# Yusufi Direniş - Naşit Tutar Kitap özeti, konusu ve incelemesi

> Yusufi Direniş kimin eseri? Yusufi Direniş kitabının yazarı kimdir? Yusufi Direniş konusu ve anafikri nedir? Yusufi Direniş kitabı ne anlatıyor? Yusufi Direniş PDF indirme linki var mı?  Yusufi Direniş kitabının yazarı Naşit Tutar kimdir? İşte Yusufi Direniş kitabı özeti, sözleri, yorumları ve incelemesi...

- Kaynak: Mardin Life
- URL: https://www.mardinlife.com/kitap/yusufi-direnis-nasit-tutar-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi
- Dil: tr-TR
- Yayın tarihi: 2022-06-25T03:00:12+03:00
- Güncelleme: 2022-06-25T03:00:12+03:00
- Yazar: Mardin Life
- Kategori: Kitap
- Görsel: https://cdn.mardinlife.com/2022/06/25/nasit-tutar-kimdir-nasit-tutar-kitaplari-ve-sozleri-254367.jpg

Kitap Künyesi
 Yazar: Naşit Tutar 
 Yayın Evi: Dua Yayıncılık 
 İSBN: 6054772063 
 Sayfa Sayısı: 320 
--reklam--
Yusufi Direniş Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
“Şehid ve tutuklular bir elmanın iki yarısı gibidirler. Aynı rengi, aynı tadı, aynı kokuyu taşırlar”

Bu, cezaevi idaresi ve cezaevi karakol komutanı tarafından da sıklıkla ifşa edilen bir gerçekti. Temsilci görüşmeleri esansında bizzat 1. Müdür, ya da mahkeme gidiş-gelişlerinde Karakol Komutanı bu gerçeği birkaç kez dile getirmişler ve “MGK’da sizden bahsediliyor, sizin durumunuz konuşuluyor da haberiniz yok” diyerek durumun vahametini ortaya koymuşlar ve birnevi aba altından sopa göstererek gözlerini korkuttmaya çalışmışlardı.
--reklam--
Yusufi Direniş Alıntıları - Sözleri
Hangi mücadele var ki, emek sarf etmeden, riskler alınmadan, zorluk ve sıkıntılara göğüs germeden başarı şansına sahip olsun?
Hangi mücadele var ki; kan, ter ve gözyaşı dökmeden zafer yolunda yürümüş olsun?
"Siz onları görseydiniz, onlara deli derdiniz. Onlar sizi görmüş olsalardı, size Müslüman demezlerdi."
Değil mi ki birliktelerdi, o halde dağlar gibi zulüm dalgaları sahillerine vursa ne yazardı?!.. Değil mi ki, zor zamanlarda kardeşlik bağları daha bir sağlam hale gelip kopmaz olurdu, o halde tüm dünya birleşip üzerlerine gelse, ne yazardı?!.. Değil mi ki, isar ve fedakarlık duyguları böyle yerlerde zirveye çıkardı, o halde kapılardan, pencerelerden ve mazgallardan ölüm püskürse üstlerine, ne yazardı?!..
Bir yanda maddi menfaatleri hayatının tam merkezine alıp inandıkları tüm değerleri buna kurban eden kişiliksiz yaratıklar vardı, diğer yanda inançlarını dünyalık herşeyden üstün gören müstakim kişilik sahibi insanlar..
Hz. İbrahim'e dev ateş kümelerini 'serin ve selamet' kılan, Hz. Yunus'a balığın karnını güvenli bir gemiye çeviren, Hz. Musa'ya denizi yarıp bir kurtuluş yolu açan Allah değil miydi?!.. Ve yine Allah değil miydi, Hz. Nuh ve beraberindekileri tufandan koruyan, Hz. Lut'u kavminin sapıklığından kurtaran, Hz. İsa'yı göğe yükselten?!.. Resul-i Ekrem Aleyhisselalatu Vesselam'ı düşmanlarının arasından görünmez bir şekilde geçirten, canlıların en zayıflarından biri olan güvercin ve evlerin en zayıflarından olan örümcek ağıyla koruyan, sonra da azılı düşmanlarının leşlerini Bedir kuyularına doldurtan Allah değil miydi?!..
Evet her şey Allah'ın kudret elindeydi..
Kur'an yolunda bu meşakkatler
Rabbimiz için dé olmazsa olmaz..
Çünkü onlar, sorumluluk sahibi Müslümanlardı ve sorumlu Müslüman, İslam'a göre kurulu olmayan her ortamı değiştirmekle, orayı İslam'a uydurmakla ve inançları doğrultusunda rahatça yaşayacakları bir hale dönüştürmekle mükellefti.
Toprak olup gideceklerine inananlar, bir nefes daha fazla almak için herşeyi yaparlar. Cennete gideceklerine inananlarsa, Cennetin önünde engel olacak fazla bir nefesi bile ziyan görürler..
Onlar sadece Rablerinden korkarlardı. Ölüm ise, sürekli peşinden koştukları bir sevgiliydi onlar için...
Müslüman, Müslümanın derdiyle dertlenendir.
Ölümden daha öte bir ölüm yoksa ve bu ölüm çok arzuladıkları şehadet ise kim çekinir, kim endişe eder, kim korkardı ki böyle bir yola dalmaktan?
Kulluk; "De ki: Benim namazım, ibadetlerim, hayatım ve ölümüm alemlerin Rabbi olan Allah içindir" ayetinde çizilen çerçeveyle hem Allah için yapılan ibadetleri, hem de davet yolundaki bütün mücadeleyi kapsıyordu.. Kulluk, Allah için var olmak ve Allah için ölmekten ibaretti..
Bir yanda İslam'a ve Müslümanlara diş bileyenler vardı, diğer yanda İslam'ı seven, Müslümanların selametini düşünen gizli Allah erleri..
Onlar, kardeşleriyle aralarındaki iman ve sevgi bağı nedeniyle bir bedenin azaları gibiydiler. Bedenin büyük bir bölümü azap içindeyken, ağrı ve acılarla sıkıntı çekerken, bedenin kalan kısmının rahat etmesi mümkün olabilir miydi ki hiç?!..
--reklam--
Yusufi Direniş İncelemesi - Şahsi Yorumlar
"Şehid ve tutuklular bir elmanın iki yarısı gibidirler. Aynı rengi, aynı tadı, aynı kokuyu taşırlar”

Bu, cezaevi idaresi ve cezaevi karakol komutanı tarafından da sıklıkla ifşa edilen bir gerçekti. Temsilci görüşmeleri esansında bizzat 1. Müdür, ya da mahkeme gidiş-gelişlerinde Karakol Komutanı bu gerçeği birkaç kez dile getirmişler ve “MGK’da sizden bahsediliyor, sizin durumunuz konuşuluyor da haberiniz yok” diyerek durumun vahametini ortaya koymuşlar ve birnevi aba altından sopa göstererek gözlerini korkuttmaya çalışmışlardı. (Ruhumun Sesi) 
--reklam--
Yusufi Direniş PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Naşit Tutar - Yusufi Direniş kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Yusufi Direniş PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Naşit Tutar Kimdir?

--reklam--
Naşit Tutar Kitapları - Eserleri
39. Koğuş
Eşreften Esfele
Hakikat Yolcuları
Yusufi Direniş
İmana Susayan Gönüller
Davetçi Öğrencinin El Kitabı
İman Esasları
Tövbe
İslam'ın Esasları ve Hayata Etkileri
Allah'ın Elçileri Peygamberler (3 Kitap Takım)
Akaid Dersleri Cilt 2 
Akaid Dersleri Cilt 1
--reklam--
Naşit Tutar Alıntıları - Sözleri
Allh-u Teâlâ Âdil'dir.Zalimleri sevmez.Zalimlerle düşüp kalkanları ve hatta sadece uzaktan imrenenleri ve sevenleri de sevmez (İman Esasları)
Bulunduğumuz yerlere güzel bir iz bırakmak zorundayız. Yani bir Müslümanın nasıl olması gerektiğini hem yaşantımızla, hem hal we hareketlerimizle, hem konuşma we dawranışlarımızla we hem de ilişkilerimizle ortaya koymak zorundayız. İnsanlar bize bakarak örnek bir Müslüman profilini görmelidirler. Yoksa webal altında kalabiliriz (Hakikat Yolcuları)
"Siz onları görseydiniz, onlara deli derdiniz. Onlar sizi görmüş olsalardı, size Müslüman demezlerdi." (Yusufi Direniş)
Bu dünya mahsul toplama yeri değil,ancak tohum ekme tarlasıdır." (Hakikat Yolcuları)
Dünyaya değer wermek; mal-mülk, ewlat sahibi olmak; güç, kudret sahibi olmak, ya da ulaşılmaz makamlara yükselmenin hiçbir anlamı yoktu ecel karşısında. Ölüm melekleri hiçbirşeyi dinlemiyorlardı ilahi emri uygulama noktasında. Sonuçta herşey geride bırakılır we yaratan Rabbe dönmek üzere yola çıkılırdı. (Hakikat Yolcuları)
Bir yanda İslam'a ve Müslümanlara diş bileyenler vardı, diğer yanda İslam'ı seven, Müslümanların selametini düşünen gizli Allah erleri.. (Yusufi Direniş)
"Andolsun ki; Allah'ın elçisinde sizin için, Allah'a ve ahiret gününe kavuşmaya inanan ve Allah'ı çok anan kimseler için en güzel bir örnek vardır."35 (Allah'ın Elçileri Peygamberler (3 Kitap Takım))
"Allah'a isyan etmenin sonu her zaman hüsran ve yıkımdır.
 imansızlık, bu dünyada mutsuzluk, huzursuzluk, karmaşa getirdiği gibi, ahirette de Allah'ın azabına uğrama ve sonsuza kadar cehennemde kalma sebebidir." (Allah'ın Elçileri Peygamberler (3 Kitap Takım))
"Ölüm her an yanı başınızdadır. Bi göz açıp kapayıncaya kadar yakınınızdadır. Aldığın nefesi geri werme garantin yok. Ölüm her an, her şekilde karşınıza çıkabilir. Zamanı gelen elbette gidecek we Rabbine dönecektir." (İmana Susayan Gönüller)
•Gel, gel, her kim olursan ol gel!
Allah’a şirk koşanlardan, Mecusilerden,
Puta tapanlardan da olsan gel!
Bizim dergâhımız ümitsizlik dergâhı değildir.
Tövbeni yüz defa bozmuş olsan bile gel!
-Mevlana (Tövbe)
Karnındaki çocuğunu henüz görmeden mescide adıyordu. Yanında bulunan en değerli varlığını Rabb'inin yoluna adayarak şükrediyordu Rabb'ine... (Allah'ın Elçileri Peygamberler (3 Kitap Takım))
"Ben bir Müslümanım" diye geçirdi içinden... "Her nerde olursam olayım, İslami şahsiyetimi ortaya koymam we İslam'a aykırı bir söz, hareket weya fiil gördüğümde, görewimi yapıp düzeltmem lazım. Müslüman, ortama uyan değil, ortamı kendisine uydurandır. Burada bu kişilerle kaldığım müddetçe bunu yapmaya çalışacağım. Bunu başaramasam bile, en azından onların kendi dünyewi görüşlerine göre odada serbest hareket etmelerine we İslam dışı, edep we ahlaka aykırı hareketlerde bulunmalarına fırsat wermemeliyim. Aksi takdirde onlar bana değil, ben onlara uymuş olurum. Böylece şeytan tepkisiz kalışımı bana hoş gösterip bunun için yüzlerce mazeret uyduracak. Tepkisiz kalmayı kabullendikten sonra bu kez onların hareketlerini hoş gösterip içimde buna karşı bir meyil oluşturacak. Sonrası.. Allah muhafaza!.. Her büyük şeyin başlangıcı aslında çok küçüktür. Küçük bir şeye kayıtsız kalmak, çok geçmeden daha büyüklerine kayıtsız kalmayı getirir. Böylece, 'inandığı gibi yaşamayan, yaşadığı gibi inanır' sözü yerini bulmuş olur. Ben Müslümanım we Allah'ın izniyle inandığım gibi yaşayacağım. (Hakikat Yolcuları)
Kulluk; "De ki: Benim namazım, ibadetlerim, hayatım ve ölümüm alemlerin Rabbi olan Allah içindir" ayetinde çizilen çerçeveyle hem Allah için yapılan ibadetleri, hem de davet yolundaki bütün mücadeleyi kapsıyordu.. Kulluk, Allah için var olmak ve Allah için ölmekten ibaretti.. (Yusufi Direniş)
Herkes amelinin karşılığını alır. Bizim hakkımızda kötü konuşanlardan bazıları bilmeden, bizleri tanımadan ya da cahilliklerinden konuşuyorlar. Allaha böylelerine doğruyu göstersin, diyoruz. (İmana Susayan Gönüller)
Onlar sadece Rablerinden korkarlardı. Ölüm ise, sürekli peşinden koştukları bir sevgiliydi onlar için... (Yusufi Direniş)
Allah ,hiç kimseye güç yetireceğinden başkasını yüklemez

Bakara Suresi (İman Esasları)
De ki:Ey mülkün sahibi Allah'ım,dilediğine mülkü verirsin ve dilediğinden mülkü çekip alırsın ,dilediğini aziz kılar ,dilediğini alçatırsın ;hayır Senin elindedir.Gerçekten Sen ,her şeye güç yetirensin

Şura Suresi 49 (İman Esasları)
Toprak olup gideceklerine inananlar, bir nefes daha fazla almak için herşeyi yaparlar. Cennete gideceklerine inananlarsa, Cennetin önünde engel olacak fazla bir nefesi bile ziyan görürler.. (Yusufi Direniş)
Hz. İbrahim'e dev ateş kümelerini 'serin ve selamet' kılan, Hz. Yunus'a balığın karnını güvenli bir gemiye çeviren, Hz. Musa'ya denizi yarıp bir kurtuluş yolu açan Allah değil miydi?!.. Ve yine Allah değil miydi, Hz. Nuh ve beraberindekileri tufandan koruyan, Hz. Lut'u kavminin sapıklığından kurtaran, Hz. İsa'yı göğe yükselten?!.. Resul-i Ekrem Aleyhisselalatu Vesselam'ı düşmanlarının arasından görünmez bir şekilde geçirten, canlıların en zayıflarından biri olan güvercin ve evlerin en zayıflarından olan örümcek ağıyla koruyan, sonra da azılı düşmanlarının leşlerini Bedir kuyularına doldurtan Allah değil miydi?!..
Evet her şey Allah'ın kudret elindeydi.. (Yusufi Direniş)
Bir yanda maddi menfaatleri hayatının tam merkezine alıp inandıkları tüm değerleri buna kurban eden kişiliksiz yaratıklar vardı, diğer yanda inançlarını dünyalık herşeyden üstün gören müstakim kişilik sahibi insanlar.. (Yusufi Direniş)

---
Kaynak: [Mardin Life](https://www.mardinlife.com/kitap/yusufi-direnis-nasit-tutar-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi)