# Zamanın Manzarası - Mehmet Eroğlu Kitap özeti, konusu ve incelemesi

> Zamanın Manzarası kimin eseri? Zamanın Manzarası kitabının yazarı kimdir? Zamanın Manzarası konusu ve anafikri nedir? Zamanın Manzarası kitabı ne anlatıyor? Zamanın Manzarası kitabının yazarı Mehmet Eroğlu kimdir? İşte Zamanın Manzarası kitabı özeti, sözleri, yorumları ve incelemesi...

- Kaynak: Mardin Life
- URL: https://www.mardinlife.com/kitap/zamanin-manzarasi-mehmet-eroglu-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi
- Dil: tr-TR
- Yayın tarihi: 2022-03-02T06:00:06+03:00
- Güncelleme: 2022-03-02T06:00:06+03:00
- Yazar: Mardin Life
- Kategori: Kitap
- Görsel: https://cdn.mardinlife.com/2022/03/02/mehmet-eroglu-kimdir-mehmet-eroglu-kitaplari-ve-sozleri-165308.jpg

Kitap Künyesi
 Yazar: Mehmet Eroğlu 
 Editör: Levent Cantek 
 Tasarımcı: Suat Aysu 
 Yayın Evi: İletişim Yayınları 
 İSBN: 9789750515491 
 Sayfa Sayısı: 423 
--reklam--
Zamanın Manzarası Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Acıya dayanacak kadar güçlü olduğumu düşünmüştüm. Garip ama gerçek; aslında acısız yaşayamıyoruz. Çünkü bilgi ve gerçeğin asıl kaynağı olan acı, varlığımızın farkına varmamızı da sağlıyor. Bizi sahici kılıyor.

Yansız akıp giden, hayat denen saçmalık. Bitmek bilmeyen, kötü geçmeye kararlı yıllar. Geçmiş zaman, şimdiki zaman ve gelecek. “Neden komünist olmadığını anlamış değilim.” Kim bu Barış Utkan? Yorgun gemiyi kucaklamaya hazır bir liman bulmalı. Aşk, insanı uyumlu ve erdemli yaparmış. Duru ve gizemli, Botticelli’yi hatırlatan Elif gelmiş kapıya.

Büyük aşklar ya ölümle bitermiş ya yasaklarla örülürmüş... Hayatın rüyası kısaymış... Kim görmüş? Kim görüp de fark etmiş. Mehmet Eroğlu, büyük bir aşkı ve bir dönemi, derinlikli ve ustaca anlatıyor. Türlü alçaklıklar, kurtulamayanlar, sürüklenenler...
--reklam--
Zamanın Manzarası Alıntıları - Sözleri
Mücevher takmamıştı ama gözleri vardı!
Beni herkes bir kenara bıraktı, o da bırakabilir.
Eğer şimdi yazacak olsam , 'Buraya ait değilim' le , başlarım....
Mücevher takmamıştı ama gözleri vardı.
İnsan mezarının yerini seçince yurdunu da seçmiş olur..
Mücevher takmamıştı ama gözleri vardı.
- Hayyam' ın dediği gibi - bir pergelin iki bacağı gibiyiz. Ne denli uzağa savrulursak savrulalım, sonunda omuz omuza yaslanmış buluyoruz kendimizi...
Kapıldığı büyü parçalanmıştı: Artık dost değildik ; aşkı bensiz öğrenecekti. Sanırım asıl acı veren de buydu.
Mücevher takmamıştı ama gözleri vardı...
*
..özledim ; hiç ara vermeden. Gece, gündüz, tek başıma olduğumda, çevremde insanlar varken, hava açıkken, yağmur yağarken, yürüdüğümde, durduğumda, hatta uyurken... Önceleri usul usul, iç kıyan bir hüzünle; sonra, içme isteğimi kabartan, tanıdık bir öfkeyle.
Bazı sözler , önemli ya da güzel olduklarından değil , yol açtıkları sonuçlar yüzünden unutulmaz değiller midir?
Geçmişe açılan pencereyi aralamıştım: Bugün her şeyi oradan seyrediyordum. Neden? Geleceğe dönük kapı olmadığı için.
İnsan en çok incitebileceği kişiden asla vazgeçmez.
Peki inciten kim, incinen kim?
--reklam--
Zamanın Manzarası İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Mehmet Eroğlu romanlarını neden seviyorum çünkü bir erkeğin iç dünyasını olduğu gibi anlatmasından. Kendini arayış, karamsarlık, cinsellik, romanlarında keskin sözler kullanıyor. Zamanın Manzarası romanında buna diğer romanları gibi yer vermiş. Diğer romanlarında olduğu gibi karakterimiz yine kendi arayışında bu sefer bir adet roman yazmış olan baş karakterimizin adı Barış Utkan.
Tanrı’ya inanmayan ve diğer romanlarında olduğu gibi bu karakterde askerliğinde savaş görmüş bunun tesirini taşıyor. (yazar romanlarında askerlik ve savaş olayını ve tesirlerini sık kullanıyor nedeni bilmiyorum belki yaşamıştır.) Bu romanda yazar olan karakterimiz Barış’ın yalnız ve işsiz günlerinde evinin kapısına, Barış’ın romanını okuyan zengin ama bir derdi olan Elif adında bir kadın gelir ve olaylar gelişir.. (Fırat) 
"Mücevherlerini takmamıştı ama gözleri vardı." Diye başlıyor kitabın arkasındaki tanıtım yazısı. Ateist bir adamın hayata karşı duruşu ve hayatın önemsenmeyecek kadar değersiz olabileceğini anlatmak istiyor zannimca. Aşk ve daha birçoğu.. (Erdem Yigit) 
Mehmet eroğlu nun okumadigim dört kitabı kaldı. Yazdigi toplam kitap sayısı 19 birisi söyleşi 18 roman yazmış. Tanrıdan tek isteğim biraz daha yaşasinda ölmeden bir kaç kitap daha yazsın ... çünkü hiç bir yazar onun kitaplarından aldığım keyfi vermiyor ......romana gelirsek ne zaman savaşı yazsa beni ağlatıyor... (Ali K.) 
--reklam--
Kitabın Yazarı Mehmet Eroğlu Kimdir?
Mehmet Eroğlu (d. 2 Ağustos 1948, İzmir) Türk yazar, senarist, romancı.

Yazar, 2 Ağustos 1948 günü İzmir'de dünyaya geldi. Edebiyat öğretmeni olan babası Farik Eroğlu'nun tayinleri sebebiyle ilkokul döneminde birkaç şehir ve okul değiştirdikten sonra İzmir Karşıyaka'daki Ankara İlkokulu'nu 1960 yılında bitirdi. Daha sonra İzmir Maarif Koleji'nde (bugünkü adıyla Bornova Anadolu Lisesi) 7 yıl boyunca kesintisiz olarak yatılı okudu. Liseyi bitirdiği 1967 yılında ODTÜ Müh. Fak. İnşaat Mühendisliği Bölümüne girdi; öğrenciliği sırasında Öğrenci Derneği Başkanlığı yaptı.

1971 yılında üniversiteden mezun olan Eroğlu, mezun olduğu sırada 12 Mart Darbesi sonucu kurulan sıkıyönetim mahkemesinde Dev-Genç Davası nedeniyle yargılanmaya başladı. 1972 yılında dava devam etmekteyken evlendi. İki yıl süren dava sonucunda TCK'nın 141-142 maddesine muhalefetten 8 yıl ağır hapis ve 2 yıl sürgün cezasına mahkûm edildi. Sonuç kesinleşmeden 1974 genel affıyla mahkumiyeti ortadan kalktı. Bu tarihten sonra mühendislik yapmaya ve roman kaleme almaya başladı, 1974 yılında bir kızı dünyaya geldi. 1989 yılında bir devlet bankası olan Turizm Bankası'ndaki 15 yıl sürdürdüğü görevinden siyasi baskılar sonucu ayrıldıktan sonra mühendislik kariyerine ve yazarlığa devam etti. Sadece yazmak ve bir sivil toplum örgütünde gönüllü çalışmak amacıyla mühendislik yaşamını 1999'da noktaladı. 1999'dan bu yana Uğur Mumcu Gazetecilik Araştırmaları Vakfı'nda yazarlık seminerleri vermeyi sürdüren yazar, romanlarının yanı sıra televizyon dizisi ve sinema filmi senaryoları yazmıştır.

İlk romanı Issızlığın Ortasında 1976 yılında tamamlandı ve 1979'da Milliyet Roman Ödülü'nü kazandı ancak 1980 Darbesi sonucunda kitap sakıncalı bulunarak yayınevi tarafından basımına son verildi. Birincisinin devamı niteliğindeki ikinci kitabı Geç Kalmış Ölü de aynı gerekçeyle uzn süre basılamadı. Her iki kitap da 1984 yılında yayımlandı ve ikisi birlikte hem Orhan Kemal Roman Armağanı'na hem de Madaralı Roman Ödülü'ne layık bulundular.

Yazar, 1968 kuşağını anlatmaya "Yarım Kalan Yürüyüş" (1968); "Adını Unutan Adam"(1989) kitaplarıyla devam etti. 1994'te yayımlanan "Yürek Sürgünü" adlı romanından sonra roman yazmaya 5 yıl ara verdi, senaryo yazmaya eğildi ancak senaryo çalışmalarının sonuçlarından memnun kalmadığını ifade etmiştir. 2000 yılından itibaren art arda romanlar yayımlamayı sürdürdü.

Yazar, kendisini "İnsan yaratılışının gölgeli alanlarında boy atan temaları yazan bir yazar olarak tanımlamaktadır."
--reklam--
Mehmet Eroğlu Kitapları - Eserleri
Adını Unutan Adam
Issızlığın Ortası
Kusma Kulübü
Belleğin Kış Uykusu
Düş Kırgınları
Yüz: 1981
--reklam--
Fay Kırığı - 1: Mehmet
Zamanın Manzarası
Yarım Kalan Yürüyüş
İyi Adamın On Günü
Geç Kalmış Ölü
Kıyıdan Uzakta
Fay Kırığı - 2: Emine
--reklam--
Fay Kırığı - 3: Rojin
Yürek Sürgünü
9,75 Santimetrekare
Kötü Adamın On Günü
Meraklı Adamın On Günü
Mermer Köşk
Edebi Aforizmalar
--reklam--
Kendi Hayatında Ölme Vakti
Devlet Adamı ve Güvenilirlik
--reklam--
Mehmet Eroğlu Alıntıları - Sözleri
Sürekli bir eksiklik duygusu, zaman zaman akla gelen, uysal bir diş ağrısına benzeyen acı: Unutmak buydu. (Yarım Kalan Yürüyüş)
"Budalalarla bozuk saatler birbirlerine benzerler," dedim. "Doğruyu bulmaları sadece bir rastlantıdır." (Kusma Kulübü)
"Sözcüklerin önce seslerini, ardından anlamlarını yitirdim; tıpkı ateşin üstüne dökülen su damlaları gibi beynimde buharlaşıp
yok oldular.." (Yürek Sürgünü)
Her insan ,sanki yazgisina hukmedecekmis gibi ,kendi hayatinin en önemli varlığı olmayı dener !!!! (Yüz: 1981)
Işığı perdeleri kapattıktan sonra açtım. (Geç Kalmış Ölü)
"Bazı psikologlar cesaretin, ki cesaret bir anlamda insanın hayatını sürekli tehlikeye atmasıdır, özünde intihar dürtüsü olduğuna inanırlar." (Yarım Kalan Yürüyüş)
--reklam--
"Yalnızlığa katlanamayan birisinin Tanrı’yı kıskanmaya yeltenmesi affedilmez bir budalalık değil mi sence?" (Kusma Kulübü)
Çoğu aşkın büyüsü, cinsel merakın giderilmesiyle sona erer (Fay Kırığı - 3: Rojin)
“Amaçsız bir insan eninde sonunda değersiz insana mı dönüşür? Bizleri insan yapan nedir?” (Belleğin Kış Uykusu)
Yalnızlıkla yoğrulmuş bir ıssızlığın ortasındaydım.. (Kusma Kulübü)
"Anlamını çözdüğümüzde bir işe yaramadığını keşfettiğimiz yararsız bir
bilmece. " (9,75 Santimetrekare)
İnsan kendine acımaktan vazgeçince gerçek acımayı öğreniyor olmalıydı. (Kusma Kulübü)
Geçmişin sessizliği, servi ağaçlarının arasında -belki de her şeye rağmen yaşayabileceğimizi hatırlatırcasına- öylece duruyor. (Kıyıdan Uzakta)
--reklam--
“Ya leyn, ya ayn”
“Karışmış birbirine gecem ve düşüncem, demek. Hatırladın mı?” (Adını Unutan Adam)
Saklamayacaktım: Eninde sonunda her insan kalbi kırık bir palyaço değil midir? (İyi Adamın On Günü)
İnsanın en değerli şeyi özgürlüğüdür. Bu yüzden herkes ona saldırır. (Kıyıdan Uzakta)
Bazen birini o kadar çok severiz ki, kendimizi sevmeyi unuturuz. (Edebi Aforizmalar)
Dilsiz sanılır ama ruh kendini hep beden yoluyla ifade eder (Fay Kırığı - 3: Rojin)
Kendimi zamanın her şeyi unutturan kollarına bıraksam beynimdeki sorulardan kurtulabilir miydim? (Geç Kalmış Ölü)
İnsan mezarının yerini seçince yurdunu da seçmiş olur.. (Zamanın Manzarası)

---
Kaynak: [Mardin Life](https://www.mardinlife.com/kitap/zamanin-manzarasi-mehmet-eroglu-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi)