# Yıllar - Virginia Woolf Kitap özeti, konusu ve incelemesi

> Yıllar kimin eseri? Yıllar kitabının yazarı kimdir? Yıllar konusu ve anafikri nedir? Yıllar kitabı ne anlatıyor? Yıllar kitabının yazarı Virginia Woolf kimdir? İşte Yıllar kitabı özeti, sözleri, yorumları ve incelemesi...

- Kaynak: Mardin Life
- URL: https://www.mardinlife.com/kitap/yillar-virginia-woolf-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi
- Dil: tr-TR
- Yayın tarihi: 2022-03-09T02:00:09+03:00
- Güncelleme: 2022-03-09T02:00:09+03:00
- Yazar: Mardin Life
- Kategori: Kitap
- Görsel: https://cdn.mardinlife.com/2022/03/09/virginia-woolf-kimdir-virginia-woolf-kitaplari-ve-sozleri-171083.jpg

Kitap Künyesi
 Yazar: Virginia Woolf 
 Çevirmen: Oya Dalgıç 
 Orijinal Adı: The Years 
 Yayın Evi: İletişim Yayınları 
 İSBN: 9789750502170 
 Sayfa Sayısı: 384 
--reklam--
Yıllar Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Virginia Woolf Yıllar’da, üç nesil boyunca Londralı Pargiter ailesinin izini sürüyor. 19. yüzyılın kapanıp 20. yüzyılın aralandığı günlerdeki hızlı dönüşümü, farklı kuşakların gözünden ele alan yazar, böylece bir döneme de ayna tutmuş oluyor. Kahramanlar modern hayatın günlük alışkanlıklarına getirdiği değişime ayak uydurmaya çalışırken, başarısızlıklarla yüklü bir geçmişten sıyrılarak umut dolu bir yüzyıla yelken açıyorlar.
1937’de yayımlandığında, aylarca çok satan listelerinde kalan ve yazara daha önce hiçbir kitabının sağlamadığı bir popülerlik kazandıran Yıllar, bireyin modern dünyadaki yeri ve tekil varoluşların anlamı üzerine bir eser.

"...Yıllar, geçmişten farklı bir gelecek için umut beslemenin ve bu geleceğe dair öngörüde bulunmanın haklılığını vurguluyor."

 Jeri Johnson

"Yaşlılık ve gençliğe, değişim ve kalıcılığa, gerçek ve yanılsamaya, tüm zamanlara ve meselelere dair muhteşem bir eser."

 Times
--reklam--
Yıllar Alıntıları - Sözleri
"Hiçbir şey sonsuza kadar devam edemez,her şey geçer."
Hiçbir şey sonsuza kadar devam edemez, her şey geçer.
Toplum son derece kaba davranıyor-
Bu enfes yalnızlığa...
"Hiçbir şey sonsuza kadar devam edemez, diye düşündü. Her şey geçer, değişir, diye düşündü tavana bakarak. Peki, nereye gidiyoruz? Nereye? Nereye?.."
“hiçbir şey sonsuza kadar devam edemez, her şey geçer.”
"Ama artık her şeye dikkat etmeyeceğim; keyfime bakacağım,"
.
Soğuk kış gecesi neredeyse siyahtı. Koyu mavi bir taşın oyuğuna bakmak gibiydi.

Orada burada bir yıldız maviyi deldi. Bir enginlik ve huzur duygusu vardı - sanki bir şey tüketilmiş gibi...

...
“hiçbir şey sonsuza kadar devam edemez, her şey geçer.”
Meydanlardaki güvercinler, bir-iki dalı düşürerek ağaçların tepelerine üşüşmüşler, sürekli kesintiye uğrayan bir ninniyi tekrar tekrar başından başlayarak mırıldanıyorlardı.
"Doğamda nefrette değil, sevgide birleşmek vardır."
(Antigone).
.
Kasım göğünü bir sis perdesi kapladı; birçok katlanmış peçe, o kadar ince örülmüş ki, tek bir yoğunluk oluşturuyordu.

Yağmur yağmıyordu, ama yer yer sis yüzeyde yoğunlaşarak neme dönüşüyor ve kaldırımları yağlı hale getiriyordu.

Şurada burada bir çim bıçağında ya da bir çit yaprağında bir damla hareketsiz asılı kaldı.

...
“She did not want to move, or to speak. She wanted to rest, to lean, to dream. She felt very tired.”
Yanlış bir şeyler var, diye düşündü; sözlerle gerçek arasında bir boşluk, bir aykırılık vardı.Eğer dünyayı ISLAH etmek istiyorlarsa, neden orandan, merkezden, kendilerinden başlamıyorlardı???..
.
Kırdaki tepelerin üzerinden hızla geçen rüzgar, yeniden yeşile dönen geniş gölge halkaları savurdu.

Ama Londra'da sokaklar bulutları daralttı; Doğu Yakası'nda nehir kıyısında yoğun bir sis asılıydı. 'Satılacak eski bir demir, herhangi bir eski demir' diye bağıran adamların seslerini uzaktan geliyordu; ve banliyölerde organlar susturuldu.

Rüzgar dumanı savurdu çünkü hala son birkaç sardunyayı barındıran sarmaşıklarla kaplı duvarın köşesindeki her arka bahçede yapraklar yığılmıştı; keskin sivri alevler onları yiyordu sokağa, sabahları salonda açık duran pencerelere.

Çünkü yılın doğum günü olan Ekim ayıydı.

...
--reklam--
Yıllar İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Virginia woolf un kendine ait bir oda, kitabını okumuştum ilk. Bu okuduğum ikinci kitabı. Bu kitaba 3 kez başlayıp yarıda bıraktım. ilk defa bir kitabı okumakta bu kadar zorluk çektim sanırım.
Aslında keşke bitirmek için zorlamasaydim diyorum, keşke kitabı ilk bıraktığımda tekrar okumaya çalışmasaydım. Çünkü bence kitapların okunma ve anlaşılma zamanları var. Şimdi bu kitabı bitirdim ama henüz kitap bana bir anlam veya hayatıma bir yenilik katmadı. Bu yüzden bir iki sene sonra kitabı yeniden okumak istiyorum. Belki o zaman bu kitap hayatıma yenilik katar. (Emine) 
Bilinç Kamerası: 1932 yılında başlayıp 1936 yılında bitirdiği ve 1937 yılında da yayınladığı Yıllar, 1880-1930 yıllarını kapsayacak şekilde Pargiter ailesini odağa alarak yazdığı bir eserdir. Virginia bu eseri için şöyle diyor: “Elbette ki diğerlerinden farklı: İçinde daha fazla ‘gerçek’ yaşam ve daha fazla kan ve can var.” Mina Urgan her ne kadar geleneksel romana dönüş olarak değerlendirirse de geleneksel romanla pek bir ilgilisini görmedim. Hatta bitirdiğimde üstümde bıraktığı ilk intiba, Dalgalar’ın daha gelişmiş çok değişkenli haliydi. İlginçtir ki Virginia da benzer şekilde düşünmüş ve bunu Dalgalar’dan daha çok beğendiğini dile getirmiş. Dalgalar’da altı kişi varken burada yirmiden fazla kişi var daha doğrusu ele aldığı her karaktere bilinç akışını uygulamış ve zaman zaman kendisi de olaya girmiş. Zaten Urgan’ın geleneksel romana dönüş olarak değerlendirmesindeki etkenlerden birinin bu olduğunu düşünüyorum. Bu eserde şöyle bir kavram kullanmak istiyorum, Bilinç Kamerası! Şöyle düşünelim yazar dahil olmak üzere tüm karakterler hatta betimleme olarak da doğa dahil, bu kamera kime dönerse onun bilincine giriyor ve o anda onda ne varsa olduğu gibi bize aktarıyor. Okunması bana göre Dalgalar’dan daha zor çünkü bu kamera çok fazla dönüyor, böyle olunca da geleneksel romandan farklı olarak diyaloglar durmadan bölünüyor. Virginia’nın kendine dert edindiği ‘gerçek’ yaşamı aktarma durumu, olayı bu hale getiriyor ister istemez. Normal hayatı düşünelim oturmuşsunuz kitap okuyorsunuz ama o an için dahil olduğunuz oturmak ve okumak gibi sadece iki durum söz konusu değil, birçok durumu aynı anda yaşıyor olabilirsiniz; mesela dün konuştuğunuz bir arkadaşınızın iğneleyici sözleri aklınıza gelebilir, oturduğunuz koltuğun sertliği canınızı acıtabilir, romanda o anda geçen olayı etik olarak değerlendirme düşüncesi sizi bölebilir, o an kapı çalınabilir ve siz kim olabileceği üzerinde yorum yapabilirsiniz, romanın o sayfasını bir önceki sayfalarla bütünleştirme gayretine girebilirsiniz… Yani olay bu biraz! İşte böyle olunca da bizim alıştığımız bizi daha az bölen romanlardan çok daha zor okunuyor. Bu anlamda Virginia’nın eserleri zekayı da geliştiriyor, beyin daha fonksiyonel davranmaya başlıyor. Belki güzel anlar yaşamazsınız o anda, belki gerçek hayat size acımasız gelir, yıpranırsınız, boşluğa düşersiniz ama sonraki zamanlarda kendinizde farklı şeylerin tetiklendiğini fark etmeye başlayabilirsiniz…

Geleneksel romanları okuduğum zaman eseri bitirip bir kenara koyduğumda sanki bir araçtan inmiş gibi oluyorum ya da 3D gözlüğümü çıkarıp bir kenara koymuş ve iki boyutlu TV ile baş başa kalmış gibi çünkü olagelen hayatıma benzemiyor sadece bunların bir yönünün fazlasıyla kurcalandığını hissederim ve bundan dolayı da içimde kötü bir his oluşur, bu hissi kaldırmak için de kendimi tekrardan gerçek hayata adapte etmeye çalışırım. Ama Virginia’nın eserlerinde tam tersi bir etki oluşuyor üstümde; çünkü hem hayatım sekteye uğramamış oluyor hem de yükümün bir başkası tarafından paylaşıldığını hissediyorum…

Yıllar’da her şey çok olağan gelişir öyle ahım şahım bir olay bulamazsınız her şey çok sıradan ilerler ama yılların birçok şeyi de götürdüğünü fark edersiniz. Bazı acıları sildiğini, bazı yeni acılar getirdiğini, değerleri yeniden tanımladığını, aslında ‘ben’ olarak merkeze alınan sabit bir ‘ben’in olmadığını gösterir, Virginia’nın değimiyle "Demek istediğim, biz kendi içimizde değiştik". Diğer taraftan değişmeyen bazı şeyleri de önünüze atar; insanoğlunun nereden geldiği ve nereye gittiği hakkında pek bir şey bilmediğini, hayat denilen şeyin kontrolümüzde olmadığını, insanların kendini hep gizleme ihtiyacını hissettiğini ve böyle davrandığını…Virginia her şeyi yarım bırakır, hayat da hep yarım kalmıyor mu zaten! Biz neden tamamlama derdine düşelim ki…. (RA) 
Virginia Woolf’un, Dalgalar’dan sonra, gerçekçi tarzda yazdığı ve çok ağır şekilde eleştirildiği romanı Yıllar. Dalgalar gibi bir başyapıttan sonra çok eleştirdiği gerçekçi biçime dönmesine hiç kimse bir anlam verememiş.

Tüm romanları içinde belki de en rahat okunanı Yıllar. 1880-1937 arasında, üç nesil Pargiter ailesini anlatıyor romanda. Çok sayıda karakter mevcut fakat bu karakterler içinde sadece birkaçını görüyoruz roman boyunca. Bir kısmı ara ara hikayeye dahil oluyor. Çok ilginç olabilecek bazı karakterlere fazla değinmeden, somut bir hikaye kurgusu olmaksızın geçiyor yıllar romanda. Romanda bir çok ilginç karakter var, bilinç akışını kullanarak, Woolf’un bunların her birinden harika romanlar çıkarabileceğini düşündüm okurken.

