# Yeter ki Kararmasın... - Onat Kutlar Kitap özeti, konusu ve incelemesi

> Yeter ki Kararmasın... kimin eseri? Yeter ki Kararmasın... kitabının yazarı kimdir? Yeter ki Kararmasın... konusu ve anafikri nedir? Yeter ki Kararmasın... kitabı ne anlatıyor? Yeter ki Kararmasın... PDF indirme linki var mı?  Yeter ki Kararmasın... kitabının yazarı Onat Kutlar kimdir? İşte Yeter ki Kararmasın... kitabı özeti, sözleri, yorumları ve incelemesi...

- Kaynak: Mardin Life
- URL: https://www.mardinlife.com/kitap/yeter-ki-kararmasin-onat-kutlar-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi
- Dil: tr-TR
- Yayın tarihi: 2022-08-19T23:00:07+03:00
- Güncelleme: 2022-08-19T23:00:07+03:00
- Yazar: Mardin Life
- Kategori: Kitap
- Görsel: https://cdn.mardinlife.com/2022/08/19/onat-kutlar-kimdir-onat-kutlar-kitaplari-ve-sozleri-293932.jpg

Kitap Künyesi
 Yazar: Onat Kutlar 
 Yayın Evi: Yapı Kredi Yayınlar 
 İSBN: 9789750822551 
 Sayfa Sayısı: 80 
--reklam--
Yeter ki Kararmasın... Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
12 Eylülün en karanlık döneminde, cezaevlerine kapatılan, işkence gören, ağır hükümler giyen on binlerce genç insan, işçi, aydın için en ağır ceza hiç kuşkusuz toplumun inanılmaz suskunluğu idi. Benim biraz da kişisel nedenlerle başlattığım bu küçük mektup dizisi, benden daha önce davranmış bir avuç yürekli insanın ardından, bu suskunluğa alçakgönüllü bir başkaldırı idi. Keşke daha güçlü bir başkaldırıyı gerçekleştirmek elimizden gelseydi." "Sevgili Onat, mektuplar biçiminde yazsan da, bir ozanın sözcüklerini seçişindeki titizlikle, dizelerini sıralayışındaki ustalıkla kuruyorsun anlatımını. Son birkaç yılın Türkçe yazılmış en güzel kitaplarından birini okumanın coşkusu içinde yazıyorum bu mektubu sana. "Mektupların kimlere yazıldığını bir bir çıkarır gibi oldum. Ama birer simgeydi o kişiler. Onların kişiliğinde herkese yazılmış mektuplardı. Böylesine yoğun, böylesine birikimden kaynaklanan, umudu ve bilinci böylesine paylaşmaya hazır mektuplar alacağımı bilsem, hiç çekinmeden bir daha içeri girerdim, inan. Yeter ki Kararmasın...
--reklam--
Yeter ki Kararmasın... Alıntıları - Sözleri
« ... geçmişi bilecek kadar yaşadım ve önümde geleceğe inanacak kadar zaman var. Yaşadığımız günlerin toprağına acının, yalnızlığın tohumları ekiliyor her gün. Ama gene de hiç unutmadan yapabileceğimiz bir şey var: Bir insan eli­nin sıcaklığındaki dayanışmayı gerçekleştirmek. Her şeyi değiştirebilir bu.»
« Çocukların sessizce geleceğin denizlerine kürek çektiklerine bakmayın. Ayakları geçmişin ağır zincirleriyle yeniden bağlanı­yor.»
Çünkü bir işçinin çok az zamanı vardır; hele kadın olunca!
« Sen ne dersin arkadaşım, bizler dayanabilecek miyiz
"zamanın kamçısına, zorbanın kalırına, gururun çiğ­nenmesine, sevginin kepaze edilmesine, yasaların bunca yavaş, yüzsüzlüğün bunca çabuk yürümesine ve kötülere kul olmasına iyi insanın?"
Ben değil, "Çağ­daşımız Shakespeare" soruyor bunu yüzyıllar öncesinden.»
« Şimdi kış. Pek yaprak görünmüyor dallarda. Ama hep biliyoruz. Bahar mutlaka gelecek. Ve hep birlikte duyacağız yapraklı dalların sesini. İstersen nice zamandan beri yaptığımız gibi, Nazım ’la başladığımızı, onunla bitirelim:
« . . .
İçerde bir tarafınla
yapyalnız kalabilirsin
kuyunun dibindeki taş gibi
fakat öbür tarafın
öylesine karışmalı ki
dünyanın kalabalığına
sen ürpermelisin içerde
dışarda kırk günlük
yerde yaprak kıpırdasa. ..»
« Niçin ben susmak zorundayım?
Açın gözlerinizi, burnunuzu dikin ve kulak kesilin: Çürü­meyi duyuyor musunuz?

Siz başka türlü görseniz de şu çok yaşlı toprağımızda her günün tufanından artakalan sayısız şeyin kokuştuğunu, çürüdüğünü biz biliyoruz. Nereye gitseniz yalan ve ikiyüzlülükle dokunmuş halıların üstünden geçiyorsunuz. Ama bir koku, dayanılmaz bir koku gelmiyor mu burnunuza? Kırbacın rüzgârı, uykunun sisleri ya da altın varaklar kapatabilir, dağıtabilir mi bu pisliği?
Çocukların sessizce geleceğin denizlerine kürek çektiklerine bakmayın. Ayakları geçmişin ağır zincirleriyle yeniden bağlanı­yor. Bilginler gittikçe küçülen kurtlar gibi kendi kitaplarının ciltleri arasına gömülüyor. Kendi kuyruğu­nu yiyen bir masal hayvanı gibi ağır ağır ölüyor ya­şam. Ortalıkta dolaşanlar yalnızca çerçiler ve tacirler. Çürümeye yüz tutmuş bir meyvayı evden eve dolaş­tırıyorlar.»
Zaman, yanlışlıklar gibi gecikmeleri de bağışlatır.
yeryüzünü,
yaşama öylesine inanıyoruz ki,
,
Garson, dedim,
Bana biraz sabır ver!
,
yeryüzünü,
yaşama öylesine inanıyoruz ki,
İlk bakışta her şey eskisi gibi. Hava fena değil. Çocuklar okula gidiyor. Genç­ler sevişiyor. Kadınlar doğuruyor. Marangoz ustaları ve fabrikalar çalışıyor. Yaşlılar birer ikişer ölüyor. Bitkiler gene aynı mevsimlerde yaprak ya da tohum döküyor. Yaşam sürüp gidiyor. Ama eksik olan bir şey var. Ne?
Acılardan daha büyük bir yer yoktur. Bir tek evren var, o da kanayan bir ev­ren.
Bilginlerin görebildiklerini görmeye çalışmakta herkes için sayısız yarar var. Çünkü tarih, yok etmek istediğini kör eder.
--reklam--
Yeter ki Kararmasın... İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Şiirde de, öyküde de, diğer düzyazılarında da gerçekten çağdaş ölçülerin dahi üzerine çıkan bir anlatım üslubu yakalamayı başarmış bir yazarın kitabı. Mektup-deneme karışımı yazılardan oluşan bu eser, içinde sinemadan siyasete, edebiyattan estetik ve etiğe kadar pek çok ögeyi barındırıyor. Müthiş bir birikim ve ilhamın, hırpalanmıș bir yüreğin içinde, üzüntü ve umuda sarılarak kitaplaștığı bir eser. Seksenli yılların başından, günümüze, 2021'in sonuna kadar ulaşmayı başarmış bir yakarış. Belki biraz ağır, içerdiği bazı kavramlar sebebiyle de karmaşık gelebilir kimilerine. Çünkü yazılarda bahsedilen bazı şeyleri anlamak için araştırma yapmak yahut bir altyapıya sahip olmak icap ediyor. Okuma listesine kitap arayanlara tavsiye edebilirim. (Mesut İlkay Yanık) 
Onat kutlar , özel ve önemli bir şahıs tarafımca. Anadilini bu denli sade, yalın ve bir o kadar şık kullanan çok nadir insanlardan. İyi ki yazmış iyi ki okumuşum :)) kitap kısa kısa mektuplardan oluşuyor. Bir pazar kahvesinde keyifle okunacak cinsten. (bentuba) 
Onat Kutlar 82 darbesi sonrasında cezaevlerine kapatılarak işkence gören, ağır cezalar alan insanlara toplumun suskun kalmalarını onlara verilen en büyük ceza olarak görür. Bu suskunluğa "bir alçakgönüllü başkaldırı" olarak adlandırdığı mektupları iki yıl boyunca bir sanat dergisinde kendisine ayrılan köşede yazar. Alıcıların isimlerini açıklamaz. Ancak yazar kitabının 'Ek Söz' bölümünde önce Hüseyin Baş'a, sonra da Orhan Taylan'a, Ali Sirmen'e, Dr. İsmail Beşikçi'ye, cezaevlerine doldurulan gençlere, tüm onurlu ve direnen dostlara yazdığını belirtiyor.

En başta Erdal Öz'ün bu mektuplara yanıtı olan mektubu vardı. İçerdeki insanın yasakları aşabilmek için için üstü kapalı da olsa duygularını, düşüncelerini, gönlünden geçenleri olabildiğince yazarak anlatmaya çalışır. İçerde yazılanlar aslolandır, gerçektir. Şimdiye kadar içerdeki adamın yazdıkları ilginç olmuştur. Dışarıda yazılanların yaşanırlık kazanmadığı için içeride yazılanların yanında sönük kalır diyor Erdal Öz. Ancak yazarın dışardan yazdığı bu mektupları içeriden yazılmış mektupların başarılarıyla yarışır, birikim dolu, umut ve bilinç aşılayan nitelikte buluyor.

Sıcacık bir arkadaş sohbeti tadında, içtenlikle yazılmış dostça sarmalayan satırlar kitabı elimden düşürmedi, hiç bitmesin istedim. İlk sayfalarından itibaren büyük bir merak, heyecanla bu kitap mektubu defalarca okudum. Zihnime, yüreğime kazıldı.

Onat Kutlar “şimdi değilse ne zaman konuşacağız ölümü, özgürlüğü, aşkı, tutkuyu, duvarları, çocukları, acıyı, sevinci, ortak düşlerin bulanık gecelerini, geçmişi ve geleceği, oyunları, bahçeyi, denizi ve nice şeyleri” diyerek anlatmaya başlıyor. Ve öyle bir anlatıyor ki bu nice şeyleri kendi kültür birikimi, insan sevgisiyle, içtenliğiyle, görüşleriyle, sade ve özgünlüğüyle duygular kabına sığmıyor taşıyor. Umutları yeşertiyor.

‘Yalnız değiliz’de yaşanan günlerin toprağına acının, yalnızlığın tohumları ekildiğini ama gene de unutmadan yapabileceğimizin bir insan elinin sıcaklığındaki dayanışmayı gerçekleştirmek olduğunu bunun da her şeyi değiştirebileceğini yazmış.

‘Balyoz ve Özgürlük’te baharı simgeleyen kuşlara benzettiği, yüzlerindeki şaşkınlık, moral ve umuttan bir de aralarında sınıf farkını silen giysilerinden tanıdığı gençlere Balyoz isimli kısa filmi hatırlayan olup olmadığını ve bir süredir gittiği sinemalarda giysilerinin, tavırlarının, gülüşlerinin farklı bir sürü genç görüyorum ama siz neredesiniz diye soruyor. Son bölümde yanıtını veriyor onlardan biri. Okumalısınız.

İçerden yazılmış birkaç mektuba yer verilmiş ki Onat Kutlar okurları bu mektupların kendisininkilerden daha çok etkileyeceğini yazmakla yanılmamış. Direnen, onurlu insanların yazdığı, yüreğinizi kanatan, gözlerinizi dolduran, insan olmanın gururunu yaşatan o mektupları okuyun. 80’li yıllarda yazıldığına bakmayın siz. Çürümeyi, kokuyu duymuyor musunuz? Kara civciv gibi aydınlıklara koşmanın, balyoza direnmenin zamanı değil mi? Tam da ihtiyacımız olduğu sırada. “Yeter ki kararmasın…”

Yazar ve kitapla ilgili linklere bakmak isterseniz:

A. İliç / Balyoz
https://www.youtube.com/watch?v=ywlYQVjO7u4

“Onat Kutlar'ın yaptığı her şey; şiir, öykü, sinema, demokrat ve aydın oluşu da öyledir, derinden bir his bırakır, tıpkı onunla hiç karşılaşmadan, onunla tanışmadan benim de hissettiğim duygunun iyiliğe gülümsemeye benzer bir şey olması ve bunun hep süreceğine olan sarsılmaz inanç gibi. Demek ki uzağı ve uzakları olmayan birinden, Onat Kutlar'dan söz etmiş oluyoruz bunları söylerken.” Haydar Ergülen

http://www.artfulliving.com.tr/edebiyat/onat-bir-senliktir-i-2353

Onat Kutlar: Deniz Gezmiş Üzerine
https://www.youtube.com/watch?v=B_klj-ZG070

Düşünüyorum nasıl budandık bahara ulaşmak için.
Şimdi sessiz duruyoruz kıyısında bir düşüncenin
unutmamak için çünkü unutuşun kolay ülkesindeyiz
ölü balıklar geçiyor kırışık bir deniz sofrasından
ve ellerinde fenerlerle benim arkadaşlarım
durmadan düşünüyorum ne kadar çok öldük yaşamak için.

Onat Kutlar

Bombalı bir saldırıda yitirdiğimiz aydın insan Onat Kutlar’ı özlemle anıyorum, kalemi daha çok yazmalıydı. (mısra) 
--reklam--
Yeter ki Kararmasın... PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Onat Kutlar - Yeter ki Kararmasın... kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Yeter ki Kararmasın... PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Onat Kutlar Kimdir?
Onat Kutlar (25 Ocak 1936, Alanya – 11 Ocak 1995, İstanbul). Türk şair, yazar, düşünce adamı.

1959 yılında yayınlanan İshak ile 1960 yılında Türk Dil Kurumu ödülünü kazandı. Fethi Naci'ye göre, İshak, dünya edebiyatındabüyülü gerçekçilik akımının ilk örneklerinden biri olarak değerlendirilmelidir.

İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi'ndeki öğrenimini, son dersinin sınavına girmeyerek, bıraktı ve felsefe okumak amacıyla Paris'e gitti. İki yıl sonra döndüğünde bir süre Doğan Kardeş Dergisi'nde çalıştı.

1965'te Türk Sinematek Derneği'ni ve Yeni Sinema dergisini kurdu. 1965-1976 yılları arasında, Türkiye'ye dünya sinemasının kapılarını açan Türk Sinematek Derneği'ni yönetti. Yusuf ile Kenan, Hazal ve Hakkâri'de Bir Mevsim adlı yurtdışı ve yurtiçi festivallerde çok ödüllü filmlerin senaryolarına imzasını attı. 1985'te Berlin Film Festivali'nde jüri üyeliği yaptı.

İstanbul Film Festivali Düzenleme Kurulu'nda ve İstanbul Kültür ve Sanat Vakfı İcra Kurulu'nda görev yaptı. 1994 yılında Fransız hükümetince verilen L'Ordre des Arts et des Lettres ödülüyle onurlandırıldı. 30 Aralık 1994'te Cafe Marmara'ya bırakılan bombanın patlaması sonucu ağır yaralandı. Aynı patlamada arkeolog Yasemin Cebenoyan da yaşamını yitirdi. Kutlar, 11 Ocak 1995'te yaşamını yitirdi ve Aşiyan Mezarlığı'na defnedildi. Olay, İBDA-C tarafından üstlenilse de faillerin yakalanmasıyla PKK tarafından düzenlendiği ortaya çıkmıştır.

Onat Kutlar Gazel Kutlar ve Mazlum Kutlar isimli iki oğul sahibidir.
--reklam--
Onat Kutlar Kitapları - Eserleri
İshak
Yeter ki Kararmasın...
Bahar İsyancıdır
Unutulmuş Kent
Karameke
Unutulmuş Kent ve Çeviri Şiirler
Kül
Sinema Bir Şenliktir
Gündemdeki Konu
Pera'lı Bir Aşk İçin Divan
Gündemdeki Sanatçı
Sinema... Sinema
Senaryolar
--reklam--
Onat Kutlar Alıntıları - Sözleri
ve bak nasıl
şiirlerimin beşiğine
sen doğuyorsun, güneş doğuyor... (Unutulmuş Kent ve Çeviri Şiirler)
seni yeniden ben buldum ey unutulmuş kent
ve kimsenin farkında olmadığı günde sevgilim seni
bir alacakaranlıkta geçtim aşılmaz surlarını zamanın
duru ve dökülgen nefti perdeyi araladım
ulaştım sana sonunda ne olur unutma beni (Unutulmuş Kent)
İnsanın cehennemi başkaları değil kendisidir. (Kül)
… Diyor ki içimden bir ses “beni yüreğinin üstüne bir mühür gibi koy. Çünkü ölümden daha güçlü bir sevgiye ihtiyacım var. Geçmişin selvi ağaçlarından, sönen yıldızın ışığından, köşeyi dönerek kaybolan gençlikten kurtulmaya ihtiyacım var. Bir insan elinin sıcaklığına…” (Unutulmuş Kent)
Gerçeği, bütün sertlik ve hürriyetiyle gerçeği görüp onu nerenize yerleştireceğinizi şaşırdığınız, sizin kadar kavrayabilecek birine anlatmak, içirmek için çırpındığınız anlarınız oldu mu? (Karameke)
"Ee, birader!" (…) "yeter artık. Ne bu? Şu ke­dilerinize bir çekidüzen verin.” (İshak)
Yüreğimi saran sıkıntı dağılacak gibi. Çürümeyi ve kaçışı bir unutabilsem. (Karameke)
Okullarından mantık derslerini kaldırmış, değerli öğretmen ve eğitimcilerini ya dışlamış, ya da küstürmüş, tam bir çürüme ile kirlenmiş, kısa yoldan köşe dönmeye koşullanmış, tüm medyasında bir bayağılaşma yarışına girmiş, eleştirel bakışı da, belleği de , moral değerleri de yitirmiş bir toplumun küçüklerinden de büyüklerinden de ne bekliyoruz? (Gündemdeki Konu)
« Yarın her zaman güzeldir.» (Bahar İsyancıdır)
"Yalnız sonsuz sevgiyi anlatmayı düşünüyorum. Duran, büyüyen o uçsuz gölde benim yerim nedir ki? Yaşam sürüp gidecektir. İşim bu masalı anlatmak." (Kül)
İçime sevgiye benzer sıcak bir şey kuruluyor. Yürü, diyor, yürüyorum. (Karameke)
"Her şişman adamın içinde, kaçıp kurtulmak isteyen zayıf bir adam vardır."

Brendan Behan (Kül)
Ve geçiyordu bahar o yemyeşil düş
Penceremden
Sesleniyordu yüreğime:
"Bak
Hiçbir zaman ilerlemedin
Battın sen!" (Unutulmuş Kent ve Çeviri Şiirler)
Gerçekten biz Türkler, başta özel Tv' ler olmak üzere medyanın üç kuruş para uğruna bize sunduğu bu görüntülerdeki insanlar mıyız? (Gündemdeki Konu)
İlk bakışta her şey eskisi gibi. Hava fena değil. Çocuklar okula gidiyor. Genç­ler sevişiyor. Kadınlar doğuruyor. Marangoz ustaları ve fabrikalar çalışıyor. Yaşlılar birer ikişer ölüyor. Bitkiler gene aynı mevsimlerde yaprak ya da tohum döküyor. Yaşam sürüp gidiyor. Ama eksik olan bir şey var. Ne? (Yeter ki Kararmasın...)
"İnsan yüreği pas tutar derdi babam." (Unutulmuş Kent ve Çeviri Şiirler)
« İçimde o bilinen üçlemenin, -gitsem... gitmem gerek... gidiyorum- yani kararların en yumuşak ve kesin olanının yankısını duydum. Artık başka ne yapabilirdim?» (İshak)
« Hepimiz aşklar, dostluklar, yiğitlikler, kavgalar tanıdık. Korkaklığı, yalanı, ihanetin iki yüzlü bıçağını, bencilliği de tanıyoruz şimdi.» (İshak)
Biliyorum, bana huzur veren şey, seni sadece rahatsız edecektir. (İshak)
« Oysa biz basit insanlarız. Ve ölümlü. Yaşamayı ve baharı bu yüzden severiz. Doğan her şeye inanırız. Çocuklara, güneşe, bize düşler sunan ayışığına.» (Bahar İsyancıdır)

---
Kaynak: [Mardin Life](https://www.mardinlife.com/kitap/yeter-ki-kararmasin-onat-kutlar-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi)