# Aldatanları İfşa Etmek

> 

- Kaynak: Mardin Life
- URL: https://www.mardinlife.com/kose-yazisi/aldatanlari-ifsa-etmek
- Dil: tr-TR
- Yayın tarihi: 2017-08-07T16:47:00+03:00
- Güncelleme: 2017-08-07T16:47:00+03:00
- Yazar: MUSTAFA AYDIN
- Kategori: KÖŞE YAZISI

Bazı olaylar vardır ki, sonrasında gelişen olayların
lokomotif gücü olur ve on yıllarca etkisini gösterir. Tarihin kırılma ya da
sıçrama anları vardır. O anda verilen tepki ve duruş tarihin seyrini,
toplumların gidişatını değiştirmede kilit rol oynar.


Darbeler konusunda Türkiye olarak defalarca aşılandık… Son
onbeş yılda ‘demokratikleşme’ ‘özgürlükler’ ve ‘kalkınma’ paketleriyle bünyemiz
daha dirençli ve bağışıklık sistemimiz daha güçlü hale geldi.


15 Temmuz öncesi referandum, HSYK seçimleri, MİT başkanına
yönelik teşebbüsler, 17-25 Aralık operasyonları, MİT tırları… olaylarından
sonra seçilmiş meşru hükümete yönelik fiili darbe kalkışması ile süreç
neticelenmiş oldu.


Ancak darbe teşebbüsünde halkımızın basireti ve riyasetin
dirayeti ile tarihi bir dönüm noktası aşılmış olsa da, sonrasında yeni bir
durum ve mücadele alanının oluştuğu da gözükmektedir.


İçeride ahlaki ve sosyal zeminini kaybeden FETÖ, dışarıda
örgütlü ve dış destekli olarak zeminini korumaya hatta tahkim etmeye devam
ediyor. Bu meyanda bil-umum Türkiye düşmanları (örgüt, devlet, akım, medya,
diplomasi ve lobiler) ile işbirlikçiliğine daha da hız vermiş bulunmaktadır.


FETÖ’nün 15 Temmuz’a giden yolda döşediği taşların neler
olduğunu ve ülkenin yönetilemez hale gelmesi için başta terör örgütleri ve
yabancı istihbarat ajanlarıyla kurduğu işbirliği milletimiz nezdinde malumun
ilamıdır artık…


FETÖ ile mücadele ve operasyonlar (bazı özensizlikler ve
dikkatsizlikler olmakla beraber) hukuki, ahlaki ve sosyal açıdan güçlü bir
meşruiyete sahiptir.


FETÖ operasyonlarında (sosyal katkı ve enformasyon açısından
bazı yetersizlikler olsa da) ilişkilendirilenlerin kahir ekseriyeti isabetli
olmuştur. Bu amaçla kurulan komisyonlar marifetiyle varsa -ki az da olsa
vardır- masum olanlar inşallah aklanacaktır.


FETÖ klasik tüm örgütsel yapılardan daha karmaşık ve
esrarengiz bir örgütsel yapıya sahip olduğu gibi, dış destek almada ve küresel
istihbarat örgütleriyle içli-dışlı olmada da en profesyonel yapıya sahiptir. Bu
nedenle kriminal açıdan hukuki mücadele kadar –hatta daha fazla- sosyal,
teolojik ve istihbari çabalarla desteklenmesi gerekmektedir. Geçmişte sosyal
meşruiyetini dini görünürlük ve sosyal etkinliklerle sağladığı için de FETÖ ile
mücadelede tüm sosyal, dini ve kurumsal yapıların sürece dahil olması ve
sorumluluk almaları gerekmektedir. Bunun eşgüdümünün sağlanması da elbette
iktidara düşmektedir.


15 Temmuz Direnişi’nin birinci yılını geride bırakıyoruz.
Ülkemizde bu alanda olup bitenleri, süreçleri, operasyonları, itirafları,
yanıltmaları, algıları, ihanetleri, istismarları ve travmaları doğru anlamak
için yeterli zaman oluştuğu kanaatindeyim.


Bu nedenle bazı hususları yeniden düşünme ve
değerlendirmenin de zamanı gelmiştir. Öncelikle de  17-25 Aralık sürecine -hatta 15 Temmuza-
kadar, bir şekilde bu yapıyla birlikte olmuş olanlara bazı hatırlatmalar
yapmakta fayda vardır.


Siz, dua etmek, cevşan okumak için gittiğinizi mi zannediyordunuz…


Siz, sadece hayır-hasenat işleriyle bunlar uğraşıyorlar diye
mi himmet gecelerinde bağışta bulunuyordunuz…


Siz, sadece Risale-i Nur okuyup Said-i Nursi’yi anlamak için
mi derslerine katılıyordunuz…


Siz, sadece çocuğum milletine, devletine faydalı olan
ahlaklı bir kişi olsun diye mi dershanelerine, okullarına gönderiyordunuz…


Siz, sadece faizsiz bir kuruluştur diye mi bankalarına para
yatırıyor veya hesap açıyordunuz…


Siz, sadece ülkemizin kalkınması ve dayanışma niyetiyle mi
işadamları derneklerine kayıt yaptınız…


Siz, sadece hayırlı çalışmalara katkı olsun diye mi dernek,
vakıf ve cemiyetlerine üye oldunuz..


Siz, ailenizi bırakıp -çok yetenekli olduğunuz halde- asgari
ücret karşılığında  yurt dışındaki
okullarda sadece hizmet! aşkıyla mı tutuştunuz…


Siz, siyaset, dünya malı, otorite düşünmeyen ve bundan
teberri eden bir topluluk içinde sadece ahlaki kaygı mı taşıyordunuz…


Siz, Reis-i Cumhur’un ‘bunlara kanmayın, bunlar haşhaşi,
bunlar legal görünümlü olsa da, aslında illegal faaliyet içinde bulunanlardır’
beyanlarını binlerce defa işittiğiniz halde; zinhar, ‘bunlar asla millet,
memleket ve İslam aleyhinde bir şey yapmaz’ şeklinde düşünen saftirik kişiliğe
mi sahiptiniz.. 


Siz, Türkiye’de ve Dünya’da bulunan bütün İslami oluşumlara
sırtını çevirip düvel-i muazzama’ya –özellikle de ABD ve İsrail’e- sırtını
dayayan bu yapının konum ve duruşunu fark edemeyecek kadar basireti kapanmış
biri miydiniz..


Siz, Fetullah Gülen’in ermiş, alim veya mehdi olduğuna
inanıp Allah ile özel iletişime –özellikle de rüya ile- geçen birisi olduğuna
mı inanıyordunuz…


…   …   …


Varsayalım ki yıllarınızı verdiğiniz, paranızı yatırdığınız,
bağışlarınızı yaptığınız, kurbanlarınız için vekalet verdiğiniz, çocuklarınızı
teslim ettiğiniz, emek, zaman ve imkanlarınızla fedakarlıkta bulunduğunuz yapı
ve kişilerin iyi ve zararsız olduğuna inanıyordunuz. 


15 Temmuz 2016 gecesi saat 22.00 dan sonra, bunların aslında
katil, yalancı, istismarcı, acımasız ve darbeci olduğunu fark ettiniz; tepkiniz
ne olmalıydı?


Sadece üzülmek mi? Sadece yakıştırmamak mı? Sadece hayal
kırıklığı mı olmalıydı? Eğer bununla yetiniliyorsa suç ortağı ve işbirlikçilik
devam ediyor demektir. 


Zamanı, evladı, imkanı, iyi niyeti ve  güveni çalınanlar ve dini duyguları istismar
edilenler olarak kendinizi görüyorsanız bunu ortaya koyma sorumluluğunuz ve
göreviniz de olacaktır.


Eleştirmek, mırıldanmak, üzülmek, karnından konuşmak yetmez;
meydanlarda, basında ve en önemlisi de hukuk önünde bildiklerinizi ve
yaşadıklarınızı paylaşmanız gerekir. 


Sizi kandıran, istismar eden ve zarar veren bu kişi ve
yapılara tepkilerinizi açık, etkili, sürekli ve yaygın bir şekilde ortaya
koymanız lazım.


O zaman mahkemeler de, siyasi erk de, toplumsal vicdan da
olumlu refleks verir.


Yoksa… Yoksa masum, suçsuz ve iyi niyetli olduğunuz hususunda
inandırıcı olamazsınız.


Zira her şey kamuoyu önünde cereyan ediyor ve milletin şahit
olduğu geçmişteki açık ilişki ve birliktelikleri kimse yok sayamaz. Öyleyse
kamuoyu önünde ve halka açık olarak alenice o sinsi yapıdan teberri edip onlar
tarafından istismar edildiğinin farkına varmış olduğunuza halkı da şahit
kılmalısınız. Doğrusunu ve kalpte olanı ise elbette Allah bilir.


Ama ‘kontrollü darbe’ ‘iktidar kavgaları’ ‘cemaatı
tasfiye bahanesi’ ‘yanlış anlamalar’.. gibi kavramları telaffuz ediyorsanız;
gidiniz derdinizi İsraile, Nato’ya ve ABD’ye anlatınız!


07.08.2017


 


 


 


 


 


 


 

---
Kaynak: [Mardin Life](https://www.mardinlife.com/kose-yazisi/aldatanlari-ifsa-etmek)