# Zihin Kuşları - Leyla Erbil Kitap özeti, konusu ve incelemesi

> Zihin Kuşları kimin eseri? Zihin Kuşları kitabının yazarı kimdir? Zihin Kuşları konusu ve anafikri nedir? Zihin Kuşları kitabı ne anlatıyor? Zihin Kuşları kitabının yazarı Leyla Erbil kimdir? İşte Zihin Kuşları kitabı özeti, sözleri, yorumları ve incelemesi...

- Kaynak: Mardin Life
- URL: https://www.mardinlife.com/kitap/zihin-kuslari-leyla-erbil-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi
- Dil: tr-TR
- Yayın tarihi: 2022-02-24T00:00:17+03:00
- Güncelleme: 2022-02-24T00:00:17+03:00
- Yazar: NASRETTİN GÜNEŞ
- Kategori: Kitap
- Görsel: https://cdn.mardinlife.com/2022/02/24/leyla-erbil-kimdir-leyla-erbil-kitaplari-ve-sozleri-160353.jpg

Kitap Künyesi
 Yazar: Leyla Erbil 
 Yayın Evi: Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları 
 İSBN: 9789754584646 
 Sayfa Sayısı: 210 

Zihin Kuşları Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
"Zihin Kuşları, durağanlaşmış edebiyat ortamımızda sanki yetmişli yılların canlı, temiz, taze rüzgârlarını yeniden estiren bir kitaptır. Leylâ Erbil, düşünce yazılarından edebiyatçılığını, edebiyatından düşünsel altyapısını sezebildiğimiz, duru, saydam olduğu kadar çok katmanlı ve derinlikli bir yazar.

"Zihin kuşları" nereye uçuyor, nereye konuyor? Bu kitap boyunca onları takip ediyorsunuz, kanat çırpıntılarını duyuyorsunuz; ama bir uçuş programı, bir rota çıkarmak isterseniz yaya kalıyorsunuz. Neden böyle? Çünkü Erbil, denemeleriyle bizi bir şemaya, bir sisteme bağlamayı amaçlamış değil. Tersine, kuşlara serbestçe uçup konsunlar diye ufkumuzda yer açalım istemiş olmalı." 
-Füsun Akatlı-

Zihin Kuşları Alıntıları - Sözleri
Biz, aşağıda imzası olan yazar ve şairler, ölüm orucuyla hak arama yolunu seçen siyasi tutuklu ve hükümlülerin insani taleplerinin tümünü, haklı ve meşru buluyoruz.
Bu ülkede düşünceyi doğrulukla açıklamak, gerçekleri ortaya dökmek, "kendi için varlık olma" durumu, hayatını ortaya koymakla eşittir.
Bütün öğrendiklerimi unutmak istiyorum.
Şiir konusuna gelince; çok dalda olduğu gibi şiirde de kadınlar şiirin öznesi değil nesnesi durumunda kalmış. Yazılmamış değil şiir yazılmış da kadınlar kendi iç dünyalarını, duygularını aktardıklarında erkeklerce aşağılanmış, alay edilmiş.
Ben insanların tümünün yaralı ve hasta olduğuna inanıyorum.
Mustafa Kemal'e o dönemde, "Bu da bizim Hitler" diyenler çıkmış yarı şaka yarı ciddi. (...) Onu eleştirebilmemiz bile bir damla da olsa geldiğimiz demokratik yer yüzündendir. Hele bugün burun buruna geldiğimiz şeriatın dalavereci, hunhar yüzüne tanıkken!
İnsan olmak korkulduğu kadar zor değildir.
Yazık, yazık, canı kadar sevdiği bu toprakları yangın yerine çeviren sorumsuz, ilkel yönetimler vaktiyle darağacında hallettikleri güzel insanları şimdi de yargısız infazla yok ediyor ve herkesin firari kesildiği bu unutulmuş kent içinde yaşayanların tümüyle birlikte göz göre göre kan denizine gömülüyor.
İslam ahlakını, saçının telinden kıçındaki dona kadar Versace'leşmiş, gizli Batı aşığı, gösteriş düşkünü takiyyecilerin temsil etmeleri müminler adına da ne büyük bir utanç kaynağıdır Kim bilir
Modern toplumda, uygar toplumda(?) insan, düzenin istediği ölçüde ilerici, istediği ölçüde özgür olacaktır. Sınırları zorlayan taleplerimiz düzeni bozacaktır; düzenle uzlaşamayanlar, uyum sağlayamayanlar ise cezaevlerinde değilse hastanelerde, kliniktedirler.
Hele kadınsanız bu toplumda her şeyi tepki uyandırır
F. Kafka'nın babası hepimizin babasıdır: sakatlayan, hadım eden, alt edilmek korkusuyla delice geberten baba.
Türk sinemasına can suyu veren Yılmaz Güney 'i "katil" olarak göstermekten öte düşünceşer üretemiyorlarsa yazınımızın işi gerçekten de zor demektir.
Romanın çağının da geçtiği söylenir olmuştu; belki artık M. Proust bile okunmaz olacaktı! giderek gelecekte, dile getirdiği aşk ilişkisi gülünç olmaktan öte her iki cins açısından da katlanılamaz bir aşağılanma, bir onursuzluk modeli sayılacaktı!...
En başta söylemeliydim: Ne kadar taklit edilirse edilsin, bana göre Borges ortalığa tuhaf bir buzla kaplı düşsel sözcükler püskürten o görünmeyen, yakalanamayan, milyon yaşındaki kaplandır.

Zihin Kuşları İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Leyla Erbil, Zihin Kuşları denemelerden oluşmuş bir eser. İçinde çeşitli başlıklarda denemeler mevcut.

Birinci deneme Vinteuil’in Sonat Andantesi ismi ile yazılmış. Bu denemede yazar Proust’un Kayıp Zamanın İzinde serisinden Vinteuil’in müziğinin gerçek yaşamda peşine düşüp onu bulmaya çalışıyor.
Borges’in Kibrinde ise yazarın taklitçilerine bakış açısını biraz kibir karışmış bulduğunu söylese de Borges’ in büyüklüğünden bahsetmeden geçmiyor.

Sonraki sayfalarda Sait Faik’ e dair hatıralar ve incelemeler mevcut. Çerkez Ethem, Orhan Pamuk, Tezer Özlü ve daha pek çok isim ve konu denemelerde işlenmiş.

Leyla Erbil döneme, siyasilere, yazarlara eleştirilerini hiç sakınmadan sunmuş. Kim üzülür kim küser diye hiç dert edinmiyor. (@dileksmrcrl) 

Kitabın Yazarı Leyla Erbil Kimdir?
Orta sınıf ailenin üç kız kardeşten ortancası. İlk, orta ve liseyi İstanbul okullarında okudu. İstanbul Üniversitesi'nde İngiliz Edebiyatı bölümünde eğitim gördü. Son sınıfta ayrıldı. Çeşitli işlerde çalıştı. Evlenerek bir süre Ankara ve İzmir'de oturdu. 1961 de İstanbul'a döndü. Evli ve bir kızı var (Fatoş Erbil-Pınar).

Yazarlığa hikâyeyle başladı. İlk yayınlanan hikâyesi Uğraşsız'dır; (Seçilmiş Hikayeler Dergisi, 1956 Ankara) Giderek Dost, Yeni Ufuklar, Yeditepe,Ataç, Papirus, Yelken vb Edebiyat Dergilerinde yazı ve hikâyeleri göründü. Erbil, kendinden önce yerleşmiş olan yazın akımlarına bağlı kalmadı; roman, hikâye ve düz yazı metinlerinde ortodoks Marxçıların karşısında yer almasıyla tanındı. Psikanilizin özgürleştirici yöntemlerinden yararlanarak, dinin, ailenin, okulun, toplumsalın ürettiği tabularla dolu ideolojilere karşı 1956'da başlayan mücadelesini dilin oturmuş kelime hazinesi ve söz dizimi kuralarını değiştirme çabasıyla sürdürdü. Yeni bir biçim ve biçem geliştirdi. Başlıca düşünce kaynakları Marx ve Freud olarak belirtildi.

Leyla Erbil, 1970 Türkiye Sanatçılar Birliği, 1974 Türkiye Yazarlar Sendikası kurucularından olup, PEN Yazarlar Derneği üyesidir. 1961'lerde Türkiye İşçi Partisi üyesi olan Erbil, Türkiye İşçi Partisi'in Sanat ve Kültür Bürosu'nda görev almıştır. 1979'da çağrılı olarak gittiği ABD'de kendisine, Iowa Üniversitesi Onur üyeliği verilmiştir. Edebiyat Ödüllerine katılmayan Erbil, 2000- 2001 yılı Ankara Edebiyatçılar Derneği Onur Ödüllerini kabul etmiş, 2002 yılında ise, PEN Yazarlar Derneği tarafından Nobel Edebiyat Ödülü'ne ülkemizden ilk kadın yazar adayı olarak gösterilirken, "Türk dili ve edebiyata egemenliği, aynı zamanda insana, hayata ve dünyaya karşı sorumlu aydın tavrı" vurgulanmıştır. 82 yaşında vefat eden Leyla Erbil,Zincirlikuyu Mezarlığı 'nda defnedildi.

Leyla Erbil Kitapları - Eserleri
Cüce
Tuhaf Bir Erkek
Mektup Aşkları
Üç Başlı Ejderha
Kalan
Tuhaf Bir Kadın

Gecede
Zihin Kuşları
Eski Sevgili
Karanlığın Günü
Hallaç
Cinsel Öyküler
Eski Sevgili

Leyla Erbil Alıntıları - Sözleri
Mustafa Kemal'e o dönemde, "Bu da bizim Hitler" diyenler çıkmış yarı şaka yarı ciddi. (...) Onu eleştirebilmemiz bile bir damla da olsa geldiğimiz demokratik yer yüzündendir. Hele bugün burun buruna geldiğimiz şeriatın dalavereci, hunhar yüzüne tanıkken! (Zihin Kuşları)
…yaşam, genç kızlığının kitap sayfaları arasında saklayıp kuruttuğu, arada bir açıp baktığı, o ince yerlerinden çoktan beri eriyip dökülmüş ak yasemin değildi, kirlenmeyi, pislenmeyi göze alarak, ayıpları, yasakları sevinç ve acıları üstlenerek götürülmesi gerekiyordu yaşamın. (Eski Sevgili)
Ah dostum, kitaplar da olmasa ben ne yapardım! Bü­tün gecelerimde onlar var şimdi. Onlar benim dostum ve her şeyim. (Mektup Aşkları)
"Haksızlıklara karşı intikam duygusuna kapılmamak bir marifet midir?" (Tuhaf Bir Kadın)
Her fırsatta azar işitiyorum densizden (Tuhaf Bir Erkek)
(...) konuşulmak, dostlanmak, gülmek gereksinmesindeydim alabildiğine. (Hallaç)

Aslında
bastırma
kaçışla
ret arasında
bir aşamadır. (Tuhaf Bir Erkek)
Bu kapıları bana Atatürk açtı softa herif anladın mı? Atatürk açtı bu kapıları bana, sen kim oluyorsun da yeniden o karanlık deliklere tıkmaya kalkıyorsun Türk kadınını ha? (Tuhaf Bir Kadın)
Gelenek bütün şiddetiyle omuzlarına ve bileklerine çökmüş Ortaçağ Türkiyesi'nin! (Kalan)
Türk sinemasına can suyu veren Yılmaz Güney 'i "katil" olarak göstermekten öte düşünceşer üretemiyorlarsa yazınımızın işi gerçekten de zor demektir. (Zihin Kuşları)
Şimdi ona gitsem sevinir, severim onu, nasıl iğreniyorum ondan... (Gecede)
sen hiçbir yere ait değilsin, aitsiz kimliksin sen... (Cüce)
«İyi dinle anacığım: öyle güzel şeyler oldu ki, sana haber vermeye geldim; dünyadan para kalktı, biliyor musun? Artık kimse kimseye para vermiyor, istediğini alıyorsun istedi­ğin yere gidiyorsun, her şey bedava! Hastahaneler bedava! Doktor bedava! Yemek içmek bedava! Otobüs bedava! Ver­giler kaldırıldı! Gaz bedava!..» (Karanlığın Günü)

Kadın katilliği
aldı başını gitti
Karısını öldüresiye
Dövenler
Öldürenler
Ve tüm katiller
Zengin oldu (Tuhaf Bir Erkek)
«Kahve de kalmamış ki sana bir fincan kahve ikram ede­yim! Bari çay koyayım demlensin.» (Karanlığın Günü)
“Hem anlamak ya da bilmek açmazlardan kurtulmak demek değildir ki!” (Tuhaf Bir Kadın)
" Bugün yaşamın anlamı dediğin şey, yarın bir taş parçasından daha anlamsız olabiliyor.
Bu kadar ince bekleyişler gerekir mi acaba? " (Mektup Aşkları)
F. Kafka'nın babası hepimizin babasıdır: sakatlayan, hadım eden, alt edilmek korkusuyla delice geberten baba. (Zihin Kuşları)
Sonra ben de televizyonu kapadım, lanet ettim kendime, Amerikalarda onca yıl, "İslam'da hümanizma" anlatmıştım!.. Televizyonu kapadım günlerce açmadım. (Cüce)
Devrimciler ölür, devrimler yaşar. (Eski Sevgili)

---
Kaynak: [Mardin Life](https://www.mardinlife.com/kitap/zihin-kuslari-leyla-erbil-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi)