# Arap Dili Eğitimi

> 

- Kaynak: Mardin Life
- URL: https://www.mardinlife.com/kose-yazisi/arap-dili-egitimi
- Dil: tr-TR
- Yayın tarihi: 2015-12-14T21:35:07+02:00
- Güncelleme: 2015-12-14T21:35:07+02:00
- Yazar: MUSAB BARAN
- Kategori: KÖŞE YAZISI

Arapça 18 Aralık 1973’te
BM’nin altıncı resmi dili olarak kabul edilmiş olup, bir milyar üstünde farklı millet
bireylerinin konuştuğu, okuyup araştırdığı bir dildir. Bununla beraber yaklaşık
beş yüz milyona yakın bir nüfusun ana dilidir. Başta İslam dinin temel
kaynaklarından Kuran-ı Kerim ve Hadisin Arapça olması nedeniyle eğitim
öğretim olarak İmam-Hatip okullarında, İlahiyat Fakültelerinde, Arap Dili
bölümlerinde dini-ticari ve sosyal ilişkiler nedeniyle Arap dili eğitimi veren birçok
devlet ve özel kurumlar mevcuttur.


UNESCO (Birleşmiş
Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü) Yürütme Kurulunda 2012 yılında Fas ve
Suudi Arabistan’ın ortak önerisi üzerine 18 Aralık Dünya Arap Dili Günü olarak
kabul etmiştir. Son zamanlarda dini-ticari ve sosyal ilişkiler nedeniyle
Arap diline olan merak ve eğilim nedeniyle, Arap dili eğitimi hususunda
kısa bir derleme kaleme almaya çalıştım.


Arapça Sâmî diller ailesindendir.
Bu dil ailesinin eski Mısır dilini de içine alan bir Hâmî-Sâmî köke bağlı
olduğu düşünülmektedir.  Başta eğitimciler ve öğrenciler Arap dilinin
zorluğu ve karmaşalığından şikâyetçi oldukları gözlenmektedir. Bütün dillerin
kendisine göre zor ve kolay yönleri bulunmaktadır. Dil öğretiminde önemli olan
elverişli dil öğrenim ortamının oluşmasıdır. Bu elverişli ortam oluşur veya
oluşturulursa dil öğreniminde karşılaşılan zorlukların pek çoğunun üstesinden
gelmek mümkün olacaktır. Kuşkusuz, öğrencinin dilsel zekâsının olup olmadığı da
çok önemlidir. Bazen öğrenci için ortam elverişli, şartlar uygun ve öğrencinin
dilsel zekâsı da iyi olmasına rağmen dil istenilen şekilde öğrenilememektedir.
Böyle bir durumda başlıca etken, sevmek ve istemek olmaktadır. Öğrenci,
öğrenilen dili yeterince sevip istemedikçe, öğrenmeye çalıştığı dille gerekli
iletişimi kuramamaktadır. Kanaatimce bir dili öğrenememek diye bir şey yoktur.
Bence dil öğreniminde yukarıda sözünü ettiğim şartlar oluştuktan sonra başlıca
faktör, öğrenmek istediğiniz dili sizin ne kadar sevdiğiniz ve onu ne kadar
öğrenmek istediğinizdir. Eğer işin içinde sevgi yok ise, ondan verimli bir geri
dönüş almak neredeyse imkânsızdır. Bu dili hem öğrenenin hem de öğretenin bu
ilme öncelikle gönül vermesi esastır.


Bir yabancı dil öğrenimi
için uygun ortamın oluşması gerektiğinden söz ettim. Bu ortamın fiziki, beşeri
ve materyal ayağı bulunmaktadır. Başka bir deyişle yabancı dil öğretimi için
olmazsa olmaz üç şartın yerine getirilmesi gereklidir. Aksi takdirde bir şeyler
eksik kalacaktır. Yani, yabancı dil kitabı, öğretmeni ve öğrencisi kusursuz
olmalıdır. Eğer ders kitabı ve onu destekleyici materyaller uygun değil ve
yetersiz ise bu durum ister istemez öğrenimi olumsuz etkileyecektir. İyi
hazırlanmış bir ders kitabımız var, ancak öğretmen yetersiz ve kitabı nasıl
öğreteceğini ve dil öğretim yöntemlerini, tekniklerini ve sınıf içi
aktiviteleri nasıl yapacağını bilmiyorsa ve dersi Arapça olarak anlatmıyorsa
yine bir şeyler eksik kalacaktır. Diğer taraftan öğrencinin zekâ düzeyi, dili
öğrenmeye istekli olup olmaması öğrenimi olumlu veya olumsuz etkileyecektir. Bu
açıdan baktığımızda ülkemizde Arapça öğretiminde ciddi sıkıntıların varlığından
söz etmek kaçınılmaz olmaktadır. Dört beceriden daha ziyade okuma ve yazma becerisini
dinleme-anlama ve konuşma becerisine göre daha iyi sonuç vereceğini
düşünüyorum.


Bir dili öğrenmek
istiyorsan öncelikle o dili konuşmak gerekiyor. Bir insanın dili bilip
bilmediğinin en dikkat çekici göstergesi o dili konuşması veya konuşamamasıdır.
Bunun için de doğru telaffuz çok önemlidir. Arapçayı Arap gibi telaffuz etmek
esastır. Bu bakımdan ülke genelinde Arapça öğretmenlerinin ve öğretim
üyelerinin yeterli olduğunu söylemek zordur. Türkiye’de Arapçanın okuması,
yazması, grameri ve kısmen dinleme-anlaması öğretilirken konuşma becerisi çok
zayıf kalmaktadır. Bu konuda öğretmenlerin yetersiz olması ve derslerini Arapça
vermemeleri/verememeleri başlıca etkendir. Kuşkusuz ders dışında pratik yapma
imkânının olmaması da öğrenimi olumsuz etkileyen faktörlerin başında
gelmektedir.


Arapça ve Türkçe farklı
dil ailelerinden gelmektedir.  Yapı bakımından da Arapça bükümlü,
Türkçe ise sondan eklemeli bir dildir. Böylece kolay veya zor dil diye bir olgu
bulunmamakta, farklı diller bulunmaktadır. Bu olgunun Arapça öğrenen öğrenciye
izah edilmesi gerekmektedir. Arap dili eğitimi veren kurumlarda, Arapça zor bir
derstir algısını başta eğitimcilerde sonra da öğrencilerde yenmek gerekiyor.


Not; Arap dili dâhil olmak üzere dillerin birer
iletişim aracı olduğu ve dillerin kutsanmazlığının söz konusu olamayacağı
noktasının altını çizmemiz gerekiyor. Diller; Allah’ın birer ayeti ve
birbirimiz tanımak içindir. Din dili ve iletişim dili olarak yabancı bir dil
eğitimi olarak Arapça eğitimi konusunda dikkatleri çekmek istedim.

---
Kaynak: [Mardin Life](https://www.mardinlife.com/kose-yazisi/arap-dili-egitimi)