Korona Deyip Geçmeyin!


Çin’de ortaya çıkan ve kısa sürede tüm dünyayı etkisi altına alan yeni tip korona virüsü her geçen gün daha fazla kişiye bulaşıyor. Özellikle kronik rahatsızlığı olanları ve yaşlılar başta olmak üzere herkes için ölümcül olan yeni tip korona virüsü önce grip benzeri semptomlarla başlayıp ölüme kadar götürüyor.

Evet, Korona deyip geçmeyin. Biz de ailecek 20 gün önce bu merete yakalandık.

Bir hafta boyunca çok zor bir süreçten geçtik. Ama önümüzdeki süreç toplum açısından sanki daha zor olacak. Aşı ne zaman çare olur, belli değil. Belli ki bu süreç daha çok zaman alacak.

Bu virüsün insanlara bulaşması oldukça kolay olduğu için alınan tedbir ve önlemlere uymadığınız takdirde bir anda sevdiklerinize ölümün yolunu açabiliyorsunuz.  

Hatta kişi hastalık belirtilerini göstermeden önce 14 gün kuluçka süresi ile karşı karşıya kaldığından gittiği her yerde bu virüsü başkalarına da bulaştırabiliyor.

Aslında hakkında çok da bilgi sahibi olmadığımız ve bilim insanlarının da net bir şekilde ortaya koyamadıkları virüs, herkeste farklı şekilde boy gösterebiliyor.

Bilimin karşısında aciz kaldığı bu virüs konusunda öncelikle yetkililerin tavsiyelerine çok dikkat etmemiz gerekiyor. Bu virüsün önüne geçebilmek, sevdiklerimizi kaybetmemek için uzmanların belirlediği kurallara uymak hem kanunen, hem dinen, hem de ahlaken gereklidir.

Bana bir şey olmaz diyenlere bakıyorsunuz. Piyangodan kaptığı virüs sayesinde birkaç gün sonra yatağa, sonra sırasıyla acil servise, yoğun bakıma, entübeye ve bir de bakıyorsunuz dağ gibi adamı toprağa vermişler.

Hastalık riski yüksek, zor günler yaşadığımız bu dönemde hem kendimiz hem sevdiklerimiz açısından çok hassas olmalıyız.

Bu hassas süreçte yetkililerimizin her bir tedbir uyarısını, tavsiyesini söylenenin de üzerinde dikkate alma gayreti içerisinde olmalıyız.

İnsanların hasta olmasını engelleyen yegâne savunma mekanizması bağışıklık sistemi olmasına rağmen bu virüse karşı o bile çaresiz kalıyor.

Tabi ben de yakalanırsam bari bağışıklık sistemimin en güçlü olduğu yaz döneminde kendisiyle yüzleşmek istiyordum.

Tedbir ve önlemleri almama rağmen 20 gün önce yapılan PCR test sonucum pozitif çıkmış ve gerekli test, tomografi ve muayene sonucu evde tedavi ve istirahat etmeye karar verilmişti.

İlaç tedavisinin yanında beş günlük şiddetli ağrılardan sonra Rabbimin şifası ile çok şükür halsizlik ve yorgunluk hariç genel sağlık durumum iyileşmişti. Buradan il sağlık müdürümüz Dr. Saffet Yavuz nezdinde tüm sağlık çalışanlarına teşekkür ediyorum.

Bu süreçte korona sayesinde bugün bu hastalık karşısında çaresiz kalsalar da  bilimin ve bilim adamlarının değerini bir kez daha hatırlamış oldum.

Tat ve koku kaybında Allah’ın verdiği her nimetin güzelliğini bir kez daha idrak ettim.

Çektiğim acılarda sağlığın değerini bir kez daha anlamış oldum.

Salgının daha da uzun süre devam edeceği potansiyeli göz önünde bulundurduğumuzda beden ve ruh sağlığımızı da gerçekten zinde tutmalıyız. Düşünce ve duygu dünyamızı doğru yönetmeliyiz. Endişe ve kaygılarımızı dozunda tutmalıyız. Önlem ve tedbirlere, özellikle temizliğe hassasiyet göstermeliyiz.

Bu süreçte öğrendiğim çok önemli konulardan biri de yaşam kaynağımız olan oksijeni doğru ve yeteri kadar alıp kullanmayı öğrenmem oldu.

Bu denemeyi sizlerde aynanın karşısına geçerek yapabilirsiniz: Derin nefes alırken göğüste şişme ve omuzlarda oynama gerçekleşiyorsa yanlış nefes, sadece göbek, karın boşluğu şişiyorsa doğru nefes aldığınızı gösterir. Birçok hastalık, yanlış nefes almaktan yani bedenimizin her bir bölgesine yeterli oksijen sürekli sağlanamadığı için ortaya çıkmaktadır.

Doğru yani diyaframdan nefes, bedene gerekli oksijeni tam sağlarken, yanlış yani göğüsten nefes ise beden ve beyine yetersiz oksijen ulaştırır.

Aldığımız oksijeni bedenimize dengeli dağıtma görevini yerine getiren diyafram kasımızı doğru ve aktif kullanmayı da bu sayede öğrendim.

Meğer dünyaya ne kadarda çok kaptırmışız kendimizi. Gelecek kaygısıyla neler kaçırmışız.

Sağlık kadar hiçbir şeyin önemi olmadığını kim daha iyi anlatabilirdi ki bu virüs kadar. 

Bizden götürdükleri kadar öğrettikleri de unutulmaz kılacak koronayı.

O çok sevdiklerini karşında görüp de sarılamamanın ne olduğunu öğretti bize.

***

Biraz da karantina sürecinden bahsetmek istiyorum.

İtiraf edeyim karantina süresince “İyi ki karantina var. İyi ki yazı icat edilmiş. İyi ki Bill Gates bu bilgisayarı geliştirmiş. İyi ki telefon ve internet var.?”deyip durdum.

Sevdiklerinizin sizin için dua ettiğini bilmek de güzel bir duyguydu. Bu süreçte bazılarına cevap vermeye yetişemesem de sevdiklerimizle konuşabilmek, paha biçilmeyecek kadar güzel bir işmiş. Kilometrelerce uzakta olan dostlarınızla görüntülü bir şekilde konuşabilmek müthiş bir şey.

Karantina sürecinde dışlanmış hissine kapılıyor olsanız da moralinizi yüksek tutmanız lazım. Bu süreci lehinize çevirebilmenin yolu pozitif düşünmekte geçiyor. Yani siz negatif düşünüp olumsuz hayaller üretip psikolojinizi olumsuz hale çevirirseniz, beyniniz de bu hayalleri gerçek olarak algılayıp kaygı ve endişeye kapılır, beden ve iç organlarda olağanüstü hal ilan ederek ruhsal durumu gerginleştirir, kişinin gereksiz yere normal halden çıkmasına yol açar.

Bu durum psikolojinin ve bedeninizin gereksiz yere yorulması ve zayıflamasına yol açarak bağışıklığınızı zayıflatır. Gereksiz yere oluşan stres ve kaygı hali uzun süre devam ettiğinde ise beden sağlığını tehlikeye sokarak bağışıklık sistemini köreltmeye başlar.

Bu sebeplerle her daim pozitif düşünerek zihnimizi verimli kullanmak adına mutlaka her günümüzü, bedenimizi normal yaşantımızda kullandığımız gibi zinde tutarak aktif kullanmaya, zamanımızı en verimli şekilde değerlendirmeye çalışmalıyız. Planlı, sistemli, verimli ve moral seviyesi yüksek bir şekilde günlerimizi geçirerek elimizde olan imkânları en olumlu şekilde değerlendirmeye gayret etmeliyiz.

***

Bu arada eğitim sezonun açılmasıyla MEB’de hummalı bir çalışma var. Bu konuda, veliler, kurumlar ve sivil toplum örgütleri de kesinlikle MEB’e destek olmalıdır! Çünkü tek başına bu yükün altından kalkmaları mümkün değil.

Zamanında Sağlık Bakanlığı ve sağlık personelini ayakta alkışladığımız gibi inanıyorum ki onlar da bu süreçte bu alkışı hak ediyor. 

Nezir Güneş

Mardin Gazeteci ve Yazarlar Derneği Kurucu Başkanı Mardin Life Dergisi ve Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Şırnak AA-TRT Muhabiri 2000-2002 Şırnak İHA Muhabiri 2002-2004 Mardin İHA Temsilcisi 2004-2

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle