# 27 Mayıs darbesi ve yine Uludere

> 

- Kaynak: Mardin Life
- URL: https://www.mardinlife.com/kose-yazisi/27-mayis-darbesi-ve-yine-uludere
- Dil: tr-TR
- Yayın tarihi: 2012-05-27T13:36:00+03:00
- Güncelleme: 2012-05-27T13:36:00+03:00
- Yazar: MUHAMMED İKBAL SAYLIK
- Kategori: KÖŞE YAZISI

Bugün
27 Mayıs.


Darbeler
geleneğinin ilk ve en aşağılık komploları ile yapılanı olan 1960 darbesinin yıl
dönümü.


27
yıl süren tek parti diktasının ezdiği, zulmettiği Türkiye halkı, 1950’de “yeter
söz milletindir” sloganı ile tek parti istibdat rejimini devirmiş ve Demokrat
Parti’yi başa getirmişti.


DP
iktidarı, dikta rejimi altında inim inim inleyen kitleler için çölde bir vaha
misaliydi.


Ezanın
tekrar Arapça okunmaya başlaması, Kuran kurslarının yeniden açılması, tek tip
insan yetiştirme amacıyla kurulmuş olan köy enstitülerinin kapatılması,
ekonomide katı devletçi uygulamalardan nispeten daha liberal bir döneme
geçilmesi gibi politikalar halkın DP’ye olan teveccühünü arttırıyordu.


Uzun
uzun yazmaya gerek yok. 


Bu
teveccüh sonucunda DP daha yüksek bir oranıyla ikinci kez işbaşına geliyordu.


DP
dönemi her şeyin kusursuz yürüdüğü, ülkede her şeyin güllük gülistanlık olduğu,
devletin tam demokratikleştiği bir dönem değildi elbette.


Yanlışları,
hataları elbette vardı.


Atatürk’ü
Koruma Kanunu gibi dünyanın hiçbir yerinde olmayan garip bir kanun DP
iktidarının eseriydi.


Cezayir’de
Fransız soykırımına karşı BM’de Fransa’yı kınama amacıyla yapılan oylamada
Türkiye’nin Fransa lehine oy kullanması affedilemez bir hataydı.


Ancak
bütün hatalara ve yanlışlara rağmen halkın teveccüh gösterdiği sevdiği bir
isimdi merhum Menderes.


1960
darbesine giden yol medya, üniversite ve CHP işbirliğiyle hazırlandı.


Tıpkı
sonraki darbelerde olduğu gibi.


Sonunda
darbe yapıldı ve halkın oylarıyla yönetime gelmiş bir başbakan, iki bakanıyla birlikte
idam edildi.


İdamlarından
önce her türlü aşağılamaya, hakarete ve işkenceye maruz bırakılarak.


Bunların
en basiti izleyici adı altında mahkeme salonuna getirilen CHP
militanlarının tükürükleriydi.


İdamından
bir saat önce merhum Menderes’e prostat muayenesi adı altında adice bir işkence
bile reva görüldü.


Bugün
CHP ve ulusalcı zihniyet 27 Mayıs darbesini bir devrim olarak nitelendirmeye
devam ediyor.


27
Mayıs darbesi ülkede kötü bir geleneği başlatmış; CHP’nin durumdan memnun
olmadığı dönemlerde geleneksel müttefikleri olan medya ve üniversite desteğini
arkasına alarak orduyu meşru iktidarın üzerine sürdüğü darbe ve muhtıralar
sürecini başlatmıştır.


12
Mart muhtırası, 12 Eylül darbesi, 28 Şubat post modern darbesi ve 27 Nisan
e-muhtırası hep bu geleneğin devamıdır.


Türkiye
bu dönemleri geride bırakıyor hızla.


Darbe
ve muhtıra failleri artık hesap veriyor.


Mecliste
kurulan darbe araştırma komisyonu mutlaka gündemine 27 Mayıs darbesini de
almalıdır.


Her
ne kadar darbenin failleri artık hayatta olmasalar da, vicdanlarda zaten mahkûm
edilmiş olan 27 Mayıs darbesi kurumsal olarak da mahkûm edilmelidir. 


Başta
Cemal Gürsel olmak üzere tüm darbecilerin isimlerinin verildiği cadde, sokak,
mahalle, stadyum gibi yerlerden bu isimler kaldırılmalıdır.


Kenan
Evren için yapılan uygulamalar Cemal Gürsel’den de esirgenmemelidir. 


Başta
27 Mayıs darbesinin kurbanları Menderes ve arkadaşları olmak üzere darbeler
döneminin tüm kurbanlarına Allah’tan rahmet diliyorum.


Uludere için Adalet


Hükümetin
Uludere konusundaki tutumu ve yaklaşımından bizler gibi rahatsız olanlar da var
muhafazakâr camia içinde.


Bunlar
içinde en dikkat çekeni, bir grup Müslüman gencin başlattığı ve hızla büyüyen
bir imza kampanyası Uludere ile ilgili.


Uludere
konusundaki her açıklamanın “milli menfaatler” diyerek susturulmaya
çalışıldığı, neredeyse Uludere lafını telaffuz etmenin bile yasaklanmak istendiği,
bu hükümetin malum üyesinin elinden gelse Uludere’de ölenlerin mezarına bir
bomba da kendisinin atacağı bir dönemde İslami kesim içinden böyle cesur bir
haykırışın çıkması çok önemli.


Açıklama
aynen şöyle:


“Biz aşağıda imzası bulunanların,
Müslüman kardeşlerimize çağrısıdır:



"Ey iman edenler, Allah için hakkı ayakta tutanlar ve adaletle şahitlik
yapanlar olunuz. Bir kavme olan kininiz, sizi adaletsizliğe sevk etmesin.
Adaletli olun, çünkü o, takvaya daha yakındır. Allah'tan korkun. Şüphesiz
Allah, yaptıklarınızdan haberdardır" (Maide 8)



"Dicle'nin kenarında bir kurt bir kuzuyu yese Allah hesabını Ömer'den
sorar." (Hz. Ömer).



"Şam'da, Bağdat'ta, Kabil'de masum insanlar, çocuklar öldürülürken, biz
sessiz, tepkisiz kalamayız." (Recep Tayyip Erdoğan). 



28 Aralık 2011 tarihinde, Müslümanlardan müteşekkil AK Parti Hükümeti'nin
yönettiği Türkiye'de, tek suçu Uludere'de doğmak olan 34 kişi, devletin savaş
uçakları tarafından bombalanarak öldürüldü. Katliam sonrası, yaslı aileler
cenazelerini topraktan kazıyıp, katırlarla taşımak zorunda bırakıldı.



Mahallesinde komşusu öldüğünde bir hafta televizyonunu açmayan insanların
oyuyla belediye başkanı olanlar, yas ilan edilmesi gereken vakitte yılbaşı
kutlamalarına oluk oluk para akıttılar.



Hükümetin ilk başta "komplo" olarak tanımladığı ve "Ankara'nın
karanlık dehlizlerinde

kaybolmayacağı" sözünü verdiği Uludere için şimdilerde "Hataysa hata,
tazminatsa tazminat" denir oldu.



Emine Erdoğan, Sümeyye Erdoğan, Beşir Atalay ve Fatma Şahin'in ziyaret edip
acılarını paylaştığı, mevlütlerine iştirak ettiği merhumlar için, İçişleri
Bakanı "Ölmeselerdi kaçakçılıktan yargılanacaklardı" diyebildi.



Diyarbakır Savcılığı'nın gizlilik şerhi koyduğu dosyanın daha sonra askeri
savcılığa havale edileceği açıklandı.



Katliamda yakınlarını kaybedenlerden helallik istenmeden tazminat verileceği
söylendi. Daha sonra bu tazminat sanki lütufmuş gibi gösterildi.



Müslüman temsili de olan bir kısım medya, Uludere yarasını gündeme getirmenin
PKK'nın işine yaradığını öne sürerek adalet istemeyi terör suçu olarak
göstermeye çalıştı.



Allah'a ve ahiret gününe iman eden bizler, Uludere'de öldürülen masumların,
Gazze'de, Bağdat'ta Kâbil'de ve Şam'da öldürülen masumlardan farklı
olmadıklarını, aynı derecede mazlum olduklarını Müslüman kardeşlerimize
hatırlatıyoruz.



Anne-babamız aleyhinde dahi olsa adaleti ayakta tutmak zorunda olan bizler,
Uludere'de katledilenlerin ahının yerde kalmasını istemiyoruz.



İdarecilerimizin Allah'tan korkmalarını, hesap gününü düşünmelerini ve failleri
saklayarak suça ortak olmamalarını istiyoruz.



Sorumluları ortaya çıkartmaktansa, öldürülenlerde kusur arama çabalarına son
vermelerini talep ediyoruz.



Hak yerini bulmadığı takdirde, dünyada ve ahirette adil olmadıklarına şahitlik
edeceğimizi ilan ediyoruz”. 


Evet,
açıklama aynen bu şekilde.


İmza
sayısı hızla artıyor.


İmza
vermek isteyenler http://www.uludereicinadalet.com/index.php
linkinden sayfaya ulaşabilirler.


En
azından, “bu adaletsizlikler yaşanırken sen ne yaptın” sorusuna cevap olarak
“bir imza ile karşı çıktım” diyebilmek için.


“Sizden
biriniz bir kötülük gördüğünde önce onu eliyle düzeltsin, gücü yetmiyorsa
diliyle ikaz etsin, ona da gücü yetmiyorsa kalbiyle buğz etsin, ama bu imanın
en zayıf halidir” diyen Hz. Peygamber (s.a.v.)’in ümmeti olarak yapılan
adaletsizlik ve haksızlığa karşı ne milli menfaatler ne “inananların iktidarını
zedelememe” gibi gerekçeler ne de “bunlar zaten kaçakçıydı” gibi vicdansız ve
insafsız bahane ve mazeretler bizi bu konuda konuşmaktan men etmemelidir. 


İktidarlar,
makamlar hep gelip geçicidir.


Hesap
gününde “milli menfaatler için sustum” diye bir mazeretin kabul göreceğini
sanan birisi var mı aramızda?


 

---
Kaynak: [Mardin Life](https://www.mardinlife.com/kose-yazisi/27-mayis-darbesi-ve-yine-uludere)