# Zaragoza'da Bulunmuş El Yazması - Jan Potocki Kitap özeti, konusu ve incelemesi

> Zaragoza'da Bulunmuş El Yazması kimin eseri? Zaragoza'da Bulunmuş El Yazması kitabının yazarı kimdir? Zaragoza'da Bulunmuş El Yazması konusu ve anafikri nedir? Zaragoza'da Bulunmuş El Yazması kitabı ne anlatıyor? Zaragoza'da Bulunmuş El Yazması PDF indirme linki var mı?  Zaragoza'da Bulunmuş El Yazması kitabının yazarı Jan Potocki kimdir? İşte Zaragoza'da Bulunmuş El Yazması kitabı özeti, sözleri, yorumları ve incelemesi...

- Kaynak: Mardin Life
- URL: https://www.mardinlife.com/kitap/zaragozada-bulunmus-el-yazmasi-jan-potocki-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi
- Dil: tr-TR
- Yayın tarihi: 2023-02-01T12:00:14+03:00
- Güncelleme: 2023-02-01T12:00:14+03:00
- Yazar: Mardin Life
- Kategori: Kitap
- Görsel: https://cdn.mardinlife.com/2023/02/01/jan-potocki-kimdir-jan-potocki-kitaplari-ve-sozleri-384796.jpg

Kitap Künyesi
 Yazar: Jan Potocki 
 Çevirmen: Melis Ece 
 Orijinal Adı: Manuscrit trouvé à Saragosse 
 Yayın Evi: Remzi Kitabevi 
 İSBN: 9751403057 
 Sayfa Sayısı: 231 
--reklam--
Zaragoza'da Bulunmuş El Yazması Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
"Zaragoza'da Bulunmuş Elyazması", Jan Potocki'nin 1815'deki intiharından önce tamamlandığı tek romanı. İlk kez 1958'de 'keşfedilen' roman, büyük yapıtı olarak kabul görüyor. Balonla uçma deneylerinin öncüsü; bir para basma makinası'nın mucidi; Polonya'nın bağımsızlığına baş koymuş bir lider; büyük bir tarihçi; dilci, kaşif Potocki'nin kişiliğinde buluşuyor.
Zaragoza'da Bulunmuş El Yazması Alıntıları - Sözleri
Ancak olayların varmış olduğu bu noktada, siz de kabul edersiniz ki biraz kan gerekiyor.
Ancak kesin olan bir şey varsa o da bu hikâye bana yolculuk etme zevkini verdi ve hatta içimde hiçbir zaman bulamadığım, olağanüstü maceralar yaşama umudunu yeşertti.
Sığındığı yerde, artık hiçbir zaman tümüyle iyileşmelerini ummadığı yaralarını sarmaktan başka bir işi olmayan babam, kendi yaradılışındaki kahramanlarla seve seve sohbet ediyordu.
Görüşümün bir anda bunca güzel şeyi kapsayabilmesinden büyülenmiştim. Kendimi hayranlıkla dolu bir seyre bıraktım. O zaman doğanın sevgilisi olmaya başladığımı anladım.
Tuhaf bir roman okumaktan başka hiçbir şey seferin yorgunluğunu atmak için daha uygun olamazdı.
Böyle bir durumda onurumun bana intihar etmemi buyurduğunu düşündüm. Acıyla haykırdım:
- Ah babacığım, yerimde olsaydınız, siz de benim gibi yapardınız.
Her şey yalnızca görüntüden ibarettir, hiçbiri gerçek değildir.
Birçok insan kendi ülkeleri dışında tüm dünyayı tanırlar. Kendi ülkemin beni böyle bir eksikliğimden dolayı kınamasını istemedim ve yolculuğuma önce adamızın üzerine doğanın cömertçe serpiştirdiği şaheserleri gezmekle başladım.
Hava sakindi. Sel gibi akan nehir bile daha az öfkeyle kükrer gibiydi. Kuşların konserinin duyulmasına izin veriyordu. Doğa güçlerinin huzuru ruhuma dek işledi.
Bundan sonra, dağlarımızda barış hüküm sürdü.
Zaragoza'da Bulunmuş El Yazması İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Hikayeler. Hikayeler içinde hikayeler. Cinler, hortlaklar, periler, şeytanlar. Olaylar olaylar. Garip bir dünya kurmuş kendine Potocki. Güzel değindiği şeyler var aslında ama genel olarak malesef yeterli bulamadım beğenebilmek için. Potocki'nin "kuzinler"ine selam olsun. Tuvalette okunabilir olarak işaretliyorum. (Ömer Çevik) 
İnsanlar gibi kitapların da bir yazgısı var.Özellikle yetkin olanları, tamamlandıkları zaman yazarlarından bağımsız bir yaşam sürmeye başlarlar. Zaragoza’da Bulunmuş El Yazması da bu kitaplardan.

 Epey yaşlı bir sahibi olan, şehrin dışında kalmış yıkık dökük bir sahafın üst katında, devrilmiş kitaplardan oluşan bir yığının içinde rastladım ona.Adı dikkatimi çekti hemen.”Elinizdeki kitap, sahibi bilinmeyen el yazmalarından oluşmaktadır”… diye başlayan yapıtlar ilgimi çekmiştir daima.Bu el yazmaları genellikle bir savaş sonrasının yıkıntıları arasında sahipsiz bir çantada yada ne bileyim terk edilmiş bir evin tavan arasında bulunurlar yazarlarının bildirdiğine göre.Kitap yayınlanırken benimsenen bu yöntem sanırım ortaçağ yazarlarıyla başlar. O çağın yazar/düşünürlerinin tek kaygısı engizisyonun yargısından kurtulmakken, çoğunlukla kitabın önsözünde yer alan bu açıklama, sonraları kurguya dahil edilmeye başlanmış ve bir anlatım aracına dönüşmüştür.

 Kitap şu an elimde yok, açıp bakamıyorum ne yazık ki ; o yüzden anımsadıklarımla yetinmek zorundayım. Nasıl ve nereye kaybolduğunu da bilmiyorum. Kitabın yazarı ve anlattıkları kadar kendisi de pek tekin değil sanırım:)Hakkında hiç inceleme yapılmamış olması içime dokundu ve yazgısında olumlu bir katkısı olması dileğiyle bu kısa tanıtımı yazmaya karar verdim.Umarım zamanla daha kapsamlı ve iyileri yazılır.

 Yanlış anımsamıyorsam romanı keşfeden edebiyat tarihçisi (yada her kimse) ilk kez okuduğunda, yazılış tarihini bilmediği için metnin önemini anlayamadığını söyler.İyice araştırdığında, etkilenmeler ve çalıntılarla dolu olduğunu düşündüğü eserin aslında çağımız fantastik edebiyatını derinden etkileyen bir temel metin olduğunu anlar.Sonradan kitaba 'fantastik edebiyatın incili'
 yakıştırması bu nedenle yapılmıştır.

 Baştan sona tekinsiz bir coğrafyada geçen hikayenin klasik bir kahramanı yok; başkişisi çaresiz durumlarda kalıyor sık sık.Bu özelliği onu çağdaşı olan kitap kahramanlarından farklı kılıyor.Zihnimde kalan en belirgin şey 'üç asılmış'ın hikayesi.İşledikleri kötülükler yüzünden darağacında infaz edilmiş ve hakkında doğaüstü rivayetler dolaşan bu üç çete üyesinin kitapta önemli bir yeri var.Olayların geçtiği mekan olan şato, sarp bir araziyle çevrili kayalıklarda yükselen, entrikalarla dolu bir yer.Kahramanımız hatırlayamadığım bir nedenle sürekli bu şatoya ulaşmaya çalışıyor.Ulaşıyor da.Ancak peşine düştüğü gizemli olayları tam çözecekken kendini şatodan çok uzakta, bu ‘üç asılmış’ın arasında uyanır halde buluyor.Her defasında daha kararlı gidiyor şatoya ancak nefsine hakim olamayıp baştan çıkıyor ve sonuç yine aynı oluyor. Ben de kahramanıyla beraber her defasında daha kararlı davranmaya çalışırken buldum kendimi .Bilinçaltı ögeler, rüya motifleri çokça kullanılmış kitapta.Şato, baştan çıkarılma ve lanetli bir yerde uyanmak…Kitaptan en belirgin izlek bu, aklımda kalan. Bu baştan çıkarılma ve hiç istenmeyen bir yerde/durumda uyanma hali, bizim halk arasında “akıl baliğ olmak” yada “rüyalanmak” dediğimiz durumu çağrıştırıyor. Poe ve Maupassant gibi, İnsanlığın ortak bilinçaltı motiflerini ustalıkla kullanan yazarlardan Potocki.Bu özelliğiyle sizi tasvir ettiği alacakaranlık dünyaya dahil etmeyi başarıyor.

 Zaragoza’da Bulunmuş El Yazması, kendine özgü yazgısı olan kitaplardan.Tıpkı sizin gibi, benim gibi…Şayet okuduğunuzda sözettiğimden farklı bir kitapla karşılaşırsanız bilin ki kitaplar okuyucularının zihninde onlardan bağımsız bir yaşam sürüp değişirler zamanla… (Yelken Kitabevi) 
Zaragoza'da Bulunmuş El Yazması PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Jan Potocki - Zaragoza'da Bulunmuş El Yazması kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Zaragoza'da Bulunmuş El Yazması PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Jan Potocki Kimdir?
Jan Potocki 1761'de Polonya'da, soylu bir Leh ailesinin çocuğu olarak doğdu. Kuzey Avrupa'ya, Fas'a, Mısır'a ve Türkiye'ye yolculuklar yaptı. Slav arkeolojisinin kurucusu olarak tanındı, dil ve tarih konularında araştırmalar kaleme aldı, bilimsel deneyler gerçekleştirdi. Siyasal alanda, Polonya'nın bağımsızlığı için mücadele eden Potocki, 1815'teki intiharından önce tek romanı olan Zaragoza'da Bulunmuş El Yazması'nı (Remzi Kitabevi, 1992) tamamladı.
--reklam--
Jan Potocki Kitapları - Eserleri
Hafız'ın Yolculuğu
Zaragoza'da Bulunmuş El Yazması
--reklam--
Jan Potocki Alıntıları - Sözleri
Görüşümün bir anda bunca güzel şeyi kapsayabilmesinden büyülenmiştim. Kendimi hayranlıkla dolu bir seyre bıraktım. O zaman doğanın sevgilisi olmaya başladığımı anladım. (Zaragoza'da Bulunmuş El Yazması)
Ancak olayların varmış olduğu bu noktada, siz de kabul edersiniz ki biraz kan gerekiyor. (Zaragoza'da Bulunmuş El Yazması)
..."İçinde yaşadığın zamanın önüne geçip, gelecek zaman içinde yaşamaya sakın kalkma!!!
Fırat'ın sularında yıkanan şu insanlara bak: Akıntıyla nasıl olsa gelecek olan sulara karşı yüzmek için kendilerini zorlamıyorlar; önceki sular gibi, o suların da gelip geçmesini bekliyorlar... (Hafız'ın Yolculuğu)
Sığındığı yerde, artık hiçbir zaman tümüyle iyileşmelerini ummadığı yaralarını sarmaktan başka bir işi olmayan babam, kendi yaradılışındaki kahramanlarla seve seve sohbet ediyordu. (Zaragoza'da Bulunmuş El Yazması)
Birçok insan kendi ülkeleri dışında tüm dünyayı tanırlar. Kendi ülkemin beni böyle bir eksikliğimden dolayı kınamasını istemedim ve yolculuğuma önce adamızın üzerine doğanın cömertçe serpiştirdiği şaheserleri gezmekle başladım. (Zaragoza'da Bulunmuş El Yazması)
...Aşkımızın tek engeli sınırsız oluşuydu ve kendi kendini eritiyordu. Gözlerim bakmaktan buğulanıyor, bedenim
artık gölge vermiyordu ve ruhum düşünme yetisini yitirmişti... (Hafız'ın Yolculuğu)
Hangi devlette olursa olsun, düzen köleliğin habercisidir. (Hafız'ın Yolculuğu)
Her şey yalnızca görüntüden ibarettir, hiçbiri gerçek değildir. (Zaragoza'da Bulunmuş El Yazması)
Bundan sonra, dağlarımızda barış hüküm sürdü. (Zaragoza'da Bulunmuş El Yazması)
Böyle bir durumda onurumun bana intihar etmemi buyurduğunu düşündüm. Acıyla haykırdım:
- Ah babacığım, yerimde olsaydınız, siz de benim gibi yapardınız. (Zaragoza'da Bulunmuş El Yazması)
Ancak kesin olan bir şey varsa o da bu hikâye bana yolculuk etme zevkini verdi ve hatta içimde hiçbir zaman bulamadığım, olağanüstü maceralar yaşama umudunu yeşertti. (Zaragoza'da Bulunmuş El Yazması)
" Dostlar, çöldeki seller gibidir." (Hafız'ın Yolculuğu)
...Yolculukta kalbinize göre kimselerle tanışıyorsunuz, sonra da zorunlu olarak onlardan ayrılıyorsunuz. Ve bu yeni ilişkileri koparıp gevşemiş eski ilişkilere dönüyorsunuz, yokluğunuz yüzünden karşılıklı alışkanlıkları sürdüremediğiniz ilişkilere... (Hafız'ın Yolculuğu)
Hava sakindi. Sel gibi akan nehir bile daha az öfkeyle kükrer gibiydi. Kuşların konserinin duyulmasına izin veriyordu. Doğa güçlerinin huzuru ruhuma dek işledi. (Zaragoza'da Bulunmuş El Yazması)
İki erkek kardeş, Fırat'ın kolları gibidir. (Hafız'ın Yolculuğu)
..."Leyla ile Mecnun'u kendinizin ve sevgilinizin kişiliğinde yeniden yaşatmaya başladığınızdan bu yana, aşıkların unutulmaktan korkmadıklarını bilmeyecek kadar cahil değiliz."... (Hafız'ın Yolculuğu)
“Doğru görünen düşüncelere hiç kulak asmadım…ama doğru sanılıp benimsenebilecek, böylelikle de etkili olabilecek bir çok yanlış ve saçma akıl yürütme biçimi dikkatimi çekti.” (Hafız'ın Yolculuğu)
Tuhaf bir roman okumaktan başka hiçbir şey seferin yorgunluğunu atmak için daha uygun olamazdı. (Zaragoza'da Bulunmuş El Yazması)
“ Gittiğiniz her yerde iyilikten çok kötülükle karşılaşacaksınız ama nerede olursa olsun, kötülüğün içine biraz da olsun iyiliğin karıştığını göreceksiniz, bu kadarı da bana göre, bilge kişinin yaşamın kötülükleri karşısında avunmasına yetmeli.” (Hafız'ın Yolculuğu)
Gittiğiniz her yerde iyilikten çok kötülüklerle karşılaşacaksınız, ama nerede olursa olsun, kötülüğün İçine biraz da olsa iyiliğin karıştığını göreceksiniz, o kadarı da, bana göre bilge kişinin yaşamın kötülükleri karşısında avunmasına yetmeli. (Hafız'ın Yolculuğu)

---
Kaynak: [Mardin Life](https://www.mardinlife.com/kitap/zaragozada-bulunmus-el-yazmasi-jan-potocki-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi)