# Yitik Paradigma: İnsan Doğası - Edgar Morin Kitap özeti, konusu ve incelemesi

> Yitik Paradigma: İnsan Doğası kimin eseri? Yitik Paradigma: İnsan Doğası kitabının yazarı kimdir? Yitik Paradigma: İnsan Doğası konusu ve anafikri nedir? Yitik Paradigma: İnsan Doğası kitabı ne anlatıyor? Yitik Paradigma: İnsan Doğası PDF indirme linki var mı?  Yitik Paradigma: İnsan Doğası kitabının yazarı Edgar Morin kimdir? İşte Yitik Paradigma: İnsan Doğası kitabı özeti, sözleri, yorumları ve incelemesi...

- Kaynak: Mardin Life
- URL: https://www.mardinlife.com/kitap/yitik-paradigma-insan-dogasi-edgar-morin-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi
- Dil: tr-TR
- Yayın tarihi: 2022-05-25T14:00:11+03:00
- Güncelleme: 2022-05-25T14:00:11+03:00
- Yazar: Mardin Life
- Kategori: Kitap
- Görsel: https://cdn.mardinlife.com/2022/05/25/edgar-morin-kimdir-edgar-morin-kitaplari-ve-sozleri-230847.jpg

Kitap Künyesi
 Yazar: Edgar Morin 
 Çevirmen: Devrim Çetinkasap 
 Yayın Evi: İş Bankası Kültür Yayınları 
 İSBN: 9786053600930 
 Sayfa Sayısı: 236 
--reklam--
Yitik Paradigma: İnsan Doğası Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
İlk baskısı 1973 yılında yayımlanan bu çalışma, antropoloji, biyoloji, sosyoloji, kültür tarihi gibi çok farklı disiplinler arasında dolaşarak "insan-hayvan ve doğa-kültür zıtlığı" paradigmalarını altüst etmiş bir kült kitap olma özelliğini hâlâ koruyor. 

Doğa ile kültürü birbirinden ayırmaktan artık vazgeçmek gerektiğini, kültürün anahtarının bizim doğamızda, doğamızın anahtarının da kültürde bulunduğunu söyleyen Morin'e göre, biyolojik evrim ve kültürel evrim, bütünsel insanlaşma olgusunun karşılıklı ilişki içinde olan ve birbiri içinden geçen iki boyutudur. İnsanlaşma, sadece biyolojik ya da tinsel bir evrim değil, genetik, ekolojik, beyinsel, toplumsal ve kültürel eklemlenmelerin sonucu karmaşık ve çokboyutlu bir bünye oluşumu, bir morfogenezdir. 

Yitik Paradigma: İnsan Doğası, terimin en geniş anlamıyla insan, toplum ve doğa üzerine düşünmek isteyenler için çok önemli bir başvuru ve esin kaynağı olmaya devam ediyor.
(Tanıtım Bülteninden)

--reklam--
Yitik Paradigma: İnsan Doğası Alıntıları - Sözleri
O insan ki nesneler dünyasında özne, özneler dünyasında ise egemendir.
Grek filozofu bile Persliye bakınca barbar, köleye bakınca canlı bir araç görüyordu.
Marx " insanı inceleyen bilimin doğrudan konusudur doğa," diyordu; çünkü " insanın ilk nesnesi -yani insan-, doğadır".
"Bütün insanlar aynı türden gelmelerini, homo sapiens olmalarına rağmen, yabancı ülkelerdeki benzerlerini tanımazdan gelen veya ondan insanlık sıfatını esirgeyen insan, bu ortak doğa paydasını yadsır durmadan."
Yazgımızın, primatlar da dahil bütün hayvanların yazgısından çok farklı olduğu apaçık; diğer hayvanlara boyun eğdirdik, onları ehlileştirdik, soylarını tükettik, sürdük, kafesledik veya korumaya aldık. Biz ise, kendimize taştan ve çelikten kentler inşa ettik, makineler icat ettik, şiirler, senfoniler yarattık, uzayda seyehat ettik. Doğadan gelmekle ve doğa dışı ve hatta doğaüstü olduğumuza inanmamamız mümkün mü? (...) Diğer yandan, bütün insanlar aynı türden gelmelerine, homo sapiens olmalarına rağmen, yabancı ülkelerdeki benzerlerini tanımazdan gelen veya ondan insanlık sıfatını esirgeyen insan, bu ortak doğa paydasını yadsır durmadan.
Hayal edilebilecek en mükemmel yapay mekanizma ile düşünülebilecek en temel canlı mekanizmalar arasındaki aşikar
fenomenal farkı paranteze alan Neumann, bu ikisi arasındaki yapı farkinı ortaya çıkardı. Gerçekten de yapay bir mekanizma, kurulur kurulmaz bozulmaya başlarken canlı mekanizma zamana bağlı olmakla birlikte bozulmayan, hatta türetici
olabilen bir mekanizmadır; yani karmaşıklığını artırmaya yetkindir. Mamafih bu farklılığın hakikaten paradoksal ve öğretici niteliği ancak yapay mekanizmanın, canliısından çok daha az güvenilir olmakla birlikte, canlınınkinden çok daha güvenilir parçalardan oluştuğu, düşünüldüğünde ortaya çıkar. Böylece örneğin bir araba motoru, inceden inceye denetlenmiş parçalardan oluşur fakat bozulma riski, her bir aksamın (bujinin, karbüratörün vb.) bozulma risklerinin toplamina eşittir. Canlı mekanizma, pek az güvenilir öğelerden (bozuşan moleküllerden, bozulan hücrelerden) oluşmakla birlikte son derece güvenilirdir: Bir kere, gerektiğinde bozulan öğeleri yenileme, yeniden yapılandırma, yeniden üretme, yani kendini tamir etme yeteneğine sahiptir. Öte yandan canlı mekanizma, kısmi "bozulma"lara rağmen, duruma göre işleme yeteneğine
sahiptir; yani talihin yardımıyla amaçlarını gerçekleştirebilir. Ama yapay mekanizma en fazla sorunu tespit edip işleyişini durdurmayı başarabilir.
Aydınlatan şey daima karanlıkta kalır...
Güven verici ve rahatlatıcı sapiens kavramının ardına saklanan insanın gerçek yüzü ortaya çıkıyor. İnsan, yoğun ve kararsız bir duygusallığa sahip, gülümseyen, gülen, ağlayan, endişeli, kaygılı, oyuncu bir canlı; mest olan, kendinden geçen ve seven bir varlık; hayallerle dolu, ölümü bilen ama ölüme inanmayan bir yaratık; miti ve büyüyü yaratan, kendisine hayaletlerin ve tanrıların musallat olduğu, hayal ve vehimlerle beslenen, nesnel dünyayla daima kararsız ilişkiler içinde olan öznel bir canlı; hataya, gaflete açık, düzensizlik yaratan müfrit bir varlıktır. Ve hayali olan ile gerçek olan arasındaki gidip gelmelerin, kararsızlığın, istikrarsızlığın, ölçüsüzşüğün ve vehimlerin bir arada oluşuna, nesnel ile özneli, yanlış ile düzensizliği karıştırmaya delilik adını verdiğimize göre homo-sapiens'in homo-demens* olduğunu görmek zorundayız.

Homo Demens: Sapiens Latincede akıllı, bilge anlamına gelirken, Demens tam tersine deli, kaçık anlamına gelir.
--reklam--
Yitik Paradigma: İnsan Doğası İncelemesi - Şahsi Yorumlar
İnsanın Doğası: Kitap bilgi felsefesi ışığında insan doğasını sorguluyor ve bunu insanın ilk yaratım zamanının çıkarımlarıyla ele almaya çalışıyor. Biyoloji ve bilimin eşiğinde yürütülmeye çalışılan bu diyalektik, zihnimizde sorular yaratarak cevaplar bulmaya kimi zaman yetersizliği de gösteriyor. Kanıta ve deneye dayalı bu araştırma insanın doğasını anlama yoluna sadece bir sorular havuzu yaratıyor. İnsan doğasını ruhtan ayırarak bilimsel doğasına indirmeye davet eden bir yaklaşım. Bu bağlamda faydalı ve daha önce böyle bakmadigim bir yaklaşımda okumuş olmak benim için keyifliydi. (Per aspera ad astra) 
Kitabın konusu insan doğası olunca haliyle kitap da zorlayıcı oluyor. Aynı konu üzerine ne kadar kitap okursanız okuyun her yeni kitap bakış açınızı biraz daha genişletiyor. Muhtemelen tavsiye isteyenlere önerebileceğim antropoloji kitapları arasında yer almayacak ancak okuduğum iyi kitaplar arasında yerini aldı bile. Buradan kötü bir kitap olduğu sonucu çıkarılmasın, bana birçok şey kattığını belirtmeliyim fakat ilk cümlemde de belirttiğim gibi gereğinden fazla zorlayıcıydı. Bunun da ele alınan konu değil, yazarın aşırı terimler içeren anlatımıyla alakalı olduğunu söyleyebilirim. Yani daha basit ve anlaşılır ifadeler kullanmak yerine tam tersi söz konusuydu.

Tüm bunların haricinde homo sapiens'in, homo sapiens olma yolculuğu, yazarın tabiriyle "morfogenez" olarak incelenmiş. Yani aklınıza gelebilecek tüm etkenler göz önünde bulundurulmuş; biyolojik, psikolojik, sosyolojik, teknolojik, mitolojik, çevresel, kültürel, dinsel vs. gibi etkenlerin çok yönlü ve geniş çapta homo sapiens'e nasıl etki ettiğini bulabilirsiniz kitapta. (Aysun Çavdar) 
--reklam--
Yitik Paradigma: İnsan Doğası PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Edgar Morin - Yitik Paradigma: İnsan Doğası kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Yitik Paradigma: İnsan Doğası PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Edgar Morin Kimdir?
Edgar Morin (Edgar Nahoum)(d. 8 Temmuz 1921), Sefarad kökenli Fransız filozof ve sosyologdur. Akademik disiplinler arasındaki sınırları reddeden disiplinlerarası çalışmalarıyla tanınır.

Yaşamı

8 Temmuz 1921 tarihinde Edgar Nahoum adıyla Paris'te doğdu. Paris'te eğitim gördü. II. Dünya Savaşı'nda teğmen rütbesiyle Fransız Ordusu'nda savaştı. Fransa'nın işgalinden sonra, Fransız direniş hareketinde yer aldı ve 1941 yılında Komünist Parti'ye katıldı.

1945 yılında Violette Chapellaubeau ile evlendi ve Almanya'da askeri ataşe olarak görev yapmak üzere karısı ile birlikte Landau'ya yerleşti. 1946'da, Paris'e geri döndü ve Komünist Parti'deki etkinliklerine devam etmek için askerliği bıraktı. Ancak eleştirel tavrından dolayı partiyle arası gitgide açılmaya başladı ve 1951 yılında "Le Nouvel Observateur"a yazdığı bir makalenin ardından partiden ihraç edildi. Aynı yıl Ulusal Bilimsel Araştırma Merkezi'ne (CNRS) kabul edildi.

1950'li yıllarda gazetecilik yaptı. 1954-1962 yılları arasında kendi kurmuş olduğu Arguments dergisini yönetti ve Communications 'in genel yayın müdürlüğünü yaptı. 1959 yılında ilk kitabı,Autocritique yayınlandı. 1989 yılına kadar CNRS'de araştırmacı ve bölüm başkanı olarak görev yaptı. Karmaşık Düşünce Derneği 'ni kurdu. 1960'da Jean Rouch ile Chronique d'un été filmini çekti.

Felsefi Düşünceleri

1948-1950 yıllarında kaleme aldığı İnsan ve Ölüm (L'Homme et la Mort), biyoloji ile insan bilimi arasındaki bağlantı ve kopuş noktasını araştırır. Morin, 1973 yılında yazdığı "Kaybolmuş Paradigma" adlı kitabında da aynı konuyu irdeler ve şöyle der: “...tarihöncesi, etnoloji, tarih, sosyoloji, çocuk psikolojisi, yani kısaca psikoloji üzerinde temellenen ölüm antropolojimiz, şimdi kendini gerçekten bilimsel olarak kanıtlamak istiyorsa, biyolojik teyidini bulmalıdır”. "Kaybolmuş Paradigma", insanlık tarihine yönelik olarak hem bir dönemeç, hem de çıkış noktasına geri dönüş şeklinde değerlendirilmektedir.

Morin'e göre hiçbir bilim hataya karşı bağışık değildir, her bilgi kendi içinde hatalı olma ve yanılsama taşıma tehlikesine açıktır. Akılcılık Batı'nın tekelinde değildir. Batı paradigmaları ayırımcı, ikici ve damgalayıcıdır. Bunun için belirsizi beklemek, yeni ortaya çıktığında onu çarpık paradigmanın içinde konumlandırmaktan kaçınmak ve paradigmayı yeniden gözden geçirmek gerekmektedir.

Morin insanlık tarihinin ilerleme ve gerileme, yenilik ve yıkıcılık çatışkısıyla geliştiğini ve bilimlerin gerçekliği farklı farklı taraflara çekerek, sorumluluk ve dayanışmayı yok ettiğini ileri sürer. Morin'e göre, uzmanlaşma bilgiyi parçalamış; bunun sonucunda felsefe kendi içine kapanmış, iktisat insani bakımdan en geri kalmış bilim olmuştur. Tek boyutluluk yüzünden sorunlar üzerine düşünülemez hale gelinmiş, kör zeka insanı bilinçsiz ve sorumsuz kılmış ve insan bağlam, bütün, çok boyutluluk ve karmaşıklığı göremez hale gelmiştir.

Morin, ortaya koyduğu bu sorunun çözümünün antropoetik olduğunu söyler. Bilgi, kendi konumunu bağlamına oturtmalı, "neredeyiz?", "nereden geldik?", "nereye gidiyoruz?" sorularına yanıt aramalıdır.

Morin, bir anlayış etiğinin üç ilkesini verir: (1)Benmerkezcilik, etnikmerkezcilik, toplummerkezciliğin neden olduğu olumsuzluklara karşı iyi düşünmek, (2) durmadan öğrenmek, tekrar öğrenmek ve (3) içebakış ve hoşgörü.

Morin küreselleşmeyi de sorunsallaştırır. Günümüzde kültürlerin çeşitliliği ve küreselleşmenin olağanüstü boyutlarda olduğunu, fakat küreselleşmenin birleştirici mi yoksa parçalayıcı mı olduğunun belli olmadığını söyler. Modernliğin öldüğünü ve insanlığın çok kimlikli bir yeryüzü yurttaşlığına doğru gittiğini ileri sürer.

Morin'e göre demokrasi mükemmel bir sistem değildir, halâ kendi içinde eksiklikleri vardır. Ayrıca demokrasi henüz her yerde gerçekleşmemiştir, totaliter rejimler yeryüzündeki varlığını korumaktadır ve ancak düşünce reformuyla, insanlık siyasetiyle, gerçek hümanizm ve Dünya-Vatan bilinci ile bu konuda bir ilerleme sağlanabilir.
--reklam--
Edgar Morin Kitapları - Eserleri
Yitik Paradigma: İnsan Doğası
Aşk Şiir Bilgelik
Yolumuzu Değiştirelim
Geleceğin Eğitimi İçin Gerekli 7 Bilgi
Bizim Avrupamız
Umut Yolu
Dünya Vatan
Avrupa'yı Düşünmek
--reklam--
Edgar Morin Alıntıları - Sözleri
O insan ki nesneler dünyasında özne, özneler dünyasında ise egemendir. (Yitik Paradigma: İnsan Doğası)
Dünya hem harikulade hem iğrençtir. Estetik bizi coşturmaya yardımcı olur ve iğrençlikleri başımızı çevirmeden görmemizi sağlar. (Umut Yolu)
"Tehlikenin olduğu yerde, Koruyucu güç de serpilip gelişir."

"Was das Gefahr ist, wächst/das Rettende auch." (Yolumuzu Değiştirelim)
Virüslerin ortaya çıkmasındaki artış kitlesel endüstriyel tarıma, daha özelde de hayvan yetiştiriciliğindeki endüstrileşmeye bağlı. Ormansızlaştırma politikaları da hastalıkların ortaya çıkmasına yol açıyor. (Yolumuzu Değiştirelim)
Dev bir kozmosta yolumuzu yitirdiğimizi keşfetmemiz, astro-fiziğin keşiflerinin bir sonucudur. Bugün bilimle şiir arasında bir diyaloğun mümkün olması demektir bu; çünkü bilim, bir yandan, ''İnsan nedir?", ''Yeri neresidir?" gibi temel felsefî soruları yeniden keşfederken, hârikulade şiirsellikte bir evreni ifşâ eder bize. (Aşk Şiir Bilgelik)
"İnsan, çılgınlığıyla aklı icat etmiş olan o çılgın hayvandır." (Aşk Şiir Bilgelik)
Bazı eşitsizlikler azaldı, ama pek çoğu da arttı. (Bizim Avrupamız)
Ama hakikat duygusu olmayan bir hakikatten daha zavallı bir şey de yoktur. (Aşk Şiir Bilgelik)
"Ahlaki dışlamanın ayırdedici niteliği, sadece acı vermek için acı verme içgüdüsel arzusudur. " (Geleceğin Eğitimi İçin Gerekli 7 Bilgi)
Aşk, yıldırım çarpmasından sele kapılıp sürüklenmeye kadar götürebilir. (Aşk Şiir Bilgelik)
Vatan hem dişi hem erkek bir terimdir, bu da hem anaerkilliği hem de babaerkilliği kendinde birleştiren bir olgudur. Anavatan-babavatan birleşimi dişisel değerini anavatana, toprak anaya vermektedir bu da doğal olarak aşkı getirir, baba gücünü ise kayıtsız şartsız itaat ettiğimiz develete vermektedir. (Dünya Vatan)
"Beklenen gerçekleşmez ve beklenmeyene yolu bir tanrı açar." (Geleceğin Eğitimi İçin Gerekli 7 Bilgi)
koronavirüsün neden olduğu megakriz, yeryüzündeki yaşamın içine girdiği (ekolojik) krizin, bir insanlık krizinin acımasız semptomudur, ki bu kriz de bizzat, modernliğin, teknik, ekonomik, endüstriyel gelişmenin yarattığı bir krizdir. (Yolumuzu Değiştirelim)
Yazgımızın, primatlar da dahil bütün hayvanların yazgısından çok farklı olduğu apaçık; diğer hayvanlara boyun eğdirdik, onları ehlileştirdik, soylarını tükettik, sürdük, kafesledik veya korumaya aldık. Biz ise, kendimize taştan ve çelikten kentler inşa ettik, makineler icat ettik, şiirler, senfoniler yarattık, uzayda seyehat ettik. Doğadan gelmekle ve doğa dışı ve hatta doğaüstü olduğumuza inanmamamız mümkün mü? (...) Diğer yandan, bütün insanlar aynı türden gelmelerine, homo sapiens olmalarına rağmen, yabancı ülkelerdeki benzerlerini tanımazdan gelen veya ondan insanlık sıfatını esirgeyen insan, bu ortak doğa paydasını yadsır durmadan. (Yitik Paradigma: İnsan Doğası)
Güven verici ve rahatlatıcı sapiens kavramının ardına saklanan insanın gerçek yüzü ortaya çıkıyor. İnsan, yoğun ve kararsız bir duygusallığa sahip, gülümseyen, gülen, ağlayan, endişeli, kaygılı, oyuncu bir canlı; mest olan, kendinden geçen ve seven bir varlık; hayallerle dolu, ölümü bilen ama ölüme inanmayan bir yaratık; miti ve büyüyü yaratan, kendisine hayaletlerin ve tanrıların musallat olduğu, hayal ve vehimlerle beslenen, nesnel dünyayla daima kararsız ilişkiler içinde olan öznel bir canlı; hataya, gaflete açık, düzensizlik yaratan müfrit bir varlıktır. Ve hayali olan ile gerçek olan arasındaki gidip gelmelerin, kararsızlığın, istikrarsızlığın, ölçüsüzşüğün ve vehimlerin bir arada oluşuna, nesnel ile özneli, yanlış ile düzensizliği karıştırmaya delilik adını verdiğimize göre homo-sapiens'in homo-demens* olduğunu görmek zorundayız.

Homo Demens: Sapiens Latincede akıllı, bilge anlamına gelirken, Demens tam tersine deli, kaçık anlamına gelir. (Yitik Paradigma: İnsan Doğası)
Kapitalizm ve Marksizm “insanın doga üzerindeki zaferi”ni alkışlamayı sürdürmüşlerdir. Sanki, doğayı yok etmek övünülecek bir başarıymış gibi.

Bu “yakılmış toprak” ideolojisi aslında bir tür intihar girişimidir. Doğa yenik düşerse, insan da kendi kendini yok etmiş olacak. (Bizim Avrupamız)
20. yüzyıl, gezegen döneminin demir çağından çıkmadı, demir çağına gömüldü. (Geleceğin Eğitimi İçin Gerekli 7 Bilgi)
Bizler çocuksu, nevrotik, çılgın ama aynı zamanda akılsal da kalabilen varlıklarız. Tüm bunlar insanın tamamen kendine özgü kumaşını oluşturur. (Geleceğin Eğitimi İçin Gerekli 7 Bilgi)
Aşk hem sözden önce gelir, hem sözden ileri gelir. (Aşk Şiir Bilgelik)
Marx " insanı inceleyen bilimin doğrudan konusudur doğa," diyordu; çünkü " insanın ilk nesnesi -yani insan-, doğadır". (Yitik Paradigma: İnsan Doğası)

---
Kaynak: [Mardin Life](https://www.mardinlife.com/kitap/yitik-paradigma-insan-dogasi-edgar-morin-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi)