# Yürekteki Hayvan - Herta Müller Kitap özeti, konusu ve incelemesi

> Yürekteki Hayvan kimin eseri? Yürekteki Hayvan kitabının yazarı kimdir? Yürekteki Hayvan konusu ve anafikri nedir? Yürekteki Hayvan kitabı ne anlatıyor? Yürekteki Hayvan PDF indirme linki var mı?  Yürekteki Hayvan kitabının yazarı Herta Müller kimdir? İşte Yürekteki Hayvan kitabı özeti, sözleri, yorumları ve incelemesi...

- Kaynak: Mardin Life
- URL: https://www.mardinlife.com/kitap/yurekteki-hayvan-herta-muller-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi
- Dil: tr-TR
- Yayın tarihi: 2022-05-18T22:00:12+03:00
- Güncelleme: 2022-05-18T22:00:12+03:00
- Yazar: Mardin Life
- Kategori: Kitap
- Görsel: https://cdn.mardinlife.com/2022/05/18/herta-muller-kimdir-herta-muller-kitaplari-ve-sozleri-225751.jpg

Kitap Künyesi
 Yazar: Herta Müller 
 Çevirmen: Çağlar Tanyeri 
 Orijinal Adı: Herztier 
 Yayın Evi: Telos Yayıncılık 
 İSBN: 9789755450841 
 Sayfa Sayısı: 201 
--reklam--
Yürekteki Hayvan Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Edebiyat, bugüne kadar, bir diktatörlüğün ne olduğunu hiç böyle anlatmadı. Yürekteki Hayvan, sürekli korku ve baskı altında yaşama deneyiminin bir öyküsü değil, bir provası. Tehlikeli günlerde arkadaşlıklar hayatın gerçek anlamı durumuna gelir. Arkadaşlar birbirlerine bel bağlar, birbirlerini korur...
--reklam--
Yürekteki Hayvan Alıntıları - Sözleri
Sustuğumuzda tatsızlaşıyoruz, dedi Edgar, konuştuğumuzdaysa gülünçleşiyoruz.
Tıpkı otları ayaklarımızla ezip geçtiğimiz gibi, ağzımızdaki sözcüklerle de ezip geçiyoruz pek çok şeyi. Ama suskunluğumuzla da.
"Yarın bir dönüşüm geçirsen ve seçme şansın olsa, dedi Tereza, hangi kuş olmak isterdin."
Sevginin tekrar boy vermesini istiyordum, tıpkı biçilmiş otlar gibi. Başka türlü de boy verebilirdi, çocuk dişi gibi, saç gibi, tırnak gibi. Dilediğince.
…çünkü birbirimizi içeriden tanıyorduk. Ötekini neyin yaralayacağını çok iyi biliyorduk.
Ağaç kovuklarında bile pireler var, diyordu Lola. Onlar pire değil, bit, dedi birisi, yaprak biti. Yaprak pireleri daha da beter diye yazıyor Lola defterine. İnsanlara gitmez onlar, çünkü insanların yaprağı yok dedi birisi. Güneş kavurduğunda her şeye gidiyorlar, rüzgara bile, diye yazıyor Lola. Üstelik hepimizin yaprakları var. Büyüme bittiğinde yapraklar dökülür, çünkü çocukluk bitmiştir. Buruşma ve büzüşme başladıysa yapraklar yeniden çıkar, çünkü sevgi bitmiştir.
Ham erik yenmez. Çekirdek henüz yumuşaksa ölümü ısırıyorsun demektir. Devası yoktur bunun, insan ölür. Ateşler içinde yanar yüreğin.
Önemli değil, dedim. Oysa önemliydi, katlanamadığım, ama değiştiremediğim her şey gibi önemliydi.
--reklam--
Yürekteki Hayvan İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Dört arkadaşın Çavuşesku dönemi Romanya’sında, üniversite yılları ve sonrasında yaşadıklarının anlatısı. Bir üniversite öğrencisi olan isimsiz anlatıcımızın kendisiyle aynı yurtta kalan bir arkadaşının intiharıyla başlayan kitap, olaydan sonra üç yeni arkadaş edinen karakterin ve arkadaşlarının hikayeleriyle devam ediyor. Herta Müller’in kendi hayatından çokça izler taşıyan bir otokurmaca Yürekteki Hayvan. Yazar, ailesiyle duygusal hesaplaşmasını, çocukluğunun iz bırakan anlarını, affedemediği babasını, Çavuşesku diktatörlüğünde başından geçenleri kendine has, zekasına hayran bırakan sembollerle aktarıyor. Neler yok ki bu semboller arasında: berberlerle makaslar, ham erikler, düğmeler, fındıklar, dut ağaçları… Her birini keşfetmek, Müller tekrar ettikçe ne kadar yerinde ve derinlikli anlamlar taşıdıklarını fark etmek çok keyifliydi. Müller’in yine kendine has, parça parça kesitlerle ilerleyen bir anlatımı var. Birinci tekil şahıs anlatımıyla bugünü okurken, üçüncü tekil şahıs anlatımıyla karakterin çocukluğundan sahneler çıkıyor karşınıza. Bu parçalarla yazar yoksulluğu, köyden kente göçü, insanın kökleriyle olan bağını, aile bağlarını, azınlık olmayı, kadın olmayı ve en çok da totaliter bir rejimde yaşayan bir insan olmayı son derece şiirsel bir dille anlatıyor. Çok beğendim. (İpek Dadakçı) 
‘…Sizden ne istiyor bu adam, diye sordu.
    Korku, dedim.’
.
Lola çoraklığın her şeyi yuttuğu bir yöreden geliyor kente ve defterine şöyle yazıyor: ‘insanın yöreden dışarı taşıdığı yüzüne yerleşiyor.’ Daha ince çoraplar istiyor Lola, daha ferah günler, elleri nasır tutmadan çalışabileceği bir iş. Bunlardan sebep yerinden yöresinden kalkıp altı kızın kaldığı bir odaya yerleşiyor. Sonra Lola ölüyor. Nasıl öldüğü ufacık bir ayrıntı oluveriyor, odasındaki kızlardan sadece birinin içi daralıyor Lola’nın cansız vücudunu düşündükçe. O içi daralan kızı anlayan, hissettiği korkuyu duyumsayan üç erkek çıkıyor sonra: Kurt, Edgar, Georg. Güneşli günlerin bir araya getirdiği dört arkadaş değil onlar. Yasaklı kitapların etrafında, fısıltılara karşı sadece kendilerinin anladığı dilde konuştukları bir dostluk aralarındaki. Biliyorlar ki ağızdan çıkan, kâğıda dökülen her cümle yasaklanabilir, susturulabilir, hayati bir tehlike taşıyabilir.
.
Tek Bacaklı Yolcu adlı eseriyle tanıştığım Herta Müller, Yürekteki Hayvan ile zihnime bir çapa atmış gibi hissediyorum. Yürekteki Hayvan can acıtıcı bir güçte çünkü. Bu gücü, sözlük anlamlarının dışındaki kelimeler oluşturuyor. Çavuşesku dönemini tam da dönemindeki gizlilik esasıyla anlatan Müller’in cümleleri bir yapbozun parçalarını bir araya getirir gibi okunuyor. Diktatörlük altındaki hayatlar, yazarın kendi hayatından da besleniyor.
.
Okumanızı öyle isterim ki..
.
Çağlar Tanyeri çevirisi, Nazlım Dumlu kapak tasarımıyla ~ (Hülya Açılan) 
#hertamüller Romanya doğumlu, Çavuşesku diktatörlüğünde defalarca sorgulanmış, ölüm tehditleri almış bir yazar. Almanya’ya göçtükten sonra da tehditler almaya devam etmiş. Diktatörlük rejiminde korkuyu fazlasıyla deneyimlenmiş. Nitekim korku ve yaşananların getirdiği travma anlatımına da yansıyor.
“Sizden ne istiyor bu adam, diye sordu.
Korku, dedim.”
Okuduğum üç kitabı da otokurmaca, öncesinde mutlaka hayatı hakkında genel bilgi edinmenizi tavsiye ederim. Ve Müller’i çok sevmemde hayatı ve bunu kurguya yansıtması önemli bir etken.

#yürektekihayvan diktatörlükte yaşayan dört arkadaşın yaşadıkları üzerinden ilerlese de bir halkın durumunu yansıtıyor. Baskının gölgesinde umutsuz, çökmüş, biraz da bu durumu kanıksamış (kanıksamayaların sonu tahmin edilebilir), sağlıklı insan ilişkilerinin olmadığı, kadının değersizleştiği bir toplum. İçen, deliren, ölen insanlar. Anlatımı kapalı demiştim, #keşkebugünkendimlekarşılaşmasaydım da sürekli erik rakısı içen insanlar bu kitapta erik yiyor, erik ile sembolize etmiş durumu. Ya da Keşke Bugün Kendimle Karşılaşmasaydım’ın tramvayın penceresinden bakan anlatıcısının penceresi Yürekteki Hayvan’da daha anlam yüklü oluyor. Kitaplarını okudukça göstergelerin derinleşmesini seviyorum.

Yürekteki Hayvan birinci tekil şahıs anlatımla ilerliyor ama anlatıcı çocukluğunu anlatırken sınırlı üçüncü tekil şahıs anlatım kullanmış ve şimdiki zaman. Çocukluğunun üzerindeki etkisini, o döneme yabancılaşmasını, travmayı bu şekilde aktarmasını çok sevdim. Bu arada Müller’in babası da Nazi askerlerinden ve Müller bunu da kitaplarında eleştirir.

Müllerin kitaplarında duygular ön planda, olaylar parça parça ve olaylar duygulara eşlik ediyor. Duyguları, durumları vermek için olaylardan faydalanıyor gibi Üslubu şiirsel, bir şiir roman diyebiliriz Yürekteki Hayvan için ve üslubu dışavurumcu olarak nitelendiriliyor. (Vox Nihili) 
--reklam--
Yürekteki Hayvan PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Herta Müller - Yürekteki Hayvan kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Yürekteki Hayvan PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Herta Müller Kimdir?
Herta Müller (d. 17 Ağustos 1953, Timeşvar) Romanya doğumlu roman yazarı ve şair.
Çavuşesku döneminde Romen halkının yaşamını anlattığı eserleri ile tanınmaktadır. Romancı Richard Wagner ile evli olan Müller Romanya'da gizli servisle çalışmayı reddettiği için işinden olmuş ve 1987 yılında Almanya'ya göç etmişti.
Müller'in, 'Tilki Daha O Zaman Avcıydı' ve 'Yürekteki Hayvan' adlı kitapları Türkçede yayınlandı.
İsveç Bilim Akademisi tarafından yapılan açıklamada, Romanya doğumlu Alman yazar Müller'in 2009 Nobel Edebiyat Ödülü'nü kazandığı açıklandı. Müller'in bu ödülü, "şiirin yoğunluğu ve nesirin açıklığını kullanarak yoksulların dünyasını tasviriyle" aldığı kaydedildi.
Müller bu ödülü kazanan 51. kişi oldu

Herta Müller, Banat Swabian çiftçilerinin kızı olarak Niţchidorf (Almanca: Nitzkydorf)'da Banat'ın Almanca konuşulan bir tarihsel kasabasında doğdu. Onun ailesi azınlıkta olan Romanya Almanları'nın bir parçasıydı. Babası, Waffen SS'de askerlik hizmetini yapmıştı ve annesi Sovyetler Birliği GULAG kampında (köle işçi kampı) İkinci Dünya Savaşı sonrası pek çok yıllarını yaşam mücadelesiyle geçirmişti. Dedesi zengin bir çiftliğe sahip ve tüccardı.
--reklam--
Herta Müller Kitapları - Eserleri
Keşke Bugün Kendimle Karşılaşmasaydım
Tek Bacaklı Yolcu
Yürekteki Hayvan
Tilki Daha O Zaman Avcıydı
Atemschaukel
Reisende auf einem Bein
--reklam--
Herta Müller Alıntıları - Sözleri
'Çok nehirlerden geçmişsin bugüne dek.'
Güldüm.
'Çok nehirde boğuldum. (Keşke Bugün Kendimle Karşılaşmasaydım)
Mutsuzluğu kaldıramıyorum ortadan. Bölüştürebiliyorum sadece. (Tek Bacaklı Yolcu)
Müziğin tınısı yorgundu (Tek Bacaklı Yolcu)
…çünkü birbirimizi içeriden tanıyorduk. Ötekini neyin yaralayacağını çok iyi biliyorduk. (Yürekteki Hayvan)
Sevginin tekrar boy vermesini istiyordum, tıpkı biçilmiş otlar gibi. Başka türlü de boy verebilirdi, çocuk dişi gibi, saç gibi, tırnak gibi. Dilediğince. (Yürekteki Hayvan)
Evet ağacın yaprakları var,
Çayında suyu
Paranın kağıdı.
Yüreğin de yanlış yağmış karı. (Keşke Bugün Kendimle Karşılaşmasaydım)
Yalnızca tabutta bir başına uyur insan, yakında onun da zamanı gelecek. Gece birlikte uyumalıyız. (Keşke Bugün Kendimle Karşılaşmasaydım)
Mutsuzluğu kaldıramıyorum ortadan. Bölüştürebiliyorum sadece, dedi Thomas. (Tek Bacaklı Yolcu)
Sizi kendi çocuğummuş gibi sevdim, diyordu dikta­törün karısı odaya. O başını sallıyordu, tırnak makasını Adina 'nın elinin yanında masanın üzerinde gördü ve si­yah kürk başlığını alnına çekti. Aynı başlığı bir kaç gün­dür giyiyordu. Sonra kurşunlar ekrandan geçti, bir kış­lanın duvarına saplandı, avlunun en pis çıplak köşesine.
Duvar delik deşik ve bomboş duruyordu.
İki yaşlı çiftçi yerde yatıyordu, ayakkabılarının ta­banları odaya bakıyordu. Başlarının çevresinde ağır as­ker postalları duruyordu. ipek eşarpları başlarından bo­yunlarına kaymış. Onun siyah kürk başlığı kaymamış.
Bu hangisiydi, aynısı, sonuncusu. (Tilki Daha O Zaman Avcıydı)
Kötü olan şu, mutsuzluğum yetmiyor bana. (Tek Bacaklı Yolcu)
Karıma döndüm, sesim gözlerime batacak kadar yüksek sesle bağırdım, buraya yanıma gel, kaçamıyorum, yüzemiyorum. (Tilki Daha O Zaman Avcıydı)
...Tabelada bir adam kafa üstü yere düşüyordu.Tabelada şöyle yazoyordu:Boşluğa düşme tehlikesi.İrine tabelayı odasına asmıştı diğer ülkede. (Tek Bacaklı Yolcu)
Tıpkı otları ayaklarımızla ezip geçtiğimiz gibi, ağzımızdaki sözcüklerle de ezip geçiyoruz pek çok şeyi. Ama suskunluğumuzla da. (Yürekteki Hayvan)
Yüreğim öyle kaskatı oldu ki fırlatıp atsaydım ona çarpıp öldürebilirdi. (Keşke Bugün Kendimle Karşılaşmasaydım)
Bir adamı ağzından saç teli toplayacak kadar sevmeli insan... (Tek Bacaklı Yolcu)
Çok yavaş bir sesle, her insanın ağzında bir kor parçası bulunur, dedi, bu yüzden herkesin diline bakılmadı. Öf­keli bir sözcük, bir solukta, iki ayağın bütün bir yaşam boyunca çiğneyeceğinden daha fazlasını çiğneyebilir, dedi. (Tilki Daha O Zaman Avcıydı)
Mutsuzluğu kaldıramıyorum ortadan. Bölüştürebiliyorum sadece, dedi Thomas. (Tek Bacaklı Yolcu)
Kimi şeyeler, ancak konuşulunca kötü olur. (Keşke Bugün Kendimle Karşılaşmasaydım)
Önemli değil, dedim. Oysa önemliydi, katlanamadığım, ama değiştiremediğim her şey gibi önemliydi. (Yürekteki Hayvan)
...biz ondan usanacakken bizden usanan dünya değil miydi. (Keşke Bugün Kendimle Karşılaşmasaydım)

---
Kaynak: [Mardin Life](https://www.mardinlife.com/kitap/yurekteki-hayvan-herta-muller-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi)