# 10 Ağustos ya da Yeni Türkiye'nin Miladı

> 

- Kaynak: Mardin Life
- URL: https://www.mardinlife.com/kose-yazisi/10-agustos-ya-da-yeni-turkiyenin-miladi
- Dil: tr-TR
- Yayın tarihi: 2014-08-12T13:07:57+03:00
- Güncelleme: 2014-08-12T13:07:57+03:00
- Yazar: MUHAMMED İKBAL SAYLIK
- Kategori: KÖŞE YAZISI

10 Ağustos 2014 artık bu ülke tarihinde milat olarak
kabul edilecek bir tarih olarak sayfalarda, takvimlerde yerini aldı.


İstikrarsız, senede bir hükümetlerin düştüğü, her on
yılda bir darbe ve muhtıraların yaşandığı eski Türkiye artık resmen tarihin
tozlu arşivlerinde yerini aldı.


Şimdi artık karşımızda yeni Türkiye var; milletin
doğrudan söz sahibi olduğu, tercihlerini doğrudan yansıtabildiği yeni bir
Türkiye’deyiz.


Siyasete en temel kademeden başlayarak adım adım tırmanan,
zorlama ithal adaylar gibi paraşütle değil, alın teriyle ve tırnaklarıyla
kazarak gelen; ülkeye son 12 yılda devrim niteliğinde dönüşüm ve değişimi
yaşatan Recep Tayyip Erdoğan bu ülkenin seçimle gelen ilk cumhurbaşkanı oldu.


Aslında 10 Ağustos günü yapılan sıradan bir
cumhurbaşkanlığı seçimi değildi.


Bu, yukarıda da belirttiğim gibi, yeni Türkiye’nin
resmen kuruluş günüydü.


Aslında sadece Türkiye için değil hem Ortadoğu
bölgesi için hem de İslam âlemi için yeni bir dönemin ilk günüydü dün.  


Geçtiğimiz yıl Mayıs ayından beri her türlü plan,
senaryo ve entrikalarla engellenmek istenen bu milletin ayağa kalkmasının
engellenmesine yönelik planlar bir bir boşa çıktı.


Gezi süreci ile başlayan, 17-25 Aralık operasyonları
ile devam eden bu dönemde tek hedef milletin iktidar yürüyüşünü engellemek,
millet iradesinin Çankaya’ya yansımanı önlemekti.


Eğer bu operasyonlar başarıya ulaşmadıysa bunun
nedeni milletin basiretidir ve kendi iradesine sahip çıkmasıdır.


Bu planlar başarılı olsaydı bugün yine eski Türkiye’nin
vesayetçi ve statükocu anlayışı ile yönetilen ve dahası çözüm süreci gibi
hayati öneme sahip projelerin rafa kaldırıldığı bir ülkede yaşıyor olacaktık.


Geçtiğimiz aylardan bu yana sürekli olarak önümüzde
çok kritik öneme sahip üç seçim olduğunu yazdık.


Bu seçimlerden ilki olan yerel seçimler 17-25 Aralık
operasyonlarıyla sabote edilmeye çalışıldı ama millet sağduyusuyla bu yargı
darbesine onay vermediğini gösterdi.


İkincisi cumhurbaşkanlığı seçimiydi; bu kez Kürt
siyaseti dışındaki tüm güçler ittifak halinde çatı adını verdikleri bir garabet
oluşumla yine milletin iradesinin karşısına dikildiler.


Hiçbir somut önerileri olmayan, tamamen şahsa
endeksli bir siyaset yürüttüler; “ne olursa olsun yeter ki Erdoğan olmasın”
partisi olarak adlandırabileceğimiz bu oluşum milletten ikinci ve daha büyük
tokadı 10 Ağustos’ta yedi.


Toparlanmaları biraz zaman alacak ama önlerinde bu
kez 10 ay sonra yapılacak genel seçimler var.


Yaralarını sarıp zaman kaybetmeden bu seçime
odaklanacaklar.


Ama bir darbe de Haziran 2015’ye yiyecekler, buna
şüphe yok, çünkü millet bu ülkeye gerçek anlamda çağ atlatan, kendi iradesini cesurca
ve korkmadan temsil eden ve zoru görünce bırakıp kaçmayan Erdoğan’ı 12 yıldır
olduğu gibi bundan sonra da yüzüstü bırakmayacaktır.


Seçim sonuçları bize iki galip ve bir mağlup
göstermiştir.


Kaybeden eskinin statükocu vesayetçi anlayışını
temsil eden çatı ittifakı olmuştur.


Kazanan ise yeni Türkiye olmuştur.


Kürt siyaseti de bu seçimin diğer bir galibidir.


Sadece Kürt sorununa endekslenen, toplumun tamamını
kapsayıcı söylem ve eylemlerden sürekli uzak duran Kürt siyasi hareketi, bu
seçimle birlikte ülkenin tamamına açılmış, söylem ve duruşunun karşılığını
kendi siyasi tarihindeki rekor oyla almıştır.


Bu durum çözüm sürecinin geleceği ve selameti
açısından da hayırlı olmuştur.


Daha önce çeşitli vesilelerle dile getirdiğim gibi;
sistemin en çok dönüştürmeye ve ezmeye çalıştığı ama tamamen başaramadığı iki
kesim olan dindar ve muhafazakâr kitleler ile Kürtler yeni dönemin asıl unsurları
olmuşlardır. 


Seçim sonuçları bölgemiz içinde çok önemlidir.


Özellikle IŞİD tehdidinin Suriye’den sonra Irak ve
Kürdistan sınırımıza da dayandığı bu dönemde bu tercih daha fazla önem
kazanmaktadır.


Suriye’de 3 yıldır devam eden iç savaş, yarım
asırdan uzun süredir devam eden Filistin meselesi, çıkış amacının aksi bir
anlam ve mecraya kayan Arap baharı, istikrarsızlığın pençesindeki Kafkasya
bölgesi, bölgeyi bir Şii hegemonyasına sokmak isteyen İran’ı düşündükçe bu
süreçte ve dönemde eskinin pısırık, korkak, nemelazımcı ve slogan olarak da
“yurtta sulh cihanda sulh” anlayışında olan yönetimlerin bu ülkeye
kazandıracağı değil aksine kaybettirecekleri vardır.


Bugün bu ülkenin en önemli meselesi olan çözüm
sürecinin devamı da ancak bu irade ile mümkündür.


Evet, 10 Ağustos sadece bir seçim tarihi değildi, o gün sadece bir
Cumhurbaşkanı seçilmedi. 


10 Ağustos’ta yeni bir tarihsel süreç de başladı. 


10 Ağustos yeni bir kuruluşun kapılarını açtı. 


Bu sürecin tamamlayıcı unsuru da önümüzdeki Haziran ayında olacak. 


12 yıldır devam eden Türkiye'nin normalleşmesi hızla devam edecek.


Türkiye kuruluşundan yaklaşık bir asır sonra elini kolunu bağlayan zincirlerden,
vesayet anlayışından, kendisine ayak bağı olan prangalardan, önyargılardan,
kamburlardan kurtulacak. 


Bölgemizde ve dünyada tarih değişirken, coğrafya yeniden şekillenirken eski Türkiye
de tarihe karışacak. 


Kısacası,
doğum sancıları 2002’de başlayan ve doğumu 10 Ağustos 2014’te gerçekleşen yeni
Türkiye'ye hoş geldiniz.

---
Kaynak: [Mardin Life](https://www.mardinlife.com/kose-yazisi/10-agustos-ya-da-yeni-turkiyenin-miladi)