Zürafa Tozu - Erim Şişman Kitap özeti, konusu ve incelemesi
Zürafa Tozu kimin eseri? Zürafa Tozu kitabının yazarı kimdir? Zürafa Tozu konusu ve anafikri nedir? Zürafa Tozu kitabı ne anlatıyor? Zürafa Tozu PDF indirme linki var mı? Zürafa Tozu kitabının yazarı Erim Şişman kimdir? İşte Zürafa Tozu kitabı özeti, sözleri, yorumları ve incelemesi...
Kitap Künyesi
Yazar: Erim Şişman
Yayın Evi: Panama Yayıncılık
İSBN: 9786055143855
Sayfa Sayısı: 344
Zürafa Tozu Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Düşünün; aldatılmışsınız. Juliette’iniz elin adamıyla Varşova’ya kaçmak üzere. Hem de evlenme teklif etmek için hazırlık yaptığınız gece fark ediyorsunuz bu durumu. İlk cinayetiniz hayırlı olsun, artık bir katilsiniz. Sevdiğiniz kadını turşu kavanozunda saklayacağınızı söylesem inanır mıydınız? İnanacaksınız... Cinayetlerinizin anksiyetenizi bastırıp sizi rahatlattığını hissetseydiniz, devam eder miydiniz insanları öldürmeye? Sosyetenin ölmüş evcil hayvanlarının içini doldurarak geçimini sağlayan bir adam olsaydınız, öldürdüğünüz insanların cesetlerini ne yapardınız? Bir araziye mi gömerdiniz, göle mi atardınız? İçinizdeki çocuğu öldürmediler mi? İntikamını almayacak mısın? Sonuçlarından korktuğunuz için uzak durduğunuz tüm eylemleri gerçekleştiriyor ‘Salyangoz’. İnsanların içinden, ılık çiklet kıvamındaki ruhlarını söküp çıkaracağız ve içlerine alçı dökeceğiz, demirlerle vücutlarına şekiller vereceğiz. Şırıngalardaki çilek kokulu sıvıyı damarlarına akıtacağız. Çevreye vereceğimiz rahatsızlıktan dolayı özür dileteceğiz. Ulus’tan Midas’a kadar gideceğiz. Zeki Müren ve Elvis Presley’le rakı içeceğiz. Hafize Ana’nın ziliyle ziyafete başlayacağız. Küçükken kapı zillerine basıp kaçmanın cinayete ne çok benzediğini sana kanıtlayacağım. Korkma kardeşim, gel içeri...
Zürafa Tozu Alıntıları - Sözleri
- Beyninizin; balık yiyerek değil, düşünerek güçleneceğini fark ettiğiniz gün beni anlayacaksınız.
- Dünyanın en güzel karakterli fakat en çirkin vücutlu gelini, hoşça kal. Gittiğin bir yer varsa eğer umarım güzeldir. Dünya dediğin;araf,zemini kaygan,bela dolu bir han. Bedeninden büyük bir yüreğin vardı bl, dünyaya sığmadı. Resmiyette zaten kimsem yoktu,sen gittin yalnız kaldım.
- Ağlayın birader.. Gülmek için önce ağlamak lazım...
- Her gözyaşında biraz daha büyür yırtık saten ruhumuz.
- İnsanoğlu ne bulduysa başına iş açtı. Tekeri buldu; kazalar yapıp öldü, öldürdü. Ateşi buldu; aydınları yaktı, ormanları yaktı. Ben de sevdiğim kadını yaktım.
- İnsanı müzikler sarhoş etmelidir, içki sadece mezedir.
- Aslında hepimiz her gün öldük. Sadece öldüğümüzü fark edemedik. Kim fark etmiş ki zaten? Her akşam dinlenmek için yatağa girdik ve kendimizi öldürdük. Bir yıl sonra neler olacağını biliyor muyum? Ya da yarın… ya da bir saat sonra. Yarının veya bir saat sonranın, yani gelecek zaman dilimlerinin her birinin ölümden farkı ne?
- Aynadaki yüzüm ve ben ağlardık. Ben hiç büyümek istememiştim. Hep o büyümek istedi. Ben dişlerimi sıka sıka “Dur!” diye bağırsam da hiç dinlemedi beni. Her geçen gün daha da çok büyüdü. Saatler ve dakikalar da onun yanındaydılar. Üstelik güçlenip aylara, yıllara dönüşüyorlardı. Bense yalnızdım hep. Şimdi aynadaki yüzüm de pişman. Bana zıt hareket ettiği için ona kızamam. Benim tersime hareket etmek onun doğasında var. Bundandır; benim sağ gözümün, onun sol gözü oluşu…
- Etobur hayat Ceyhun'u yuttu
Zürafa Tozu İncelemesi - Şahsi Yorumlar
#OkudumBitti #ZürafaTozu #ErimŞişman #311Sayfa Beyninizin balık yiyerek değil, düşünerek güçleneceğini fark ettiğiniz gün beni anlayacaksınız. Usta bir tahnitçiysen ve sevgilin seni aldatıyorsa intikamın nasıl olurdu Sizinde aklınıza gelmediği gibi benimde gelmedi tabiki️ Öncesinde basit bir merakla başlayan süreç sonrasında ustasının tahnit atölyesine sahip olmaya kadar gider. Sevgilisine evlenme teklif edeceği gün aldatıldığını öğrenen salyangoz’un hayatı bir daha eskisine dönmemek üzere değişir. Artık ilgi alanı hayvanlar değil insanlardır️Öldürdüğü insanların kimisi biblo, kimisi gramofon kimisi ise abajurdur. Bu yaratıcı koleksiyonun mimarı tabiki salyangozdur‼️ Peki ya Zürafa Tozu işte asıl orijinallik bence tam olarak burada Son kısımları biraz uzatılmış gibi gelse de çok çok beğendim, severek okudum. Yazarın dili ve anlatımı çok yerindeydi olay örgüsü, düşünce tarzı ve tespitleri nokta atışıydı. Zürafa Tozu ve kitabın finali kesinlikle çok yaratıcıydı özellikle finaline bayıldım değişik tarz kitaplar okumak isteyen arkadaşlara tavsiye ederim kesinlikle. Lütfen kitap okuyalım ️️ (İbrahim Purtaş)
1K ailesinde gördüğüm ve ismi dikkatimi çektiğinde incelediğim ve aynı gün Migros da alışveriş sırasında karşıma çıkınca alıp okumak istedim. Genel olarak adını ilk defa duyduğum ve ismi gibi ilgi çekici bir içeriğe sahip, ancak hak ettiği ilgiyi görememiş, kuytu bir köşede kalmış ve çoğu kişinin kendisinden bihaber olduğu bir kitaptır. Okundukça değerinin anlaşılacağına ve daha görünür olacağına inanıyorum Kitabı okurken yüksek dozda rahatsızlık veren ama bir o kadarda merak ettirip sonuna kadar soluksuz okutan yazarın anlatım sadeliği, kelimeleri çok sade ve güzel şekilde kullanması okurken su gibi akıp gittiğini söylemeden geçemeyeceğim. Sizi çokça düşündüren, sık sık toplumsal eleştiriler yapan, kendinizi sorgulayacağınız ve farklı bir perspektifle olaylara, durumlara bakmanızı sağlayacak bir roman... Kitabın yazarının inanılmaz bir hayal gücü sahip olması ve özellikle hayal gücü ve kurgusu Hakan Günday kitaplarına benzettim. Hakan Günday'ın kaleme aldığı roman karakterleri daha çok toplum tarafından kabul görmeyen, normalde yadırganacak tipler olmasına rağmen bu kişileri yadırgayamıyorsak aynı durum bu romanda içinde geçerli toplum tarafından dışlanmış kabul görmemiş ve toplumsal sorunlar ağında boğuşan karakterleri göreceksiniz. Genel olarak Hakan Günday tarzı okumayı seven kişilerin tanıması gereken bir yazar..Okumanızı tavsiye eder. İyi okumalar dilerim.. (ANKA misali gezginokur)
Kitabımız, karakterimizin sevgilisine evlenme teklifi edeceği sırada aldatılması ve bunu yedirememesi üzerine onu öldürmesiyle başlıyor. Ve burdan da karakterimizin nasıl seri katile dönüştüğünü okuyoruz. Kitapta bir çok şey hakkında bir çok bilgi mevcut. Gerekli gereksiz tartışılır. Kitapta yazarın sistem ve insanlık hakkında güzel, tam yerinde eleştirileri var. Kitabı sevdim amma velakin gereksiz uzatılmış. Başlarda çok eğlenerek okumuştum ama sonlarda aşırı sıkıldım ve bitse de kurtulsam moodundaydım. Tabii bu benden de kaynaklı olabilir, çünkü baya aralarla okudum. Kitabı kesinlikle okumalısın ya da asla okumayın gibi şeyler söyleyemem size kalmış artık. Bol kitap okumalı günler dilerim. Sağlıcakla kalınız... (KendineYabancı)
Zürafa Tozu PDF indirme linki var mı?
Erim Şişman - Zürafa Tozu kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Zürafa Tozu PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Erim Şişman Kimdir?
Yeraltı edebiyatı yazarlarının arasına yeni katılan bu genç arkadaş ilerleyen zamanlarda adından çok bahsettirecek gibi gözüküyor. Çıkarmış olduğu Zürafa Tozu adlı romanıyla kendinden bahsettirmeye başlayan Erim Şişman; sade bir anlatım dili ve hikayelerinde yarattığı ters köşe kurgularla okuyucuya mükemmel bir haz veriyor.
Erim Şişman Kitapları - Eserleri
- Zürafa Tozu
- Fomenta
- Ottomania
Erim Şişman Alıntıları - Sözleri
- Kadın, aşktı. Sevişecektik, doğumdan ölüme el üstünde tutacaktık, saçlarını okşayacak, koruyup kollayacaktık. Yırtıcı hayvanlardan ve doğal felaketlerden koruduk ama kendimizden koruyamadık onları. Kitaplarla birlikte yaktık kadınları. Irzlarına geçtik, doğduklarında diri diri toprağa gömdük, öldüklerinde topraktan çıkarıp "nekrofili" diye bir kelime yarattık, saçlarını çektik, kafalarını ittik, tokat attık, suratlarına tükürdük, kiraladık, sattık. Cenneti bir köşeye fırlatıp ayaklarının altındaki tabureleri tekmeledik, astık kadınları. Aşkı biz yok ettik. Şimdi aşkı bulmak için yırtınıyoruz. (Fomenta)
- "Hamile mi? Bir dakika... Bizi kurtaran kişi bir kadın mıydı?" "Evet, neden bu kadar şaşırdınız ki?" "Bir kadın sayesinde hayatta olmak şaşırttı beni." "Neden, sizi bir erkek mi doğurdu yoksa?" (Ottomania)
- İnsanı müzikler sarhoş etmelidir, içki sadece mezedir. (Zürafa Tozu)
- Ağlayın birader.. Gülmek için önce ağlamak lazım... (Zürafa Tozu)
- Kadın, aşktı. Sevişecektik, doğumdan ölüme el üstünde tutacaktık, saçlarını okşayacak, koruyup kollayacaktık. Yırtıcı hayvanlardan ve doğal felaketlerden koruduk ama kendimizden koruyamadık onları. Kitaplarla birlikte yaktık kadınları. Irzlarına geçtik, doğduklarında diri diri toprağa gömdük, öldüklerinde topraktan çıkarıp “nekrofili” diye bir kelime yarattık, saçlarını çektik, kafalarını ittik, tokat attık, suratlarına tükürdük, kiraladık, sattık. Cenneti bir köşeye fırlatıp ayaklarının altındaki tabureleri tekmeledik, astık kadınları. (Fomenta)
- Dans ettik, eğlendik. Gece sonunda otele döndük. Ayıptır söylemesi, seviştik. Öyle hayvanlar gibi değil, aşıklar gibi seviştik. Cennette gibiydim oğlum. Keşke o gece ölseydim.. (Fomenta)
- İnsanoğlu ne bulduysa başına iş açtı. Tekeri buldu; kazalar yapıp öldü, öldürdü. Ateşi buldu; aydınları yaktı, ormanları yaktı. Ben de sevdiğim kadını yaktım. (Zürafa Tozu)
- Aslında hepimiz her gün öldük. Sadece öldüğümüzü fark edemedik. Kim fark etmiş ki zaten? Her akşam dinlenmek için yatağa girdik ve kendimizi öldürdük. Bir yıl sonra neler olacağını biliyor muyum? Ya da yarın… ya da bir saat sonra. Yarının veya bir saat sonranın, yani gelecek zaman dilimlerinin her birinin ölümden farkı ne? (Zürafa Tozu)
- Krallar gibi yaşa, bilgeler gibi öl evlat. (Fomenta)
- Kaybedilene duyulan özlemin çözümsüz sonu, yaşama sevincinin de kaybolmasıyla sonuçlanır genelde. Ve umut, bı dünyada son nefesi verdiğinde başka bir dünyada ilk nefesini alacağına inanmak gibi, özlemle başa çıkmanın en güçlü yoludur. (Ottomania)
- Etobur hayat Ceyhun'u yuttu (Zürafa Tozu)
- ... Dünyanın bu hale gelmesine sebep olan şey insan değil mi zaten? Bir geyiğini bu dünyaya hiçbir zararı yok, ya da tavşanın. Ama sen insanı değil, geyikleri ve tavşanları öldürüp yiyorsun. (Ottomania)
- Kadın, aşktı. Sevişecektik, doğumdan ölüme el üstünde tutacaktık, saçlarını okşayacak, koruyup kollayacaktık. Yırtıcı hayvanlardan ve doğal felaketlerden koruduk ama kendimizden koruyamadık onları. (Fomenta)
- Her gözyaşında biraz daha büyür yırtık saten ruhumuz. (Zürafa Tozu)
- Cüzdanlarında fotoğraflarımızı saklayan kadınlardan kaçıp cüzdanlarında kredi kartlarımızı taşıyan kadınlara koştuk. Annesine bağlı çocuk gibi bakamadık kadınların gözlerine. Çocuğunu kucağında yatıran bir annenin sıcaklığını veremedik onlara. Kadın, aşktı. Sevişecektik, doğumdan ölüme el üstünde tutacaktık, saçlarını okşayacak, koruyup kollayacaktık. Yırtıcı hayvanlardan ve doğal felaketlerden koruduk ama kendimizden koruyamadık onları. Kitaplarla birlikte yaktık kadınları. Irzlarına geçtik, doğduklarında diri diri toprağa gömdük, öldüklerinde topraktan çıkarıp "nekrofili" diye bir kelime yarattık, saçlarını çektik, kafalarını ittik, tokat attık, suratlarına tükürdük, kiraladık, sattık. Cenneti bir köşeye fırlatıp ayaklarının altındaki tabureleri tekmeledik, astık kadınları. Aşkı biz yok ettik. Şimdi aşkı bulmak için yırtınıyoruz. Dünya bir cennetti. Meyvelerini yiyecek, ağaçlarına tırmanacak, derelerinde yıkanacaktık. Meyvelerin genleriyle oynadık, ağaçları kestik, derelerine pisledik. Cenneti biz yok ettik. Şimdi cennete gitmek için iyi huylu bireyler olmaya çalışıyoruz... (Fomenta)
- Dudaklarını öperken bir korku sardı içimi. O kadar güzeldi ki onu öpmek. İlk kez ölümden korktum. Korktuğum ölüm benim ki değil, onunkiydi. Öldükten sonra karışacağım yokluk, onun ölümüyle alışamayacağım yalnızlıktan daha kabul edilebilir bir sondu. (Fomenta)
- Yalnızlıktan daha büyük bir lanet yoktur evlat. Ölüm falan hikaye. Bizim gibiler için ölüm bir lütuftur. İnsanlar ölümden değil, ölüm sırasında çekecekleri acıdan korkar aslında evlat. Biz ölmüyoruz, her gün ölüm acısı çekiyoruz. (Fomenta)
- Dünyanın en güzel karakterli fakat en çirkin vücutlu gelini, hoşça kal. Gittiğin bir yer varsa eğer umarım güzeldir. Dünya dediğin;araf,zemini kaygan,bela dolu bir han. Bedeninden büyük bir yüreğin vardı bl, dünyaya sığmadı. Resmiyette zaten kimsem yoktu,sen gittin yalnız kaldım. (Zürafa Tozu)
- Aynadaki yüzüm ve ben ağlardık. Ben hiç büyümek istememiştim. Hep o büyümek istedi. Ben dişlerimi sıka sıka “Dur!” diye bağırsam da hiç dinlemedi beni. Her geçen gün daha da çok büyüdü. Saatler ve dakikalar da onun yanındaydılar. Üstelik güçlenip aylara, yıllara dönüşüyorlardı. Bense yalnızdım hep. Şimdi aynadaki yüzüm de pişman. Bana zıt hareket ettiği için ona kızamam. Benim tersime hareket etmek onun doğasında var. Bundandır; benim sağ gözümün, onun sol gözü oluşu… (Zürafa Tozu)
- ... İnsanlar, çirkinliğe katlanamıyor. Yabani otları yolup yerlerine papatyalar ve güller dikiyor. Sizce kanyaşların umurunda mı insanlar tarafından beğenilmek? Aksine, kanyaşlar bu durumdan pek bir memnundurlar. Böylece bir insanın bahçesinde çıkmadıkları sürece kimse onları koparmaz. Ya da bir kuzgunun umuruna mıdır sesinin insanlar tarafından beğenilmemesi? Aksine, kuzgunlar bu durumdan memnundurlar çünkü insanlar tarafından kafese tıkılmazlar. İnsanlar, güzeli sever ve güzellikleri tüketene kadar esir ederler. Aynı, saraylara hapsedilmiş yalnız ve güzel kızlara yaptıkları gibi. Ben memnunum beyim çirkinliğimden... (Ottomania)