# Asker Kaputu ( 1 )

> 

- Kaynak: Mardin Life
- URL: https://www.mardinlife.com/kose-yazisi/asker-kaputu--1-
- Dil: tr-TR
- Yayın tarihi: 2012-01-30T12:52:56+02:00
- Güncelleme: 2012-01-30T12:52:56+02:00
- Yazar: A. VAHAP OMUZLAR
- Kategori: KÖŞE YAZISI

                              MARDİN'DE SOKAKLAR İŞGAL ALTINDA 


    Üç sokağın altyapı kazım,boru döşeme,birleştirip kapatma ve 
bedenin son noktasıyla bütünleştiren işlevin koşulları aileleri 
hazırlıksız yakalayıp her birini varsa yakın akrabalarına birkaç 
haftalığına davetsiz misafir konumuna sokabiliyor Mardin'de altyapı 
çalışmalarının başıboşluğu,değer tanımazlığı.








    Lağım çamuruna dönüştürülen sokaklarımızın çalışma sırasında 
kırılan boru ya da aylarca akmayan suyun bağlanması için Mardin 
Belediyesi'ne yapılan dilekçeli başvurunun işleme konması,kendini ifade 
ederken galiba alınan emirler doğrultusunda :








    '' İhale bakanlıkça yapılmış,dilekçeye 'muhatap' ihaleyi alan Metal Şirketi'dir.''


    Cevabını veren,hakkını vermek gerekiyorsa sizleri 
dinleyip;Mardin Valiliği ile şirket arasında yapay çözümler üretmeye 
şartlandırılmış 'efendi' diyebileceğimiz insanlar bir bakıma emir kulu.


    Alternatif geçiş sokakları bırakmadan baskın kanallar açıp 
aylarca yüzüstü bırakıp hala bitirilemeyen bitirilmesi için ciddi bir 
'denetleme mekanizmasına' sahip olmayan bir yerel yönetimle karşı 
karşıyayız.



    Bunun da ''Antik Mardin'de kalmak yasak!'' anlamına geldiği anlaşılıyor yerel halklar için.
 Bu
 yasak sarmalında sokakların haline bakmayı 
düşünmeyen,rahatından,sıcacık konforundan taviz vermek istemeyen 
anlayışlarla bunca trilyonların 'hizmet karşılığı' olur 
beklentisinin denetimden yoksun,susuzluğa mahkum eden;her bir sokağı 
hallaç pamuğuna dönüştürülen elek misali delik-deşik şehiriçi-Yeniyol 
asfaltı ve devam edeceği sanılan etrafı açılan hendeklerle muhasara 
altında yasaklardan geçilemeyen bir şehir. O'nu da 
sizlerden,harcadığınız her kuruştan işkence çektirmeden 
'çağdaş standartlarda' hizmeti hak ettiğimizi belirtirken her daim 
gözümüz üstünüzde,nefesimiz ensenizde olacak.





    Kadim Mardin'de insana değer veren köklü 
kültürden nasibini alamayanların kulakları çekilirken (mesaj verilirken)
 yatırımları yapanlara 'kulağında küpe' olsun diye :





                                   '' Fetteyt iltezzeyt;/Ğemezt felest.''                     (Ekmeği doğrarsan lezzetini;/ Banarsan iflasını yaşarsın.)
 
   Ekmek doğramaktaki amaç 'yatırımı' doğru-dürüst sahiplenerek 
yapanların halkı hoşnut edeceğinden,yapılanlardan tad alınacağını;yok 
her sokaktan bir parça kazıp yüzüstü bırakarak sahiplenmeden 
trilyonlarla yapılan yatırımı kepçeyi toprağa adeta banarak da 
yapsan;iflasına davetiye çıkarırsın Kadim Mardin kültür değerlerine 
göre. 






 
                                     KİTAPLAR VE DERİN YASAKLAR         
 
    Olup-biteni,gerçekleri araştırıp öğrenmek/paylaşmak ve 
sorgulamak iktidarların tüm vaadlerine rağmen bunca yasak ve sansür 
alabildiğine sorun olmaya ve muhalif siyasetin sesini,düşünü,kitaplarını
 ve şiirlerini hedef almaya devam ediyor olması ister istemez bizleri 
biraz geçmişin egemenlerine ve yasaklarına yöneltiyor.






 
    M.Ö.220 Çin'de kral Ş.Huang ülkesinde halkın 
bilgilenmesini,karşısına dikilip hak aramasını,verilmeyince de isyan 
edeceğini önceden sezip baskı uygulamaya,mevcut kitapları 'yasak!' ilan 
edip toplamaya ve meydanlardaki halkın gözleri önünde yakmaya çalışması 
ne anlama geliyorsa;






 
    Mısır/İskenderiye'deki bir kütüphaneden bir milyona 
yakın kitabın arasındaki felsefe,fizik,matematik gibi bilimsel kitapları
 bile M.S.390 larda bir kilise piskoposu egemenin ateşinden kurtulamıyor
 bunca kitap ve Teo döneminde kutsal Tevrat haketmediğini alıyor yasakçı
 zihniyetlerden.






 
    Dili olsa da Moğolların 1729'da koca bir uygarlığı/geçmişi 
içeren 20-30 kütüphanenin param-parça edilen kitap sayfalarının 
boğulmasının çığlığını duyardık ta derinliklerinden Dicle'nin 'lal' 
dilinden.






 
    Roma'nın hemen hemen her döneminde İmparator,devlet/iktidar ve 
kilise düşüncesine muhalif ya da eleştiren/aykırı düşünülen 
kütüphanelerin kitapları meydanarda hem yakıldı hem de külleri 
savruldu derin yasaklarla.        






 
    Resmi tarihte hep geri kalmamızın nedenini matbaanın 
Osmanlı'ya sallana sallana geç gelişine bağlandığını 
okuduk/okuttuk-durduk.
 
    Dile kolay dört yüz yıllık hükümranlık Arapçayı kutsallaştırıp 
kitap basımının fetvalarda yasaklanmış olması Arap Dili ve Edebiyatına 
neler kaybettiğinin farkında mıyız?
 
    Osmanlının yasakları ile yalnızca Mısır değil tüm Arap 
halklarının dil ve edebiyatı yerinde saymak şöyle dursun,hep 
düşüşe geçmiş;İspanya'dan gelen sığınmacılarla taşınan teknolojiyle 
İbrahim Müteferrika'dan önce İstanbul 8-10 matbaaya kavuşturmuştu bile.  






 
    Buna rağmen ilk Türkçe kitabın İbrahim tarafından 1727'de 
basımının yapıldığını görüyoruz Osmanlı Devleti Aliyesi'nde ayrımcılık 
yaparak.
 
    Daha yakın bir tarihte Nazım Hikmet'in beş kitabından 835 
satırı yasaklı olurken;bir başka kitabı ''Sesini Kaybeden Şehir'' da/den
 payını almış oluyor yasaklar zihniyetinden.
 
    1940'lı yıllarda Rıfat Ilgaz'ın şiir kitabına ad olacak 'sınıf '
 sözcüğü ve birçok sözcük ''Halkçıyım!,laikim.'' diyen iktidarların çok 
yönlü saldırılarına hedef olurken;kitap kapağının rengi kırmızı olunca 
da altı ay mahkum oluyor Rıfat Ilgaz.






 
    Mektubunda iktidar ve Reis-i cumhur'u 'Sırça Köşk'ünü' 
eleştirdiği için ''Devlete başkaldırı!'' diye sınırda başına örülmedik 
çorap bırakılmayan Sabahattin Ali'ye,hayatıyla ödetiliyor.




 
    Ya Sait Faik Abasıyanık,o da ''Medar-ı Maişet'' romanındaki 
kahramanına dikkatinizi çekerim,roman kahramanına ''Eski asker kaputu 
giydirilmiş.'' diye 1944 lerde yasaklı oluyor. 


    Tarihte halkçı görünüp,günümüzde 
gelenekselleştirildiği için ülkemizde kimin iktidar olması pek de önemli
 görünmemekte;yasaklar tutuklama ve zindanlar doldurulup muktedir 
olmanın kompleksleri mi? diye düşündürmüyor değil.


    Yasakların gerekçeleri alt alta konulduğunda her
 yasağın birkaç mizah dergisi oluşturabilecek kadar komik kalıyor 
hafızalarda.
    Hatırlayabildiklerimizden :


    '' Bir zümrenin başka zümreler üzerinde hakimiyetini temin etmek gayesiyle halkı suça teşvik etmek.''
    '' Anayasa'yı tağyir,tebdil ve ilga etmek.''


     Anayasa'yı dama atıp kutsadıkları meclisi 
kapatarak,demokrasiyi rafa kaldıranların bu gerekçelerle hakkında 
göstermelik soruşturmalar yapılırken;demokrasi mücadelesinde yol aldığı 
için,düşünüp yazdığı ve çözüm ürettikleri için binlerce 
yazar/gazeteci/sendikacı tutuklanırken onlarcasının idamı ya da on 
binlercesinin 'faili bellide' ortadan kaldırıldığına tanık olmak,insan 
vicdanı/yüreği taşıyanlar için kolay olmasa gerek. 


   Devamında buluşmak üzere... 
              

---
Kaynak: [Mardin Life](https://www.mardinlife.com/kose-yazisi/asker-kaputu--1-)