# Aydın(lık) Sorunsalı

> 

- Kaynak: Mardin Life
- URL: https://www.mardinlife.com/kose-yazisi/aydinlik-sorunsali
- Dil: tr-TR
- Yayın tarihi: 2019-07-03T10:25:00+03:00
- Güncelleme: 2019-07-03T10:25:00+03:00
- Yazar: MUHAMMED DAĞ
- Kategori: KÖŞE YAZISI

 



Sorunsal
kavramı en kısa tanımıyla “kesin
olmayan” demektir. Üzerinde uzlaşı olmadığı için toplumsal kesimlerde
tartışılmaya devam etmektedir. “Aydın”
kavramı ise başta akademik çevreler olmak üzere sosyal, ekonomik ve politik
konulara “kafa yoran” herkesin sorguladığı/sorgulaması gerektiği bir kavramdır.
Bu bağlamda aydını, topluma “ışık
tutanlar” ve “ayna tutanlar”
olmak üzere ikiye ayırmak mümkündür. Gerek topluma ayna tutanlar olsun gerekse
ışık tutanlar olsun, ortak noktaları toplumun ilerlemesine katkı sunmaktır.
Toplumu ileri taşımak, kelimelerle ifade edildiğinde oldukça kolay
görünmektedir. Çünkü toplum ilerlemeye hazırdır ve toplumu oluşturan bireyler
de değişime ve gelişime hiçbir şekilde direnç göstermedikleri takdirde -çağın
koşulları göz önünde bulundurularak- değişim/gelişim gerçekleşir ( mi? )


 


“Devlet”, sahip olduğu bütün yönetim
araçlarını kullanarak toplumu ve bireyleri şekillendirdiği/şekillendirmek
istediği göz önüne alındığında bireylerin “temel
hak ve özgürlükleri” doğal olarak gündeme gelir. Tam da bu noktada
devlet-birey ilişkilerini düzenleyen “hukuk” kurallarının kimden yana tavır
aldığı önem kazanmaktadır. Burada “hak”
ve “güç” olmak üzere iki tarafın
olduğu görülmektedir. Hukuk’un haktan ve haklıdan yana olduğu/olması gerektiği
tartışmasızdır. Yönetim araçlarını elinde bulunduran devlet erk’inin “yönetişim
ilkeleri” ile “temel hak ve özgürlükleri” de dikkate alarak toplumun ve bireylerin
yararı için kullanmalıdır. Çünkü devlet, “insanların örgütlenmiş halidir” ve
büyük bir iş bölümünden aldığı gücü yine “kamu yararı” için kullanmak
durumundadır.


 


Devlet-birey
ilişkilerinde birey ve toplumdan daha doğrusu hukuktan yana tavır koyan
kişilerin aydın olarak tanımlanması yanlış olmaz. Aydınlar “çeşitli” araçlarla hukuktan, barıştan, demokratik ilkelerden, toplumdan
ve bireyden yana olduklarını ifade etmelidirler. Bunu yaparken “toplumcu anlayış”la hareket ederler.
Böylece toplumda “doğal lider”
olarak görülmeye başlarlar. Cesaret, erdem ve bilgi bakımından da donanımlı
olan aydın/doğal liderler her dönemde ve her toplumda yetişmişlerdir. Bu
kişilerin, toplum için yaptıkları fedakârlıklar onları geleceğe kahraman olarak
taşır. Örneğin Orta Çağ Almanya’sında kilisenin, devlet ve toplum üzerindeki
hegemonyasına karşı gelerek “din”in
bir “baskı” ve “sömürü aracı” olmaktan çıkmasına ön ayak olan teolog “Martin Luther”, duruşu ve görüşleriyle
toplumun aydınlanmasını sağlayan bir “aydın”dır. Onun kiliseye başkaldırışı ve “Birey ile tanrı arasına kimse giremez.”
deyişi başta Orta Çağ Almanya’sında olmak üzere tüm Avrupa’da “Reform”un başlangıcını oluşturur. Bu
hareket dünyada da özgür düşüncenin ve hümanizmin de başlangıç noktalarından
birini teşkil eder. Bu anlamda “insanlık”
-bence- Martin Luther’e şükran borçludur.


 


Aydın
kavramı içerisine gazeteci, sanatçı, akademisyen, yazar gibi entelektüel
birikime sahip olanların yanı sıra, sorunlara kafa yoran ve çözüm arayışında
olan kişileri de dahil etmek mümkündür. Daha doğrusu toplumu ileri taşıyacak,
onu aydınlatacak herkes aydın tanımının içerisinde yer alması da problem
değildir. Esas problem, aydın kavramından “teğet
bile geçemeyecek” kişilerin kendilerini aydın olarak lanse etmesi ve bundan
da “rant devşirmeye çalışması”, en
basit ifadesiyle “gayri ahlaki” bir
davranış biçimidir. Gerçek bir aydın, kendisini, toplumu oluşturan insanlardan “üstün” ya da “ayrıcalıklı” görmez ve görmemelidir. Toplumla bütünleşik, iç içe
ve toplumun bir parçası konumundadır. Bu nedenlerden dolayı aydın, sorunlara
duyarsız kal(a)maz, çözüm üretir ve daha da önemlisi çözümlerin hayata geçmesi
için mücadele eder. Mücadele etmeden, kıyıdan köşeden seyrederek aydın
olabileceğini düşünenlerin kanımca kendi kişilikleri ile ilgili sorunları
vardır ve bu kişilerin yani aydın adaylarının önce kendi sorunlarını çözmeye
çalışmaları, oldukça yerinde olacaktır. Emek, mücadele, bilgi birikimi, insana,
topluma ve doğaya davranışlarıyla duyarlılık göstermeyen kişi ya da kişiler,
düşüncelerini pratiğe dönüştüremedikleri sürece “aydıncı” olmaktan öteye geçemeyeceklerdir. Kaldı ki günümüzde
neredeyse herkes, her konuda bilgi ve fikir sahibidir.(!) Bu nedenle konuşmak,
düşündüklerini ifade etmek elbette önemlidir. Asıl önemli olanın düşündüklerini
hayata geçirebilmek ve bunun için mücadele etmek gerektiği unutulmamalıdır. 


 


Aydın’lık
için kimseden icazet yani diploma alınmasına gerek olmadığı bilinmektedir.
Dolayısıyla aydın’lığın bir sonuç değil bir süreç yani bir yolculuk olduğunu
ifade etmek mümkündür. Aydın, haksızlık karşısında haksızlığa uğrayanla
birlikte sesini yükseltir, haksızlığa karşı çıkar. Kendi sorunlarıyla
ilgilendiği kadar diğer bireylerin ve toplumun sorunlarına da aynı hassasiyetle
yaklaşmaya özen gösterir. Özellikle soruna yönelik çözümün konuşulduğu
platformda yapıcı ve uzlaşmacı bir dil kullanarak çözümün bir parçası olmaya gayret
eder. Bütün bu yazıların ışığında aydın sayısının fazlalığı ile orantılı olarak
sorunların çözümünün de kolay ve kalıcı olması beklenir. İnsanlık ailesi olarak
binlerce sorunla boğuşmamızın bir sebebi de çözümden yana olduğunu ifade edip
de aslında sorunun kaynağını teşkil eden aydın(!) insanlardır. Yine de
unutulmamalıdır ki bir tek “uyanık”,
milyonlarca uyuyanı uyandırabilmek için yeterli güce sahiptir. O güç ise “uyanık” olmasıdır.  Bu nedenle aydınlanmacılığa karşı olanlar “uyanık” olanların “uyuması” için ellerinden geleni yaparlar. Aydınlık bir yarına
uyanabilmek ve “uyanık kalabilmek” umuduyla
yitirdiğimiz, önemli değerlerimizden olan bütün aydınlarımızı saygıyla
anıyorum.

---
Kaynak: [Mardin Life](https://www.mardinlife.com/kose-yazisi/aydinlik-sorunsali)