Günlüklerinde Virginia Woolf’un kitaplarıyla ilgili yaratma süreçlerini, yaşadıklarını okuduğumda Yıllar’ın tüm kitapları içinde en sancılı olanı olduğunu düşündüm. Yazdıktan sonra defalarca daktiloya çekmesi, kısaltmaya çalışması yazma sürecinin ne kadar zor olduğunu gösteriyor. Belki de onun için akıcı olan kendi bilinç akışı tekniğiyle eserler vermekti. Kitabın bitmesine yakın şu cümleleri yazmış günlüğüne: ‘Yine de bu kitap için ana duygum, canlılık, verimlilik, güç dolu olduğu. Yazarken bunun kadar haz duyduğum kitabım olmamıştı hiç, galiba: Yalnızca bütün aklımı kullanarak: Dalgalar kadar yoğunlaşmadan.’ Bittiğinde ise kendini tükenmiş hissetmiş ve kitabı yakmayı bile düşünmüş. Tabii bu arada yaşadığı psikolojik sorunların etkisi de fazlasıyla yansıyor hislerine.

Mrs Dalloway, Deniz Feneri, Dalgalar gibi büyük eserlerinde olduğu gibi hayranlıkla okumasam da, aldığı ağır eleştirileri de hakettiğini düşünmüyorum. Virginia Woolf serüveninde okunması gereken bir roman bana göre. (Diğdem Abşin) 
--reklam--
Yıllar PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Virginia Woolf - Yıllar kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Yıllar PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Virginia Woolf Kimdir?
Virginia Woolf (25 Ocak 1882 - 28 Mart 1941) İngiliz feminist, yazar, romancı ve eleştirmen.

1882'de Londra'da dünyaya gelen Virginia Woolf, Victoria devri'nin tanınmış yazarlarından Sir Leslie Stephen'ın kızıydı. Annesi ve babası daha önce başkalarıyla evlenmişler, dul kaldıktan sonra ise bir araya gelmişlerdi. Her ikisinin de ilk eşlerinden çocukları vardı. Sir Leslie Stephen'ın ilk eşi, ünlü romancı William Makepeace Thackeray'nın kızıydı. Thackeray'nın eşi akıl hastası olduğundan, Leslie Stephen'ın bu kadından olan kızı Laura, anneannesine çekmiş, yirmi yaşında bir akıl hastahanesine kapatılmıştı. Virginia'nın annesi Julia Duckworth ile Leslie Stephen'ın beş çocukları oldu. Yaş sırasıyla Vanessa, Julian, Thoby, Virginia ve Adrian. Virginia on üç yaşındayken annesi ansızın ölmüştür. Woolf, o yıllarda kadınların ikinci planda kalması nedeni ile okula gönderilememiş fakat babası yardımı ile kendini geliştirmiştir.

Kızkardeşi Vanessa Bell daha küçük bir yaşta iken bir ressam olmaya, Virginia Woolf ise bir yazar olmaya karar verir. Kendisini babasının kütüphanesinde geliştiren Virginia Woolf, 1895'de bir gazetede kısa hikâyelerini yayınlatır.

Özellikle, Viktorya tarzı yaşamaya karşı olan Virginia Woolf, yazılarında da bundan bahseder.

Bloomsbury Grubu
1904'te babasının ölümünden sonra kardeşleriyle Bloomsbury'ye taşınması ise hayatında ciddi bir dönüm noktası olmuştur. Bloomsbury grubu içinde birçok ünlü edebiyatçıyı barındıran ve cinsel konulardaki özgürlükçü tavırlarıyla tanınan bir grup entelektüelden oluşuyordu. Grupta bulunan birçok kişi eşcinsel ya da biseksüeldi. İnsanlar onları etik bir grup olarak görüyorlardı. Grupta John Maynard Keynes, E. M. Forster, Roger Fry, Duncan Grant ve Lytton Strachey gibi ünlü kişiler vardı. Woolf, 1909'da bir süreliğine Lytton Strachey ile nişanlanmıştır.

Evliliği
Virginia Woolf 1912 yılında Leonard Woolf ile evlenmiştir. Evlilikleri cinsel açıdan yeterli olmasa da, Virginia Woolf için çok önemli olmuştur. Leonard Woolf eşi için bir basımevi kurmuştu ve bu da Virginia Woolf'un yazdığı kitapları yayımlatması için bir fırsat olmuştu.

Ölümü
Perde Arası romanını yazdığı sıralarda artık kendini yeterince yetenekli hissetmiyor, yeteneğini kaybettiğini düşünüyordu. Her gün savaş korkusu ve yeteneğini kaybetmenin vermiş olduğu stres, dehşet ve korku sonucu ruhsal bunalıma girmiş, 28 Mart 1941'de içinde bulunduğu duruma daha fazla dayanamayıp evlerinin yakınlarında bulunan Ouse nehrine ceplerine taşlar doldurarak atlayıp intihar etmiştir. Virginia Woolf, geride iki intihar mektubu bırakmıştır. Birisi kardeşi Vanessa Bell'e diğeri ise kocası Leonard Woolf'a.

"Sevgilim, yine çıldırmak üzere olduğumu hissediyorum. O korkunç yeniden yaşayamayacağımı hissediyorum. Ve ben bu kez iyileşemeyeceğim. Sesler duymaya başladım. Odaklanamıyorum. Bu yüzden yapılacak en iyi şey olarak gördüğüm şeyi yapıyorum. Sen bana olabilecek en büyük mutluluğu verdin. Benim için her şey oldun. Bu korkunç hastalık beni bulmadan önce birlikte bizim kadar mutlu olabilecek iki insan daha düşünemezdim. Artık savaşacak gücüm kalmadı. Hayatını mahvettiğimin farkındayım ve ben olmazsam, rahatça çalışabileceğini de biliyorum. Bunu sen de göreceksin. Görüyorsun ya, bunu düzgün yazmayı bile beceremiyorum. Söylemek istediğim şey şu ki, yaşadığım tüm mutluluğu sana borçluyum. Bana karşı daima sabırlı ve çok iyiydin. Demek istediğim, bunları herkes biliyor. Eğer biri beni kurtarabilseydi, o kişi sen olurdun. Artık benim için her şey bitti. Sadece sana bir iyilik yapabilirim. Hayatını daha fazla mahvedemem. Bizim kadar mutlu olabilecek iki insan daha düşünemiyorum."
--reklam--
Virginia Woolf Kitapları - Eserleri
Kendine Ait Bir Oda
Dalgalar
Deniz Feneri
Yıllar
Mrs. Dalloway
Yaşlı Kadın ve Papağan
Flush
Dışa Yolculuk
Bir Okur Olarak
Granit ve Gökkuşağı
Üç Gine
Bir Yazarın Günlüğü
Gece ve Gündüz
Jacob'un Odası
Virginia Woolf&Vita Sackville - West Mektuplaşmaları
Güvenin Ölümü
Bütün Öyküleri
Kitap Nasıl Okunmalı? - Bir Okur Olarak 2
Dadının Perdesi
Perde Arası
Varolma Anları
Bir Hava Taarruzu Sırasında Barış Üzerine Düşünceler
A Haunted House
Benlik Üzerine Denemeler
Kew Gardens
Orlando
Hasta Olmaya Dair - Hasta Odalarından Notlar
Kadının Toplumsal İşlevi
Pazartesi ya da Salı
Londra Manzaraları
Yorum Yorar
Aforizmalar
Romanları Tekrar Okuma Üzerine
The Mark on the Wall
The Shooting Party
An Unwritten Novel
Mr. Bennett and Mrs. Brown
Yazınsal Ustalık
--reklam--
Virginia Woolf Alıntıları - Sözleri
Hayır, dünya yüzünde istediği tek şey vardı; temiz su. (Flush)
Life's what you see in people's eyes (A Haunted House)
Şimdi bana söyler misin, şiir nereye gidiyor, yoksa artık öldü mü? (Yazınsal Ustalık)
"İnsanın kusurlarını itiraf etmesi kolay iş. Ama hangi akşam karanlığı, insanın erdemlerini saklayacak kadar koyudur? (Bütün Öyküleri)
...she spent most of her time in the London Library, reading. (A Haunted House)
Ama bu adamın yıpranmış yüz çizgilerinden her keresinde gizem duymuştu, suskunluğunaysa, tutku. (Perde Arası)
--reklam--
Okuma sürecinin ikinci aşaması olan, yargılamanın, okumanın kendisi gibi basit bir işlem olduğunu düşünmek ahmaklık
olur, kitabı zihninin içinde tartışmayı, kitabı bıraktığında bile onu okumaya devam etmeyi ve bir kitabı diğeri ile uygun bir şekilde karşılaştırabilecek kadar okumuş olmak, işte bu zordur. Bundan daha zor olan şey ise "Sadece bu tarz bir kitap değil, aynı zamanda bu değerdedir, burada yetersiz; burada yeterli olur, burası kötü; burası iyi," demek. Okur, bunu yapabilmek için bilgi, iç görü ve hayal gücü sahibi olan biri olmalıdır. (Romanları Tekrar Okuma Üzerine)
Hayata ne ile başlarsan başka elinde çok az şey kalıyor. Gurur ve aptallık...
Kaç kez yaşadığımız anın değerini bilmediğimiz için geleceği reddetmişizdir, kaç kez kıymetini anlayamadığımız bir anda yaşadığımızdan çok parlak olabilecek bir geleceği elimizden kaçırmışızdır. Halbuki her şeyi istemiştik değil mi? (Aforizmalar)
Başkalarının gözleri bizim için birer hapishane ; düşünceleri de kafeslerimiz. (Pazartesi ya da Salı)
"Bak, uyuyormuş gibi dudaklarında aşk var" (Romanları Tekrar Okuma Üzerine)
Ah! Aman Tanrım, yaşamın gizemi bu; düşüncenin doğruluktan sapması! (Bütün Öyküleri)
.
Kırdaki tepelerin üzerinden hızla geçen rüzgar, yeniden yeşile dönen geniş gölge halkaları savurdu.

Ama Londra'da sokaklar bulutları daralttı; Doğu Yakası'nda nehir kıyısında yoğun bir sis asılıydı. 'Satılacak eski bir demir, herhangi bir eski demir' diye bağıran adamların seslerini uzaktan geliyordu; ve banliyölerde organlar susturuldu.

Rüzgar dumanı savurdu çünkü hala son birkaç sardunyayı barındıran sarmaşıklarla kaplı duvarın köşesindeki her arka bahçede yapraklar yığılmıştı; keskin sivri alevler onları yiyordu sokağa, sabahları salonda açık duran pencerelere.

Çünkü yılın doğum günü olan Ekim ayıydı.

... (Yıllar)
Hiçbir yazar kendi sefil kişiliğini sırlarını ve kötü huylarını okuyucuya yansıtmak istemez herhalde (Bir Hava Taarruzu Sırasında Barış Üzerine Düşünceler)
--reklam--
Oh, is this your buried treasure? The light in the heart. (A Haunted House)
Evet, toplum dışı biriydi kendisi. Doğa ne yapmışsa yapmış, onu türdeşlerinden ayrı bir yere koymuştu. (Perde Arası)
Bir silah sesi kulaklarda patlar: Romantizmin devri kapandı. Realizmin devri başladı. (Yazınsal Ustalık)
Tansley bir çekiç kaldırıp olanca hızıyla havada salladı; ama aşağı doğru indirmeye başladığı anda, böyle bir aletle bu kelebeği ezmenin elinden gelmeyeceğini anlayarak, sadece, ömründe kendisini hiç deniz tutmadığını söyledi. (Deniz Feneri)
baska bir sey düsünen kisinin yarı bilincli-yarı bilincsiz tekrar tekrar baktıgı herhangi bir cisim, düsüncelerin malzemesiyle öyle ic ice gecer ki, asıl bicimini kaybeder, biraz farklı, ideal bir bicim alarak yeniden olusur ve hic beklemedigimiz bir anda beynimize girer. (Pazartesi ya da Salı)
￼ I want to think quietly, calmly, spaciously, never to be interrupted never to have to rise from my chair, to slip easily from one thing to another, without any sense of hostility, or obstacle. (A Haunted House)
Biz ki çöl nesliyiz. Biz, yani daha özgür daha eşit bir dünyayı düşlemeden yaşamayı beceremeyen yetimler. Çaresiz bir yandan özgürlüğün ve eşitliğin vahasına ulaşıncaya değil çölde başıboş dolaşıyoruz (Yorum Yorar)

---
Kaynak: [Mardin Life](https://www.mardinlife.com/kitap/yillar-virginia-woolf-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi)