# Yüz: 1981 - Mehmet Eroğlu Kitap özeti, konusu ve incelemesi

> Yüz: 1981 kimin eseri? Yüz: 1981 kitabının yazarı kimdir? Yüz: 1981 konusu ve anafikri nedir? Yüz: 1981 kitabı ne anlatıyor? Yüz: 1981 kitabının yazarı Mehmet Eroğlu kimdir? İşte Yüz: 1981 kitabı özeti, sözleri, yorumları ve incelemesi...

- Kaynak: Mardin Life
- URL: https://www.mardinlife.com/kitap/yuz-1981-mehmet-eroglu-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi
- Dil: tr-TR
- Yayın tarihi: 2022-03-02T06:00:06+03:00
- Güncelleme: 2022-03-02T06:00:06+03:00
- Yazar: Mardin Life
- Kategori: Kitap
- Görsel: https://cdn.mardinlife.com/2022/03/02/mehmet-eroglu-kimdir-mehmet-eroglu-kitaplari-ve-sozleri-165308.jpg

Kitap Künyesi
 Yazar: Mehmet Eroğlu 
 Yayın Evi: Agora Kitaplığı 
 İSBN: 9789758829774 
 Sayfa Sayısı: 455 
--reklam--
Yüz: 1981 Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Mehmet Eroğlu, ilk beş romanında solcu ve eylemci kimlikli kahramanları öykülerinin odağına yerleştirirken, "Yüz: 1981"de, kendi hayatının bile başrolünü oynamamış, 1990 sonrasında çevremizde rastlayabileceğimiz sıradan bir tipi öne çıkarır. Bu açıdan "Yüz: 1981", yazarın 12 Eylül sonrası insanını mercek altına alma niyeti taşıyan romanıdır. "Hayatının kalıcı bir özü olmayan, erdemlerle arasına sisli bir uzaklık yerleştirmiş; aşık, bağlılık, tutku gibi kavramların, üzerinde acemi bir terzinin elinden çıkmış elbiseler gibi eğreti durduğu," kendini, aşık olmaktan kaçındığı, sadece ilişki kurmayı yeğlediği kadınların terazisinde tartan; kişiliği hiç hayal gücü içermeyen bir Anti-Kahraman, Mehmet Eroğlu'nun bıçağı altındadır artık.

En önemli becerisi para kazanmak olan bu Anti-Kahraman, günün birinde hayatını alt üst edeek iki sır keşfeder: Yüzünün -onu birlikte olduğu, 25 yaşındaki dört kadını birbirine bağlayan gizemli bir bağ! Hüznü nedeniyle sarı rengi uygun gördüğü Duygu, berrak neşesi için maviyi yakıştırdığı Sevda, masumiyeti nedeniyle beyazı verdiği Ferda, yaşama seinci edinememiş, kasvetli ve bükülmeyen, hep düz kalmış, usdışı bir gökkuşağına benzettiği Işık... Ve ülkemize de benzetebileceğimiz büyük, Güney kanadını ana yapıya balayan çizgide derin bir çağtlağın ortaya çıktığı bir bina. Burada yaşayan, bina sakinlerinin arasındaki kavgalara sıkışmış Anti - Kahraman, dehşet ve korkuyla bu iki sırrın peşine takılır. Yüzünden bu gizemli kadınlara doğru akan bulaşıcı, tehlikeli şey nedir? Kendi varlığı da tehlikede midir?

Olaylar ilerledikçe 12 Eylül sonrasında toplumumuza zorla dayatılan hayat ve insan tipinin belirgin bir resmi ortaya çıkar; toplumsal vicdanımızın nasıl sığlaştığı gözler önüne serilir, korkutucu sırlar çözülür: Anti-Kahraman'ın kurbanları olan Işık, Duygu, Sevda ve Ferda arasındaki bağ sandığından da karmaşıktır ve dördü birlikte kutsal, değerli yaşamı oluşturmaktadırlar. Fantastik serüven unsurları taşıyan "Yüz: 1981", bu bulaşıcı zehrin açığa çıkarılması, adının konmasıdır.
--reklam--
Yüz: 1981 Alıntıları - Sözleri
Suçsuzum , tıpkı sizler gibi ,
Sucluysam bile ,unutmayın en çok sizinki kadardir bu .
Güzelliğinden öylesine emindi ki , kanıtlarını asla aramazdi ,hele bir erkekte hiç !!!
Vicdanımı bu yılın modasına göre kestirmeyecegim !!!!
Kendine güveni ,güzelliğine beklenilmeyen bir sevimlilik katıyordu !!!
Sevmek anlamaktır ,güç vermek değil .
Sevmek düzeltmektir, kabullenmek değil !!!!
Kadınlar bizi emzirip sevdiler ,ama aklımıza dokunmadılar , akıllarımızı biçimlendirmek sadece babalarimiza kaldı !!!
Her insan ,sanki yazgisina hukmedecekmis gibi ,kendi hayatinin en önemli varlığı olmayı dener !!!!
Deniz bir parça mavi deniz için her şeyi itiraf edebilirim !!!!
İnsan onun kadar güzel bir varlıktan vazgeçebilir miydi ???
Hükmetme , cinsellik ve özgürlük!!!!
Büyük şeyler sevgisiz yapılamaz!!!
“Havaya benzemeyen, kentin rengini soldurarak kışı vurgulayan bir grilik vardı gökyüzünde. Bahar hala çok uzaktaydı. Bulutlar baharı geciktiriyor.”
Aşk biraz da Tanrı gibi değil midir??
Yoktur ve görülmez ,ama inanırız!!!!
Ölümün olağanüstülüğü tekrarlanamayışındandır.
Deniz, bir parça mavi deniz için herşeyi itiraf edebilirim
--reklam--
Yüz: 1981 İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Kitapta özellikle bu ana karakterden yola çıkılarak 12 Eylül döneminin insan psikolojisi ve kişiliği üzerindeki olumsuz etkilerinden de söz ediliyor. 12 Eylül sonrasında toplumumuza zorla dayatılan hayat ve insan tipinin belirgin bir resmi ortaya konulmuş. Toplumsal vicdanın nasıl sığlaştığı, insanların insanlık yerine kendilerini koydukları, kendilerini sevmekten başka bir şeyin önemli olmadığı hayat tarzı gözler önüne serilmiş. (mehmet aysu) 
Bazı şarkılar vardır ya ilk dinlediğinizde sevmezsiniz ama dinledikçe hoşunuza gider. Yüz:1981 öyle bir kitap. okurken zaman zaman sıkılabiliyorsunuz ama okuduktan sonra kitap uzun süre kafanızı meşgul ediyor.Okumanızı ve okurken de sabırlı olmanızı tavsiye ederim. (Sefa Akgül) 
Mehmet Eroğlu'nu çok severim. Bu romanını da çok sevdim. Kitap Türkiye'nin hem 80'lerini hem de 90'larını anlatıyor. Toplumumuzun büyük bir çoğunluğunu oluşturan insan prototipi baş karakterimiz. Kötülüğe tanıklık edip, müdahale etmeyerek, engellemeyerek, kendi vicdanını da bu kötülüğü yapan zaten ben değilim, bir sorumluluğum yok diyerek temizlemeye çalışan bir karakter. Kitapta bazı mitler var ve bunlar da vicdan muhasebesi adına oldukça vurucu bence. Ben çok beğendim. Sadece şunu söylemek istiyorum, ben Mehmet Eroğlu'nun en çok diyaloglarını beğenirim romanlarında. Ama bu romanında o hazzı tadamadığım için biraz hayal kırıklığı oluştu ama yine de güzeldi. Kitabın giriş ve bitiş cümlesi ile yorumumu bitirmek istiyorum;
"Suçsuzdum, tıpkı sizler gibi. Suçluysam bile, unutmayın, en çok sizinki kadardır bu." (Aslıhan Üte) 
--reklam--
Kitabın Yazarı Mehmet Eroğlu Kimdir?
Mehmet Eroğlu (d. 2 Ağustos 1948, İzmir) Türk yazar, senarist, romancı.

Yazar, 2 Ağustos 1948 günü İzmir'de dünyaya geldi. Edebiyat öğretmeni olan babası Farik Eroğlu'nun tayinleri sebebiyle ilkokul döneminde birkaç şehir ve okul değiştirdikten sonra İzmir Karşıyaka'daki Ankara İlkokulu'nu 1960 yılında bitirdi. Daha sonra İzmir Maarif Koleji'nde (bugünkü adıyla Bornova Anadolu Lisesi) 7 yıl boyunca kesintisiz olarak yatılı okudu. Liseyi bitirdiği 1967 yılında ODTÜ Müh. Fak. İnşaat Mühendisliği Bölümüne girdi; öğrenciliği sırasında Öğrenci Derneği Başkanlığı yaptı.

1971 yılında üniversiteden mezun olan Eroğlu, mezun olduğu sırada 12 Mart Darbesi sonucu kurulan sıkıyönetim mahkemesinde Dev-Genç Davası nedeniyle yargılanmaya başladı. 1972 yılında dava devam etmekteyken evlendi. İki yıl süren dava sonucunda TCK'nın 141-142 maddesine muhalefetten 8 yıl ağır hapis ve 2 yıl sürgün cezasına mahkûm edildi. Sonuç kesinleşmeden 1974 genel affıyla mahkumiyeti ortadan kalktı. Bu tarihten sonra mühendislik yapmaya ve roman kaleme almaya başladı, 1974 yılında bir kızı dünyaya geldi. 1989 yılında bir devlet bankası olan Turizm Bankası'ndaki 15 yıl sürdürdüğü görevinden siyasi baskılar sonucu ayrıldıktan sonra mühendislik kariyerine ve yazarlığa devam etti. Sadece yazmak ve bir sivil toplum örgütünde gönüllü çalışmak amacıyla mühendislik yaşamını 1999'da noktaladı. 1999'dan bu yana Uğur Mumcu Gazetecilik Araştırmaları Vakfı'nda yazarlık seminerleri vermeyi sürdüren yazar, romanlarının yanı sıra televizyon dizisi ve sinema filmi senaryoları yazmıştır.

İlk romanı Issızlığın Ortasında 1976 yılında tamamlandı ve 1979'da Milliyet Roman Ödülü'nü kazandı ancak 1980 Darbesi sonucunda kitap sakıncalı bulunarak yayınevi tarafından basımına son verildi. Birincisinin devamı niteliğindeki ikinci kitabı Geç Kalmış Ölü de aynı gerekçeyle uzn süre basılamadı. Her iki kitap da 1984 yılında yayımlandı ve ikisi birlikte hem Orhan Kemal Roman Armağanı'na hem de Madaralı Roman Ödülü'ne layık bulundular.

Yazar, 1968 kuşağını anlatmaya "Yarım Kalan Yürüyüş" (1968); "Adını Unutan Adam"(1989) kitaplarıyla devam etti. 1994'te yayımlanan "Yürek Sürgünü" adlı romanından sonra roman yazmaya 5 yıl ara verdi, senaryo yazmaya eğildi ancak senaryo çalışmalarının sonuçlarından memnun kalmadığını ifade etmiştir. 2000 yılından itibaren art arda romanlar yayımlamayı sürdürdü.

Yazar, kendisini "İnsan yaratılışının gölgeli alanlarında boy atan temaları yazan bir yazar olarak tanımlamaktadır."
--reklam--
Mehmet Eroğlu Kitapları - Eserleri
Adını Unutan Adam
Issızlığın Ortası
Kusma Kulübü
Belleğin Kış Uykusu
Düş Kırgınları
Yüz: 1981
--reklam--
Fay Kırığı - 1: Mehmet
Zamanın Manzarası
Yarım Kalan Yürüyüş
İyi Adamın On Günü
Geç Kalmış Ölü
Kıyıdan Uzakta
Fay Kırığı - 2: Emine
--reklam--
Fay Kırığı - 3: Rojin
Yürek Sürgünü
9,75 Santimetrekare
Kötü Adamın On Günü
Meraklı Adamın On Günü
Mermer Köşk
Edebi Aforizmalar
--reklam--
Kendi Hayatında Ölme Vakti
Devlet Adamı ve Güvenilirlik
--reklam--
Mehmet Eroğlu Alıntıları - Sözleri
Sürekli bir eksiklik duygusu, zaman zaman akla gelen, uysal bir diş ağrısına benzeyen acı: Unutmak buydu. (Yarım Kalan Yürüyüş)
"Budalalarla bozuk saatler birbirlerine benzerler," dedim. "Doğruyu bulmaları sadece bir rastlantıdır." (Kusma Kulübü)
"Sözcüklerin önce seslerini, ardından anlamlarını yitirdim; tıpkı ateşin üstüne dökülen su damlaları gibi beynimde buharlaşıp
yok oldular.." (Yürek Sürgünü)
Her insan ,sanki yazgisina hukmedecekmis gibi ,kendi hayatinin en önemli varlığı olmayı dener !!!! (Yüz: 1981)
Işığı perdeleri kapattıktan sonra açtım. (Geç Kalmış Ölü)
"Bazı psikologlar cesaretin, ki cesaret bir anlamda insanın hayatını sürekli tehlikeye atmasıdır, özünde intihar dürtüsü olduğuna inanırlar." (Yarım Kalan Yürüyüş)
--reklam--
"Yalnızlığa katlanamayan birisinin Tanrı’yı kıskanmaya yeltenmesi affedilmez bir budalalık değil mi sence?" (Kusma Kulübü)
Çoğu aşkın büyüsü, cinsel merakın giderilmesiyle sona erer (Fay Kırığı - 3: Rojin)
“Amaçsız bir insan eninde sonunda değersiz insana mı dönüşür? Bizleri insan yapan nedir?” (Belleğin Kış Uykusu)
Yalnızlıkla yoğrulmuş bir ıssızlığın ortasındaydım.. (Kusma Kulübü)
"Anlamını çözdüğümüzde bir işe yaramadığını keşfettiğimiz yararsız bir
bilmece. " (9,75 Santimetrekare)
İnsan kendine acımaktan vazgeçince gerçek acımayı öğreniyor olmalıydı. (Kusma Kulübü)
Geçmişin sessizliği, servi ağaçlarının arasında -belki de her şeye rağmen yaşayabileceğimizi hatırlatırcasına- öylece duruyor. (Kıyıdan Uzakta)
--reklam--
“Ya leyn, ya ayn”
“Karışmış birbirine gecem ve düşüncem, demek. Hatırladın mı?” (Adını Unutan Adam)
Saklamayacaktım: Eninde sonunda her insan kalbi kırık bir palyaço değil midir? (İyi Adamın On Günü)
İnsanın en değerli şeyi özgürlüğüdür. Bu yüzden herkes ona saldırır. (Kıyıdan Uzakta)
Bazen birini o kadar çok severiz ki, kendimizi sevmeyi unuturuz. (Edebi Aforizmalar)
Dilsiz sanılır ama ruh kendini hep beden yoluyla ifade eder (Fay Kırığı - 3: Rojin)
Kendimi zamanın her şeyi unutturan kollarına bıraksam beynimdeki sorulardan kurtulabilir miydim? (Geç Kalmış Ölü)
İnsan mezarının yerini seçince yurdunu da seçmiş olur.. (Zamanın Manzarası)

---
Kaynak: [Mardin Life](https://www.mardinlife.com/kitap/yuz-1981-mehmet-eroglu-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi)