# Zamanın Sınavından Geçmek - Atasoy Müftüoğlu Kitap özeti, konusu ve incelemesi

> Zamanın Sınavından Geçmek kimin eseri? Zamanın Sınavından Geçmek kitabının yazarı kimdir? Zamanın Sınavından Geçmek konusu ve anafikri nedir? Zamanın Sınavından Geçmek kitabı ne anlatıyor? Zamanın Sınavından Geçmek PDF indirme linki var mı?  Zamanın Sınavından Geçmek kitabının yazarı Atasoy Müftüoğlu kimdir? İşte Zamanın Sınavından Geçmek kitabı özeti, sözleri, yorumları ve incelemesi...

- Kaynak: Mardin Life
- URL: https://www.mardinlife.com/kitap/zamanin-sinavindan-gecmek-atasoy-muftuoglu-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi
- Dil: tr-TR
- Yayın tarihi: 2022-08-23T21:00:04+03:00
- Güncelleme: 2022-08-23T21:00:04+03:00
- Yazar: Mardin Life
- Kategori: Kitap
- Görsel: https://cdn.mardinlife.com/2022/08/23/atasoy-muftuoglu-kimdir-atasoy-muftuoglu-kitaplari-ve-sozleri-296637.jpg

Kitap Künyesi
 Yazar: Atasoy Müftüoğlu 
 Yayın Evi: Mana Yayınları 
 İSBN: 9786055793371 
 Sayfa Sayısı: 209 
--reklam--
Zamanın Sınavından Geçmek Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Eskişehir’deki mütevazi ofisinde her gün onlarcasını ağırlamıştır. Kim bilir kimler uğramıştır "abi!" diyerek. Ve niceleri o ofiste medeniyet ve medenilik dersi almıştır.

Gidenlerin tanıklık yapacağına eminim; orada bir tecrübe ve birikim abidesinin yanında bir incelik ve zerafet timsali bir adam bulursunuz. Giren ister bir kanaat önderi olsun, ister bir sayaç okuyucusu, ister bir çaycı; yılların yorgunluğu ve ağrı nöbetleri koltuktan kalkmasına engel olsa da, ayakta karşılayan ve kapıda uğurlayan, sohbet esnasında her bir eylem sonunda nezaket cümlelerini eksik bırakmayan bir adam...

Şöyle diyor:

İslamcılık tarihsel sorumluluğun adıdır.

Ahlaki sorumluluklar alarak, tarihsel sorumluluklar alarak, insan, hayvani alandan insani alana geçer.

Kendi zamanımızın insanı olmak, kendi zamanımıza özgü sorumluluklar almamızı zorunlu kılar.

Zamanın sınavından geçmeyi başaramayanlar, zamanın kölesi olurlar.
--reklam--
Zamanın Sınavından Geçmek Alıntıları - Sözleri
Zamanın sınavından geçmeyi başaramayanlar, zamanın kölesi olurlar.
Güncellikle sınırlı ilgiler, duyarlıklar sebebiyle Müslümanlar çok yönlü kuşatılmışlıkları hissetmiyor, medyanın körleştirici etkisini başaramıyor, dünya kamuoyuna hitap etme yeteneği kazanamıyor. Daha ok kuşatıldığımız ve tecrit edildiğimiz için yeni bir model inşa etme umudunu, bilincini ve çabasını yükseltemiyoruz. Üretkenliği sağlayan ilgilere sahip değiliz. Tüketimciliğin çekiciliği karşısında ahlaki bir direniş sergileyemiyoruz. Temennilerle gerçeklikleri birbirine karıştırıyoruz. Güncellikle sınırlı ilgiler, duyarlıklar hepimizde büyük bilinç ve kişilik kayıplarına yol açıyor.
Sistem, bir biçimde hepimizi evcilleştirmek istiyor.
Müslümanlar olarak ya evcilleşerek, itaat ederek, boyun eğerek, ahlaken yok olacağız, ya da direnerek her alanda var olmayı sürdüreceğiz.
“Akıp giden zamana andolsun ki insan elbette ziyandadır.yanlızca iman edip de, ALLAH'ın güzel gördüğü ameller işleyenler ve de hakkı ve sabrı birbirine tavsiye edenler bunun dışındadır .”Asr/1-3
Emperyalist projenin bir parçası olmayı kabul eden Filistin yönetimi, Mısır yönetimi, Gazze ve Hamas'ın bütünüyle imhası için israil'le işbirliği yaparak insanlık tarihinin en utanç verici teslimiyetçiliğini gerçekleştiriyor.
Kendi zamanımızın insanı olmak, kendi zamanımıza özgü sorumluluklar almamızı zorunlu kılar.
Sınırsızlığın özgürlük olarak algılanması, kuralsızlığı yeni bir kural haline getiriyor.
Ölümü hatırlamaksızın yaşamak, bugünün haz toplumlarında olduğu gibi bütün sapıklıkları bir hayat tarzına dönüştürerek yaşamaktır. Ölümü hatırlayarak yaşamak, anlamlı ve sorumlu bir hayat tarzı yaşamamızı mümkün kılar.
Profesyonel terörist devleti İsrail kurulduğu günden beri, Filistin, siyasal anlamda etkin bir varoluşa sahip olamadı. Bu durum İslam dünyasının, İsrail kurulduğu günden beri her alanda çok ciddi bir iktidarsızlik sorunu yaşadığını gösterir.
Bir dili tahakküm altına almak, yasaklamak bu dilin kültürüne savaş açmak demektir.
--reklam--
Zamanın Sınavından Geçmek İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Kitap inceleme yazısı

Kitap adı: Zamanın sınavından geçmek
Yazarı. : Atasoy Müftüoğlu
Yayıncı. : Mana Yayınları
Baskısı. : 3.Baskı/mart 2014/209 Sayfa

Son kitap siparişim, küçük-büyük hacimli 27 adet kitaptı. 9.kitabı okuyorum ve ilk bu kitaba inceleme yazma ihtiyacı hissettim.
Önereceğim ilk kitap bu olmadığı gibi, tek kitap da bu olmayacak. Yeni eser ve yazarlar tanıdıkça öneri listem gelişleyecek ve güncellenecek.
 Yazarın öngörüsü, objektifiği, toplumsal tavrı ve sağduyusu; yüzde yüz samimiyet ve dürüstlük mesajları içerdiğini gözlemledim.
Cümle kurgumuz ve ifade sanatlarımız çok örtüşüyor. Her tespitini, birebir aynen kabullenmek zorunluluğumuz yok. O zaman bireysel tercih ve iradeler kısırlaştırılmış olurdu. Kaldı ki kitaplar, statik ve son noktası, belli bir tarihte konulmuş görüşler içeriyor.
Kitabın 1.baskısı 9 yıl önce yapılmış.
Bugünkü deneyim ve tarihsel birikimiyle tekrar baksa tespitlerine, belki bazılarını güncelleme ihtiyacı hissedecektir yazar.
 Müslümanca bir inanış, anlayış ve toplum özlemi ile yola çıkanların; yanılgılarını, çelişki ve hezeyanlarını öyle bir yalın ifadeyle gözler önüne sermiş ki, "ancak bu kadar güzel anlatılabilirdi" duygusu ile okumaya devam ediyorsunuz.
 Yazarın kimliğini yıllardır bilsem de, ilk kitabını bu kadar geç okuduğum için mahcubiyetimi ifade etmeliyim. Kimbilir nice kaleminden sevgi, yüreğinden aşk dağıtan yazarları daha tanıma imkanımız olamadı.
Takdir edersiniz ki; iki gözümüz var ve günde en fazla 12 saat yazıyla/kitapla birlikte olabiliyoruz.
 Yazar toplumsal özeleştiri ile; "soru sorma, sorgulama, düşünme, alternatif üretme" beceri ve isteğimizin nasıl ortadan kaldırıldığını irdeliyor. Sebep- sonuç ilişkileri ile, çıkış yollarını da öneriler şeklinde aktarıyor.
 Her okuyan, muhakkak yarasına sürebilecek bir merhem bulacaktır eserde.
İnanç hassasiyeti/tercihi olmayan bir birey bile okusa, toplumun büyük bir kesimi için yapılan sosyolojik tahlillerle, bilgi dağarcığını genişletecektir.
 Sorunlar/hastalıklar çokca ve çeşit çeşit.
Yani çok çeşitli başağrısı türleri var. Sonuçta baş ağırsa da ağrıya sebep olan etkenler değişebiliyor. Yüksek tansiyon da öyle.
Doktor her başı ağırana aynı tedaviyi uygulamıyor, aynı ilacı önermiyor.
Yüksek tansiyon hastaları da öyle. Psikolojik tedavi görenler de. Toplumsal, sosyal sorunlar da tıbbi hastalıklarla çok benzeşiyor. Aynı dertten muzdarip iki kişinin çözüm reçetesi farklı olabilir. Çünkü bilinç düzeyi, hayat algısı, beklentisi, eğitimi, psikolojik ve fizyolojik durumu farklı olabilir.
Bu ihtimalleri de göz önünde bulundurarak, sabırla alternatif arayışları sürdürebilmeli.
27 kitaptan belki de en fazla 5 adedi öncelikli listeme girebilecek. Bana düşen hepsini sabırla okumak. Çünkü hiç ummadığım bir anda ve bir sayfadaki cümle, benim için hazine değeri taşıyabiliyor.
 Sonuç olarak şunu ifade etmeliyim:
Medeniyet öngörüsüne tam katılmayabilirsiniz fakat evrensel ve toplumsal, huzur ve barış için bu içten yürek feryadına da kulak vermeye ihtiyacımız var.
24.08.2018
Ali Rıza Malkoç
#armozdeyis (Ali Rıza MALKOÇ) 
(doğruluk ya da yanlışlıktan çok içerik ve usulden bahis açacağım)
Dili çok zengin.
Aynı şeyi farklı tencerelerde ısıtıp önümüze seriyor.
Kitabı bitirene kadar neredeyse her sayfada "ben bunu okudum mu acaba?" sorusu geçiyordu zihnimden.
Yazar bu eserinde bizi radikalizmin zararlarını radikalist bir dille sıralıyor..
Bence bir yazar(ki bu entellektüel biri ise) geneli kapsayıcı tabirlerden mümkün olduğunca uzak durmalıdır. Malumunuz yazarın eserinde Ciddi bir nurcu ya da cemaat eleştirisini farketmemek imkansız yazar neredeyse her konuyu onlara bağlamakta da çok iyi bir yetkinlik göstermiş. haklı mı değil mi ayrı bir konu ama her konuda bunu dile getirmesi okuyucuda onlara karşı bir kin nefret algısı oluşturuyor. (ki bu da kitapta belirtilen tabirlere göre en büyük ihanettir)

(Tamamen bağımsız bir fikirle ele alıyorum bağlı ya da bağımlı olduğum çerçeveden falan değerlendirdiğimi söyleyip yaftalamayın lütfen anlamaya çalışın.!) (Enîs Bawer) 
--reklam--
Zamanın Sınavından Geçmek PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Atasoy Müftüoğlu - Zamanın Sınavından Geçmek kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Zamanın Sınavından Geçmek PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Atasoy Müftüoğlu Kimdir?
Atasoy Müftüoğlu, 1942 yılında Trabzon'un Çaykara ilçesinde doğdu.

Mehmet Akif, Necip Fazıl, Sezai Karakoç ve daha bir çok müslüman yazar ve şairin kuşatıcı bir medeniyet söylemine yöneldiği bir dönemde yetişti. Çocukluğundan itibaren Sebilürreşad, Büyük Doğu, Diriliş ve Millet gibi düşünce çevreleriyle tanıştı.

1960 yılında Trabzon'da başladığı yazarlık hayatına, Eskişehir'de bir han odasındaki daktilosundan güçlü, sorumlu üslubuyla müslümanları beslemeyi sürdürerek devam etti.

Zamanla Büyük Doğu lehine bir tercihte bulunan Müftüoğlu, uzun yıllar bu tercihi heyecanlı ve bilinçli bir biçimde korudu.

Müftüoğlu, sağlıklı bir anlayışa ve kavrayışa ancak, ümmeti kuşatan bir perspektif ile ulaşabileceğini düşünerek, ulusalcı düşünce çevrelerine mesafeli durmaya başladı. Edebiyat Dergisi'ne uzun aralıklarla, Mavera Dergisi'nde ise kısa aralıklarla deneme yayınladı. Daha sonra yazarlık ve yazarlar konusunda farklı bir tavır ortaya koyan Müftüoğlu, düşünsel hareketliliğin yaşandığı dergilerin etrafından uzaklaştı. Bu seçiminden sonra Müftüoğlu İslam'ın ve müslümanların üstünlüğü için bir etkinliği fiilen ortaya koyan her düşünceye, her eğilime, her kişiliğe zihnini ve yüreğini sonuna kadar açtı.

Yüreğine çokça müslüman adresi ve geniş bir coğrafya sığdıran Atasoy Müftüoğlu, giderek daralan kuşatmanın algılarımızı parçalamasına, bilincimizi yok etmesine ve bütün coğrafyamızı işgal etmesine karşı direnmeyi kendisine şiar edinen bir mücadele insanı oldu.

Başta Büyük Doğu, Yeni İstiklal, Yeni İstanbul, Yeni Devir, Yeni Şafak olmak üzere kimi günlük gazetelerde aralıklı olarak köşe yazarlığı yaptı ve bazılarında hala yazılarına devam etmektedir.

Yazıları ve sohbetleriyle İslam ümmetinin ve insanlığın esenliğini samimi duygularla savunan Atasoy Müftüoğlu, kendisinin bir çok ulusal derginin dışında Anadolu'dan gelen davetlere de icabet etti.

Diriliş, Deneme, Edebiyat, Mavera, Selam, Edebi Pankart, Vuslat, Umran ve Bilge Adam dergileri başta olmak üzere pek çok edebiyat, sanat, düşünce, kültür ve siyaset dergisinde denemeler yazdı ve bir çok dergide yazılarını sürdürmektedir.

Müftüoğlu hayatının her döneminde, insanın ufkunu genişleten ilkeli bir şahsiyeti, derviş merşreb bir kişilikle siyasal bir duruş ortaya koydu. Bir aktivist olarak, kendisine ulaşan her haberin, her eylemin peşinde koşan, yanında olmak isteyen biri olarak; ülkesindeki bir muhitin her zaman ufkunu açmış, gönlünü genişletmiştir. Onun heyecanıyla heyecanlanan, onun öfkesiyle öfkelenen bu muhit, İngiltere'den, Çeçenistan'a; İran'dan, Afganistan'a; Somali'den, Bosna'ya kadar geniş bir İslam coğrafyasına duyarlılık gösterdi.

Atasoy Müftüoğlu, kendine ait durusu ve söylemi ile Afrika, Kudüs, Kandahar, Moro, Hayfa, Isfahan, Halep, Harlem, Peşver, Keşmir, Taşkent, Grozni, Doğu Türkistan'ı ve daha nice İslam coğrafyasını kelimeleri ile kucakladı.

Müftüoğlu bununla da kalmayarak, uluslararası konferanslarda ve seminerlerde tebliğler yayınladı.

Bu dönemde yaşanan iki olay onu derinden etkiledi; Biri Şeyh Abdülkadir Es-Sufi ile tanışması, diğeriyse İran İslam Devrimi. Es-Sufi ve cemaatini tanıyınca öylesine sarsıldı ki, izlenimlerini layıkıyla anlatamamaktan çekindi. Ayrıca İran İslam Devrimi'ni büyük bir heyecanla karşılamakla kalmadı o heyecanı edebiyat inceliği ve mü'mince dikkatiyle çevresindekilere de taşıdı.

Atasoy Müftüoğlu'nun yoğunluğunu en çok gösterdiği 80'li ve 90'lı yılarda Türkiye'de yükselen İslamcılık eğiliminin temelinde hayatın tüm alanlarına yöneltilmiş sağlam bir 'tevhit' algısı ortaya koydu. Kitaplarında tevhit, mücadele, ahlak, hikmet ve merhamet eksenli denemeler yazan Müftüoğlu, hemen her müslümanın duygu ve düşünce dünyasında bu kavramların yerleşmesinde büyük pay sahibi oldu.

Atasoy Müftüoğlu, kendi kuşağı içinde Rasim Özdenören'le birlikte tercihini net olarak ortaya koyan bir insandır. Necip Fazıl Kısakürek ve Sezai Karakoç hemen her alanda ürün verirlerken Rasim Özdenören 'öykü'yü, Atasoy Müftüoğlu da 'deneme'yi tercih etmiş ve tercihlerinde derinleştiler. Öyle ki, Atasoy Müftüoğlu deneme dili ile din dilini birleştiren; üsluptan, mesajdan taviz vermeden yazı serüvenini aralıksız sürdürdü.

Uzun yıllar ara verdiği dergi yazılarına Vuslat, Umran ve Bilge Adam dergileriyle yeniden başlayan Müftüoğlu, bir mü'min yürekten kocaman bir coğrafyayla bütünleşmeye devam etmektedir.

Atasoy Müftüoğlu'nun, Kur'an'ın, hadislerin, Gazali'nin, İmam-ı Rabbani'nin, Hasan el-Benna'nın, Malik Bin Nebi'nin, Mevdudi'nin, Seyyid Kutub'un terimleriyle örülü dili, modern ve batılı bir yapı taşımaktadır. Bu nedenle konuşmalarında ve yazılarında edebiyat ilgililerini muhatap almakta, mesajlarını imkan bulduğu sürece edebiyat dergileri üstünden iletmeyi seçmektedir.

Kuşağının moralini ve umudunu diri tutan Atasoy Müftüoğlu'nun en önemli özelliği okurunu eleştirinin sonuçlarıyla baş başa bırakması değil oradan bir adım daha öteye giderek, çözüm yolu göstererek yardımcı olmasıdır.

2005 yılının Kasım ayında yayınlanan Kitap Postası'nda ise özel olarak hayatı ve fikirleri irdelendi.

2008'de Hece Yayınları'nda çıkan, Hayatın Kareleri, Dilden Dünyaya, Armağan Yazılar, Kalplere Kablo Döşemek, Mektuplar, Kaynakça ve Albüm bölümlerinden oluşan 'Irmağın İçli Sesi: Atasoy Müftüoğlu Kitabı' yazarın hayatını çeşitli yönleri ile okuyucuya sunmaktadır.

Müftüoğlu'nun müstesna kişiliğini; ağabeyliği, kadirşinaslığı, vefakarlığı, çilekeşliği, dostluğu, arkadaşlığı, mürebbiliği, eğitmenliği, aydınlatıcılığı, üretkenliği, paylaşmacılığı ile kendisini göstermektedir.
--reklam--
Atasoy Müftüoğlu Kitapları - Eserleri
Ümmet Bilinci
Vakti Kuşanmak
Zamanın Sınavından Geçmek
Firak
Hakikat Bilincinin Kaybı
Tarihin Taşrasında Yaşamak
Tevhidi Gerçekliğin Işığında
Yeni Bir Dilin İnşası
Sahte Mutlakların Hükümranlığı
Putlarını Kıramayan Kabileler
Farkındalığın Dili
Ağır Hasarlı Algılar
Küresel Çağda Kaybolmak
Rahmanın Ayetleri Karşısında
Varoluşsal Belirsizlikler
Evrensel Vicdanın Sesi Olmak
Varoluşsal Kaygılar
Küresel İhtiraslar ve Küresel Kuşatma
İnsansız Dünyalar İnsansız Hayatlar
Teslimiyetçilik Kader Değildir
Göklerin ve Yerin Dili
Küresel Çağda Varolmak
Yeni Bir Tarih Şafağı
Evrensel Yalanlarla Yüzleşmek
Barbarlığa Dönüş
Evrensel Ufkun İmkanları
Popülist Zamanlar Ölümcül İyimserlikler
Geleceği Özgürleştirmek
Furkan Günleri
Onurumuzla Yaşamak
Düşsel Ufuklardan Gerçek Ufuklara
Umut ve Sorumluluk
Yeni Bir Zamanı Başlatmak
Bunca Tuğyan Bunca Issızlık
Vahyin Kılavuzluğu Altında
İlahi Şiarları Özgürleştirmek
Sözün Erimi
--reklam--
Atasoy Müftüoğlu Alıntıları - Sözleri
Özkisiligini yitirenin geride bıraktığı bir şey kalmamıştır. Yetenekleri yitmistir, özgürlüğü de . Bir insanın ve bir toplumun özkişiliğinı yitirmesi demek başkalarının kişiliğine bürünmesi anlamına gelir. (Firak)
Uyumlu ve itaatkâr toplumlar hiçbir zaman sorgulama yapma ihtiyacı duymazlar. (Farkındalığın Dili)
Çünkü herkes kendisini zihinsel bir hapishaneye kapatmış durumda. ... (Düşsel Ufuklardan Gerçek Ufuklara)
"Bir insanın bir insana kulluğu nasıl fıtrata aykırıysa, bir toplumun diğer topluma kulluğu, bir ülkenin diğer ülkeye kulluğu da o ölçüde fıtrata aykırıdır."

Atasoy Müftüoğlu // Bunca Tuğyan Bunca Issızlık (Bunca Tuğyan Bunca Issızlık)
Herhangi bir toplumda anormallikler, normalleşmişse o toplum her türlü ahlâkî ilke ve duruşu terk etmiş demektir. Bir propaganda, halkla ilişkiler ve çıkar aracı olarak kullanılan hoşgörü klişesi bugün merhametsizlik ölçüsünde bir hoşgörüsüzlüğe dönüşmüştür. (Varoluşsal Kaygılar)
bireysel anlamda da toplumsal anlamda da her aşırılık ilgili bireyin ya da toplumun kesinlikle olgunlaşmadığını gösterir. (Rahmanın Ayetleri Karşısında)
"Bize gelmeyin, kendinize gelin. Kendiniz olun, düşünmeye cesaret edin." s.32 (Yeni Bir Dilin İnşası)
"Bekleyerek umutlanmak yerine, eylemde bulunarak umutlanmayı öğreneceğiz.." (Barbarlığa Dönüş)
Küreselleşmenin bütün kültürlerin lehine geliştiğini söyleyebilir miyiz?

Hayır, tabii ki... Küreselleşme yoluyla güçlü kültürler güçsüz kültürleri ilhak ediyor ya da etkisiz hale getiriyor. Televizyon, internet, medya, sinema, tiyatro vs. yoluyla güçsüz kültürleri eritiyor, zayıflatıyor, güçsüzleştiriyor, marjinalleştiriyor hatta gayrimeşru hale getiriyor.

Bugünlerde Ortadoğu'da meydana gelen gelişmeleri de bu kanallar aracılığıyla izliyoruz...

Evet. Bu sebeple olaylar hakkında biz daha çok yüzeylerde gördüklerimiz etrafında konuşuyoruz. Yüzeyleri görmek kolaydır, yüzeysel olanı herkes görür. Yüzeyleri bir kamera, fotoğraf makinesi görür. Bunun için bir uzman olmaya gerek yoktur. Ama aslolan derinlikleri fark etmektir. Olayları hazırlayan derinliklerde ne olduğunu görmektir. (Umut ve Sorumluluk)
Kağıt üzerinde bağımsız oldukları söylenen ülkeler Batı modeline bağlılıklarını tartışma konusu bile yapamıyor (Sahte Mutlakların Hükümranlığı)
İman, insanda her şeyi yalnızca Allah'a bağlayan nihai bir emniyet duygusudur. (Tevhidi Gerçekliğin Işığında)
"İdeolojik ya da hizipsel körleşme, bütün toplumlarda insani her şeyi yok etti. İnsani sorunlar unutturuldu, konuşulamadı, tartışılamadı.
İdeolojik dil sebebiyle insanın dini, manevi, ahlâkî, ruhi boyutu insandan uzaklaştırıldı.." (Barbarlığa Dönüş)
İnsanı amaçların yerini, ekonomik amaçlar alınca; değerleri esas alan toplumun yerine, çıkarları esas alan toplum geçince; insani akılcılık da yerini ekonomik akılcılığa bırakıyor. (İnsansız Dünyalar İnsansız Hayatlar)
Modern dünya sistemi Müslümanların varlığını, modern dünya sistemi lehine feragat ve fedakârlıkta bulunmaları koşuluyla kabul ediyor.
Atasoy Müftüoğlu / Bunca Tuğyan Bunca Issızlık (Bunca Tuğyan Bunca Issızlık)
Vicdani ölümlerin kitleselleştiği bir çağda yaşıyoruz. (Yeni Bir Zamanı Başlatmak)
Hayatın ve tarihin içersinde kullanabileceğimiz, güçlü ve etkili bilgilere sahip olmaya çalışmalıyız. Metalar ve gösteriler dünyasının dışında yaşamaya özen göstermeliyiz. (Yeni Bir Zamanı Başlatmak)
İslam toplumlarında, Türkiye'de de somut olarak tecrübe ettiğimiz üzere, muvafık ya da muhalif kesimler, toplumu, entelektüel-ahlaki anlamda ikna etmek yerine, ya duygusal olarak ya da ideolojik olarak ikna etmeye çalışıyor. Bu nedenle, toplumlarımızda kültürel iklimin yerini, ikili karşıtlıklara dayalı önyargılar ve nefret duyguları alıyor. Sloganlara, duygusallıklara, hamasete ve ideolojik klişelere hapsedilen toplumlar, anlam/fikir/bilgelik/dayanışma ve felsefi içerik üretemiyor. Bu tür toplumlarda iktidarlar, toplumlara ya resmî yorumları ya da ideolojik yorumları dayatıyor. Bu yorumlarla toplumlar sistematik bir biçimde kontrol ediliyor. (Evrensel Yalanlarla Yüzleşmek)
Teslimiyetçi bir kültür, koşulları dönüştüremez, koşullar tarafından dönüştürülür. (Küresel İhtiraslar ve Küresel Kuşatma)
Karşımızda yasadışı bir dünya var. (Küresel İhtiraslar ve Küresel Kuşatma)
Zihinsel bir devrim için zihinsel cesarete ihtiyacımız var. (Umut ve Sorumluluk)

---
Kaynak: [Mardin Life](https://www.mardinlife.com/kitap/zamanin-sinavindan-gecmek-atasoy-muftuoglu-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi)