# Zarfını Ben Açardım Sana Yazdığım Mektupların - Cezmi Ersöz Kitap özeti, konusu ve incelemesi

> Zarfını Ben Açardım Sana Yazdığım Mektupların kimin eseri? Zarfını Ben Açardım Sana Yazdığım Mektupların kitabının yazarı kimdir? Zarfını Ben Açardım Sana Yazdığım Mektupların konusu ve anafikri nedir? Zarfını Ben Açardım Sana Yazdığım Mektupların kitabı ne anlatıyor? Zarfını Ben Açardım Sana Yazdığım Mektupların kitabının yazarı Cezmi Ersöz kimdir? İşte Zarfını Ben Açardım Sana Yazdığım Mektupların kitabı özeti, sözleri, yorumları ve incelemesi...

- Kaynak: Mardin Life
- URL: https://www.mardinlife.com/kitap/zarfini-ben-acardim-sana-yazdigim-mektuplarin-cezmi-ersoz-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi
- Dil: tr-TR
- Yayın tarihi: 2022-03-08T22:00:28+03:00
- Güncelleme: 2022-03-08T22:00:28+03:00
- Yazar: Mardin Life
- Kategori: Kitap
- Görsel: https://cdn.mardinlife.com/2022/03/08/cezmi-ersoz-kimdir-cezmi-ersoz-kitaplari-ve-sozleri-171008.jpg

Kitap Künyesi
 Yazar: Cezmi Ersöz 
 Yayın Evi: Tekin Yayınevi 
 İSBN: 9789754782462 
 Sayfa Sayısı: 168 
--reklam--
Zarfını Ben Açardım Sana Yazdığım Mektupların Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Beni kalabalık sandınız... Evimde hiç güneş batmaz diye geçti aklınızdan... Oysa ben çoğu kez bana gelen mektuplarınız kadardım. Evimde güneşim çok battı. Mektuplarınızın içindeki sevgi ve merhametin ışığıyla çok gece geçirdim. Yalnızlıktan ölecek gibi olduğum anda tekrar tekrar okuduğum o mektuplar beni sabaha çıkardılar...

Unutulmak acısını sadece bu mektuplar hafifletecek gibiydi... Kitaplarımı bilmediğim, tanımadığım kişilere yazıyordum. Belki de bir meçhule... Ama o meçhulden, yani sizlerden bana sevgiler akıyordu. Acıları, sırlar, çelişkiler, umutlan yalnızlıktan hayal kırıklıkları, gözyaşları, ölme isteği ve yaşama sevinci akıyordu... Bu kimsesiz incelikler ülkesine...
--reklam--
Zarfını Ben Açardım Sana Yazdığım Mektupların Alıntıları - Sözleri
“Bir savaşı, savaş alanını anlatabilir mi insan?”
“Kaldırımlar tıpkı yüreklerimiz gibi, aynı.
Ve kaldırımlar da tıpkı yüreklerimiz gibi, binlerce ayağın altında eziliyordu.”
“Acılar vicdanı, vicdan erdemi, erdem güzel insanı yaratıyor sanırım. Keşke acı çekmeden ulaşabilsek güzelliklere.”
“Başarmak için her şeye sahipsiniz, buna layık olma mutluluğu dışında…”
“Cezmi Ersöz’ün anlatımında aşk, Nazım Hikmet’in şiirlerine benziyordu: Aşk güzeldi, aşk korkunçtu, hakir ve çocuktu. Ve kahreden ve yaratandı. Her şeyden önce illegaldi!”
Sen, benim için sabahın altı buçuğusun. İyi ya da kötü, güne ilk başlayışımsın.
Ben yasaklar, ertelenişler, baskılar coğrafyasından biriyim.
en çok yüzünü özlerdim, yüzünün bütün zamanlarını, gözlerindeki ışığı.
Ve ben Tanrı'nın varlığı kadar gizemli, yıllardır esrarını koruyan aşkın yanına bir de 'yarın' ekliyorum... Hem de yarını olmayan bir yarın...
denizdeki yosun kokusundan bahsederler; hiç hissetmedim, hissetmek istiyorum. ormanların kokusunu... sanki ben dipsiz bir çukurun derinlerinde bir yerdeyim...
boş verin...
Artık acılarınız , çelişkileriniz , gözyaşlarınız , ayrılıklarınız , kanayan aşklarınız , yalnızlıgınız , yaralı umutlarınız , korkularınız ve sevınclerınız , bu kimsesiz cocuklara bir çift ayakkabı , palto , sımsıcak bir battaniye olarak geri dönecek ...
kitaptan elde edilecek gelirler , umut cocukları vakfına...
beni kalabalık sandınız... evimde hiç güneş batmaz diye geçti aklınızdan... oysa ben çoğu kez bana gelen mektuplarınız kadardım. evimde güneş çok battı. mektuplarınızın içindeki sevgi ve merhametin ışığıyla çok gece geçirdim. yalnızlıktan ölecek gibi olduğum anda tekrar tekrar okuduğum o mektuplar beni sabaha çıkardılar.
hayatımı altüst ettiğin halde seni çok sevdiğim için kendimden utanıyorum.
kimi zaman kendimi algılayamıyorum. kimim ben, neyim? dışarıda insanlarla gülen, konuşan, espiriler yapan; soğuk duygusuz kişi miyim? yoksa içinde sürekli konuşan, kendini parçalamak isteyen, rüyalarından nefret eden, içi burkulan, gördüklerine dayanamayan, sonbahar yağmurlarının yüreğini ıslattığı kişi miyim?
bazen insan yalnız kalmak ister, kalamaz. bazen insan evinde, işinde, arkadaşlarıylayken de yalnız kendisi olamaz, hep iki kişilik yaşar.
--reklam--
Zarfını Ben Açardım Sana Yazdığım Mektupların İncelemesi - Şahsi Yorumlar
yazara gelen bütün mektuplar kitaplaşmış halde bazılarından ızın alınmış bazılarına da ulaşmadıgı ıcın izin alınmadı

başkalarının mektuplarını okumak ne kadar da sıkıcıymış

yazar devrik cümle kullanmaktan vazgeçmemiş. halbuki sana yazdığım mektupların zarfını ben açardım olsa çok saçma bir kitap başlığı olurdu değil mi?
ama devrik cümle kullanınca çok etkileyici oluyor böyle insanın içi kıpır kıpır oluyor...

kitabın ismi nerden geliyor diye düşünüyorsanız yazar şöyle açıklamış
>>
uzun yıllar önce , çok aşık oldugum bir kadına yazdıgım mektupları , onu görmeye yanına gittiğimde , yine ben okumak zorunda kalmıştım . çünkü mektuplar eline hiç ulaşmamıştı (S) 
Kimseye beni okuyun demeyen, fakat okuyucu kitlesini peşinden sürükleyen garip bir adam Cezmi Ersöz. Bu eserini de okuduktan sonra kesin olarak buna inandım. Okuyucularından aldığı mektupları kitaplaştırdığı bu eserinde bir ara bu mektupları da kendisimi yazdı acaba diye düşündüm. Mektuplardan yola çıkarak konuşursak; ya dokunduğu her hayatta gizli bir Cezmi Ersöz var ve o hepsini dışarı çıkarmış, ya da insanların kelime dünyasına kadar sirayet etmiş gibi. Her mektubun bazen tamamında bazen de kısmi noktalarında alışageldiğim Ersöz havasını hissetmem bu sebepten. Kelimelerin nakış nakış işlendiği, her cümlenin ilmek ilmek boğazınıza düğümlendiği, acının, ızdırabın ve yalnızlığın tüm varlığıyla vücuda geldiği muhteşem bir eser. Mütevazi olmaya gerek yok. Cezmi Ersöz'ü okuyabilmeniz için dipsiz bir derinliğe sahip olmalısınız veya Şizofrenliğin damarlarınızdan akması gerekir. Merak ediyorumbu kalemin hayal dünyasını, o dünya da yaşadıklarını ve o kuşağı.
Hayalle gerçek arasında ki bocalamanın meşakkatli yanını kuşanmak istiyorsanız Cezmi Ersöz okuyun.
Kitapla kalın (Göksel Özdemir) 
--reklam--
Zarfını Ben Açardım Sana Yazdığım Mektupların PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Cezmi Ersöz - Zarfını Ben Açardım Sana Yazdığım Mektupların kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Zarfını Ben Açardım Sana Yazdığım Mektupların PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Cezmi Ersöz Kimdir?
Cezmi Ersöz, (d. İstanbul, 1959) Türk yazar, şair.

Kabataş Erkek Lisesi'nden mezun olduktan sonra İstanbul Üniversitesi Siyasal Bilimler Fakültesi'nde Siyaset ve Kamu Yönetimi Bölümü'nü bitirdi. Yazın dünyasına yayımlanan şiir ve eleştirileriyle girdi. Reklam yazarlığı ve gazetecilik yaptı. Cumhuriyet, Güneş, Özgür Gündem, Aydınlık gibi günlük gazetelerde yazıları ve röportajları yayımlandı. Ardından haftalık 'Deli' dergisinde yazdı. Halen 'Leman' dergisinin yazarları arasında yer almış bir takım sorunlar nedeniyle ayrılmıştır. Şuan "Şizofren" dergisinde yazmaya başlayacaktır. İnsan-dünya ilişkisini, duygular ve olaylar karşılaştırması yaparak anlattığı çoğu eserinde hayatı sorgular. Gündelik zorunluluklardan, en temel ihtiyaçlardan ve insanın vazgeçemediği tutkularından bahseder. Eserlerinde yoğun bir melankoli ve karamsarlık fark edilir. İnsanın iç yolculuğunu melankolik bir dille anlatan bir yazardır.
--reklam--
Cezmi Ersöz Kitapları - Eserleri
Şizofren Aşka Mektup
Hayallerini Yak Evi Isıt
Ölürsem Beni Seninle Ararlar Şimdi
Kırk Yılda Bir Gibisin
İçime Gir Ama Sigaranı Söndürme
Yine Seninle Geldi Hayat
Bana Türkçe Bir Ekmek Ver
Yok Karşılığı Yüzünün
Ancak Bir Benzerim Öldürebilir Beni
Saçlarının Kardeş Kokusu
Derinliğine Kimse Sevgili Olamadı
Hiçbir Şey Senden Eski Değil
Şehirden Bir Çocuk Sevdin Yine
Haritanın Yırtılan Yeri
Hayat Bir Emrin Var Mı?
Suçtur Umutsuzluğa Kapılmak
Kafka Market
Son Yüzler
Annelik Oyunu Bitti
Zarfını Ben Açardım Sana Yazdığım Mektupların
Beni Asıl Hayat Aldattı
Şizofren Aşkın Günlükleri
Kendi Kendine Konuşmaktır Aşk
Hata Yaptıysam Aramızda Kalsın
Açıkla Bana Bu Işığı
Candı Yüceldi Şarabiydi
Kalbimde Bir Şiir Gizli
Aykırı Yazılar
Acı Çeken Nefes
Can Baba
Bana Kürtçe Bir Sevgi Ver
Müsait Olduğumda Ararım Seni
Abdocan - Ölümden Başka Her şey Olacak
Bana Türkçe Bir Ekmek Ver
Çözülmeler
Adet Kanı Mavi Olan Kadınlar
Cem'in Akıllı Telefon ile İmtihanı
Satürn
Bodrum
Düş Ülke
Kalp de Yürür
Güzel Ülkemi Geziyorum
Gemi
Nemrut
Pamukkale
Plüton
Uranüs
Ürgüp
Çanakkale
Konya
Sabır
Uzunköprü / Özgürlük Anıtı
Bursa
Dünya
Erzincan
Hasankeyf
Kutuplar-1
Uzay Serisi - Gezegenleri Geziyorum
Jiyan Fermanek te Heye?
Son Yüzler
Kıtalar ve Kaşifler Dizisi
Çocuklar Size Vasiyetimdir
Neptün
Okyanusya Avustralya
Öğütler
Sağlıkta İlkler
Savaşlar ve Zaferler
Selanik
Sindirim Sistemi
Sinema ve Televizyonda İlkler
Sporda İlkler - 1
Sporda İlkler - 2
Tanzimat
Ulaşımda İlkler
Venüs
Afrika
Akciğer - Karaciğer
Amerika
Asya
Atatürk Doğmadan Önceki Yıllar
Avrupa
Ay ve Güneş
Beyin
Boşaltım Sistemi
Böbrek
Burun
Yiyeceler ve İçeceklerde İlkler
Çocukların Ata'ya Tiradı
Göz
Güney Amerika
Günlükler
İlk Kutlamalar ve Özel Günler
İlke ve İnkılaplar
İskelet - Kemikler
Jüpiter
Kadınlarımız ve İlkler - 1
Kadınlarımız ve İlkler - 2
Kadınlarımız ve İlkler - 3
Kalp
Kulak
Kutuplar-2
Kuzey Amerika
Mars
Merkür
Meşrutiyet, Dans ve 19 Mayıs
Mutlu Son
--reklam--
Cezmi Ersöz Alıntıları - Sözleri
Gitmek mi zor? Yoksa kalmak mı ? (Şizofren Aşkın Günlükleri)
“Sadece kitap okumak yetmiyordu ona artık...” (Bana Türkçe Bir Ekmek Ver)
“Hepimiz zalim bir meleğin eline düşmüş gibi hırpalanıyoruz.”

~Ahmet Hamdi Tanpınar~ (Hayat Bir Emrin Var Mı?)
Sen de benim gibi, seni sevmeyeni sevdin hep. Sana acı çektireni... Seni aramayanı, telefonlarına çıkmayanı, çıkında seninle bir küfür gibi konuşanı sevdin... Sen de benim gibi seni incitip üzeni sevdin hep... (Hayallerini Yak Evi Isıt)
Öylece kaldın.
Baktılar sana, baktılar…
Ama , yüreğini bir türlü göremediler… (Aykırı Yazılar)
Aşırı benimseme, tam tersini, aşırı nefreti besliyordu. (Açıkla Bana Bu Işığı)
--reklam--
Sevgimizi kucağımızda taşıdığımız ve hep çocuk kaldığımız için bize etmedik kötülük bırakmadılar.. (Yok Karşılığı Yüzünün)
“kim bilir kaç kez lanetlendim kendimi odamda... kim bilir kaç kez kalbimde hiçledim kalbimi.” (Suçtur Umutsuzluğa Kapılmak)
Çok yaralı bereli olsa bile, çocukluk, hiçbir zaman içinden tümüyle çıkamadığımız, bizi bırakmayan ve bırakamadığımız anayurt gibidir. (Açıkla Bana Bu Işığı)
İnsanın nerede, ne zaman derinden kırıldığını hiçbir zaman bilemeyiz.. (Kendi Kendine Konuşmaktır Aşk)
Babam, daha çok acı vermesin diye, çok eski bir masal gibi yaşıyordu hayatını artık. (Bana Türkçe Bir Ekmek Ver)
Yazamıyordum ama başka bir iş de yapamıyordum. (İçime Gir Ama Sigaranı Söndürme)
Hayatımda tam mutlu olduğum anları toplasam ancak birkaç dakika eder. (Can Baba)
--reklam--
Sen yokken gittim
Korkularımın üstüne
Hiç ardıma bakmadım
Gümüş şiirler yazdım sen yokken
Çok yangın çıktı yüreğimde
Küllerini bile savurmadım
Irak denizlerin fırtınasıydım
Uzak iklimlerin sert rüzgarları
Kulaçlarken denizinde gurbeti
Kanlı savaşlarım,
Belalı sevdalarım olmadı hiç
Ama hep sustum,
Hep ağladım, hep yandım sen yokken.
Bekliyorum dönüşünü yeniden,
Bir gelsen,
Hayatın önünden alsan beni
Bir gelsen,
Sellerin önünden alsan beni
Bir gelsen,
Ölümlü düşlerimden alsan beni.

Çok durdum güneşe karşı bir başıma
Savrulurdum rüzgarlarında sensizlik denizinin
Sen yokken,
Az dolaşmadım gönlümün kuytularında
Üşüyen karanfilim şimdi buruşuk parmaklarda
Bir kırağı ayazıydım gecenin kollarında
Zifirlerinde sadece ben üşürdüm.
Hiç aldırmadım esen rüzgara
Hiç dinlenmiş bir yürekle çıkmadım ortaya
Yine de hiç yıkılmadım giden trenlerin ardından
Ama bütün yangınlar beni yaktı önce
Hep ortasında kaldım vurgunların
Vurgun nedir ki? deme
Bir babanın serzenişi nasılsa öyle
Bayrakları indirilmiş,
Bozguna uğramış bir hisardım sen yokken
Hep sustum,
Hep yandım, hep ağladım sen yokken.
Bir gelsen,
Yangınlardan alsan beni,
Bir gelsen,
Dünyalarımdan alsan beni,
Bir gelsen,
Şafaksız gecelerden alsan beni,
Ama ne zaman gelsen,
Akşam kızılı gözlerimle bulacaksın beni.
Cahit Külebi (Kalbimde Bir Şiir Gizli)
Dersimli bir göçmen olan Cemal Süreya, bu ülkedeki acılar tırpanından fazlasıyla yara almıştır. Ece Ayhan gibi parasız yatılı okuyan Cemal Süreya, Ankara'da okurken civar ilçelerden birinde oturan kız kardeşlerini görmeye gittiğinde üvey anne kapıları kapatıp gitmiş. "Kimseye, abinize de kapıyı açamayacaksınız," demiştir. Cemal Süreya dışarda, kız kardeşleri içerde, pencereden birbirlerine bakıp, ağlaşırlarmış... (Kafka Market)
O günkü duruşmayı unutamıyorum. Aralarında Yaşar Kemal, Gencay Gürsoy, Orhan Pamuk,Ahmet Altan , Şanar Yurdatapan, Nilüfer Göle gibi ülkemizin tanınmış bir çok sanatçısı ve bilim insanı İstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi'nde Terörle mücadele Yasası,yani, meşhur 8.Madde'yle yargılanıyordu.Bu maddeden yargılanan bir sanatçı dostumuzun yapıtının altına hepimiz imzamızı atıp " Bu sanatçıyı yargılıyorsanız, bizi de yargılayın; onu hapse atacaksanız,bizi de atın!" diyerek bir anlamda mahkemeye kendimizi ihbar etmiştik. Ve mahkeme de mecburen bize de dava açmış ve ifadelerimizi almak için bu duruşmaya çağırmıştı.
Salonda büyük bir medya ordusu vardı. Sanatçılar, bilim insanları bunu fırsat bilerek çok etkili ve dikkat çekici savunmalar yapıyorlardı. Kimisi bir anısını anlatıyor, kimisi şiir okuyor, kimisi geçmişte özgürlük mücadelesi vermiş kahramanları anarak savunmasına başlıyor ve bu duruşmanın bir gün tarihe geçeceğini vurgulayarak, savunmasını bitiriyordu. Sıra, oyuncu ve tiyatro yönetmeni Mahir Günşiray'a gelmişti. O da boş durur mu... Son derece etkili ve teatral jestlerle, Franz Kafka'nın, "DAVA" adlı romanından bir bölüm okuyarak başladı savunmasına;
"Siz kim oluyor da bizi yargılıyorsunuz? Bu mahkemenin anlamı nedir? Siz önce kendinizi yargılayın. Nedir bu oyun? Son verin artık bu saçmalıklara... Nedir, bu soytarılık?..."
Salonda çıt çıkmıyordu... Bütün kameralar Mahir Günşiray'a dönmüştü. Yüzünde flaşlar patlıyordu. Mahkeme heyeti son derece şaşkındı. Kısa bir sessizlik oldu. Günşiray, romanın o bölümünü bir daha okudu. Çok etkilenmiştik savunmasından. Mahkeme Başkanı hâkim, öfkeyle susturdu Mahir Günşiray'ı:
"Ne demek istiyorsunuz siz? Biz burada oyun mu oynuyoruz? Siz şimdi bize soytarı mı demek istiyorsunuz?"
Salonda kısa bir dalgalanma olmuştu. Kimse hâkimin bu denli öfkeleneceğini hesaplayamamıştı. Belli ki soytarı sözcüğü hakimin çok ağırına gitmişti. Yüzü hiddetten kıpkırmızı,ikide bir aynı şeyi tekrarlıyordu:
"Biz burada oyun mu oynuyoruz? Ne demek soytarı? Bu mahkemeye düpedüz hakaret..."
"Yaz kızım!" dedi hâkim, önünde oturan zabıt kâtibesi kıza: " Sanık Mahir Günşiray mahkeme heyetine hakaret etmiştir..."
Mahir Günşiray hâkimin öfkesini biraz olsun yumuşatmak için söz hakkı istedi. Hâkim " Evet,konuşun," anlamında bir hareket yapınca, sanatçı kendisini şu sözlerle savundu:
" Söylediğim sözler bana ait değildir. Franz Kafka'nın 'Dava' adlı romanından bir bölümdür. Mahkemeye hakaret kastım yoktur."
Hâkimin öfkesi dinecek gibi değildi. Önündekk dosyalara elinin tersiyle vurarak, "Kafka mı, o mu demiş bize,soytarı, diye; kim bu Kafka ne hakkı var yüce mahkemeye hakaret etmeye?!" Diye bağırdı...
Mahir Günşiray biraz şaşkın ama çok da tedirgin bir sesle:
"Ünlü romancı efendim.Franz Kafka..."
"Nerede yaşıyor bu adam?"
Salondan, " Yaşamıyor, öleli çok oldu" gibi hafiften sesler yükseldi, ama hâkim duyacak gibi değildi. Duysa bile öylesine öfkeliydi ki, öldüğüne inanmazdı zaten... Sinirli bir şekilde zabıt kâtibesi kıza yine dönerek:
" Yaz, kızım! Kafka adlı şahıs derhal bulunacak,mahkemeye çağrılıp ifadesi alınacak!" (Hata Yaptıysam Aramızda Kalsın)
"Aşkın temel duygularından biri de güvendi, geç de olsa anlamıştım." (Müsait Olduğumda Ararım Seni)
"İnandığın gibi yaşamazsan,yaşadığın gibi inanmaya başlarsın" (Aykırı Yazılar)
Hayatın tam içine girip, göze aldığım ne varsa dibine kadar yaşayıp sonra yine kendime dönmek bana hep iyi gelir. (Hata Yaptıysam Aramızda Kalsın)
Birisi öper, elbet, kalbimizden akan kanı... Birisi öper, mutlaka!... (Yine Seninle Geldi Hayat)

---
Kaynak: [Mardin Life](https://www.mardinlife.com/kitap/zarfini-ben-acardim-sana-yazdigim-mektuplarin-cezmi-ersoz-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi)