# Yürek Söken - Boris Vian Kitap özeti, konusu ve incelemesi

> Yürek Söken kimin eseri? Yürek Söken kitabının yazarı kimdir? Yürek Söken konusu ve anafikri nedir? Yürek Söken kitabı ne anlatıyor? Yürek Söken PDF indirme linki var mı?  Yürek Söken kitabının yazarı Boris Vian kimdir? İşte Yürek Söken kitabı özeti, sözleri, yorumları ve incelemesi...

- Kaynak: Mardin Life
- URL: https://www.mardinlife.com/kitap/yurek-soken-boris-vian-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi
- Dil: tr-TR
- Yayın tarihi: 2022-04-11T12:00:03+03:00
- Güncelleme: 2022-04-11T12:00:03+03:00
- Yazar: Mardin Life
- Kategori: Kitap
- Görsel: https://cdn.mardinlife.com/2022/04/11/boris-vian-kimdir-boris-vian-kitaplari-ve-sozleri-197788.jpg

Kitap Künyesi
 Yazar: Boris Vian 
 Çevirmen: Cemal Bâli Akal 
 Orijinal Adı: L'arrache-coeur 
 Yayın Evi: İthaki Yayınları 
 İSBN: 9789758607143 
 Sayfa Sayısı: 216 
--reklam--
Yürek Söken Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Ama gerçekten gözleri kapalı çalışıyor değil mi?" diye şaşkın şaşkın diretti ... "Gözleri kapalı demek yanlış olur," diye bantladı nalbant. "Insanin gozleri onlerine gozkapaklari indi diye kapanmaz. Kapakların arkasında gözler açıktır. Açık bir kapının ağzına bir kaya yuvarlasaniz , kapi bu yuzden kapanmaz, cunku uzagi gormeyi sağlayan şey gözler değildir; ve demek ki sizin dünyadan hiç haberiniz yok.

***

işte müzikle karanlık böyle etkiler insanı; el ele verince yumuşar ve kanayan ruhunuza derman olurlar

***

-Eksikliginizi duyacaklar inanin
-Biliyorum. Ama insan hep birseylerin eksikligini duyar. Hic olmazsa onemli birsey olsun bu.

***

Ama goruyorsunuz ya, yine de gidiyorum. Bazi insanlari seviyoruz diye kalamayiz yerimizde, baskalarindan nefret ettigimiz icin gideriz. Yanliz cirkin seyler insani harekete zorlar. Korkagiz.
Bunun korkaklik olup olmadigini bilmiyorum. Ama bana aci veriyor.

***

Cinli kizlarin ayakalrini ozel ayakkabilarin icine sokarlar. Belki de sargilarin. Ya da kucuk mengenelerin. Ya da celik kaliplarin. Ama ne olursa olsun, ayaklari kucucuk kalsin diye elden gelen yapilir. Butun cocuklar icin yapilmali ayni sey. Buyumeleri engellenmeli. Bu yasta onlardan rahati yok. Kaygilari yok. Ihtiyaclari yok. Kotu istekleri yok. daha sonra buyuyecekler, dunyalarini genisletecekler. Daha uzaga gitmek isteyecekler. Ve bir suru yeni tehlike.

***

Hatayi duzeltmek bagislanmayi saglamaz.

***

Vurdu,yetiskinlere vurmak cok rahatlatiyordu onu

***

Ama kuslar kafeste olur

***

Boyle, yaninizda sizi simartan biriyle, sicacik ve sevgi dolu kucuk bir kafeste hep birlikte kalmak harika birsey olmali
--reklam--
Yürek Söken Alıntıları - Sözleri
Acı gibi yararsız bir şeyin, hangileri olursa olsun, ne üstüne olursa olsun ve kime olursa olsun, haklar kazandırabileceğini kabul etmiyorum…
"Hatayı düzeltmek bağışlanmayı sağlamaz!"
Biçimlendirmeyi başaramadığı belli belirsiz bir düşünce kafasını kurcalıyordu yine de. Belli belirsiz bir düşünce. Bir düşünce ki belli belirsiz.
"Yararlı!.. Din bir lükstür," dedi "Onu yararlı bir şey yapmak isteyenler, şu kaba yaratıklardır."
İnsan ancak hiçbir şeye heves duymadığında özgür olur ve tam anlamıyla özgür olan bir yaratık hiçbir şeye haves duymaz.
"En iyi şeyler bile zamanla usanç verir."
Kadının bütün düşüncesi güzelliği üstünedir, erkeğinki ise güzelliğin peşinden koşmak üzerine.hep bu ikili nedenden ötürü birbirlerini neden anlayamadıklarını hayatlarının sonuna kadar sorup dururlar.
Gerçekten anlamsızdı büyüklerin soruları.
"İşte müzikle karanlık böyle etkiler insanı; el ele verince yumuşar ve kanayan ruhunuza derman olurlar."
"Ama görüyorsu­nuz ya, yine de gidiyorum. Bazı insanları seviyoruz diye kalamayız yerimizde, başkalarından nefret ettiğimiz için gideriz. Yalnız çirkin şeyler insanı harekete zorlar. Korkağız."
Tanrı size bakıyor ve sizden utanıyor...
İsteklerinizin de, eğilimlerinizin de olmaması için, bütünüyle yalnız bir toplumsal koşullanmadan geçmeniz gerekirdi. Her türlü etkiden yara almadan sıyrılmış ve içgeçmişsiz olmalıydınız.
Adları Joel, Noel ve Citroën olacak.
“İnsan ancak hiçbir şeye heves duymadığı zaman özgür olur ve tam anlamıyla özgür olan bir yaratık hiçbir şeye heves duymaz.”
"Bu memleket kazıkladı beni."
--reklam--
Yürek Söken İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Yani insan hayret ediyor, insanlar neler yazıyor, neler yapıyor. Bambaşka bir gerçeklik yaratıp sana kendi gerçekliğinden şüphe ettiriyor.
Her seferinde yani şimdi ne dedi bu deyip de cümleleri ikinci kez okudum. Ama öyle bir söylüyor ki sanki Erman Çağlar sabah kahvaltısını anlatıyor. Sanki Sick Sad World
bölümü izliyorum. Böylelikle anlattığı, gerçeklikle harmanlanıp bambaşka bir şeye dönüşüyor. Ne diyeceğime deyip demeyeceğime hiçbir şey de diyemedim. (Betül) 
Vian'ın Yürek Söken Adlı Kitabı Üzerine İncelemem: Vian bu romanında yine kendine has üslubuyla yazmış. Okuduğum en iyi Vian eseri değil ama okununca Vian okumanın tadını veren bir eser. Utanma duygusu olmayan insanların romanı. Kitabın sonu da çok şaşırtıcı. (İbrahim) 
Okurken gerçeküstü bir büyülü anlatıma kapılıp pek zorlanmadan sayfaları devirmek mümkün olsa da, alt metin ve alegorik bir anlatımla bezeli, basit bir okumayla çözülemeyecek kadar girift bir kitap. Bir defadan fazla okunması kesinlikle işe yarayacaktır.

Ben Vian’a Mezarlarınıza Tüküreceğim kitabı sebebiyle biraz mesafeli ve önyargılıyım bunu itiraf etmeliyim ancak o sert kitapta da bir yeteneğin, mesajın ve bazı kaygıların izlerini hissedebiliyorduk. Sadece aktarma metodu çok çok sertti ve ben bunu edebi bir metin için fazla buldum. Olay bundan ibaret. Bu kitapta ise giderek artan bir gerçeküstücülük etkisinde, bir miktar da o Güney Amerika’nın büyülü gerçekliğinden tatlar veriyordu bu kitap. Vian’ın tarzına alışmaya başladıkça sevmek de mümkün olabilir. Bu yavaş yavaş ortaya çıkmaya başlayan ve kabul etmem gereken bir durum.

Kitabın okunması çok basit. Fazlaca bölümlere ayrılmış ve bir günde 250 sayfa bitip gidiyor. Bölüm sonları ve yeni bölüm başlarında sayfalarda boşluk olduğundan metnin fiziki yapısı yoğun değil. Sayfa başına kelime adedi oldukça düşüktür yani. Bol bol da diyalog olunca sayfalar bir anda adeta eriyor elinizde. Bu hızla okurken kitabın kontrolünü yitirmemek gerekiyor. Dediğim gibi sadece bir olayı anlatmıyor bu eser. Alt metni çok güçlü. Sembolizmin dibine vurulmuş adeta. Bu durum her sayfada daha da artıyor ayrıca.

Kitapta tuhaf tuhaf olaylar birbirini izliyor. Zaten kitabı tek bir kelimeyle anlatacak olsam “tuhaf” derdim. Gündelik hayatta kullandığımız tüm fizik ve mantık kurallarını bir tarafa koyup işin psikolojisine dalmaya çalışmalıyız. Yoksa Clementine’in giderek artan paranoyasına ya da şu derede kayığından atlayıp ağzıyla “bir şeyler” çıkaran ihtiyarın ne yapmaya çalıştığına hiçbir anlam veremezsiniz. Aynı zamanda kahramanımızın da motivasyonu çok tuhaf gerçekten. O da kendi boşluğunu psikanalizler yaptığı insanların ya da canlıların özellikleriyle, psikolojileriyle ve davranışlarıyla doldurmak gibi bir amaç edinmiş esasen. Dedim ya, her şey çok tuhaf. Kitapta çoğu şeyin cevabı var yalnız. Odaklanıp okumanız yeterli. Boş bir çorba değil metin. Sağlam yani.

Çeviri her ne kadar fena olmasa da Boris Vian, James Joyce gibi kelimelerle oynamayı, onları eğip bükmeyi seven bir yazar olduğundan dolayı anadilinde okumanın hazzına yaklaşamayız bile. Bu da çeviri edebiyatın cilvesidir zaten. Biz çeviri edebiyatta her zaman bir yansıma okuyoruz neticede. BU yüzden Türk Edebiyatı’mızın güzide eserleri bizim için büyük şans. Mesela ilginç bir detay yaklaşık 130. Sayfa civarında ortaya çıkıyor. Bölüm başlarının bazılarında verilen tarihler tuhaflaşmaya başlıyor. Aslında bir ay değil de sanki bir dönemi anlatır gibi bir duruma geçiyorlar. Bundan sonrası da hep öyle devam ediyor. Boris Vian işte :)

Anlatımdaki masalsılığa ve gerçeküstülüğe değindim ama örnekle açıklasam daha doğru olur. İlk başlarda bu durum çok nadir kafasını kaldırıp bize kendini gösteriyor. Birden ne oluyor ya diyip kalıyoruz fakat sonlara doğru tüm gerçeküstü öğeler üstümüze üstümüze uçuyor! Söz gelimi, bir hayvanın bir iki kelime söylediğini(ya da psikiyatr mı öyle sandı?) bazı hayvanların ise zekice, insansı bedensel cevaplar verdiğini göreceksiniz. Tam bu anlar bana büyülü gerçekliği anımsattı zira hikâyedeki kimse bu olağandışı duruma şaşırmıyor. Pek dikkat etmiyorlar bile hatta. Bunu bekliyorlar mı ne?

Bana göre kitabın hayatî olarak incelenmesi ve takip edilmesi gereken üç karakteri var. Bunlardan hiçbiri psikiyatr değil. Onun olayı zaten oldukça net. Evet kendi içinde bir alegori barındırıyor ama bir şekilde onu anlamlandırabiliyoruz. Benim değinmek istediğim karakterler, Kayıkçı reis( şu toplumun utançları meselesi), anne Clementine ve üçüzlerin hepsi. Üçüzlerin davranışlarında bile bir farklılık sezeceksiniz. Bunların hiçbiri boşuna değil bence. Çok da detaya giremiyorum zira ben yazılarımda spoiler vermem. Sadece üstünkörü değinirim ki okumak isteyenlere sadece yol göstersin. Bu konulara dikkat edin okurken diyorum sadece. (Çok ufak, zararsız spoilerlar olabilir bu paragrafın sonuna kadar. Arzu ederseniz atlayabilirsini.)Özellikle Clementine’in kendince yaşadığı değişim. Abartılarak anlatılan değişim, paranoya, paranoyanın ulaşabileceği nokta, paranoyanın çok sevdiklerimize yapabileceği etkiler. Paranoya nedir? Paranoya, özgür, hatta istese uçabilecek kadar! özgür bir insanı kafese kapatıp onu tüm özgürlüğünden mahrum bırakmak ve bunu da onu çok sevdiğimiz için yapmaktır. Paranoyanın evreleri vardır ve artık önlenemez duruma geldiğinde her türlü manipülasyona gelebilen, mantıksız davranan ve sevdiklerine bile zarar veren paranoyaklar yaratır.

Neyse dediğim gibi, tehlikeli sularda gezmeye başladım. Daha fazla detaya girmiyorum.

Ben kitabı tavsiye ediyorum. Boris Vian’ın üslubu yine sert, yine cinsellik öğeleri güçlü, yine acımasız ve kararlı ama bu defa edebi yanı çok daha kuvvetli. Bu son roman, onun için de güzel bir final olmuş. (Burak Kuşcu) 
--reklam--
Yürek Söken PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Boris Vian - Yürek Söken kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Yürek Söken PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Boris Vian Kimdir?
Boris Vian ( d.10 Mart 1920 - ö.23 Haziran 1959) Fransız yazar, şair, müzisyen, şarkıcı, gazeteci, senarist, oyuncu, eleştirmen, çevirmen ve maden mühendisi. Vernon Sullivan takma adıyla da yazdı. Daha çok yazdığı roman ve tiyatro oyunları ile tanınır.

Yaşamı

10 Mart 1920’de Paris yakınlarındaki Ville d’Avray’da doğdu. Beş yaşında okuma yazma öğrendi. Hayatı boyunca yaşadığı kalp rahatsızlıkları ilk olarak on iki yaşında başlamıştır. Yine bu yaşlarda tifoya yakalandı.

İlk romanında Fransız bürokrasisini eleştirdi. 17 yaşında trompetle tanıştı. Versailles Lisesi'nde felsefe ve matematik dallarında çok başarılıdır. 1940’ta tanıştığı Michélle Leglise ile bir yıl sonra evlendi. 1942 yılında Maden Mühendisliği dalında üniversite diploması aldı; "Office Professionel des Industries et des Commerces du Papier et du Carton" adlı firmada çalışmaya başladı. 1947'de görevine son verilinceye kadar iki kitap yazmış, daha sonra da çevirilerle geçinmiştir. 1946 yılında en tanınmış üç romanını olan Günlerin Köpüğü (L'Écume des jours), Mezarlarınıza Tüküreceğim (J'irai cracher sur vos tombes) ve Pekin'de Sonbahar'ı (L'Automne à Pékin) yazdığında, henüz 26 yaşındaydı. Alfred Jarry'nin geliştirdiği patafizik felsefeye bağlı bir tarzda yazdı.

Mezarlarınıza Tüküreceğim adlı kitabını "Vernon Sullivan" takma adıyla yazdı. Roman, Afrika kökenli ABD vatandaşı Anderson'ın erkek kardeşinin linç edilerek öldürülmesiyle başlar. Roman kahramanı Anderson, intikamını beyaz kızlara tecavüz ederek alır ve yakalanıp asılır. Kitap yasaklanmadan önce 100.000 adet satmış, Vian ise 100.000 frank para cezasına çarptırılmıştır. Yürek Söken (L'Arrache-cœur) adlı roman en son romanıdır. Bu kitabından sonra Vian müzikle daha çok ilgilenmeye başladı. Kardeşleri Alain Vian ve Léilo Vian ile birlikte Fransız caz topluluğu Claude Abadie'ye girdi. Claude Luter ile birlikte çalıştı. Jazz Hot, Jazz News gibi dergilerde modern cazın Fransa'da kabul görmesi konusunda yazılar yazmıştır. Sadece cazla değil, Bertolt Brecht'in şiirlerinden uyarlamalar ve rock ile de ilgilenmiştir. Evliliği 1952'de sona erdi; 2 yıl sonra İsviçreli dansçı Ursula Kübler'le evlenmiştir.

1954'te Cezayir Savaşı'nı ve bir barışseveri konu edinen Asker Kaçağı (Le Déserteur) adlı şarkısı büyük yankı uyandırdı. Binlerce satışa rağmen Fransız vatanseverlerinin öfkesi üzerine şarkı yasaklanmıştır. Tiyatro oyunlarında avangart tarzla absürt tarzı harmandı. Herkes Av (L'Équarissage pour tous) olarak bilinen oyununda Normandiya Çıkarması sırasında bir ailenin yaşadığı gülünçevlilik sorunlarını anlatır. İmparatorluk Kuranlar ya da Schmurz (Les Bâtisseurs d'Empire ou le Schmurz) adlı oyununda ise kapitalist bir ailenin, yeni bir apartman dairesine taşınması ve burayı istila etmesi konu edilir. Bu oyun, 1962'de İngiltere'de, 1968'de New York'ta, Vian'ın ölümünden yedi yıl sonra da Fransa'da sahnelenmiştir. Gerçekçiliğe şiddetle karşı çıkan Vian, varoluşçuluğu(egzistanyalizm) benimsedi.

Filmlerde küçük rollerde oynayan ve senaryo yazan Vian, 23 Haziran 1959 günü Mezarlarınıza Tüküreceğim adlı romanından uyarlanan filmin galasında, Cinéma Marbeuf’te kalp krizi geçirdi ve kaldırıldığı hastanede hayatını kaybetti. Ölümü uzun süredir mağruz kaldığı kalp atışı düzensizliğine bağlanmıştır.
--reklam--
Boris Vian Kitapları - Eserleri
Mezarlarınıza Tüküreceğim
Günlerin Köpüğü
Pekin'de Sonbahar
Yürek Söken
Bütün Ölülerin Derileri Aynıdır
Çıtırlar Farkında Değil
Generallerin Beş Çayı
Generallerin İkindi Kahvaltısı
Kasaplığın Elkitabı
Kızıl Ot
Savrulan Otlar Arasında
Ve Bütün Çirkinler Öldürülecek
Jöleli Şarkılar
Kızlar Farkına Varmıyor
Bir Kara Kedi İçin Blues
Kurtadam
Vercoquin ve Plankton
Karıncalar
Pornografi Üzerine
Derilerinizi Yüzeceğim
Sıradan Kişiler İçin Peri Masalı
Vasatlar İçin Peri Masalları
İmparatorluk Kuranlar
Mezarlarınıza Tüküreceğim
Günlerin Köpüğü (Çizgi Roman)
Geceyarısının Yarısına Doğru
Barnum's Digest
Mezarlarınıza Tüküreceğim
Ve Bütün Çirkinler Öldürülecek
--reklam--
Boris Vian Alıntıları - Sözleri
Hep böyledir. Evlisin. Kızlarla yatarsın da hiç sıkılmazsın. Ama karını bir başkasıyla düşündün mü, tüm dünyayı gebertmeye kalkarsın. Bu iş böyle, arada hiç benzerlik yoktur. Erkeğin yaptığı, hiçbir zaman karısını aldatmak değildir. (Bütün Ölülerin Derileri Aynıdır)
Adelphin siyah kumaştan (iç kısmı ise kıpkırmızı kadife) dikilmiş pelerini içinde çok yakışıklıydı.
Funda ağacından, topuzcuğu elektrikle ka­rartılmış bastonunu almak için aniden eğildi ve iki gün önce soyunurken olduğu gibi, gene yere düşen yaka düğmesini çıkardı yatağın altından bir yerden. (Savrulan Otlar Arasında)
Çin: ülke. Çinliler yaşar. Sayıları birden fazladır. Oraya gitmek için oraya götüren yoldan geçmek gerekmektedir. (Vasatlar İçin Peri Masalları)
Çiçekçilerin asla demir parmaklıkları olmaz. Kimse çiçekleri çalmayı aklına getirmez. (Günlerin Köpüğü)
Can sıkıntısından ölemeyecek kadar gencim. (Geceyarısının Yarısına Doğru)
Ritchie'den daha sakar bir herif görmedim hayatımda; tıpla uğraştığını düşününce, hastaları için fena halde kaygılanıyorum. Umarım ruh doktoru olur, bu dalda en boktan herifler bile başının çaresine bakmayı başarıyor her zaman, tedavi edilecek hastaların en kaçığından daha kaçık olmak yetiyor. - sf. 61

Şayet bu aynasıza, havanızı yesinler dediysem, öyle düşündüğümdendir, kötülük bunun neresinde? Hiçbir şeyin, açık yürekliliğin yerini tutamayacağı kanısındayım. - sf. 67

..., zira viski, bütün Amerika'da bulunabilecek en sağlıklı içkidir kesinlikle. - sf. 95

(İthaki Yayınları - 3. baskı - Hakan Tansel çevirisi) (Çıtırlar Farkında Değil)
Neyse ne, batacağımız kadar battık bir kere.. (Generallerin Beş Çayı)
" Bir çağlayanda, suyun düşüşünde, " dedi, önemli olan düşüştür, su değil. " (Kızıl Ot)
... gerçekte demek pek bir şey ifa­de etmez aslında, olsa olsa dış görünüşe bakıp yargıla­ma alışkanlığımızın, yengeç ve kabuğu misali, kalbimi­zin derinliklerine demir atmış olduğunu hatırlatır ... (İmparatorluk Kuranlar)
Siz düşünmek için yaratılmışsınız.. (Generallerin Beş Çayı)
Fakat kapıyı açamadı, üstüne üstlük bir de süpürgeyle alnını şişirdi, zira şövalye dediğin sayısız silah kullanabilir ama süpürge, asla! (Vasatlar İçin Peri Masalları)
" Kendimizi bu kadar sevmeseydik, hep yalnız kalırdık. " (Kızıl Ot)
“İnsan ancak hiçbir şeye heves duymadığı zaman özgür olur ve tam anlamıyla özgür olan bir yaratık hiçbir şeye heves duymaz.” (Yürek Söken)
.. fakat bu savaşta bize asla seçenek sunulmuyor. (Karıncalar)
Ne kadar yürürsen yürü; arkanda bıraktığın yol kadar güçlü, ve henüz yürümediğin yol kadar zayıfsın. (Savrulan Otlar Arasında)
Yaşamda önemli olan, her şey için bir yargıya varabilmektir. Sonunda kitleler haksız bireyler haklı çıkar. (Günlerin Köpüğü)
- Hayat böyle.
- Hayır. (Günlerin Köpüğü)
Biçimlendirmeyi başaramadığı belli belirsiz bir düşünce kafasını kurcalıyordu yine de. Belli belirsiz bir düşünce. Bir düşünce ki belli belirsiz. (Yürek Söken)
Müstehcenlik yalnızca onu keşfedenlerin ve bundan dolayı başkalarını mahkûm edenlerin beyinlerinde var olur. (Pornografi Üzerine)
Bütün hızımızla geleceğe doğru yol alıyoruz, o kadar hızlı gidiyoruz ki şimdiyi göremiyoruz; arkada bıraktığımız toz duman, geçmişi de siliyor gözümüzden. (İmparatorluk Kuranlar)

---
Kaynak: [Mardin Life](https://www.mardinlife.com/kitap/yurek-soken-boris-vian-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi)