# Adım adım 10 Ağustos’a

> 

- Kaynak: Mardin Life
- URL: https://www.mardinlife.com/kose-yazisi/adim-adim-10-agustosa
- Dil: tr-TR
- Yayın tarihi: 2014-07-03T15:20:41+03:00
- Güncelleme: 2014-07-03T15:20:41+03:00
- Yazar: MUHAMMED İKBAL SAYLIK
- Kategori: KÖŞE YAZISI

Ve sonunda beklenen oldu; malum ilan edildi ve Başbakan
Erdoğan resmen AK Parti’nin cumhurbaşkanı adayı oldu.


Uzun süredir beklenen bir şey olmasına rağmen, her zaman “acabalar”
vardı kafalarda.


Acaba Erdoğan bir sürpriz yapıp siyasi analistleri yine
ters köşeye yatırır mıydı?


Ancak bu konudaki en güçlü sinyal geçtiğimiz ay AK Parti
MKYK tarafından alınan “3 dönem kuralına devam” kararı oldu.


Bu kuralda ısrar edilmesiyle birlikte artık Erdoğan’ın
gönlündeki makamın ne olduğu da iyice belirginleşmiş oldu.


Eğer olağanüstü bir durum (darbe, savaş vs.) yaşanmazsa
önümüzdeki Ağustos ayında (büyük ihtimalle de 10 Ağustos’ta) bu ülkenin 12., ama
halkoyuyla seçilmiş ilk cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan olacak.


Her ne kadar Çankaya’da 2007’den beri Abdullah Gül gibi
milletin sevdiği ve benimsediği bir isim oturuyor olsa da, Erdoğan’ın adaylığı
ve seçilmesi milletin oylarıyla olacağı için çok daha anlamlı ve önemli.


Geçmişten bugüne normal şartlarda neredeyse tek bir cumhurbaşkanı
bile seçilemedi bu ülkede.


Ülkenin kurucuları asker olduğu için doğal olarak bu
görev hep askerlere layık görüldü; askerin tepesindekiler kendilerini doğal
cumhurbaşkanı adayı olarak gördüler hep.


Kendilerine bu makam verilmeyenler de işin kolayını bulup
bir darbeyle ele geçirdiler.


Ya da yargı bürokrasisinden (jüristokrasi) gelenler şapkadan
çıkan tavşan misali kendilerini bir sabah o koltukta buluverdiler.


Halkın içine sinerek o makama gelenler ya Celal Bayar
gibi bir darbeyle alaşağı edildiler, ya Turgut Özal gibi “alışamadık”, “Çankaya’nın
şişmanı” gibi küçültmelere muhatap oldular ya da Abdullah Gül gibi
e-muhtıralara, 367 oyunlarına maruz kaldılar.


Demirel gibi sivil siyasetten gelen birisi ise o makama
seçildikten sonra içinden geldiği siyasete ihanet etti ve meşru hükümeti
devirmek için vesayet rejimiyle işbirliği yaptı.


O yüzden 2007’den beri millet iradesini temsil eden bir
ismi ağırlıyor olsa da, görev, yetki ve temsiliyet itibariyle eski Türkiye’nin
bir ürünü olan mevcut cumhurbaşkanlığı makamı, artık yeni yetki ve
sorumlulukları ile birlikte artık siyasi ağırlığı olan ve bir yerde başkanlık
olarak ifade edilebilecek bir makam haline gelecektir.


Geçmişte bu makama gelen sivil isimler buraya bir kaçış
planı içinde gelmişlerdi.


Merhum Özal, giderek küçülen ve ilk seçimde muhalefete
düşeceği artık gün gibi ortada olan bir partinin lideri olarak apar topar
çıkabilmişti Çankaya’ya.


Demirel de Özal’ın ölümünün ardından ülkede eksiği
çekilen güçlü lider figürünü öyle veya böyle dolduran tek isim olarak kişisel
bir hırsla çıkmıştı oraya. 


Oysa bu sefer durum öncekilerden daha farklı çünkü Erdoğan
artık popülaritesini kaybetmiş bir lider olarak değil, aksine 2002’den beri
sürekli artan bir desteğe, girdiği her seçimi kazanmak gibi bir grafiğe sahip
bir lider olarak yürüyor Çankaya’ya.


Arkasındaki güçlü desteğe güvenerek yeni Türkiye’nin
dönüşümünü de bizzat o makamdan uygulamaya devam edecek.


Aday tanıtım toplantısında verdiği mesajlarda da
görüldüğü gibi, 2002’den beri sürdürmekte olduğu değişim ve dönüşüm
politikaları, o Çankaya’ya çıktığında da değişmeyecek. 


Özellikle çözüm süreci, AB ile entegrasyon ve büyük önem
verdiği devlet içindeki paralel yapılarla mücadeleye aynen devam edeceği
görülüyor.


Eski Türkiye’nin bekçileri son bir gayretle “belki bu
sefer başarırız” diyerek “Ekmel Bey” (Ekmeleddin değil) üzerine kurdukları son
model (!) stratejilerine asılarak beyhude bir umutla 10 Ağustos’u beklemeye
devam edecekler.


Erdoğan'ı destekleyenler ise
aslında Erdoğan ve onun davasında aslında kendisini görüyor, ona sahip çıktıkça
aslında kendisine sahip çıkıyor. 


İşte bu sebeple 2002’den beri
her seçimde olduğu gibi 10 Ağustos'ta da bu millet sandığa gidecek ve yine
Erdoğan’ın şahsında yine kendisine oy verecektir.


Bu arada HDP de bu seçimleri
izlemek yerine aktif bir şekilde bizzat içinde olmayı tercih etmiştir.


Adaylık konusunda da partinin
mevcut isimleri içinde en kaliteliler arasında ilk sırada gösterilebilen
Demirtaş’ın aday olması bu aktif rolün ilk işaretlerindendir.  


Özellikle çözüm
sürecinin devamı açısından hayati önem sahip yasal çerçevenin Meclise gelmiş
olması bu sürecin kalıcılığı ve başarısı için hepimize umut veren bir
gelişmedir.  


İşte bu yeni
süreçte eskisine nazaran daha aktif ve daha kapsayıcı bir HDP izleyeceğimizin
ilk işareti de bu seçimlerdir.

---
Kaynak: [Mardin Life](https://www.mardinlife.com/kose-yazisi/adim-adim-10-agustosa)