# Zemzem'in Annesi - Hazreti Hacer - Sibel Eraslan Kitap özeti, konusu ve incelemesi

> Zemzem'in Annesi - Hazreti Hacer kimin eseri? Zemzem'in Annesi - Hazreti Hacer kitabının yazarı kimdir? Zemzem'in Annesi - Hazreti Hacer konusu ve anafikri nedir? Zemzem'in Annesi - Hazreti Hacer kitabı ne anlatıyor? Zemzem'in Annesi - Hazreti Hacer kitabının yazarı Sibel Eraslan kimdir? İşte Zemzem'in Annesi - Hazreti Hacer kitabı özeti, sözleri, yorumları ve incelemesi...

- Kaynak: Mardin Life
- URL: https://www.mardinlife.com/kitap/zemzemin-annesi-hazreti-hacer-sibel-eraslan-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi
- Dil: tr-TR
- Yayın tarihi: 2022-02-15T02:00:04+03:00
- Güncelleme: 2022-02-15T02:00:04+03:00
- Yazar: NASRETTİN GÜNEŞ
- Kategori: Kitap
- Görsel: https://cdn.mardinlife.com/2022/02/15/sibel-eraslan-kimdir-sibel-eraslan-kitaplari-ve-sozleri-152690.jpg

Kitap Künyesi
 Yazar: Sibel Eraslan 
 Yayın Evi: Timaş Yayınları 
 İSBN: 9786050818703 
 Sayfa Sayısı: 320 

Zemzem'in Annesi - Hazreti Hacer Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Hazreti Hacer…

İbrahim Peygamber'e eş, oğlu İsmail'e anne olan kutlu kadın.

Hazreti Muhammed'in(sav) temiz soyunun kaynağı. 

Çölün ortasında, kucağında bebeğiyle yapayalnız kalmasına rağmen teslimiyetini bir an bile yitirmeyendir o...

Kadın olmanın en ağır imtihanlarından geçerken tevekkülden bir şehir inşa eden bir yürek... 

"Şehirlerin annesi Mekke"nin mimarı...

Ceylanlarla sohbet eden,

Rüzgârın kızı Hacer.

Bizi Zemzem kıyısında bekleyen annemizdir o.

Asırlardan bugüne akan bir nehir...

Sibel Eraslan, "Cennet Kadınlarının Sultanları"na Hazreti Hacer romanını ekliyor bu kez. Hazreti Hacer'in hayatını zaman değişse de insanlığın değişmez kavisleriyle anlatıyor. Hepimizin büyükannesi olan Hazreti Hacer'in hayatını okurken aşk, ayrılık, sadakat, esaret ve özgürlük üzerine yeniden düşüneceksiniz.
(Tanıtım Bülteninden)

Zemzem'in Annesi - Hazreti Hacer Alıntıları - Sözleri
Tutkudan öte, aşktan da üstün bir hali, özleşmiş, haslaşmış, arı duru olmuş başka bir mertebesi vardı Sare’nin sevdasının...
“ Allahın rahmeti gazabından çoktur... Biz müminler de merhamet sahibi olmalıyız... Bizim öfkemiz de, gazabımız da haddi aşamaz aşmamalıdır. Derdi Efendi İbrahim’in eşi hanımım Sare…
Allahım kaçmasın bu su hiç bitmesin toprağa karışıp heba olmasın. Suyu kaybetmemek için topraktan bir Çit yaptım ne olur dur ne olur kaçıp gitme diyerek suyun etrafını kuşatıyordum￼. Bir yandan da Zem-Zem-Zem-Zem diyordum…
Terk edildikten sonra da devam ediyorsa, o sevdadır ancak.
Herkes gittikten sonranın hikayesidir, benim hikayem.
İşte bakın! Arkadaşlarımdır şu savrulan yapraklar.
Kopmuş yerinden, dalından ayrı düşmüş...
Düşen yapraklar kadar yurtsuz bir kızıyım yeryüzünün.
Üzerinden tam yedi kez gelip geçtiğim derin vadiye ilerideki tepeye bulunduğum yamaçtan eteklerinde hızlıca göz gezdirirken park etmiştim onu... Sesin sahibi İsmail’in yakınında duruyordu. Garip bir sarsıntı çıktı sonrasında İsmail’in topukların hizasında köpüklü bir su fışkırmaya başlamıştı. Allahım sana binlerce kere hamdolsun.
Allahın evini inşa etmek kolay iş midir?
Seni seçmişti Rabbimiz. Kendi evini inşa etmeye memur ettiği iki kişi olacaktık baba oğul bundan sonrasında.
Annen hacer ile senin, çölde bırakılmış iki cam paresinin. Yatağı olacaktı Beytullah… Allah’ın evi, evinizde yurdumuzu mis kendiniz kılmış de Allah.
O hacer ismindeki anneyle oğlu İsmail’i. Zemzem’in kıyısında, hep bizleri beklerken hatırlayacağız...
Kan ter içinde ağlayarak vardığım ilk tepenin eteğinde beni seyreden yavrumu görünce endişem arttı. Dehşetle baktım yeniden uzaktaki tepeye… Koştum… koştum…
“Sevmeye dikkat et, sevmeye… İnsanız, alışırız, severiz, sevmeye alışmak yazılıdır insanın toprağına… Lakin gün gelir, sevdiğinle denenirsin, alıştığın şeyleri kaybedersin, talih böyle oyunlar oynar kişiye…Tiryakisi olduğun şeyle imtihan eder seni kader.
Koştukça geride bıraktığımı düşünürdüm beni üzen, kıran, yaralayan ne varsa her şeyi..
Hemen ilerde, şu anda bulunduğum tepenin ikizi gibi bir başka tepe... O kadar... Acaba diyorum aynı anda. Acaba, gidip oraya koşsam, çıksam, tepenin ardına baksam... Bir göl, bir çeşme veya yoldan geçebilecek bir kafile kendini gösterir mi bize. İsmail İsmail ağlıyor hala... Allah’ım, güç ver bana. Senin isminle başlarım koşmaya... Su… Biraz su…
Neresinden kanarsa insanın yarası, dünyaya bakan gözleri de o yaradan, o kanamadan açılıp kapanırmış ya. Benimkisi de öyleydi işte. Benim için kendini, bu şekilde sorgusuz sualsiz vermek birine, kayıtsız şartsız bağlanmak o çok değer verdiğim özgürlüğün yitikleşip mahvolmasına denkti neredeyse. Ben fedakârlığı esas alan böylesi bir aşka razı gelebilir miydim?
“ Sanırım, dünyada en çok İbrahimdir sevdiğim. Onun mutluluğu için, kendi aşkımdan bölüp vermek gerekirse bir gün... Hacer... Bil ki... Hiç gözümü kırpmadan aşkıma kurban edebilirim onun için...”
Gerçek özgürlük, acıya yem olmamak kadar, acıyı erdemlice taşımaktı ona göre...
Çocuğum için bir avuç da olsa su. Derhal bulup yetiştirmeliydim evladıma... Hemen ardımızda yükselen şu tepeye çıkarsan belki oradan bakarım. Kimsecikler var mı, İsmail’ime bir avuç su. Allah’ım bana buldur o suyu. Nefes nefese tırmandı. Tepeden baktığımda gördüğüm şey sadece yapayalnızlıktı, sadece yapayalnızlık...
Kendinden başkasını sevmeyenin kendine köle olduğunu düşünüyordum. Kendini aşmak, kendinden öteye geçmek, kendini kilitledim sandıktan çıkmak gerekiyordu özgürleşmek için... Kendim de başkasını... Başkasında kendini görebilmek...

Zemzem'in Annesi - Hazreti Hacer İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Benim yolum, senin yolun oldu...: Hz. İsmail'in annesi,
Rüzgarın kızı,
Zemzem'in annesi,
Şiirin kızı...

Heyecanlı ve sakin, telaşlı ve durgun, atılgan ve çekingen...
Ama daima inançlı.
Sert ve yumuşak, hafif ve ağır, siyah ve beyaz...
Ama daima inançlı.
Hızlı ve yavaş, gösterişli ve sade, konuşkan ve suskun...
Ama daima inançlı.

Sibel Eraslan yazar da ben okumaz mıyım...
Zemzem'in annesi çağırır da ben gitmez miyim...
Kuş olur da bu minik yüreğim, gider onun avuçlarına konar...
Dinlemek için ondan peygamberi,
Öğrenmek için Zemzem'in annesini,
İnşa etmek için Kabe'yi

O anlatır da ben dinlemez miyim...
Güneş gibi parlak Sare'yi,
Putları kıran Hz. İbrahim'i,
Şeytan taşlayan Hz. İsmail'i

Hani anlatılamayıp da konulan o üç noktalar varya,
Hani kelimelerin kifayetsiz kaldığı,
Hani ben anlatamıyorum sen anla denilen...
Ben anladım,
Ben tamamladım,
Ben hissettim...
Akarken damla damla, boncuk boncuk gözyaşlarım mürekkebe...

Onun salladığı salıncakta sallandım ben.
Onu dinlerken öğrendim,
Nasıl peyda olmuş Zemzem,
Nasıl dua edilirmiş,
Nasıl sevilirmiş,
Nasıl inşa edilirmiş...

Yaşarken onun anlattıklarını hızlı hızlı
Dur dedim.
Dur da hemen bitmesin,
Yavaş yavaş anlat biraz da,
Ben de gideyim o günlere,
Ben de göreyim peygamberi,
Ben de konuşayım onunla,
Ben de koşayım seninle Safa Merve arasında...
Şu iki parmak kalınlığındaki kitapta,
Ben de şahit olayım o anlara,
Özgürlük ve tutsaklık arasındaki o ince çizgide,
Ben de bulunayım seninle...

Vardıya hani bir tane tavus kuşun,
Yemini geç verince küserdi hani,
Ben vereyim ona yemini.

Güvercinine mektup göndermeyi ben öğreteyim,
Ben öğreteyim ona taklalar atmayı...

Oturayım senin yamacına,
Hz. Sare'nin etek ucuna.
O anlatırken ikimize,
Ben de izleyim onun güzelliğini sessizce...

O ateşin yanına,
Ben de otursaydım yanınıza...
Yaksaydı gözlerimi dumanı da,
Ağlasaydım doyasıya...

Koşmuştun hani yedi kere,
Su bulmak için İsmail bebeğe.
Ben de koşsaydım peşinden de,
Acısaydı ayaklarım...

Hani gelmelerle gitmeler arasında kalmıştın,
Allah'a teslim olmuştun.
İnancın timsali olmuştun da,
Zemzem'i bulmuştun...

Çölün ortasındaki vahada,
Mekke'yi kurmuştun,
Kimse yoktu orada,
Rabbini bulmuştun...

Size çölde gölge olsun diye uçan kuşlar,
Benim içimde uçtu bu kez.
Eteğinde oturduğun dağlar,
Benim içime sığdı bu kez...

Geceleri uyku girmeyen gözlerim,
Geceleri yıldızlara dalan gözlerin oldu...

Şiir yazan ellerim,
Kınayla resim çizen ellerin oldu...

Benim konuştuklarım,
Senin sustukların oldu...

Benim yolum,
Senin yolun oldu... (Sudem) 
Bolca ağladığım bir eser oldu...
Bir tanıdığımız Hacer, bir de tanımamız gereken hacer olduğunu öğrendim ben bu kitapla. Çekilen zorlukların tek taraflı olmayıp farklı pencerelerden bakmamız gerektiğini ve bu dünyanın hep imtihan olduğunu daha iyi anladım açıkçası bu kitapla. Allah en sevdiği halilim dediği kulunu belki de bize yol göstersin diye bunca sıkıntıya tabi tuttu. Ya Hacer... Allah onun eşinden en başından beri yurt edindiği yerlerden ayrılmasını istedi ama Allah ona en güzel yurdu ka'be'yi verdi ve hz İsmail'i yani son peygamber(s.a.s.)'i verdi ve tabi ki safa ve merve tepelerindeki koşuşuna bu kadın demedi erkek kadın tüm Müslümanları da dahil etti elhamdülillah... (Reha Can) 
Kitap benim için tam bir hayal kırıklığı oldu.
Ben Hz. Haceri, onun insanlığa misal olan, model olan hayatını, bu hayata dair ipuçlarını, derinlikli bir hayat hikayesini okuyacağımı ve bu hayatın içinde kaybolacağımı ve öğreneceğimi zannederek bu beklentiyle buluşmuştum kitapla.
Bu beklentiyi bende oluşturan ise yazarın daha öncesinde okuduğum ve istifade ettiğim, bu minvalde yazılmış diğer eserleriydi.
Hz. Hatice...
Hz. Asiye
Hz. Fatıma mesela.
Ama bu defa...
Yanılmışım.
Malesef ki, yeni ve derin bir konu anlatımı olmadığı gibi hep aynı tarz ve aynı temsil, teşbih ve tasvirlerle dolu bir kitap buldum karşımda.
Gereksiz tekrarlar. Tekrar tekrar, tekrarlar desem yanlış söylemiş olmam. (Rukiye Çalış) 

Kitabın Yazarı Sibel Eraslan Kimdir?
Sibel Eraslan (d. 1967, İstanbul) Türk gazeteci, yazar.rnrn1967’de İstanbul’un Üsküdar ilçesinde doğdu. Üsküdar Kız Lisesi’ni (1985), İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ni bitirdi (1989).rnrnİnsan hakları, kadınların eğitimi, istihdamı ve haklarıyla ilgili inisiyatiflerde görev aldı.rnrnTeklif ve İmza dergilerinde yazdı. Bir dönem Vakit gazetesinde de köşe yazıları yazan yazar, 18 Şubat 2011 tarihinden itibaren Star Gazetesiinde yazmaya başlamıştır. Öyküleri Dergah, Mostar ve Hece dergilerinde yer aldı.

Sibel Eraslan Kitapları - Eserleri
Canfeda
Çöl / Deniz
Siret-i Meryem
Nil'in Melikesi
Saklı Kitap
Hz. Aişe

Balık ve Tango
Şile
Kadın Sultanlar
Parçası Benden
Fil Yazıları
Zemzem'in Annesi - Hazreti Hacer
Hz. Fatıma

Babam İçin Beyaz Bir Kuğu
4 Defter - Rumeli Rüzgarı
Parçası Benden
Ayrılık Üzüntülerin Annesidir

Sibel Eraslan Alıntıları - Sözleri
"İnsan bilmediğinin cahilidir efendimiz." (Canfeda)
“ Sevgi, selamın yaygınlaşmasıyla olur ” (Hz. Aişe)
Halbuki arkadaşlık kadar cennete benzeyen çok az kelime vardır dilimizde... (Ayrılık Üzüntülerin Annesidir)
İnsan, yüzünü hiç görmeden de sevebilir bazı şehirleri. (4 Defter - Rumeli Rüzgarı)
... beğenilmemenin acı burkuntusu... (Parçası Benden)
" Anne kalbi her şeyi işitir,hatta söylenmeyip dile gelmemişleri bile,hiç merak etme...Sevmek,bilmekten evveldir." (Babam İçin Beyaz Bir Kuğu)

Bilgilendirme artık politik bir propaganda aracına dönüşmüş durumda. Zihinler, küresel olarak pompalanan sanal bilgilendirmelerle bir çeşit sürüklenme ağı içinde. (Hz. Fatıma)
Merakını merak ediyorum... (Babam İçin Beyaz Bir Kuğu)
Gurbette gariplik vardır, garip olansa zaten Allaha yakındır. (Ayrılık Üzüntülerin Annesidir)
Bilmiyorum, tecrübe etmişliğim yok ama çocuk, sanırım böylesi bir şey, ağırlıkları silen, yerçekimini altüst eden bir hesap edilmezlik var çocuklukta... (Babam İçin Beyaz Bir Kuğu)
Adliyeler hep böyle soğuk mu olmak zorunda? (Fil Yazıları)
Hatice’nin kalbi Resul’ün eviydi.
Hatice’nin kalbi onun için giysiydi, libastı. . .
Sığınaktı Hatice sevgilisi’ne, onun güvenli limanıydı. (Çöl / Deniz)
Terk edildikten sonra da devam ediyorsa, o sevdadır ancak.
Herkes gittikten sonranın hikayesidir, benim hikayem.
İşte bakın! Arkadaşlarımdır şu savrulan yapraklar.
Kopmuş yerinden, dalından ayrı düşmüş...
Düşen yapraklar kadar yurtsuz bir kızıyım yeryüzünün. (Zemzem'in Annesi - Hazreti Hacer)

Kendisini sevdası uğruna iptal etmeyen göz, boşa aşığım deyip durmasın. Sevda perdedir. Körlük sanırsın, oysa görüştür. Görüş açıklığı için,diğer şeylere körlük gerektirir aşkın yolu. (Siret-i Meryem)
"Sabır sadece zorluklara tahammül etmek değildir. Sabır gücümüz yettiği halde zalim olmamaktır." (Çöl / Deniz)
“ Allahın rahmeti gazabından çoktur... Biz müminler de merhamet sahibi olmalıyız... Bizim öfkemiz de, gazabımız da haddi aşamaz aşmamalıdır. Derdi Efendi İbrahim’in eşi hanımım Sare… (Zemzem'in Annesi - Hazreti Hacer)
Yüzlerce uzun boylu robocop arasında uçuşan bir kül yığını gibi süzülerek ilerliyordum. Kütlem yok, biliyorum... (Parçası Benden)
Sevdiklerinden vermedikçe hakiki iyilik mertebesine asla ulaşamayacaklarını bildiren vahye tabi kıldılar iradelerini.. (Canfeda)
Melike'yi götürdüler...
Kütükler çakılmış kızgın kumsala bağladılar...
"Bu sağ elimdir" dedi, sağ bileğinden bağlanırken, "bu hep elinden tutmak istediğim, ama yüzünü bile hatırlayamadığım anneme uzanan elimdir, Allah'a feda olsun..."
Onu bağlayanlar da ağlıyordu...
"Bu sol elimdir" dedi, sol bileğinden bağlanırken, "bu elimle yazı yazamadım hiç, şayet yazsaydım; Allah yazardım, feda olsun Allah'a..."
Onu bağlayanlar da ağlıyordu...
"Bu sağ ayağımdır" dedi, sağ ayak bileğinden bağlanırken, "evladım Musa'ya her yönelişimde onun üzerine bastım, Allah'a feda olsun..."
Onu bağlayanlar da ağlıyordu...
"Bu sol ayağımdır" dedi, sol ayak bileğinden bağlanırken, "dünyayı sevemedim, sığacak bir ev bulamadım, lakin dünyalar Allah'a feda olsun..."
Onu bağlayanlar da ağlıyordu...
...
O gün, onun eve dönüş günüydü... (Nil'in Melikesi)
"Hz. Aişe de " evlerinden çıkmasınlar" ayetini her işittiğinde ağlarmış ya.. Bir kere evinden çıkmaya görsün kadın kısmı. Gerisi tufan. Gerisi Cemel. Gerisi, "bahar eriyor gitgide, bir iki günlük ömrü var artık, mevsimler de dört değil şimdilerde, ikiye indi, yaz ve kıştan başka bir şey kalmadı elimizde..." (Babam İçin Beyaz Bir Kuğu)

---
Kaynak: [Mardin Life](https://www.mardinlife.com/kitap/zemzemin-annesi-hazreti-hacer-sibel-eraslan-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi)