçladıydı
Düşünüyorum da… Ne garip!
Çocukluğumun geçtiği mekanları ya düğün dernek vesilesiyle gidebiliyorum, ya da birilerini son yolculuğuna uğurlamak gâyesiyle. Ve her seferinde toprağa biraz daha yaklaştığımı hissederek dönebiliyorum sıcak yuvama.￼￼
￼Ne kadar garip… Her şey ölüyor, fakat hatıralar?
Neden aşk hikayelerine ille de kavusulmazlik motifi arsızca karışır, hep sorarım kendime.
Her ayrıntı, her eşya ve her birey kendi masalını yaratır.￼
Daha kötü haber geldi, İzmir'e Yunan askerlerinin çıktığı haberi geldi. Öte beride yeni isim dolaşıyordu artık:Mustafa Kemal Paşa! Urguş ninemin Sarı Paşası...
--reklam--
Yeşil Çeşme İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Yeşil çeşmeye senede birkez olsun okuyacağım, sevginin sağlığı, vatan ve istiklâl marşın büyük sevgisi, aclık, çaresizlik, cahilliğin anlamsız intiksmi, özellikle beni cok ağlatan osmanlıda yerleşmiş rumların müslüman komşuları için seferber fedakâr vefaları, ama karşılığında bu memlekette koruyamayip gitmelerine engel olamamalı, 7 güzel rum kızı biz müslüman olup türk erkeklerle evleneceğiz deyip kalmaları, sadece bu kızlar kalmış ama onlarida koruyamamış bizim halkımız güya müslüman eskiya erkekler intikam için dağa kaldırıp sonra çırılçıplak atmışlar, müslüman mezarlığına gömmüşler ve dedenin emaneti koruyamadık deyip kahirdan ölmesi, bu kısımlar. Vatan sevgisi ve Atatürk e olan vatanına olan bağlılık, açlıktan süpürge tohumu ve hayvanların pisliğinden çıkan buğday tanelerini toplayıp yemeleri ne çok üzücü ve kendimden uyandım, vicdanım şu yönde rahat hiç yemek beyenmemezlik yapmam lapada olsa önüme koyulan yerim. Çünkü hayat herşeyi öğretiyor. Diyaliz hastası olarak yasaklı yaşamak. Bir su bile içmek yasak olan bir hastalık. Boşuna Bakara süresinde geçmiyor siz sanırmısiniz sizden önce ümmetlerin yaşadıklarını yaşamadan oleceginizi. Bende az yemenin bazı şeyleri yiyememeyi su hayat iken bize ölüm sunduğunu bu sekilde öğrendim yaşadım 8 yıl. Burdaki açlıkla kıyaslanamaz ama hayatın acısını farklı şekilde yaşıyor her insan. Hamd olsun nakil oldum yine yasaklar var ama en azından su içiyorum ve en büyük nimet idrara çıkıyorum. Ayıp yazdığım ama herşeyden yakınan insanlar bence buhayatin nekadar olduğunu bilmiyorlar, bir vatanın bayrağının olması, en büyük huzur uyurken özellikle ve yine ne büyük nimet sağlık (zehra çalışkan) 
İçim titriyor, çok garip. Aklımdakileri alıp yazmış sanki. Hep dediğim gibi "aydınlığa çıkmak zor, aydınlığa inanmazsan!"
Tasvirler o kadar güzel ki. Karşında duruyor ve sana derdini anlatıyor sende onunla beraber haline üzülüyorsun. En güzel yanı, kitapta kahramanın adı hiç geçmiyor belkide çok yakınındaki bir insancıktır bu kahraman. (EDA) 
Metin Savaş'ın okuduğum ikinci kitabı. İki kitabında da (birinci Erlik) uzaklardan görülen, meçhul birine yer veriyor ve genellikle bu kişiler üzerinden hikayeye mistik/mitolojik bir hava katıyor.

Yeşil Çeşme'nin bazı nesneler üzerinden birbirine bağlanan ve geçmişten günümüze kadar uzanan bir hikayesi var. (Aykan) 
--reklam--
Yeşil Çeşme PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Metin Savaş - Yeşil Çeşme kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Yeşil Çeşme PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Metin Savaş Kimdir?
Metin Savaş (d. 1965, Balıkesir) Türk Yazar. Beş yaşındayken İstanbul’a yerleşmiştir. İlköğretim eğitimini Fatih ve Yavuzselim İlkokulları, Çavuşoğlu Özel Koleji ve Gelenbevi Ortaokulu gibi farklı okullarda almıştır. Lise eğitimini Vefa Lisesi'ndeyken yarıda bırakarak çalışma hayatına atılmıştır. Babasının iş dünyasında karşılaştığı güçlükler nedeniyle Balıkesir’e ailesiyle birlikte dönmüştür. O dönemden beri hayatını ticaret yaparak kazanmaktadır. Yirmili yaşlarında hikâyelerden oluşan ilk yazılarını yazmaya başlamıştır. 1995 yılında Türk Edebiyatı Vakfı’nın düzenlediği Ömer Seyfettin Hikâye Yarışması’nda Ninemin Türküleri adlı kısa öyküsüyle mansiyon ödülünü almıştır.[1] 1998 yılında Orkun Dergisi’nin düzenlediği makale yarışmasında ikincilik aldı.[2] Bu dönemden sonra ilk roman denemeleri yaparak 1999 yılında İstanbul Tuzla Belediyesi’nin açmış olduğu roman yarışmasında Efendi Dayının Kozalakları adlı romanıyla birinciliği Ahmet Kekeç’le paylaştı.[3] Söz konusu roman 2000 yılında kitaplaştırılmıştır. Hiç evlenmemiştir. Yazar halen memleketi Balıkesir’de annesiyle birlikte yaşamaktadır.
--reklam--
Metin Savaş Kitapları - Eserleri
Zemheri Kuyusu
Erlik
Yeşil Çeşme
Baykuşlar Geceleyin Öter
Efendi Dayının Kozalakları
Sevda Gibi Bir Gizli Emel
Melengicin Gölgesinde
Vatandaşlık Ofisi
Kıvılcım
Dehşet Palas AVM
Kargalar Derneği
Çarşamba Karısı Cinayetleri
Kuvayı Milliye'nin Hazinesi
Karanlıkta Savaşanlar
Defne Ağacını Budamak
Polika'nın Yeşil Çeşmesi
Zemheri Kuyusu
Kırmızı Yazılar
Atilla’nın Kandilleri
Kuvayı Milliye'nin Hazinesi
--reklam--
Metin Savaş Alıntıları - Sözleri
￼Ne kadar garip… Her şey ölüyor, fakat hatıralar? (Yeşil Çeşme)
- Kime aşık oldun lan?
- Memlekete. (Kıvılcım)
Selim Pusat her çağda yasak meyveye tamah edenlerdendir. (Sevda Gibi Bir Gizli Emel)
Selim Pusat, masalsı bir bozkırla, kadim zamanlar subayı olan Yüzbaşı Burkay’dan tevarüs ettiği sert mizacın tezahürüdür. (Sevda Gibi Bir Gizli Emel)
Pek çoğumuzun mâzisinde bir çocukluk aşkı vardır. Bunu biliyorum. Her erkeğin geçmişinde bir küçük kız mutlaka vardır. (Erlik)
AVM yaşantısı bir tiyatro sahnesidir, Bay Çilingir. (Dehşet Palas AVM)
Göreceğim baharı, yazı ve sonbaharı
Kapayacağım bütün kapı panjurları (Kuvayı Milliye'nin Hazinesi)
Ruh aydınlığı, maddi karanlığı doğru nefs de Bu ikisi arasında aslını ispat için bulunan adeta özel bir aynadır. (Sevda Gibi Bir Gizli Emel)
Cumhuriyet çocuğuyum. Vatanımı, milletimi, devletimi seviyorum. Selçukluyu ve Osmanlıyı ne kadar benimsiyorsam, Cumhuriyeti de o kadar özümsüyorum. Efendim, şöyleymiş böyleymiş… Elde bir vatan, bir millet, bir devlet var. (Zemheri Kuyusu)
Susmak! Bilinmezlikler karşısındaki yegâne savunma mekanizması! (Polika'nın Yeşil Çeşmesi)
Her kaos döneminde arkatiplerin güncellenmesi kaçınılmaz olmaktadır. İşte bu güncelleme sayesinde, ebedi dönüş uyarınca, süreklilik mümkün olmaktadır. Bu itibarla da Oğuz, Selçuklu, Osmanlı ve Cumhuriyet devreleri birbirinin rakibi olmaktan çıkarak birbirlerinin varlıklarını şekil değiştirerek sürüklemektedirler.￼ (Defne Ağacını Budamak)
Şu alengirli dünyada bit yeniğinin bulunmadığı yer yoktur. (Kıvılcım)
Her insan az-çok çıkarcıdır.￼
Gurur ve üstünlük eğilimi!￼ (Yeşil Çeşme)
Netice de merhametli bir kadınsınız. Herhalde her kadın böyledir. Sanıyorum ki kadın merhameti erkeğin kısır merhametinden daha verimli ve daha yücedir. (Erlik)
"Beceriksiz insan yığınlarını (koyun sürülerini) itaat altında tutabilmenin en kestirme yolu korku ve kaygı unsurlarıydı." (Baykuşlar Geceleyin Öter)
"Günümüzde bireyler dünyaya geldikleri andan itibaren toplumsal yaşamın her aşamasında sistematik olarak kayıt altına alınırlar ve hayatlarının sonuna kadar da gözetim altında tutulurlar." (Erlik)
"İnsanin" dedi Tansel Bey " kendi hikayesini anlatırken duyguları gayet iyi cevap verebilir. (Çarşamba Karısı Cinayetleri)
Puding yiyen huzur bulur (Çarşamba Karısı Cinayetleri)
Hayat bir nevi tutsaklıktı.
Her an bir şeylerin mahkûmuyuz. (Yeşil Çeşme)
İlk ceddimizin yitirdiği cenneti hâlâ arıyoruz. (Kıvılcım)

---
Kaynak: [Mardin Life](https://www.mardinlife.com/kitap/yesil-cesme-metin-savas-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi)